T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO:...
HAKİM: ...
KATİP:
DAVACI : ....
VEKİLİ: ....
DAVALI : ....
VEKİLİ: ....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 12/11/2018
KARAR TARİHİ: 10/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 19/05/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 11/05/2018 tarihinde müvekkilin yolcu konumunda bulunduğu.... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan .... plakalı araç arasında meydana gelen trafik kazası neticesinde müvekkilin yaralandığını, tedavi gördüğünü, meydana gelen kazada .... plakalı aracın kusurlu olduğunu, müvekkilinin kusurunun bulunmadığını, kaza sebebi ile Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/46708 soruşturma sayılı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, tüm bu nedenlerle; şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, öncelikle davanın yetkili mahkemede açılmadığını, davacı tarafın müvekkil şirkete başvurusu üzerine maluliyet oranının tespit edilmesi için hastane evrakı ve maluliyet raporu talep edildiğini, ancak davacı tarafın işbu belgeleri ibraz etmeden dava açtığını, dava şartının yerine getirilmediğini, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 11/09/2018 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Eldeki dava mutlak ticari dava niteliğinde olup 6102 sayılı TTK m.5/A/1 hükmü uyarınca arabuluculuk dava şartına tabidir. Dosyada bulunan arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanakların tetkiki neticesinde davacı tarafından iş bu dava açılmadan önce davalı bakımından da arabuluculuk dava şartının yerine getirmiş olduğu anlaşılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca trafik bilirkişisi ile mahallinde 11/04/2019 tarihinde keşif yapılmış olup, bilirkişi tarafından hazırlanan 06/05/2019 tarihli kusur raporunda özetle;
A) ....Plakalı Araç Sürücüsü'nü;
Yönetimindeki aracı ile ışık sistemi fasılalı olarak çalışan olay mahalli üçlü kavşak girişine geldiğinde, geliş yönüne hitap eden "DUR" trafik işaret ve levhasına göre tali yönden geldiğini dikkate alıp, ana yola çıkmadan evvel, görüş hattında aracını durdurması, ana yolda düz seyir eden araçların geçiş önceliğini bekledikten sonra, elverişli durumda yoluna devamla kavşak alanına giriş yapması ve sola dönüş yapması gerekirken aksine hareket ettiğini, geliş yönüne hitap eden "DUR" levhasına rağmen, tali yoldan ana yola kontrolsüz şekilde çıkıp, kendisinden evvel kavşak alanını kullanmaya başlayıp, önünden geçiş yapmakta olan aracın arka bitim kısmına çarpması ile kazanın oluşumuna sebebiyet vermiş olduğunu, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84. Maddesi kapsamında yer alan sürücülere ait temel kusurlu hareketlerden "Kavşaklarda geçiş önceliğine uymama" kuralı ile diğer kural ihlallerinden 47/1-c maddesi kapsamını ihlal ettiğini, meydana gelen olayda asli ve tam kusurlu olduğunu, .... plakalı araç sürücüsünün 8/8 (sekizde sekiz) %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğunu,
B).... Plakalı Araç Sürücüsünün;
Ana yolda seyir eden araç olup, bölünmüş yolun birinci kısmını geçiş ikinci kısmını geçmeye başladığı ve kavşak alan boşluğu içerisinde iken tali yönden kavşağa giren aracın çarpması neticesinde karıştığı olayda kusurunun bulunmadığını,
Araç içerisinde yolcu olarak bulunan davacının kazanın sebep ve sonuçları üzerinde etkisinin olmadığını mahkememize bildirmiştir.
Denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş bilirkişi raporu hükme esas alınmış ve davalı tarafından sigortalanan aracın olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğuna kanaat edinilmiştir.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Yine mahkememizin ara kararı uyarınca davacının Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesine sevki sağlanarak kaza tarihi olan 11/05/2018 tarihi de dikkate alınarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkinda Yönetmelik hükümlerine göre yönetmeliğe göre maluliyet (sürekli ve geçici dönemlerine ilişkin ayrı ayrı ve bakıcıya ihtiyacı bulunup bulunmadığı, var ise süresinin belirtilerek) raporu hazırlanılması istenilmiş olup; hazırlanan 21/05/2020 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ....'in 11/05/2018 tarihli tarfik kazasına bağlı yaralanması nedeniyle oluşan sakatlık oranının, olay tarihinde yürürlükte olan "Engellilik Ölçütü Sınıflandırması ve Engellilere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelikten" faydalanılarak hesaplandığında;
Şahısta olaya bağlı gelişen birden fazla arıza olması nedeniyle Balthazard Formülü uygulandığında üst ekstremite engellilik oranını Tablo 2.3'e göre değerlendirilmesi sonucunda kişinin sakatlık oranının %3 (üç) olduğunu,
Tıbbi iyileşme süresinin 4 (dört) ay olarak kabulünün uygun olacağını ancak şahsın tedavi sürecinde varsa işgöremezlik, istirahat, çalışabilir raporlarının göz önünde bulundurulmasının daha uygun olacağını,
Davacının da trafik kazası soncu meydana gelen yaralanma sürekli bakıma muhtaç olma hallerinden birini karşılamamakta olduğunu, bu nedenle şahsın yaralanma nedeniyle sürekli bakıma muhtaç olmadığını, sorulan husus (kişinin geçici iş göremezlik süresi içinde başka birisinin bakımına muhtaç olup olmadığı, muhtaç ise bakım hizmetine duyulan sürenin ne kadar olduğu) ile ilgili olarak, sosyal haklar kapsamında engelli bireylerin bakıma muhtaçlığının tespiti ile ilgili olan "Bakıma Muhtaç Engellilerin Tespiti ve Bakım Hizmeti Esaslarının Belirlenmesine İlişkin Yönetmelik" başlıklı yönetmelikte bahsi geçen üyelerden oluşan bir Bakım Hizmetleri Değerlendirme Heyeti oluşturularak istenilen bu husustaki raporun bu özellikteki bir heyetten aldırılmasının daha uygun olacağını,
Davacının bu kaza nedeniyle SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin ne kadar olabileceği hususunun Sosyal Güvenlik Uzmanı bir bilirkişi tarafından belirlenmesinin daha uygun olacağını,
Şahsın mevcut kazaya bağlı ruhsal şikayetler tariflemiş olduğunu, hesaplanan sürekli sakatlık oranı şahsın ortopedik arızası göz önüne alınarak hesaplandığını, taraflarınca istenilmesi halinde şahsın tam teşekküllü bir hastanenin Ruh Sağlığı ve Hastalıkları kliniğinde 6 ay boyunca düzenli psikiyatrik hastalığın kalıcı olup olmadığını belirtir bir rapor aldırılarak raporun Ana Bilim Dalına gönderilmesi halinde varsa olaya bağlı psikiyatrik arızası da dikkate alınarak tekrar hesaplama yapılabileceğini mahkememize bildirmişlerdir.
Alınan bilirkişi raporunun Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğin 6'ncı maddesinde yer alan "Özürlü sağlık kurulunun teşkili" hükmüne uygun hekim sayısı ve hekimlere ait branşlara dair şartları sağlamadığından hükme esas alınmamıştır.
Akabinde mahkememizin ara kararı uyarınca dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdii edilmiş olup, İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 28/04/2022 tarihli raporda özetle;
Mevcut belgelere göre; Ali kızı 30.06.1963 doğumlu ....’in 11.05.2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri Kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğunu, dolayısıyla;
Tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu,
İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceğini mahkememize bildirmişlerdir.
