T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:....
KARAR NO: ....
HAKİM:....
KATİP:....
DAVACI :....
VEKİLİ:....
DAVALI : ....
VEKİLİ....
DAVALILAR ....
....
VEKİLİ:....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 22/03/2022
KARAR TARİHİ: 14/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 13/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 16/10/2021 tarihinde davacının sürücü olduğu .... plaka sayılı araç ile davalı şirket nezdinde sigortalı olan .... plakalı aracın çarpışması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, karşı aracın davalı şirket adına kayıtlı olduğunu ve sürücünün de diğer davalı .... .... olduğunu, kaza sonucu müvekkilin yaralandığını, kaza nedeniyle Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/83359 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, kazanın meydana gelmesinde davacının bir kusurunun olmadığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun karşılanmadığını ve arabuluculuk aşamasında anlaşma olmadığını belirterek, şimdilik 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 30,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 20,00 TL bakıcı gideri tazminatının davalılar yönünden ve 10.000,00 TL manevi tazminatın davalı .... .... ve davalı .... Ambalaj'dan alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu.... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davacının maluliyetinin bulunmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve efor kaybı tazminatının poliçe teminatı kapsamında olmadığını, bakıcı giderinin de teminat kapsamında olmadığını, manevi tazminat talebinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... .... vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının maluliyetinin bulunmadığını, zorunlu arabuluculuk başvurusunun yapılmadığını, geçici iş göremezlik tazminatı ve efor kaybı tazminatının tedavi gideri olması nedeniyle müvekkilinin sorumlu olmadığını, araç sürücüsünün kusurunun olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .... .... usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve araç sahiplik bilgilerinden kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın maliki olan davalı .... Ambalaj Medikal İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi araç maliki olarak, davalı .... .... sürücü sıfatıyla davacının zararından sorumludur.....Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 10/01/202 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya ödeme yapıldığı görülmüştür. Bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada ödemelerin tenzil edildiği görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 25/06/2022 tarihli kusur raporunda özetle;
A) .... Plakalı Kamyonet Sürücüsü .... ....;
A-1 Sürücünün idaresinde olan aracı kullanabilmesi için yeterli sürücü belgesinin bulunduğunu, Ayrıca görevli ekibin alkometre ile yapmış olduğu ölçümde 0.60 promil alkollü olduğunun belirtildiğini, K.Y.T.K’nunda kamyonetler için yasal promil 0.20 promil ve altı olduğunu,
Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında, alkol düzeyinin artışı ile paralel olarak artan derecelerde gevşeme, dikkat azalması, cesaretlenme, çevresel uyarıların algılanmasında yavaşlama, uyaranlara karşı reaksiyon zamanında uzama, direksiyon ve fren kontrolü gibi birden fazla hareketi bir arada yapabilme kabiliyetinde azalma, ani karar verebilme beyinciğin etkilenmesi suretiyle denge ve koordinasyonun olumsuz yönde etkilenmesi hız ve mesafe tayini gibi becerilerde olumsuz yönde etkilenme, sürüşle ilgili becerilerinde azalma olduğu ve kaza ihtimalinin arttığının bilimsel olarak kabul edildiğinin belirtildiğini,
A-2 Sürücünün trafik sinyalizasyonunun bulunmadığı kontrolsüz kavşağa geldiği esnada kendisine hitap eden ‘’DUR’’ levhasını dikkate alarak geçiş hakkı olan cadde üzerinden gelmekte olan motosiklete ilk geçiş hakkını vermesi gerekirken bunu yapmadığını, sürücünün kavşağa girmeden önce durup, kavşağa duramayacak kadar yaklaşmış olan tüm araçlara yol vermesi gerektiğini, hızını meskûn mahal şartlarına ayarlayarak ve hızını kavşağa yaklaştığından dolayı asgari hadde düşerek gelen araçların hız ve yakınlığını dikkate alıp güvenle geçiş yapması gerekirken bunu yapmadığını, sürücünün özen yükümlülüğüne uymadığını, mevcut kazanın meydana gelmesinde sürücünün “kavşaklarda geçiş önceliği" kurallarını ihlal ettiğinden nizamlara aykırı davranışı ile kazanın meydana gelmesinde etken davranışının bulunduğunu,
B) ....Plakalı Motosiklet Sürücüsü .... ....
