T.C.
GAZİANTEP
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO: ....
KARAR NO: ....
HAKİM: ....
KATİP: ....
DAVACI : ....
VEKİLİ: ....
DAVALI : .... UETS
VEKİLLERİ: ....
DAVA: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ: 28/07/2021
KARAR TARİHİ: 24/05/2023
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : 10/06/2023
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 13/03/2021 tarihinde davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı bulunan.... plakalı aracın karşı yönde seyreden .... plakalı araca yandan çarpması ve karşı yönden gelen müvekkil sevk ve idaresindeki .... plakalı aracı ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında müvekkilin yaralandığını, müvekkilin hastanede tedavi gördüğünü, meydana gelen kazada .... plakalı araç sürücüsünün asli ve tüm kusurlu olduğunu, müvekkilin ise bir kusurunun bulunmadığını, açıklanan bu nedenlerle şimdilik; geçici sakatlık dönemi için 5.000,00 TL, sürekli sakatlık dönemi için 20.000,00 TL geçici bakıcı gideri için 2.500,00 TL, sürekli bakıcı gideri için 2.500,00 TL olmak üzere toplam 30.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinden alınarak müvekkiline ödenmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Kazaya karışan .... plakalı aracın müvekkil şirket nezdinde sigortalı bulunduğunu, davacı tarafın müvekkil şirkete usulüne uygun başvuruda bulunmadığını, müvekkil şirketin sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, ilgili yerlerden gerekli raporların alınması gerektiği hususunu da belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER:
1-Tarafların usulünce ileri sürmüş oldukları iddia ve savunmaları,
2-Kazaya ilişkin soruşturma dosyası ve kaza tespit tutanağı,
3-Davalı sigorta şirketi tarafından tanzim edilen ZMSS poliçesi ve hasar dosyası,
4-İlgili kamu kurumlarından celp edilen cevabi yazılar,
5-Dosyada mündemiç kusur ve aktüerya bilirkişi raporları,
6-İlgili yasal mevzuat ve yargısal içtihatlar,
HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLER, TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:
Dava Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) talebine ilişkindir.
Mahkememizin görevi açısından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 17'inci Hukuk Dairesi'nin 2019/6195 Esas, 2020/3056 Karar ve 02/06/2020 tarihli "Dava tarihi itibarı ile yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1. maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği 01.07.2012 tarihinden itibaren yasanın 5/3. maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.
Açılan somut davada davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısı da bulunmaktadır. Sigorta hukuku 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6. kitabında 1401 ve devamı maddelerinde, zorunlu sorumluluk sigortası ise 1483 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Bu durumda Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlardan olması nedeniyle dava ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanı içinde olduğundan" şeklindeki ilamı doğrultusunda davayı görme konusunda mahkememizin görevli olduğu tespit edilmiştir.
Davalının sorumluluğu açısından yapılan değerlendirme;
Sigorta sözleşmesi davanın açıldığı tarih itibariyle somut olaya uygulanması gereken 6762 sayılı TTK’nın 1263. maddenin birinci fıkrasında (6102 sayılı TTK, m. 1401); “Sigorta bir akittir ki bununla sigortacı bir prim karşılığında diğer bir kimsenin para ile ölçülebilir bir menfaatini halele uğratan bir tehlikenin (bir rizikonun) meydana gelmesi halinde tazminat vermeyi yahut bir veya birkaç kimsenin hayat müddetleri sebebiyle veya hayatlarında meydana gelen belli bir takım hadiseler dolayısiyle bir para ödemeyi veya sair edalarda bulunmayı üzerine alır.” şeklinde tanımlanmıştır.
Sigorta sözleşmelerinde sigortacı, sigorta ettirene bir prim karşılığında belirli bir rizikoya karşı koruma sağlamayı üstlenir (Avrupa Sigorta Sözleşmesi Hukuku İlkeleri, m.1:201). Sigorta sözleşmeleri tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun (KTK) 3. maddesinde; araç sahibi, araç için adına yetkili idarece tescil belgesi verilmiş veya sahiplik veya satış belgesi düzenlenmiş kişi, işleten ise; araç sahibi olan veya mülkiyeti muhafaza kaydıyla satışta alıcı sıfatıyla sicilde kayıtlı görülen veya aracın uzun süreli kiralama, ariyet veya rehni gibi hâllerde kiracı, ariyet veya rehin alan kişi olarak tanımlanmış ve ilgili tarafından başka bir kişinin aracı kendi hesabına ve tehlikesi kendisine ait olmak üzere işlettiği ve araç üzerinde fiili tasarrufu bulunduğu ispat edilirse, bu kimsenin de işleten sayılacağı belirtilmiştir. İşleten ile sigorta ettiren kişi de farklı kavramlardır.
İşleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna KTK’nın 85. maddesinde yer verilmiş, aynı Kanun’un 91. maddesi ile poliçenin geçerlilik süresinde meydana gelen kaza tarihinde ve davanın açıldığı tarihte yürürlükte olan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın (ZMSSGŞ) A-3. maddesinde, sigortacının poliçede belirtilen aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK’ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği düzenlenmiştir. KTK’nın 91. maddesi ile işletenlerin 85. maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanması amacıyla mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.
Dosyada yer alan trafik kaza tespit tutanağından ve davalının mahkememize ibraz etmiş olduğu poliçe tetkik edildiğinde kaza tarihinde aracın ZMSS poliçesi ile sigortalanıp sigortalanmadığı tetkik edildiğinde kaza tarihi itibariyle ....plakalı aracın ZMSS ile davalı sigorta şirketi tarafından sigortalandığı tespit edilmiştir.
Davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce yapılan başvuru ve poliçeler;
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesi ile zorunlu mali sorumluk sigortasından faydalanmak isteyen hak sahiplerinin dava yoluna gitmeden önce sigortacıya yazılı başvuru yapması gerektiği düzenlenmiş olmakla birlikte, bu başvuru yapılmadan dava yoluna gidilmesi halinin dahi HMK'nın 115/2. maddesi gereği tamamlanabilir dava şartı olduğu Yargıtay'ın yerleşik uygulamaları ile kabul edilmektedir. (Y4HD 2021/4498 Esas, 2021/7405 Karar sayılı ilamı)
Dosyada yer alan davalı sigorta şirketinin cevabi yazıları ve davacının dosyaya ibraz ettiği başvuru ile başvuruya ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde; davacının iş bu davayı açmadan önce davalı sigorta şirketine 24/06/2021 tarihinde başvuru yaparak, 2918 sayılı KTK m.97 hükmünde düzenlenmiş olan başvuru şartını yerine getirmiş olduğuna kanaat getirilmiştir.
Arabuluculuk dava şartı bakımından yapılan değerlendirme;
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 2021/14429 Esas, 2021/5729 Karar sayılı ve 29/09/2021 Tarihli ilamı ile Gaziantep 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/1131 Esas, 2023/261 Karar sayılı ve 03/02/2023 Tarihli ilamında belirtildiği üzere eldeki dava bakımından arabuluculuk dava şartı bulunmadığı belirtilmiş olup bu nedenle arabuluculuk ücreti davacı üzerinde bırakılmıştır.
Davacıya kaza nedeniyle herhangi bir gelir bağlanıp bağlanmadığı yönünden yapılan tespit;
SGK'ya müzekkere yazılmış olup, SGK yazı cevabında davacıya ödeme yapıldığı görülmüştür.
