Yukarıda açık kimliği ve atılı suçu yazılı sanıklar hakkında Dairemizce yapılan duruşmalı istinaf incelemesi sonunda;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
İDDİA: Sanıklar ........., ......... hakkında Bingöl Cumhuriyet Başsavcılığının 16/04/2010 tarih ve 2010/440 Esas sayılı iddianamesi ile sanıklardan .........'ın 07/10/2004-19/10/2006 tarihleri arasında, diğer sanık .........'ın ise 27/10/2006-25/08/2008 tarihleri arasında Bingöl İli ......... İlçesi Kaymakamı olarak görev yaptıkları, sanıkların görevli oldukları dönem içerisinde aynı zamanda Mütevelli Heyeti Başkanı oldukları ......... İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında yapılan bir kısım işlemlerde usulsüzlükler bulunduğunun denetimler sonucunda tespit edildiği, bu cümleden olarak; 1) Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişlerince ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında yapılan denetim esnasında Vakıf Başkanı ......... ve üye .........'in imzalarını taşıyan ikinci bir karar defteri tespit edildiği, Vakıf Sekreteri tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişlerine ibraz edilen söz konusu defter ile denetime esas alınan asıl karar defteri arasında farklılıklar bulunduğu ve kararlara eklenti yapıldığı, söz konusu ikinci karar defterinde, Vakıfça kullanılan asıl karar defterinde yer verilmeyen, toplam 41.340,00 TL tutarında 290 adet ödeme kararı aldığı, dönemin ......... İlçesi SYDV Mütevelli Heyet Başkanı olan sanık .........'ın Vakıfça kullanılan esas karar defteri dışında, bu karar defterinden çeşitli farklılıklar içeren ve mütevelli heyetinin bilgisi dışında düzenlenen söz konusu ikinci karar defterindeki kararları imzalamak suretiyle Vakfın zararına sebebiyet verdiği; 2) Mütevelli heyet üyeleri ........., ........., ......... ve .........'in Vakıf karar defterinde bulunan imzalarının bir kısmının kendilerince atılmadığı halde atılmış gibi gösterildiği ve yine bazı muhtaç kişilere Vakıf tarafından ödeme yapılmadığı halde ödeme yapılmış gibi imzalarının alındığı, bu imzaların kimlere ait olduğunun bilinmediği, dönemin ......... İlçesi SYDV Mütevelli Heyet Başkanları olan sanıkler ......... ve .........'ın gerek Vakıf karar defterinde bazı mütevelli heyeti üyeleri adlarına atılan imzaların kendilerine ait olmaması, dolayısıyla karar defterinde gerçeğe aykırı düzenlemelerin yapılması; gerekse SYD Vakfınca yardım yapılan kişilerin söz konusu yardımları almadıkları gibi, ödeme makbuzlarında adlarına atılan imzaların da kendilerine ait olmaması hususlarında kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirmeyerek kişilerin mağduriyetine ve Vakfın zararına sebebiyet verdikleri; 3) Vakfa ait yevmiye defteri ve defteri kebir defterinin onaysız ve muhasebe standartlarına uygun tutulmadığı, verilen yevmiye numaraları ile muhasebe fişleri üzerinde belirtilen yevmiye numaralarında mükerrerlik olduğu, muhasebe fişlerinde belirtilen tutarlar ile ekinde bulunan belgelerdeki toplamların mutabık olmadığı, muhasebe fişi ekinde bulunan ödeme makbuzlarında ödemenin dayanağını oluşturan mütevelli heyet kararı tarih ve sayısına yer verilmediği, ödenen tutarların mütevelli heyet kararları ile farklılıklar içerdiği, muhasebe işlemlerinde yer verilen bu noksanlık, düzensizlik ve yanlışlıklar sonucunda Vakfın banka hesabına ait ekstre ile bankadan alınarak Vakıf kasasına girdiği belirlenen tutarlar ve kasadan yapılan ödemelere ait düzenlenen ödeme makbuzlarının karşılaştırılması neticesinde, 25/08/2008 tarihi itibariyle toplam 49.775,36 YTL lik harcamanın belgelendirilemediği, Vakfa ait ödemelerin Vakıf Sekreteri ......... tarafından gerçekleştirildiği, Vakıf adına banka şubesi aracılığıyla ödendiği belirtilen ancak Vakıf muhasebesine yansıtılmayan, 2005 yılında 20.033,69 YTL, 2006 yılında 15.283,67 YTL, 2007 yılında 11.948,78 YTL ve 2008 yılında (25/08/2008 tarihi itibariyle) 32.947,68 YTL tutarında ödemenin yapıldığının banka ekstrelerinin incelenmesi neticesinde anlaşıldığı; ancak bahse konu ödemelere ilişkin ödeme talimatı dışında yapılan ödemelerin mal yada hizmet alımı veya yardım niteliğini ortaya koyan hiçbir belgenin bulunmadığı ve bu ödemelerin Vakıf muhasebe kayıtlarında da yer almadığı, dönemin ......... İlçesi SYDV Mütevelli Heyet Başkanları olan sanıklar ......... ve .........'ın gerek Vakıfın banka hesabından çekilerek Vakfın kasasına konan ve 25/08/2008 tarihi itibariyle Vakfın kasasında bulunması gereken 49.775,36 YTL nin mevcut olmaması ile ilgili sorumlu olan Vakfın Sekreteri tarafından açıklama getirilememesi, gerekse Vakfın banka kayıtlarında ödendiği anlaşılmakla birlikte belgelendirilemeyen toplam 80.213,82 YTL lik ödeme hususunda söz konusu sarfların yapılmasına dair kararlara imza atmakla birlikte gereken kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirmeyerek Vakfın zararına sebebiyet verdikleri; 4) 10/05/2007 tarih ve 7 nolu mütevelli heyet kararında .........'e 5.000,00 TL barınma yardımına ilişkin yardım kararının karar defterine mütevelli heyet üyelerinin bilgisi dışında sonradan ilave edildiği ve yapılan yardıma ilişkin gerek muhasebe kaydının gerekse temin edilen malzeme ve hizmete ait sarf belgesinin mevcut olmadığı, dönemin SYDV Mütevelli Heyet Başkanı olan sanık .........'ın bu hususla ilgili gereken kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirmeyerek Vakfın zararına sebebiyet verdiği; bu suretle sanıkların atılı suçları işledikleri yapılan soruşturmadan ve toplanan delillerden anlaşıldığından; Delillerin değerlendirilmesi mahkemeye ait olmak üzere, sanıkların yargılamalarının mahkemenizde yapılarak eylemlerine uyan ve yukarıda gösterilen sevk maddeleri uyarınca ayrı ayrı cezalandırılmalarına, sanıkların TCK'nun 53/1 maddesinde belirtilen haklardan yoksun bırakılmalarına karar verilmesi iddiasıyla Bingöl ". Ağır Ceza Mahkemesine kamu davası açılmış, dava dosyası 2010/98 Esas sırasına kaydedilmiştir.
Karlıova Cumhuriyet Başsavcılığının 05/04/2010 tarih ve 2010/114 Esas sayılı iddianamesi ile Karlıova Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, yapılan yargılama sonucunda Karlıova Asliye Ceza Mahkemesinin 12/08/2010 tarih ve 2010/30 Esas - 2010/89 karar sayılı ilamı ile Görevsizlik Kararı verilerek sanık ......... yönünden iş bu dosyanın birleştirildiği,
Karlıova Cumhuriyet Başsavcılığının 05/04/2010 tarih ve 2010/113 Esas sayılı iddianamesi ile Karlıova Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Karlıova Asliye Ceza Mahkemesinin 12/08/2010 tarih ve 2010/31 Esas - 2010/90 karar sayılı ilamı ile Görevsizlik Kararı verilerek sanıklar ......... ve ......... yönünden iş bu dosyanın birleştirildiği,
Karlıova Cumhuriyet Başsavcılığının 18/01/2011 tarih ve 2011/27 Esas sayılı iddianamesi ile Karlıova Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Karlıova Asliye Ceza Mahkemesinin 08/03/2011 tarih ve 2011/20 Esas - 2011/35 karar sayılı ilamı ile Görevsizlik Kararı verilerek sanık ......... yönünden iş bu dosyanın birleştirildiği,
Karlıova Cumhuriyet Başsavcılığının 10/04/2014 tarih ve 2014/63 Esas sayılı iddianamesi ile Karlıova Asliye Ceza Mahkemesine kamu davası açıldığı, Karlıova Asliye Ceza Mahkemesinin 27/01/2015 tarih ve 2014/66 Esas - 2015/21 Karar sayılı ilamı ile Görevsizlik Kararı verilerek sanık ......... yönünden iş bu dosyanın birleştirildiği anlaşılmıştır.
Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılaması sonucunda 16/01/2017 tarih ve 2010/98 Esas, 2017/8 Karar sayılı ilamı ile sanık ........., ........., .........'ın mahkumiyetine, sanık ......... ve .........'nin beraatine karar verildiği, verilen hükmün Katılan ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfı vekili, sanık ......... müdafi, sanık ......... müdafi, sanık ......... müdafi, sanık ......... tarafından istinafı üzerine yapılan inceleme sonucunda Dairemizin 11/04/2017 tarih ve 2017/402 Esas ve 2017/405 Karar sayılı ilamı ile sanıklar ......... ve ......... hakkında görevi kötüye kullanma suçundan dosyanın tefrik edilerek davanın yeniden görülmesine ve yeniden esasa kaydedilmesine karar verilmiş ve dava Dairemizin 2017/689 Esas sırasına kaydedilmiştir.
Bingöl 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılamada;
Sanık ......... 10/06/2010 tarihli duruşmada alınan savunmasında; "Ben bu hususta daha önce Gökçebey CBS de verdiğim ifademi ekli sunduğum yazılı savunma dilekçemi aynen tekrar ederim, ben 2005 yılında Yozgat ili Yenifakılı ilçesinde asil kaymakamlığa başladım burada 1 yıl görev yaptıktan sonra ......... ilçesine tayin oldum, 2006 yılı Ekim ayı ila 2008 yılı Ağustos ayı arasında ......... ilçe kaymakamı olarak görev yaptım, görev yaptığım bu ilçe küçük bir ilçe olmasına rağmen Terör olayları nedeni ile büyük sıkıntıları olan bir ilçe idi bu sebeple başkaca sıkıntılarımız vardı, Vakıf toplantılarını müteveli heyeti ile yaptıktan sonra toplantıda aldığımız kararları o dönem vakıf sekreteri olup sonradan Vakıf müdürlüğü yapan ......... tarafından karar defterine işlenirdi, karar defterine yazma işlemi tamamlandıktan sonra öncelikle vakıf müteveli heyeti üyeleri tarafından sonrasında da benim tarafından imzalanırdı ancak bazende heyet üyeleri ilçe dışında olduğundan onlardan önce benim imzaladığım olmuştur alınan kararlar uyarınca ilgili vatandaşlar kaymakamlığa uğradıkça hakkında yardım kararı alınan vatandaşlara ödeme makbuzu mukabilinde ödeme yapılırdı, ödeme yapılmadan önce ilgili makbuzu önce yardımı alan vatandaş akabinde vakıf sekreteri ......... sonrasında da ben imzalardım, bu şekilde vakıf sekreteri tarafından ödeme vatandaşa yapılırdı, ......... ilçesinde banka olmadığından dolayı Karlıova ilçesindeki bankadan hem maaşlarımızı ve hemde vakıf parası ......... isimli kişi tarafından çekilerek vakıfdaki bir kasaya konur buradan ödeme yapılırdı, ......... ilçesindeki görevimin bitmesine bir gün kala vakıf sekreteri ......... vakıf defterinin çok yıprandığını bu sebeple yeni defter oluşturduğunu söyleyerek defteri imzalamamı benden istedi ben de eski defterin nerede olduğunu sorduğumda yıprandığı için yırtıp yaktığını bana söyledi, bunun üzerine ben de bir daha Bingöle gelmemim güçlüğü karşısında yeni oluşturulan karar defterini imzaladım, üyelerin de imzalarının tamamlatılmasını söyledim bu konuşma yapılırken yanımda korumalığımı yapan ......... isimli jandarma uzman çavuş arkadaş da vardı, ayrıca ben görev yaptığım süre içerisinde müteveli heyet üyelerinden hiç birisi kendi imzalarının yerine başka imzaların atıldığı söylenmediği ve böyle bir şikayet olmadığı için bu hususu araştırmadım ben sadece imzaların olup olmadığına bakıyordum aidiyet tespiti yapmam söz konusu değildi, vakıf müfetişlerince sonradan yapılan denetimlerde bu husus ortaya çıkmıştır ayrıca vakıf defterlerinin muhasebe standartlarına uygun tutulmaması olayında da vakıf sekreteri ......... yaklaşık 12 yıldır bu görevi yaptığı için ona güveniyor, inanıyordum, ilçede ve kaymakamlıkta muhasebe teknik konularını bilen yeterli ve deneyimli personel de yoktu, bazı aksaklıkların olması bu sebeple normaldir, ayrıca imam çelik olayında da herhangi bir hatam yoktur, bizler görev yaptığımız kurumlarda bir noktaya kadar kendi personelimize güvenmek ve inanmak durumundayız, sekreter ......... 12 yıldır bu görevi yaptığı için herhangi bir art niyet davranışını görmediğimden ona güvendim, kesinlikle görevi kötüye kullanma ve ihmal kastı ile hareket etmedim beraatimi talep ederim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ......... 05/06/2014 tarihli duruşmada alınan savunmasında; "Ben 2007 ve 2008 yıllarında ......... kaymakamlığı yaptım, o dönem vakıf sekreterliği yapan ......... bizden habersizce vakıf defterinde bir takım usulsüzlükler yapmış, imzalar taklit etmiş, defter değiştirmiş ve haksız ödemeler gerçekleştirmiştir, o dönem herhangi bir banka yoktu, vakfa gelen paralar .........'in yedindeydi, kendisi muhasib görevi yapıyordu, önceki dönem de yapılan usulsüzlükler bilgim dışında benim dönemimde de yapılmış, biz tüm denetim görevlerimizi yerine getirmemize rağmen tespit edemedik, fakat bilerek herhangi bir usulsüzlük yapmadık, haksız ödeme gerçekleştirmedik, mütevelli heyeti olarak toplanıp kararlarımızı toplantıda alıyorduk ve yardımlar kararlara istinaden yapılıyordu, istisnasız bir şekilde toplantılarımı yaptım, mütevelli heyeti üyeleri ile astlık üstlük ilişkim yoktur, benim de sadece bir oyum vardır, toplantıda kararlar oy çokluğuyla alınır, benim bu olayda herhangi bir kusurum yoktur, beraatimi talep ediyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ......... alınan savunmasında; "Ben 2004 yılı Eylül ayı ile 2006 yılı Ekim ayı arasında ......... ilçesi kaymakamı olarak görev yaptım, aynı dönemlerde bu görevin icabı ile bu ilçe sosyal yardımlaşma ve dayanışma vakfı başkanı olarak görev yaptım, bu vakıf özel hukuk hükümlerine tabi bir vakıftı, düzenli olarak toplantılarımızı yapar, ilgili kararlarımızı alırız, kararlar alındıktan sonra yazım süreci olduğu için vakıf sekreteri bu kararları karar defterine yazar ve bilahare önce üyeler sonra benim tarafımdan karar defteri imzalanırdı, ancak istisnai bazı durumlarda ilgili üyelerin bulunamaması ya da izinde olmaları durumunda önce benim imza attığımda olmuştur, görev yaptığım 2006 yılı Mart ayında mal müdürlüğü görevlilerine vakfın hesaplarını incelettirmiş ve hesaplarda herhangi bir yanlışlık olmadığını tespit ettirmiştim, ancak müfettiş incelemesi sırasında bu denetim tutanağına ve akabinde düzenlenen mal müdürlüğü raporuna ulaşılamadığı bana bildirildi, ancak böyle bir denetimi yaptırmıştım, bununla ilgili tanıklar da dinlettirebiliriz, vakıf muhasebe kayıtlarını incelemek teknik bir konu olduğu için benim bizzat kontrol etmem mümkün değildir, ayrıca her ne kadar iddianamede bazı şahısların imzalarının kendilerine ait olmadığı belirtilmiş ise de kanaatimce bu kararlar ve defter sonradan düzenlenerek ilgili kişilerin yerlerine sahte imzalar atılmış olabilir, bu sahte imzaların olduğu belirtilen defterdeki ilgili sayfalardaki benim adıma atılan imzaların da bana ait olup olmadığını bilmiyorum, zira bu imzalar bana gösterilmedi, suçlamaları kabul etmiyorum, ayrıca benim görev yaptığım dönemde ......... hakkında usulsüzlük nedeniyle herhangi bir soruşturma yapılmış değildir, ancak 2005 yılında ......... SYDV de yapılan Vakıflar Genel Müdürlüğü denetimi neticesinde vakıf kayıtlarındaki bir takım eksikliklerin giderilmesi için hazırlanan rapor vakfa 2006 yılında gönderilmiş, ancak bu rapor ilgili personel tarafından benden gizlenmiş, ancak 13.02.2006 tarihinde sanki bu evrakı vakıf bürosuna görerek havale etmişim gibi adıma imza atılmıştır, bu belge ve raporu dosyaya ibraz ediyorum, bu denetim raporunu vakıf sekreteri olan ve daha sonra da vakıf müdürü olan ......... isimli kişiden başkası gizlemiş olamaz, suçlamaları kabul etmiyorum beraatimi talep ederim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma vakfı vekili, sanık ......... müdafi ve sanık ......... müdafinin İstinaf istemi üzerine Dairemizce yapılan incelemede;
