T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ...
VEKİLİ: Av. ... -
DAVALI: ... - ... ....
VEKİLLERİ: Av. ... -
DAVA: Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
KARAR TARİHİ: ...
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : ....
Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kaldırma Kararından Önceki Yargılama;
İDDİA VE TALEP:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin halı alımı tüccarı olduğu için davalı ile halı satım sözleşmesi yaptığını, satış bedeline mahsuben 40.000 USD ön avans olarak davalıya ödendiğini, teslim tarihi olan 21/12/2019 tarihinde halıların teslim edilmediğini, arabuluculuğun anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle ödenmiş olan toplam 40.000 USD nin 31/12/2019 tarihinden itibaren işleyecek devlet bankalarının yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP VE SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının Türk vatandaşı olmadığını, teminat yatırması gerektiğini, dava konusu sözleşmenin 3 taraflı bir anlaşmayı ihtiva eden bir sözleşme olduğunu, sözleşmede müvekkilinin iplik tedarikçisi dava dışı Liva Marmara Halı'nın hali üreticisi davacının ise tüccar sıfatı ile imzalandığını, müvekkilinin sorumluluğunun sözleşmeye konu renk ve desendeki ipliklerin halı üreticisine teslimi ile birlikte sorumluluğunun sona ereceğinin ön görüldüğünü, üretim aşamasında müvekkiline başkacağı bir sorumluluğun yüklenmediğini, bunun açıkça sözleşmede sarı kalemle çizilerek belirtildiğini, dava konusu protokol kapsamında ; 24.05.2019, 03.06.2019, 28.06.2019, 29.06.2019, 23.07.2019, 01.08.2019, 13.09.2019, 01.10.2019, 15.10.2019, 23.10.2019, 12.11.2019, 27.11.2019, 20.12.2019 tarihlerinde muhtelif olarak sözleşmede belirtilen renk ve desenlerde iplikleri halı üreticisi dava dışı....şirketine teslim edildiğini, müvekkilinin sözleşmedeki sorumluluğunun sona erdiğini, sürecin kontrolünün dava dışı Mesut'a ait olduğunu, müvekkilinin iplik tedarikinden sonra bir sorumluluğunun bulunmadığını, davanın Mesut'a ihbarının gerektiğini, protokolde davacı tarafın halı üreticisini ve şahit olarak yazılan Mesut'u açıkça yetkilendirdiğini, alacaklı tarafından ifayı kabul ile yetkilendirilmiş kişiye yapılan ifanın bizzat alacaklıya yapılmış olarak kabul edileceğinden somut olayda ifanın gerçekleştiğini, tüm bu nedenlerle davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
DAVA: Tüm dosya kapsamı nazara alındığında satım sözleşmesinden kaynaklı ödenen bedelin iadesi davasıdır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir.
Mahkememizce verilen karar ....Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 2022/197 Esas ve 2023/536 Karar sayılı ilamı ile mahkememiz kararı kaldırılmıştır.
.... Bölge Adliye Mahkemesi....Hukuk Dairesinin 2022/197 Esas ve 2023/536 Karar sayılı ilamında;
Satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak talebine ilişkindir. İlk derece mahkemesi tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf sebepleri ve resen ele alınan hususlar aşağıda başlıklar halinde belirtilecektir;
Mahkemenin görevli olup olmadığı hususunda:
HMK’nun 115/1. maddesi uyarınca dava şartlarının bulunup bulunmadığı davanın her aşamasında resen araştırılır. HMK’nın 114/1-c maddesi uyarınca mahkemenin görevli olması dava şartı olarak düzenlenmiştir.
Görevle ilgili düzenlemeler; kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi, yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile mahkeme re'sen, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
İster gezici olsun ister bir dükkânda veya bir sokağın belirli yerlerinde sabit bulunsun, ekonomik faaliyeti sermayesinden fazla bedenî çalışmasına dayanan ve geliri 11. maddenin ikinci fıkrası uyarınca çıkarılacak kararnamede gösterilen sınırı aşmayan ve sanat veya ticaretle uğraşan kişi esnaftır (TTK md.15/1). TTK'nın 24 ve devamı maddelerde düzenlenen ticaret siciline ilişkin hükümler tacir sıfatını taşımanın tescile bağlı olmadığı üstelik bu sıfatı taşımanın sonucu ve gereği olduğunu ortaya koymaktadır. Bu nedenle esnaf boyutunu aşan ticari işletme işleten kimsenin ticaret siciline kaydını yaptırmamış olması, tacir olmadığını göstermediğinden esnaf sayılmasını gerektirmez.
21.07.2007 tarihli Resmi Gazete'de yayınlanan 18.06.2007 tarihli 2007/12362 sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf ve tacir ayrımına esas sınırlar belirlenmiş olup, bu kararda, 213 sayılı Vergi Usul Kanunu 177. maddesinde belirtilen hadlerden, 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanlarda yarısını, 2. bendeki faaliyetlerde bulunanların bu tutarın tamamını aşanların tacir olacağı belirlenmiştir.
TTK'nın 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için uyuşmazlık konusu işin taraflarının her ikisinin birden ticari işletmesiyle ilgili olmalı ya da tarafların tacir olup, olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesiyle ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme olmalıdır. 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5. maddesi uyarınca ticari davalar Asliye Ticaret Mahkemelerince görülerek karara bağlanır. Diğer taraftan aynı düzenleme gereğince, Asliye Ticaret Mahkemeleri ile diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’ndan ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 6335 sayılı Kanun'la yapılan değişiklikten önceki halinden farklı olarak iş bölümü ilişkisi değil, görev ilişkisidir.
Göreve ilişkin düzenlemeler, HMK'nın 1. maddesi uyarınca kamu düzenine ilişkin olduğundan mahkemelerce ve temyiz incelemesi aşamasında Yargıtay tarafından re'sen incelenir. Bu kuralın tek istisnası, 6335 sayılı Kanun'un 2. maddesi ile değişik TTK'nın 5/4. maddesinde düzenlenmiş olup, buna göre, yargı çevresinde ayrı bir ticaret mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemelerine açılan davalarda görev kuralına dayanılmamış olması görevsizlik kararı verilmesini gerektirmeyecektir.
Somut olayda, davacının tacir olup olmadığı hususunda yeterli inceleme ve araştırma yapılmamıştır. Vergi Daireleri, Mal Müdürlükleri ve Ticaret Sicil Müdürlüğünden belirtilen araştırmanın yapılması gerekir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık satım sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Satım sözleşmesi TTK’da düzenlenmediğinden, ancak taraflardan her ikisinin de tacir olması halinde Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu kabul edilecektir.
Bu durumda öncelikle davanın "ticari dava" olup olmadığı konusunda inceleme ve değerlendirme yapılarak, sonucuna göre görev dava şartı hakkında taraflardan delilleri de sorularak karar verilmesi gerektiğinden, HMK'nın 353/1/a/6. maddesi gereğince, ilk derece mahkemesine ait kararın kaldırılmasına, yargılamanın yapılması için dosyanın mahalline gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
Kabule göre de; davacı tarafından dava dilekçesi ekinde dosyaya sunulan "Tedarikçinin,Üreticinin,Halı Tüccarının Arasında Yazılan Ticari Sözleşme" davalı tarafça içerik ve imza olarak reddedilmemiştir. Aksine davalı yan sözleşme gereği edimini yerine getirdiğini, ediminin davacıya karşı değil halı üreticisine ifa edilmesi gerektiğini ve öyle yaptığını, sorumluluğunun halı üreticisine ipliklerin teslimi ile son bulduğunu beyan ederek davanın reddini talep etmiştir. Davalı davacının iadesini talep ettiği 40.000 USD'nin kendisine verildiğini ise kabul etmiştir. Şu halde; tüm dosya kapsamında sözleşmede taraflara yüklenen edimlerin yerine getirilip getirilmediği, davacıya sözleşme gereği halı tesliminin yapılıp yapılmadığı hususlarında davanın tarafları ve davadışı sözleşmeyi imzalayan .... A.Ş.'nin ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılarak karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesinde, tarafların davanın esasıyla ilgili gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması hususu davanın esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verilen hallerden sayılmıştır.
Bu bakımdan ilk derece mahkemesince davanın esasına yönelik uyuşmazlığın giderilmesi için gerekli olan deliller toplanmamış ve bu konuda herhangi bir değerlendirme yapılmamış olması bakımından davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde delillerin toplanarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Gerekçesi ile dosya yeniden mahkememize gönderilmiş ve işbu esasa kaydı yapılmıştır.
.... Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesinin 2022/197 Esas ve 2023/536 karar sayılı ilamı sonrası yapılan yargılamada ;
Yeni duruşma günü taraflara tebliğ edilmiş, Kaldırma ilamı doğrultusunda Mahkememizin 02/06/2023 tarihli tensip tutanağı ile davacının tacir sıfatına haiz olup olmadığının tespiti amacıyla Gaziantep Vergi Dairesi Başkanlığı'na, Gaziantep Ticaret Odası Başkanlığı'na, Gaziantep Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne ve ....müzekkereler yazılmıştır. Gelen müzekkere cevaplarında davacının ilgili kurumlarda kaydının bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu haliyle de iş bu davaya konu uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkememiz görevli değildir.
Mahkememizin görevsiz olmasının yanında verilecek görevsizlik kararında görevli mahkemenin neresi olduğu da önem arz etmektedir. Somut olayda inşaat demiri satımı söz konusu olup uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli .... Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA,
4-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 24/10/2023