Kusur yönünden yapılan değerlendirme;
Mahkememizin ara kararı uyarınca bilirkişi tarafından hazırlanan 14/12/2021 tarihli kusur raporunda özetle;
A) ....Plakalı Araç Sürücüsünün;
Yola gereken dikkate ve özeni göstermesi, önünde aynı istikamette seyreden aracı geçmesi için Karayolları Trafik Kanunu'nun 54. Maddesindeki "Geçeceği aracın hızı ile geçme esnasındaki kendi hızını da göz önüne alarak iki yönlü trafiğin kullanıldığı taşıt yollarında karşıdan gelen trafik dahil karayolunu kullananların tümü için tehlike veya engel olmadan geçmek için kullanacağı şeridin yeteri kadar ilerisinin boş olması, zorunludur" hükmü gereği, karşı yönden gelen tarfiği dikkate alması ve önündeki aracı geçmeden önce araçlara uyarı niteliğinde sol sinyali vermesi, gideceği istikamette, karşı yol bölümünün yeteri kadar ilerisini boş olduğu, araç ve yaya trafiği açısında uygun olduğunu gözlemledikten sonra önündeki aracı geçmeye başlaması gerekirken, bu dikkat ve özeni göstermediğini, meydana gelen kazada yol yol üzerindeki, çarpma yeri ve araçlardaki ilk hasar yerleri ile araçların duruş yönleri dikkate alındığında sürücünün Karayolları Trafik Kanunu'nun 54. Maddesini ihlal ettiğini,
B) .... Plakalı Araç Sürücüsünün;
Sürücünün yol için belirlenen 70 km hız limitini %100'den fazla aştığını, karşı istikametten hatalı sollama yaparak şeridine giren .... plakalı aracı karşı kazanın etkilerinin azaltılması veya kazayı önlemek için hızının yüksek olmasından dolayı, gündüz vakti, görüşün açık olduğu zamanında etkin fren tedbirine başvurması için imkan ve zaman kalmadığını, yol platform genişliğinin 11 metre olması, araçları yol üzerindeki çarpma yeri, araçlardaki ilk hasar yerleri, çarpma sonrası araçların duruş yerleri ve şekil birlikte değerlendirildiğinde, sürücünün yüksek hızının sonuca etkisinin olduğu kazada Karayolları Trafik Kanunu'nun hızın gerekli şartlara uygunluğunu sağlamak başlıklı 52/1-b maddesindeki "Sürücüler hızlarını kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak zorundadırlar" maddesini ihlal ettiğini,
C) .... Plakalı Araç Sürücüsünün;
İki yönlü yolda kendi seyir şeridinde seyri sırasında, aynı istikametten gerisinden gelen ....plakalı aracın kendi aracını geçmek istediği esnada, aracının sol yan kısmına ve karşı istikametten gelen araçla karşılıklı kafa kafaya çarpışması sonucu meydana gelen kazada sürücünün herhangi bir kural ihlalinin bulunmadığını mahkememize bildirmiştir.
Yine mahkememizin 2 no.lu celsesi, 1 no.lu ara kararı gereği, dosyada yer alan kusur bilirkişi raporu ve kaza tespit tutanağı arasındaki çelişkinin giderilmesi ayrıca taraf itirazlarının değerlendirilmesi için dosya Kara Yolları Genel Müdürlüğü Fen Heyetin'e tevdii edilmiş olup, hazırlanan 31/05/2022 tarihli heyet raporunda özetle;
A) .... Plakalı Araç Sürücüsünün;
yerleşim yeri dışında, görüşün açık, azami hızın 70 km/saat olarak belirlendiği iki yönlü yolda seyretmekte iken daha dikkatli ve tedbirli davranmadığını, yönetimindeki aracın hızını; aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara göre ayarlamadığını, olay mahallinde yüksek hızla seyretmekle, dikkatsiz ve tedbirsiz davranarak, öndeki taşıtı geçmenin yatayda çift çizgi ile yasaklandığı yol kesiminde olmasına rağmen önünde seyretmekte olan aracı geçme teşebbüsünde bulunmadan önce bu araç sürücüsünü ses ve ışık cihazları ile etkili olarak uyarmadığını, ön ilerisindeki sol şeridin geçmeye müsait olduğunu anladıktan sonra hızını artırarak önündeki aracı geçmeye başlaması, geçişini tamamladıktan sonra sağ şeride yönlenmesi gerekirken bu kurallara uygun davranmadığını, 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun “Sürücü belgesi alma zorunluluğu” 36. Madde”, ”Karayollarında trafiğin akışı” 46.Madde, “Trafik işaret ve kurallarına uyma zorunluluğu” 47.madde, “Geçme kural ve yasakları” 54. Madde hükümlerine aykırı davranarak, 84. maddede sayılan asli kusurlu hallerden şerit tecavüzünde bulunmakla meydana gelen olayda %100 (yüzde yüz) oranında tamamen kusurlu olduğunu,
B) ....Plakalı Araç Sürücüsünün;
İdaresindeki araçla Gaziantep yönünden Burç yönüne kendi şeridinde seyir halinde bulunduğu sırada hatalı sollama yaparak şeridine giren sürücü belgesiz sürücüsü ...., idaresindeki .... plakalı otomobile karşı alabileceği herhangi bir tedbir bulunmadığından meydana gelen olayda kusurunun bulunmadığını,
C) .... Plakalı Araç Sürücüsünün;
İdaresindeki araç ile 3,50 metre genişliğindeki, sağ şeritte seyrettiği, arkasından gelmekte olan.... idaresindeki....plakalı otomobilin çift çizgi ile çizilmiş öndeki taşıtın geçmesinin yasaklandığı çizgiye rağmen kendisini geçmek istediği sırada karşı yönden gelen aracı fark ettiğinde sağa yönelmesi ile aracına sol arkadan başlamak üzere çarparak aracının hasarlanmasına neden olduğu olayda kusurunun bulunmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
6098 sayılı TBK'nun 74'üncü maddesi gereği hakim kusur oranını belirlemede tam bağımsız ve yetkili kılınmıştır.