Yine mahkememizin 12 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı uyarınca davacının iyileşme süresinde bakıcıya muhtaç olup olmadığı bakıcıya muhtaç ise ne kadar süre ile bakıcı ihtiyacının olduğu hususunda rapor düzenlenmesi için dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdii edilmiş olup, İstanbul 2. Adli Tıp İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan 21/09/2022 tarihli raporda özetle;
Davacı .... .... 11/05/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri Kapsamında, fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğunu, dolayısıyla;
Tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu,
İyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceğini,
Davacı 'in 11/05/2018 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle başka birinin sürekli ya da geçici olarak bakımına muhtaç durumda olmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 15.06.2020 tarihli raporda özetle;
10/05/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazası nedeniyle, davacının kusurunun olmadığı, davalıya ZMMS poliçesi ile sigortalı ....plakalı araç sürücüsü .... .... %100 oranında kusurlu olduğu belirlenmiş olmakla, davacının talebi ile davalıların sorumluluklarının ZMMS genel şartlarının nihai takdirinin mahkemeye ait olmak üzere;
Davacının 14/05/2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası Genel Şartları'nda belirtilen usul ve esaslara göre, davacının kusur indirimsiz %100 malul sayılan dönemde oluşan maddi zararının (geçici iş göremezlik) 5.803,64 TL, %3 Oranında sürekli maluliyete ilişkin maddi zararının 13.413,61 TL olmak üzere, toplam zararının 19.217,25 TL olduğunu,
Davacının bakıcı gideri talebinde bulunmuş ise de, 21/05/2020 tarihli bilirkişi raporunda davacının sürekli maluliyeti nedeniyle bakıcı ihtiyacı olmadığı belirlendiğinden sürekli maluliyeti nedeniyle bakıcı gideri yönünden bir zararının olmadığını, ancak 21/05/2020 tarihli raporda davacının iyileşme döneminde bakıcı ihtiyacı olup olmadığına ilişkin bir açıklama yapılmadığından iyileşme dönemi bakıcı gideri yönünden bir değerlendirme ve hesaplama yapılmadığını,
ZMMs genel şartlarının nihai takdirinin mahkemeye ait olmak üzere, sigiorta şirketleri sigortalı aracın kusuru ve poliçe teminat limiti ile sınırlı olarak sorumlu olduğunu, olay tarihinde sürekli sakatlık halinde teminat limitinin 360.000,00 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Davacı vekili tarafından dosyada yeniden aktüer bilirkişi raporu alınması yönünde talepte bulunulmuşsa da; mahkememiz tarafından aldırılan 21.05.2020 tarihli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Adli Sağlık Kurulu raporunda davacının 4 ay süre ile geçici iş göremezliğinin bulunduğunu, akabinde yine mahkememiz tarafından aldırılan 15/06/2020 tarihli hesap raporunda davacının geçici işgöremezlik süresinin 4 ay kabul edilerek hesaplama yapıldığı, yine mahkememiz tarafından aldırılan 21/09/2022 tarihli İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporda da davacının 4 ay süre ile geçici iş göremezliğinin bulunduğu ve geçici işgöremezlik süresi bakımından değişen bir belirleme olmamasının yanında geçici işgöremezlik tazminatının aktüel tazminat kalemi olmaması, tazminat miktarının belirlenmesinde aynı asgari ücret ve aynı geçici işgöremezlik süresi dikkate alınarak yapılan bir hesaplama olduğu nazara alınarak, dosyaya kazandırılan 15/06/2020 tarihli aktüerya bilirkişi raporunun geçici işgöremezlik tazminatına ilişkin kalemi esas alınarak hüküm tesis edilmiştir.
Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının karşı araç sürücüü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı davasını ikame ederken 1.000,00 TL tazminat talep etmiş, 14/01/2020 tarihli beyan dilekçesi ile ise 500,00 TL sürekli iş göremezlik, 400,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep ettiğini mahkememize bildirmiştir. Davacı vekili değer arttırım dilekçesi ile sadece geçici iş göremezlik tazminatını 5.803,64 TL olarak artırmıştır.
Buna göre kalıcı işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatı bakımından davanın reddi, geçici işgöremezlik bakımından ise davanın kabulü yönünde hüküm tesis etmek gerekmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 11/09/2018 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 21/09/2018 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, 5.803,64 TL geçici işgöremezlik tazminatının davalının temerrüt tarihi olan 21/09/2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 5.803,64 TL üzerinden alınması gereken 396,44 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç, 180,00 TL değer arttırım harcının toplamı olan 215,90 TL'nin mahsubu ile bakiye 180,54 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harç, 180,00 TL arttırım harcının toplamı olan 215,90 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 3.780,29 TL yargılama giderinin davanın kabul (%90,63) ve ret (%9,37) oranlarına göre hesaplanan 3.426,08 TL yargılama ve 35,90 TL başvurma harcı ve 314,00 TL keşif harcının toplamı olan 3.775,98 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 5.803,64 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 600,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekilinin yüzüne karşı davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 10/05/2023