T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:...
KARAR NO: ...
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... -
VEKİLİ: Av. ... -...
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ: Av. ... - [...
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 02/09/2022
KARAR TARİHİ: 18/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 18/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen iki faturaya 131.160,82 TL borcun 26.04.2021 tarihinde peşin olarak davalıca ödenmesi gerekirken, davalı bugüne kadar tarafımıza parça parça olmak üzere toplam 104.910,94 TL ödeme yaptığını, geriye kalan 26.249,88 TL tüm ihtarlara rağmen ödenmediğini bunun üzerine davalı hakkında Gaziantep İcra Müdürlügü’nün 2022/63319 E sayılı dosyasıyla açık faturaya dayalı olarak bakiye 26.249,88 TL asıl alacak ve 4.806,78 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını davalı 23.06.2022 tarihinde borca itiraz ederek takibi durdurduğunu, ayrıca davalı icra takibine itiraz dilekçesinde yetkiye de itiraz ettiğini, alınan malların İzmir teslimli olduğunu iddia ederek, ödemeninde İzmir'de olacağından bahisle yetkinin İzmir mahkemelerinde olduğunu belirttiğini, Ancak müvekkilinin davalı sirkete göndermiş olduğu 24.03.2021 tarihli fiyat teklifinde ''ürünler Gaziantep teslimlidir'' ibaresi bulunduğunu ürünlerin hazırlamasından sonra ise davalı şirket temsilcisi Sedat bey ile yapılan WhatsApp konuşmalarında ürünlerin ambara mı teslim edileceği yoksa kendilerinin tır mı göndereceği sorulmuş ve teslim günü bizzat davalı sirketin yönlendirdiği tıra ürünler teslim edildiğini, bu konuşma kayıtlarının mevcut olduğunu, takibin Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2022/63319 esas sayılı dosyası üzerinden devamına, borçlunun takip konusu borcu işlemis ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davacı şirketten semaver-çay tenceresi vb ürünler satın aldığını, davacı tarafın ticari iş çerçevesinde düzenlenen iki faturaya ilişkin olmak üzere davalı müvekkil şirketi aleyhine bakiye 26.249,88-TL alacak miktarını tahsil etmek üzere Gaziantep İcra Dairesi’nin 2022 63319 E numaralı dosyasında ilamsız takip başlattığını, takibe yasal süresi içerisinde itiraz ettiklerini ve takibin durduğunu, taraflar arasında düzenlenen ticari ilişki çerçevesinde davacı tarafından teslim edilen ürünlerin ayıplı ve hasarlı olduğunu ve depoda beklettiklerini, ürünlerin müvekkiline teslim tarihi olan 24.06.2021 tarihinde müvekkiline yapılan teslimat aşamasında müvekkili ürünlerin teslimini yapacağı esnada ürünlerin nakliye aşamasında zarar gördüğünü ve iade etmek istediklerini davacı tarafa arayarak bildirdiklerini, ürünlerin teslim tarihi olan 24 Haziran 2021 tarihinde bu ürünlerin ayıplı ve hasarlı olduğunu davacı tarafa Whatsap üzerinden gönderilen videoda bildirdiklerini, davacı tarafa da ayıplı ve hasarlı mallarını depodan geri almalarını talep ettikleri halde davacının hasarlı mallarını geri teslim almadığını, müvekkilinin arızalı ürünlerin bedellerini mahsup ettikten sonra alacak miktarını ödeyeceğini sözlü olarak beyan etmiş olduğunu, arada ki ticari ilişkiden dolayı müvekkilinin bu durumu resmiyete dökmeden defaten anlaşmış olduklarını, davacı tarafın hasarlı ve ayıplı ürünleri yaklaşık 1 sene boyunca geri teslim almadığını, müvekkili şirketin icra takibine konu ürünlerin hasarlı,arızalı ve ayıplı olması nedeniyle oldukça zarara uğradığını, Sayın Mahkemeden keşif yapılmak suretiyle 24 Haziran 2021 tarihi itibariyle hasarlı ürünler nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu zararın hesaplanmasını, sonrasında icra takibine konu alacak miktarından hasarlı ürün bedelinin mahsup edilerek ortaya çıkacak gerçek alacak miktarının belirlenmesini, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda ise müvekkili şirket hakkında açılan haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, davacı tarafından haksız ve kötüniyetli olarak takip yapılmış olduğundan %20’si üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülmüş olan iddia ve savunmalar,
2-Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/63319 esas sayılı icra takip dosyası
3-Ticari defterler ve vergi dairesi kayıtları,
4-Bilirkişi raporları,
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemi ile başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/52969 esas sayılı ilamsız icra takip dosyası celp edilmiştir. Dosyanın tetkikinde davacı tarafından davalı aleyhine 162.676,64 TL cari hesap alacağına istinaden ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesi üzerinde davalı tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz ediliği ve icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra takip dosyasında borcun davacıya tebliğ edildiğinde dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu görülmüş ve bu haliyle de eldeki davanın 2004 sayılı İİK m.67/1 hükmünde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Dava açılırken 492 sayılı Harçlar Kanunu m.29/3 hüküm uyarınca icra takibi başlatılırken yatırılan 155,28 TL mahsup edilerek 375,25 TL nispi peşin harç yatırıldığı ve bu haliyle yatırılan peşin harçta herhangi bir noksanlık bulunmadığı tespit edilmiştir.
