T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACILAR : 1- ... - ... ...
2- ... - ... ...
3- ... - ... ...
4- ... - ... ...
VEKİLİ: ...
DAVALI : 1- ... - ... ...
VEKİLİ: ...
DAVALILAR : 2- ... - ... ...
3- ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - ...
MÜTEVEFFA/(LAR): ... - ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 04/01/2021
KARAR TARİHİ: 12/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 24/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 07/09/2005 tarihinde sigortasız olması nedeniyle ... ... sorumlu olduğu ... plakalı traktörün karışmış olduğu kaza neticesinde, yolcu konumunda bulunan davacıların desteği ...'un vefat ettiğini,...plakalı traktörün davalı ... Tekstil Sanayi ve Tic. A.Ş'ye ait olduğunu ve sürücüsünün davalı ... olduğunu, meydana gelen kazada davalı ...'in tam ve asli kusurlu olduğunu, müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kalması nedeniyle ve belirsiz alacak olarak her bir müvekkil yönünden 100,00 TL, toplamda 400,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak müvekkillerine ödenmesini talep etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı ... ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Kazaya konu...plakalı aracın kaza tarihinde ... Sigorta A.Ş. Tarafından zorunlu mali mesuliyet sigortası kapsamında sigortalı olduğunu, ...plakalı aracın 17/12/2004 tarihinde ... sayılı plakaya sahip olduğunu, herhangi satış ve devir işlemi görmeden kaza tarihi öncesi sadece plakasının değiştiğini, plakası değişmiş ise de poliçenin geçerliliğini korumaya devam ettiğini, kazanın tarihi itibariyle dava konusu taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacıların başvuru şartını eksiksiz olarak yerine getirmediğini, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Tekstil A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın zaman aşımına uğradığını, davalı ...'in müvekkil şirket çalışanı olmadığını, babası ... ... çalışan olduğunu, ...'e traktörü kullanma yetkisinin verilmediğini, izinsiz ve yetkisiz olarak kullandığını ve olaya sebep olduğunu, Kilis Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/1067 ve 2006/326 karar sayılı dosyasının incelenmesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın zaman aşımına uğradığını, Kilis Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2005/1067 ve 2006/326 karar sayılı dosyasının incelenmesi gerektiğini, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın müvekkili yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat Destekten Yoksun Kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Dava konusu bakımından yapılan hukuki nitelendirme;
Türk Borçlar Kanunu 53’üncü maddesi; “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” Düzenlemesi ile destekten yoksun kalma tazminatının temel dayanağını oluşturmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, Yargıtay kararlarında “Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.” şeklinde tanımlanmıştır. (YHGK, 2020/(17)4-191 Esas, 2021/514 Karar ve 20/04/2021 tarihli ilamı)
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. (4.HD. 30.05.1965, 11420-488; 4.HD. 16.11.1963, 8337-10030; YHGK., 20/04/2021, 2020/17-4191, 2021/191) Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Eş, çocuk, anne, baba gibi aile bireyleri ile çok özel durumlarda kardeşler birbirlerinin desteği olup; ölenin parasal, bedensel ve düşünsel etkinliğiyle sağladığı yardımlardan, hizmetlerinden, bakım ve gözetiminden, koruyup kollamasından, bilgi ve deneyimleriyle yol göstermesinden yoksun kalacaklardır. Bu nedenle de destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceklerdir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve Emniyet Müdürlüğü'nden gelen evraklarla dava dışı kazaya sebebiyet veren araç maliki dosyaya ilgili kişi olarak eklendikten sonra Sigorta Bilgi Gözetim Entegrasyon Sorgusu yapılarak kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ...plakalı aracın ZMSS ile sigortalı olmadığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbatalarından tebliğ tarihi sorgu yapıldığında dahi net anlaşılamasa da davalının ... tarihli cevabı esas alınarak davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... ... başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup davaya konu kazaya istinaden davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı anlaşılmıştır.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 29/03/2021 tarihli raporda özetle;
...plakalı traktör sürücüsü ...’in;
Sevk ve idaresi kendisinde olan traktörü ile hareketine başlamadan önce tüm güvenlik tedbirlerini alması, yolcu taşınmasına elverişli olmayan traktörün merdiven kısmına yolcu almaması gerekirken, aksine davranıp yolcusunun can emniyetini tehlikeye atacak şekilde aracının merdiven kısmına aldığı yolcusu Abdül... olduğu halde arazi içerisinde seyri sırasında aracının sarsılması ile seyir yoluna düşen yolcu ....UN üzerinden sol arka tekerinin geçmesi şeklinde meydana gelen olayda, K.T.Yönetmeliğinin 129. Maddesi ile K.T.Kanununun 52/b maddelerine aykırı davrandığını,
Yolcu ......’un;
Can emniyeti açısından traktörün yolcu taşımaya elverişli merdiven kısmında yolculuğunu yapmaması, her halükarda mevcut durumda arazi içerisinde traktörün sarsılabileceğini düşünerek gerekli emniyet tedbirini alması gerekirken, aksine davranıp emniyetsizce yolculuğu sırasında, traktörün sarsılması ile binili olduğu alandan seyir yoluna düştüğü traktörün arka sol tekerinin üzerinden geçmesi olayında, K.T.Kanununun 47/d maddesine aykırı davrandığını mahkememize bildirmiştir.
Yine mahkememizin 3 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği taraf itirazlarını kapsar şekilde ek rapor tanzim edilmesi için dosya kusur bilirkişisine tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 14/06/2021 tarihli ek raporda özetle;
K.T.Kanununun 47/d maddesi uyarınca karayollarından faydalananlar trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymalarını zorunlu kıldığını, Anılan kanun maddesinin sürücü, yolcu ve yayaların uyması gereken trafik güvenliği ile ilgili hususları düzenleyen genel bir hüküm olduğunu, yol kullanıcılarının bu hükümlere uymalarının zorunlu kılındığını, bahse konu olayda sürücü ...’in yolcu taşınmasına uygun olmayan yerde aracına yolcu alması genel trafik güvenliği açısından bir kural ihlali iken, yetişkin yolcu ... ...’un da can emniyeti açısından traktörün yolcu taşınmasına uygun olmayan yerde yolculuk yaparak genel trafik güvenliğini tehlikeye attığını ve neticede yolcu binmesine uygun olmayan yerde yolculuğu sırasında bulunduğu alandan seyir yönüne düştüğü traktörün sol arka tekerinin üzerinden geçmesi neticesinde hayatını kaybetmesi olayında K.T.Kanununun 47/d maddesine aykırı davrandığını mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 4 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği dosya talimat kanalı ile Karayolları Fen Heyeti'ne tevdi edilmiş, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 22/09/2021 tarihli raporda özetle;
...’un; traktörün merdiveninde yolculuk yapılmasının yasak olduğunu, yolcu taşınması için traktör üzerinde uygun oturak veya koltuk ve uygun alan bulunmadığını, kendi can güvenliği açısından oluşabilecek tehlikeleri muhakeme edebilecek yetişkinlikte olduğu halde, aksine davranışla engebeli arazide kendi iradesi ile binmiş olduğu traktörden düşerek vefatı ile sonuçlanan kazada 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 47/d "Karayollarından faydalananlar; …Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural, yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar." kuralını ihlalle meydana gelen olayda eşit derecede kusurlu olduğunu,
