T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:....
KARAR NO:....
HAKİM: ... ...
KATİP: ... ...
DAVACI : ... - ...
VEKİLLERİ:....
DAVALI : ... - ... ...
VEKİLİ: ....
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 26/10/2022
KARAR TARİHİ: 25/04/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 25/04/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA:
Davacı vekili sunduğu dava dilekçesinde özetle; Borçlu şirket hakkında,Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2021/ E. Sayılı numarası ile açmış olduğumuz icra takibine 06/12/2021 tarihinde borçlu tarafından itiraz edildiği ve takibin durdurulduğu, Borçlunun itirazlarının haksız olduğu, borçlunun itirazında kötü niyetli olduğunu, Müvekkil Yardımlaşma Derneği; Davalı şirketten mülteciler için konteyner ev satın almak amacıyla 70.000,00 TL ödeme yaptığını, davalı şirket işbu konteyner evler için Müvekkil Davacı Yardımlaşma Derneğine 28/08/2020 tarihli 86.440,60 TL faturayı kestiğini, Bunun üzerine davalı hakkında Gaziantep İcra Müdürlüğü’nün 2021/108913 Esas Sayılı dosyasıyla dekontlara dayalı olarak bakiye 70.000,00 TL asıl alacak ve 9.838,84 TL işlemiş faiz toplamının tahsili amacıyla genel haciz yoluyla takip yapıldığını, Davalının 06/12/2021 tarihinde borca itiraz ederek takibi durduğu, Davalı, itirazında müvekkil şirkete borcu olmadığından bahisle borca itiraz ettiğini, Ancak icra takip dosyasına sunulan dekontlar ve fatura ile ilgili herhangi bir açıklama getirmediği ve ödeme belgesinin de sunulmadığı, davalı, müvekkiline belirtilen faturadan dolayı borçlu olduğunu, Müvekkil Yardımlaşma Derneğinin icra takibine ve davaya konu olan paranın vatandaşlardan 'yardım' olarak toplandığı, Müvekkil Yardımlaşma Derneği ve yardıma muhtaç insanlar, davalının haksız ve dayanaksız itirazı neticesinde zarara uğramış olup, takip bedelinin %20’sinden az olmamak üzere icra tazminatına hükmolunmasını talep ettiklerini, Borçlunun borca ve icra takibine yaptığı itirazın iptalini, Takibin Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2021/ E. Sayılı dosyası üzerinden devamını, Borçlunun takip konusu borcu işlemiş ticari faiziyle ödemeye ve takip konusu alacağın % 20’sindan az olmamak üzere tazminata mahkûm edilmesine, Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine Karar verilmesini talep ve dava etmişlerdir.
SAVUNMA:
Davalı vekili sunduğu cevap dilekçesinde özetle; İlgili davanın usul yönünden hak düşürücü süre ve zamanaşımı sebebiyle hatalı olduğunu, Karşı yanın davayı İİK ve sair diğer mevzuat kapsamında süresinde açmaması sebebiyle davanın usul yönünden reddinin gerektiğini, Ticari uyuşmazlık yönünden dava şartı olan arabuluculuğa başvurulması ve ilgili kanun ve yönetmelikler lafzınca usulen tamamlanması gerekmektedir. Huzurdaki davanın arabuluculuk sürecine tabi olmakla beraber arabuluculuk süreci usulüne uygun gerçekleştirilmediğini, İşbu sebeple davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiğini, Gaziantep İcra Dairesinin 2021/108903 E. Sayılı dosya sebebiyle itirazlarının mevcut olduğunu, Davacı tarafın tamamen kötü niyetli olduğu, Açılan davada faiz alacağı olarak 9.838,84 TL talep edildiği, bu talebin kabulünün mümkün olmadığını, Her türlü itirazlarının baki kalması kaydıyla müvekkil şirketin uğramış yahut uğrayacak olacağı zararlar nezdinde takas mahsup def'ini ileri sürdüklerini, talep edilen reeskont faiz oranının fahiş olduğunu, bu nedenlerle açılan davanın reddini, Kötü niyetli olan davacı aleyhine %20 icra inkar tazminatı ile Yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
3-Fatura,
4-Dekontlar,
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, itirazın iptali istemine ilişkindir.
6100 sayılı HMK m.114/1-c hükmüne göre mahkemenin görevli olması husus dava şartıdır. Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır.
Bu bağlamda mahkememizce dosya görev konusu yönünden ele alınmıştır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise, tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler.
Davaya konu uyuşmazlık konteyner ev satımı sözleşmesinden kaynaklanmakta olup bu haliyle ortada mutlak ticari dava bulunmamaktadır.
Davalı taraf ticari şirket olup kanun gereği tacir sıfatını haizdir. Bu noktada herhangi bir tereddüt bulunmamaktadır.
Davacı ise dernek olup doğrudan tacir sıfatını haiz değildir.
6102 sayılı TTK m.16/1 hükmünde "Ticaret şirketleriyle, amacına varmak için ticari bir işletme işleten vakıflar, dernekler ve kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümlerine göre yönetilmek veya ticari şekilde işletilmek üzere Devlet, il özel idaresi, belediye ve köy ile diğer kamu tüzel kişileri tarafından kurulan kurum ve kuruluşlar da tacir sayılırlar." denilmektedir.
Burada davalının tacir sıfatını haiz olması mahkememizin görevli olmasına tek başına yeterli olmayıp aynı zamanda davacının da tacir sıfatını haiz olması gerekmektedir.
Bu bağlamda davacının tacir olup olmadığının tespiti amacıyla ilgili yerlere müzekkereler yazılmış ve cevabi yazılar dosya arasına alınmıştır.
.... Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün ve .... Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü'nün cevabi yazılarında davacının herhangi bir ticari işletme işletmediği anlaşılmıştır.
Bu haliyle de davacının tacir sıfatını haiz olmadığ ve iş bu davaya konu uyuşmazlığın çözümü noktasında mahkememiz görevli değildir.
Mahkememizin görevsiz olmasının yanında verilecek görevsizlik kararında görevli mahkemenin neresi olduğu da önem arz etmektedir. Somut olayda konteyner ev satımı söz konusu olup uyuşmazlığın asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da mahkememizin görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK m.114/1-c ve m.115/2-1. cümle hükümleri uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı HMK m.20 hükmü gereğince kararın kesinleşmesinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde talepte bulunulması halinde dosyanın davaya bakmakla görevli Gaziantep Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-6100 sayılı HMK m.20 hükmünde öngörülen yasal süre içerisinde talepte bulunulmaması halinde yine 6100 sayılı HMK m.20-2. cümle hükmü uyarınca davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin taraflara İHTARINA,
4-Yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti gibi hususların görevli mahkemece DEĞERLENDİRİLMESİNE,
Dair; davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 25/04/2023