T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: .......
KARAR NO: .......
HAKİM: .......
KATİP: .......
DAVACI : .......
VEKİLİ: .......
DAVALI : .......
VEKİLİ: .......
DAVALI :.......
BİRLEŞEN 2021/12 ESAS SAYILI DOSYA
DAVACI :.......
VEKİLLERİ: .......
DAVALI :.......
VEKİLİ:.......
DAVALI : .......
DAVA: İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle)
DAVA TARİHİ: 05/01/2021
KARAR TARİHİ: 26/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 05/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Asıl dosyada;
İDDİA:
Davacı ....... ....... Anonim Şirketi Vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2020/..... Esas sayılı dosyasında müvekkil bankaya olan genel kredi sözleşmesinden dolayı takip başlatıldığını, davalılar tarafından ilgili takih için 04/02/2020 tarihli itiraz dilekçesi ile dosyada bildirilen asıl alacak, faiz ve diğer tüm ferilerine itiraz edilerek dosya borcunun kabul edilmediğini, davalıların vermiş olduğu itiraz dilekçesi ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak yapılan itiraz davalı ile müvekkil banka arasında dana önce tanzim edilmiş ve imza altına alınmış Genel Kredi Sözleşmesi yokmuşcasına kötü niyetli olarak takibi uzatmaya yönelik olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle icra dosyasına yapılan itirazların hepsini tekrar ettiklerini, davacı yanın müvekkiller aleyhine 4 ayrı icra takibi başlattığını, bunun sebebinin taraflarınca bilinmediğini, tek bir genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olan bir ticari kredi için 4 ayrı takip başlatılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun bir kredi tahsisinin söz konusu olmadığını, genel kredi sözleşmesinin uygun bir şekilde müvekkiller tarafından doldurulmadığını, kefil olan müvekkil ....... ....... kefaleti konusunda eş muvafakatnamesi alınmadığını, Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkil tarafından el yazısıyla yazılması gerekli olan kefalet tarihi ve kefil olunan miktarlara ilişkin yazıların müvekkile ait olmadığını, açıklanan bu nedenlerle; açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
Birleşen 2021/12 Esas sayılı Dosyada;
İDDİA:
Davacı ....... ....... Anonim Şirketi Vekili dava dilekçesinde özetle; Davalılar aleyhine Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2020/..... Esas sayılı dosyasında müvekkil bankaya olan genel kredi sözleşmesinden dolayı takip başlatıldığını, davalılar tarafından ilgili takih için 04/02/2020 tarihli itiraz dilekçesi ile dosyada bildirilen asıl alacak, faiz ve diğer tüm ferilerine itiraz edilerek dosya borcunun kabul edilmediğini, davalıların vermiş olduğu itiraz dilekçesi ile icra takibinin durdurulmasına karar verildiğini, ancak yapılan itiraz davalı ile müvekkil banka arasında dana önce tanzim edilmiş ve imza altına alınmış Genel Kredi Sözleşmesi yokmuşcasına kötü niyetli olarak takibi uzatmaya yönelik olduğunu, açıklanan bu nedenlerle; itirazın iptali ile takibin aynen devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere davalıların icra inkar tazminatına mahkum edilmesin karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Öncelikle icra dosyasına yapılan itirazların hepsini tekrar ettiklerini, davacı yanın müvekkiller aleyhine 4 ayrı icra takibi başlattığını, bunun sebebinin taraflarınca bilinmediğini, tek bir genel kredi sözleşmesinden kaynaklı olan bir ticari kredi için 4 ayrı takip başlatılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu, taraflar arasında usulüne uygun bir kredi tahsisinin söz konusu olmadığını, genel kredi sözleşmesinin uygun bir şekilde müvekkiller tarafından doldurulmadığını, kefil olan müvekkil ....... ....... kefaleti konusunda eş muvafakatnamesi alınmadığını, Genel Kredi Sözleşmesinde müvekkil tarafından el yazısıyla yazılması gerekli olan kefalet tarihi ve kefil olunan miktarlara ilişkin yazıların müvekkile ait olmadığını, açıklanan bu nedenlerle; açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafın alacağın %20’den aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Genel kredi sözleşmeler,
3-Kat ihtarnamesi,
4-İcra takip dosyası,
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağa istinaden başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak normlar bakımından yapılan tespitler;
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
İcra İflas Kanunu'nun 67'nci maddesinin 1'inci fıkrası; "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Bun göre icra takibinde itiraz davacıya tebliğ edilmişse davacının dava açması geçen 1 yıllık süre hak düşürücü olarak düzenlenmiştir.
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalıya tarihinde tebliğ edildiği, davalının tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;
İcra İflas Kanunu'nun 68'nci maddesinin b bendi; "Sözleşmede gösterilen adresin değiştirilmesi, yurt içinde bir adresin noter aracılığıyla krediyi kullandıran tarafa bildirilmesi hâlinde sonuç doğurur; yeni adresin bu şekilde bildirilmemesi hâlinde hesap özetinin eski adrese ulaştığı tarih tebliğ tarihi sayılır." şeklinde düzenlenmiştir.
Davacının kat ihtarı tetkik edildiğinde kat ihtarının gönderildiği adresin Genel Kredi Sözleşmesi'nde yer alan adres olduğu davalı Genel Kredi Sözleşmesi borçlusunun adres değişikliğini davalıya bildirdiğine dair bir bilgi ve belge dosya içerisinde görülmemiştir. Davalı Genel Kredi Sözleşmesi asıl borçlusunun kat ihtarının tebliğ edildiği tarihten kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 19/12/2019 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur.
Kefilin temerrüdüne ilişkin yapılan değerlendirme;
İİK 68/b maddesi hükmünün kefil bakımından uygulanma olanağı bulunmamaktadır. Fakat Genel Kredi Sözleşmesi tetkik edildiğinde İİK 68/b madde hükmü ile paralel bir hükmün yer aldığı ve kefilin sözleşmeye imzaladığı nazara alındığında kefil bakımından sözleşme hükmü gereği bankaya bildirdiği adrese ilişkin değişiklik yaptığını bankaya bildirdiğine dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı görülmüştür.
Nitekim benzer bir uyuşmazlık Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi 2016/9214 Esas ve 2016/9176 Karar sayılı ilamında;
"Bilirkişi raporundaki hesaplamada davacı borçlu kefilin takip tarihinden önce temerrüde düşmediğinden temerrüt faizi işletilmemişse de, dosyada davacının mevcut adresine ihtarname tebliğe çıkarıldığı ve borçlunun adresinden taşınmış olduğundan iade edildiği anlaşılmaktadır. 01.02.06 tarihli sözleşmenin 12. maddesinde adres değişikliğinin bildirilmediği durumlarda eski adrese yapılan tebligatın geçerli olacağı kabul edilmiş olup davacının temerrüde düştüğünün kabulü gerekirken aksi yöndeki rapora dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle de bozulması gerekmiştir." denilmiştir.
Bu nedenle kat ihtarının sözleşmedeki adrese tebliğ tarihinden kat ihtarında belirtilen atıfet süresi sonu olan 19/12/2019 tarihinde temerrüde düştüğü kanaati hasıl olmuştur.
Temerrüd faiz oranı bakımından yapılan değerlendirme;
Taraflar arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi incelendiğinde Genel Kredi Sözleşmesinin 9.02 hükmünde yer alan davalının temerrüdünün doğduğu tarihte bankaca ödünç para verme işlerine fiilen uygulanan en yüksek faize ilişkin %50 fazlasının esas alınacağının bildirildiği görülmüştür.
Yargıtay 11'inci Hukuk Dairesi'nin 2020/5065 Esas ve 2022/113 Karar sayılı ilamında;
"ispat yükü kendisinde olan davacı bankaya gönderilen muhtıraya rağmen davacı banka tarafından davalıların temerrüt tarihinde aynı tür krediler için fiilen daha yüksek oranda akdi faiz uygulandığına ilişkin dosyaya herhangi bir bilgi ve belge sunulmadığı, bu durumda davacının davalıların temerrüt tarihinde uyguladığı en yüksek kredi akdi faiz oranının %14,40 olduğu, bu oranın %100 ilavesi suretiyle uygulanması gereken temerrüt faiz oranının ise %28,80 olduğu, mahkemece yargılama aşamasında alınan denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda yer alan terditli hesaplamalardan Yargıtay uygulamasına uygun nitelik taşıyan %28,80 temerrüt faiz oranı esas alınmak suretiyle davacının takip tarihi itibarıyla davalılardan alacaklı olduğu tespit edilen miktar üzerinden hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık görülmediği, ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir." şeklinde bahsedildiği üzere fiilen uygulanan en yüksek faiz oranının ne kadar olduğunun ispat yükü davacı banka üzerindedir.
Davacı bankaca mahkememizin 8 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği ibraz edilen faizin TCMB'ne bildirilen faiz oranı olduğu anlaşıldığından bu faiz oranına itibar edilmesi mümkün görülmemiştir.
Nitekim benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2017/19-1650 Esas ve 2019/507 Karar sayılı ilamında;
"davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkan sağlanması gerekmektedir" denilmiştir.
Açıklamalar doğrultusunda dava konusu krediye ilişkin olarak temerrüt faiz oranı olarak akdi faizin %50'si esas alınarak belirlenen faiz oranı uygulanmıştır.
Bilirkişi incelemesi bakımından yapılan değerlendirme;
ASIL DOSYADA YAPILAN İNCELEME;
Mahkememizin 8 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği, davacı bankanın davalılardan talep edebileceği herhangi bir alacak bulunup bulunmadığının, var ise davalıların sorumluluklarının ayrı ayrı tespiti ile Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2020/5213 Esas sayılı dosyasındaki alacağın dava konusu alacakla aynı olup olmadığı, bilirkişiye kefiller açısından temerrüt tarihi hesaplanırken ham kat ihtarına ilişkin tebliği hem de icra takibinin açılış tarihini esas alarak ayrı faiz hesaplaması yapılmak üzere dosya bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 09/01/2023 tarihli raporda özetle;
1)Davacı banka ile davalı şirket arasında genel kredi sözleşmeleri akdedildiğini, davalı kefilin müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla Kefalet Sözleşmesini imzaladığını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle dava bankacının davalılar hakkında takip başlattığını,
2)Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin toplam 1.500.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazara alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu,
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/10 esas sayılı dosyası;
Davalıların takip tarihi itibariyle toplam 171.709,42 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 149.803,84 TL'lik anaparaya yıllık (tespit edilen faizin BSMV tutarının bir kısmının banka tarafından anaparaya eklendiği) yıllık %48,42 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini bildirmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin belirlemelerin doğru yapıldığı, denetime elverişli ve ayrıntılı düzenlenmiş bilirkişi raporu işlemiş faiz bakımından takip tarihinin yanlış alınması nedeniyle işlemiş faiz bakımından, asıl alacak bakımından ise kat tarihindeki asıl alacak miktarının bankaca belirlenen miktardan daha düşük olması ve bankaca asıl alacağın kapitalize edilmemiş olması nedeniyle asıl alacak bakımından kat ihtarnamesindeki miktar daha düşük olduğu bu miktar esas alınması suretiyle anılan iki durum bakımından hükme esas alınmamış diğer belirlemeler bakımından ise hükme esas alınmıştır.
Buna göre; yukarıda bahsedilen sebeplerle asıl alacak miktarı 149.071,22 TL olarak dikkate alındığında temerrüt tarihinden icra takibinin açılış tarihine kadar sürenin 37 gün üzerinden hesaplanması sonucunda işlemiş faiz alacağı İşlemiş temerrüt faizi 7.418,53 TL ve 1.336,67 TL işlemiş akdi faiz olmak üzere toplam 8.755,20 TL olduğu hesaplanmıştır.
Anılan faizlere ilişkin BSMV hesaplandığında da 370,93 TL ve 66,83 TL olmak üzere toplam 437,76 TL olduğu hesaplanmıştır.
Bu nedenlerle asıl alacak 149.071,22 TL, işlemiş faiz 8.755,20 TL ve BSMV 437,76 TL olarak hüküm tesis edilmiştir.
Mükerrer takip iddiası irdelendiğinde ise anılan takipte bir tahsilat olmadığı tespit olunmuş bu nedenle bu itiraza itibar edilmemiştir.
BİRLEŞEN 2021/12 ESAS SAYILI DOSYASINDA YAPILAN İNCELEME;
Deliller toplandıktan sonra dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan 18/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle;
1)Davacı banka ile davalı şirket arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiğini, davalı kafilin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla Kefalet Sözleşmesini nimzaladığını, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan taksitli kredinin vadesinde ödenmemesi nedeniyle, davacı bankanın davalılar hakkında takip başlattığını,
2)Davalı kefilin sözleşmede belirlenen kefalet limitinin 1.000.000,00 TL olduğunu, takip tarihi itibariyle hesaplanan toplam asıl alacak tutarı nazar alındığında hesaplanan asıl alacağın kefalet limitinden daha düşük seviyede olması nedeniyle davalı kefilin borcun tamamından kefalet limitiyle sınırlı olarak müteselsilen sorumlu olduğunu,
3)Davalılara gönderilen kat ihtarının tebliğ edildiğini ve verilen süre sonunda temerrüde düştüğünü,
4)Davalıların takip tarihi itibariyle toplam 130.892,08 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davalıların icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar 119.245,59 TL'lik anaparaya yıllık %34,74 temerrüt faizi ve %5 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini mahkememize bildirmiştir.
5)Davacı bankanın davalılar aleyhine Gaziantep İcra Dairesi'nin 2020/5213 esas sayılı dosyası ile 13/01/2020 tarihinde "Kambiyo Senetlerine Özgü Haciz Yolu İle" takibe geçildiğini, Gaziantep İcra Dairesi'nin 2020/5213 esas, 2020/15511 esas ve 2020/15516 esas sayılı dosyalarının farklı krediler ile bankaya ciro yolu ile verilen bono için başlatıldığını mahkememize bildirmiştir.
Uyuşmazlığa ilişkin belirlemelerin doğru yapıldığı, denetime elverişli ve ayrıntılı düzenlenmiş bilirkişi raporu işlemiş faiz bakımından takip tarihinin yanlış alınması nedeniyle işlemiş faiz bakımından, asıl alacak bakımından ise kat tarihindeki asıl alacak miktarının bankaca belirlenen miktardan daha düşük olması ve bankaca asıl alacağın kapitalize edilmemiş olması nedeniyle asıl alacak bakımından kat ihtarnamesindeki miktar daha düşük olduğu dikkate alınarak bu miktar esas alınması suretiyle anılan iki durum bakımından hükme esas alınmamış diğer belirlemeler bakımından ise hükme esas alınmıştır.
Buna göre;
Buna göre; yukarıda bahsedilen sebeplerle asıl alacak miktarı 119.245,59 TL olarak dikkate alındığında temerrüt tarihinden icra takibinin açılış tarihine kadar sürenin 37 gün üzerinden hesaplanması sonucunda işlemiş faiz alacağı İşlemiş temerrüt faizi 4.257,66 TL ve 690,43 TL işlemiş akdi faiz olmak üzere toplam 4.948,09 TL olduğu hesaplanmıştır.
Anılan faizlere ilişkin BSMV hesaplandığında da 212,88 TL ve 34,52 TL olmak üzere toplam 247,40 TL olduğu hesaplanmıştır.
Bu nedenlerle asıl alacak 119.245,59 TL, işlemiş faiz 4.948,09 TL ve BSMV 247,40 TL olarak hüküm tesis edilmiştir.
Mükerrer takip iddiası irdelendiğinde ise anılan takipte bir tahsilat olmadığı tespit olunmuş bu nedenle bu itiraza itibar edilmemiştir.
İmza incelemesine ilişkin değerlendirme;
Davalı vekili cevap dilekçesi ile kefalet tarihi ve kefil olunan miktardaki el yazılarının kefil ait olmadığını iddia etmiştir.
Mahkememizin ara kararı gereği, imza incelemesi yapılmak üzere dosya kül halinde Jandarma Kriminal Daire Başkanlığı'na tevdi edilmiş olup, inceleme sonrası hazırlanan 21/06/2022 tarihli raporda özetle;
El Yazısı İncelemesi:
İnceleme konusu kefalet sözleşmesi üzerinde bulunan "....... ......., Müteselsil. 1.000,000 TL (Bir milyon) TL, 17/07/2017" ibareli el yazıları ile ..................... mukayese el yazıları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada;
Yazıların genel şekli ve işleklik karşılaştırmada;
Ortak harf ve rakamların tersimi,
Bazı harf ve hareketlerini bağlantılı yazma itiyadı,
Kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görüldüğünü, inceleme konusu Kefalet Sözleşmesi üzerinde bulunan "....... ......., Müteselsil. 1.000,000 TL (Bir milyon) TL, 17/07/2017" ibareli el yazılarının ....... ....... el ürünü olduğunu,
İnceleme konusu kefalet sözleşmesi üzerinde bulunan "....... ......., Müteselsil. 1.000,000 TL (Bir milyon) TL, 17/07/2017" ibareli hariç diğer el yazıları ile ....... ....... mevcut mukayese el yazıları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; mukayese el yazıların az ve kifayetsiz (inceleme konusu belge üzerinde bulunan tüm harf ve rakam karakterlerini ihtiva etmemesi) olmasından dolayı, inceleme konusu, Kefalet Sözleşmesi üzerinde bulunan söz konusu el yazılarının ....... ....... eli ürünü olup olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığını, ancak ....... ....... bol miktarda samimi ve ilave huzurda alınacak mukayese el yazılarının temin edilip mevcut mukayese belgeler ile birlikte gönderilmesi halinde yeniden yapılacak inceleme neticesinde bir kanaat bildirmenin mümkün olduğunu bildirmişlerdir.
İmza İncelemesi
İnceleme konusu Kefalet Sözleşmesi üzerinde "....... ......." adına atfen atılı bulunan imzalar ile ....... ....... mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada;
İmzaların genel şekli ve işleklik derecesinin,
İmzaların başlangıç hareketlerinin yapılışının,
İmzalardaki dönüş hareketlerinin yapılışının,
İmzalardaki yatay çekiliş hareketlerinin yapılışının,
İmzalardaki el kaldırma hareketlerinin yapılışının,
İmzalardaki noktalama işaretlerinin yapılışı ve konumunun,
İmzaların bitim hareketlerinin yapılışının,
Kaligrafik ve karakteristik özellikler yönünden benzerlikler görüldüğünü, inceleme konusu belge üzerinde atılı bulunan söz konusu imzaların ....... ....... eli ürünü olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Somut olayda davalılar vekili tarafından cevap dilekçesi ile kefalet tarihi ve kefil olunan miktarın davalının el yazısı ile yazılmadığı iddia olunmuşsa da alınan raporun 2'nci sayfasında el yazısı bakımından yapılan incelemede davalının el ürünü olduğu kesin kanaat ile belirlenmiştir.
Her ne kadar davalılar vekili mahkememize vermiş olduğu 16.07.2022 tarihli rapora itiraz dilekçesinde ....... ....... el ürünün olup olmadığının tespit edilemediğini iddia etmişse de; rapor dikkatli incelendiğinde raporun 3'üncü sayfasında "....... ......., Müteselsil. 1.000,000 TL (Bir milyon) TL, 17/07/2017" ibareleri hariç diğer ibarelerin davalının el ürünü olup olmadığının tespit edilemediği, raporun 2'nci sayfasında "....... ......., Müteselsil. 1.000,000 TL (Bir milyon) TL, 17/07/2017" ibarelerin davalının el ürünün olduğunun tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.
Bu nedenlerle davalılar vekilinin el yazısı incelemesi bakımından alınan rapora karşı itirazlarına itibar etmek mümkün olmamıştır.
Davalılar atfen atılan imzaların da davalı el ürünü olduğu tespit edildiğinden alınan raporla yetinilmesi gerektiğine kanaat edinilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/10 Esas sayılı Asıl Davası Bakımından;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile; Davalıların Gaziantep İcra Dairesi'nin 2020/..... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının 149.071,22 TL asıl alacak, 8.755,20 TL işlemiş faiz ve 437,76 TL BSMV bakımından İPTALİ ile takibin bu miktarlar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 149.071,22 TL üzerinden %20 nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 158.264,18 TL üzerinden alınması gereken 10.811,02 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 3.667,77 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 7.143,25 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 3.667,77 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 2.340,05 TL yargılama giderinin davanın kabul (%91,64) ve ret (%8,36) oranlarına göre hesaplanan 2.144,64 TL yargılama ve 59,30 TL başvurma harcının toplamı olan 2.203,94 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 24.739,63 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
10-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%91,64) ve ret (%8,36) oranlarına göre hesaplanan 1.209,64 TL'sinin davalıdan alınarak, bakiye 110,36 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/12 Esas sayılı Birleşen Davası Bakımından;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile; Davalıların Gaziantep İcra Dairesi'nin 2020/..... esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazlarının 119.245,59 TL asıl alacak, 4.948,09 TL işlemiş faiz ve 247,40 TL BSMV bakımından İPTALİ ile takibin bu miktarlar üzerinden DEVAMINA, fazlaya ilişkin taleplerin REDDİNE,
2-Hüküm altına alınan asıl alacak miktarı olan 119.245,59 TL üzerinden %20 nispetinde hesaplanacak icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 124.441,08 TL üzerinden alınması gereken 8.500,57 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.582,17 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 6.918,40 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 1.582,17 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 782,65 TL yargılama giderinin davanın kabul (%94,99) ve ret (%5,01) oranlarına göre hesaplanan 743,46 TL yargılama ve 59,30 TL başvurma harcının toplamı olan 802,76 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 19.666,16 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalılar kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 6.559,46 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
10-Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/2 hükmü gereğince, Gaziantep Arabuluculuk Bürosu tarafından suçüstü ödeneğinden karşılanan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul (%94,99) ve ret (%5,01) oranlarına göre hesaplanan 1.253,86 TL'sinin davalıdan alınarak, bakiye 66,14 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.