T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ:...
DAVALI : ...
VEKİLLERİ: ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/11/2021
KARAR TARİHİ: 12/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 21/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 08/07/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan ... plakalı aracın yaya konumunda bulunan müvekkile çarptığını ve yaralamalı kaza meydana geldiğini, kaza ile ilgili Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/. soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, akabinde sanık hakkında Gaziantep 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/. esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, meydana gelen kazada ... plakalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle, şimdilik 20.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL bakıcı gideri, 1.000,00 TL sürekli bakıcı gideri ve 1.000,00 TL arabuluculuk ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 23.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava konusu trafik kazasına karıştığı iddia edilen ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, davacının müvekkil şirkete herhangi bir başvuru yapmadığını, başvuru eksikliği nedeni ile davanın dava şartı yokluğundan reddinin gerektiğini, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle...plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 12/10/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 08/03/2022 tarihli raporda özetle;
A) Yaya ... ...;
Yaya geçici ya da herhangi bir trafik işaret ve levhası ile belirtilmemiş olan kavşak ya da yollarda, taşıt yolunu karşıdan karşıya geçerken, taşıt yolu üzerinde gezip dolayıp yürürken, can güvenliği açısından, yolu kontrol etmesi, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaması, güvenli geçiş için trafik akımı beklenen istikameti kontrol etmesi, sakıncası yoksa taşıt yoluna girmesi, taşıt yoluna girmeden önce güvenli duramayacak kadar yaklaşmış taşıtlar varsa ilk geçiş hakkını onlara vermesi gerekirken, seyir halinde yaklaşan aracın hareket alanına kontrolsüz şekilde girmesi ile kazanın oluşumuna sebebiyet verdiğini, araçlara ilk geçiş hakkını vermediğini, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 68/b ve c maddesinde açıklanan "Taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların, trafiği engelleyecek veya tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları yasaktır" "Yüz metre kadar mesafede yaya geçidi veya işaretlerle belirli kavşak bulunmayan yerlerde yayalar, taşıt trafiği için bir engel teşkil etmemek şartı ile ve yolu kontrol ederek kendi güvenliklerini sağladıktan sonra ek kısa doğrultuda ve en kısa zamanda taşıt yolunu geçebilirler" kuralını ihlal ettiğini,
B) ...plakalı araç sürücüsünün;
Geliş yönünde tespit edilmiş fren izi olmadığından hızına ilişkin bir hesaplama yapmak mümkün olmamış ise de, meskun mahal içerisinde seyir ederken, seyir ettiği yerin yolun yaya hareketi beklenen alanlar olduğunu ve her an her yaşta bir yayanın yola çıkabileceği ihtimalini göz önünde bulundurup seyir esnasında, yola gereken dikkatini vermesi, aracını güvenle durdurabileceği hızla sürmesi, tehlike ortamında etkin fren tedbirinin yanı sıra uygun istikamette direksiyon tedbiri alması gerekirken, geliş yönünde tespit edilmiş fren izi olmaması da nazara alınarak, sol istikametten yola girip, sağ şerit içerisine kadar intikal sağlayan yayaya karşı zamanında etkili ve uygun tedbir almadığını mevcut hızı ile önlemsiz vaziyette çarptığını, meydana gelen kazada 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-b maddesi kapsamında olan "Sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, hava, yol, görüş ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamak zorundadırlar" kuralını ihlal ettiğini mahkememize bildirmiştir.
