T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLİ: ....
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ: ....
....
DAVA: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 21/02/2020
KARAR TARİHİ: 21/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 01/10/2019 tarihinde davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan .... plakalı aracın yaya konumunda bulunan müvekkiline çarptığını, müvekkilin kaza sonrası uzun süre yoğun bakımda kaldığını ve hayati tehlike geçirdiğini, kaza sonrasında Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/.. soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, meydana gelen kazada müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; 500,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik, 400,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya karışan.... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın zorunlu başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, eksik evraklarla başvuruda bulunduğunu, müvekkilin sorumluluğunun sigortalısının kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı ... şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine 05/12/2019 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 05/04/2021 tarihli kusur raporunda özetle;
A) Davcı yaya ...’ın;
Seyir yönünde bulunan yaya kaldırımı üzerinden yürümesi gerekirken, aksine davrandığını, yürüdüğü yaya kaldırımından park halindeki araçların arasından taşıt trafiğinin işlediği alana girerek emniyetsizce yolun sağına yanaşık vaziyette taşıt trafiğine açık yol bölümünden yürüdüğü sırada kendisine gerisinden gelen sürücü ....’in sevk ve idaresindeki aracının sağ yan kısmı ile seyir şeridi üzerinde çarpması şeklinde meydana gelen olayda K.T.Kanununun 68/a maddesine aykırı davrandığını,
B) .... plakalı araç sürücüsü .... ....’in;
Gündüz vakti seyir yönüne görüş mesafesinde açık düz ve eğimsiz trafik akımının iki yönlü geliş gidiş olarak işlediği Lefkoşe Caddesi üzerinden seyri sırasında, ön ilerisi seyir şeridinin sağına yanaşık vaziyette aynı yöne yürüyen yayalara karşı ön tedbirle yaklaşması gerektiğini, aksine davranıp mevcut kamara görüntüsünden de anlaşılacağı üzere mevcut hızı ile emniyetsizce seyrine devam ettiği sırada aracının sağ yan kısım ile geçişi sırasında, davacı yaya ...’a çarpması olayında K.T.Kanununun 52/b maddesine aykırı davrandığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı araç sürücüsünün %37,50 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Yine mahkememizin ara kararı uyarınca hazırlanan 28/07/2021 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ... .... 01/10/2019 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda oluşan arızaları nedeniyle;
A) 30/03/2013 tarihinde 28603 sayıyla Resmi Gazetede yayınlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre özür oranı hesaplamasında "Kulak Burun Boğaz" bölümü "Yüz" başlığı Sınıf 1, "Sinir Sistemi" bölümü "Epilepsi" başlığı "1-nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar" maddesi, "Deri" bölümü "Hipertrofik skar ve keloid-Hafif" maddesi, "Kas İskelet Sistemi" Tablo 1,5 Tablo 1,7 kullanılarak;
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %32(otuziki) olduğunu,
Tıbbi iyileşme süreci göz önüne alındığında iyileşle süresinin 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu,
Devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını,
B) 20/02/2019 gün ve 30692 sayılı Resmi Gazete'de yayınlanan "Erişkinler İçin Engellik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik"'in Engel Oranları Alan "Kas İskelet Sistemi" "Kulak Burun Boğaz" bölümü "Yüz" başlığı Sınıf 1, "Sinir Sistemi" bölümü "Epilepsi" başlığı "1-nöbeti olmayan ancak nöbet geçirme riski olanlar" maddesi, "Deri" bölümü "Hipertrofik skar ve keloid-Hafif" maddesi, "Kas İskelet Sistemi" Tablo 1,5 Tablo 1,7 kullanılarak;
Engel durumunun %32(otuziki) olduğunu,
Tıbbi iyileşme süreci göz önüne alındığında iyileşme süresinin 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu,
Devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 18/11/2021 tarihli raporda özetle;
Dosyada desteğin gelirine herhangi bir belge olmadığını, kamu düzenine de uygun olmak üzere asgari ücret esas alınmak suretiyle, davacının tazminat hesaplamasının bilinen dönemler ve davacının 60 yaşına kadar olan süresi aktif dönem, 60 yaş sonrası ile pasif dönem olmak üzere nazara alındığını,
2021/Oca-Aralık ayları arası ilan edilmiş olan son aylık net 2.825,70 TL olduğunu asgari geçim indirimsiz aylık net ücretin ise 2.557,59 TL olduğunu ancak davacının ev hanımı olması sebebiyle hesaplamada aktif ve pasif dönemde de AGİSİZ asgari ücret kullanılacağını,
Sonuç olarak davacının %32 işgücü ve beden kaybından dolayı zararının bulunduğunu, TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak 1.8 Teknik faiz kullanılmadan kusur indirimsiz;
Geçici iş göremezlik tazminatının 18.054,00 TL,
Sürekli maluliyet tazminatının 299.650,075 TL
Bakıcı gideri tazminatının 2.557,80 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir.