B-1 Sürücünün idaresinde olan motosikleti kullanabilmesi için yeterli sürücü belgesinin mevcut olduğunu,
Meydana gelen bu kazada sürücünün şeridi üzerinde seyir halinde olduğunu, diğer sürücünün yasal promil üstünde alkollü olduğu birlikte değerlendirilerek kusur ihlalinin bulunmadığını,
Not: Motosiklet sürücüsünün kaza anında motosiklet sürücü ekipmanlarının bulunup bulunmadığına dair bilgi bulunmadığını, motosiklet ekipmanlarının kazanın oluşumuna etken olmadığını, kazanın sonucuna etken olabileceği kanaatinde olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 1 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği davalılar vekilinin itirazları ve davalının alkollü olmadığı sabit iken bu hususta değerlendirme yapılmış olması sehven mi meydana geldiği konusunda ek rapor tanzim edilmek üzere dosya kusur bilirkişisine tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 31/10/2022 tarihli ek raporda özetle;
25/06/2022 tarihli hazırlamış olduğu raporda sehven sürücü .... .... 0,60 promil alkollü olduğunu belirttiğini, hazırlanan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere dosya içerisindeki verilere dayanmakta olduğunu, trafik ekibinin düzenlemiş olduğu kaza tespit tutanağında sürücünün 0,60 promil alkollü olduğunu belirtmesi üzerine bilirkişi raporunda genel bilgiler kısmında belirtilmiş ise de;
Sürücünün kazadan sonra almış olduğu doktor raporunda alkol olmadığına dair rapor mevcut olup sürücünün kaza esnasında alkolünün bulunmadığını,
Düzenlenmiş olan bilirikiş raporunda Anayol-Tali yol olarak değerlendirildiğinden daha önce belirtilmiş olan bilirkişi raporunun sonuç üzerinde değişikliğe gidilmediğini,
Mevcut verilere göre;
A) .... Plakalı Kamyonet sürücüsünün Karayolları Trafik Kanunu'nun asli kusurlarından 84/h maddesini ihlal ettiğini,
B) ....Plakalı motosikletin sürücüsünün kusur ihlalinin bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, Kaza Tespit Tutanağı ile bilirkişi raporunun uyumlu olduğu bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş, davalı araç sürücüsünün %100 oranında kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır.
Bilirkişinin ilk hazırlamış olduğu raporda davacının alkollü olduğu belirtilmişse de kazanın meydana gelmesinden sonra alınan hastane raporunda davacının alkollü olmadığı belirlenmiş olduğundan bilirkişi tarafından hazırlanan ek rapor dikkate alınmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacıların maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 26/07/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ....'un 16/10/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %21(yirmibir) olduğunu,
Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 4(dört) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 3(üç) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Raporlar arasındaki çelişki iddiası bakımından yapılan değerlendirme;
Davalı vekili aşamalarda davacının dava açılmadan önce aldırılmış olan 29/12/2021 tarihli raporda hiçbir maluliyetinin bulunmadığının bildirilmiş olduğunu mahkememizce aldırılan bilirkişi raporu ile 29/12/2021 tarihli raporun çeliştiğini, çelişkinin giderilmesinin talep etmiştir.
29/12/2021 tarihli rapor tetkik edildiğinde raporda "sağ radius ve sol humerus opere fraktürü tedavisi bitiminde değerlendirilmesi uygundur" yazılmış olduğu görülmüştür.