Ön inceleme sırasında istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmayıp giderilmesi gerekli başkaca bir eksiklik de görülmediğinden esas hakkındaki incelemeye geçildiği,
Esas hakkındaki inceleme sırasında ise, 5271 sayılı CMK'nın 280/1-b maddesi kapsamı dışında kalan bir hukuka aykırılık bulunduğunun değerlendirildiği ve bu aykırılığın ancak yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına varıldığı gözetilerek, istinaf nedenlerine uygun olarak 5271 sayılı Kanunun 280/1-c maddesi uyarınca sanıklar ......... ve ......... hakkında davanın yeniden görülmesine ve duruşma açılmasına karar verildiği,
Sanık .........'ın duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesinde alınan savunmasında: "Ben bu hususta daha önce önce savunma yapmıştım. Önceki savunmalarım doğrudur. Ancak ilk derece mahkemesince savunma hakkım kısıtlandı, yeterince savunma yapamadım.......... ilçesi benim ikinci görev yerimdi, yolu olmayan bir ilçeydi. Banka şubesi olmayan bir yerdi, Zor şartlar altında görev yapıyorduk. Banka şubesi olmadığından zaten bu olaylar olur. 2 tane ilkokul, 1 tane de lise mezunu görev yapıyordu. Ben göreve atandığımda çok düzensizdi. Bir muhasebe programı satın aldık. Personeli eğitime gönderdik. Ben bu olayda bir ihmalin olmadığını düşünüyorum. O şartlarda yapılacak en iyi şekilde görevimi yaptığımı düşünüyorum. Mesleki kariyerimde parlak olduğum için kasıtlı olarak bu işlemler yapıldı. Ben daha önce aynı mahkemede bundan basit suçlamalardan dolayı da yargılanıp beraat ettim. Ben yargılama sırasında defalarca tanık dinleTmek istedim, ancak tanıklarım dinlenmedi. Ben her yıl düzenli olarak tahlilat denetimi yapıyordum. Görevden ayrılmadan önce de yaptım. Görevlendirme yazım var ancak denetleme raporum yok. Bir şekilde yok edilmiş. Ben bu hususta tanık dinletmek istiyordum. Evraklarda bir çok imza sahte çıktı. Ben de bazı imzaların bana ait olup olmadığı hususunda şüpheye düştüm. Onların da incelenmesini istiyorum, dedim. Ancak mahkeme herhangi bir işlem yapmadı. Benim görev yaptığım dönem içerisinde banka talimatları ile ödemelerin yapıldığı belirtilmiştir. Ben oradan ayrıldığım için onlara ulaşma imkanım olmadı. Ben mahkemeden bankaya müzekkere yazılarak söz konusu ödemelerin kimlere yapıldığının araştırılmasını istedim, ancak bu da yapılmadı. Eğer bu yapılsa idi, yapılan ödemelerin vakfın tüzüğü gereği yapılan ödemeler olduğu ve kamu zararının olmadığı görülecekti. Bilirkişi raporunda kamu zararı olarak belirtilen miktar çok fazladır. Zaten orası küçük bir ilçeydi. Yaptığımız yardımların tamamı kamu zararı olarak gösterilmiştir. Teknik olarak bu mümkün değildir. Muhasebe kayıtlarının noksanlığı kamu zararı olarak gösterilmiştir. Muhasebe kayıtlarının noksanlığı idari bir husustur. Ben orada görev yaptığım süre içerisinde Vakıflar Bölge Müdürlüğü tarafından denetim yapıldı. Oradan bazı noksanlıklarını belirten rapor gönderilmiş. Ancak o rapor bana görevli ......... tarafından gösterilmedi. Orada benim adıma atılmış bir imza vardı. Ancak o imza bana ait değildir. Aslında ben şikayet edilmedim. Benden sonraki kaymakam şikayet edildi. Ancak o işlemler incelenirken benim adım görüldüğünden kasıtlı olarak benim görev yaptığım dönemin ortasından başlanarak inceleme yapıldı. Bilirkişi raporlarında ve tüm belgelerde imzada sahtecilik, özel belgede sahtecilik, ikinci karar defteri oluşturma eylemlerinin benim ve diğer sanık .........'ın döneminde yapıldığı belirtilmektedir, oysa iddia edilen tüm bu işlemler benim dönemimde yapılmamıştır. Benim dönemimden sonraki kaymakam zamanında yapılmıştır. Sanki benim dönemimde yapılmış gibi belirtilmiştir. Bunları kabul etmiyorum. Sanki ben yaptığım usulsüzlükleri benden sonra gelen daha önce hiç tanımadığım kaymakama devretmişim gibi gösterilmektedir. Bu da hayatın olağan akışına aykırıdır. Benim hakkımda denetim görevini ihmal ederek görevi ihmal suçunu işlediğimden dolayı dava açılmıştır. Benim dışımda ilin valisi, Vakıflar Bölge Müdürlüğü, mülkiye müfettişleri ve vakfın mütevelli heyeti bulunmaktadır. Ben oradan ayrıldıktan sonra iki mülkiye müfettişi tarafından bir kez denetim yapılmış ve herhangi bir usulsüzlük olmadığına dair rapor düzenlenmiştir. En son alınan 2015 tarihli bilirkişi raporunda çok açık bir şekilde kusur ve sorumluluğumun olmadığının belirtilmesine rağmen hakkımda mahkumiyet hükmü tesis edilmiştir. Suçlamayı kabul etmiyorum. TCK.nın 53/5 maddesi hapis cezasına mahkûmiyetinin sonucuna bağlı olarak uygulanacak bir maddedir. Bu maddenin uygulanmasını da kabul etmiyorum. Biz bir yerin kaymakamı olarak atanıyoruz. Kaymakam olarak atandıktan sonra vakfın doğal başkanı oluyoruz. Vakıftaki bir eylemden dolayı haklarımızın kısıtlanması da kanuna aykırıdır. Uygun görülecek olursa tanıklarımı dinletmek ve diğer somut delillerimi sunmak üzere kısa bir süre verilmesini talep ederim. Biz Vakıf toplantısını yapıyorduk. O dönem bilgisayar da olmadığı için toplantıda alınan karar not alınıyordu. Daha sonra yazılı şekle getiriliyordu. Üyeler imzaladıktan sonra bana getiriliyordu. Belki birkaç defa onlardan önce imzalamış olabilirim. Biz vakıfta yardım yapılması hususunda karar alıyorduk. İlçemizde banka şubesi olmadığı için para topluca çekilip kasada tutuluyordu. Vatandaşlar geldikçe ......... ödeme emrini düzenliyor, imzalıyor, daha sonra ben imzalıyordum. Ben imzaladıktan sonra ......... ödeme yapılacak kişiye imza attırıyordu. Herhangi bir şüpheli durum olmadığı için ben makbuzda yazan ismin yardım yapılmasına karar verilen kişi olup olmadığını kontrol etmiyordum. Benim görev yaptığım dönemde benim dikkatimi çeken usulsüz olduğu kanaatini uyandıracak herhangi bir aşırı ödeme olmadı. Zaten çok cüzi rakamlarda ödeme yapıyorduk. Büyük ödemeler bankadan oldu. Onlar da sorulduğu zaman bizim vakfın faaliyeti gereği olduğu ortaya çıkacaktır. Banka kayıtlarında herhangi bir sorun yoktur, muhasebe kayıtlarında sorun vardır. O da .........'in yaptığı işlemlerdir. O da benden sonraki kaymakamdan sonra ortaya çıkmıştır. Benim tahminime göre bu olaylar ortaya çıktıktan sonra ......... tarafından olayları örtbas edebilmek için ikinci karar defteri ve diğer belgeler imzalanmıştır. Kamu zararı çok miktarda değildir. Zaten bir cüzi miktarlarda yardım yapıyorduk. ......... o dönemde vakıfta sözleşmeli olarak çalışmaktaydı. Devlet memuru değildi," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ......... müdafii 08/12/2017 tarihli duruşmadaki savunmasında; "Müvekkilimizin savunmalarına iştirak ediyoruz. Ek savunma için süre talep ediyoruz. Benim müvekkilim 2004-2006 yılları arasında ......... Kaymakamı olarak görev yapmıştır. Bu olaylar daha sonraki kaymakam sırasında ortaya çıkmıştır. Müvekkilim o tarihte orada olmadığı için belgelere ulaşması mümkün olmamıştır. İkinci bir karar defteri ortaya çıkmıştır. Bu olayda .........'in kastının ne kadar yoğun olduğunu ortaya çıkmıştır. .........'in suçu örtbas etmek için söz konusu belgeleri yok etmiştir. Bu nedenle bu belgelere ulaşılamamıştır. Bu belgelere ulaşılamadığı için ulaşılamayan belgelerin tamamı kamu zararı olarak gösterilmiştir. Vakıflar Bölge Müdürlüğünden gelen rapor müvekkilimden gizlendiği için raporun gereği yerine getirilememiştir. Eğer rapor gizlenmese müvekkilim eksiklikleri görüp gerekli tedbirleri alacaktı. Belki de ......... söz konusu dönemde ifşa olacaktı. Son alınan bilirkişi raporud gözönüne alındığında müvekkilimin bir ihmali söz konusu değildir. Denetim görevi ise genel nitelikteki bir görevdir. Bir muhasebecinin görevini bir kaymakamdan yapmasını bekleyemeyiz. Sadece evrak üzerinden denetim yapılabilir. Dolayısıyla burada denetim görevini ihmal suçunun oluşmadığı kanaatindeyiz. Tanıklarımızı süre verilmesi halinde önümüzdeki celse burada hazır ederiz. Dinlenmesini talep ettiğimiz tanıklar; ........., ........., .........'dır. Önümüzdeki celse burada hazır edeceğiz," şeklinde beyanda bulunmuş, 02/03/2018 tarihli celsede sanık ......... müdafii sanık hakkında TCK.nın 53/5 maddesinin uygulanması ihtimaline binaen CMK.nın 226 maddesi uyarınca ek savunmasında; "Ek savunma için süre talep etmiyoruz, önceki savunmalarımızı tekrar ederiz, müvekkilimiz 2004/2006 yılları arasında göreve yapmış ve görev yaptığı dönem içerisinde hiçbir usulsüzlük söz konusu değildir. Bir denetimle de ortaya çıkarılmamıştır. Kendisi görevden ayrıldıktan çok sonra denetim yapılıyor ve bazı evraklara ulaşılamıyor. İkinci bir karar defterin ulaşılıyor. Bu olayların hiçbirinin müvekkille alakalı yoktur. 2006 yılı sonrasında bazı eksiklikler var ise de bu eksiklikler kapatılmaya çalışırken bazı evrakların kapatılmaya çalışıldığı görülmüştür. Bu itibarla biz müvekkil döneminde bir eksiklik olmadığından müvekkilin beraatine, ki takdirde lehine olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmesini talep ederiz," şeklinde beyanda bulunmuş, devamla;"TCK.nın 53/5 maddesinin uygulanmasına ilişkin meslektaşımızın beyanlarına iştirak ediyoruz. Müvekkille ilgili aydınlatılamayan onlarca şey vardır. Bazı ödemelerin belgelendirilemediği beyan edilmesine rağmen aslında tüm yapılan ödemelerin dayanağı olan belgeler mevcuttur. Müvekkilimiz görevden ayrıldıktan sonra bu belgeleri takip etmesi mümkün olmadığı için o belgelere ulaşılması mümkün olmamıştır. Hakkında hüküm kesinleşen vakıf görevlisi kişi tarafından bu belgeler kaybedilmiştir. Burada usulsüz veya belgelendirilemeyen bir ödeme söz konusu değildir. Burada ödeme belgelerinin kaybedilmesi söz konusudur. Bunlardan da müvekkil sorumlu değildir. Dosyadaki bilirkişi raporunda müvekkilin sorumluluğunun olmadığı belirtilmiştir. Bütün bunlar gözetilerek mütalaayı kabul etmiyoruz ve müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ediyoruz," şeklinde beyanda bulunmuş, 16/02/2018 tarihli celsede; tanık .........'le irtibat kuramadıklarını, kendisin ulaşma imkanlarının olmadığını, dinlenmesinden vazgeçilmesini talep ettiklerini beyan etmiştir.
Sanık ......... talimatla alınan 12/01/2018 tarihli savunmasında; "Olay anlattığım şekilde gerçekleşmiştir. Beraat etmem gerektiği kanaatindeyim. Ancak buna rağmen TCK 251/2. Maddesinin uygulanması ihtamalinin hukuka aykırı olduğunu düşünüyorum. Önceki savunmalarımı tekrar ederim. Suçsuzum beraatimi talep ederim. Mahkeme aksi kanaatteyse lehime olan kanun hükümlerinin uygulanmasını talep ederim," şeklinde savunma yapmış, sanık hakkında TCK.nın 251/2 ve 53/5 maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen ek savunmasında; "İlk görev yerim olan Yozgat'ın Yenifakılı ilçesinde bir yıllık görevimin akabinde henüz bir yıl tecrübesi olan bir kaymakam olarak 2006 yılının ekim ayında Bingöl'ün ......... ilçesine tayin oldum. 2008 yılının Ağustos ayına kadar görev yaptım. Oldukça mahrum, zor şartları olan yetersiz kamu personel yapısı ile kontasrasyon ve motivasyonumun çoğunu alan yoğun terör sorunlarıyla uğraşmanın yanında diğer kamu hizmetlerinin yürütülmesi, kamu kurum ve kuruluşlarının eşgüdümü, koordinasyonu ve denetimi hususlarını da eksiksiz yerine getirme azmi içerisinde oldum. Bu çerçevede Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyeti başkanı olarak da devletin fakir vatandaşlara yönelik yardımı hususundaki karar verici heyet başkanı olma vazifemi de hakkaniyetle yerine getirme içerisinde oldum. Vakfın karar organı mütevelli heyeti ve heyetin başkanı da Kaymakam'dır. Dolayısıyla başkanlığımda periyodik olarak toplantılar yapılır, yardım kararları alınırdı. Alınan kararların karar defterine işlenmesi, vakfın muhasebe işlemleri ve sekretarya hizmetlerini yürütme görev ve sorumluluğu o dönem vakıf sekreterliği adını taşıyan daha sonra da vakıf müdürlüğü adını alan birim tarafından yerine getirilirdi. Alınan kararların karar defterine işleme işi vakıf sekreteri ......... tarafından tamamlandıktan sonra öncelikle mütevelli heyeti üyelerine, sonrasında da benim imzama sunulurdu. Ancak bazen heyet üyelerinin ilçe dışında bulunmaları ve buna benzer zorunlu durumlarda sonra söz konusu üyelere imzalattırılmak üzere üyelerden önce tarafımdan imzalandığı olmuştur. Yukarıda mahriyetimini ifade ettiğim ......... ilçesinde herhangi bir bankanın şubesi olmadığından maaşlarımız ve bu arada vakfın parası Karlıova ilçesindeki banka şubesinden o yıllarda mutemetlik hizmeti yapan ......... tarafından çekilir, vakıf sekreteri .........'e teslim edilir, ......... tarafından vakfın kasasına konur ve muhafaza edilirdi. Alınan yardım kararları gereğince ilgili vatandaşlar vakfa uğradıkça, hakkında yardım kararı verilen vatandaşlara vakıf sekreteri ......... tarafından önce ilgili vatandaş, sonra kendisi tarafından imzalanmış makbuz mukabilinde yardım ödemesi yapılır sonra da makbuz imzalanmak üzere tarafıma arz edilirdi. Ben de her iki imzayı gördükten sonra imzalardım. Benim makbuzlardaki imzaların bahsi geçen kişilere ait olup olmadığını tespit etme imkanım bulunmamaktadır. Ayrıca görev yaptığım süre içerisinde ne mütevelli üyeleri ne de vatandaşların hiçbirisinden kendi imzalarının yerine başkalarının imzalarının atıldığı ile ilgili bir şikayet olmadığı için bu hususu incelemedim. Aidiyet tespiti yapmam söz konusu değildir. Diğer kamu kurum ve kuruluşlarında olduğu gibi görevimin gereği olarak rutin denetimlerimi vakıf konusunda da yaptım. Hatta bu süreçte bakanlıkça yapılan rutin teftiş de gördük ve müfettişlikçe de böyle bir hususta uyarı tarafıma iletilmedi. Söz konusu iddia edilen hususlar görev sürem bittikten sonra yapılan incelemeler sonucunda ortaya çıkartılmıştır. Ancak bahsi geçen evraklarda bana ait olduğu söylenen imzalarında bana ait olup olmadığı yönünde bir inceleme yapılmadı. Bu nedenle tarafıma ait olduğu belirtilen imzaların da tarafımca atılıp atılmadığından emin değilim. Bu soruşturma da incelenen evrakların bir sureti tarafımda bulunmadığından yapılan incelemenin sağlıklı olup olmadığını inceleme şansım bulunmamaktadır. Yerel mahkemede imzaların tarafıma ait olup olmadığı incelenmediği gibi evraklar tarafıma gösterilmediğinden belgelerdeki imzaların benim olup olmadığını bilmiyorum. Benden sonra göreve atanan kaymakam henüz ilçeye ulaşmadan söz konusu inceleme talimatlarını vermiş, müfettiş talep etmiş