Yine mahkememizin 2 no.lu celsesi 4 no.lu ara kararı gereği her iki tarafın da itirazlarının karşılar şekilde, savcılık aşamasındaki taraf beyanları yol durumu vs n...zara alınarak rapor hazırlanması için dosya Karayolları Fen Heyeti'ne tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 21/06/2022 tarihli raporda özetle;
Mağdur yaya . ... ... olay anında yanında bulunan annesi ... ..., taşıt yoluna girmeden önce yaklaşmakta olan araçların uzaklık ve hızlarını kontrol edip uygun ise geçişe başlaması ve kontrollü geçişini devam ettirmesi, çocuğunun oyun oynaması için taşıt yoluna çıkmasını engellemesi gerekirken, yaklaşan trafiği yeterince dikkatle kontrol etmeden taşıt yolu içerisinde bulunduğunu, kendisinin ve bakım ve gözetiminden sorumlu olduğu 4 yaşındaki oğlunun can güvenliği bakımından yaklaşmakta olan araçların uzaklık ve hızlarını yeterince dikkatle kontrol ederek ilk geçiş hakkını duramayacak kadar yaklaşmış araca vermeden taşıt yoluna girdiğini, bunun sonucunda araç tarafından oğlunun çarpılmasına sebep olduğunu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 68. maddesi (c) bendi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138. maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını, meydana gelen olayda birinci derecede kusurlu bulunduğunu, mağdur yayanın olay anında bulunan annesi ... ... meydana gelen olayda %80(yüzde seksen) oranında kusurlu olduğunu,
Mağdur yaya Süleyman ... ..., olay anında yanında bakım ve gözetiminden sorumlu birinin bulunması, olay tarihinde 4 yaşında olmasından dolayı tehlikelerin farkına varıp kendini koruyabilme ve karar verebilme yeteneğine sahip olmaması, yapacağı eylemlerin anlam ve sonuçlarını algılayamayacak yaşta olması nedeniyle meydana gelen olayda kusursuz bulunduğunu,
Davalı şirkete sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ... ..., yönetimindeki aracı ile yerleşim yeri içinde seyretmekte iken daha dikkatli ve tedbirli davranmadığını, yönetimindeki aracının hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gereklerine göre ayarlamadığını, yoldaki yayaları aydınlatma ve far ışığı altında gördüğünde yayalara karşı etkili fren tedbirini almakta geç kaldığını, buna bağlı olarak annesiyle beraber yoldaki çocuk yayaya çarpmakla, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52. maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını, meydana gelen olayda ikinci derecede kusurlu bulunduğunu, meydana gelen olayda %20 (yüzde yirmi) oranında kusurlu bulunduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunda her ne kadar dava konusu kazada herhangi bir etkisi olmayana anneye kusur verilmişse de bu noktada anneye verilen kusura itibar edilmemiştir. Fakat kazanın meydana gelmesinde davacı çocuğun kendi yaşamını tehlikeye düşürecek şekilde taşıt yoluna girmesinde olayın meydana gelmesinde ağır kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur. Davalı tarafından sigortalanan araç sürücüsünün kazanın gerçekleşmesinde hafif kusurlu olduğu kanaati oluşmuştur.
Nitekim dosyamızda alınan Karayolları Fen Heyeti Bilirkişi heyet raporunda, soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve Gaziantep 25. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2021/681 Esas sayılı dosyasında alınan İstanbul ATK Trafik İhtisas Raporunda da davalı araç sürücüsünün kusuruna dair belirlemelerin aynı yönde olduğu görülmüştür.
Bu haliyele davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün kazanın oluşumunda %80 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 07/03/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ... ... ... 08/07/2021 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %100(yüz) olduğunu,
Dava konusu yaralanması sonucu meydana gelen arızaları nedeniyle kişinin hayatı boyunca devamlı suretle tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 30/05/2022 tarihli raporda özetle;
25.08.2017 doğumlu Süleyman ... ... kaza tarihinde(08.07.2021) en yakın tam yaşının 4(3 yıl 10 ay 1 günlük) olduğunu; TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu'nda tam yaşa isabet eden bakiye yaşam sürelerinin belirlendiğini, kaza tarihindeki yaşın yaşam tablosundaki yaşa uygun hale getirilmesinin Sn. Mahkemeniz denetimine uygun olabileceğini, aksine yaklaşımların(ara değer-enterpolasyon vb.) denetime uygunluk şartını sağlayamayacağını, bakiye yaşam süresinin olay/kaza tarihine en yakın tam yaş üzerinden belirlenmesi gerektiğine yönelik yüksek mahkeme kararları gözetilerek, TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu'na göre muhtemel yaşam süresinin kaza tarihinde 69,52 yıl (69 yıl 6 ay 7 gün)(0,52yıl*12=6,24ay ˄ 0,24ay*30=7 gün)6 olduğu dikkate alındığını, bu itibarla, 25.08.2035 tarihinde(18 yaş) başlayacak aktif döneminin 25.08.2077 tarihine(60 yaş) kadar devam edeceği ve bu tarih itibariyle başlayacak pasif dönemin, bakiye yaşam süresine göre muhtemel ömür sonu tarihi olan 15.01.2091(08.07.2021 + 69 yıl 6 ay 7 gün) tarihinde son bulacağının kabul edildiğini,
