K. Kararı 5.3.2013 [I. Daire]
Olaylar – 1999 yılında, başvuranın içerisinde yaşadığı dairenin sahibi, tahliyesi için mahkeme kararı almıştır. Söz konusu karar, temyizde onaylanmıştır. Başvuran ardından anayasal şikâyette bulunmuş; şikâyeti altı yıldan fazla bir süre sonra reddedilmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurusunda, başvuran, diğerleri arasında, Sözleşme’nin 6 § 1 maddesi uyarınca, Anayasa Mahkemesi önündeki yargılamaların uzunluğundan şikâyetçi olmuştur.
Hukuk – 35 § 3 (b): Yargılamaların uzunluğu, altı yıldan fazla bir süre tahliyesinin icrasını erteleyerek, gerçekte başvurana yarar sağlamıştır. Mahkeme’nin nazarında, bu durum, normalde yargılamaların aşırı uzunluğunun yol açtığı zararı telâfi etmiş veya en azından kayda değer ölçüde azaltmıştır; dolayısıyla, makul bir süre içerisinde yargılanma hakkı anlamında, başvuran “önemli bir zarar görmemiştir”. Hırvatistan’daki hukuk davalarının uzunluğu sorunu, insan haklarına saygı konusunun şikâyetin esas bakımından incelenmesini gerektirmemesi için, Mahkeme tarafından çeşitli vesilelerle daha önce ele alınmıştır.
Davanın “bir ulusal mahkeme tarafından gereği gibi incelenmiş” olup olmadığı konusunda, gerek başvuranın tahliyesine yönelik dava gerekse başvuranın karşı davası, birinci ve ikinci derece mahkemeleri ve de Anayasa Mahkemesi tarafından “gereği gibi incelenmiştir”. İlâveten, Mahkeme, 13. maddeye ilişkin içtihadı gereğince, Sözleşme’de geçen bir hakkın, en üst merciye sahip bir adlî makam tarafından ihlâl edildiği iddiası konusunda etkili bir hukuk yoluna sahip olma hakkının üstü kapalı olarak kısıtlandığına dikkat çekmiştir. Bu nedenle, örneğin, Anayasa Mahkemesi kararı hakkında bir hukuk yolunun bulunmaması, 13. madde uyarınca bir tartışma konusu yaratmamaktadır. Bu mantığı gerekli değişiklikler yapılmış olarak 35 § 3 (b) maddesine uygulayarak, Mahkeme, Sözleşme’nin en üst merciye sahip bir adlî makam tarafından ihlâl edildiğinin iddia edildiği durumlarda, “önemli bir zarar görmemiş olma” kabul edilebilirlik ölçütünün karşılanıp karşılanmadığının incelenmesinde, Mahkeme’nin, davanın “bir ulusal mahkeme tarafından gereği gibi incelenmiş” olma şartından vazgeçebileceğine kanaat getirmiştir. Aksi halde, ne kadar önemsiz olursa olsun, en üst merciye sahip bir ulusal mahkemeye isnat edilebilir ihlâl iddiaları ile ilgili her tür iddiayı reddetmesinin önüne geçilmiş olur. Bu, 35 § 3 (b) maddesinin konusu ve amacıyla ne uygun ne de tutarlı olacaktır.
Sonuç: kabul edilemez (önemli zarar görülmemiştir).
Mahkeme ayrıca, başvuranın, Sözleşme’nin 6 § 1, 8, 13 ve 14 maddeleri gereğince bulunduğu diğer şikâyetlerin, açıkça temelden yoksun olmaları nedeniyle, kabul edilemez olduğuna hükmetmiştir.
Full & Egal Universal Law Academy