AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİ
İKİNCİ BÖLÜM
KABUL EDİLEBİLİRLİK HAKKINDA KARAR
Başvuru no. 29241/07
Fikriye GALİÇ ve Ayşe ATINIZ / Türkiye
Başkan
Valeriu Griţco,
Yargıçlar
Stéphanie Mourou-Vikström,
Georges Ravarani,
ve Bölüm Yazı İşleri Müdür Yardımcısı Hasan Bakırcı’nın katılımıyla 22 Kasım 2016 tarihinde Komite halinde toplanan Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (İkinci Bölüm), yukarıda belirtilen 28 Haziran 2007 tarihli başvuruyu göz önünde bulundurarak, yapılan müzakerelerin ardından aşağıdaki şekilde karar vermiştir:
OLAY VE OLGULAR
1. Başvuranlar Fikriye Galiç ve Ayşe Atınız sırasıyla 1927 ve 1923 doğumlu Türk vatandaşlarıydılar. Birinci başvuran 14 Ocak 2009 tarihinde; ikinci başvuran ise 26 Aralık 2010 tarihinde vefat etmiştir. Davanın tebliğ edilmesi üzerine, mirasçıları (birinci başvuran için Ali Üstün Atınız, Yaşar Atınız, Birgül Atınız (Tekçakır); ikinci başvuran için Naime Yapıcı, Naim Yapıcı, Mustafa Yapıcı), hayatını kaybeden başvuranların adına başvuruları takip etmek istedikleri yönünde Mahkemeyi bilgilendirmişlerdir. Başvuranlar, Mahkeme önünde, İzmir Barosuna kayıtlı Avukat C. Yıldırım tarafından temsil edilmişlerdir.
2. Türk Hükümeti (“Hükümet”) kendi görevlisi tarafından temsil edilmiştir.
A. Dava koşulları
3. Davaya konu olaylar, taraflarca ibraz edildiği şekliyle, aşağıdaki gibi özetlenebilir.
4. Makine ve Kimya Endüstrisi Kurumu 1974 yılında, başvuranların yakınına (Cevahir Caha) ait bir arsanın kamulaştırılmasına karar vermiş ve söz konusu arsa için ödenecek bedelleri tespit etmiştir. İdare, kamulaştırma işlemlerini 15 Kasım 1976 tarihinde tamamlamıştır.
5. Cevahir Cava, 19 Aralık 1976 tarihinde hayatını kaybetmiş ve başvuranlar, 28 Aralık 1977 tarihinde, kamulaştırma işlemleri hakkında bilgilendirilmişlerdir.
6. Başvuranlar, 3 Aralık 1982 tarihinde, söz konusu tarihte yürürlükte bulunan Kamulaştırma Kanunu uyarınca, ek bedel ödenmesi için dava açmışlardır. Aliağa Asliye Hukuk mahkemesi, 25 Aralık 1984 tarihinde, başvuranların yargılamaları takip etmedikleri gerekçesiyle, davanın düşürülmesine karar vermiştir. Başvuranlar, yasal süre sınırı içerisinde davalarını yenileme haklarından faydalanmamışlardır. Bunun üzerine, ilk derece mahkemesi, 30 Aralık 1985 tarihinde davayı reddetmiştir. Söz konusu karar, 18 Mart 1986 tarihinde başvuranlara tebliğ edilmiştir. Bu karara karşı herhangi bir temyiz başvurusu yapılmamış ve bu nedenle karar kesinleşmiştir.
7. Başvuranlar, 27 Mart 1986 tarihinde, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi önünde, ilave bedele ilişkin talepleri kapsamında yeniden dava açmışlardır. Söz konusu mahkeme, başvuranların davasının zaman aşımına uğradığını belirterek, 13 Mayıs 1986 tarihinde davayı reddetmiştir. Bu bağlamda mahkeme, daha önce reddedilen davaya atıfta bulunmuştur. Yargıtay, 16 Ekim 1986 tarihinde kararı onamıştır.
8. Kamulaştırma Kanunu, 24 Nisan 2001 tarihinde değiştirilmiştir. Bu değişikliğe göre, ilgili idari organlara, bedelin tespit edilmesi ve ilgili arazinin tapusunun söz konusu idari organlar adına kaydedilmesi için dava açma hakkı verilmiştir.
9. Daha sonra, idare 8 Mayıs 2001 tarihinde, Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi önünde bir dava açarak, söz konusu arazinin kendileri adına kaydedilmesini talep etmiştir. Mahkeme, 5 Kasım 2002 tarihinde, yukarıda belirtilen önceki yargılamalara atıfta bulunarak, tapu senedinin idare adına kaydedilmesine karar vermiştir. Yargıtay, 22 Mart 2004 tarihinde, başvuranlara herhangi bir bedel ödenmediğini kaydederek, bu kararın bozulmasına hükmetmiştir.
10. Başvuranlara, 1 Temmuz 2005 tarihinde, 1974 yılında yetkililerce ilk tespit edilen 0,51 Türk lirası tutarındaki kamulaştırma bedeli ödenmiştir.
11. Aliağa Asliye Hukuk Mahkemesi, 10 Kasım 2005 tarihinde, araziye ait tapu senedinin idare adına kaydedilmesine karar vermiştir.
12. Yargıtay, 21 Kasım 2006 tarihinde, söz konusu kararı onamıştır.
B. İlgili iç hukuk
13. 6384 sayılı Kanun kapsamında oluşturulan yeni hukuk yoluyla ilgili iç hukuka ilişkin bilgilere Turgut ve Diğerleri / Türkiye (k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013; Demiroğlu / Türkiye (k.k.), no. 56125/10, 4 Haziran 2013; ve Yıldız ve Yanak / Türkiye (k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014 kararlarından erişilebilir.