Bahse konu fraktür arazları zaten hali hazırda alınan bilirkişi raporunda maluliyet oranının belirlenmesine neden olan arazlardır. Bu nedenle 29/12/2021 tarihli raporun kati bir rapor olmadığı tedavi bitmediği için belirleme yapılamadığının rapordan da açıkça anlaşıldığı dikkate alınarak raporlar arasında çelişki oluşturmadığı kanaati ile davalının itirazların itibar edilmemiştir.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 04/08/2022 tarihli raporda özetle;
A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; davacının kusuru dikkate alınmadan, davacının 4 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %21 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak;
1-TRH 210 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 1.443,46 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 594.797,85 TL,
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 1.443,46 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 411.675,61 TL olduğunu,
B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 3 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle davacının 3 haftalık bakıcı gideri brüt ve net ücret üzerinden;
Brüt ücret = 2.504,25TL,
Net ücret =1.978,13TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 2 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği 2023 asgari ücret üzerinden ek rapor aldırılmak üzere dosya aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş olup, hazırlanan 05/01/2023 tarihli ek raporda özetle;
A) Dava konusu olayın meydana gelmesinde; davacının kusuru dikkate alınmadan, davacının 4 ay süreyle geçici iş göremezlik ve %21 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak;
1-TRH 210 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 1.443,46 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 928.633,49TL,
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 1.443,46 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 644.727,26 TL olduğunu,
B) Dosya içerisinde bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeniyle iyileşme dönemi içerisinde 3 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle davacının 3 haftalık bakıcı gideri brüt ve net ücret üzerinden;
Brüt ücret = 2.504,25TL,
Net ücret =1.978,13TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
2023 yılı asgari ücret üzerinden Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz hesaplamada aktif dönemi net asgari ücret, 60 yaşından pasif dönemin sonuna kadar ise AGİ'siz (vergi istisnasız) doğru olarak hesaplama yapıldığı tespit edilmiş, Yargıtay uygulamalarına uygun olarak hazırlanan rapor hükme esas alınmıştır.
Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Hazırlanan bilirkişi raporunda davacının bakıcı ihtiyacının bulunduğu bildirilmekle aktüer bilirkişi raporunda davacının hem genel şartlar esas hem de Yargıtay içtihatları esas alınarak brüt asgari ücret ve net asgari ücret ayrı ayrı olmak üzere hesaplama yapılmıştır.
Bunun yanında Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının sürücü olarak bulunduğu araç motosiklettir. Kaza tespit tutanağı tetkik edildiğinde davacının kaza esnasında kask veya dizlik taktığına dair herhangi bir belirleme bulunmamaktadır. Bunun yanında davacının vücudunda meydana gelen arazlara bakıldığında diz veya baş bölgesin yaralanma bulunmadığı görüldüğünden müterafik kusur indirimine gidilmemiştir.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı taraf 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının başka araç sürücüsü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 25/04/2023 tarihli değer artırım dilekçesi sunmuş olup değer artırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken, 50,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 30,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 20,00 TL bakıcı gideri talep etmiştir.
Değer artırım dilekçesi ile dava değerini 928.633,49 TL sürekli iş göremezlik, 1.443,46 TL geçici iş göremezlik ve net 1.978,13 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 932.055,08 TL'ye çıkarmıştır.
Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme;
Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak hesaplanan kalıcı iş göremezlik zararının 928.663,49 TL, geçici işgöremezlik zararının 1.443,46 TL, bakıcı gideri zararının 2.504,25 TL olduğu belirlenmiştir.
Hesaplanan bu bedel üzerinden yapılacak indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki;
"Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir.
Buna göre davacının gerçek zararı; 928.663,49 TL, geçici işgöremezlik zararının 1.443,46 TL, bakıcı gideri zararının 2.504,25 TL bakıcı gideri tazminatı olduğu kanaati oluşmuştur.
Davacının değer arttırım dilekçesi ile talepleri dikkate alınarak kalıcı işgöremezlik, geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri zararı bakımından bakımından tedavi ve sakatlık klozu ayrımı davacı tarafından yapılmadığından taleple bağlı kalınarak sigorta şirketi bakımından 430.000,00 TL ile sınırlı olmak üzere, bakıcı gideri zararı bakımından net ücret üzerinden talep edildiğinden 1.978,13 TL üzerinden hüküm tesis edilmiştir.
Davalılar tazminatlar bakımından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmuştur.
Manevi Tazminat açısından yapılan değerlendirme;
Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirme;
Dava konusu olayın gerçekleştiği tarihte yürürlükte bulunan TBK’nın 56. (BK m. 47) maddesinde;
"Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.
Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir." hükmü yer almaktadır.
Görüldüğü üzere TBK’nın 56. maddesi gereğince vücut bütünlüğü zarara uğrayanların manevi tazminat isteme hakları vardır.