Bakıldığı zaman davalı taraf yetki itirazında da bulunmuştur. Bakıldığı zaman ortada bir para alacağı söz konusudur. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2020/2108 Esas, 2020/2367 Karar sayılı ve 02/07/2020 Tarihli ilamında "...6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir..." denilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davalının yetki itirazının yerinde olmadığına kanaat getirilmiş ve davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Her iki tarafın da tacir olduğu gözetildiğinde alacağın varlığının tespiti amacıyla 6100 sayılı HMK m.222 hükmü uyarınca her iki tarafa da ticari defterlerini sunması için 25/10/2022 tarihli celsede gerekli ihtarları da içerecek şekil ara kararlar ihdas edilmek suretiyle kesin süre verilmiştir. Davalı taraf duruşmada hazır olmadığından duruşma zaptı ekli ve gerekli şerhleri içerir davetiye davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde her iki taraf da ticari defterlerinin bulunduğu yeri dosyaya ibraz bildirmiştir.
Tarafların ticari defterlini sunmaları için verilen kesin sürenin dolmasının akabinde dosya davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat yoluyla mali müşavir bilirkişi tevdi edilmiş ve davaya konu uyuşmazlık hakkında rapor tanzim etmesi sağlanmıştır. Hazırlanan ve dosya arasında yer alan 08/01/2023 tarihli bilirkişi raporu tetkik edilmiş olup raporda da açıklandığı üzere; taraflarca dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin zorunlu olan kısım bakımından açılış ve kapanış onaylarının yapılmış oldukları, davacı tarafça tanzim edilen faturalardan dolayı davalının davacıya 26.250,82 TL borcunun bulunduğu, tarafların ticari defterlerinde yer alan kayıtlara göre alacak - borç durumunda mutabık oldukları yönünde görüş mütalaa edilmiştir.
Davalının ticari defterleri incelendikten sonra dosya yeniden mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve davacı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Hazırlanan ve dosya arasında yer alan 06/02/2023 tarihli bilirkişi raporu tetkik edilmiş olup raporda da açıklandığı üzere; davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin zorunlu olan kısım bakımından açılış ve kapanış onaylarının yapılmış oldukları, davacı tarafça tanzim edilen faturalardan dolayı davalının davacıya 26.250,82 TL borcunun bulunduğu mütalaa edilmiştir.
Tarafların ticari defterlerin yer alan kayıtları karşılaştırıldığında davacı tarafından davalıya satışı yapılan mallar bağlamında davalıdan olan alacağı noktasında kayıtların uyumlu olduğu görülmüştür.
Öte yandan davalı vekili ürünlerin nakliye esnasında zarara uğradığını ve hasarlı bir şekilde müvekkiline teslim edildiği yönünde savunmada bulunmuştur.
Bakıldığı zaman davacı Gaziantep ilinde, davalı ise İzmir ilinde faaliyet göstermektedir.
6098 sayılı TBK m.208 hükmünde "Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri, taşınmaz satışlarında ise tescil anına kadar satıcıya aittir.
Taşınır satışlarında, alıcının satılanın zilyetliğini devralmada temerrüde düşmesi durumunda zilyetliğin devri gerçekleşmişcesine satılanın yarar ve hasarı alıcıya geçer.
Satıcı alıcının isteği üzerine satılanı ifa yerinden başka bir yere gönderirse, yarar ve hasar, satılanın taşıyıcıya teslim edildiği anda alıcıya geçer." denilmektedir.
