AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KAYITTAN DÜŞÜRÜLME KARARI
Başvuru no. 35772/09
Ferit FİLİTOĞLU / Türkiye
Başkan,
Aleš Pejchal,
Hâkimler,
Egidijus Kūris,
Carlo Ranzoni,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 1 Aralık 2020 tarihine Komite olarak toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm),
18 Haziran 2009 tarihinde yapılan yukarıda anılan başvuruyu dikkate alarak,
Başvurunun kayıttan düşürülmesi talebiyle 16 Temmuz 2020 tarihinde davalı Hükümet tarafından gönderilen deklarasyonu göz önüne alarak,
Gerçekleştirilen müzakerelerin sonucunda aşağıdaki kararı vermiştir:
OLAYLAR VE USUL
1. Başvuran Ferit Filitoğlu, 1970 doğumlu bir Türk vatandaşı olup, mevcut başvurunun yapıldığı dönemde Diyarbakır’da tutuklu bulunmaktaydı.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
3. Başvuran, Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamında, polisten kendisine bir avukat sağlamasını istemesine rağmen, polis nezaretinde tutulması sırasında yetkili makamların kendisine bir avukat atamayı reddetmesi nedeniyle aleyhindeki ceza yargılamalarının adil olmadığı iddiasına ilişkin olarak şikâyette bulunmuştur. Başvuran ayrıca, Sözleşme’nin 6 § 3 (d) maddesine dayanarak, kendisi aleyhinde suçlayıcı ifadelerde bulunan kişileri sorgulayamadığından şikâyetçi olmuştur.
4. Başvuru, Hükümete bildirilmiştir.
Hukuki değerlendirme
5. Hükümet, dostane çözüm sağlanmasına yönelik girişimlerden sonuç alınamaması üzerine, 16 Temmuz 2020 tarihli bir yazıyla, başvuruda ileri sürülen konunun çözülmesi amacıyla tek taraflı bir deklarasyon sunmayı önerdiğini Mahkemeye bildirmiştir. Hükümet ayrıca, Mahkemeden, Sözleşme’nin 37. maddesi uyarınca başvurunun kayıttan düşürülmesine karar vermesini talep etmiştir.
Söz konusu deklarasyon, aşağıdaki gibidir:
“Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti, mevcut davada, Mahkemenin yerleşik içtihadı ışığında, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesi kapsamında başvuranın haklarının ihlal edildiğini kabul etmektedir.
Bununla beraber, Hükümet, 31 Temmuz 2018 tarihli 7145 sayılı Kanun ile değiştirildiği üzere, Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 311 § 1 (f) maddesinin, hâlihazırda, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon sonrası bir başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verdiği davalarda ceza yargılamalarının yenilenmesini gerektirdiğini vurgulamaktadır. Hükümet, yukarıda belirtilen hukuk yolunun, başvuranın Sözleşme’nin 6. maddesi kapsamındaki şikâyetleri bakımından tazmin sağlayabildiğini düşünmektedir.
Dolayısıyla, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan, yukarıda anılan davanın çözüme kavuşturulması amacıyla Hükümet, başvuran Ferit FİLİTOĞLU’na yansıtılabilecek tüm vergiler hariç olmak üzere, tüm maddi ve manevi zararların yanı sıra masraf ve giderleri karşılığında 500 avro (beş yüz avro) ödemeyi teklif etmektedir.
Bu meblağ, ödeme tarihinde geçerli olan döviz kuru üzerinden Türk lirasına çevrilecek ve Mahkeme tarafından Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 37 § 1 maddesi uyarınca hükmedilen kararın tebliğini müteakip üç ay içerisinde ödenecektir. Söz konusu meblağın belirtilen üç ay içerisinde ödenmemesi durumunda, Hükümet, bahsi geçen sürenin sona erdiği tarihten itibaren ödeme gününe kadar geçen sürede, yukarıda bahsedilen miktara, Avrupa Merkez Bankasının söz konusu dönem için geçerli olan marjinal faiz oranına üç puan eklenmek suretiyle elde edilecek oran üzerinden basit faiz ödemeyi taahhüt etmektedir. Bu ödeme ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi önünde derdest olan dava, nihai çözüme kavuşturulacaktır.”
6. Bu karardan birkaç hafta önce, Hükümetin tek taraflı deklarasyonunun koşulları başvurana gönderilmiştir. Mahkeme, başvuranın deklarasyon şartlarını kabul ettiklerine dair bir cevap almamıştır. Mevcut başvurunun konusu, başvuranın hüküm giydiği ceza yargılamaları ile ilgili olduğu için, Mahkeme, başvuranın bu hususta sessiz kalmasını, deklarasyon şartlarının zımni onayı olarak ele alamaz (hukuk yargılamaları bakımından karşılaştırınız, Igranov ve Diğerleri/Rusya, no. 42399/13 ve diğer 8 başvuru, § 23, 20 Mart 2018).
7. Mahkeme, Sözleşme’nin 37. maddesinde, koşulların söz konusu maddenin 1. fıkrasının (a), (b) veya (c) bentlerinde belirtilen sonuçlardan birine yol açması hâlinde, Mahkemenin yargılamaların herhangi bir aşamasında başvuruyu kayıttan düşürmeye karar verebileceğinin öngörüldüğünü hatırlatmaktadır. Sözleşmenin 37. maddesinin 1. fıkrasının (c) bendi, aşağıdaki durumda Mahkemenin davayı kayıttan düşürmesine imkân vermektedir:
“Mahkemenin saptadığı herhangi bir başka gerekçeden ötürü, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir neden görülmezse.”