İşbu raporun hazırlandığı tarih itibariyle 31.12.2022 tarihine kadar asgari ücretler ülke düzeyinde belirli olduğunu, gerçek belli iken varsayıma dayanılamayacağından 31.12.2022 tarihine kadar işlemiş(bilinen) dönem olarak kabul edildiğini ve bu döneme ilişkin tazminat hesabı yerleşik uygulamalar gereği herhangi bir artırım ve istontoya tabi tutulmadığını, 31.12.2022 tarihinden itibaren başlayacak işleyecek(bilinmeyen) dönem tazminat hesabında aktif dönem bakımından bilinen en son yıllık gelir/efor(güç) kaybı karşılığı 51.040,80 TL (4.253,40*12); bir çalışmanın karşılığı olmayan pasif dönemde ve 18 yaş öncesi dönemde çalışanlar için getirilen istisnalar dışlanmak suretiyle yıllık gelir/efor(güç) kaybı karşılığı 42.928,92 TL (3.577,41*12) olup, işbu yıllık gelir/efor(güç) kaybı karşılığı her yıl için % 10 artırılıp iskonto edilerek belirlenen peşin değeri esas alınıp işleyecek dönemin hesaplandığını,
08.07.2021 tarihli kazada kazazede ... ... ...;
Sürekli tam gün bakıma muhtaçlığı karşılığı maddi zararının =4.163.580,90 TL
%100 oranındaki sürekli maluliyeti karşılığı maddi zararının =3.319.678,20 TL olduğunu,
Kazazedenin kazanın oluşumundaki kusuru bilinmediğinden, kendi kusuruna tekabül eden tutarın tenzil edilemediğini, hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihi itibariyle uygulanacak asgari sigorta teminat limitinin ölüm ve sakatlıklar için kişi başı 410.000,00 TL ve sağlık gideri için kişi başı 410.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 4 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği 2023 güncel asgari ücret tarifesi üzerinden rapor hazırlanmak üzere dosya kök rapor tanzim eden aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 06/04/2023 tarihli ek raporda özetle;
08.07.2021 tarihli kazada davalı sigorta şirketine sigortalı aracın dava dışı sürücüsü ... ... %20 oranında kusurlu olmasına göre kazazede ... ... ...;
Sürekli tam gün bakıma muhtaçlığı karşılığı maddi zararının = 1.652.221,98 TL
%100 oranındaki sürekli maluliyeti karşılığı maddi zararının = 1.317.472,82 TL olduğunu,
Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihi itibariyle uygulanacak asgari sigorta teminat limitinin ölüm ve sakatlıklar için kişi başı 410.000,00 TL ve sağlık gideri için kişi başı 410.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 18 yaşa kadarki süreci ve pasif dönemi gelir vergisi istinasız, aktif dönemi güncel asgari ücret üzerinden alan ve davacının maluliyet oranı dikkate alındığında askerliğe gidemeyeceği varsayımı ile güncel asgari ücrete göre alınan aktüer bilirkişi raporuna itibar edilmiştir.
avalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2/019/4141 Karar sayılı ilamı)
Bakıcı giderinin ve geçici işgöremezlik zararının tedavi klozu kapsamında kalıp kalmadığı bakımından yapılan değerlendirme;
Davalının sorumluluğunun kapsamı sigorta poliçe limiti sınırlıdır. Sigorta poliçe limiti ise Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmektedir.
Yönetmelik'in 24'üncü maddesi "Bu Yönetmelik ile belirlenen teminat tutarları yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre sigorta şirketleri kazanın meydana geldiği tarihte belirlenen teminat limitleri kapsamında sorumlu tutulacaklardır.
2021 yılı için sigorta teminat limitleri incelendiğinde sakatlık klozunun teminat limitinin 430.000,00 TL olduğu tedavi klozu teminat limitinin de 430.000,00 TL olduğu görülmüştür.
Davalının bakıcı giderinin teminat limiti dahilinde olmadığı yönünde itirazları bir önceki başlık altında değerlendirilmekle birlikte bakıcı gideri teminatının hangi kloz kapsamında bulunduğu bakımından Yargıtyay'ın içtihatları yol gösterici olacaktır.
Benzer bir uyuşmalığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/26005 Esas ve 2022/5356 Karar sayılı ilamında;
"kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı giderine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine (poliçedeki tedavi klozu gereği) ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının da hüküm altına alınması gerekirken" denilmiştir.
Yine benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak da Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/13381 Esas ve 2022/9233 Karar sayılı ilamında;
"Davacının bilirkişi raporu ile hesaplanan ve talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı 244.876,18 TL olup sakatlanma ve ölüm nedeniyle belirlenen teminat limitinden karşılanması, sürekli bakıcı gideri tazminatı da 356.800,82TL olarak hesaplanmış olup tedavi gideri teminat limitinden karşılanması gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek bakıcı giderinin ve geçici işgöremezlik zararının tedavi gideri limitinde karşılanması gerektiğine işaret edilmiştir. (Emsal karar için bknz.Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/13239 Esas ve 2022/6807 Karar sayılı ilamı)
Bu nedenle bakıcı gideri bakımından tedavi klozu içerisinde kanaati ile hüküm tesis edilmiştir.
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yaya olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Arabuluculuk vekalet ücreti talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili dava dilekçesi ile 1.000,00 TL arabuluculuk vekalet ücreti talep ettiği görülmüştür.
