T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ: ....
DAVALI : ....
VEKİLLERİ: ....
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 22/07/2015
KARAR TARİHİ: 17/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Yargıtay öncesi yapılan yargılamada;
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket tarafından sigortalanan .... Pet Plastik Ambalaj San. Tic. A.Ş. 'ne ait Chiller-1 ve Chiller-2 soğutma kompresöründe daha önce meydana gelen ilk arızanın üretici şirket ve yetkili servis olan davalı şirket tarafından giderilmemesi sebebiyle ilgili makinelerde 19/05/2013 tarihinde hasar oluştuğunu, davalı şirketin kusur ve ihmali neticesi müvekkil şirket tarafından, sigortalısı .... Pet Plastik Amablaj San. Tic. A.Ş.'ye 8.088,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, bu nedenle sigortalısına halef olduğunu, davalı hakkında Gaziantep 13.İcra Müdürlüğünün 2014/61743 esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattıklarını, davalı/borçlunun süresi içerisinde borca itirazı neticesinde takibin durdurulduğunu, yapılan itirazın haksız ve yasal dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenlerle davalının itirazın iptali ile takibin devamına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı cevap dilekçesinde özetle; Açılan davayı kabul etmediklerini, müvekkilinin dava konusu makinaların yalnızca satıcısı olduğunu, cihazların tamiri konusunda yetkili servis olmadığını, alıcı tarafından ayıbın süresinde ihbar edilmediğini belirterek, kısaca davanın reddini savunmuştur.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Açılan dava, İ.İ.K.'nun 67. maddesinde adını bulan itirazın iptali davasıdır.
Mahkememizce tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda tüm kanıtları toplanmış, Gaziantep 13.İcra Müdürlüğünün 2014/61743 esas sayılı dosyası, hasar dosyası ve .... A.Ş.'ne yazılan yazı cevabı getirtilmiş, taraflarca delilleri dosyaya ibraz edilmiş, rapor düzenlemesi amacıyla dava dosyası makina mühendisi ve Aktüer hesap uzmanı bilirkişi kuruluna tevdii edilmiş, bilirkişilerden rapor alınmış, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamı ile;
Davacı tarafından, davalı aleyhinde Gaziantep 13.İcra Müd. 2014/61743E. Sayılı takip dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun yasal süresinde borca itiraz ederek takibi durdurduğu, takip konusunun 19/06/2013 tarihli 8.088,00 TL tutarındaki rücuen tazminat alacağı olduğu, davacının da yasal süresi içerisinde iş bu davayı mahkememizde açtığı anlaşılmaktadır.
Mahkememizce davacının davalıdan bir alacağının bulunup bulunmadığı, söz konusu olay nedeniyle davalının bir kusurunun oluşup oluşmadığı, kusur oluşmuş ise davacının davalıdan ne kadar alacaklı olduğu konusunda, makine mühendisi ve aktüer bilirkişilerinden alınan rapora göre; 19/05/2013 tarihinde Organize Sanayi Bölgesinde elektrik kesilmesi sonucu .... Soğ. Ve Isıtma Mak. İm. San. Tic. Ltd. Şti'den alınmış olan 350.000 Kcal/h kapasiteli Chiller1 ve Chiller 2 grubunun devreye girmemesi ardından elektrik kesilmesi sebebiyle kompresörlere ait elektrik motorları sargı kablolarındaki arızanın sigorta kapsamında olduğu arıza giderilmesinin ardından kompresörlerin mekanik aksamında ve krankta meydana gelen hasarın tamir sonrası yeterli düzeyde yapılmayan kontroller sonucu meydana gelen likit dönüşünün yoğun gelmesinden kaynaklanan arızanında bakım ve onarımdan kaynaklanan kusuru kapsadığı, mekanik arızanın giderilmesi için ödemiş olan 8.088,00 TL 'nın kompresörlerin bakım ve onarımını yapan yetkili servis .... Soğ. Ve Isıtma Mak. İm. San. Tic. Ltd. Şti. 'ne ait olduğu, zira cevap dilekçesine ekli 04/09/2013 tarihli ve HCS13-10196 sayılı yazıdan da açıkça anlaşıldığı üzere davalı şirkete hitaben yazılan yazıda açıkça hasarlanan cihazların davalı şirket tarafından tamire gönderildiğinin belirtildiği, böylece hasarlı cihazların davalı tarafından onarıma gönderildiğinin sabit olduğu anlaşıldığından, davacının davasının kısmen kabul, kısmen reddine karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay incelemesinde;
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazları yerinde değildir.
