T.C.
GAZİANTEP
2 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ...
KARAR NO: ...
HAKİM: ...
KATİP: ...
DAVACI : ...
VEKİLİ: ...
DAVACI : ...
VEKİLLERİ: ...
DAVALI : ...
VEKİLİ: ...
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit)
DAVA TARİHİ: 14/07/2021
KARAR TARİHİ: 20/09/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 22/09/2023
Mahkememizde görülmekte olan Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Menfi Tespit) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ;
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ...'un kefil, ...'un da teminat/ipotek veren olarak dava dışı şirkete banka tarafından kredi kullandırıldığını, ...'un Gaziantep 4. Noterliği'nin 26/02/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesiyle ...'un ise 26/02/2019 ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile davalı bankaya tebliğ tarihi itibariyle kefaletlerini geri çektiklerini, teminatların kredileri kapsamadığının ihtar edildiğini, davacı tarafından bankaya Gaziantep 4. Noterliği'nin 12/06/2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin de borç için gönderildiğini, banka tarafından ağırlaştıracak şekilde 1 yılı ödemesiz 48 ay vadeli yapılandırma yoluna gittiğini, davalı bankanın Adana 3. Noterliği'nin 26/04/2021 tarih ve ... yevmiye sayılı hesap kat ihtarnamesini gönderdiğini, yeniden imzalanan sözleşme de ve taksit tablosunda imzasının bulunmadığını, davalı bankaya Gaziantep 1. Noterliği'nin 03/05/2021 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi gönderildiğini, davacı tarafından ödemeler yapıldığını, davacıdan habersiz yapılandırma yapılmasaydı borcun fazlasıyla ödenmiş olacağını, açıklanan bu nedenlerle davanın kabulü ile kredilerden dolayı müvekkillerin borçlu olmadığının tespitine, Meltem Uğur'a ait taşınmaz üzerindeki ipoteğin fekkine, %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ... tarafından Gaziantep ili Şehitkamil İlçesi, ...bağımsız bölümde kayıtlı taşınmazını 07/02/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu 1. Derece ve 500.000 TL limitle müvekkil bankaya dava dışı ... San. Tic. Ltd. Şti.'nin doğmuş ve doğacak borçları için ipotek tesis ettirdiğini, ipotek resmi senedinin 1. Maddesinde de Türkiye Vakıflar Bankası'nda ve tüm şubelerinden kullandığı ve kullanacağı kredilerin teminatı olarak ve Türkiye Vakıflar Bankası'ndan doğmuş ve doğacak borçlarına ve her türlü sebepten doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık olarak ve Resmi senedin 1. Maddesinde belirtilen taşınmazı müvekkil bankaya ipotek ettirdiğini, davacı ...r'un dava dışı borçlu şirketin 14/05/2018 tarih ve 50.000 Euro limitli Kredi Genel Sözleşmesine 100.000 Euro miktarla müteselsil kefil olduğunu ve 06/03/2018 tarih ve 1.000.000 TL limitli Kredi Genel Sözleşmesine 2.000.000 TL miktarla müteselsil kefil olduğunu, dava dışı borçlu şirketin yeni bir kredi kullanmamış olduğunu 23/01/2019 tarihi öncesi kullanılan kredilerin yapılandırıldığını, banka ile dava dışı şirket arasında akdedilen yapılandırma protokollerinin davacının kefil olduğu kredi genel sözleşmeleri kapsamında kullanılan kredilerin yeniden yapılandırması olduğundan kefilin bu kapsamda kefaletinin devam ettiğini, kredilerin yapılandırılmasının borç yükünü artırmamış olduğunu borçlular lehine bir işlem olduğunu, açıklanan bu nedenlerle davanın reddine en %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların iddia ve savunmaları,
2-Celp edilen kurum cevabi yazıları,
3-Tanık beyanları,
4-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dava Nevi İtibari İle Menfi Tespit (Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan) İstemine İlişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak hukuki normların tespiti;
Davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan davaya menfi (olumsuz) tespit davası denir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı (Kuru-El Kitabı), İstanbul 2006, s. 302).
Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.
Eş söyleyişle kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi, böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise, ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Kuru, B.: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).
Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer; fakat, davacıya (borçluya) düştüğü hâller de vardır; davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıya düşer. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalı olduğu için, ispat yükü davalı alacaklıya düşer (6100 sayılı HMK m. 190; 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) m. 6). Fakat, alacaklının dayandığı senedin karşılıksız olduğunu ispat yükü, davacıya (borçluya) düşer. Bunun gibi, davacı (borçlu), davalının (alacaklının) iddia ettiği alacağın ödeme, ibra ve takas gibi bir nedenle son bulduğunu ileri sürerse, bu iddiayı ispat yükü de davacı borçluya düşer (Kuru-El Kitabı, s.322-323).
Kefalete ilişkin yapılan değerlendirme;
6098 TBK'nun 583/1.maddesine göre; "Kefalet sözleşmesi yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır." Anılan kanun hükmü uyarında, kefilin sorumlu olacağı azami borç miktarı ile kefalet tarihinin de kefil tarafından kendi el yazısı ile yazılması bir geçerlilik şartıdır.
Kefalet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 581 ila 603 üncü maddeleri arasında düzenlenmiştir. Kefalet sözleşmesi Türk Borçlar Kanunu'nun 581 inci maddesinde “kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşme” şeklinde tanımlanmıştır. Kanunda yer alan bu tanıma göre kefalet sözleşmesi, alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir.
Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir.
Kişisel (şahsi) teminat sözleşmesinin alt kavramını oluşturan kefalet sözleşmesinin temel amacı, esas itibariyle asıl borç ilişkisinin tarafı olmayan üçüncü kişilerce, alacaklıya şahsi teminat (güvence) verilmesidir. BK’nun 492 nci maddesi gereğince kefilin sorumluluğu, asıl borcun geçerli oluşuna ve devamına bağlıdır (Hukuk Genel Kurulu’nun 4.7.2001 gün ve E:2001/19-534, K:2001/583 sayılı ilamı).
Türk hukuk öğretisinde de, kefilin borcunun, fer’i (bağımlı) bir borç olduğu benimsenmiş; asıl borcun varlığına ve geçerliliğine bağlı olduğu vurgulanmıştır.
Kefalet borcu, temin ettiği asıl borcun feri olup, asıl borç herhangi bir sebeple düşerse, kefil de borçtan kurtulabilir. Kefil, kanunun kendisine tanıdığı bu ve diğer hakları kullanmaya yetkilidir. Asıl borç tediye (ödeme) ile vesair surette düşerse, kefalet gibi feri haklar da düşer. Kefil asıl borçludan daha fazla mükellefiyet altına giremez (11.06.1969 gün ve 1969/4-6 sayılı YİBK’nın Gerekçesi).
Bilirkişi incelemesi hakkında yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca rapor hazırlanmak üzere dosya kül halinde bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi tarafından hazırlanan 06/07/2022 tarihli raporda özetle;
1-Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan ticari kredilerin ödenmediğini, banka tarafından asıl borçluya mevcut kredi borçları için yapılandırma yapıldığını,
2-Davalı banka ile dava dışı... San. Ve Tic. Ytd. Şti. Arasında akdedilen sözleşmelerde davacı ...'un 2.000.000,00 TL ve 100.000,00 EUR kefalet limitine kadar müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğuna dair imzalandığını,
Davacı ...'un 26/02/2019 tarihli İstifaname ile dava dışı şirkete olan kefaletinden caydığına dair bildirim yaptığını,
Davacı ...' ait "... bağımsız bölümde kayıtlı" taşınmaza 07/02/2018 tarih ve 5418 yevmiye no.lu 1. Derece ve 500.000,00 TL limitle ipotek tesis edildiğini,
Davacı ...'un da 26/02/2019 tarihli ihtarname ile dava dışı şirkete verilen teminat/ipoteğin yeni kullandırılacak krediler için geçerli olmadığına dair bildirim yaptığını,
3-Davalı banka tarafından dava dışı şirketin borçlarının 02/08/2019 tarihinde 1 yıl ödemesiz 60 ay vadeli olarak yapılandırıldığını,
a)KGF dışı kredilerin 02/08/2019 tarihinde 176.085,97 TL olarak 1 yıl ödemesiz 60 ay vadeli yıllık %18,96 faiz oranı ile yapılandırma yapıldığını,
b)KFG ihracat kredisinin 02/08/2019 tarihinde 25.907,21 EUR olarak 1 yıl ödemesiz 60 ay vadeli yıllık %6,00 faiz oranı ile yapılandırma yapıldığını,
c)KFG TL kredilerinin 02/08/2019 tarihinde 90.672,41 TL olarak 1 yıl ödemesiz 60 ay vadeli yıllık %16,80 faiz oranı ile yapılandırma yapıldığını,
4-Davalı banka tarafından davacı ...'un 26/02/2019 tarihli istifaname ile dava dışı şirkete olan kefaletinde caydığına dair bildirim yaptığını ve davacı ...'un da 26/02/2019 tarihli ihtarname ile dava dışı şirkete verilen teminat/ipoteğin yeni kullandırılacak krediler için geçerli olmadığına dair bildirim yaptığından sonra dava dışı şirketin mevcut kredi borçları için yapılandırma yapıldığını, yeni bir kredi kullandırımı söz konusu olmadığını, mevcut borçların yapılandırmasında "1 yıl ödemesiz ve 60 ay vade" imkanı tanındığını, faiz oranının da yıllık %6,00, %18,96 ve %16,80 olarak belirlendiğini,
Yapılandırma koşullarından davacı kefil ipotek borçlusu ile asıl borçlunun aleyhine bir kredi kullandırımı tespit edilemediğini, yapılandırma tarihinde davacı ...'un kefaletinin mevcut borçlar için yapılan yapılandırma kredisi için devam edip etmediği, yapılandırma tarihinde davacı ipotek borçlusu ...'un maliki olduğu taşınmaz üzerindeki ipoteğin mevcut borçlar için yapılan yapılandırma kredisinin teminatı olarak devam edip etmediğinin nihai değerlendirmesinin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu,
5-Davalı banka şubesinden temin edilen 6500-286701 no.lu kredi için ödeme planında, ilk 7 taksitin (17/08/2020 son ödenen) gecikmeli olarak ödendiğini, bankanın 161.712,53 TL anapara alacağı olduğunu, 26/04/2021 tarihinde kat ihtarnamesi gönderdiğini,
6-Davacı ... tarafından "rücu etmek kaydı ile" açıklaması ile kat tarihinden önce ve sonra olmak üzere toplam 230.350,00 TL ve 2.193,00 EUR ödeme yaptığını mahkememize bildirmiştir.
Akabinde mahkememizin 5 no.lu celsesi 2 no.lu ara kararı gereği taraf itirazlarının karşılar şekilde ayrıca davacı vekili tarafından sunulan kat ihtarlarının dava dilekçesinde bahse konu krediye ilişkin mi olduğu, aynı kredinin yapılandırmasına ilişkin mi olduğu, bir başka krediye ilişkin mi olduğu, davacının kefillikten cayma ihtarından sonra çekilen bir kredi olup olmadığı var ise neler olduğu, borç miktarının ne olduğu, davacının toplam borcunun rapor tarihi itibariyle ne kadar olduğu hususlarında ek rapor aldırılmak üzere dosya bankacı bilirkişiye tevdii edilmiş, bilirkişi tarafından hazırlanan 08/05/2023 tarihli ek raporda özetle;
1-Davacı banka ile dava dışı asıl borçlu şirket arasında Genel Kredi Sözleşmeleri akdedildiğini, anılan sözleşmeler kapsamında kullandırılan ticari kredilerin ödenmediğini, banka tarafından asıl borçluya mevcut kredi borçları için yapılandırma yapıldığını,
2-Davalı banka ile dava dışı ...San. Ve Tic. Ytd. Şti. Arasında akdedilen sözleşmelerde davacı...'un 2.000.000,00 TL ve 100.000,00 EUR kefalet limitine kadar müteselsil kefil sıfatı ile sorumlu olduğuna dair imzalandığını,
Davacı ...'un 26/02/2019 tarihli İstifaname ile dava dışı şirkete olan kefaletinden caydığına dair bildirim yaptığını,
Davacı ...' ait "... bağımsız bölümde kayıtlı" taşınmaza 07/02/2018 tarih ve ... yevmiye no.lu 1. Derece ve 500.000,00 TL limitle ipotek tesis edildiğini,
Davacı ...'un da 26/02/2019 tarihli ihtarname ile dava dışı şirkete verilen teminat/ipoteğin yeni kullandırılacak krediler için geçerli olmadığına dair bildirim yaptığını,
3-Dava dışı şirket tarafından davalı bankaya 25/07/2019 tarihinde yaptığı başvuruda banka nezdindeki kredilerin 1 yıl ödemesiz olmak üzere 48 ay vadeli toplam 60 ay olarak taksitli olarak yapılandırılması için başvuruda bulunduğunu,
Banka tarafından mevcut risklerin 02/08/2019 tarihinde 1 yıl ödemesiz 60 ay vadeli olarak yapılandırıldığını,
Bu kredilerin yeni kullandırılan krediler olmadığını, kullandırılan kredilerin kalan mevcut borçları üzerinden yeni şartlarla (1 yıl ödemesiz - daha düşük faizli - tümü taksitlendirilme) yapılandırma kredileri olduğunu,
4-Davalı banka tarafından davacı ...'un 26/02/2019 tarihli istifaname ile dava dışı şirkete olan kefaletinde caydığına dair bildirim yaptığını ve davacı ...un da 26/02/2019 tarihli ihtarname ile dava dışı şirkete verilen teminat/ipoteğin yeni kullandırılacak krediler için geçerli olmadığına dair bildirim yaptığından sonra dava dışı şirketin mevcut kredi borçları için yapılandırma yapıldığını, yeni bir kredi kullandırımı söz konusu olmadığını, mevcut borçların yapılandırmasında "1 yıl ödemesiz ve 60 ay vade" imkanı tanındığını, faiz oranının da yıllık %6,00, %18,96 ve %16,80 olarak belirlendiğini,