6098 sayılı TBK m.211 hükmünde "Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.
Gidersiz devir kararlaştırılmışsa, satıcı taşıma giderlerini üstlenmiş sayılır.
Liman ve gümrük giderleri olmaksızın devir kararlaştırılmışsa satıcı, dış satım, transit ve dış alım vergilerini üstlenmiş sayılır; ancak satılanın alıcı tarafından devralındığı sırada ödenmiş olan tüketim vergilerini üstlenmiş sayılmaz." denilmektedir.
Yine bu yönde benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin 2021/233 Esas, 2023/394 Karar sayılı ve 24/03/2023 Tarihli ilamında "...Alıcı, satış sözleşmesinde kararlaştırılmış olduğu biçimde satış bedelini ödemek ve kendisine sunulan satılanı devralmakla yükümlüdür. Aksine yerel âdet veya anlaşma yoksa, satılanın hemen devralınması gereklidir.(TBK m.232)
Aksine sözleşme veya âdet yoksa, ölçme ve tartma gibi devir giderleri satıcıya, satılanı devralmak üzere yapılan giderler ve satılanın ifa yerinden başka yere taşınması gerektiğinde, taşıma giderleri alıcıya aittir.(TBK m.211/1)
Somut olaya gelince; satım konusu kapıların nakliye sırasında hasar gördüğü hususunda ihtilaf bulunmadığı anlaşılmaktadır. Uyuşmazlık, satım konusu kapıların davacı alıcıya yarar ve hasarının hangi anda geçtiği noktasında toplanmaktadır.
Kanundan, durumun gereğinden veya sözleşmede öngörülen özel koşullardan doğan ayrık hâller dışında, satılanın yarar ve hasarı; taşınır satışlarında zilyetliğin devri anına kadar satıcıya aittir.(TBK m.208/1)
Yukarıda açıklanan 6098 sayılı TBK hükümleri gereğince, davacı tarafından üretilen ve satım konusu olan emtianın, alıcı davacı tarafından aksine bir sözleşme yoksa hemen devralınması gerekir. Yine aksine sözleşme yoksa davalının İzmir ilinde bulunan fabrikasında üretilen satım konusu kapıların davacı alıcı tarafından hemen İzmir ilinde teslim alınması gerekir ve alıcının bulunduğu Kars iline taşınmasına ilişkin giderler alıcı davacıya aittir..." denilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında somut uyuşmazlığa bakıldığı zaman davalı taraf her ne kadar malların davacı tarafından gönderildiği ve taşıma esnasında malların hasara uğradığı yönünde savunmada bulunmuşsa da; asıl olanın malların davalı tarafından teslim alındığı olduğu, davalı bunun aksini savunmuşsa da bu savunmasının ispatına elverişli dosyaya herhangi bir delil ibraz edilmediği görülmekle davalı tarafın bu yöndeki savunmasına itibar edilmemiştir.
Bu hususların yanında bakıldığı zaman davalı tarafın vaki itirazı mahkememizce haksız bulunmuştur. Yine davaya konu alacak da belirlenebilir yani likit niteliktedir. Dolayısıyla da davacı lehine asıl alacak miktarının % 20'si nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Yine burada dosya kapsamı itibariyle her ne kadar davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair karar verilmişse de; reddedilen kısım bakımından dosya kapsamında davacının kötü niyetli olarak takibe geçtiğini gösterir herhangi bir delil mevcut olmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kısmen kabul ve kısmen reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile; davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/63319 esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında yapmış olduğu itirazının 26.250,82 TL bakımından İPTALİ ile takibin bu miktar üzerinden DEVAMINA, fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
2-Asıl alacak miktarı olan 26.250,82 TL üzerinden %20 nispetinde hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 26.250,82 TL üzerinden alınması gereken 1.793,19 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 375,25 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.417,94 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ile 375,25 TL peşin harcın toplamı olan 455,95 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.779,50 TL yargılama giderinin davanın kabul (%84,53) ve ret (%15,47) oranlarına göre hesaplanan 1.504,21 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 4.805,84 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davanın kabul (%84,53) ve ret (%15,47) oranlarına göre hesaplanan 1.318,67 TL'sinin davalıdan, bakiye 241,33 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
10-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, 6100 sayılı HMK m.345/1 hükmü uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 18/07/2023