T.C.
ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2025/93
KARAR NO : 2026/694
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 13/06/2024 (Karar)
NUMARASI : 2022/240 Esas, 2024/330 Karar
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 30/04/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ... ile davalı ...'in ... ... ... Kargo Şubesi'nin 01/.../2020 tarihi itibariyle devri için aralarında sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, müvekkili tarafından, .... ... ... Kargo Şube devri için anlaşılan miktar, kısmi ödemeler halinde gerek banka aracılığıyla, gerek elden teslim yoluyla ödenmeye başlandığını, ancak müvekkili ile davalının her ne kadar ... ... Kargo Şube'sinin devri konusunda aralarında sözlü olarak anlaşmış olsalar da, devir gerçekleşmediğini, taraflar arasında yapılan devre ilişkin olarak 16.11.2020 tarihinde 50.002,10 TL, 22...2020 tarihinde 100.026,25 TL, 29...2020 tarihinde 2.202.10TL olmak üzere toplam 152.231,00 TL ödeme yapıldığını, dekont açıklamalarında da bu ödemelerin ... Kargo ... Şubesi'nin devri için yapıldığının belirtildiğini, ancak şubeye özgülenen ve şube işlerinde kullanılan 2 adet aracın 20/01/2021 tarihinde davalı tarafından müvekkiline devredilmiş olup, söz konusu araçların piyasa ve satış bedellerinin 72.641,00 TL ve 20,000,00 TL olduğunu, araçlar halen daha müvekkilde olduğundan; bu bedellerin, müvekkilinin davalıya yapmış olduğu ödemelerden ve hak edişlerden düşülmesi gerektiğini, dava konusu kargo şubesi 01/.../2020 tarihi itibariyle fiilen müvekkili tarafından devralınmış ve şubenin genel merkeze, müşterilere olan sorumluluğunu müvekkilinin iş bu tarih itibari ile yerine getirmeye başladığını, kargo şubesinin genel müdürlükle olan anlaşması gereğince, şubenin genel müdürlükten, aylık olarak belli bir miktarda hak ediş almakta, şubeye ilişkin maaş ödemeleri ve diğer tüm giderler bu hak ediş ödemesi içerisinden yapıldığını, giderler ödendikten sonra kalan bakiye kargo şubesinin karını ifade ettiğini, müvekkilinin şubenin fiili devrini alması nedeniyle 2020/... ve 2021/.... ay personel maaş ödemelerini ek de sunulan dekontlardan da anlaşılacağı üzere kendi hesabından ödediğini, ancak bu aylara ilişkin hak edişleri genel müdürlük, resmi devir olmadığı için davalıya ödediğini, davalının hiçbir masraf yapmadığı gibi bu iki aylık hak edişlerinin de müvekkiline ödemediğini, bu nedenle müvekkilinin kendi hesabından yapmış olduğu toplamda 26.490,00 TL maaş ödemeleri nedeniyle de alacaklı hale geldiğini, bu hususun teyidi için ... Kargo Genel Müdürlüğü'ne yazı yazılarak, .../2020, .../2021 ve devam eden aylara ilişkin hak edişlerinin miktarlarını, bu hak edişlerin ödemesinin kime yapıldığını ve davalının bu tarihlere ilişkin müvekkiline bir ödeme yapıp yapmadığı sorulduğunda talebin haklılığının anlaşılacağını, müvekkilinin devir işlemi için tüm yükümlülüklerini yerine getirmesine rağmen davalının dava konusu şubeyi devretmemesi nedeniyle hem 2020/.... ay ve 2021/.... ay olmak üzere takip eden aylara ilişkin de hak ediş miktarlarındaki net kardan payını alamadığını, müvekkilinin tüm mali hesabını bu devir ve karlar üzerine inşa ettiğini, yine ... Kargo genel merkezine yazı yazılarak 2021/.... ay ve dava tarihine kadar devam eden aylara ilişkin hak ediş miktarları celp edilerek müvekkilinin kargo şubesi devredildiğinde dava tarihine kadar oluşacak olası karın hesaplanarak faiziyle birlikte müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu nedenlerle müvekkilinin ... Kargo ... Şubesi'nin devir alımı için yapmış olduğu 59.559,00 TL tutar ile (müvekkile devredilen araç bedelleri düşüldükten sonra