Yapılandırma koşullarından davacı kefil ipotek borçlusu ile asıl borçlunun aleyhine bir kredi kullandırımı tespit edilemediğini, yapılandırma tarihinde davacı ...'un kefaletinin mevcut borçlar için yapılan yapılandırma kredisi için devam edip etmediği, yapılandırma tarihinde davacı ipotek borçlusu ...'un maliki olduğu taşınmaz üzerindeki ipoteğin mevcut borçlar için yapılan yapılandırma kredisinin teminatı olarak devam edip etmediğinin nihai değerlendirmesinin sayın Mahkemenin takdirinde olduğunu,
5-Rapor tarihi itibariyle borcun hesaplanmasında davacılara gönderilen 22/04/2021 tarihli kat ihtarnamesi baz alındığını, ayrıca rapor tarihi itibariyle akdi ve temerrüt faiz oranı bilinmediğinden kat tarihindeki akdi ve temerrüt faiz oranı üzerinden hesaplama yapıldığını,
Rapor tarihi itibariyle toplam 649.252,35 TL borçtan sorumlu olduklarını, ayrıca davacıların borcun tamamen tahsil tarihine kadar 395.019,06 TL'lik anaparaya yıllık %29,90 (kat tarihindeki olup, güncel oranın bilinmediğini) temerrüt faizi ve %5,00 BSMV ile birlikte ödemeleri gerektiğini,
Rapor tarihi itibariyle borç tespiti yapılabilmesi için tüm kredilerin ihtarname tarihine kadar borçlarının hesaplandığını, ancak banka tarafından dava tarihinden sonra da davacılara kat ihtarnamesi gönderildiğini, rapor tarihi itibari ile yapılan hesaplama hiç ödeme yapılmamış olduğunun kabulü ile yapıldığını, güncel borç bilgisinin ödeme tarihinde banka kayıtlarının esas alınması gerektiğini,
Davacı tarafından 26/04/2021 ev 27/04/2021 tarihinde yapılan ödemelerin anapara + faiz + BSMV tutarından düşüldüğünü mahkememize bildirmiştir.
Bilirkişi raporunun denetime elverişli ve ayrıntılı düzenlenmiş olması dikkate alınarak hükme esas alınmıştır.
Bilirkişi raporuna davacı vekilinin itirazlarına bilirkişi raporunda davacıların kefaletinden sonra yeni bir kredi kullanımı yapılmamış olması ve kredilerin yapılandırılmış olması, yapılandırmanın 1 yıl ödemesiz ve daha düşük faizli olarak yapılmış olması dikkate alındığında matematiksel olarak daha düşük faiz oranının kredi miktarını arttırmayacağı dikkate alındığında davacı vekilinin nedenle yapılandırma olmasaydı ve yapılandırma sonrası borcun ne kadar olacağına dair hesaplama yapılmasına ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir.
Davacıların çerçeve kredi sözleşmesine kefil oldukları ve kefillikten caydıklarına dair ihtarnameyi bankaya göndermiş oldukları, bu tarihten sonra çekilen kredilere ilişkin borçlu olmadıklarını tespit edilmesini talep ettikleri görülmüştür.
Bilirkişi incelemesi neticesinde davacıların kefillikten çekildiğine dair beyanlarından sonra yeni bir kredi kullanımının bulunmadığı belirlenmiş, kefillerin kefil olduğu kredilerin daha düşük faiz oranı ile ve 1 yıl ödemesiz şekilde yapılandırılmış olduğu belirlenmiştir.
Çerçeve Kredi Sözleşmesindeki faiz oranından daha düşük faiz oranı ile 1 yılı ödemesiz kredi kullanımının davacılar bakımından kefilliklerindeki şartları ağırlaştırmadığı dikkate alınarak davacıların davasının reddine karar vermek gerekmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, denetime elverişli alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın REDDİ ile;
2-Davalının kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 269,85 TL ilam harcından dava açılırken yatırılan 11.006,98 TL peşin harcın mahsubu ile fazla alınan 10.737,13 harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara İADESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davalı tarafından herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca hesaplanan 16.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davacılardan müştereken ve müteselsilen alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi. 20/09/2023