T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO:....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP:....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ: ....
DAVALI : ....
VEKİLİ:....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 13/05/2022
KARAR TARİHİ: 14/06/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27/02/2022 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olan ....plaka sayılı aracın, davacının sürücüsü olduğu .... plaka sayılı motosiklete çarpması neticesinde trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen kazada davacının yaralandığını, kazanın meydana gelmesinde müvekkilin kusurunun bulunmadığını, olay nedeniyle Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/30413 soruşturma numaralı dosyası ile soruşturma başlatıldığını, davalı sigorta şirketine yapılan başvurunun karşılanmadığını, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri tazminatının sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Kazaya konu ....plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı olduğunu, davalının sorumluluğunun poliçe limitleri ile sınırlı olduğunu, tedavi giderleri ile geçici iş göremezlik ödemelerinin teminat kapsamında olmadığını, müvekkil şirketin temerrüde düşmediğini ve dava açılmasına sebebiyet vermediğini, davacının maluliyet oranlarının tespitinin gerektiğini, davacının ancak dava tarihinden itibaren faiz talep edebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle .... plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 25/03/2022 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya bir ödeme yapıldığı fakat aktüer bilirkişi tarafından ödemenin tenzilinin yapıldığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca dosya bilirkişiye tevdi edildiği, hazırlanan 19/08/2022 tarihli raporda özetle;
A).... Plakalı Araç Sürücüsünün;
Sürücünün gün durumunun gündüz olan yol üzerinde, yıla gerekli dikkat ve özeni göstermeden idaresinde bulunan aracı sevk ve idare ettiğini, sağ şeride yanaşarak ve sağ gerisini kontrol ederek sağına dönüş yapması gerekirken, aksine hareketle çarpmaya yol açtığını, dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı ile kazanın meydana gelmesinde etken davranışı bulunduğunu, firari sürücünün meydana gelen bu kazada dikkatsiz ve tedbirsiz bir şekilde davranmış olup, nizamlara aykırı davranışı ile kazanın meydana gelmesine etken olduğundan Karayolları Trafik Kanunu'nun 84-f "Doğrultu değiştirme manevralarını yanlış yapma" maddesini ihlal ettiğini,
B) .... Plakalı Motosiklet Sürücüsünün;
Meydana gelen bu kazanın araç sürücüsünün manevrası ile meydana geldiği, sürücüsünün şeridi üzerinde seyir halinde olduğu, aracın d arbe aldığı ve motosikletin darbe aldığı yer incelendiğinde tedbir alabilecek mesafe ve zamanın kalmadığından kusurunun bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği kaza tespit tutanağı ile mahkememizce alınan bilirkişi raporunun uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davalı tarafından sigortalanan aracın olayın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 07/03/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı İbrahim Göğüş'ün 27/02/2022 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasında oluşan yaralanmasına yönelik;
Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik kullanılarak hesaplanan kişinin özürlülük oranının %19(ondokuz) olduğunu,
Tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğe neden olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 4(dört) hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 15/03/2023 tarihli raporda özetle;
A) Dava konusu olayı meydana gelmesinde tarafların kusuru dikkate alınmadan, davacının 9 ay süre ile geçici iş göremezlik ve %19 oranında kalıcı iş göremezlik durumunda kaldığına dair bilirkişi heyet raporu esas alınarak;
1-TRH 210 Erkek yaşama tablosu esas alınarak Prograsif Rant Yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 40.598,60 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 995.506,79 TL,
2-TRH 2010 Erkek yaşama tablosu esas alınarak %1,65 iskonto oranı yöntemi ile yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik zararının = 40.598,60 TL,
Kalıcı iş göremezlik zararının = 643.554,12 TL olduğunu,
B) Dosya içerisinde bulunan bilirkişi heyet raporunda davacının meydana gelen olay nedeni ile 4 hafta tam gün bakıcı ihtiyacı olacağı tespit edilmekle, bakıcı gideri bürüt ve net ücret esas alınarak;
Brüt Ücretin = 4.670,40 TL,
Net Ücretin = 3.969,84 TL olduğunu mahkememize bildirmiştir.
2023 yılı asgari ücret üzerinden Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz hesaplamada aktif dönemi net asgari ücret, 60 yaşından pasif dönemin sonuna kadar ise AGİ'siz (vergi istisnasız) doğru olarak hesaplama yapıldığı tespit edilmiş, Yargıtay uygulamalarına uygun olarak hazırlanan rapor hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi raporunda SGK tarafından geçici işgöremezlik kapsamında yapılan ödemenin yarısının düşülmesi suretiyle hesaplama yapılmışsa da amaçlanın davacının geçici işgöremezlik kapsamında almış olduğu ödemenin tenzilinin sağlanarak davacının sebepsiz zenginleşmesinin önlemek olduğundan geçici işgöremezlik zararının hesaplanmasının basit matematik hesabı olduğu da dikkate alınarak gerçek geçici işgöremezlik zararı hesaplamasının 44.532,30 - 7.867,40 = 36.664,90 TL olduğu kanaati oluşmuştur. Bu nedenle bilirkişinin geçici işgöremezlik tazminatının hesaplanmasına itibar edilmemiştir.
Davalının bakıcı giderinin teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Hazırlanan bilirkişi raporunda davacının bakıcı ihtiyacının bulunduğu bildirilmekle aktüer bilirkişi raporunda davacının hem genel şartlar esas hem de Yargıtay içtihatları esas alınarak brüt asgari ücret ve net asgari ücret ayrı ayrı olmak üzere hesaplama yapılmıştır.
Bunun yanında Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı)
Bakıcı giderinin ve geçici işgöremezlik zararının tedavi klozu kapsamında kalıp kalmadığı bakımından yapılan değerlendirme;
Davalının sorumluluğunun kapsamı sigorta poliçe limiti sınırlıdır. Sigorta poliçe limiti ise Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında Tarife Uygulama Esasları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmektedir.
Yönetmelik'in 24'üncü maddesi "Bu Yönetmelik ile belirlenen teminat tutarları yürürlükteki bütün sigorta sözleşmelerine herhangi bir ek prim alınmaksızın uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.
Buna göre sigorta şirketleri kazanın meydana geldiği tarihte belirlenen teminat limitleri kapsamında sorumlu tutulacaklardır.
2022 yılı için sigorta teminat limitleri incelendiğinde sakatlık klozunun teminat limitinin 500.000,00 TL olduğu tedavi klozu teminat limitinin de 500.000,00 TL olduğu görülmüştür.
Davalının bakıcı giderinin teminat limiti dahilinde olmadığı yönünde itirazları bir önceki başlık altında değerlendirilmekle birlikte bakıcı gideri teminatının hangi kloz kapsamında bulunduğu bakımından Yargıtyay'ın içtihatları yol gösterici olacaktır.
Benzer bir uyuşmalığa ilişkin olarak Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/26005 Esas ve 2022/5356 Karar sayılı ilamında;
"kazadaki yaralanmadan kaynaklanan iyileşme sürecindeki geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı giderine ilişkin zarardan sorumluluk, zarara neden olanlar ile bu kişilerin sorumluluğunu poliçe ile üstlenen sigorta şirketine (poliçedeki tedavi klozu gereği) ait olduğundan, davacı için hesap edilen geçici işgöremezlik ve geçici bakıcı gideri tazminatının da hüküm altına alınması gerekirken" denilmiştir.
Yine benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak da Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/13381 Esas ve 2022/9233 Karar sayılı ilamında;
"Davacının bilirkişi raporu ile hesaplanan ve talep edebileceği sürekli iş göremezlik tazminatı 244.876,18 TL olup sakatlanma ve ölüm nedeniyle belirlenen teminat limitinden karşılanması, sürekli bakıcı gideri tazminatı da 356.800,82TL olarak hesaplanmış olup tedavi gideri teminat limitinden karşılanması gerekir. Bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir." denilerek bakıcı giderinin ve geçici işgöremezlik zararının tedavi gideri limitinde karşılanması gerektiğine işaret edilmiştir. (Emsal karar için bknz.Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi 2021/13239 Esas ve 2022/6807 Karar sayılı ilamı)
Bu nedenle bakıcı gideri bakımından tedavi klozu içerisinde kanaati ile hüküm tesis edilmiştir.
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının sürücü olarak bulunduğu araç motosiklettir. Kaza tespit tutanağı tetkik edildiğinde davacının kaza esnasında kask veya dizlik taktığına dair herhangi bir belirleme bulunmamaktadır. Bunun yanında davacının vücudunda meydana gelen arazlara bakıldığında da diz bölgesinde yaralanma bulunduğu görüldüğünden müterafik kusur indirimine gidilmiştir.
Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/15094 Esas, 2021/3961 Karar sayılı ve 30/06/2021 Tarihli ilamında "....Somut olayda; kazadan sonra düzenlenen tespit tutanağında davacının koruyucu tertibatının bulunup bulunmadığına ilişkin tespite rastlanmamıştır.
Hükme esas alınan maluliyet raporuna göre davacının %7,2 kalıcı maluliyetinin ve 270 geçici iş göremezliği olduğu, yaralanmasının sol taraf diz kapağında kırık olduğu rapor edilmiştir.
Bu durumda, davacının kazalı motosiklete koruyucu ekipman olan dizlik kullanmaksızın bindiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Müterafik kusur indiriminde, her somut olayın özelliğine göre olayın meydana geliş tarzı ve zararın artmasında zarar görenin kusurlu davranışının sonuca etkisi değerlendirilerek uygun oranda bir indirim yapılması gerekmektedir. Buna göre hesaplanan tazminattan Dairemiz uygulamalarına göre 6098 sayılı TBK md. 52. maddesi gereğince %20 oranında müterafık kusur indirimi yapılması gerekirken, yazılı olduğu şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir..." denilmektedir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da davaya konu zararın meydana gelmesinde davacının da müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ve hesaplanan tazminat miktarından Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları gereğince % 20 oranında indirim uygulamak gerekmiştir.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı taraf 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının başka araç sürücüsü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava belirsiz alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 23/03/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup değer arttırım dilekçesi davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken 50,00 TL geçici iş göremezlik, 50,00 TL sürekli iş göremezlik ve 50,00 TL bakıcı gideri tazminatı talep etmiştir. Değer arttırım dilekçesi ile geçici iş göremezlik tazminatını 500.000 TL, bakıcı gideri tazminatını 4.670,40 TL olmak üzere toplam dava değerini 504.720,40 TL'ye artırmıştır.
Gerçek zararın belirlenmesine ilişkin değerlendirme;
Davacının kusur indirimsiz hali ile; TRH 2010 yaşama tablosu ve prograsif rant yönetimi kullanılarak hesaplanan kalıcı iş göremezlik zararının 995.506,79 TL, geçici işgöremezlik zararının 40.598,60 TL, bakıcı gideri zararının 4.670,40 TL olduğu belirlenmiştir.
Hesaplanan bu bedel üzerinden müterafik kusur indirimi yapıldıktan sonra başkaca bir indirim sebebi olmadığından bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 4'üncü Hukuk Dairesi'nin 2021/3581 Esas ve 2022/565 Karar sayılı benzer yöndeki;
"Tazminatın kapsamını belirleme biçimi ve tazminattan yapılacak indirimler ve sıralaması TBK 51 ve 52. (818 Sayılı BK 43-44 mad) maddelerinde düzenlenmiştir. TBK 51. maddesine(BK 43. mad.) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.Hakim tarafların kusur durumunu dikkate alarak tazminatın kapsamını belirledikten sonra Yargıtay kararlarında yerleşmiş olduğu üzere tazminattan müterafik kusur indirimi yapılarak nihai zarar ve ödenmesi gereken tazminat belirlenecek, son olarak da davadan önce yapılan ödemenin güncellenen değeri düşülecektir. İlgili kanun maddeleri incelendiğinde,davalı tarfından yapılan ödemeler tazminatı belirlemede bir indirim nedeni olarak gösterilmediği gibi, Yargıtay uygulamaları ile artık yerleşik hale geldiği üzere borcu söndüren bir nitelik taşımaktadır." içtihadı ile gerçek zararının nasıl belirleneceğinin bahsedilen şekilde olacağını bildirmiştir.
Buna göre müterafik kusur indirimi yapıldığında davacının gerçek zararı; 764.405,43 TL kalıcı işgöremezlik, 29.331,92 TL geçici işgöremezlik ve 3.736,32 TL bakıcı gideri tazminatı olduğu kanaati oluşmuştur.
Davacının talepleri dikkate alınarak kalıcı işgöremezlik ve geçici işgöremezlik bakımından taleple bağlı kalınarak, bakıcı gideri bakımından takdiri indirim uygulanarak hüküm tesis edilmiştir.
Vekalet ücreti ve yargılama gideri bakımından yapılan değerlendirme;
Müterafik kusur indirimi ile yapılan indirim hakkaniyet indirimi niteliğinde olduğundan müterafik kusur indirimi ile indirilen kısımdan davacıyı karşı vekalet ücreti ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamıştır. (Bknz. Gaziantep BAM 17'nci Hukuk Dairesi'nin 2019/2495 Esas ve 2021/1644 Karar sayılı ilamı)
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 25/03/2022 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 06/04/2022 tarihidir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın Kısmen KABULÜ Kısmen REDDİ ile; 499.950,00 TL kalıcı işgöremezlik, 50,00 TL geçici işgöreemzlik ve 3.736,32 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 503.736,00 TL tazminatın 06/04/2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 503.736,00 TL üzerinden alınması gereken 34.410,20 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç, 1.723,19 TL değer arttırım harcının toplamı olan 1.803,89 TL'nin mahsubu ile bakiye 32.606,31 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL peşin harç, 1.723,19 TL arttırım harcının toplamı olan 1.803,89 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 2.580,50 TL yargılama gideri ve 80,70 TL başvurma harcının toplamı olan 2.661,20 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 73.410,96 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Reddedilen kısmında takdiri indirimden kaynaklı olması nedeniyle davalı lehine vekalet ücreti hususunda KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, Davalı tarafın yokluğunda gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 14/06/2023