T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:...
KARAR NO:...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... -...
Av. ... - [...
DAVALI: ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 11/10/2022
KARAR TARİHİ: 11/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili ibraz etmiş olduğu dava dilekçesi ile; Müvekkili tarafından davalı ile aralarındaki ticari münasebette davalının borcunu ödememesi sebebiyle icra takibi başlatıldığını, ancak davalının haksız ve mesnetsiz olarak icra takibine itirazda bulunduğunu, Müvekkili tarafından davalı ... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 10/03/2021 Tarihinde fiilen sevk edilerek 2.450,00 TL tutarında 70 adet fidan nakli sağlandığını, bu satıma ilişkin olarak da A Serili ... Sıra Nolu açık fatura düzenlendiğini, Davalı tarafa, Yurtiçi Kargo'nun ... gönderi numaralı kargosu ile 70 adet fidan ile ilgili fatura 12/03/2021 tarihinde davalı firmaya teslim edilmiş olup teslimattan sonra müvekkilini hesabına herhangi bir ödemenin yapılmadığını, Davalının iş bu takibe haksız olarak itiraz etmesi nedeniyle de icra inkar tazminatına hükmedilmesini yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsil edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili ibraz etmiş olduğu cevap dilekçesi ile; - Davacı tarafın, taraflar arasındaki ilişkinin 70 adet fidana ait olduğunu iddia etmiş ise de bunun doğru olmadığını, davacı firma tarafından müvekkiline kendi adlarına Oğuzeli bölgesinde ağaç dikilmesi teklifinin sunulduğunu, müvekkili firma da bu teklifi kabul ettiğini, davacı tarafın dikim sırasında davalı tarafın da davet edileceğini, kendilerinin bilgisi ve gözetiminde dikimin - yapılacağını, dikimin kendi adlarına yapıldığının bu - şekilde belgelendirileceğini beyan ettiğini, müvekkili firmanın da dikimin yapılması halinde ödeme yapmayı kabul ettiğini, aradan bir zaman geçtikten sonra davacı firmanın telefon ile arama yaparak davalı adına ağaç dikimi yapıldığını, kendileri adına fatura kesildiğini ve ödeme yapılmasını talep ettiğini, müvekkili firmanın da ağaç dikiminden haberleri olmadığını, normalde haberdar edilmeleri gerektiğini, kendileri adına ağaç dikimi yapıldığının ispatlanmaması sebebi ile kendilerine ödeme yapılmayacağı bildirildiğini, bu konuşmalardan sonra davacı tarafından kargo ile bir adet plaket gönderildiğini, bunun dışında gönderilen bir belge veya eşya sözkonusu olmadığını, Davacı şirketin faaliyet alanı orman ürünleri meslek grubunda, Ankara ili Bölgesinde ormanda kesilmiş ve temizlenmiş ağaçların taşınması, istiflenmesi ve yüklenmesi faaliyetleri konularında olduğunu, firmanın fidan yetiştiriciliği ve satışının olmadığını, müvekkili adına ağaç dikme teklifi yapıldığı için ilişki olduğunu, müvekkilinin eğer fidan alma gibi bir niyeti olsa idi bu fidanları ya Gaziantep'teki bir firmadan veya İnternetten sipariş edebileceğini, ağaç alınması söz konusu olmadığı için davacıdan da alınmış fidan bulunmadığını, Müvekkili firmaya kesinlikle 70 adet fidan teslim edilmediğini, davacı tarafın her ne kadar kargo evrakı adı altında bir evrak sunmuş iseler de bu evraktan 70 adet fidanın teslim edilip edilmediği açıkça belli olmadığını, eğer fidan teslimi sözkonusu olsa idi kargo yükünün ne olduğu kargo fişinde yazılı olacağı, bu belgenin gerçek olup olmadığının şüpheli olduğunu, bu nedenle açılan davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Genel kredi sözleşmeler,
3-Kat ihtarnamesi,
4-İcra takip dosyası,
5-Dosyada mündemiç bilirkişi Mehmet Emin Kaya tarafından tanzim edilen rapor,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/. esas sayılı ilamsız icra takip dosyası celp edilmiştir. Dosyanın tetkikinde davacı tarafından davalı aleyhine 3.317,42- TL fatura alacağına istinaden ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesi üzerinde davalı tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz ediliği ve icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra takip dosyasında borcun davacıya tebliğ edildiğinde dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu görülmüş ve bu haliyle de eldeki davanın 2004 sayılı İİK m.67/1 hükmünde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Davaya konu takipteki alacağın kaynağı satış ilişkisine istinaden düzenlenmiş olan faturalardan kaynaklanan cari hesap ilişkisidir.
Her iki tarafın da tacir olduğu gözetildiğinde alacağın varlığının tespiti amacıyla 6100 sayılı HMK m.222 hükmü uyarınca her iki tarafa da ticari defterlerini sunması için 27/12/2022 tarihli celsede gerekli ihtarları da içerecek şekil ara kararlar ihdas edilmek suretiyle kesin süre verilmiştir. Davalı taraf duruşmada hazır olmadığından duruşma zaptı ekli ve gerekli şerhleri içerir davetiye davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde davacı taraf ticari defterlerini dosyaya ibraz etmiş, ancak buna karşılık davalı taraf ticari defterler sunulmadığı takdirde davacının ticari defterlerine dayanılarak karar verilebileceği ihtar edilmesine rağmen davalı taraf ticari defterlerini dosyaya ibraz etmemiştir.
Tarafların ticari defterlini sunmaları için verilen kesin sürenin dolmasının akabinde dosyaya mali müşavir bilirkişi tevdi edilmiş ve davaya konu uyuşmazlık hakkında rapor tanzim etmesi sağlanmıştır. Hazırlanan ve dosya arasında yer alan 14/05/2023 tarihli rapor tetkik edilmiş olup raporda da açıklandığı üzere; davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin zorunlu olan kısım bakımından açılış ve kapanış onaylarının yapılmış oldukları, davaya konu icra takibine dayanak faturanın davacının defterlerine işlenmiş olduğu mütalaa edilmiştir.
7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir. Kanun maddesinin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi halinde davacı ticari defterlerinde yer alan kayıtların davacı ve halefleri lehine delil olacağı aşikardır.
Nitekim bu yönde benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin 2016/4087 Esas, 2017/261 Karar sayılı ve 23/01/2017 Tarihli ilamında "...Dava, sözleşme tarihine göre uygulanması gereken 818 Sayılı mülgâ BK'nın 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesine dayalı olarak bakiye iş bedelinin ödenmediği iddiasıyla yapılan takibe itiraz nedeniyle İİK 67. maddeye göre açılmış itirazın iptâli davasıdır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) hükümlerine göre: Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (HMK 222/1) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Taraflar, kendilerinin veya karşı tarafın delil olarak dayandıkları ve ellerinde bulunan tüm belgeleri mahkemeye ibraz etmek zorundadırlar. Elektronik belgeler ise belgenin çıktısı alınarak ve talep edildiğinde incelemeye elverişli şekilde elektronik ortama kaydedilerek mahkemeye ibraz edilir (HMK 219/1). Ticari defterler gibi devamlı kullanılan belgelerin sadece ilgili kısımlarının onaylı örnekleri mahkemeye ibraz edilebilir (HMK 219/2).
İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir (HMK 220/1). Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir (HMK 220/3).
Bu kurallar birlikte değerlendirildiğinde ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. Ticari defterler kesin delillerden ise de ancak HMK 222. maddedeki koşullar çerçevesinde ispat aracı olabilir. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması gerekir. Bir taraf kendi defterlerine delil olarak dayanmış ise karşı tarafın ticari defterlerine dayanılmamış olsa da karşı taraf defterlerinin incelenmesi zorunludur. Çünkü tarafın ticari defterleri yasada belirtildiği üzere karşı tarafın ticari defterleri ile uyumlu olduğu takdirde lehine delil olabilecektir. Karşı taraf defterleri incelenmediği takdirde dayanan tarafın kendi defterindeki kayıtların lehe delil olması mümkün değildir. Davacının da bu durumu bilerek ticari defterlere delil olarak dayandığı ve karşı tarafın ticari defterlerinin de incelenmesini istediği kabul edilmelidir. Aksinin kabulü halinde davacının ticari defterleri tek başına delil niteliği taşımadığından dayanılan böyle bir delilin incelenmesine gerek de olmayacaktır. Karşı taraf ticari defterlerini sunar ise birlikte incelenip değerlendirildiğinden delil olup olmadığı sonucuna göre değerlendirilebilecektir. Karşı taraf ticari defterlerini sunmadığı takdirde ise bu davranışı ile kendi ticari defterlerinin davacı defterleri ile uyumlu olup olmadığının incelenmesine engel olduğundan, engel olduğu sonucun varlığını kabul etmiş sayılmalıdır. Tacir olup ticari defter tutmak zorunda olan taraf, ticari defterleri bulunmadığını ileri süremeyeceğinden verilen kesin süreye rağmen ibraz etmediği takdirde, belgenin elinde olmadığına dair yemin etmesine gerek olmaksızın HMK 220/3. madde gereğince sunmaktan kaçındığı belgelerdeki (ticari defterlerindeki) kayıtların, karşı taraf defterindeki kayıtlara uygunluğunu mahkeme kabul edebilir. Aksinin kabulü durumunda; karşı tarafın ticari defterlerini sunmaması halinde sunan tarafın muntazam tutulmuş ticari defterlerinin lehe delil olarak kabul edilemeyeceği şeklinde bir sonuç ortaya çıkar ki bu ticari defterleri ve karşı taraf elinde olduğu ileri sürülen belgeleri delil olarak kabul edip sunulmaması halinde sonuçlarını belirleyen HMK'ndaki açık düzenlemelere aykırı bir yorum olacaktır.
Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece taraflara ticari defterlerini sunmaları için süre verilmiş olup davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu alınan bilirkişi raporu ile talep edilen alacağın varlığı kanıtlanmıştır. Davalı defterlerini sunmayarak davacının ticari defter kayıtlarının HMK 222. maddeye göre lehine delil oluşturup oluşturmadığının tam olarak incelenebilmesine engel olduğundan sunulmayan ticari defterlerinde de davacının alacaklı olduğuna dair kayıtların mevcut olduğu halde sunulmadığının ve bunun sonucunda da davacı incelenen defter kayıtlarının davacı lehine delil oluşturduğunun kabulü gerekir. Bu durumda ticari defter kayıtları ile alacağın varlığı ispatlandığı halde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." denilmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da her iki taraf tacir olduğundan ve davalı taraf ticari defterlerini kesin süre içerisinde ibraz etmediğinden 6100 sayılı HMK m.222/3 hükmü uyarınca davacı tarafın ticari defterleri uyarınca davacı tarafında davalıdan davaya konu icra takibinde talep edilen miktar kadar alacaklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Öte yandan davacı tarafından iş bu davaya konu takipte ayrıca işlemiş faiz talebinde de bulunduğu görülmüştür.
Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/2355 Esas, 2019/477Karar sayılı ve 24/01/2019 Tarihli ilamında; "...2-Davacının 4.750 TL asıl alacağının doğduğu anlaşılmış ise de, davalı takipten önce temerrüde düşürülmediği için takip talebinde 441,55 TL işlemiş faiz talebi yerinde olmayıp davanın miktar yönünden kısmen reddi gerekirken davanın tamamen kabulü yerinde olmamıştır..." denilmektedir.
Bu haliyle bakıldığı zaman davacı tarafça takip başlatılmadan önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmemiştir. Dolayısıyla da işlemiş faiz alacağı bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu hususların yanında bakıldığı zaman davalı tarafın vaki itirazı mahkememizce haksız bulunmuştur. Yine davaya konu alacak faturadan kaynaklanmakta olup belirlenebilir yani likit niteliktedir. Dolayısıyla da davacı lehine asıl alacak miktarının % 20'si nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, davalının Gaziantep İcra Dairesi'nin 2022/ esas sayılı icra takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 2.891,00 TL asıl alacak bakımından İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya dair talebin REDDİNE,
2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 2.891,00 TL üzerinden %20 nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 2.892,00 TL üzerinden alınması gereken 197,55 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç ve 7,28 tamamlama harcı toplamı 87,98 TL'nin mahsubu ile bakiye 109,57 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
5-Davacı tarafından yatırılan 7,28 TL tamamlama harcı ile 80,70 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.028,20 TL yargılama giderinin davanın kabul (%87,15) ve ret (%12,85) oranlarına göre 896,08 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta bir KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 2.891,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
9-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 426,42 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
10-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%87,15) ve ret (%12,85) oranlarına göre hesaplanan 1.359,54 TL'sinin davalıdan, bakiye 200,46 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
11-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, dava değeri 2023 yılı için getirilen kesinlik sınırı olan 17.830,00 TL'nin altında kaldığından KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunanlara okunmak suretiyle tefhim edildi. 11/07/2023