AAÜT'nin "Arabuluculuk, uzlaşma ve her türlü sulh anlaşmasında ücret" başlıklı 16'ncı maddesi;
" (1) 1136 sayılı Kanunun 35/A maddesinde uzlaşma sağlama, arabuluculuk, uzlaştırma ve her türlü sulh anlaşmalarından doğacak avukatlık ücreti uyuşmazlıklarında bu Tarifede yer alan hükümler uyarınca hesaplanacak miktarlar, akdi avukatlık ücretinin asgari değerlerini oluşturur.
(2) Ancak, arabuluculuğun dava şartı olması halinde, arabuluculuk aşamasında avukat aracılığı ile takip edilen işlerde aşağıdaki hükümler uygulanır:
a) Konusu para olan veya para ile değerlendirilebilen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hesaplanır. Şu kadar ki miktarı 6.000,00 TL’ye kadar olan arabuluculuk faaliyetlerinde avukatlık ücreti, 900,00 TL. maktu ücrettir. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
b) Konusu para olmayan veya para ile değerlendirilemeyen işlerde avukatlık ücreti; arabuluculuk sonucunda arabuluculuk anlaşma belgesinin imzalanması halinde, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde davanın görüldüğü mahkemeye göre öngörülen maktu ücrettir.
c) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 900,00 TL. maktu ücrete hak kazanır. Ancak, bu ücret asıl alacağı geçemez.
ç) Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, tarafın aynı vekille dava yoluna gitmesi durumunda müvekkilin avukatına ödeyeceği asgari ücret, (c) bendine göre ödediği maktu ücret mahsup edilerek bu Tarifeye göre belirlenir." şeklinde düzenlenmiş olup, AAÜT 16. Maddenin (c) fıkrasının, takip eden (ç) fıkrası ile birlikte değerlendirilmesinin gerektiği, bu iki fıkrada bahsedilen hususun avukat ile müvekkili arasındaki akdi vekalet ücretine ilişkin olduğu, nitekim Yargıtay'ın güncel kararlarında da işbu dava bakımından arabulculuğun dava şartı niteliğinde olmadığı, arabuluculuk sürecinde davalı ve davacı değil taraf 1 taraf 2'nin var olduğu dikkate alınarak arabuluculuk vekalet ücretinin talep edilemeyeceği anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle davacı vekilinin arabuluculuk vekalet ücreti talebinin reddi yönünde hüküm tesis edilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 27/04/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken 20.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 1.000,00 TL geçici bakıcı gideri, 1.000,00 TL sürekli bakıcı gideri ve 1.000,00 TL arabuluculuk ve vekalet ücreti olmak üzere toplam 23.000,00 TL talep etmiştir. Değer arttırım dilekçesi ile 430.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 430.000,00 TL sürekli bakıcı gideri, 1.000,00 TL geçici işgöremezlik bakıcı gideri ve 1.000,00 TL arabuluculuk vekalet ücreti tazminatı olmak üzere toplam dava değerini 862.000,00 TL'ye artırmıştır.
Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme;
Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak hesaplanan kalıcı iş göremezlik zararının 6.587.364,12 TL, sürekli bakıcı gideri zararının 8.261.109,90 TL olduğu belirlenmiştir.
Hesaplanan bu bedel üzerinden kusur indirimi yapıldıktan sonra başkaca bir indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki;
"Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir.
Buna göre kusur indirimi yapıldığında davacının gerçek zararı; 1.317.472,82 TL kalıcı işgöremezlik ve 1.652.221.,98 TL bakıcı gideri tazminatı olduğu kanaati oluşmuştur.
Kazanın meydana geldiği tarihte poliçe kapsamında sakatlık klozunun teminat limitinin 430.000,00 TL olduğu tedavi klozu teminat limitinin de 430.000,00 TL olduğu dikkate alındığında davalı sorumlu tutulabileceği miktar bu miktarlarla sınırlandırılmıştır.
Davacının geçici işgöremezlik süresinde bakıcı gideri ihtiyacı bulunmadığından geçici işgöremezlik bakıcı gideri tazminat talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Davacının arabuluculuk vekalet ücreti talebi bakımından da yukarıda açıklanan gerekçelerle reddine karar vermek gerekmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 12/10/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 22/10/2021 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 430.000,00 TL sürekli işgöremezlik tazminatı ve 430.000,00 TL sürekli bakıcı gideri tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 22/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 860.000,00 TL üzerinden alınması gereken 58.746,60 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 78,56 TL peşin harç, 2.858,78 TL değer arttırım harcının toplamı olan 2.937,34 TL'nin mahsubu ile bakiye 55.809,26 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 78,56 TL peşin harç, 2.858,78 TL arttırım harcının toplamı olan 2.937,34 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,.
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 5.035,05 TL yargılama giderinin müterafik kusur indirimi öncesi davanın kabul (%99,77) ve ret (%0,23) oranlarına göre hesaplanan 5.023,37 TL yargılama ve 59,30 TL başvurma harcının toplamı olan 5.082,67 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 112.600,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 2.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.12/07/2023