Yine mahkememizin 10 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2022 asgari ücret tarifesine göre ek rapor aldırılmak üzere dosya kök rapor tanzim eden aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 07/04/2021 tarihli ek raporda özetle;
Davacının %32 işgücü ve beden kaybından dolayı zararının bulunduğunu, TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak 1.8 Teknik faiz kullanılmadan kusur indirimsiz;
Geçici iş göremezlik tazminatının 18.054,00 TL,
Sürekli maluliyet tazminatının 447.546,20 TL
Bakıcı gideri tazminatının 2.557,80 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 12 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2023 asgari ücret tarifesine göre ek rapor aldırılmak üzere dosya kök rapor tanzim eden aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 24/01/2023 tarihli ek raporda özetle;
Davacının %32 iş gücü ve beden kaybından dolayı zararının bulunduğunu, TRH-2010 Yaşam Tablosu kullanılarak 1.8 Teknik faiz kullanılmadan kusur indirimsiz;
Geçici iş göremezlik tazminatının 18.110,87 TL,
Sürekli maluliyet tazminatının 811.058,97 TL
Bakıcı gideri tazminatının 2.557,80 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, güncel asgari ücretine göre alınan aktüer bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2/019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı ... vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yaya olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Tedavi gideri talebinden feragat edilmesi bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili tarafından dosyaya UYAP sistemi üzerinden e-imzalı olarak 30/05/2022 tarihli dilekçesi ile tedavi gideri talebinden feragat ettiğini mahkememize bildirmiştir.
Davacı vekilinin vekaletnamesi tetkik edilmiş olup 6100 sayılı HMK m.74 hükmü uyarınca feragat konusunda özel yetkiyi haiz olduğu tespit edilmiştir.
6100 sayılı HMK m.307 hükmünde "Feragat, davacının, talep sonucundan kısmen veya tamamen vazgeçmesidir." şeklinde tanımlanmıştır.
Davacı vekilinin vekaletnamesi tetkik edilmiş olup 6100 sayılı HMK m.74 hükmü uyarınca feragat konusunda özel yetkiyi haiz olduğu tespit edilmiştir.
Davadan feragat, kesin hükmün yasal sonuçlarını doğuran ve davayı sonuçlandıran taraf işlemi olup, davalının kabulüne de bağlı değildir.
Davacının feragat beyanı dikkate alınarak hüküm tesis edilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtilmediğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 12/05/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup, dava kısmi alacak davası niteliğinde olduğundan değer arttırım dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken, 500,00 TL sürekli ve geçici iş göremezlik, 400,00 TL bakıcı gideri ve 100,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 1.000,00 TL talep etmiştir. Islah dilekçesi 1.279,00 TL bakıcı gideri, 414.585,00 TL geçici ve sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam dava değerini 415.864,00 TL olarak artırmıştır. Davacı vekili tedavi gideri talebinden ise feragat etmiştir.
Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme;
Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak kusur indirimsiz hesaplanan bakıcı gideri zararının 2.557,80 TL, kalıcı işgöremezlik zararının 811.058,97 TL, geçici işgöremezlik zararının 18.110,87 TL olduğu belirlenmiştir.
Hesaplanan bu bedel üzerinden kusur indiriminden başkaca indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki;
"Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir.
Buna göre kusura ilişkin belirlemelerde bahsedildiği üzere davalının kusuru %37,50 olduğu kabul edildiğinden kusur indirimi yapıldığında davacının gerçek zararı;
304.147,11 TL Kalıcı işgöremezlik, 6.791,58 TL Geçici işgöremezlik, 959,18 TL bakıcı gideri zararı olarak belirlenmiştir. Davacının ıslah ile arttırdığı miktar dikkate alındığında davalının %50 kusurlu olduğu varsayımı ile davasının ıslah ettiği anlaşılmıştır. Buna göre mahkememizce belirlenen gerçek zarar talep edilenden fazla olduğu için fazla talep bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
Davacının dava dilekçesi ile talep ettiği ve feragat dilekçesi ile miktarını belirleyerek feragat ettiği tedavi gideri bakımından da davanın feragat nedeniyle reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, 304.147,11 TL kalıcı işgöremezlik, 6.791,58 TL geçici işgöremezlik ve 959,18 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 311.897,87 TL tazminatının 900,00 TL'sinin dava tarihi olan 21/02/2020 tarihinden bakiye kısmının ise ıslah tarihi olan 22/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, tedavi gideri tazminatının FERAGAT nedeniyle, diğer alacak kalemlerinde ise fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 311.897,87 TL üzerinden alınması gereken 21.305,74 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç, 7.091,32 TL ıslan harcının toplamı olan 7.145,72 TL'nin mahsubu ile bakiye 18.075,96 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 54,40 TL peşin harç, 7.091,32 TL tamamlama harcının toplamı olan 7.145,72 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 2.525,00 TL yargılama giderinin davanın kabul (%75,14) ve ret (%24,86) oranlarına göre hesaplanan 1.897,29 TL yargılama ve 54,40 TL başvurma harcının toplamı olan 1.951,69 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 46.665,70 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 16.474,92 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi.21/06/2023