2- Davacı tarafça icra takibi yoluyla makine kırılma sigortası poliçesi kapsamında sigortalanan Chiller-1 makinesinin 03/08/2013 tarihinde ikinci defa arızalanması nedeniyle yapılan tazminat ödemesinin rücuen tahsili de talep edilmiştir. Bilirkişilerce hasara yönelik incelemede 19/05/2013 tarihinde meydana gelen ilk hasara ilişkin olan servis raporları değerlendirilmiştir. Oysa, uyuşmazlık Chiller-1 makinesinin 03/08/2013 tarihinde meydana gelen ikinci arızasına, 19/05/2013 tarihindeki arıza nedeniyle servis hizmeti veren davalının kusurunun sebep olup olmadığına ilişkindir. Davalı tarafın kusuru olup olmadığı hususunda ikinci arızaya ilişkin kayıt ve belgelerde dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve değerlendirme içeren bilirkişi raporlarına itibar edilerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
SONUÇ: Yukarıdaki (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA karar verilmiştir.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 08/05/2018 TARİH 2016/15081 ESAS VE 2018/3301 KARAR SAYILI ilamı sonrası yapılan yargılamada;
Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir.
Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş, mahkememizce 1 nolu celse de Yargıtay 11. Hukuk dairesinin 2016/15081 esas 2018/3301 karar sayılı 08/05/2018 tarihli bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş bozma ilamı sonrasında yargılamaya devam olunmuştur.
Dosyanın bilirkişi raporu alınmak üzere Ankara Nöbetçi ticaret mahkemesine talimat yazılarak bir sigortacı bir makina mühendisi ve bir icra nitelikli hesaplamalar konusunda uzman bilirkişiye tevdii edildiği, bilirkişiler hazırlamış oldukları raporunda; teknik arızaların imalattan yahut kullanımdan kaynaklanıp kaynaklanmadığına dair net ve kesin bir tespit ve değerlendirmenin evvelce yapılmadığını, ilk keşif icrasının 2013 yılında yapıldığını, keşif yapılmamış olması ve bu tarih itibariyle keşfin yapılmasının muarazayı aydınlatmaya ve gidermeye elverişli olmaması ekspertiz raporu ve diğer raporlar ışığında bu tür bir kusur değerlendirmesinin yapılabilmesinin mümkün olmadığını, mahkemece davalı firmanın kusurlu ve borçtan sorumlu olduğu yönünde kanaat oluşmuş ise davalı firmanın 7.088,60 TL asıl alacak 581,27 TL işlemiş faiz olmak üzere 7.669,87 TL takip toplamı ile takibe geçilmesi gerektiğ, takip tarihi olan 14/07/2019 ile rapor tarihi olan 27/08/2019 tarihi arasında işlemiş faiz tutarının 3.313,92 TL olarak hesaplandığını mahkememize bildirmiştir.
Dosya daha önce hesaplama yapan bilirkişiye ek rapor aldırılmak üzere tevdii edildiği, raporda dosya kapsamında alınmış bilirkişi raporlarında tespit edilen teknik inceleme ve evvelce dosya kapsamında alınmış diğer bulguların 2 arızanın imalattan mı yoksa kullanımdan mı kaynaklandığının net ve kesin tespitin yapılamayacağını ve kusur değerlendirilmesinin mümkün olmadığının bildirilmiştir.
DEĞERLENDİRME VE SONUÇ:
Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, tarafların beyanları ve alınan tüm bilirkişi raporlarından davalının 2 arızada kusurunun bulunup bulunmadığının tespit edilememiş olması Borçlar Kanunu "Haksız fiillerde sorumluluk başlıklı , II. Zararın ve kusurun ispatı MADDE 50- Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır. " düzenlemesi karşısında dosya kapsamına göre davacının davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay incelemesinde;
Dosya kapsamında alınan ilk bilirkişi heyetinin ek raporunda davalının kusurlu olduğu, alınan ikinci bilirkişi heyeti raporunda ise davalının kusurlu olup olmadığının tespit edilemeyeceği belirtilmiş, mahkemece ikinci bilirkişi heyetinin raporuna değer verilerek TBK m.50 hükmü göz önüne alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Ancak sigortalı ile davalı arasında sözleşmesel bir ilişki bulunmakta olup, sigortalının halefi olan davacı sigorta şirketi de bu davayı sözleşmesel bir ilişkiye dayanarak açmıştır. Bu nedenle ve öncelikle bu davada TBK m.50 hükmü değil TBK m.112 hükmü göz önüne alınarak kusuru ispat yükünün kime ait olduğunun belirlenmesi, bunun yanında iki rapor arasındaki çelişki karşısında çelişkiyi giderecek şekilde yeni heyetten rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş ve bozma nedeni yapılmıştır.
YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİNİN 10/03/2022 TARİH 2021/32 ESAS VE 2022/1719 KARAR SAYILI ilamı sonrası yapılan yargılamada;
Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiştir.
TBK 112 madde hükmü bakımından yapılan değerlendirme;
Türk Borçlar Kanunu'nun 112'nci maddesi "Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür." şeklinde düzenlenmiştir.
Madde metninden de açıkça anlaşılacağı üzere ispat yükünün borçlu üzerine geçmesi için öncelikle borçlunun borcunu hiç veya gereği gibi ifa etmemesi gerekmektedir.
Borçlunun borcunun hiç veya gereği gibi ifa edip etmediğinin belirlenebilmesi için bilirkişi incelemesi yapılması gerekmiştir.
Bilirkişi raporu bakımından yapılan değerlendirme;
Mahkememizin 1 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği, dosyada daha önceden alınan raporlar ve ekspertiz raporu arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde hasar bedelinin ne olduğu, kusurun kimde olduğu hususlarında rapor tanzim edilmesi için dosya 1 elektrik-elektronik mühendisi, 1 makine mühendisi ve 1 elektrik mühendisinden oluşan bilirkişi heyetine tevdii edilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 12/12/2022 tarihli raporda özetle;
1-Davalı .... .... 1. Hasarın teşhisi ve giderilmesine yönelik iş ve işlemlerinin oluşan hasarın giderilmesine uygun olduğunu ve Chıller-1'de ikinci defa hasara sebebiyet verecek herhangi bir ihlal veya ihmalinin bulunmadığını,
2-03/08/2013 tarihinde Chiller-1'de meydana gelen 2. hasarın net bir şekilde 1. hasarın doğru bir şekilde teşhisi ve giderilmesi ile bir ilgisinin olmadığını, sorunun davalının onarımını yaptığı Chiller-1'in entegre edilmiş olduğu diğer harici sistemlerden kaynaklandığını ve davalı .... .... kendi ürünü olan Chiller dışındaki harici sistemlerden kaynaklanan veya kaynaklanacak sorunların chiller'e yeniden zarar vermesinden dolayı sorumlu tutulamayacağını,
3-Mahkemenin 1 ve 2 nolu maddelerde belirtilen görüş ve kanaatin aksi yönde kanaate varması durumunda; hasarın giderilme bedelinin ekspertiz raporunda belirtildiği şekli ile sadece Chiller-1'in 2. Hasarı dikkat alınarak, dosyada mübrez her iki bilirkişi raporunda da üzerinde ihtilaf bulunmayan bedel olan 7.254 USD olacağı hususuna iştirak edildiğini ve makul ve uygun olduğunu, bilirkişi raporları arasındaki icra takibine esas alacak değerinin hesaplanmasının uzmanlık alanlarının dışında olduğundan bu yöndeki çelişkilerin hukuki meseleler olduğundan mahkemece takdir edilmesi gerekeceğini, özetle itiraza konu hasar bedelinin 7.254 USD olduğunu ve %50 HDI Sigorta payının hukuki takdiri durumunda da 7.254 x %50 = 3.267 USD olacağını mahkememize bildirmişlerdir.
Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş olan bilirkişi raporuna itibar edilerek hükme esas alınmıştır.
TBK 112 ve illiyet bağı bakımından yapılan değerlendirme;
Sözleşmenin ihlali ve gereği gibi ifade edilememesi ile gerçekleşen zarar arasındaki uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Böylece sözleşmenin ihlali, olayın olağan akışına, genel hayat tecrübelerine göre somut olayda gerçekleşen türden bir zararı medyana getirmeye niteliği itibariyle elverişli olmalıdır. İlliyet bağı, borçlunun sorumluluğunun kurucu unsurlardan biridir. (Eren, Fikret; Dönmez, Ünsal: Eren Borçlar Hukuku Şerhi, Ankara 2022, C.3, s. 2267).
Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu, dava konusu 2. arızanın ilk arızanın giderilmesine ilişkin yapılan işlemlerin gereği gibi veya hiç ifa edilmemiş olması ile bir ilgisinin olmadığının tamamen birbirinden bağımsız sistemlerin arızası ile ilgili olduğunu iki arıza arasında uygun ibr illiyet bağı olmadığını mahkememize bildirmiştir.
Hatta sunulan raporun 8'inci sayfasında;
"Daha iyi kavranması açısından daha basit bir örnek üzerinde izah etmek gerekirse; bir su sebilini düşününüz. Sistemine aldığı "su" girdisini tercihe göre ısıtmak veya soğutmak üzere suyu alır ve musluğundan sıcak veya soğuk su çıktısı olarak verir. Her türlü periyodik bakımını ve hijyen temizliği yapılmış olsun. Su sebilindeki soğuk sudan içen bir kişinin mide bulantısı ile kusmasına sebep olduğunu kabul edelim. Servisince su sebili ünitesinde yapılan incelemede gerekli temizlik yapılmış ve ayrıca kireçlenmiş olan iki musluğu da değiştirilmiş olsun. Su sebili ünitesinde zamanla bakteri vb oluşumu ile kirlenme neticesinde oluştuğu üzerine yoğunlaşılarak, su sebiline giren suyun içme özelliklerinde olup olmadığı bilinmeden ve tespit edilmeden su sebilinin temizliği yapılarak kullanımına devam edilirse aynı sudan içen kişide yeniden mide bulantısı vb sonuçları doğuracaktır. Nasıl ki bu örnek vakada su sebilinin temizliğini yapan ve musluk değişimi yapan servisin bir kusuru yok ise meydana gelen bu 2. hasar olayında da 1. hasarı gideren davalının bir kusuru olmayacaktır. Davaya konu 2. hasar olayında da 1. hasara sebep olan ve davalının sorumlu olmayacağı harici proseslerden kaynaklanan sorunlar giderilmediği için aynı hasar 2. defa tekrar etmiştir. Davalının ise 1. sorunun tespiti ve hasarın giderilmesine yönelik iş ve işlemlerinde kusurlu olabileceğine dair hiçbir unsura rastlanılmamış olup, davacı nezdinde tanzim edilmiş hasar eksper raporunda davalıya bu yönde isnad edilen teknik kusur iddiasının soyut ve mesnetsiz olduğu sonucuna varılmıştır." denilmiştir.
Buna göre uygun illiyet bağının gerçekleşmemiş olması ve TBK 112 madde hükmünde borçluya ispat külfetinin yüklenmesi için gerekli ilk şart olan "borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi" durumunun gerçekleşmediği kanaatine varılmıştır.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, mevcut delil durumu, Yargıtay karar ilamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Kötü niyet tazminatı talebi olmadığından bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 107,12 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 72,78 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen tüm yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 100,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Davalı vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 8.866,47 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 17/05/2023