olup, bildiğim kadarıyla hem söz konusu kaymakam hem de söz konusu incelemeyi yapan müfettiş Mitat ORHAN hakkında 15 Temmuz hayin darbe girişimi sonrası fetö terör örgütü irtibatı iltisakı nedeni ile işlem yapılmıştır. Bu nedenle yapılan müfettiş incelemesinin sağlıklı olmadığı beni ve benden önceki kaymakam ......... Bey'i kariyerimizde önümüzü kesme amaçlı bir girişim kanaati olduğu hasıl olmaktadır. Ayrıca TCK'nın 53/5 maddesi hapis cezasının mahkumiyetinin sonucu olarak uygulanacak bir maddedir. Adi para cezalarında bu maddenin uygulanma alanı yoktur. Kaymakam olarak atandıktan sonra vakfın doğal başkanı olarak görev yapıyorum. Vakıftaki bu olay nedeniyle yasal haklarımın bahsi geçen madde çerçevesinde kısıtlanması mesleğimi icra etmeme engeldir. Bu madde uyarınca hukuka ayrıca aykırılık oluşacaktır. Yukarıda ifademde açıkladığım temelde suçsuzum ve beraatimi isterim," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık ......... müdafii savunmasında: "Müvekkilimizi bir sonraki celsede hazır etmek istiyoruz, bu celse hazır edemedik, kendisi bizzat savunmasını yapmak istedi, ayrıca müvekkil aleyhine açılan Karlıova Asliye Hukuk Mahkemesinin 2010/87 Esas sayılı dosyası kesinleşmiştir, bu dosyada müvekkilimin kusursuz olduğu ortaya çıkmıştır, bu dosyanında celp edilmesini talep ediyoruz, ayrıca müvekkilimizin herhangi bir suç yada ihmali yoktur, müvekkilimiz kaymakam olduğu için vakıfların başkanlığınıda yapmaktadır, herkesi denetlemesi olanaksızdır, diğer sanık .........'in sahte imza attığı aşikardır, o yüzden müvekkilimizin attığı iddia edilen imzanın incelenmesini talep ediyoruz, bu olaylar müvekkilimizin ilk görev yerinde olmuştur, tecrübesizliğinden kaynaklanmış olabilir, Yargıtay içtihatlarına göre mesleki anlamda tecrübesiz olan görevlilerin görevlerini ihmal ettiklerinden bahisle cezalandırılmayacakları ortadadır, anılan nedenlerle müvekkilimizin beraatini talep ediyoruz. Para cezalarına ilişkin hükümlerde TCK.nın 53/5 maddesinin uygulanmayacağına ilişkin Yargıtay kararları vardır, bunları dosyaya sunduk, mütalaayı kabul etmiyoruz," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .........'nın duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesinde alınan beyanında: "Ben suç tarihinde ve halen ......... Malmüdürü vekili olarak görev yapıyorum. Sanıklar ......... ve .........'la birlikte çalıştım. Ben suç tarihinde ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı mütevelli heyeti üyesi olarak görevliydim. Benim vakıfta görevli olduğum süre içerisinde herhangi bir usulsüzlüğe şahit olmadım. 2006 yılı Mart ayında sanık ......... vakfı denetlememiz için beni ve Malmüdürlüğünde görev yapan ......... isimli şahsı görevlendirdi. Biz vakfı denetledik ve raporumuzu sunduk. Ben Nisan 2006 tarihinde askere gittim. 2006 Ekim ayında askerden döndüm. Raporun bir suretinin kurumumuzda olması lazım. Bende rapor yoktur. Benim askerde olduğum dönemde bile benim yerime imzalar atılmış. İkinci karar defterinin oluşturulduğunu teftiş sırasında müfettişin söylemesi üzerine hatırladığım kadarıyla 2008-2009 yıllarında öğrendim. Ben askere gitmeden önce denetim yapmıştım. O tarihten önce bir usulsüzlük yoktu. Ben askere gittikten sonra hem ilk karar defterine hem de ikinci karar defterine benim yerime imzalar atılmış. Ben askerden döndükten sonra vakfın üyesi olarak toplantılara katıldım, ancak toplantıda alınan kararlar yazılıp imzaya bana gelmedi. Ben bunu hem vakıfta görevlilere hem de her iki sanık olan ......... ve .........'a söyledim. Onlar, benim yanımda birçok kez sanık .........'i çağırdılar, azarlayıp uyardılar. Buna rağmen kararlar yazılıp bana imzaya gelmedi. Sanık ........., hastayım gibi mazeretlerle oyaladı. Teftişten sonra karar defterine benim yerime imzalar atıldığını farkettim. Ben askerden döndükten sonra kararlar imzaya gelmedi. Askerden döndükten 10 gün sonra sanık .........'ın tayini çıktı, tayini çıkmadan ben .........'a kararlar imzaya gelmiyor, dedim. Sanık ........., .........'i çağırıp sertçe uyardı, ancak kararlar imzaya gelmedi. Ben askere gitmeden önceki karar defterindeki tüm imzalar bana aittir. Daha önceden imzaladığımız kararlarda herhangi bir usulsüzlük yoktu. Benim bilgim ve görgüm bundan ibarettir," şeklinde beyanda bulunmuş, ilk derece mahkemesinde yapılan yargılamada okunan muhakkik huzurunda vermiş olduğum ifadem doğrudur, bu ifademe ekleyeceğim ya da çıkaracağım bir husus yoktur," şeklinde beyanda bulunmuş, 10/06/2009 tarihli muhakkik huzurundaki ifadesinde;"2006 yılında askere gitmeden evvel dönemin kaymakamı ......... bey tarafından vakıf hesaplarının denetimi ile ilgili olarak görevlendirildim. Ancak denetimi yapabilmek için vakıf çalışanı ......... hanımdan bir türlü gerekli belge ve evrakları alamadım. Her defasında türlü bahanelerle oyalandığımızı zannediyorum, askerlik nedeni ile görevimden ayrılmam gerektiğinden bu durumu tutanağa bağlayıp üst yazı ekinde kaymakam beye sunup askere gittim, bunu da ekte size sunuyorum, sonucunda ne gibi bir işlem yapıldı, bilmiyorum," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .........'ın duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesinde alınan beyanında: "Ben bu konuda daha önce ifade vermiştim, o ifadelerimi aynen tekrar ederim. 2004-2009 yılları arasında ......... Belediye Başkanı olarak görev yapmıştım. Belediye Başkanı olmam nedeniyle ......... İlçesi Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Vakfının mütevelli heyetinde bulunuyordum. Ben herhangi bir para karşılığında görev yapmadım ve kimseden para almadım. Ben sanıklardan .........'la hiç çalışmadım. Sadece .........'ın döneminde toplantılara katıldım. ......... Bey döneminde ben vakıfta çalışan ......... isimli bayanın çok harcama yaptığını halkın içinde gezdiğim için duydum. Kaymakam ......... Bey'e bu durumu söyledim. ......... benim bu söylemem üzerine maliyeden ......... isimli bir kişiyi görevlendirerek harcamaları kontrol ettirdi. Görevlendirilen ......... isimli şahıs askere gidince başkasını görevlendirdi. Aradan bir süre geçtikten sonra yeni görevlendirilen ......... olarak bildiğim kişiyi çağırarak durumu sordu. .........'de herhangi bir usulsüzlük olmadığını söyledi. Sonrası hakkında bilgim yoktur. Sanık ......... döneminde de vakfa gidip toplantıya katılmadığım halde benim adıma toplantıya katıldığıma dair sahte imzalar atılmış. Kaymakam beylerin bu konu hakkında herhangi bir göz yummaları olup olmadığını ve kaymakamların bu durumu anlayıp anlayamayacaklarını bilmiyorum. Biz paranın nereye ve kime verildiğini, verilip verilmediğini bilmiyoruz. Biz sadece karar alıp o kişiye ödeme yapılmasına karar veriyoruz. Paranın daha sonra ödenip ödenmediğini, kim tarafından ödendiğini bilmiyoruz, bilmemiz de mümkün değildir. Karar defterlerinin değiştirilip değiştirilmediğini de bilmiyorum. Ben belediye başkanlığı yaptığım için yoğun olarak çalışıyordum. Vakıfla ilgili sadece sanık ......... zamanında kararlarda imzam vardır, sanık .........'la toplantılara katılmadım. Sonradan duydum, benim toplantılara katıldığıma dair başkası tarafından benim adıma imza atılmış. Olaya ilişkin bilgi ve görgüm bundan ibarettir, olayın üzerinden çok zaman geçtiği için net hatırlayamıyorum, önceki beyanlarım doğrudur," şeklinde beyanda bulunmuştur.
Cumhuriyet Savcısı Esas Hakkındaki Mütalaasında: Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/01/2017 tarih ve 2010/98 (E) 2017/8 (K) sayılı hükmü hakkında katılan vekili ve sanık müdafiileri tarafından istinaf talebinde bulunulması üzerine, Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 4. Ceza Dairesince yapılan inceleme ile; 5271 sayılı CMK'nın 280/1-b maddesi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılıklar bulunduğunun değerlendirildiği ve bu aykırılıkların ancak yeniden yargılama yapılarak giderilebileceği kanısına varıldığı gözetilerek, Ceza Muhakemesi Kanununun 280/1-c maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine karar verildiği,
Sanıklar ......... ve ......... hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinde; TCK'nın 53/1-d maddesindeki hak ve yetkiyi kötüye kullanmak suretiyle atılı suçu işleyen sanıklar hakkında aynı Kanunun 53/5. madde ve fıkrası gereğince, cezanın infazından sonra başlamak üzere, hükmolunan adli para cezasının gün sayısının yarısından bir katına kadar bu hak ve yetkinin kullanılmasının yasaklanmasına karar verilmesi gerektiği hususunun gözetilmemesi yasaya aykırılık teşkil ettiğinden,
Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/01/2017 tarih ve 2010/98 (E) 2017/8 (K) sayılı hükmünde yer alan sanıklar ......... ve ......... hakkında ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan kurulan mahkumiyet hükümlerinin kaldırılarak, sanıkların TCK nun 257/2, 43/1, 53/5 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
Hükme esas alınan emekli Sayıştay Uzman Denetçileri ........., ........., ......... tarafından düzenlenen 24/06/2013 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında;
"Bingöl Ağır Ceza Mahkemesinin 2010/98 Esas sayılı Dava Dosyasının ve eklerinin heyetimizce incelenmesi sonucunda;
A-) Bingöl C. Başsavcılığı 2010/25 nolu İddianamede yapılan sıralama da esas alınmak suretiyle ver alan iddialar hakkında;
1) İkinci bir Karar Defteri oluşturulmasının vakfın zararına ve suistimale yol açan işlemlerde kullanılmış olması sebebiyle, dönemin Kaymakamı Mütevelli Heyet Başkanı sanık .........'ın savunmasında da açıkça belirttiği üzere, sanık .........'in söz konusu ikinci kendisine ibraz ettiği ikinci defteri imzalayarak, kabul ederek, sanık .........'in eylemlerine bu suretle imkan vererek, gerekli denetimleri yapmayarak, aşırı yıprandığı için yırtıp atıldığı şeklindeki beyanı kabul ederek ( kendi savunmasından), görevini kötüye kullanmış olduğu, söz konusu ikinci defteri düzenleyen sanık .........'in ikinci defter düzenlenmesi eylemenin faili olmasına karşın bu sanığın asli eyleminin hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanmak olduğu, esas itibariyle suç teşkil eden bu eylemlerini oluşturabilmek için ikinci defter tanzimi yoluna gittiği sebeple, eyleminin görevi kötüye kullanmak hali değil, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu içerisinde düşünülmesinin olaya daha uygun olacağı,
2) Bazı kişilere ödeme yapılmadığı halde yapılmış gibi gösterilmesi ve heyet üyeleri yerine sahte imzalar atılmış olması eylemlerinde sanıklar ......... ve .........'ın gerekli denetimleri yapmayarak, sanık .........'in eylemlerine zemin oluşturdukları, eylemlerin vakfın zararına da yol açmış olduğu sebeple her iki Kaymakam sanığın görevlerini ihmal ettikleri,
3) Yine yukarıdaki 2.sırada olan görevi ihmal haline ek olarak her iki kaymakam sanığın vakfın muhasebesindeki düzensizliklerden dolayı görevlerini ihmal ettikleri, 25.08.2008 tarihinde Vakıf kasasında olması gereken 49.775.36.-TL açıktan vakfın kasa sorumluluğunu da yapan sanık .........'in sorumlu olduğu, sanığın bu miktar vakıf parasını mal edinmiş olduğu,
Vakfın banka kayıtlarında ödenmiş olduğu anlaşılan ancak belgeleri bulunmayan 80.213.82.-TL hakkında yine vakıf muhasebesinin sağlıklı tutulmasını sağlamayan kaymakam sanıkların görevlerini ihmal etmiş oldukları, kaymakam sanıkların bu görevleri tevdii ettikleri sanık .........'in de bu zarardan sorumlu olduğu, her üç sanığın vakfın talebi veya dava etmesi ile bu miktar parayı vakfa karşı tazmin etmeleri gerekeceği,
4) ......... ile ilgili olarak bu kişinin 5.000.TL yardım yapıldığını teyit etmiş olması karşısında, vakıf zararı bulunmadığı ve olayda suç teşkil eden bir yön kalmamış olduğu,
B-) Karlıova C.Başsavcılığının 2011/11 nolu İddianamesine ilişkin olarak; Müştekiler ......... ve .........'e ödeme yapılmasına ilişkin belgeler üzerindeki imzaların bu kişilere ait olmadığının imza incelemesi ile anlaşılmış olduğu, bu tespit itibariyle ödeme yapılacak kişilerin imzasını almak görevleri arasında olan sanık .........'in bu durumdan sorumlu olduğu, diğer taraftan müştekiler de bu ödemeleri almadıklarını belirttiklerinden ödeme ile de görevli olan sanık .........'in sahte imzalı belgeler düzenleyerek ve ödemeyi yapmayarak ödenmiş gösterip uhdesinde tutarak, hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eyleminde bulunmuş olduğu,
C-) Karlıova C. Başsavcılıgının 2010/15 nolu İddianamesine ilişkin olarak; Vakıftan kredi kullandırılması ile ilgili olarak, vakıf uygulamalarında kredi tahsisine yer olmadığı tespiti ile, mütevelli heyette halktan üye ......... hakkında diğer üyelerle birlikte görevi kötüye kullandığı iddiasında bulunulduğu, bazı üyelerin bu kararlardaki imzalarının sahte olarak atılmış olduğu sebeple suçlamanın dışında kalmış oldukları, sanık .........'nin görevi kötüye kullanma kararlığı ile hareket ettiğine dair dosyada kanıtlayın delil bulunmadığı, bu itibarla sanığın atılı suçlamanın isabetli olmadığı,
D-) Karlıova C. Başsavcılıgının 2010/14 nolu İddianamesine ilişkin olarak iddianamede yer alan sıralama itibariyle;
1-Sanığın savunması ve ilgilerinin ifadesi itibariyle 400.TL ve 100.-TL.nin sanık tarafından ödenmiş olduğu, diğer ödemelerin ise teslim edildiğinin köy muhtarları vasıtası ile belgelendirildiği iddianamede yer aldığından, bu işlemlerle ilgili sanık .........'ye isnat edilecek suç teşkil eden bir eylemi bulunmadığı,
2-Bu bölümde yer alan 2005-2006-2007 yılları ve 25.08.2008 tarihine kadar olan dönemde adı geçenlere yardım mahiyetinde ödeme yapıldığına dair ödeme makbuzlarındaki imzaların bu kişilere ait olmadığının imza incelemesi ile anlaşılmış olması karşısında, ödemeden önce bu kişilerin imzasını alması gereken ve ödemeleri yapması gereken sanık .........'in uhdesinde bulunduğunun kabulünün gerektiği, sanığın bu suretle hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma eyleminde bulunmuş olduğu, toplam 48.255.-TL tutarındaki vakıf zararının tazmin edilmesinden ise kaymakam sanıklar ile sanık .........'in birlikte sorumlu oldukları.
3) Denetim dönemine ilişkin kasa açığı olarak tespit edilen 49,775.36.-TL.nın sanık .........'in uhdesinde olduğu yukarıda A-3 bölümünde belirtilmiştir.
4) Vakfın banka kayıtlarında ödenmiş olduğu anlaşılan ancak belgeleri bulunmayan 80.213.82.-TL hakkında yine yukarıda A-3 bölümünde belirtilmiştir." yönünde görüş bildirilmiştir.
