T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: .....
KARAR NO: .....
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI: ... - ... ...
VELİSİ: ... - ... ...
VELİSİ:... - ... ...
VEKİLİ: .....
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ:.....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 09/03/2018
KARAR TARİHİ: 05/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 02/11/2017 tarihinde davalı ... şirketi nezdinde sigortalı bulunan ..... plakalı araç sürücüsünün, kaldırım kenarına aracını park etmek isterken kaldırıma çıktığını ve müvekkiline çarparak sağ bacağını kırdığını, müvekkilinin tedavi gördüğünü, kazanın oluşumunda ..... plakalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunu, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının davalı ... şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ..... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davacı tarafın zorunlu başvuru şartını yerine getirmediğini, eksik evraklarla başvuruda bulunduğunu, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı ... şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ..... plakalı aracın ZMSS ile davalı ... şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı ... şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı ... şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı ... şirketine başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya herhangi bir ödeme yapılmadığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 19/11/2018 tarihli raporda özetle;
.....plakalı araç sürücüsünün; gündüz vakti seyir yönüne göre görüş mesafesinde açık düz ve eğimsiz cadde üzerinden gelip seyrettiği taşıt yoluna göre daha yüksek olarak tasarlanmış sağ tarafı yaya kaldırımı üzerine hiçbir surette aracı ile giriş yapmaması gerektiğini, aksine davranıp aracı ile yaya kaldırımı üzerine hızlıca giriş yaptığı sırada kurallara uygun olarak yaya kaldırımı üzerinden yürüyen yaya davacıya aracının sağ ön kısmı ile çarpmasına sebebiyet verdiğini, meydana gelen olayda Karayolları Trafik Kanunu'nun 47/c maddesi uyarınca kusurlu olduğunu,
Dosya kapsamında bulunan 1 adet CD içerisindeki kamera görüntüsünden de anlaşılacağı üzere taşıt trafiğine kapalı yayaların yürümesine ayrılmış alandan kurallara uygun olarak yürüdüğü sırada, yaya kaydırımı üzerine giriş yapan sürücünün aracının sağ ön kısmı ile çarpması olayında davacı ...'nın etken kusurunun bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi heyet raporunun kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve davalı tarafından sigortalanmış aracın sürücüsünün %100 kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 06/12/2018 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ...'nın 02/11/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda arızaları sebebiyle 30/03/2013 tarihinde 28603 sayıyla Resmi Gazete'de yayımlanan "Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik" hükümlerine göre;
Özür durumuna göre tüm vücut fonksiyon kaybı oranının %2(iki) olduğunu,
İyileşme süresinin 9(dokuz) aya kadar uzayabileceğini mahkememize bildirmişlerdir.
Yine mahkememizin ara kararı gereği dosya İstanbul Adli Tıp Kurumu'na tevdi edilerek, "özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Hakkında Yönetmelik'" hükümleri çerçevesinde rapor tanzim edilmesi istenilmiş olup, İstanbul Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan 10/06/2021 tarihli raporda özetle;
Davacı ...’nın 05/11/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının, 30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğunu dolayısıyla;
Kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu,
İyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğini mahkememize bildirmişlerdir.
Akabinde mahkememizin 13 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği, dosyada bulunan 14/12/2018 havale tarihli maluliyet raporu ile Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi'nin 30/04/2021 tarihli ve 8277 sayılı raporu çelişkili olduğu görülmekle yürürlükte bulunan 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin m.16/1-d ve m.7/4,6 hükümleri uyarınca, bu çelişkiye istinaden (Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik) çelişkiyi giderecek nitelikte rapor tanzim edilmek üzere dosya Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'na tevdi edilmiş olup, Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu tarafından hazırlanan 08/06/2022 tarihli raporda özetle;
... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler İkinci Üst Kurulca tekrar değerlendirildiğinde;
...’nın 05/11/2017 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının;
A-)30/03/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik Hükümleri kapsamında fonksiyonel araz bırakmadan iyileşmiş olduğunu dolayısıyla kişinin tüm vücut engellilik oranının %0 (yüzdesıfır) olduğunu,
B-)İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 9 (dokuz) aya kadar uzayabileceğini mahkememize bilidrimişlerdir.
Dosyada bulunan maluliyet raporları raporu çelişkinin giderilmesi için yürürlükte bulunan 4 nolu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi'nin m.16/1-d ve m.7/4,6 hükümleri uyarınca dosyanın Adli Tıp Kurumu İkinci Üst Kurulu'nca tanzim edilen çelişkiyi giderecek nitelikteki rapora itibar edilerek hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 07/09/2019 tarihli raporda özetle;
Hazine Müsteşarlığı tarafından yayınlanan 14/05/2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları tebliği Ek2 madde 3'te hesaplamalarda ölüm tablosu olarak TRH 210 tablosunun dikkate alınacağını, 4. Maddesinde ise teknik faizin 1.8 olarak esas alınacağı belirtildiğinden söz konusu bu hesaplama yöntemi 26/04/2016 tarihinde Resmi Gazete'de yayınlanarak yasalaştığından aktüeryal hesap yöntemi olan "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant" hesaplama yöntemi ile TRH 2010 ölümlülük tablosu ve 1.8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapıldığını,
Hesaplama tarihindeki aylık net asgari ücretin 2.020,00 TL olduğunu, AGİSİZ asgari ücret 1.828,15 TL kullanıldığını,
Zararların toplamının;
1-%100 malul kalınan dönemin : 11.679,48 TL
(Geçici iş göremezlik döneminde davacının 18 yaş altında olduğundan geçici iş göremezlik zararı takdirinin sayın mahkemede olduğunu)
2-Kalıcı maluliyet dönemi;
a)Bilinen dönem : 607,73 TL,
b)Aktif dönem : 13.810,61 TL,
c)Pasif dönem : 2.954,67 TL,
TOPLAM : 17.373,01 TL,
17.373,01 TL + 11.679,48 TL : 29.052,49 TL olduğunu,
Sonuç olarak; davacının %2 maluliyet oranı ve davalının %100 kusuru ile asgari net ücretten TRH 2010 Kadın yaşam tablosu dikkate alınarak ve "Devre Başı Ödemeli Belirli Süreli Rant" formülü ile 1.8 teknik faiz üzerinden iskontolanması yöntemi ile toplam 29.052,49 TL zararının olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Alınan aktüer raporuna aşağıda "davanın reddini gerektiren değerlendirmeler" başlığı altında açıklanan sebeplerle itibar edilmemiştir.
Geçici işgöremezlik talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı tarafından geçici işgöremezlik zararına ilişkin aktüer bilirkişi raporu alınması yönündeki talebi dava dilekçesi tetkik edildiğinde davanın beden gücündeki kayıp oranına ilişkin olduğu görülmüştür.
Bunun yanında dosyada raporlar arası çelişki giderilmeden önce alınan aktüer raporunda davacının hükme esas alınan ATK raporundaki 9 aylık süreli geçici işgöremezlik tazminat alacağının ne kadar hesaplanmış olduğu da görülmüştür. Geçici işgöremezlik niteliği itibari güncellenmesi gereken bir alacak kalemi değildir. Bunun sonucunda da zaten davacı tarafından geçici işgöremezlik talep edilecekse buna dair dosya içerisinde bir hesaplama olduğu hususu da sabittir.
Bunun yanında davacının kazanın meydana geldiği ve geçici işgöremezlik zararının oluştuğu dönem 18 yaşının altında olduğu dosya kapsamında sabittir.
Geçici iş göremezlik tazminatının belirlerken kişinin gelir elde eder ya da edebilecek olması gerekir. Yani fiilen çalışan, ya da çalışarak gelir elde edebilecek olması gerekir. Bu kapsamda yerleşik Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere kişiler 18 yaşını doldurması, yani reşit olması ile gelir elde edebileceği kabul edilmiştir. 18 yaşından küçükler bir gelir elde etmediği için geçici iş göremezlik tazminatı alamazlar. Ancak 16 yaş ve sonrası için fiilen herhangi bir yerde çırak olarak çalıştığı ispatlanması durumunda geçici iş görmediği süre içinde çıraklık ücretinden yoksun kalmış ise geçici iş göremezlik tazminatı alabilecektir. (Emsal karar için bknz Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 2015/5266 Esas 2017/11946 Karar sayılı ilamı.)
Dosya kapsamında aşamalarda davacının çalıştığına dair herhangi bir bilgi ve belge de dosyaya ibraz edilmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacının geçici işgöremezlik hesaplaması yapılması talebine itibar edilmemiştir.
Davanın reddini gerektiren değerlendirmeler;
Haksız fiil, bir başka söylenişle kusur sorumluluğu, bir kimsenin hukuka aykırı ve kusurlu bir davranışla sözleşme dışında diğer bir kimseye vermiş olduğu zararın giderilmesini düzenleyen sorumluluk türüdür. (Eren, F.: Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 22. Bası, Ankara 2017, s. 540).
Sorumluluk hukukunun amacı, bir kimsenin mal varlığında iradesi dışında meydana gelen eksilmenin giderilmesi, yani zararın yerine nitelik ya da nicelik yönünden eş bir değeri koymaktır.
Haksız fiilin kurucu unsurları olan fiil, zarar, uygun illiyet bağı, kusur ve hukuka aykırılığın mevcudiyeti gerekmektedir.
Dosyada alınan heyet raporu ile davacının dava konusu eylem nedeniyle bir zararının olmadığı dikkate alındığında haksız fiil sorumluluğuna dayanan davada haksız fiile vücut veren unsurlardan zarar unsurunun eksik olduğu kanaatine varılmıştır.
Davacının geçici işgöremezlik hesabı yapılmasına ilişkin talebi konusunda ise bir üst başlıkta nedeni itibar edilmediği açıklanmıştır.
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 179,90 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 35,90 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 144,00 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi.05/07/2023