T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ...
KARAR NO : ...
HAKİM : ...
KATİP : ...
DAVACI : ...
VEKİLİ : ...
DAVALI : ...
VEKİLİ : ...
DAVA : Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : 02/08/2024
KARAR TARİHİ : 15/01/2025
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 28/01/2025
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket iş yerinde 26.12.2022 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda bedensel zarara uğrayan müvekkili şirket çalışanı ...'ın maluliyet oranının Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartlarının 8/b maddesine göre belirlenerek, bu oranın sigorta limitine nispeti dahilinde müvekkile ödenmesi gereken tazminatı olan 60.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline ödenmesi talep ve dava etmiştir. şirkete ait ... faaliyet gösteren iş yerinde, mobilya sevkiyatçısı olarak çalışan ... isimli şahıs, 26.12.2022 tarihinde saat 18:00 sıralarında mobilya malzemelerini tıra yüklediği esnada arkasında bulunan masanın yere düşmesini engellemeye çalıştığı ve masayı tutamayıp masanın ayağının üzerinde düşmesi sonucu ağır şekilde yaralandığını, kaza sonucunda müvekkil şirket çalışanı ..., bünyesinde sürekli engellilik oluşturacak şekilde yaralandığını, müvekkilinin iş yeri çalışanı ...ın, maluliyet oranı %20 oranında tespit edildiğinden dolayı, kalıcı maluliyeti için tazminat tutarı poliçe bedeli olan 300.000,00TL'nin %20'sine tekabül eden 60.000,00 TL olarak taraflarınca hesaplandığını, müvekkilinin iş yerinde 26.12.2022 tarihinde meydana gelen iş kazası sonucunda bedensel zarara uğrayan müvekkili şirket çalışanı ...'ın maluliyet oranının ferdi kaza sigortası genel şartlarının 8/b maddesine göre belirlenerek, bu oranın sigorta limitine nispeti dahilinde müvekkile ödenmesi gereken tazminata karşılık olarak 60.000,00TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işletilecek ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkile ödenmesine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının dava dilekçesi tarafımıza tebliğ edilmiş olduğunu, dava dilekçesinin eklerinde belirtilen ve dosyaya sunulmuş olan diğer deliller taraflarına tebliğ edilmediğini, iş bu delillerin tarafımıza tebliğinden sonra karşı beyanda bulunma ve delil sunma davacının taleplerinin dava kanunda zamanaşımı süresi içerisinde ikame edildiğini, haksız davanın zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, belirtildiği üzere özel sigortalar için düzenlenmiş olan zamanaşımı süreleri de alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren 2 yıl ve her halde 6 yıl içinde zamanaşımına uğrayacağını belitmiş olup bu nedenle sigorta sözleşmesinden kaynaklı talepleri zamanşımına uğradığını, müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğunun bulunmadığını, aynı zamanda işveren sorumluluk poliçesi kapsamında da talepler zamanaşımına uğradığını, huzurdaki dava yetkili mahkemede açılmadığını, bu nedenle yetkisizlik kararı verilmesi gerektiğini, Ferdi Kaza Sigortası Genel Şartları 19. madde gereğince "Bu sözleşmeden doğan uyuşmazlıklar nedeniyle sigorta şirketi aleyhine açılacak davalarda yetkili mahkeme sigorta şirketi merkezinin veya sigortalının ikametgahının bulunduğu, sigorta şirketince açılacak davalarda ise davalının ikametgahının bulunduğu yerdeki ticaret davalarına bakmakla görevli mahkemelerdir." şeklinde düzenlendiğini beyanla açılan davanın reddine karar verilmesini yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Nevi İtibari İle Tazminat (Özel Sigorta Sözleşmesinden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 1507. maddesinde "Hayat sigortası ile sigortacı, belli bir prim karşılığında, sigorta ettirene veya onun belirlediği kişiye, sigortalının ölümü veya hayatta kalması hâlinde, sigorta bedelini ödemeyi üstlenir.",
1490.maddesinde "Sigorta ettiren, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir. Başkasının hayatı üzerine sigorta yapılabilmesi için, o kişinin hayatının devamında lehtarın menfaatinin bulunması şarttır.",
1493.maddesinde "Sigorta ettiren, 1490 ıncı maddenin ikinci ve üçüncü fıkraları saklı kalmak üzere, gerçek ya da tüzel kişi lehine sigorta sözleşmesi yapabilir. Sigorta ettiren, atadığı lehtarı sigortacıya bildirir. Lehtarın sigortacıya bildirilmemiş olması hâlinde, sigortacı iyiniyetle yaptığı ödeme ile borcundan kurtulur... Sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça, lehtara aittir.",
1494/2 maddesinde "Ölüm rizikosuna karşı yapılan sigortalarda lehtar belirtilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılmış sigortalarda ise sigortalı lehine yapıldığı kabul olunur." hükümleri yer almaktadır
Hayat sigortası, sigortacının sigorta ettirenin prim ödeme borcunu yerine getirmesi karşılığında, lehtara, riziko şahsının ölümü halinde veya sözleşmede belirtilen tarihte hayatta kalması koşulu ile belirli bir tutarı ödeme sorumluluğu taşıdığı sözleşmedir. Sigorta edilen riziko gerçekleşince sigorta bedelini talep hakkı, lehine sözleşme yapılan lehtara aittir. Lehtar tayin edilmemişse, sözleşmenin sigorta ettirenin mirasçıları lehine, yaşama ihtimaline karşı yapılan sigortada ise sigortalı lehine yapılmış sayılacağı hükme bağlanmıştır.
TTK 1496.maddesinde; "En az on kişiden oluşan, sigorta ettiren tarafından, belirli kıstaslara göre kimlerden oluştuğunun belirlenebilmesi imkânı bulunan bir gruba dâhil kişiler lehine, tek bir sözleşme ile sigorta yapılabilir. Sözleşmenin devamı sırasında gruba dâhil herkes sigortadan, grup sigortası sözleşmesi sonuna kadar yararlanır. Sözleşmenin yapılmasından sonra grubun on kişinin altına düşmesi sözleşmenin geçerliliğini etkilemez. Grupta yer alan her kişiye poliçe içeriğini özetleyen bir belge verilir. Grup sigortalarında lehtarı atama hakkı, aksi kararlaştırılmamışsa, grupta yer alan kişiye aittir. Sözleşme süresi içinde gruptan ayrılma hâlinde grup sigortası ile sağlanan teminat, aksi kararlaştırılmamışsa, sigorta ettiren, sigortalı veya lehtar tarafından bireysel olarak devam ettirilebilir. Sigortalı veya lehtarın sözleşmeye bireysel olarak devam etmesi ancak sigorta ettiren sıfatıyla olur. Bu kişiler geçmiş günlere ait kendilerine düşen prim borçlarından, önceki sigorta ettirenle birlikte sorumludur. Grup sigortalarında ayrılma, ödünç alma, indirme, bildirim yükümlülüğü ve ilgili diğer konular Hazine Müsteşarlığının bağlı olduğu Bakanlık tarafından çıkartılacak yönetmelikle düzenlenir." şeklinde grup sigortaları düzenlenmiştir. Aksi kararlaştırılmamışsa TTK 1496/3 maddesi uyarınca grup sigortaların lehtarı atama hakkı grup üyesine yani sigortalıya ait bulunmaktadır. Grup sigortası sözleşmesinde lehtarı atama hakkının sigorta ettirende kalacağı öngörülmemişse, grup üyesi sigortalıların her biri kendileriyle ilgili olabilecek sigorta parası için lehtar belirleyebilecektir.
6102 sayılı TTK'nin 1490. maddesine göre sigorta ettiren kişi, kendisinin veya başkasının hayatını, ölüm veya hayatta kalma ihtimallerine karşı sigorta ettirebilir ve TTK'nin 1493/7 bendine göre ise sigortacıdan edimi istem ve tahsil yetkisi, aksi kararlaştırılmadıkça lehtara aittir.
TTK 1507'nci maddesi; "Kaza sigortası, belli bir prim karşılığında, sigortalının uğrayacağı kaza sonucu ölüm, geçici veya sürekli engellilik ya da işgöremezlik hâlleri için sigorta teminatı sağlar. Ölüm, ani olarak veya kaza tarihinden itibaren en çok bir yıl içinde gerçekleşmiş ise sigorta bedeli sigorta ettirene yahut onun tarafından belirlenmiş kişiye; geçici ve sürekli engellilik veya işgöremezlik hâllerinde ise sigortalıya ödenir." şeklinde tanzim edilmiştir.
TTK 1510'uncu maddesi; "Hayat sigortalarında sigortalıyı düzenleyen 1490 ıncı maddenin ikinci ilâ dördüncü fıkraları, kaza sonucu ölüm rizikosu için yapılan sigortalarda da uygulanır.
(2) Hayat sigortalarına ilişkin diğer hükümler, kaza sigortası hakkında da kıyas yoluyla uygulanır.
(3) Gerçek zararın sigortacı tarafından karşılanması öngörülmüş ise, zarar sigortalarına ilişkin hükümler, kıyas yoluyla kaza sigortası hakkında da uygulanır." şeklinde tanzim edilmiştir.
TTK 1507'nci maddesinin gerekçesi ise;
"6762 sayılı Kanunun 1334 üncü maddesi esas olarak Tasarının bu maddesinde de korunmuş, ancak “kaza”yı özelleştirerek tanımlamak yerine bu tanımı sigorta genel şartlarına bırakarak maddede sadece kaza kavramına yer verilmiştir. Grup sigortasını düzenleyen 6762 sayılı Kanunun 1334 üncü maddesinin ikinci fıkrası hükmüne ise Tasarıda yer verilmemiştir. Zira, hayat sigortalarında genel olarak grup sigortası düzenlenmiş ve Tasarının 1471 inci maddesinde de bu hükmün kaza sigortasına uygulanabileceği kabul edilmiştir. Diğer taraftan, tazminatın kapsamını düzenleyen 6762 sayılı Kanunun 1336 ncı maddesi de Tasarının bu maddesine aktarılmıştır.
Kaza sonucu ölüme karşı yapılan sigortada, hayat sigortalarında olduğu gibi sigorta ettiren veya bir başkasının lehdar tayin edilebileceği öngörülürken, sakatlık teminatının sigortalıdan başkasına ödenmesinin amaca uygun düşmeyeceği kabul edilmiştir." denilmiştir.
Kanun gerekçesinde açıkça belirtildiği üzere sakatlık halinde ödenmesi gereken miktar sigortalıdan (işbu davada sigorta poliçesinin lehtarı) başkasına ödenmesi amaca uygun düşmeyecektir.
Somut olayda; Davacı işyerinde çalışan işçileri için grup ferdi kaza poliçesi kapsamında sigortaladığını ve işçilerden birinin yaralanarak %20 oranında malul kaldığını poliçedeki 300.000,00 TL bedelin %20'si oranın 60.000,00 TL'nin davalıdan alınarak kendisine verilmesini talep etmiştir.
Poliçe tetkik edildiğinde sigorta ettirenin davacı, sigortalının ise işyerinde çalışan 153 mavi yakalı, 44 beyaz yakalı işçi olduğu açıkça görünmektedir. Bu kapsamda meydana gelen zarar neticesinde poliçe kapsamında talepte bulunabilme hakkı ancak poliçe kapsamında sigortalanan işbu işçilere aittir. Davacı ancak işçisine ödeme yaptığı takdirde alacağın temliki hükümlerine göre talep bulunabilecekse de bu kapsamda bir delil de ibraz edilmediğinden davacının işbu davayı açmakta aktif husumet ehliyetinin bulunmadığı kanaati hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.(Emsal karar için bknz. İstanbul Bam 45 HD 2021/82 Esas ve 2021/380 Karar sayılı ilamı)
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın AKTİF HUSUMET YOKLUĞUNDAN REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 427,60 TL peşin harcın mahsubu ile eksik alınan 187,80 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 30.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
7-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliğinin 26/2 maddesi gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden Arabulucuya ödenmesine karar verilen 3.200.00 TL'nin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 15/01/2025