Hükme esas alınan emekli Sayıştay Uzman Denetçisi ........., ......... ve Vakıflar Genel Müdürlüğü Emekli Müfettişi ......... tarafından düzenlenen 20/10/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporunun sonuç kısmında; " Dava dosyası ve üç çuval içeriği ......... Sosyal Dayanışma ve Yardımlaşma Başkanlığına ait belgeler, Vakıf Müfettişi tarafından düzenlenen Denetim Raporu, iddialarla ilgili olarak düzenlenen Bilirkişi Raporları, birleştirilmesine karar verilen dosyalar, sanık savunmaları, tanık ve müşteki ifadeleri üzerinde talimat doğrultusunda yapılan inceleme neticesinde;
1- 25.08.2008 tarihinde Vakıf kasasında olması gereken 49.775,36 TL açıktan, Raporumuzun "İnceleme ve Değerlendirme" bölümünün 9 uncu maddesinde belirttiğimiz üzere söz konusu işlemleri gerçekleştiren ayrıca Vakfın vakfın kasa sorumluluğunu da yapan sanık .........'in sorumlu olduğu ve bu miktar Vakıf parasının zimmetinde bulunduğu, bu eylemin basit zimmet olduğu,
2- 2005-2006-2007 yılları ve 25.08.2008 tarihine kadar olan dönemde adı geçenlere yardım mahiyetinde ödeme yapıldığına dajr ödeme makbuzlarındaki imzaların ödeme yapıldığı gösterilen kişilere ait olmadığının imza incelemesi ile anlaşılmış olması karşısında, tüm bu belgeleri düzenleyen ve ödemeleri yaptığı görünen sanık .........'in toplam 48.255 TL vakıf parasından sorumlu olduğu ve bu tutar Vakıf parasının zimmetinde bulunduğu, bu eylemin basit zimmet olduğu, diğer sanıklar ......... ile .........'ın denetim yaptırsalar dahi sahte imzaları tespit ettirmeleri mümkün olmadığından mali sorumluluklarının bulunmadığı ve dava konusu bu eylemde bir suçlarının bulunmadığı,
3- Vakfın banka kayıtlarında ödenmiş olduğu gösterilen ödeme talimatı dışında hiçbir yasal belgesi bulunmayan 80.213,82 TL'den; Raporumuzun "İnceleme ve Değerlendirme" bölümünün 11 .maddesinde açıklandığı üzere, tüm bu iddia ile ilgili işlemleri gerçekleştiren sanık .........'in sorumlu olduğu ve Vakıf parası bu tutarın sanığın zimmetinde bulunduğu, zimmetin basit zimmet olduğu, diğer sanıkların belgesi olmaksızın ödeme talimatlarını imzalamaları nedeniyle Vakıf zararına neden olduklarından vakıf zararından ......... ile birlikte görev süreleriyle bağlı olarak (20.033,69+15.283,67=) 35.317,36 TL'den sanık .........'ın, (11.948,78+32.947,68=) 44.896,82 TL'den ise sanık .........'ın sınırlı olarak mali açıdan sorumlu oldukları,
4- Raporumuzun "İnceleme ve Değerlendirme" bölümünün 1 .maddesinde açıklandığı üzere teslim edildiği belirtilen kişilerden anlı kovan bedellerinin geri ödenmesinin vakıfça sağlanması, aksi taktirde sanık .........'in mali açıdan sorumlu olduğu,
5- Dava konusu diğer iddialarda zimmet suçunun oluşmadığı,
6- Yargıtay'ın konu ile yerleşik uygulamalarının özetle "Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakıflarının kamu kurumu ve kuruluşu olarak kabul edilemeyeceği, bu sebeple vakıf evrakının da resmi belge sayılamayacağı, vakıfta görevli olan sanıkların zimmet olarak nitelendirilen eylemlerinin güveni kötüye kullanma nitelendirilmesi gerektiği" yönünde görüş bildirilmiştir.
OLAY, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
İddia, Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2010/98 Esas, 2017/8 Karar sayılı dosyasına ait hüküm, 24/06/2013 tarihli bilirkişi heyeti raporu, 20/10/2015 tarihli bilirkişi heyeti raporu, Müşteki beyanları, katılan beyanları, tanık beyanları, sanık savunmaları, Jandarma Genel Komutanlığı Uzman Raporu, Ön inceleme dosyası, 29/06/2009 tarihli ön inceleme raporu, Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 09.03.2009 tarihli ve 54/19-19 sayılı teftiş raporu, Diyarbakır KPL tarafından düzenlenen 26.02.2009 tarih ve BLG-2009/351 sayılı imza tetkik raporu, 03/08/2005 tarihli teslim tesellüm tutanağı, 12/03/2014 tarihli kriminal uzmanlık raporu, Başbakanlık Vakıflar Genel Müdürlüğü Rehberlik ve Teftiş Başkanlığı’nın 09.03.2009 tarih ve 54/19-19 sayılı denetim raporu, 2005 yılına dair ......... SYDV Mütevelli Heyeti Listesi, nüfus kayıt örnekleri, adli sicil kaydı, 23/03/2006 tarihli Malmüdür vekili ......... ve Milli Emlak Memuru ......... tarafından düzenlenen denetim yapılamadığına ilişkin tutanak ve diğer yasal deliller bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Sanık ......... hakkında görevi ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçundan, sanık ......... hakkında görevi ihmal ve görevi kötüye kullanma suçlarından kamu davası açıldığı, 07.10.2004 ile 19.10.2006 tarihleri arasında .........'ın, 27.10.2006 ile 25.08.2008 tarihleri arasında ise .........'ın ilçede kaymakam olarak görev yaptıkları, sanıkların aynı zamanda ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı'nın vakıf başkanı oldukları, ......... Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfında Vakıf Başkanı ......... ve üye .........'in imzalarını taşıyan ikinci bir karar defterinin tespit edildiği, Vakıf Sekreteri tarafından Vakıflar Genel Müdürlüğü Müfettişlerine ibraz edilen söz konusu defter ile denetime esas alınan asıl karar defteri arasında farklılıkların bulunduğu ve kararlara eklentilerin yapıldığı, söz konusu ikinci karar defterinde, vakıfça kullanılan asıl karar defterinde yer verilmeyen, toplam 41.340,00 TL tutarında 290 adet ödeme kararı alındığı, dönemin ......... İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı olan sanık .........'ın vakıf tarafından kullanılan esas karar defteri dışında, bu karar defterinden çeşitli farklılıklar içeren ve mütevelli heyetinin bilgisi dışında düzenlenen söz konusu ikinci karar defterindeki kararları imzalamak suretiyle vakfın zararına sebebiyet verdiği; mütevelli heyet üyeleri ........., ........., ......... ve .........'in Vakıf karar defterinde bulunan imzalarının bir kısmının kendilerince atılmadığı halde atılmış gibi gösterildiği ve yine bazı muhtaç kişilere vakıf tarafından ödeme yapılmadığı halde ödeme yapılmış gibi imzalarının alındığı, bu imzaların kimlere ait olduğunun bilinmediği, tanık .........'nın askerde olduğu dönemde karar tefterinde ......... ismi ve imzanın bulunduğu, dönemin ......... İlçesi Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı Mütevelli Heyet Başkanları olan sanıklar ......... ve .........'ın gerek vakıf karar defterinde bazı mütevelli heyeti üyeleri adlarına atılan imzaların kendilerine ait olmaması, bu suretle karar defterinde gerçeğe aykırı düzenlemelerin yapılması; gerekse Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfınca yardım yapılan kişilerin söz konusu yardımları almadıkları gibi ödeme makbuzlarında adlarına atılan imzaların da kendilerine ait olmaması hususlarında kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirmeyerek kişilerin mağduriyetine ve vakfın zararına sebebiyet verdikleri; vakfa ait yevmiye defteri ve defteri kebir defterinin onaysız ve muhasebe standartlarına uygun tutulmadığı, verilen yevmiye numaraları ile muhasebe fişleri üzerinde belirtilen yevmiye numaralarında mükerrerlik olduğu, muhasebe fişlerinde belirtilen tutarlar ile ekinde bulunan belgelerdeki toplamların mutabık olmadığı, muhasebe fişi ekinde bulunan ödeme makbuzlarında ödemenin dayanağını oluşturan mütevelli heyet kararı tarih ve sayısına yer verilmediği, ödenen tutarların mütevelli heyet kararları ile farklılıklar içerdiği, muhasebe işlemlerinde tespit edilen bu noksanlık, düzensizlik ve yanlışlıklar sonucunda vakfın banka hesabına ait ekstrede bankadan alınarak vakıf kasasına girdiği belirlenen tutarlarla kasadan yapılan ödemelere ait düzenlenen ödeme makbuzlarının karşılaştırılması neticesinde, 25/08/2008 tarihi itibariyle toplam 49.775,36TL'lik harcamanın belgelendirilemediği, vakfa ait ödemelerin vakıf sekreteri sanık ......... tarafından gerçekleştirildiği, vakıf adına banka şubesi aracılığıyla ödendiği belirtilen ancak Vakıf kayıtlarına yansıtılmayan, 2005 yılında 20.033,69 TL, 2006 yılında 15.283,67 TL, 2007 yılında 11.948,78 TL ve 2008 yılında (25/08/2008 tarihi itibariyle) 32.947,68 TL tutarında ödemenin yapıldığının banka ekstrelerinin incelenmesi neticesinde anlaşıldığı; ancak bahse konu ödemelere ilişkin ödeme talimatı dışında yapılan ödemelerin mal yada hizmet alımı veya yardım niteliğini ortaya koyan hiçbir belgenin bulunmadığı ve bu ödemelerin Vakıf muhasebe kayıtlarında da yer almadığı, dönemin ......... İlçesi SYDV Mütevelli Heyet Başkanları olan sanıklar ......... ve .........'