AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 31539/07
Cafer FIRAT / Türkiye
Başkan
Paul Lemmens,
Yargıçlar
Ksenija Turkovic,
Jon Fridrik Kjolbro,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 28 Şubat 2017 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm) (“Mahkeme”), 13 Temmuz 2007 tarihinde yapılmış olan yukarıdaki başvuruları göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAYLAR
1. Başvuran Cafer Fırat, 1952 doğumlu bir Türk vatandaşı olup İstanbul’da ikamet etmektedir. Başvuran, Mahkeme önünde, İstanbul Barosu’na kayıtlı Avukat T. Tepe tarafından temsil edilmiştir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Davanın koşulları
3. Davanın koşulları, taraflar tarafından ibraz edildiği şekliyle aşağıdaki gibidir.
4. Başvuran, İstanbul’un Küçükçekmece ilçesinde yer alan bir arazinin müşterek sahiplerinden biridir.
5. Karayolları Genel Müdürlüğü (“Genel Müdürlük”), 7 Temmuz 1989 tarihinde, ihtilaf konusu araziyi kamulaştırmıştır.
6. Başvuran 16 Temmuz 2004 tarihinde Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi önünde dava açmış ve ek tazminat talebinde bulunmuştur.
7. Küçükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesi, yasal oranda faizin dışında 868.219.621.000 Türk lirası (TRY) (söz konusu zamanda yaklaşık 545.000 avro) ödenmesine hükmetmiştir.
8. Yargıtay, 28 Kasım 2005 tarihinde, ilk derece mahkemesi kararını onamıştır.
9. Başvuran, 19 Eylül 2005 tarihinde, mahkeme kararının icra edilmesi için Şişli İcra Müdürlüğüne başvurmuştur.
10. Dava dosyasındaki bilgilere göre, çeşitli tarihlerde müdürlük kısmi ödemeler yapmıştır ve son olarak 26 Mayıs 2010 tarihinde son ödemeyi yaparak ödemenin tamamını gerçekleştirmiştir.
B. İlgili iç hukuk
11. Aşağıda anılan Tazminat Komisyonuna ilişkin (bkz., §§ 14-15) ilgili iç hukuka ve uygulamaya dair bilgilere Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
12. Başvuran, Sözleşme’ye Ek 1 No’lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca idarenin ek tazminat bedelini Türkiye’de yıllık enflasyon oranının oldukça yüksek olduğu bir zamanda geciktirdiği konusunda şikâyetçi olmuştur. Başvuran ayrıca davasında uygulanan yetersiz faiz oranından şikâyetçi olmuştur.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
13. Başvuran, icra işlemlerinde yaşanan aşırı gecikme nedeniyle finansal zarara uğradığı ve davasında uygulanan faiz oranının yetersiz oluşu hususlarında şikâyetçi olmuştur.
14. Hükümet, 9 Ocak 2013 tarihli 6384 sayılı Kanun uyarınca, yargılamaların uzunluğuna ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruların ele alınması amacıyla yeni bir Tazminat Komisyonunun kurulduğunu belirtmiştir. Tazminat Komisyonu yetkilerinin 16 Mart 2014 tarihinde genişletildiğini ve bu bağlamda, diğerlerinin yanı sıra, uzun yargılama ve enflasyonun etkisiyle kamulaştırma bedelindeki değer kaybının telafi edilmediğine yönelik şikâyetleri inceleme yetkisi verilmiştir. Hükümet, bu doğrultuda, Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuruda bulunulmadığı için başvuranların iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.
15. Mahkeme, Hükümet tarafından belirtildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun uygulanmakta olduğunu dikkate alır. Ardından, Mahkeme yukarıda anılan Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davasına ilişkin verdiği kararında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu kararı verirken Mahkeme özellikle, bu yeni hukuk yolunun önceden (a priori) erişilebilir olduğunu ve kamulaştırma davalarında verilen tazminat miktarındaki değer kaybına ilişkin şikâyetler için makul bir tazminat yolu sunabildiğini değerlendirmiştir.
16. Mahkeme, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasındaki kararında, yeni hukuk yolunun uygulanmasından önce Hükümete tebliğ edilmiş olan bu tür başvuruları, normal usul uyarınca inceleyebileceğini vurguladığını belirtmiştir.
17. Ancak, Hükümet’in başvuranın 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadığına ilişkin ilk itirazını göz önünde bulundurarak Mahkeme, yukarıda anılan Yıldız ve Yanak davasında vardığı sonucu yinelemektedir.
18. Yukarıdaki bilgiler ışığında, Mahkeme, Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 madde hükümleri kapsamında başvuruların iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme oybirliğiyle,
Başvuruların kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce olarak tanzim edilmiş ve 23 Mart 2017 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıPaul Lemmens
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy