T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLLERİ: ....
DAVALI : ....
DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)
DAVA TARİHİ: 02/06/2021
KARAR TARİHİ: 12/07/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 20/07/2023
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin yük taşıma, nakliye işi ile iştigal eden tüzel kişiliği haiz bir kuruluş olduğunu, müvekkilin karşı yan olan ve TTK hükümlerine göre gönderen sıfatında bulunan .... .... Plastik Züccaciye San ve Tic Ltd Şti'den 28/01/2019 tarihinde İstanbul ilinden Gaziantep Körkün Sanayi Bölgesinde .... .... .... teslim edilmek üzere bir adet kullanılmış makineyi yüklediğini, yükleme işinin TTK hükümleri gereğince de davalı yan tarafından yapıldığını, yükün müvekkile ait .... plakalı çekici ve .... plakalı römork ile taşımaya başlanıldığını, müvekkilin yükü yükledikten sonra Gaziantep'e doğru gelir iken, Adana Akçatekir yolunda yokuş inişi esnasında yük aracın kontrolünü imkansız hale getirdiğini ve aracın sol körüğünün kırıldığını, devamında yükün sallanmaya başladığını ve araca zarar verdiğini, olay üzerine müvekkilin yeni bir araç göndererek zorda olsa yükü Gaziantep'e getirdiğini, kırılan dorse sebebi ile müvekkilin dorseyi imal eden yetkili servise gittiğini, servis aracı kontrolünde araç üzerindeki yükün iddia edildiği gibi 27 ton değil en az 50 ton olduğunu bu nedenle dorsenin şasesinin dayanamadığını ve bu nedenle zarar gördüğünü söylediklerini, yükün ağırlığının ve müvekkilin zararının tespiti amacıyla . 2021/146 K sayılı ilamı ile davacının davalıdan 22.774,00 TL talep edilebileceği yönünde tespitin uygun görüldüğünü ancak davanın talep edilen 7.000,00 TL üzerinden kabul edildiğini, Gaziantep İcra Müdürlüğünün 2021/31802 Esas sayılı dosyası üzerinden Gaziantep 2. Asliye Ticaret mahkemesinin 22.774,00 TL talep edilebileceği kabul edildiğinden ilam ile hükmedilen 7.000,00 TL düşülerek 15.774,00 TL anapara ile ilk davada faiz talep edilmediğinden 22.774,00 TL'ye zararın meydana geldiği tarihten itibaren hesaplanan ticari faiz alacağı ve ihtiyati haciz masrafı için ilamsız takip başlatıldığını, borçlu tarafından bu takibe itiraz edildiğini ve takibin durdurulduğunu, açıklanan tüm bu nedenlerle, davanın kabulü ile davalının Gaziantep İcra Müdürlüğü'nün 2021/31802 esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline, alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı tarafa usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olup davalı taraf süresi içerisinde davaya cevap vermemiştir. Cevap dilekçesi verilmemesi nedeniyle HMK 128 delaletiyle davacının ileri sürdüğü bütün vakıalar davalı tarafından inkar edilmiş sayılmıştır.
DELİLLER:
1-Taraflarca usulüne uygun olarak ileri sürülen iddia ve savunmalar,
2-Gaziantep İcra Dairesinin 2021/. Esas Sayılı İcra Dosyası
3-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
4-Bilirkişi raporları
5-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE :
Dava Nevi İtibari İle Davalı tarafın icra takiben karşı yapmış oldukları İtirazın İptali İstemine İlişkindir.
Uyuşmazlığa uygulanacak normlar açısından yapılan değerlendirme;
İtirazın iptali davası; 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 67 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Buna göre;
i) İlamsız takip yapılmış olması,
ii) Borçlunun bu takibe itiraz etmesi,
İii) İtirazın alacaklıya (davacıya) tebliğinden itibaren alacaklının, bir yıl içinde mahkemeye başvurmuş olması yasal koşullarının gerçekleşmesi gerekir.
Takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı açılan itirazın iptali davasının konusu, icra takibine konu edilen alacaklar olup, davanın amacı itirazla duran takibin devamını sağlamaktır. Bu dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabidir. Davalı borçlunun icra dosyasında ileri sürdüğü itirazlar dışındaki itirazlarını da bu dava içinde ancak cevap süresi içinde ileri sürmesi olanaklıdır. Eğer cevap süresi içinde davalı/borçlu diğer itirazlarını ileri sürmezse mahkeme bunları kendiliğinden göz önüne alamaz, takibe itiraz edilirken bildirilen sebeplerle sınırlı araştırma yapmak durumunda kalır. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 17.09.2019 tarihli ve 2017/19-824 E., 2019/885 K.; 25.11.2020 tarihli ve 2017/(19)11-894 E., 2020/942 K. sayılı kararlarında da değinilmiştir.