Türk Borçlar Kanunu’nun 56. (BK m. 47) maddesi hükmüne göre takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hâl ve şartlar 22.06.1966 tarihli ve 1966/7 E., 1966/7 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında açıkça vurgulanmıştır. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken, ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Hâkimin özel hâlleri göz önünde tutarak, manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hâkim manevi tazminatın miktarını tayin ederken saldırı teşkil eden eylem ve olayın özelliği yanında tarafların kusur oranını, sıfatını, işgal ettikleri makamı ve diğer sosyal ve ekonomik durumlarını da dikkate almalıdır.
Miktarın belirlenmesinde her olaya göre değişebilecek özel hâl ve şartların bulunacağı da gözetilerek takdir hakkını etkileyecek nedenler karar yerinde objektif olarak göstermelidir. Çünkü Kanun’un takdir hakkı verdiği hususlarda hâkimin hukuka ve hakkaniyete göre hüküm vereceği 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 4. maddesinde belirtilmiştir.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır.
Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna dair bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir.
O hâlde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut durumda elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulunun 02.10.2018 tarihli ve 2017/17-1098 E., 2018/1384 K.; 02.03.2021 tarihli ve 2020/17-41 E., 2021/182 K. sayılı kararlarında da benimsenmiştir.
Kaza sonrasında davacının vücudunda meydana gelen maluliyet oranı, uzun süre geçici işgöremezlik süresinde kalması, davalı sürücünün kazanın meydana gelmesinde tam kusurlu olması dikkate alınarak tazminat belirlenmiştir. Meydana gelen kaza neticesinde davacı açısından acı elem ve ızdırap doğuracağı kuşkusuzdur. Kazanın meydana gelmesinde davalının tam kusurlu olması, tarafların sosyal mali ekonomik durumları nazara alınarak davacı bakımından 10.000,00 TL manevi tazminat takdir edilmiştir.
Yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından yapılan değerlendirme;
AAÜT 10/4 maddesi "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmünü haizdir.
Bu nedenle vekalet ücreti açısından manevi tazminat taleplerine ilişkin davacı vekiline ayrı vekalet ücreti hükmedilmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 25/11/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 07/12/2022 tarihidir.
Davacı vekilinin değer arttırım dilekçesi faiz başlangıç tarihi olarak 31/01/2022 tarihinden itibaren faiz talep edildiğinden taleple bağlı kalınarak bu tarih esas alınmıştır.
Davalı işleten ve araç sürücünün sorumluluğu haksız fiil sorumluluğu kapsamında olduğundan haksız fiilin meydana geldiği tarihten itibaren faize hükmedilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
Maddi Tazminat Bakımından
1-Davanın KABULÜ ile; 1.443,46 TL geçici işgöremezlik tamzinatı, 928.633,49 TL kalıcı işgöremezlik ve taleple bağlı kalınarak 1.978,13 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 932.055,08 TL tazminatın (taleple bağlı kalınarak sigorta şirketinin sorumluluğunun 430.000,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) taleple bağlı kalınarak sigorta şirketi bakımından 31/01/2022 tarihinden diğer davalılar bakımından kaza tarihi olan 16/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2-Harç, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin Manevi Tazminat Bakımından yapılan hesaplamada birlikte açıkça ayrı ayrı gösterilmesi gerekenlerin ayrı ayrı gösterilerek DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Manevi Tazminat Bakımından
1-Davanın KABULÜ ile; 10.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 16/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar .... Ambalaj Medikal İth. İhr. San. ve Tic. Ltd. Şti. ve .... .... müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 942.055,08 TL üzerinden alınması gereken 64.351,78 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 260,60 TL peşin harç ve 3.184,00 TL ıslah harcının toplamı olan 3.444,60 TL'nin mahsubu ile bakiye 60.907,18 TL harcın (sigorta şirketinin sorumluluğunun 29.373,30 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 360,60 TL peşin harç, 3.184,00 TL ıslah harcının toplamı olan 3.444,60 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 3.626,75 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 260,60 TL başvurma harcı olmak üzere toplam 3.887,35 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı .... .... ve davalı .... Ambalaj Medikal İthalat İhracat Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi'nden müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi tazminat bakımından davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 120.526,06 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak (sigorta şirketinin sorumluluğunun 63.200,00 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davacıya VERİLMESİNE,
8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; Davacı ve Davalı .... .... ve .... Ambalaj vekilinin yüzüne karşı, Sigorta vekilinin yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.14/06/2023