kalan) (fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile), işçi ücretleri için ödemiş olduğu toplam 26,489.00 TL (fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile) ve 100 TL hak ediş bedelinden müvekkilin yoksun kaldığı kar (.../2020 ve devam eden aylarda yoksun kalınan her aya ilişkin karın, dava tarihine kadar işleyecek faizinin ayrı ayrı hesaplanarak), (fazlaya ilişkin talep ve dava hakkının saklı kalması kaydı ile, net olarak belirlendiğinde artırılmak üzere) olmak üzere toplamı da 86.148,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP :
Davalı cevap dilekçesinde özetle; davacı yan ile müvekkilinin ... ili ... ilçesi ... Kargo ... şubesinde bulunan malzeme ve taşıma işinde kullanılan araçların devri için anlaşmış bulunduklarını, müvekkilinin kargo şubesi yetkisini devretme gibi bir yetkisi bulunmayıp şubenin resmi devri için anlaşmalarının da bulunmadığını, davacı yanın dava dilekçesinin 2'nci paragrafında araçların devrini müvekkilden bu iş için almış olduğunu ikrar ettiğini, esas da sebepsiz yere zenginleşen davacı yan olduğunu, davacının dava konusu iş ile ilgili yapmış olduğu ödemelerin dekont içeriğinde yazıldığını, dekont içeriğinde bu işe ait olmayan herhangi bir dekont ve belgeyi kabul etmediklerini, davacının müvekkili ile anlaşmış ve kısmi ödeme yapmış, buna karşın piyasa değeri yüksek olan iki adet aracın tescilini üzerine aldığını, hal böyleyken davacı yanın kötü niyetli olarak iş bu davayı açarak nedensiz yere daha fazla zenginleşme saiki güttüğünü, iki adet aracın toplam rayiç bedelinin davacı yanın iddia etmiş olduğu gibi 92.641,00 TL olmadığını, davacının müvekkiline borcu bulunduğunu, açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda;"Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı vekili müvekkili ile davalı arasında ... Kargo Erzurum ... Şubesinin 01...2020 tarihi itibariyle devri için sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, buna ilişkin davalıya 152.231,00TL ödeme yapıldığını, şubeye özgülenen iki adet aracın müvekkile devredildiğini, kargo şubesinin fiilen devralınması nedeniyle 2020/... ve 2021/.... ay personel maaşlarının müvekkili tarafından yatırıldığını, resmi devir olmadığı için ... Kargo tarafından hakedişlerin müvekkile ödenmediğini müvekkilinin bu gelirden de mahrum kaldığını ileri sürerek, müvekkilinin ... Kargo ... Şubesi'nin devir alımı için yapmış olduğu 59.559,00 TL tutar ile (müvekkiline devredilen araç bedelleri düşüldükten sonra kalan) (fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalması kaydı ile şimdilik), işçi ücretleri için ödemiş olduğu toplam 26,489.00 TL ve 100 TL hak ediş bedelinden müvekkilin yoksun kaldığı kar olmak üzere toplam 86.148,00 TL'nin, dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin davacı ile kargo şubesinde bulunan malzeme ve taşıma işinde kullanılan araçların devri için anlaşıldığını, müvekkilinin kargo şubesini devretme gibi bir yetkisinin bulunmadığını, şubenin resmi devri için anlaşmalarının bulunmadığını, iki adet araç nedeniyle kısmi ödeme yapıldığını, davacının müvekkiline borcunun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Taraflar arasında şube devrine ilişkin herhangi yazılı sözleşme veya belge sunulmamıştır. Mahkememizce ... Kargo Lojistik ve Dağıtım Hizmetleri A.Ş.'ye müzekkere yazılmış gelen yazı cevabında ...'in kendi rızasıyla acenteliğinin 26.02.2021 tarihinde sona erdirildiği, taraflar arasında imzalanan acentelik sözleşmesinin ek protokolü uyarınca acentenin devir temlik yetkisinin bulunmadığı bildirilmiştir. Davacı tarafından davalıya gönderilen 100.026,25TLnin havale dekontunda şube devir alım kısmi ödeme açıklaması bulunmaktadır.