Dava, yargılama usulü bakımından genel hükümlere tabi olduğundan; ispat külfeti normal bir alacak davasındaki ile aynıdır. Ancak her iki dava ispat yöntemleri ve hukukî sonuçları bakımından farklılıklar göstermektedir. Bu bağlamda belirtmek gerekirse; HMK’nın 190. maddesi gereğince ispat yükü, kanunda özel düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Bu genel kuralın dışında bazı hâllerde ispat yükü yer değiştirerek davalı tarafa geçer. Bu hâllerden birisi davalının ödeme savunmasında bulunmasıdır. Davacı ya da davalı iddiasını ya da savunmasını HMK’da belirtilen hükümlere göre ispat etmelidir. Buna göre yapılacak yargılama sonunda mahkemece verilecek karar ya davanın kabulü ya da reddine yönelik olacak; ancak takibin iptali ya da devamı hükmünü de içerecektir.
Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere; itirazın iptali davası, icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir.
Ek dava bakımından yapılan değerlendirme;
Her dava, kural olarak iki kısımdan; tespit ve eda kısımlarından oluşur. Davanın kısmi nitelikte olması halinde önceden açılan davada kesinleşen ilamın tespit kısmı, kalan kısım hakkında açılan ikinci davanın tespit kısmı için kesin hüküm oluşturur ve kuşkusuz bağlayıcıdır.
Öğreti ve yargısal uygulamada; kısmi davanın redle sonuçlanması halinde tüm alacak hakkında kesin hüküm oluşacağı kısmi dava kısmen kabul kısmen redle sonuçlanırsa her iki bölüm yönünden de kesin hüküm oluşacağı, kısmi dava tümüyle kabul edilirse de kararın tespit bölümünün açılan ek dava için kesin hüküm oluşturacağı kabul edilmiştir.
Eş söyleyişle; kısmi dava sonunda davalının borcu ödemeye mahkum edilmesi veya kısmi davanın tamamen veya kısmen reddine karar verilmiş olması halinde taraflar arasındaki borç ilişkisinin varlığı ya da yokluğu da tespit edilmiş olur ki bu tespit zorunlu olarak borç ilişkisinin tümünü kapsar. Bu nedenle kısmi dava sonunda verilen ve kesinleşen kararın tespite ilişkin bölümü sonradan açılan ek dava için kesin hüküm oluşturur.
Kısacası ikinci davaya bakan mahkeme, kısmi davanın davalının sorumluluğuna ilişkin bu tespit bölümüyle bağlıdır. Burada davalının haksızlığı olgusu artık tartışılamaz hale gelmiştir. Zira, kesin hüküm bulunan bir konuda mahkemenin bu yönün doğruluğunu yeniden araştırma ve inceleme konusu yapmasına hukuken olanak bulunmamaktadır. Bu yön kamu düzenine ilişkin olup mahkemeler ve Yargıtayca doğrudan doğruya (resen) göz önünde tutulmalıdır.
Kısmi dava sürerken ek davanın açılmış olması halinde davalı ilk itirazda bulunarak birleştirme istememişse kısmi dava ile ek dava birleştirilemez. Ancak, ek davaya bakan mahkeme kısmi davanın sonuçlanmasını bekletici sorun yapmalıdır. Çünkü, kısmi dava tamamen veya kısmen reddedilecek olursa bu karar ek dava için kesin hüküm teşkil edecek, kısmi dava tamamen kabul edilirse de kararın tespite ilişkin bölümü ek dava için kesin hüküm teşkil edecektir.
Açıklanan hususlar Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 15.02.1980 gün ve 1980/9-73 E. 1980/186 K., 02.06.1982 gün ve 1981/11-1130 Esas 1982/549 Karar ve 09.11.1988 gün ve 1988/15-572 Esas 1988/898 K. sayılı kararlarında da açıkça vurgulanmıştır.
Kısmi davada alınan ve kesinleşen hükmün dayanağını teşkil eden bilirkişi raporunun kısmi dava tutarını aşan bölümünün açılan ek davada mahkemeyi bağlayacak nitelikte bir kesin delil mahiyetinde olup olmadığı konusundaki uyuşmazlığa gelince;
Kural olarak, kısmi davada alınan bilirkişi raporlarının açılan ek dava yönünden kesin delil olmayacağı gerek öğretide gerek yargısal uygulamada kabul edilmiştir. Ne var ki, kısmi davada kesinleşen hükme esas alınan rapor tümüyle inceleme ve itiraz konusu yapılıp, tüm yargısal denetim yollarından geçerek toplam alacak miktarını ortaya koyacak şekilde kesinleşmiş ve taraflar yönünden yargısal denetim yolları tüketilerek usulü kazanılmış haklar gerçekleşmişse kesin delil olarak değerlendirilmesi gerekeceği de ortadadır. Bu nedenledir ki, bilirkişi raporlarının takdiri delil oldukları kural ise de somut olay özelliklerine göre kesin delil niteliği alabilecekleri de göz ardı edilmemelidir.
Somut olay bakımından yapılan değerlendirme;
Taraflar arasında uyuşmazlık onusu edilen taşıma işinden kaynaklı uğranılan zarara ilişkin dava Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/324 Esas ve 2021/146 Karar sayılı kararı ile çözüme kavuşturulmuş ve ilgili karar Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi'nin 2022/199 Esas ve 2023/486 Karar sayılı ilamı ile istinaf başvurularının esastan reddedilmesi ile kesinleşmiştir.
Bahse konu mahkememizin kararında davacının zararının 22.774,00 TL olduğu fakat talep doğrultusunda 7.000,00 TL taleple bağlı kalınarak hüküm tesis edildiği görülmüştür.
Bakiye 15.774,00 TL bakımından davacı taraf ilamsız icra takibi başlatmış olup davalının itirazı üzerine mahkememizde itirazın iptali davası ikame edilmiştir.
Yargısal denetimden geçen Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/. Esas ve 2021/. Karar sayılı dosyasında verilen kararda davacının zararının 22.774,00 TL olduğu tespit edilmiş olduğundan artık bu miktar taraflar açısından kesin delil niteliğindedir. Davalı tarafından kesin delilin aksini ispata yarayacak aynı güç bir delil ise ibraz edilmemiştir.
Davacı tarafından bakiye kısım için Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/. Değişik iş sayılı dosyası ile ihtiyati hacze girişilmiştir. Dava konusu edilen icra takibi ise bu ihtiyati haciz kararına ilişkin olup ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti 2021/114 Değişik iş 2021/111 Değişik iş karar sayılı dosyasında karara bağlanmıştır.
Bu kapsamda 1.057,00 TL ihtiyati haciz haciz masraf ve vekalet ücretinin dayanağı Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/. Değişik iş sayılı dosyası iken; 15.774,00 TL'lik asıl alacağın dayanağı ise kesinleşmiş ve taraflar bakımından kesin hüküm teşkil eden Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/324 Esas ve 2021/146 Karar sayılı kararıdır. Anılan her iki alacak kaleminin de varlığı davacı tarafından ispat edilmiş olduğundan davacının itirazının iptali yönünde hüküm tesis edilmiştir.
İşlemiş faiz bakımından yapılan değerlendirme;
Taraflar arasındaki uyuşmazlık her ne kadar davacı tarafından haksız fiilden kaynaklı alacak davası olarak nitelendirilmişse de; dava taşıma sözleşmesi nedeniyle uğranılan zararın tazminine yönelik olup TBK 112'nci maddesi kapsamında kalmaktadır.
TBK 112 maddesi kapsamında borçludan temerrüt faizi talep edilebilmesi için borçlunun temerrüde düşürülmesi gerekemektedir.
Davacı vekiline yargılama sırasında borçlunun temerrüde düşürülüp düşürülmediği hususunda kesin süre verildiğinde davacı vekili mahkememize vermiş olduğu beyan dilekçesi ile davalının temerrüdünün asıl dava olan Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/324 Esas sayılı davasının ikame edildiği tarih ile başlatıldığı yönde beyanda bulunmuşsa da; Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/. Esas sayılı dosyasının kısmi dava olduğu dikkate alındığında ve kısmi davalarda talep edilmeyen kısım bakımından temerrüt olgusunun gerçekleşmeyeceği dikkate alınarak davalının temerrüde düşürülmediği kanaati ile temerrüt faizi bakımından davanın reddine karar verilmiştir.
İcra inkar tazminatı talebi bakımından yapılan değerlendirme;
Burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak Gaziantep 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/. Esas ve 2021/. Karar sayılı kararı ile belirlenmiş olduğundan likit ve belirlenebilir durumdadır. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmemiştir.
Ayrıca davalılar vekili her ne kadar kötü niyet tazminatı talebinde bulunmuşsa da dosya kapsamında taleplerin reddedilen kısımı bakımından davacının kötü niyetli olduğunu gösteren herhangi bir delil mevcut olmadığından 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmündeki kötü niyet şartının gerçekleşmediği kanaatiyle bu yöndeki talebin reddine karar verilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı, taraf beyanları, gelen yazı cevapları birlikte incelendiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş olup, aşağıdaki gibi hüküm kurumuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
DAVANIN KISMEN KABULÜ İLE;
1-Davalının Gaziantep İcra Dairesinin 2021/. Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının ihtiyati haciz masraf ve vekalet ücreti bakımından 1.057,00 TL ve 15.774,00 TL asıl alacak bakımından İPTALİNE, fazlaya dair istemin REDDİNE,
2-Hükmedilen toplam asıl alacak miktarı olan 16.831 TL üzerinden hesap edilecek %20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE,
3- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 16,381,00 TL üzerinden alınması gereken 1.149,72 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 252,14 TL peşin harcın mahsubu ile bakiye 897,58 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 51,50 TL yargılama giderinden giderinin davanın kabul (%80,62) ve ret (%19,38) oranlarına göre hesaplanan 41,52 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 9.200,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA
8-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
9- Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
10-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk dava şartı nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin 02/06/2018 Tarihli ve 30439 Sayılı resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmiş olan Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği m.26/4 hükmü uyarınca davanın kabul ve red oranına göre 1.064,18 TL'sinin davalıdan, 255,82 TL'sinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair; tarafların yüzüne karşı dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, davanın kabul edilen ve reddedilen miktarları değer miktar itibariyle KESİN olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan tarafa okunmak suretiyle tefhim edildi.12/07/2023