T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: .....
KARAR NO: .....
HAKİM: .....
KATİP: .....
DAVACI : .....
VEKİLLERİ: .....
DAVALI : .....
VEKİLİ: .....
DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 07/02/2020
KARAR TARİHİ: 24/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 06/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin ..... Petrol şirketi ile aralarında bulunan ticari ilişki gereği .....'na satılan malın faturasına karşılık icra takibine konu ..... Bankası ..... Şubesi ..... seri numaralı 20/09/2018 keşide tarihli 14.000,00 TL'lik çek alındığını, müvekkilin nezdinde bulunan çekin zayii olduğunu, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/554 esas 2018/1017 karar sayılı ilamı ile çekler hakkında ödeme yasağı konulmasına ve çeklerin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine müvekkilin haklı alacağını tahsil amacı ile İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün 2019/19839 esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davalının borca ve takibe itiraz ettiğini, davalının itirazlarının haksız olduğunu, bu nedenlerle İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün 2019/19839 esas sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, %20'den aşağı olmamak üzere borçlunun icra inkar tazminatı ödemesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı asil cevap dilekçesinde özetle; Hakkında İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün 2019/19839 esas sayılı dosyası icra takibi başlatıldığını, söz konusu icra takibine yetkili yer olan Gaziantep'de açılması gerekirken yetkisiz yerde açıldığını, başlatılan icra takibinin kötü niyetli olduğunu, böyle bir borcu kabul etmediğini, davaya konu olan taraflara hiçbir borcunun olmadığını, açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların iddia ve savunmaları,
2-Celp edilen kurum cevabi yazıları,
3-Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen belgeler,
4-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ GEREKÇE:
Dava Nevi İtibari İle Davalı tarafın icra takiben karşı yapmış oldukları İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
İcra takibi açısından yapılan değerlendirme;
Dava konusu icra takibinde ödeme emrinin davalılara 27/04/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalının 29/04/2019 tarihinde borca itiraz talebinden bulunduğu, davalının borca itiraz talebinin davacıya tebliğ edilmediği ve bu nedenle davacının davayı 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı görülmüştür.
Yetki itirazı bakımından yapılan değerlendirme;
Davalının icra takibinde sadece borca ve fer'ilerine itiraz ettiği icra dairesinin yetkisine itiraz etmediği, fakat mahkememize ibraz edilen cevap dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz etmiş olduğu görülmüştür.
Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 17'nci Hukuk Dairesi'nin 2014/6945 Esas ve 2016/1011 Karar sayılı ilamında;
"Davalı borçlu, ilk başlatılan Beyoğlu 1. İcra Müdürlüğünün 2006/6935 sayılı dosyasında sadece borca itiraz etmiş, yetkiye itiraz etmemiştir. Dolayısıyla, bu borçlu yönünden yetki hususu kesinleşmiş olup Beyoğlu İcra Dairesinin yetkisi kabul edilmiştir." denilmiştir.
İstanbul 35. İcra Dairesi'ne sunulan itiraz dilekçesinde icra dairesinin yetkisine itiraz edilmediğinden İstanbul 35. İcra Dairesi'nin yetkili icra dairesi haline geldiği kanaati hasıl olduğundan davalının cevap dilekçesi ile icra dairesi yetkisine ilişkin itirazın itibar edilmemiştir.
Uyuşmazlığın niteliği bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı, keşidecisi dava dışı ..... olan ..... Bankası ..... Şubesi ..... seri numaralı 20.09.2018 keşide tarihli 14.000,00-TL'lik çekin tedavüle sokulduğunu, davalının çekte ciranta olduğunu ve dava dışı ..... Petrol A.Ş.'nin çeki davacıya ciro ettiğini, davacının ise yetkili hamil konumunda iken çekin zayii olduğunu, çekin iptali için Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/.. Esas ve 2018/.. Karar sayılı ilamı ile zayii kararı aldıklarını ve davalının başvuru borçlusu konumunda olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Kıymetli evrakın zayii nedeniyle iptali kararı ve bu kararın hükümleri TTK' nın 563. ve 564. maddelerinde düzenlenmiştir. TTK'nın 563/1. maddesine göre; “Kıymetli evrak zayi olduğu takdirde mahkeme tarafından iptaline karar verilebilir.“ Aynı yasanın 564/1. maddesinde ise; “İptal kararı üzerine hak sahibi hakkını senetsiz olarak da dermeyan veya yeni bir senet ihdasını talep edebilir.” hükmüne yer verilmiştir.