Denetime elverişli kusur bilirkişi raporunda kazanın gerçekleşme şeklinin doğru bir şekilde irdelendiği, soruşturma dosyasındaki taraf anlatımları, kaza tespit tutanağı ile mahkememizce alınan bilirkişi raporunun uyumlu olduğu ve bu haliyle de raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olduğuna kanaat getirilmiş ve hükme esas alınmıştır.
Davalı tarafından sigortalanan aracın olayın meydana gelmesinde %100 kusurlu olduğuna kanaat edinilmiştir.
Maluliyet yönünden yapılan değerlendirme;
Kusura ilişkin tespit yapıldıktan sonra dosya maluliyet bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir. Burada davacının maluliyeti tespit edilirken öncelikle hangi yönetmeliği uygulanacağının belirlenmesi gerekmektedir.
Bu noktada alınacak maluliyet raporlarında uygulanacak yönetmeliğin tespitine ilişkin olarak; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2020/7120 Esas, 2021/2627 Karar sayılı ve 11/03/2021 Tarihli ilamında "...2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeni ile maddi tazminat istemine ilişkindir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden kaza tarihi 11.10.2008 tarihinden önce ise Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurul Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir..." denilmektedir. Görüldüğü üzere uygulanacak yönetmeliği tespiti noktasında kaza tarihinin baz alınması gerekmektedir.
Dosyada alınan 10/08/2022 tarihli maluliyet raporunda özetle;
Davacı ....'ın 13/03/2021 tarihinde geçirdiği trafik kazası sonucunda oluşan arızaları 20/02/2019 gün ve 30692 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan "Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik" hükümlerine göre özür oranı hesaplamasında;
Engel oranının %5(beş) olduğunu,
Tıbbi iyileşme süresi göz önüne alındığında 9(dokuz) ay süre ile geçici iş göremezliğinin olduğunu,
İyileşme dönemi içerisinde 1(bir) ay tam gün bakıcı ihtiyacı olduğunu,
Devamlı suretle başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığını mahkememize bildirmişlerdir.
Kazanın gerçekleştiği tarihteki yürürlükte olan yönetmeliğe göre alınan ve kaza neticesinde meydana gelen arazları doğru şekilde tespit eden bilirkişi raporu hükme esas alınmıştır.
Talep edilebilecek tazminat miktarının belirlenmesi yönünden yapılan değerlendirme;
Burada davacının talep edebileceği tazminat miktarının belirlenmesi noktasında baz alınacak yaşam tablosu ve uygulanacak hesaplama yönteminin de ayrıca irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi'nin 2019/1290 Esas, 2021/751 Karar sayılı ve 21/05/2021 Tarihli ilamında "...Mahkemece yapılacak iş, bilirkişi kuruluna anılan yönetmelik çerçevesinde yeni bir maluliyet raporu tanzim ettirdikten sonra, davacının muhtemel yaşam süresinin TRH 2010 yaşam tablosuna göre belirlenerek, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için yeni bir aktüerya raporu almaktan ibaret olup..." denilmektedir.
Dosya hesaplama yapılmak üzere aktüerya bilirkişisine tevdi edildiği, bilirkişi hazırlamış olduğu 15/02/2023 tarihli raporda özetle;
13/03/2021 tarihinde meydana gelen olay nedeniyle davacının talebi ile davalının sorumluluğunun nihai takdirinin yüksek mahkemelerine ait olmak üzere, davacının %5 malul oranı, 9 ay geçici iş göremezlik süresi ve 1 ay tam gün bakıcı ihtiyacı süresi içerisindeki maddi tazminatının hesaplandığını, davacıya ödenen geçici iş göremezlik ödemesi mahsup edilmek suretiyle kusur indirimsiz;
1-Yargıtay 17. Hukuk Dairesi ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin Güncel Uygulamaları Kapsamında TRH-210 Erkek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve Prograsif Rant %10 Arttırım %10 İndirim Yöntemine göre yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik tazminatının = 21.776,10 TL,
Sürekli iş göremezlik tazminatının = 253.329,05 TL,
Bakıcı gideri tazminatının = 3.577,50 TL olduğunu,
Davacı vekilinin dava dilekçesi ile sürekli bakıcı gideri talebinde bulunmuş ise de, davacının meydana gelen kaza nedeniyle devamlı surette başkasının yardım ve bakımına muhtaç olmadığı bilirkişilerce raporlanmış olduğundan davacının sürekli bakıcı gideri yönünden maddi zararının olmadığını,
2-0412/2021 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan ZMMS Genel Şartlar Kapsamında TRH-2010 Erek/Kadın Türkiye Hayat Tablosu ve Dönem Başı Ödemeli Tam Hayat Anüitesi 1,65 Teknik Faiz Yöntemine göre yapılan hesaplamada;
Geçici iş göremezlik tazminatının = 21.776,10 TL,
Sürekli iş göremezlik tazminatının = 175.174,31 TL,
Bakıcı gideri tazminatının = 2.825,90 TL olduğunu,
Kaza tarihinde Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesinin kişi başına sakatlanma ve ölüm teminatının 430.000,00 TL olduğunu, hesaplanan tazminatın poliçe teminat limiti dahilinde bulunduğunu mahkememize bildirmiştir.
Yukarıda zikredilen güncel Yargıtay içtihatları nazara alınarak TRH 2010 Ulusal Yaşam Tablosu ve prograsif rant usulüne göre ve teknik faizsiz, 2023 yılı asgari ücretine göre alınan rapor hükme esas alınmıştır.
Davalının geçici işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının teminat kapsamında olmadığına dair itirazları bakımından yapılan değerlendirme;
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 54. maddesinde, bedensel zarar kapsamına giren zarar türleri örnekseme yoluyla sayılmış olup, Daire uygulamaları gereği geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve SGK sorumluluğunda olmayan (belgesiz) tedavi giderleri de anılan kanun hükmü kapsamında tazmini gereken zararlardandır.
Diğer yandan, davalı tarafın savunması haklı kabul edilerek, 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMSS Genel Şartları'nın A.5-b maddesi gereği, zarar görenin tedavisinin devam ettiği döneme ilişkin geçici bakıcı gideri zararının, geçici işgöremezlik zararının ve tedavi giderlerinin sağlık giderleri içinde yer aldığı ve ZMSS teminatı kapsamında olmadığı kabul edilmişse de, 6111 sayılı Kanun'un 59.maddesi ile değişik Karayolları Trafik Kanunu'nun 98.maddesinde Sosyal Güvenlik Kurumu'nca karşılanacak sağlık hizmeti bedellerinin neler olduğu açıklanıp sınırlandırılmıştır. KTK'nın 98.maddesi gereği SGK Başkanlığı'nın sorumlu olduğu sağlık giderleri, trafik kazaları nedeniyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer resmi ve özel sağlık kuruluşlarında yapılan tıbbi tedaviye ilişkin sağlık hizmet bedellerinden ibarettir. SGK'nın hangi sağlık giderlerinden sorumlu olduğu kanunla belirlenmiş olup, normlar hiyerarşisinde daha altta olan genel şartlar ile kanun kapsamının değiştirilip genişletilemeyeceği aşikardır. (Emsal kararlar için bknz. Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8288 Esas ve 2022/1147 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4’üncü Hukuk Dairesi’nin 2021/8341 Esas ve 2022/1644 Karar sayılı ilamı)
Güncel yargıtay içtihatlarının bakıcı gideri açısından brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplamanın dikkate alınması gerektiği belirtildiğinden brüt asgari ücret üzerinden yapılan hesaplama hükme esas alınmıştır. (Emsal karar için bknz. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 04/04/2019 tarih, 2016/8786 Esas, 2019/4141 Karar sayılı ilamı)
Müterafik kusur indirimi bakımından değerlendirme;
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur, Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun, zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılması da gerekebilecektir.