Davalılara ait traktörün davalı sürücü ...'in; yönetimindeki traktörle seyrederken yolcu almaması, engebeli arazide hızını arazi koşullarına göre ayarlaması gerekirken, aksine davranışla 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunun 47/d "Trafik güvenliği ve düzeni ile ilgili olan ve yönetmelikte gösterilen diğer kural,yasak, zorunluluk veya yükümlülüklere uymak zorundadırlar.", 52/b "Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak, zorundadırlar." ve bu Kanuna bağlı Yönetmeliğin 129. "Araçların çamurluk, basamak, karoser kenarı, sürücü mahallinin veya aracın üstü, bagaj merdiveni gibi dış kısımlarında insan taşınamaz." maddelerindeki kuralı ihlalle meydana gelen olayda eşit derecede kusurlu olduğunu,
Sonuç olarak;
...'un meydana gelen olayda %50 oranında kusurlu olduğunu,
...'in meydana gelen olayda %50 oranın kusurlu olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Alınan aktüer raporuna aşağıda "Somut olay bakımından yapılan değerlendirme" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Destek paylarının dağıtımında Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/22918 Esas ve 2022/647 Karar sayılı ilamında şeklinde; "Hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönemde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16'şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği, Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir." bahsedildiği üzere destek paylarının dağıtımı yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 17/11/2021 tarihli raporda özetle;
Destek ...'un; 01/01/1984 doğumlu olduğunu, ölüm tarihinde 21 yaşında olduğunu, TRH-2010 yaşam tablosuna göre kalan ömrünün 53 yıl olduğunu, 74 yaşına kadar yaşama ihtimalinin varsayıldığını, bu nedenle 21-60 yaş arası aktif dönemin 39 yıl ve 60 yaş sonrası pasif dönemin 14 yıl olmak üzere toplam destekliğinin 53 yıl olduğunu,
Davacı eş ...; 05/08/1989 doğumlu olup, 07/09/2005 desteğin vefatı tarihinde 16 yaşında olduğundan, TRH-2010 yaşam tablosuna göre kalan ömrünün 63 yıl olduğunu, bu nedenle destekten yoksunluk süresinin, eşinin yaşam süresiyle sınırlı olarak 39 yıl aktif ve 14 yıl hasif dönem olmak üzere toplam 53 yıl olduğunu,
Davacı ...'ın; 03/05/2006 doğumlu olup, babasını kaybettiği tarihte 0 yaşında olduğunu, erkek çocukları genel olarak 18 yaşına kadar destek göreceklerinden destekten yoksunluk süresinin 18 yıl olduğunu,
... ...; 10/10/1948 doğumlu olup, oğlunu kaybettiği tarihte 57 yaşında olduğunu, TRH-2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 23 yıl olup tümünün desteğin aktif dönemine rastlamakta olduğunu,
... ...; 10/10/1948 doğumlu olup, oğlunu kaybettiği tarihte 57 yaşında olduğunu, TRH-2010 yaşam tablosuna göre bakiye ömrünün 20 yıl olup tümünün desteğin aktif dönemine rastlamakta olduğunu,
Tazminat hesabına esas kazançlar bakımından; 2021/Ocak-Aralık ayları arası net 2.825,70 TL olduğunu, asgari geçim indirimsiz aylık net ücretin ise 2.557,59 TL olduğunu,
Sonuç olarak;
07/09/2005 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu vefat eden desteğin dava eşine ve anne babasına ait destekten yoksun kalma tazminat tutarlarının kusur indirimsiz;
TOPLAM
... ... sorumluluğu
Diğer davalıların sorumluluklarının
Eş ...
526.779,93 TL
38.283,14 TL
488.496,80 TL
...
39.835,53 TL
2.895,00 TL
39.940,53 TL
Baba ...
49.328,96 TL
3.584,93 TL
45.744,01 TL
Anne ...
72.060,65 TL
5.336,92 TL
66.723,73 TL
olarak hesaplandığı mahkememize bildirmiştir.