ŞİKÂYETLER
14. Başvuranlar, Sözleşme’ye Ek 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, kamulaştırma davasında yaşanan gecikmeler ve faiz işlenmemesi nedeniyle mal ve mülk dokunulmazlığı haklarının ihlal edildiğini belirterek şikâyette bulunmuşlardır.
15. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, yargılamaların uzunluğu hususunda şikâyette bulunmuşlardır. Başvuranlar, aynı madde kapsamında, ulusal mahkemelerin iç hukuku uygun bir şekilde yorumlamadıklarını ileri sürerek, mahkemelerin, kendi lehlerine olan yeni kanunu uygulamaları gerektiğini ancak uygulamadıklarını belirtmişlerdir.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME
A. Yargılamaların uzunluğuna ve kamulaştırma bedelinin değer kaybettiğine ilişkin şikâyetler
16. Başvuranlar, 1 No.lu Protokol’ün 1. maddesi uyarınca, kamulaştırma bedelinin temerrüt faizi yansıtılmaksızın geç ödenmesi nedeniyle maruz kaldıkları maddi kayıp hakkında şikâyette bulunmuşlardır. Başvuranlar ayrıca, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, uzun yargılamalardan şikâyet etmişlerdir.
17. Hükümet, 6384 sayılı Kanun uyarınca, uzun yargılamalar ve kararların icra edilmemesine ilişkin başvuruları ele almak üzere yeni bir Tazminat Komisyonu kurulduğunu kaydetmiştir. Hükümet ayrıca, 16 Mart 2014 tarihinde kabul edilen bir kararla Tazminat Komisyonunun görev alanının, diğer hususların yanı sıra, enflasyonun etkileri ve yargılamaların uzunluğu nedeniyle kamulaştırma bedelinin değer kaybettiği iddiasına ilişkin şikâyetleri inceleyecek şekilde genişletildiğini belirtmiştir. Dolayısıyla Hükümet, başvuranların Tazminat Komisyonuna herhangi bir başvuruda bulunmamış olmaları nedeniyle iç hukuk yollarını tüketmediklerini ileri sürmüştür.
18. Mahkeme, Hükümet tarafından işaret edildiği üzere, Ümmühan Kaplan/Türkiye (no. 24240/07, 20 Mart 2012) davasında pilot karar usulünün uygulanmasının ardından Türkiye’de yeni bir iç hukuk yolunun oluşturulduğunu gözlemlemektedir. Akabinde Mahkeme, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) ve Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davalarında verdiği kararlarında, başvuranların iç hukuk yollarını, yani yeni hukuk yolunu tüketmedikleri gerekçesiyle başvuruyu kabul edilemez bulmuştur. Bu şekilde Mahkeme, özellikle, söz konusu yeni hukuk yolunun öncelikli olarak erişebilir olduğu ve uzun yargılamalara ve kamulaştırma davalarında hükmedilen tazminat miktarlarının değer kaybına dair şikâyetler bakımından makul bir tazminat imkânı sağlamaya elverişli olduğu kanısına varmıştır.
19. Mahkeme ayrıca, Ümmühan Kaplan (yukarıda anılan, § 77) davasına ilişkin kararında, Hükümete hâlihazırda tebliğ edilmiş bu tür başvuruları normal usul uyarınca incelemeye devam edebileceğini vurgulamıştır.
20. Ancak Mahkeme, Hükümetin başvuranların 6384 sayılı Kanunla getirilen yeni iç hukuk yoluna başvurmadıklarına ilişkin itirazını dikkate alarak, Turgut ve Diğerleri ((k.k.), no. 4860/09, 26 Mart 2013) ve Yıldız ve Yanak / Türkiye ((k.k.), no. 44013/07, 27 Mayıs 2014) davalarında vardığı sonuçları yinelemektedir.
21. Mahkeme, yukarıda belirtilen hususları dikkate alarak, iç hukuk yollarının tüketilmediği gerekçesiyle, başvuruların Sözleşme’nin 35 §§ 1 ve 4 maddesi uyarınca reddedilmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
B. Diğer şikâyetler
22. Başvuranlar, Sözleşme’nin 6. maddesi uyarınca, yargılamaların adil olmadığı hususunda şikâyette bulunmuş ve ulusal mahkemelerin, yerel hukuku uygun bir şekilde yorumlamadıklarını iddia etmiştir.
23. Mahkeme, mevcut bilgiler ışığında ve şikâyet konusu hususun görev alanına girdiği ölçüde, bu şikâyetlerin Sözleşme veya Protokollerinde güvence altına alınan hak ve özgürlüklerden herhangi birinin ihlal edildiğine dair herhangi bir husus doğurmadığı kanaatine varmıştır. Dolayısıyla Mahkeme, söz konusu şikâyetin açıkça dayanaktan yoksun olduğuna ve Sözleşme’nin 35 §§ 3 (a) ve 4 hükümleri uyarınca reddedilmesi gerektiğine karar vermiştir.
Bu gerekçelerle, Mahkeme, oy birliğiyle,
Başvurunun kabul edilemez olduğuna karar vermiştir.
İşbu karar İngilizce dilinde tanzim edilmiş olup, 15 Aralık 2016 tarihinde yazılı olarak tebliğ edilmiştir.
Hasan BakırcıValeriu Griţco
Yazı İşleri Müdür YardımcısıBaşkan
Full & Egal Universal Law Academy