Türk Ticaret Kanunu 11/3 maddesinde; Ticari işletme, içerdiği malvarlığı unsurlarının devri için zorunlu tasarruf işlemlerinin ayrı ayrı yapılmasına gerek olmaksızın bir bütün hâlinde devredilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir. Aksi öngörülmemişse, devir sözleşmesinin duran malvarlığını, işletme değerini, kiracılık hakkını, ticaret unvanı ile diğer fikrî mülkiyet haklarını ve sürekli olarak işletmeye özgülenen malvarlığı unsurlarını içerdiği kabul olunur. Bu devir sözleşmesiyle ticari işletmeyi bir bütün hâlinde konu alan diğer sözleşmeler yazılı olarak yapılır, ticaret siciline tescil ve ilan edilir.
Türk Ticaret Kanunu 40/3 maddesinde; Merkezi Türkiye’de bulunan ticari işletmelerin şubeleri de bulundukları yerin ticaret siciline tescil ve ilan olunur. Ticaret unvanına ve imza örneklerine ilişkin birinci ve ikinci fıkra hükümleri bu işletmelere de uygulanır. Kanunda aksine hüküm bulunmadıkça merkezin bağlı olduğu sicile geçirilen kayıtlar şubenin bağlı bulunduğu sicile de tescil olunur. Ancak, bu hususta şubenin bulunduğu yer sicil müdürlüğünün ayrı bir inceleme zorunluluğu yoktur.
Türk Ticaret Kanunu 48/1 maddesinde; Her şube, kendi merkezinin ticaret unvanını, şube olduğunu belirterek kullanmak zorundadır. Bu unvana şube ile ilgili ekler yapılabilir.
(2) 41 ve 45 inci maddeler şubenin ticaret unvanı hakkında da uygulanır.
(3) Merkezi yabancı ülkede bulunan bir işletmenin Türkiye’deki şubesinin ticaret unvanında, merkezin ve şubenin bulunduğu yerlerin ve şube olduğunun gösterilmesi şarttır.
Türk Ticaret Kanunu bir ticari işletmenin devrini yazılı şekil şartına bağlamıştır, davacı şube devrine ilişkin yazılı sözleşme sunmadığı gibi davalının şube devri için yetkisinin de bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle geçerli bir devir bulunmadığından davacının talebi mahkememizce Türk Borçlar Kanunun 77. Maddesi kapsamında sebepsiz zenginleşme olarak değerlendirilmiş, davacının şube devir alımı için yapılan ödemenin iadesi kapsamında kalan 59.559,00TL yönünden davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacının talep etmiş olduğu işçi ücretleri ödemeleri dosyadaki dekontlardan anlaşılacağı üzere davalıya yapılmamış, farklı kişilere gönderilen havaleler niteliğinde olduğundan, davacının havale edilen şahıslara dava hakkı bulunduğu da gözetilerek bu ödemeler yönünden davanın reddine karar verilmiş, geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığından" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile; 59.590,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazla istemin reddine, karar vermiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın tümden kabulünün gerektiğini, müvekkilinin davalının sahibi olduğu şubenin devri için davalıya bir takım ödemeler yaptığını, dekontlardan da şubenin devri için paranın gönderildiğinin belirtildiğini, davalının bir itirazı olmadığını, bu hususun başlı başına taraflar arasındaki şube devrine ilişkin yazılı bir anlaşma niteliğinde olduğunu, mahkemenin yeterli inceleme yapmadan karar verildiğini, müvekkilinin ödeme yaptığı işçilerin davalı işçileri olup bu şahısların beyanlarının tanık sıfatıyla başvurulmadığını, yine geçerli bir devir sözleşmesi bulunmadığından yoksun kalınan kar talebinin reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin davacı tarafın beyanlarını esas alarak yargılama yapıp hüküm kurduğunu, ancak iddia edilen taleplere ilişin yasal şartların