Yine mahkememizin 6 no.lu celsesi 1 no.lu ara karır gereği davacı ...'un desteğin vefatından sonra daha sonra başka birinden çocuğu olduğu da gözetilerek payına düşecek tazminat miktarının yeniden hesaplanma yapılması için dosya kök rapor tanzim eden aktüer bilirkişisine tevdi edilmiş olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 07/04/2022 tarihli raporda özetle;
Söz konusu payın davacıya eşinden dolayı verilen bir pay olduğunu, başkasından çocuğunun olmasının bu payı etkilemeyeceğinden kök raporunu aynen tekrar ettiğini belirterek,
TOPLAM
... ... sorumluluğu
Diğer davalıların sorumluluklarının
Eş ...
526.779,93 TL
38.283,14 TL
488.496,80 TL
...
39.835,53 TL
2.895,00 TL
39.940,53 TL
Baba ...
49.328,96 TL
3.584,93 TL
45.744,01 TL
Anne ...
72.060,65 TL
5.336,92 TL
66.723,73 TL
olarak hesaplandığı mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 9 no.lu celsesi 5 no.lu ara kararı gereği davacı ...'un Temmuz 2009 yılında evlenmiş olduğu dikkate alınarak destek görenler arasından çıkartılarak, müteveffanın da Yargıtay kararları dikkate alınarak 1'inci çocuğu doğduktan 2 sene sonra 2. çocuğu doğacağı ihtimali ile yeniden hesaplama yapılması için yeni bir aktüer bilirkişiye tevdi edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 23/03/2023 tarihli raporda özetle;
Kusur oranları hususunda takdirin sayın mahkemede olmak üzere; 07/09/2005 tarihinde meydana gelen kaza neticesinde vefat eden ...'un vefatı ile kusur indirimsiz;
1-Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Güncel Uygulamaları Kapsamında TRH-2010 Erkek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve "Prograsif Rant %10 arttırım %10 İndirim Yöntemine" göre yapılan hesaplamanın;
Gayri resmi eş ...'un : 5.650,98 TL
Çocuk ...'un : 50.632,40 TL
Baba ...'un : 72.590,98 TL
Anne ...'un : 149.511,83 TL olarak hesaplandığını,
Davacı taraf için hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek herhangi bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 40.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Alınan aktüer raporuna aşağıda "Somut olay bakımından yapılan değerlendirme" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Zamanaşımı defi ve davanın dava şartı arabuluculuğa tabi olup olmaması bakımından yapılan değerlendirme;
Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. BK'nın 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zaman aşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zaman aşımı süresidir. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde de, "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir.
Bunun yanında 6235 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 15'nci maddesi "Arabuluculuk bürosuna başvurulmasından son tutanağın düzenlendiği tarihe kadar geçen sürede zamanaşımı durur ve hak düşürücü süre işlemez." şeklinde düzenlenmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/a maddesi "Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde düzelenmiştir.
Davanın Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası'na karşı açılmış olması ve davalıların ihtiyari dava arkadaşlarından biri bakımından ihtisas mahkemesinin görevli mahkeme olması halinde diğerleri bakımından da davacının görevli mahkemede görüleceği düzenlendiğinden davanın tüm davacılar bakımından mahkememizde görüleceği açıktır.
TBK'nun 155'inci maddesi "Zamanaşımı müteselsil borçlulardan veya bölünemeyen borcun borçlularından birine karşı kesilince, diğerlerine karşı da kesilmiş olur." şeklinde düzenlenmiştir.
Bunun yanında KTK'nun kazanın meydana geldiği tarihteki 97'nci maddesi "Zarar gören, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi dava da açabilir." şeklinde düzenlenmişken; 6704 sayılı kanunun 5'inci maddesi ile değişik hali "Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir." şeklinde düzenlenmiştir.
Bu noktada değerlendirme yapıldığında ZMSS kapsamında 01/01/2019 yılından itibaren açılan davalar, dava şartı zorunlu arabuluculuk kapsamındadır. 6235 sayılı Kanunun 18/A-15 maddesi gereği ise zorunlu arabuluculuk başvurusu zamanaşımını kesen sebepler arasında gösterilmiştir. İşleten ve sürücü ise ZMSS ile müteselsil borçlu sıfatına haiz olduklarından biri bakımından zamanaşımını kesen sebep diğerlerine de sirayet etmektedir.
Fakat Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/23273 Esas ve 2022/901 Karar sayılı ilamı ile benzer bir uyuşmazlıkta;
"Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; "İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır." hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz." denilmiştir.
İlamdan da anlaşılacağı üzere ZMSS'na karşı başvurunun getirilmiş olması davayı zorunlu arabuluculuk kapsamından çıkarmaktadır.
Davanın zorunlu arabuluculuk kapsamından çıkarılması ise 6235 sayılı Kanun'un 18/A-15 maddesindeki zamanaşımının kesilmesine ilişkin hükümlerin uygulanmasını engellemektedir.
Fakat bu noktada Yargıtay'ın zorunlu arabuculuk kapsamından çıkarmasına dair gerekçesin bakıldığından kaza tarihinde ve poliçe tarihinden yürürlükte bulunan KTK 97'nci maddesindeki başvuru şartı dayanak olarak gösterilmiştir.
Somut olayda kazanın meydana geldiği ve poliçenin düzenlendiği tarihte ise KTK 97'nci maddesi ise yürürlükte değildir.
Bu durumda işbu davanın sigorta şirketi zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olacağı sonucu doğurmaktadır.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirme;
Yukarıdaki açıklamalardan da görüleceği üzere kazanın meydana geldiği KTK 97'nci maddesinde sigorta şirketine başvuru şartının düzenlenmemiş olması nedeniyle davanın sigorta şirketi zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı açıklanmıştır.
Somut olayımızda dava konusu kaza 07/09/2005 tarihinde gerçekleşmiştir. Karayolları Trafik Kanunu'nun 109/2 madde yollamasıyla TCK 66 maddesi uyarınca zamanaşımı 15 yıldır. Buna göre zamanaşımı 07/09/2020 tarihinde dolacaktır. Fakat 7226 sayılı Kanun Geçici 1. Maddesi düzenlemesi ile 26/03/2020 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan 2480 Karar sayılı Cumhurbaşkanı kararı ile süreler 3 ay uzatılmıştır. Bunun neticesinde de süre 07/12/2020 tarihine uzamıştır.
Davacı vekili dava şartı arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve arabuluculuk sürecinin 42 gün sürmesi nedeniyle zamanaşımı süresinin 27/01/2021 tarihinde dolduğunu ve davanın 04/01/2021 tarihinde ikame edildiğini bu nedenle davanın zamanaşımı süresi içerisinde ikam edildiği iddia etmiştir.
Davacı tarafından yapılan arabuluculuk başvurusu tetkik edildiğinde ... ... ve diğer davalılara karşı arabuluculuk yoluna başvurulduğu görülmüştür.
Dava konusu kazanın meydana gelmesinde kusur atfedilebilecek aracın kazanın meydana geldiği tarihte ... Sigorta tarafından ZMSS poliçesinin bulunduğu dikkate alındığında davanın Güvence Hesabı'na karşı yöneltilmesinde "pasif husumet" bulunmamaktadır. Nitekim bu hususta mahkememizin 25/05/2021 tarihli 3 numaralı celsesinin 3 no.lu ara kararında dava ... ... bakımından tefrik edilmiş ve davanın mahkememizin 2021/402 Esas ve 2021/444 Karar sayılı kararı ile ... ... bakımından pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar sigorta şirketi ile işleten ve sürücü kaza nedeniyle meydana gelebilecek zarar dolayısıyla müteselsil sorumlu olsalar da müteselsil sorumlulardan biri bakımından davanın dava şartı arabuluculuk kanun yoluna tabi olması diğer borçlular bakımından da davayı, dava şartı arabuluculuk kanun yoluna tabi hale getirmemektedir. Bunun neticesinde de hakkında dava şartı arabuluculuk yoluna tabi olmayan bir davada, dava arabuluculuk yoluna başvrulmuş olması halinde 6235 sayılı Kanunu'nun 18/A-15 maddesini uygulamak mümkün olmayacaktır. Bu bakımından davalılar işleten ve sürücü bakımından dava, dava şartı arabuluculuk kanun yoluna tabi olmadığından zamanaşımı süresi kesilmeyecektir.
Davacı tarafından arabuluculuk kanun yoluna başvuru müteselsil borçlu ... sigorta şirketine karşı başvurulmuş olsaydı davalılar işleten ve sürücü bakımından 6235 sayılı Kanunu'nun 18/A-15 maddesini uygulamak mümkün olacaktı fakat davacı tarafından dava ile sorumluluğu bulunmayan ... ... karşı başvuru yapılmış olması nedeniyle davalılar işleten ve sürücü bakımından 6235 sayılı Kanunu'nun 18/A-15 maddesini uygulamak mümkün görülmemiştir.
Yukarı açıklanan nedenler ışığından davalılar işleten ve sürücü bakımından 6235 sayılı Kanunu'nun 18/A-15 maddesi uyarınca zamanaşımı süresi kesilmediğinden dava zamanaşımı 07/12/2020 tarihinde dolmuştur.
Davalı ... Tekstil'e dava dilekçesi ve tensip zaptı 03/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı 12/02/2021 tarihli cevap dilekçesi zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Davalı ...'e dava dilekçesi ve tensip zaptı 09/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı 18/02/2021 tarihli cevap dilekçesi zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Davalı ...'e dava dilekçesi ve tensip zaptı 15/02/2021 tarihinde tebliğ edilmiş ve davalı 20/02/2021 tarihli cevap dilekçesi zamanaşımı def'ini ileri sürmüştür.
Davalıların zamanaşımı def'ilerine ayrı ayrı itibar etmek gerekmiştir.
Vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından yapılan değerlendirme;
AAÜT'nin 3/2 maddesi "Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur." şeklinde düzenlenmiştir.
Tarifenin 10'uncu maddesi 3'üncü fıkrası ise; "Maddi tazminat istemli davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez." şeklinde tanzim edilmiştir.
İlgili hükümler dikkate alınarak hakkında kabul kararı verilen davalılar lehlerine de her bir davacı bakımından tek bir vekalet ücretine hükmedilmiştir.
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının zamanaşımı nedeni ile reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-Davacı ... Bakımından;
A1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİ İLE REDDİNE;
A2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcının başlangıçta dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
A3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
A4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
A5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
A6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
A7-Arabuluculuk vekalet ücreti hususunda Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/. Esas ve 2021/. Karar sayılı kararı ile karar verildiğinden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B-Davacı ... Bakımından;
B1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİ İLE REDDİNE;
B2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcının başlangıçta dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
B3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
B4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
B6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
B7-Arabuluculuk vekalet ücreti hususunda Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/402 Esas ve 2021/444 Karar sayılı kararı ile karar verildiğinden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
C-Davacı ... Bakımından;
C1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİ İLE REDDİNE;
C2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcının başlangıçta dava açılırken yatırılan 59,30 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 210,55 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
C3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
C4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
C5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
C6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
C7-Arabuluculuk vekalet ücreti hususunda Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/402 Esas ve 2021/444 Karar sayılı kararı ile karar verildiğinden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
D-Davacı ... Bakımından;
D1-Davanın ZAMANAŞIMI NEDENİ İLE REDDİNE;
D2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcının başlangıçta dava açılırken yatırılan 80,70 TL peşin harçtan mahsubu ile bakiye 189,15 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
D3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
D4-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
D5-Davalılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara VERİLMESİNE,
D6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
D7-Arabuluculuk vekalet ücreti hususunda Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/. Esas ve 2021/. Karar sayılı kararı ile karar verildiğinden KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
Dair; davacı ve davalı ... ve Türkmen Tekstil vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.12/07/2023