T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ: ....
DAVALI : ....
VEKİLİ: ....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 05/10/2022
KARAR TARİHİ: 13/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 26/02/2017 tarihinde sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen aracın müvekkilim ....'E çarpması sonucu müvekkilinin yaralandığını, İş bu kazada tutulan tutanaklardan ve ifadelerden plakası tespit edilemeyen aracın asli ve tam kusurlu olduğunun açıkça belli olduğunu, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla 8 TL si kalıcı iş göremezlik, 1 TL si geçici işgöremezlik, 1 TL si bakıcı gideri olmak üzere 10 TL lik maddi tazminatın davalı yönünden ilk ihtar tarihinden 15 gün sonrası olan 13/09/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilini vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verimesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Başvuru şartı usulüne uygun yerine getirilmeden, ve zamanaşımı hususu gözetilmeden açılan davanın usulden reddine karar verilmesini, Usulden red talebimizin yerinde görülmemesi halinde haksız açılan davanın esastan reddine karar verilmesini, Yargılama giderleriyle, vekâlet ücretinin de davacı üzerinde bırakılması yönünde karar verilmesini
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası,
3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4-Dosyada mündemiç bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Özel hukuka ilişkin bir davada, hâkim kural olarak doğduğu iddia edilen bir hukuki sonucun, gerçekten doğup doğmadığını belirleyebilmek için, o hukuki sonucu öngören hukuk kuralındaki şartların (unsur vakıaların, öğe olayların), somut olarak ortaya çıkıp çıkmadıklarını kendiliğinden araştıramaz. O hukuki sonucun doğduğunu iddia eden taraf, gerçekleşmesi gereken şartların, unsur ve vakıaların somut olarak gerçekleştiğini ispat etmelidir (Umar, B./Yılmaz, E.: İspat Yükü, İstanbul 1980, s.l). Bu çerçevede ispat, bir davada ileri sürülen hakkın ve buna karşı yapılan savunmanın dayandığı vakıaların gerçekten mevcut olup olmadıkları konusunda, birtakım araçlarla mahkemeye kanaat verme işlemi olarak tanımlanabilir.
4721 sayılı Türk Medeni Kanunu m.6 hükmünde "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” denilmektedir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan m.190 hükmünde de; “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.” denilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddenin birinci fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmıştır. Buna göre, bir vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükünü üzerinde taşıyacaktır. İkinci fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir.
Her iki yasa düzenlemenin lafzından da açıkça anlaşılacağı üzere bir taraf bir vakıayı iddia ettiğinde iddia edilen vakıanın gerçekleşmiş olduğunu ispatla mükelleftir.
Bu haliyle somut olayda davacı taraf kazanın gerçekleşme şeklini ve kazanın gerçekleşmesi noktasında davalı sigorta şirketince sigortalanan aracın kusurlu olduğunu ispatla mükelleftir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 40. Hukuk Dairesi'nin 2019/829 Esas, 2020/568 Karar saylı ve 17/03/2020 Tarihli ilamında "...Dava trafik kazasından kaynaklanan hasar ve değer kaybı istemine ilişkindir. Davalı tarafın sorumluluğunu teminat altına alan trafik sigortacısı .... Sigorta A.Ş'ye yazılan müzekkereye verilen cevapta davacıya hasar ödemesi yapılmadığı bildirilmiştir.
TMK'nın 6. maddesi uyarınca herkes iddiasını ispatlamakla mükelleftir. Eldeki davada kazanın gerçekleşme biçimi ve buna bağlı olarak davalının kusurunun ispatı davacı tarafa aittir..." denilmektedir.
Somut uyuşmazlığa konu kazaya ilişkin soruşturma dosyası tetkik edildiğinde davacı asilin beyanı dışında herhangi bir delil ve tespitin bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Yine gerekli kanıya varmak adına mahkememizce keşif icra edilmiş ve davacı vekiline tanıklarını keşif esnasında hazır etmesi ihtar edilmiştir. İcra edilen keşifte davacı taraf tanıklarını hazır etmiş olup tanıkların alınan beyanlarında kazanın gerçekleşme şekline dair herhangi bir bilgi sahibi olmadıkları anlaşılmıştır.
Bunun dışında davacı taraf dosyaya kazanın gerçekleşme şekline dair başkaca herhangi bir delil de ibraz etmemiştir.
Her ne kadar dosyada mündemiç 26/12/2022 havale tarihi kusur bilirkişi raporunda plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sürücüsünün 2918 sayılı KTK Yönetmeliği m.47/1-d ve m.109/d hükümlerini ihlal ettiğinden bahisle kusurlu olduğu yönünde görüş bildirilmişse de bu kanaate varılırken sabit görülen vakıalar dosya kapsamında davacı tarafından ispat edilememiştir. Bilirkişi tarafından varılan kabul dosya kapsamında ispat edilemediğinden bahse konu kusur raporuna itibar edilmesi de hukuken mümkün değildir.
Burada davalı, ancak plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olacağı da gözetildiğinde somut uyuşmazlıkta davalının davacıya karşı herhangi bir tazminat yükümlülüğü bulunmadığına kanaat getirilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da ispat edilemeyen davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 99,20 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 10,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 13/06/2023