T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACILAR : ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALI : 1- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVALILAR : 2- ...
VEKİLİ: Av. ...
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 18/10/2021
KARAR TARİHİ: 20/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 26/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 05/10/2019 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan ...plakalı aracın müvekkillerin desteği ...'a çarpması neticesinde...'un vefat ettiğini, ... plakalı araç sahibinin davalı... olduğunu, sevk ve idaresininde davalı ...'da bulunduğunu, meydana gelen bu kazadan dolayı başlatılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde müşterek çocuğun asli kusurlu sürücünün ise tali kusurlu olduğu belirtilmişse de söz konusu raporu kabul etmediklerini, kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın asli tam kusurlu olduğunu, yol kenarında duran müteveffaya çok hızlı bir şekilde çarptığını, müvekkillerinin müteveffanın desteğinden yoksun kalması nedeniyle her bir davacı açısından şimdilik 100 TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınmasını, her bir davacı için 150.000,00 TL olmak üzere toplam 300.000,00 TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan alınarak müvekkillerine ödenmesini talep dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı Anadolu Anonim Türk Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Davaya konu ... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, müvekkil şirketin sorumluluğunun trafik poliçesindeki limitler ve sigortalı araca atfedilebilecek kusur ile sınırlı olduğunu, yapılacak yargılamada tarafların kusur durumlarının tespit edilmesi gerektiğini, davacının müterafik kusurunun dikkate alınması gerektiğini, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ... ve ...vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının müvekkiller aleyhine açtığı davada tazminat istemesine sebep olarak dayandığı Gaziantep 24. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2020/585 esas sayılı dava dosyasının halen derdest olduğunu, hazırlık aşamasında müvekkili ...'a hafif kusur isnat edildiğini, davacı tarafından müteveffanın yol kenarında durduğu iddiasının gerçek olmadığını, müteveffanın bir anda yola fırladığını, müvekkilinin frene bastığını fakat olay bir anda gerçekleştiği için aldığı önlemin yeterli olmadığını, çarpma olayının yol kenarında değil yolun ortasında olduğunu, dolayısı ile müvekkiline isnat edilebilecek hiçbir kusurun mevcut olmadığını, müvekkilin müteveffayı kendisinin hastaneye getirdiğini, kendisi üzerlerine düşen bütün insani vazifeleri eksiksiz yerine getirdiklerini, istenen manevi tazminat miktarının çok fahiş bir bedel olduğunu ve davacı tarafın zenginleşmesine sebep olacak bir miktar olduğunu, açıklanan bu nedenlerle müvekkiller aleyhine haksız olarak açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat Destekten Yoksun Kalma tazminatı talebine ilişkindir.
Dava konusu bakımından yapılan hukuki nitelendirme;
Türk Borçlar Kanunu 53’üncü maddesi; “Ölüm hâlinde uğranılan zararlar özellikle şunlardır: 1. Cenaze giderleri. 2. Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar. 3. Ölenin desteğinden yoksun kalan kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar.” Düzenlemesi ile destekten yoksun kalma tazminatının temel dayanağını oluşturmaktadır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, Yargıtay kararlarında “Trafik kazası, bir kişinin ölümü sonucunu doğurabilir. Böyle bir durumda, bazı kişiler onun ekonomik desteğinden, malî yardım ve bakımından yoksun kalabilirler. İşte; ölenin destek ve yardımından yoksun kalanlarının uğradıkları bu zarara, destek kaybından doğan zarar denir.” şeklinde tanımlanmıştır. (YHGK, 2020/(17)4-191 Esas, 2021/514 Karar ve 20/04/2021 tarihli ilamı)
Destekten yoksun kalma tazminatı, bir şahıs öldüğünde, ölenin sağlığında destek olduğu veya ileride destek olacağı kimseleri korumayı, desteklerinin ölümünden önceki sosyal ve ekonomik durumlarına uygun hayat sürdürebilmeleri için, ölüm sebebiyle mahrum kaldıkları yardımı, ölüme sebebiyet verenden tazmin edebilmelerini amaçlayan bir tazminat türüdür. (4.HD. 30.05.1965, 11420-488; 4.HD. 16.11.1963, 8337-10030; YHGK., 20/04/2021, 2020/17-4191, 2021/191) Kanun metninden de anlaşılacağı gibi destekten yoksun kalma tazminatının konusu, desteğin yitirilmesi nedeniyle yoksun kalınan zarardır. Buradaki amaç, destekten yoksun kalanların desteğin ölümünden önceki yaşamlarındaki sosyal ve ekonomik durumlarının korunmasıdır. Olaydan sonraki dönemde de, destek olmasa bile, onun zamanındaki gibi aynı şekilde yaşayabilmesi için muhtaç olduğu paranın ödettirilmesidir. Yani haksız bir eylem sonucu desteğini yitiren kimse TBK’nın 53. maddesine dayanarak uğradığı zararın ödetilmesini isteyebilir.
Eş, çocuk, anne, baba gibi aile bireyleri ile çok özel durumlarda kardeşler birbirlerinin desteği olup; ölenin parasal, bedensel ve düşünsel etkinliğiyle sağladığı yardımlardan, hizmetlerinden, bakım ve gözetiminden, koruyup kollamasından, bilgi ve deneyimleriyle yol göstermesinden yoksun kalacaklardır. Bu nedenle de destekten yoksun kalma tazminatı isteyebileceklerdir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ...plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Sürücünün sorumluluğu TBK 49'uncu madde uyarınca haksız fiil sorumluluğundan ve işletenin sorumluluğu KTK 85'inci madde uyarınca tehlike sorumluluğundan kaynaklanmaktadır.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce 24/06/2020 tarihinde davalı sigorta şirketine başvuru yaparak 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya Karayolları Fen Heyeti'ne tevdi edildiği, hazırlanan 23/01/2022 tarihli raporda özetle;
A) Müteveffa yaya ...'un;
Kendi can güvenliği yönünden geçiş yaptığı kesimde taşıt yoluna girmeden önce yaklaşmakta olan taşıtların uzaklık ve hızlarını yeterince dikkatle kontrol etmediğini, yaya geçidi bulunmayan bir kesimden karşıya geçerken ilk geçiş hakkını araçlara vermediğini, üzerine doğru gelmekte olan araçlara rağmen karşıya geçmeye çalıştığını, durup yakın mesafedeki araçların geçmesini beklemediğini, can güvenliği yönünden tedbir almadığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 68. maddesi (b) bendi ile Karayolları Trafik Yönetmeliğinin 138. maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını, meydana gelen olayda birinci derecede kusurlu bulunduğunu,
B) Araç sürücüsü ...'ın;
Yerleşim yeri içinde seyretmekte iken daha dikkatli ve tedbirli davranmadığını, yönetimindeki aracının hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gereklerine göre ayarlamadığını, yayaya çarpma öncesi orta refüjde yaklaşık 50 cm yükseklikte bulanan yayanın karşıya geçebileceğini düşünüp tedbirli davranmadığını, yayayı ses cihazı ile uyarmadığını, olayı önleme adına direksiyon manevrası yapmayıp, etkili fren tedbirinde geç kaldığını, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52. maddesi (b) bendi hükümlerine aykırı, dikkatsiz ve tedbirsizce davrandığını, meydana gelen olayda ikinci derecede alt düzeyde kusurlu bulunduğunu
Davacılar yakını müteveffa yaya ...’un, meydana gelen olayda %90 (yüzde doksan) oranında kusurlu bulunduğunu,
Davalı araç sürücüsü ...’ın, meydana gelen olayda tali derecede %10 (yüzde on) oranında kusurlu bulunduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, Soruşturma aşamasında alınan bilirkişi raporu ve ATK Raporu ile mahkememizce bilirkişi raporunun uyumlu olduğu bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş, ... plakalı araç sürücüsünün %90 kusurlu, müteveffanın ise %10 kusurlu olduğu kanaati ile hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Destek paylarının dağıtımında Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamasına göre hesaplama yapılmıştır. Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/22918 Esas ve 2022/647 Karar sayılı ilamında şeklinde; "Hayatın olağan akışına göre bekar olarak ölen çocuğun ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönemde anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki eşe iki anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16'şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya 12,5'er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği, Dairemizin yerleşik uygulaması gereğidir." bahsedildiği üzere destek paylarının dağıtımı yerleşmiş içtihat haline gelmiştir.
Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; “bekar olarak ölen desteğin ileride evleneceği ve en az iki çocuk sahibi olacağı kabul edilerek, desteğin evleninceye kadar gelirinin yarısını kendi ihtiyaçları yarısını da anne ve babası için ayıracağı varsayılarak bu dönemde desteğe iki anne ve babaya birer pay vermek suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında evlenmeden önceki dönem için de anne ve babanın her birine %25 pay verilmesi gerektiği, desteğin ileride evlenmesi ile birlikte desteğe iki, eşe iki, anne ve babaya birer pay verilerek, yine desteğin tüm gelirinin oranlanarak anne ve babaya %16’şar pay ayrılması, desteğin bir çocuğunun olması durumunda iki pay desteğe, iki pay eşe, bir pay çocuğa ve birer pay anne ve babaya ayrılmak suretiyle desteğin tüm gelirine oranlandığında anne ve baba için %14'er pay verilmesi daha sonra ikinci çocuğun doğacağı varsayılarak bu kez desteğe iki, eşe iki, çocukların her birine birer ve anne ve babaya birer pay verilerek desteğin tüm gelirine oranlanarak anne ve babaya %12,5’er pay verilmesinin uygun olacağı, daha sonra anne ve babadan yaşam tablosuna göre hangisi destekten çıkacaksa kalan kişiye diğerinin payının ilave edilerek destek tazminatlarının varsayımsal hesabının yapılması gerekeceği” belirlenmiştir.
Bilirkişice hükme esas alınan raporun Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına uygun olarak pay dağıtımını yaptığı tespit edilmiştir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 06/03/2022 tarihli raporda özetle;
Müteveffanın davacı annesi 30.12.1978 doğumlu ...'un vefat tarihinde(12.10.2019) en yakın tam yaşı 41 olduğunu; vefat tarihi itibariyle beklenen yaşam süresinin TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu'na göre 38,36 yıl (38 yıl 3 ay 4 gün) olduğunu, bu itibarla muhtemel ömür sonu tarihi 16.01.2058(12.10.2019+38 yıl 3 ay 4 gün) olarak hesaplandığını,
Müteveffanın davacı babasının 08.04.1975 doğumlu ...'un vefat tarihinde en yakın tam yaşı 45 olduğunu, vefat tarihi itibariyle beklenen yaşam süresinin TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu'na göre 30,27 yıl (30 yıl 3 ay 7 gün) olduğunu, bu itibarla muhtemel ömür sonu tarihinin 19.01.2050(12.10.2019+30 yıl 3 ay 7 gün) olarak hesaplandığını,
30.11.2005 doğumlu müteveffa ...'un vefat tarihinde en yakın tam yaşı 14 (13 yıl 10 ay 12 günlük) olduğunu, vefat tarihi itibariyle beklenen yaşam süresinin TRH 2010 Ulusal Mortalite Tablosu'na göre 59,78 yıl (59 yıl 9 ay 11 gün)(0,78yıl*12=9,36ay ˄ 0,36ay*30=11 gün) olduğu dikkate alındığını, bu itibarla yaşasaydı, muhtemel ömür sonu tarihi 23.07.2079(12.10.2019+59 yıl 9 ay 11 gün) olacağını, pasif döneminin 30.11.2065 tarihinde(60 yaş) başlayacağını,
Müteveffa ...'un %90 oranındaki kusuru dahilinde, 05/10/2019 tarihli kazada vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının;
Davacı baba ... için = 18.428,66 TL,
Davacı anne ... için = 29.905,75 TL şeklinde hesaplandığını,
Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihi itibariyle uygulanacak asgari sigorta teminat limitinin ölüm ve sakatlıklar için kişi başı 390.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 6 no.lu celsesi 1 no.lu ara kararı gereği dosya 2023 yılı güncel asgari ücret tarifesine göre ek rapor aldırılmak üzere aktüer bilirkişisine tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 22/05/2023 tarihli ek raporda özetle:
Müteveffa Doğukan Yavuz'un %90 oranındaki kusuru dahilinde, 05/10/2019 tarihli kazada vefatı nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatının;
Davacı baba Necati Yavuz için = 37.409,72 TL,
Davacı anne Sevim Yavuz için = 58.900,51 TL şeklinde hesaplandığını,
Hesaplanan tazminat tutarından mahsup edilecek bir ödemeye rastlanılmadığını, kaza tarihi itibariyle uygulanacak asgari sigorta teminat limitinin ölüm ve sakatlıklar için kişi başı 390.000,00 TL olarak belirlenmiş olduğunu mahkememize bildirmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan, pay dağıtımını yerleşmiş içthatlara uygun yapıldığı, mmüteveffanın evlenme ve 2 çocuk sahibi olma ihtimali üzerinden belirleme yapıldığı, yetiştirme gideri indirimi yapıldığı görülmüş ve rapor hükme esas alınmıştır.
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı Sigorta vekili 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının yaya olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 24/05/2022 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı vekili dava değeri artırım dilekçesi ile 200,00 TL olan dava değerini davacı ... için 18.428,66 TL, davacı ... için 29.905,75 TL'ye yükseltmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 24/06/2020 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalıların temerrüde düşme tarihi ise 06/07/2020 tarihidir.
Davalı araç sürücüsü ve işleten için ise dava özü itibariyle haksız fiilden kaynaklı bir dava olduğu görülmekle, haksız fiilden kaynaklı davalarda temerrüdün haksız fiilin meydana geldiği tarih olduğu nazara alınmakla temerrüde düşme tarihi olarak kazanın meydana geldiği tarih esas alınmıştır.