ın gerek Vakfın banka hesabından çekilerek Vakfın kasasına konan ve 25/08/2008 tarihi itibariyle Vakfın kasasında bulunması gereken 49.775,36 TL nin mevcut olmaması ile ilgili sorumlu olan Vakfın Sekreteri tarafından açıklama getirilememesi, gerekse Vakfın banka kayıtlarında ödendiği anlaşılmakla birlikte belgelendirilemeyen toplam 80.213,82 YTL lik ödeme hususunda söz konusu sarfların yapılmasına dair kararlara imza atmakla birlikte gereken kontrol ve denetim görevini yeterince yerine getirmeyerek Vakfın zararına sebebiyet verdikleri; gerek dosya kapsamında dinlenen müşteki ve diğer sanık beyanlarından gerekse de alınan bilirkişi raporları ve tanık beyanlarından sanıkların vakıf başkanı olarak görev yaptıkları döneme ilişkin olarak; bir an için yapılan ödemelere ilişkin imzaların sahte olduğunu bilemeyecekleri düşünülse bile yapılan toplantılara katılmayan heyet üyeleri adına sahte imza atılmasına ilişkin bu durumu kolay bir incelemeyle farkedebilmelerinin mümkün olduğu, vakıf muhasebesindeki düzensizlikler göz önüne alındığında gerekli denetimleri yapmadıkları, bu suretle vakıf sekreteri olan sanık .........'in dosya ile sabit olan eylemini gerçekleştirebilmesine imkan oluşturulduğu, görev sürelerine bağlı olarak belgeleri bulunmayan ödeme talimatlarını imzalamak suretiyle bilirkişi raporlarında da ayrıntıları ve tarihleri belirtilen kamu zararına sebebiyet verdikleri, meydana gelen zararın 35317,36 TL'sinden sanık .........'ın; 44896,82 TL'sinden sanık .........'ın sorumlu olduğu, zararın giderilmediği, sanık ......... her ne kadar savunmasında, 2006 tarihinde Mal Müdür vekili .........'ya denetim yaptırdığını beyan etmiş ise de; tanık .........'nın yargılama aşamasında içeriğini tekrar ettiği muhakkik huzurundaki beyanında, dönemin kaymakamı ......... tarafından denetim yapmak için şifai olarak görevlendirildiğini, ancak dosyası tefrik edilen vakıf sekreteri sanık ......... tarafından tüm uyarılara rağmen belgeler ibraz edilmediğinden denetim yapılamadığına dair tutanak tutarak askere gittiğini beyan ettiği ve dosyada 23/03/2006 tarihli denetim yapılamadığına ilişkin tutanağın bulunduğu anlaşıldığından, sanık .........'ın bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiş ve sanıkların üzerlerine atılı zincirleme şekilde görevi ihmal suretiyle kötüye kullanma suçlarını işlediklerinin sabit olduğu, sanıklar tarafından kamu zararının giderilmediği, ilk derece mahkemesince sanıklar hakkında TCK.nın 53/5. maddesinin uygulanmasına karar verilmediği ve sanıklar aleyhine istinaf bulunduğu anlaşıldığından Bingöl Ağır Ceza Mahkemesi'nin 16/01/2017 tarih ve 2010/98 Esas, 2017/8Kararsayılıhükmü CMK'nın 280/2-2. cümlesi uyarınca ortadan kaldırılarak, sanıkların ayrı ayrı TCK.nın 257/2 maddesi uyarınca suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar dikkate alınarak, takdiren ve teşdiden 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmalarına, sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla kez gerçekleştirdikleri anlaşıldığından cezalarından TCK' nun 43/1. maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 1/3 oranında artırım yapılmasına, sanıkların geçmiş hali, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları lehlerine takdiri indirim sebebi sayılarak cezalarından TCK'nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılmasına, sanıkların kişiliği, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak TCK.nın 50/1-a, 52/2 maddeleri uyarınca sanıklara verilen hapis cezalarının adli para cezasına çevrilmesine, suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlemesi nedeniyle sanıkların aynı yasanın 53/5. maddesi uyarınca, cezanın infazından sonra işlemek üzere takdiren 100 gün süreyle 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılmalarına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1- Sanıklar ......... ve .........'ın üzerlerine atılı Görevi İhmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri kanaatine varılarak eylemlerine uyan ve lehe olan TCK.nun 08/12/2010 tarih ve 6086 sayılı Kanunla değişik, 257/2. maddesi gereğince, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zararın ağırlığı göz önüne alınarak takdiren ve teşdiden ayrı ayrı 6 ay hapis cezası ile CEZALANDIRILMALARINA,
2- Sanıkların eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında değişik zamanlarda aynı mağdura karşı birden fazla kez gerçekleştirdikleri anlaşıldığından cezalarının TCK' nun 43/1. maddesi gereğince takdiren ve teşdiden 1/3 oranında artırılarak 8 ay hapis cezası ile CEZALANDIRILMALARINA,
3- Sanıkların geçmiş hali, yargılama sürecindeki tutum ve davranışları lehlerine takdiri indirim sebebi sayıldığından cezalarından TCK'nun 62/1. maddesi gereğince takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak sanıkların ayrı ayrı 6 AY 20 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4- Sanıklar hakkında hükmolunan 6 ay 20 gün hapis cezasının 5237 sayılı TCK'nin TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca sanıkların kişliği, sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak takdiren 200 gün karşılığı adli para cezasına çevrilmesine,
5- Sanıklar hakkında hükmolunan 200 gün karşılığı adli para cezasının 5237 sayılı TCK'nın 52/2. maddesi uyarınca sanıkların ekonomik ve şahsi halleri göz önüne alınarak bir gün karşılığı taktiren 20-TL.'den hesap edilerek sanıkların ayrı ayrı 4.000 TL APC ile cezalandırılmalarına,
6- Sanıklar hakkında hükmolunan 4.000 TL adli para cezalarının 5237 sayılı TCK'nin 52/4. maddesi uyarınca birer aylık aralar halinde 10 eşit taksitte sanıklardan tahsiline, adli para cezasının taksitlerinden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin sanıklara ihtarına (ihtar edilemedi)
7- Suçun 5237 sayılı TCK'nın 53/1-a maddesindeki yetkinin kötüye kullanılması suretiyle işlemesi nedeniyle sanıkların aynı yasanın 53/5. maddesi uyarınca, cezanın infazından sonra işlemek üzere takdiren 100 gün süreyle 53/1-a maddesindeki hak ve yetkileri kullanmaktan yoksun bırakılmalarına,
8- Sanıklara verilen cezanın nevi dikkate alınarak hakkında 5237 sayılı TCK'nın 51. maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
9- Kamu zararı giderilmediğinden sanıklar hakkında tayin olunan hükmün CMK'nun 231/5-6 maddesi gereğince açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
10- Karar kesinleştiğinde hükümden bir suretin sanıkların çalıştığı kuruma gönderilmesine,
İlk derece mahkemesinde yapılan toplam 4.620,00 TL'den sanıkların paylarına düşen 2.310,00 TL yargılama gideri ile istinaf aşamasında yapılan 49,50 TL posta gideri ve 81,50 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 2.441,00 TL sanıklardan eşit olarak tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, Cumhuriyet Savcısı .........'nun huzurunda, sanıkların ve katılan vekilinin yokluğunda, sanıklar müdafilerinin yüzlerine karşı, sanıklar hakkında TCK.nın 53/5 maddesinin uygulanmasına hükmedildiğinden sanıklar müdafiileri yönünden tefhim tarihinden, katılan vekiline tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek üzere TEMYİZ yolu açık olmak üzere, mütalaaya uygun olarak ve oybirliğiyle karar verildi. 02/03/2018 (¤¤)