İptal kararının niteliğinden doğan iki önemli sonucu vardır. Bunlar, iptal kararının olumsuz ve olumlu sonuçları olarak belirtilmektedir.
İptal kararının verilmesiyle kıymetli evrakın en önemli özelliklerinden biri olan senedin hak sahibini teşhis fonksiyonu ortadan kalkar. Bu, iptal kararının olumsuz sonucudur. İptal kararını alan davacı, borçludan, kendisine senedi ibraz etmeden ödemede bulunmak hakkını kazanmaktadır. Borçlu da hile ve ağır kusuru bulunmadıkça iptal kararını ibraz edene karşı ödemede bulunmakla borcundan kurtulmaktadır (TTK md.558/2).
İptal kararının olumlu sonucu ise davacının hak sahipliğini borçluya karşı göstermesi yani hak sahibinin teşhisine imkan vermesi olarak karşımıza çıkar. Buna göre, iptal kararı davacının (iptal kararını elde eden kişinin) senette mündemiç bulunan ve iptal ile artık senetten ayrılan hakkın sahibi olduğuna ilişkin bir karine yaratır.
İptal kararının her iki etkisi de hak sahipliğinin teşhisi (hak sahipliğinin tespiti) meselesine ilişkindir. Başka bir anlatımla, iptal kararı sadece senedi zayi eden hamilin senette mündemiç hakkı senetsiz olarak borçluya dermeyan edebilmesini ve borçlunun da iptal kararını alan kişiye ifada bulunmak suretiyle borcundan kurtulabilmesini sağlar. Kararın maddi hukuk yönünden bir etkisi yoktur. Maddi hukuk yönünden mevcut durum aynen kalır. Başka bir deyişle, iptal kararı hakkın mevcudiyetine, muhtevasına ve bu hak üzerinde tasarruf yetkisine tesir etmez.
İptal kararı, iptal olunan senet yerine kaim olan bir senet niteliği taşımamaktadır. Sadece, elden çıkmış bulunan senedin teşhis fonksiyonunu ifa etmekte ve iptal kararı hamiline senetsiz olarak alacağı talep hakkı vermektedir.
Görüldüğü gibi, borçlu, iptal kararı hamilinin sadece kararı ibraz etmesi ve kararda adı geçen alacaklının kendisi olduğunu ispatlaması üzerine, ağır kusur ve hilesi bulunmaksızın borcunu ifa ederse, borcundan kurtulmaktadır.
Borçlu, iptal kararını alan kişiye karşı bazı def'ileri ileri sürebilir. Örneğin, borçlu, iptal kararını alan kişinin aslında senet üzerinde herhangi bir hakkının olmadığı (hiç hak sahibi olmadığı veya belirli nedenlerle hak sahipliği sıfatının sona erdiği) def'ini ileri sürebilir. Ancak, iptal kararı hamili, hak sahibi olduğunu iptale ilişkin yargılamada az çok ispatladığından bunun aksini iddia eden borçlu bu yöndeki iddialarını ispat etmek zorundadır. Borçlunun, iddialarını ispat etmesi ile zayi nedeniyle iptal kararı etkisini kaybeder yani sonuç doğurmaz.