Manevi tazminat bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56. Maddesi (818 sayılı BK 47) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır.
Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir.
Yukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay incelendiğinde; Kaza tarihinde davacıların müşterek çocuğu olan müteveffa henüz 14 yaşında olmakla birlikte, kaza tarihinde davacıların 6 çocuğundan biri konumundadır. Mütevaffanın ölümünün davacıların açısından acı elem ve ızdırap doğuracağı kuşkusuzdur.
Davacının kazanın meydana gelmesinde ağır kusurlu olması manevi tazminatın belirlenmesinde de etkili olmuştur.
Dosyada işleten ve sürücü hakkında Sosyal Ekonomik Durum Araştırması yapılmış, entegrasyon sorgusu ile davalı sürücü ve işletenin malvarlığı sorgulaması ile davacılar için zenginleşme aracı olmaması için de davacılar açısından da entegrasyon sorgulaması yapılarak her bir davacı için davacıların çocuğu olan desteğin ölümü nedeniyle 25.000,00’er TL olmak üzere toplam 500.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir.
Yargılama giderleri ve vekalet ücreti açısından yapılan değerlendirme;
AAÜT 10/4 maddesi "Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir." hükmünü haizdir.
Bu nedenle vekalet ücreti açısından manevi tazminat taleplerine ilişkin davacı vekiline her bir davacı bakımından ayrı vekalet ücreti hükmedilmiştir.
Harçlar açısından yapılan değerlendirmede peşin harç manevi tazminatlar bakımından ve maddi tazminat bakımından oranlanarak ayrı ayrı değerlendirilmiş, ıslah harcı için ise maddi tazminatın bölünebilir olması sebebiyle ıslah harcının maddi tazminat açısından yapıldığı değerlendirilmiştir.
Yargılama gideri bakımından ise tüm davalılar yargılama giderinden sorumlu tutulurken davacılar bakımından farklı tarihlerde başvurma harcı yatırıldığından farklı başvurma harçları ayrı kalem olarak gösterilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
Manevi Tazminat Bakımından
A1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile;
...bakımından, 25.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ...ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
A1-2 Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 25.000,00 TL üzerinden alınması gereken 1.707,75 TL ilam harcından davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 426,93 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.280,82 TL harcın davalılar ...R ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
A1-3-Davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 426,93 TL peşin harcın davalılar ...R ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...z'a VERİLMESİNE,
A1-4-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
A2-Davanın KABULÜ ile;
... bakımından, 25.000,00 TL manevi tazminatın 05/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...R'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
A2-1-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 25.000,00 TL üzerinden alınması gereken 1.707,75 TL ilam harcından davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 426,93 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 1.280,82 TL harcın davalılar ...R ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
A2-3-Davacı tarafından 25.000,00 TL'lik peşin harç için yatırılan 426,93 TL peşin harcın davalılar ... ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
A2-4-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca manevi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalı ...R ve ...'dan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
Maddi Tazminat Bakımından
B1- ... bakımından, 18.328,66 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından 06/07/2020 tarihinden, diğer davalılar bakımından 05/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
B2- ...bakımından, 29.805,75 TL destekten yoksun kalma tazminatının davalı sigorta şirketi bakımından 06/07/2020 tarihinden, diğer davalılar bakımından 05/10/2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
B3- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 48.134,41 TL üzerinden alınması gereken 3.288,06 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan diğer alacak kalemlerine ilişkin peşin harç düşüldüğünde bakiye kalan peşin harç miktarı olan 171,48 TL peşin harç ve maddi tazminata ilişkin yatırılan 161,41 TL ıslah harcının toplamı olan 332,89 TL mahsubu ile bakiye 2.955,17 TL harcın davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
B4-Davacı tarafından yatırılan diğer alacak kalemlerine ilişkin peşin harç düşüldüğünde bakiye kalan peşin harç miktarı olan 171,48 TL peşin harç ve 161,41 TL ıslah harcının toplamı olan 332,89 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
B5-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacı ...'a VERİLMESİNE,
B6-Davacı ... kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca maddi tazminat bakımından hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak alınarak davacı ...Z'a VERİLMESİNE,
B7-Davacılar tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen 2.707,70 TL posta, tebligat ve bilirkişi ücretinden oranlama yapılmaksızın oluşan yargılama gideri ile 80,70 TL başvurma ve 59,30 TL harcı olmak üzere toplam 2.847,70 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
B8-Davalılar tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
B9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
B10-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, diğer tarafların yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi20/09/2023