8. Mahkeme ayrıca, belirli koşullarda, başvuranın davanın incelenmesine devam edilmesini istemesine rağmen davalı Hükümet tarafından yapılan tek taraflı deklarasyon temelinde, başvuruyu 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürebileceğini hatırlatmaktadır.
9. Bu amaçla, Mahkeme, özellikle Tahsin Acar kararı olmak üzere kendi içtihadından doğan ilkeler ışığında söz konusu deklarasyonu incelemiştir (Tahsin Acar/Türkiye (ilk itirazlar) [BD], no. 26307/95, §§ 75-77, AİHM 2003-VI; WAZA Sp. z.o.o./Polonya (k.k.), no. 11602/02, 26 Haziran 2007 ve Sulwińska/Polonya (k.k.), no. 28953/03, 18 Eylül 2007).
10. Mahkeme, Türkiye aleyhine açılmış olanlar da dahil olmak üzere, bazı davalarda, polis nezaretinde avukat hakkından feragat edilmesinin geçerliliği ve başvuranları mahkûm etmek için avukat yokluğunda elde edilen delillerin kullanılması hakkındaki şikâyetlere ilişkin uygulamasını ortaya koymuştur (bk., diğerleri arasında, Simeonovi/Bulgaristan [BD], no. 21980/04, 12 Mayıs 2017; Akdağ/Türkiye, no. 75460/10, 17 Eylül 2019; Ruşen Bayar/Türkiye, no. 25253/08, 19 Şubat 2019; Bozkaya/Türkiye, no. 46661/09, 5 Eylül 2017; Türk/Türkiye, no. 22744/07, 5 Eylül 2017; Hakan Duman/Türkiye, no. 28439/03, 23 Mart 2010; Savaş/Türkiye, no. 9762/03, 8 Aralık 2009; ve Yunus Aktaş ve Diğerleri/Türkiye, no. 24744/03, 20 Ekim 2009).
11. Bununla beraber, Mahkeme, Türkiye aleyhine açılanlar da dâhil olmak üzere bazı davalarda, başvuranların ceza yargılamaları sırasında tanıklara soru yöneltememe şikâyetiyle ilgili uygulamasını ortaya koymuştur (bk. diğerleri arasında, Schatschaschwili/Almanya [BD], no. 9154/10, AİHM 2015; Al-Khawaja ve Tahery/Birleşik Krallık [BD], no. 26766/05 ve 22228/06, AİHM 2011; ve Daştan/Türkiye, no. 37272/08, 10 Ekim 2017).
12. Mahkeme ayrıca, 7145 sayılı Kanun’un 31 Temmuz 2018 tarihinde yürürlüğe girdiğine dikkat çekmek istemektedir. Bu yeni Kanun’un 4, 17, 18 ve 19. maddelerinde, Mahkemenin dostane çözüm veya tek taraflı deklarasyon temelinde davayı kayıttan düşürme kararının akabinde, yerel mahkeme yargılamalarının veya soruşturmanın yenilenmesi talebinde bulunma hakkı öngörülmektedir. Mahkemenin içtihadına ve uygulamasına göre, iç hukuk yargılamalarının yenilenmesi, öne sürülen ihlale etkili bir çözüm sağlamak için en uygun yoldur. Bu bağlamda, Mahkemenin Sözleşme ve Protokolleri tarafından güvence altına alınan hakların ve özgürlüklerin korunmasındaki ikincil rolü dikkate alındığında, Sözleşme’nin herhangi bir ihlalinin giderilmesinin öncelikli olarak ulusal makamların görevi olduğu hatırlatılmaktadır.
13. Mahkeme, Hükümetin, tek taraflı deklarasyonunda, Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 maddesinin açıkça ihlal edildiğini kabul ettiğini gözlemlemektedir.
14. Teklif edilen ve benzer davalarda hükmedilen miktarlarla tutarlı olan tazminat miktarının yanı sıra Hükümet deklarasyonu içerisinde bulunulan ikrarların mahiyeti göz önünde bulundurulduğunda Mahkeme, başvurunun incelenmesinin sürdürülmesini haklı kılan bir gerekçe bulunmadığı kanaatindedir (37 § 1 (c)).
15. Ayrıca, yukarıdaki mülahazalar ışığında ve özellikle konuyla ilgili açık ve kapsamlı içtihat dikkate alındığında Mahkeme, Sözleşme ve Protokolleri ile tanımlanan insan haklarına saygının, başvurunun incelenmesine devam edilmesini gerekli kılmadığı kanısındadır (37 § 1 maddesinin son cümlesi). Bu karar, başvuranın zararının telafisi için mevcut olan herhangi bir başka başvuru yolunu kullanma imkânına halel getirmemektedir (bk. Jeronovičs/Letonya [BD], no. 44898/10, § 116-118, 5 Temmuz 2016).
16. Mahkeme son olarak, Hükümetin tek taraflı deklarasyon metninde belirtilen şartlara uymaması hâlinde, başvurunun Sözleşme’nin 37 § 2 maddesi uyarınca tekrar kayda alınabileceğini vurgulamaktadır (Josipović/Sırbistan (k.k.), no. 18369/07, 4 Mart 2008).
17. Yukarıdaki hususlar ışığında, davanın kayıttan düşürülmesi uygun bulunmuştur.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Davalı Hükümetin Sözleşme’nin 6 §§ 1 ve 3 kapsamındaki deklarasyon koşullarını ve belirtilen taahhütlerin yerine getirilmesine ilişkin düzenlemeleri dikkate alarak;
Başvurunun, Sözleşme’nin 37 § 1 (c) maddesi uyarınca kayıttan düşürülmesine karar vermiştir.
İşbu karar, İngilizce olarak tanzim edilmiş olup 14 Ocak 2021 tarihinde yazılı olarak bildirilmiştir.
Hasan BakırcıAleš Pejchal
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy