T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: .....
KARAR NO: .....
HAKİM: .....
KATİP: .....
DAVACI: .....
VEKİLİ: .....
DAVALI: .....
DAVA: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 10/02/2023
KARAR TARİHİ: 01/03/2023
YAZIM TARİHİ: 01/03/2023
Yukarıda tarafları ve niteliği yazılı davanın mahkememizde görülen ve neticelendirilen açık yargılaması sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket, ..... ..... ve ..... Kurumu’na 10.3.2020 tarihinde Nice Sınıfları “05/09/10/35/44” olmak üzere “.....” markasının tescil edilmesi için başvuruda bulunduğu, 12.05.2020 tarihinde koruma altına alınan ..... marka adı 31.03.2022 tarihinde tescil bülteninde yayınlandığı, Markaların başvuru tarihinden başlamak üzere 10 yıl için tescil edildiğini, 2023 yılı Ocak ayı başında müvekkil şirketin internet adresindeki iletişim bilgilerinden ulaşan bir müşteri, ürün satın almak istediğini; ancak aynı isimli ürün satan iki farklı şirket olduğunu ve aynı isimli iki farklı internet sitesi olduğunu, karışıklık olmaması için arayarak bilgi almak istediğinin belirtildiğini, Bu durum karşısında müvekkil şirket, kendilerine ait ..... markasını internetten aradığında, müşterinin de anlattığı gibi ..... marka adını kullanan ve https://...../ internet sitesinde ürün satışı yapan başka bir firmanın olduğunu öğrendiklerini, ..... Ambalaj San. ve Tic. Ltd. Şti.’ye ait https://...../ internet sitesinde satılan ürünlerin müvekkilin https://...../ adresinde satışa sunulan ürünlere benzediği, bu ürünler üzerinde yer alan ..... yazı karakterinin VE puntosunun dahi müvekkilin ürünlerinde yer alan yazı karakteriyle aynı olduğunun anlaşıldığını, davalı şirketin ..... ..... ve ..... .....’na yaptırdığı tescil sınıfı dışında tamamen farklı ürünlerin satışını yapmakta olduğunu, ..... Ambalaj San. ve Tic. Ltd. Şti. isimli şirketin, ..... markasını kendi tescil ettirdiği sınıf dışında müvekkilce tescil ettirilen sınıflara dahil ürünlerde kullanması sebebiyle müvekkil şirket ile aynı veya benzer mal veya hizmetlerle halk tarafından tescilli marka ile ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimaline sebebiyet verdiğinin açık olduğunu, Müvekkilin görmüş olduğu zarar henüz tespit edilemediğinden zarar tazminine ilişkin talep ve dava haklarını saklı tuttuklarını, Huzurdaki davanın olağan sürecinde geçen zaman sonucu müvekkilin telafi edilmesi çok güç zararlarla karşılaşmasının önüne geçilebilmesi için delil tespiti taleplerinin bulunduğunu, Davalı şirketin müvekkilin tescil ettirdiği “.....” marka adını kullandığının ve internet sitesinde bu marka adı ile satışını gerçekleştirdiği ürünlerin tespitini, Davalı ürünlerinde yer alan ..... marka adının yazı karakteri ile müvekkilin ürünlerinde yer alan “.....” marka adını içeren yazı karakterindeki benzerliğin tespitini, Davalı şirketin “..... nice.....kodu” ile ..... marka adını tescil ettirdiğinin tespitini, Davalı şirketin https://...../ internet adresinde ..... marka adı altında yer alan ürünlerinin 16 nice kodu ile belirlenen alanlar kapsamında olup olmadığının tespitini, Davalı şirketin https://...../ internet adresinde ..... marka adı altında yer alan ürünlerinin, müvekkil şirketin https://...../ adresinde yer alan ..... marka adı altında yer alan ürünleri ile aynı veya benzer ürünler olup olmadığının tespitini, Davalının TTK.’nın 54 vd. maddelerine göre haksız rekabet hükümlerine aykırı hareket ettiğinin tespitini, Davalının TTK.’nın 56/1-b bendi uyarınca davalının haksız rekabetinin menini, Davalının TTK.’nın 56/1-c bendi uyarınca haksız rekabet işlenmesinde etkili olan ürünlerinin imhasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraftan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:
Davalı tarafa henüz tebligat yapılmadığından bu aşamada davalı tarafça ileri sürülen herhangi bir savunma bulunmamaktadır.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Marka bilgileri,
3-Ticaret Sicil Gazetesi,
4-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, marka hakkına dayalı olarak marka adının kullanıldığının, internet sitesinde bu marka adı altında satış yapıldığının, marka adları arasındaki benzerliğin, markanın tescil edildiği kod dışında kullanıldığının, ürünlerin aynı veya benzer nitelikte olduğunun ve haksız rekabet hükümlerine aykırı olarak hareket edildiğinin tespitine, bunların yanında haksız rekabetin menine ve haksız rekabet oluşturan ürünlerin imhasına karar verilmesi istemine ilişkindir.
Dava dilekçesindeki iddialar tetkik edildiğinde taleplerin marka hakkına dayandırılmış olduğu anlaşılmaktadır.
6100 sayılı HMK m.114/1-c hükmüne göre mahkemenin görevli olması husus dava şartıdır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Bu bağlamda mahkememizce dosya görev konusu yönünden ele alınmıştır.
Nitekim bu yönde benzer uyuşmazlıklara ilişkin olarak;
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2016/5702 Esas, 2016/8902 Karar sayılı ve 13/10/2016 Tarihli ilamında "...Somut olayda davacı vekili, davalı tarafın müvekkili firmanın markası ile iltibas yaratacak şekilde, müvekkili markası ile yazı karakterleri aynı olacak şekilde benzer ürünlerde,ürün ambalajlarında ve etiketlerinde, broşürlerinde, diğer tanıtma vasıtalarında, internet sitesinde kullandığını, davalının basiretli bir tacir gibi ekonomik alanda kendi emeği nispetinde sonuç almadığını ileri sürerek marka tecavüzü ve haksız rekabetin tespiti ile tespit edilen marka tecavüzü ve haksız rekabet durumlarının önlenmesi ve ortadan kaldırılmasını ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000.-TL manevi, 1.000.00.-TL maddi tazminata yasal faiziyle birlikte hükmedilmesini talep etmektedir.
Hâkimler ve Savcılar Yüksek Kurulunun 24.03.2005 tarih ve 188 sayılı kararı ile Fikri ve Sinaî Haklar Hukuk Mahkemesi kurulmayan yerlerde; bir asliye hukuk mahkemesi olan yerlerde bu mahkemenin, iki asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde 1 numaralı asliye hukuk mahkemesinin, ikiden fazla asliye hukuk mahkemesi bulunan yerlerde ise 3 numaralı asliye hukuk mahkemesinin 5846 sayılı FSEK ile 551, 554, 555 ve 556 sayılı KHK'lardan kaynaklanan hukuk davaları için "Yetkilendirilmesine", ilgili mahkemelerin yargı çevresinin ise adli yargı adalet komisyonlarının merkez ve mülhakatları olan ilçeleri kapsayacak şekilde belirlenmesine karar verildiği anlaşılmış olup, anılan karar doğrultusunda tescilli markaya tecavüz edildiği iddiasına dayanan davanın Gebze 3. Asliye Hukuk (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesince görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, 6100 sayılı HMK’nın 21 ve 22. maddeleri gereğince Gebze 3. Asliye Hukuk (Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla) Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE...",
- Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2019/4729 Esas, 2019/8113 Karar sayılı ve 11/12/2019 Tarihli ilamında "...Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından TTK'nın 56. ve devamı maddelerine dayalı genel haksız rekabet hükümlerine göre talepte bulunulmuşsa da açıkça kendisinin tescilsiz olarak yıllardır kullandığı marka ve logoya ve ticaret unvanındaki "....." ibaresine davalı tarafından tecavüz edildiği iddia edilmiş olduğundan, davacının 556 sayılı KHK hükümlerine de dayandığı ve uyuşmazlığa 556 sayılı KHK hükümlerinin de uygulanması gerektiği gerekçesiyle mahkemenin görevsizliği nedeniyle davanın usul yönünden reddine, HMK 20. maddesi uyarınca karar kesinleşip yasal iki haftalık süre içinde istek halinde dosyanın görevli Eskişehir Fikri ve Sınai Haklar Mahkemesi olarak görev yapmakta olan 3. Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı deliller ile gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA..." denilmektedir.
