T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ... ...
VEKİLLERİ: Av. ... - ...
DAVALI : ... - ...
VEKİLLERİ: Av. ... - ...
DAVA: 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Sözleşmenin Hükümsüzlüğü /İptali)
DAVA TARİHİ: 27/10/2022
KARAR TARİHİ: 20/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) (Sözleşmenin Hükümsüzlüğü /İptali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ile banka arasında imzalanan sözleşmenin teminatı olarak bir takım taşınmazlar verildiğini, ipoteklerin fek edilmesi ve ... no.lu hesapta tesis edilmiş mevduat rehininin kaldırılması için ihtar çekildiğini, banka riskin devam ettiğini beyan ederek talebi reddettiğini, çekin üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi halinde muhatap bankanın 3. Fıkraya göre ödemekle yükümlü olduğu tutara ilişkin sorumluluğun sona erdiğini, açıklanan bu nedenlerle davanın kabulüne, hesaptaki rehinin ve blokenin kaldırılmasını talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan sözleşme gereğince kredi limiti tahsis edildiğini, hem nakdi hem de gayrinakdi krediler kullandırıldığını, çek karnesi verildiğini, davacının müteselsil kefil olduğunu, dava dışı şirkete verilen çek karnelerinden dolayı toplam 12.760,00 TL riskin mevcut olduğunu, listede sunulan çekerin bankaya henüz iade edilmediğini, riskin devam ettiğini, sözleşmenin 3.3 maddesince hesaplar üzerinde rehin ve hapis hakkına sahip olduğunu, ibraz edilmeyen çek bulunmadığını, çek kanununda yapılan düzenlemenin 5 yıllık süre içinde ibraz olunmayan çeklere ilişkin olduğundan, bankanın yasanın 10. Maddesinden kaynaklanan ödeme yükümlülüğü nedeniyle sözleşmenin kendine tanıdığı hakkı kullanarak borçlu ve kefillerin hesaplarına risk kadar bloke koyduğunu, açıklanan bu nedenlerle açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
3-Bilirkişi raporları
4-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dava Nevi İtibari İle 5464 S.K. Uy.Tacirlere Verilen Kurumsal Banka Ve K.Kartlarından Kaynaklanan (5411 S.K. 142/1 Hariç) Sözleşmenin Hükümsüzlüğü /İptaline ilişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak hükümler bakımından yapılan değerlendirme;
Çek Kanunu'nun 3'üncü maddesi 3'üncü fıkrası;
"Muhatap banka, ibraz eden düzenleyici dışındaki hamile, süresinde ibraz edilen her
çek yaprağı için;
a) Karşılığının hiç bulunmaması hâlinde,
1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya üzerinde ise bin Türk Lirası,
2) Çek bedeli bin Türk Lirasının altında ise çek bedelini,
b) Karşılığının kısmen bulunması hâlinde,
1) Çek bedeli bin Türk Lirası veya altında ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığı bin Türk Lirasına tamamlayacak bir miktarı,
2) Çek bedeli bin Türk Lirasının üzerinde ise, çek bedelini aşmamak koşuluyla, kısmî karşılığa ilave olarak bin Türk Lirasını,
ödemekle yükümlüdür" şeklinde düzenlenmiştir.
Mezkur Kanun'un 9'uncu fıkrası;
"Çekin, üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren beş yıl içinde ibraz edilmemesi hâlinde, muhatap bankanın üçüncü fıkraya göre ödemekle yükümlü
olduğu tutara ilişkin sorumluluğu sona erer." şeklinde düzenlenmiştir.
Türk Borçlar Kanunu'nun 146'ncı maddesi "Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabidir.
" şeklinde düzenlenmiştir.
5941 sayılı Kanun'un 3. maddesi uyarınca, muhatap banka ibraz edilen her çek yaprağı için ibraz eden hamile karşılığının tamamen ya da kısmen bulunması halinde, hükümde belirtilen miktarını ödemekle yükümlüdür. Bu husus hesap sahibi ile muhatap banka arasında çek defterinin teslimi sırasında yapılmış olan dönülemeyecek bir gayrinakdi kredi sözleşmesi hükmündedir.
Taraflar arasındaki sözleşme bakımından yapılan değerlendirme;
Davalı ... A,Ş. İle dava dışı ... San, ve Tic. Ltd. Şti. (Yeni Unvan: ...) arasında 31.01.2013 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği, davacı tarafından müşterek borçlu ve müteselsil kefil sıfatıyla 1.000.000,00 TL kefalet limitine kadar imzaladığı tespit edilmiştir.
Davalı Banka ile dava dışı ...Ltd. Şti. (Yeni Unvan: ...) arasında akdedilen Genel Kredi Sözleşmesi'nin 3,3 maddesinde "Rehin, Hapis Takas ve Mahsup Hakkı” başlıklı maddesinde hüküm yer aldığı,
Davacı ile davalı Banka arasında akdedilen "Kefil Üçüncü Şahıstan Alınacak Tek Rehin Senedi"ne İstinaden dava dışı .... Ltd. Şti, (Yeni Unvan: ...) İçin "Banka tarafından Müşteri'ye kullandırılmış veya kullandırılacak tüm nakdi ve gayrinakdi kredilerin” teminatı olarak hesabındaki bakiyenin rehnedilmesini kabul ettiği görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 08/05/2023 tarihli raporda özetle;
1-Davalı banka ile davacı ... arasında dava dışı .... Ltd. Şti. Borçlarına ilişkin "Kefil/Üçüncü Şahıstan Alınacak Tek Rehin Senedi" akdedildiğini, senet kapsamında davacının 34438607 no.lu hesabındaki 9.548,41 TL bakiyeye bloke konulduğunu ve blokenin devam ettiğini,
2-Davalı banka dava dışı şirketin 9 adet karşılıksız işlem gören ve henüz bankanın ödemekle yükümlü olduğu tutarların ödenmemiş / talep edilmemiş (gayrinakdi risk) olması nedeni ile hesaptaki bakiye de bulunan blokeyi kaldırmadığını,
3-Bankanın gayrinakdi riski (çek yaprağı yükümlü olunan tutar) devam ettiği için davacının hesabında bulunan blokenin risk tutarı kadarlık kısım (12.760,00 TL olduğu için tüm bakiye için) için kaldırılmasının uygun olmadığını, nihai değerlendirmenin sayın mahkemenin takdirinde olduğunu,
Çek yaprağı için banka sorumluluk tutarının ibrazı sırasında istenmemiş olması sonradan istenmesine engel teşkil etmemekte olduğunu, bankaların hamile karşı banka sorumluluk tutarından kaynaklı borçlar hakkında 10 yıllık genel zamanaşımı süresi bulunmakta olduğunu, buna göre geçmiş yıllarda bankalara ibraz edilip karşılıksız işlemi yapılmış, ancak banka sorumluluk tutarı talep edilmemiş çeklerde, çek hamillerinin 10 yıllık zamanaşımı süresinde ilgili tutarı bankalardan talep hakkı saklı bulunduğunu mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun denetime elverişli ve ayrıntılı olarak düzenlenmiş olması dikkate alınarak hükme esas alınmıştır.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirme;
Davacı vekili müvekkilinin ... no.lu hesaba konulan çekler bakımından konulan rehnin çekin üzerinde yazılı baskı tarihinden itibaren 5 yıl geçmiş olduğunu ve rehnin kaldırılmasını talep etmiştir.
Muhatap bankanın çek yaprağı bedelini ödeme bakımından sorumluluğu 5 yıl olarak düzenlenmişse de; 5 yıllık süre içerisinde ibraz edilmiş fakat henüz talep edilmemiş çek yaprağı bedeli bakımından ise zamanaşımı TBK 146 hükmü gereği 10 yıldır.
2017 ve 2018 yılında ibraz edilen 9 adet çeke ilişkin bankanın sorumlu olduğu toplam miktar 12.760,00 TL olarak bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Davacının bloke konulan hesabındaki miktar ise 9.548,41 TL'dir. Davalı bankanın gayrinakdi riski mevduata konulan rehnin altındadır.
Benzer bir uyuşmazlıkta Yargıtay 19'uncu Hukuk Dairesi 2011/7933 Esas ve 2012/390 Karar sayılı ilamında
"Mahkemece, toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda, bankaların kredi sözleşmesine istinaden çek karnesi verdikleri müşterilerinin keşide ettikleri ve karşılığı olmayan çekler nedeniyle ödemekle sorumlu oldukları yasal tutarlar dolayısı ile 3. şahıslara karşı sorumlulukları B.K.nun 125. maddesinde de belirlendiği şekilde 10 yıllık bir zamanaşımı süresine tabi olup bankanın sorumlu olduğu bu miktarın bu süre içerisinde çek hamilleri tarafından talep edilebileceği, dolayısıyla çekler bankaya iade edilmediği sürece bankanın bundan dolayı riskinin devam ettiği, kaldı ki taraflar arasındaki sözleşmede de bu nedenle kredi müşterisinin vadeli veya vadesiz hesapları üzerine bloke konulabileceğinin açıkça belirlendiği, bu durumda davalı bankanın davacıların dava konusu ettiği hesap üzerine bloke koymasında herhangi bir yasal ve sözleşmeye aykırı bir yön bulunmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekilince temyiz edilmiştir." denilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 85,39 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 184,46 TL harcın davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
4-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Davalı kendini vekil ile temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat bakımından yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
6-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; taraf vekillerinin yüzüne karşı, dava değeri miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 20/09/2023