İptal kararının olumlu etkisi nedeniyle borçlunun karar hamiline yapacağı ifa onu borcundan kurtaracağı için senede zilyet olan üçüncü kişi borcun sona erdiği def'i ile karşılaşabilir. Bu durumda üçüncü kişi, kendisine ifada bulunulan iptal kararı hamili aleyhine sebepsiz zenginleşme davası açabilir (BK. md. 61). Başka bir anlatımla böyle bir durumda senede zilyet olan üçüncü kişi, iyi niyetli iptal kararı hamiline ödemede bulunan borçluya başvuramaz (Bu açıklamalar için bakınız: Hanife Öztürk(Dirikkan) -Kıymetli Evrakın Ziyaı ve İptali, Ankara ,1990, s. 84 vd.; Prof. Dr. Fırat Öztan-Kıymetli Evrak Hukuku 2. Bası, Ankara, 1997, s. 274 vd.; Poroy-Tekinalp-Kıymetli Evrak Hukuku Esasları, 19. Bası, İstanbul, 2010, s. 97 vd.; Prof. Dr. Naci Kınacıoğlu-Kıymetli Evrak Hukuku 5. Baskı, Ankara, 1999, s. 57 vd.) (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 19. HD 2016/11763Esas, 2017/6962 Karar sayılı kararı, Gaziantep BAM 11. HD 2021/1536 Esas ve 2021/1907 Karar sayılı ilamı, Adana BAM 9. HD 20120/542 Esas ve 2022/979 Karar sayılı ilamı)
Dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; davacı dava konusu çekle ilgili olarak açmış olduğu dava sonucunda aldığı iptal kararı ile hak sahibi olduğunu ispatlamıştır. Davalı taraf davacının herhangi bir alacağının olmadığını, davacı ile ticari ilişkilerinin olmadığını, davalının çekin varlığına yönelik herhangi bir itirazının olmadığı, bu durumda davalının çek bedelini ödediğini ispat ettiği takdirde sorumluluktan kurtulabileceği, dava konusu çek bedelinin ödendiğinin ispat yükünün davalı da olduğu, ispat külfeti kendisinde olan davalı, dava konusu çek bedelinin ödendiğini ispatlayamadığı gibi davalının bu yönde bir iddiasının da olmadığı, dava konusu edilen çekin ibraz edilmediğinin banka tarafından mahkememize bildirildiği, davacının iddiasının da zaten doğrudan davalı ile ticari ilişkiden kaynaklı alacak talebi değil başvuru borçlusu olması nedeniyle davalıdan talepte bulunması ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenlerle de başvuru borçlusu konumunda bulunan davalının dava konusu çek üzerindeki bedelden sorumlu olduğu kanaatine varılmıştır.
İşlemiş faiz bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı tarafından takip başlatılırken geçmiş gün faizinin talep edildiği görülmüştür. Davacı vekiline yargılamanın 9 nolu celsesi 1 nolu ara kararında davalıya protesto çekilip çekilmediği, davalının temerrüde düşürülüp düşürülmediğine dair delillerini ibraz etmek üzere kesin süre verilmiştir. Davacı tarafından ibraz edilen beyan dilekçesinde davalının temerrüdüne ilişkin bilgi belgesinin ibraz edilmediği görülmüştür.
Dava alınan zayi kararı ile yetkili hamilin başvurusu borçlusuna karşı çekin bedelinin talebinden ibarettir. Çekte ibraz süresi çekteki keşide tarihinden itibaren işlemeye başlar (TTK.707.md). Kanuni süresi zarfından muhatap bankaya ibraz edilmeyen çek kambiyo senedi vasfını yitirir. Takibe konu çek, süresinde muhatap bankaya ibraz edilmediğinden, keşide tarihinden itibaren faiz yürütülemez. Öte yandan davalının takipten önce temerrüde düşürüldüğü hususu da kanıtlanamadığından işlemiş faiz talebinin reddi gerektiği kanaati hasıl olmuştur. (Emsal karar için bknz. Ankara BAM 22. HD 2022/434 Esas ve 2023/90 Karar sayılı ilamı)
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın Kısmen Kabulü Kısmen Reddi ile; Davalının İstanbul 35. İcra Müdürlüğü'nün 2019/19839 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 14.000,00 TL asıl alacak bakımından İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Hüküm altına alınan 14.000,00 TL üzerinden %20 oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 14.000,00 TL üzerinden alınması gereken 956,34 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 188,69 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 767,65 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 188,69 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 223,50 TL yargılama giderinden giderinin davanın kabul (%89,61) ve ret (%10,39) oranlarına göre hesaplanan 200,28 TL yargılama gideri ve 54,40 TL başvuru harcının toplamı olan 254,68 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7- Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 1.623,04 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
9- Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
10- Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davanın kabul ve red oranına göre 1.182,85 TL'sinin davalıdan, 137,15 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.24/05/2023