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığı zaman davacı tarafın iş bu dava kapsamında ileri sürmüş olduğu taleplerini kendi adına tescil ettirmiş olduğu "....." markasından doğan haklarına dayandırdığı sabit olup bu haliyle eldeki davaya bakma noktasında mahkememiz görevli olmayıp somut uyuşmazlığın çözümü noktasında Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) görevlidir.
Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/15-2141 Esas, 2019/442 Karar sayılı ve 11/04/2019 Tarihli ilamında "...6100 sayılı HMK’nın “Dava şartları ve ilk itirazlar hakkında karar” başlıklı 138/1. maddesinde, Mahkemenin, öncelikle dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar vereceği, gerektiği taktirde kararını vermeden önce, bu konuda tarafları ön inceleme duruşmasında dinleyebileceği belirtilmiştir.
Dava şartları ve ilk itirazların karara bağlanması için, tarafların açıklamaları yeterli ise hâkim, dosya üzerinden karar verebilir. Verilen karar (görevsizlik veya yetkisizlik kararı gibi) davayı (o mahkemede) sona erdirici nitelikte ise, hâkim tarafları ön inceleme duruşmasına davet etmeden (dosya üzerinden) gerekli kararı verebilir. Bu hâlde ön inceleme duruşması yapılmasına, tarafların ön inceleme duruşmasına davet edilmesine ve tahkikat aşamasına geçilmesine gerek kalmaz (Kuru B., s 286).
Nitekim 6100 sayılı HMK’nın 138. madde gerekçesinde de, usule ilişkin hususların, şekli nitelik taşıdıklarından yargılamanın başında dosya üzerinden de incelenerek karara bağlanabileceği ancak mahkemenin kararını vermek için tarafların dinlenmesine ihtiyaç duyması hâlinde bunu tahkikat aşamasında değil, ön inceleme oturumunda yapacağı, böylece dava şartları ve ilk itirazlarla ilgili sorunların, en geç tahkikat başlamadan ön inceleme duruşması sonunda karara bağlanmasının amaçlandığı belirtilmiştir.
Anılan düzenleme ile hâkime dava şartlarına ilişkin olarak hangi aşamada karar verilmesi noktasında takdir hakkı tanınmış olup, hâkim tarafların dinlenmesine ihtiyaç duymaması hâlinde gerekli gördüğü takdirde dosya üzerinden de karar verebilecektir.
6100 sayılı HMK’nın 30. maddesi uyarınca hâkim, yargılamanın makul süre içinde ve düzenli bir biçimde yürütülmesini ve gereksiz gider yapılmamasını sağlamakla yükümlü olup, dava şartlarına ilişkin bir sorunun yargılamanın başında çözülmeyip sonrasında dava şartı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi usul ekonomisi ilkesi ile de bağdaşmayacaktır.
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelindiğinde, mahkemece dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür..." denilmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda dosyada bulunan bilgi ve belgeler doğrultusunda mahkememizin görevsiz olduğu noktasında yeterli kanaat oluştuğundan dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'ne (Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla) GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA,
4-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair; tarafların ve vekillerinin yokluğunda dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 01/03/2023