gerçekleşmediğini, davacının iddia etmiş olduğu gibi şekil şartlarına uyularak hazırlanmış bir sözleşme bulunmadığını, davacı ile müvekkilinin sadece... İli ... İlçesi ... Kargo ... Şubesinde bulunan malzeme ve taşıma işinde kullanılan araçların devri için anlaştıklarını, müvekkilinin kargo şubesini devretme gibi bir yetkisinin olmadığını, böyle bir anlaşma yapabilmelerine de olanak bulunmadığını, müvekkilinin aldığı bedelin davacıya teslim ettiği şubede bulunan araçlar vesaire için olduğunu, davacının da araçların devrini aldığını ikrar ettiğini, tarafların araçlara ilişkin yapmış olduğu anlaşmada asıl sebepsiz zenginleşenin davacı olduğunu, iki adet aracın toplam rayiç değerinin 92.641,00-TL olmadığını, bilirkişi raporunda hiç bir araştırma ve değerlendirme yapılmaksızın araç bedellerinin davacının belirtmiş olduğu rakamlar üzerinden hesaplandığını, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, davacı yanın sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandığını, şayet sebepsiz zenginleşme hükümleri uygulanacaksa davacının almış olduğu araçları ve kargo şirketinde o dönem bulunan menkulleri iade etmek zorunda olduğunu, davacının müvekkiline borcu olup kötü niyetli olarak huzurdaki davayı ikame ettiğini, davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, geçersiz sözleşmeden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ve davalı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, davacı tarafın davalının acentesi olduğu ... Kargo ... Şubesinin devri konusunda anlaştıklarını iddia ettiği, davalının ise kargo şubesinin içinde bulunan menkul mal ve araçların devri konusunda anlaştıklarını savunduğu, taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmadığı, ... Kargo acentesi olan davalının acenteliği devir yetkisinin bulunmadığı, dosyada mevcut araç satış sözleşmeleri uyarınca .... plakalı aracın 20.000,00 TL bedelle, ... plakalı aracın 72.641,00 TL bedelle davalı tarafından davacıya devredildiği, söz konusu devir işlemi Noter Satış Senedi ile gerçekleştirilmiş olup, bedelin sözleşmede belirlenen bedelden daha yüksek olduğu yönündeki iddianın davalı tarafça aynı nitelikte başka bir belge ile ispatlanamadığı, menkul malların teslimi konusunda da bir belge bulunmadığı, davacı tarafça davalıya devir adıyla yapılan ödemelerden araç satış bedelleri düşüldükten sonra bakiye kalan kısım yönünden davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, mahrum kalınan kar talebinin müspet zarar kavramı içerisinde olup, taraflar arasında geçerli bir sözleşme bulunmadığı, TBK'nun 77,79 maddeleri gereğince geçersiz sözleşme gereğince iadenin kapsamının tarafların sözleşme kapsamında aldıklarını iade ile sınırlı olduğu ayrıca yoksun kalınan karın istenemeyeceği anlaşıldığından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Başvuru sırasında peşin alınan harcın mahsubu ile bakiye 304,40-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 4.070,59-TL karar harcından peşin alınan 1.020,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 3.050,59-TL harcın davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
4-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan taraflarca bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
6-Karar tebliği, kesinleştirme, harç ve gider avansı iadesi/ikmaline ilişkin işlemlerin mahal mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 30/04/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.