T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: ....
DAVALI:....
VEKİLİ: ....
DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ: 08/09/2022
KARAR TARİHİ: 30/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 01/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının aleyhine başlatılan icra takibine karşı yapmış olduğu haksız ve kötü niyetli itirazın iptali ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 162.676,64 TL'lik kısım için takibin devamına, davalının %20 icra inkar tazminatın mahkum edilmesi talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Müvekkili firma ile davacı yan arasında ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davacı yan tarafından satılan ürünlere karşılık müvekkil firma tarafından ödemelerin yapıldığını, müvekkili firma tarafından yapılan ödemelerin, davacı firma tarafından dikkate alınmadığını, Davacı şirkete yapılan ödemelerin müvekkili firmaya ait .... - Karabağlar Şubesi .... numaralı hesabından yapıldığını, davacı firmanın müvekkil firma aleyhine başlatmış olduğu icra takibinde haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle %20'den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesini karar verilmesini, davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmişlerdir.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülmüş olan iddia ve savunmalar,
2-Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/... esas sayılı icra takip dosyası
3-Ticari defterler ve vergi dairesi kayıtları,
4-Bilirkişi raporları,
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal kararlar,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, cari hesap alacağı nedeniyle başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davaya konu Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/52969 esas sayılı ilamsız icra takip dosyası celp edilmiştir. Dosyanın tetkikinde davacı tarafından davalı aleyhine 162.676,64 TL cari hesap alacağına istinaden ilamsız takip başlatıldığı, ödeme emrinin davalıya tebliğ edilmesi üzerinde davalı tarafından yasal süresi içerisinde takibe itiraz ediliği ve icra dairesince takibin durdurulmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
İcra takip dosyasında borcun davacıya tebliğ edildiğinde dair herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığı, itirazın davacı alacaklıya tebliğ edilmemiş olduğu görülmüş ve bu haliyle de eldeki davanın 2004 sayılı İİK m.67/1 hükmünde düzenlenen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmış olduğu anlaşılmıştır.
Dava açılırken 492 sayılı Harçlar Kanunu m.29/3 hüküm uyarınca icra takibi başlatılırken yatırılan 813,38 TL mahsup edilerek 1.964,74 TL nispi peşin harç yatırıldığı ve bu haliyle yatırılan peşin harçta herhangi bir noksanlık bulunmadığı tespit edilmiştir.
Davaya konu takipteki alacağın kaynağı satış ilişkisine istinaden düzenlenmiş olan faturalardan kaynaklanan cari hesap ilişkisidir.
Davalı taraf yetki itirazında da bulunmuştur. Bakıldığı zaman ortada bir para alacağı söz konusudur. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 20. Hukuk Dairesi'nin 2020/2108 Esas, 2020/2367 Karar sayılı ve 02/07/2020 Tarihli ilamında "...6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi gereğince bir davada genel yetkili mahkeme, davalının yerleşim yerinin bulunduğu yer mahkemesidir. Aynı Kanunun 10. maddesinde sözleşmeden doğan davalar için, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinin de yetkili olduğu belirtilmiştir ki bu da özel yetkiye ilişkin bir düzenlemedir. Ayrıca BK'nın 73. (6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 89.) maddesi uyarınca para alacağına ilişkin davalarda aksi kararlaştırılmadıkça para borcu alacaklının yerleşim yerinde ödenmesi gerektiğinden alacaklının bulunduğu yer mahkemesi de yetkilidir. Dolayısıyla dava, davacının seçimine göre, hem genel ve hem de özel yetkili mahkemede açılabilir..." denilmektedir. Bu açıklamalar doğrultusunda da davalının yetki itirazının yerinde olmadığına kanaat getirilmiş ve davanın esasının incelenmesine geçilmiştir.
Her iki tarafın da tacir olduğu gözetildiğinde alacağın varlığının tespiti amacıyla 6100 sayılı HMK m.222 hükmü uyarınca her iki tarafa da ticari defterlerini sunması için 08/11/2022 tarihli celsede gerekli ihtarları da içerecek şekil ara kararlar ihdas edilmek suretiyle kesin süre verilmiştir. Davalı taraf duruşmada hazır olmadığından duruşma zaptı ekli ve gerekli şerhleri içerir davetiye davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir. Verilen kesin süre içerisinde her iki taraf da ticari defterlerinin bulunduğu yeri dosyaya ibraz bildirmiştir.
Tarafların ticari defterlini sunmaları için verilen kesin sürenin dolmasının akabinde dosya davalının ticari defterlerinin incelenmesi amacıyla talimat yoluyla mali müşavir bilirkişi tevdi edilmiş ve davaya konu uyuşmazlık hakkında rapor tanzim etmesi sağlanmıştır. Hazırlanan ve dosya arasında yer alan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporu tetkik edilmiş olup raporda da açıklandığı üzere; davalı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin zorunlu olan kısım bakımından açılış ve kapanış onaylarının yapılmış oldukları, davacı tarafça tanzim edilen faturalardan dolayı davalının davacıya 162.676,64 TL borcunun bulunduğu, ancak davalı tarafından davacı hesabına iki adet toplam tutarı 8.500,00 TL olan nakliye faturası kaydı yapıldığı ve bu miktarlar düşüldüğünde davalının davacıya 154.176,64 TL borcunun bulunduğu mütalaa edilmiştir.
Davalının ticari defterleri incelendikten sonra dosya yeniden mali müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş ve davacı tarafın ticari defterleri incelenmiştir. Hazırlanan ve dosya arasında yer alan 25/04/2023 tarihli bilirkişi raporu tetkik edilmiş olup raporda da açıklandığı üzere; davacı tarafından dosyaya ibraz edilmiş olan ticari defterlerin zorunlu olan kısım bakımından açılış ve kapanış onaylarının yapılmış oldukları, davacı tarafça tanzim edilen faturalardan dolayı davalının davacıya 162.676,64 TL borcunun bulunduğu mütalaa edilmiştir.
Tarafların ticari defterlerin yer alan kayıtları karşılaştırıldığında davacı tarafından davalıya satışı yapılan mallar bağlamında kayıtların uyumlu olduğu, ancak borç miktarındaki farklılığın davalı tarafın davacı hakkında oluşturduğu nakliye kaydından kaynaklandığı görülmektedir. Bu yönde davacı vekilince dosyaya teklif formu sunulmuştur.
Bu noktada her ne kadar davalı vekilince teklif formunun süresi içerisinde dosyaya sunulmadığı yönünde savunmada bulunulmuşsa da nakliye borcu kayıtlarının davacı ticari defterlerinde yer almadığı, davalı tarafından bu noktada tek taraflı olarak kayıt oluşturulduğu ve bu durumdan davacının haberdar edildiğine dair dosyada herhangi bir delil bulunmadığı, davacı yanın bu durumu dosyada yer alan 20/01/2023 tarihli bilirkişi raporu ile öğrenmiş olduğunun kabulünün gerektiği, davacı vekilince anılan belgenin bilirkişi raporuna karşı yasal itiraz süresi içerisinde dosyaya sunulmuş olduğu ve bu hususların yanısıra davalı vekilince anılan belgenini içeriği ve müvekkilinin imzası bakımından herhangi bir itiraz ileri sürmediği olguları gözetilerek mahkememizce 6100 sayılı HMK m.145 hükmü uyarınca bu belgeye delil olarak itibar edilmiştir.
Teklif formunun tetkikinde; teklif formunun her iki tarafın da imzasını içerdiği ve içeriğe göre de malların davacının Gaziantep fabrikasında teslim edileceğinin kararlaştırılmış olduğu anlaşılmıştır. Bu haliyle de davalı yanın davacı hakkında açmış olduğu nakliye borcu kayıtlarının yerinde olmadığına kanaat getirilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da her iki taraf tacir olduğundan ve taraf ticari defterleri kayıtları ve teklif formu belgesi uyarınca davacı tarafın, davalıdan davaya konu icra takibinde talep edilen miktar kadar alacaklı olduğuna kanaat getirilmiştir.
Bu hususların yanında bakıldığı zaman davalı tarafın vaki itirazı mahkememizce haksız bulunmuştur. Yine davaya konu alacak da belirlenebilir yani likit niteliktedir. Dolayısıyla da davacı lehine asıl alacak miktarının % 20'si nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Bu açıklamalar doğrultusunda da davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın KABULÜ ile; davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2022/. esas sayılı ilamsız icra takip dosyasında yapmış olduğu itirazının İPTALİNE,
2-Asıl alacak miktarı olan 162.676,64 TL üzerinden %20 nispetinde hesap edilecek icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 162.676,64 TL üzerinden alınması gereken 11.112,31 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 1.964,74 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 9.147,57 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yatırılan 80,70 TL başvurma harcı ile 1.964,74 TL ilam harcının toplamı olan 2.045,44 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 1.710,00 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
7-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 25.401,50 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
8-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
9-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
Dair; davacı vekilinin yüzüne karşı ve davalının yokluğunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi. 30/05/2023