Dosya içeriğine bakıldığı zaman davacının müterafik kusurunun bulunmadığı kanaati hasıl olmuştur.
Hatır taşıması bakımından yapılan değerlendirme;
Ayrıca bu noktada hatır taşıması ancak davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısı bakımından gündeme gelebilecektir. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2016/3454 Esas, 2019/224 Karar sayılı ve 16/01/2019 Tarihli ilamında "...3-Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Hatır taşımaları bir menfaat karşılığı olmadığından, bu gibi taşımalarda BK.nun 43. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmakta ise de bu indirimin yapılabilmesi için davalının savunmasında bu hususu ileri sürmesi icap eder. Davalı sürücü ...'nun bu yönde bir savunması olmamasına rağmen mahkemece sürücü yönünden de resen hatır taşıması indirimi yapılması isabetli değilir..." denilmektedir.
İlam metninden de açıkça anlaşıldığı üzere hatır taşıması savunması defi niteliğinde olup süresi içerisinde verilen cevap dilekçesinde usulünce ileri sürülmedikçe mahkemece resen nazara alınamayacaktır. Dosyaya bakıldığı zaman davalı taraf 6100 sayılı HMK m.317/2 hükmünde düzenlenen yasal cevap süresi içerisinde cevap dilekçesini dosyaya sunmuş ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiği yönünde savunmada bulunmamıştır.
Bunun yanında hatır taşımasının ancak taşınanın bulunduğu araç bakımından ileri sürülebileceği dikkate alındığında; davalı açısından davacının karşı araç sürücüü olması ve davalının taşıyan araç sigortası olmadığı için hatır taşıması indirimini gerektirecek bir durumun bulunmadığı değerlendirilmiştir.
Bedel artırım talebi açısından değerlendirme;
Davacının dava dilekçesinde davanın açıkça belirsiz alacak davası olduğu belirtildiğinden dava kısmi alacak davası olarak değerlendirilmiştir. (Emsal karar için bknz. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2021/9-485 Esas ve 2021/971 Karar sayılı ilamı)
Davacı vekili 02/03/2023 havale tarihli değer arttırım dilekçesi sunmuş olup, dava kısmi alacak davası niteliğinde olduğundan değer arttırım dilekçesi ıslah dilekçesi olarak kabul edilerek davalı tarafa tebliğ edilmiştir.
Davacı davasını ikame ederken, geçici sakatlık dönemi için 5.000,00 TL, sürekli sakatlık dönemi için 20.000,00 TL geçici bakıcı gideri için 2.500,00 TL, sürekli bakıcı gideri için 2.500,00 TL talep etmiştir. Değer artırım dilekçesi ile geçici sakatlık dönemi için 21.776,10 TL, sürekli sakatlık dönemi için 253.329,05 TL geçici bakıcı gideri için 3.577,50 TL ve sürekli bakıcı gideri için 2.500,00 olmak üzere dava değerini 281.182,65 TL olarak artırmıştır.
Davacının sürekli bakıcı ihtiyacının bulunmadığı maluliyet bilirkişi raporu ile belirlendiğinden sürekli bakıcı talebi bakımından talebin reddine karar vermek gerekmiştir.
Faiz başlangıcı yönünden yapılan değerlendirme;
Davacının iş bu davaya açmadan önce davalı sigorta şirketine yaptığı başvurulara ilişkin tebliğ mazbataları tetkik edildiğinde başvuru dilekçesinin davalıya 24/06/2021 tarihinde ulaşmış olduğu görülmektedir. Bu noktada 2918 sayılı KTK m.99/1 hükmünde "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." denilmektedir. Bu haliyle davalının temerrüde düşme tarihi 06/07/2021 tarihidir.
Davalının sigortaladığı aracın poliçesi tetkik edildiğinde aracın hususi kullanıma özgü olduğu dikkate alınarak yasal faize hükmedilmiştir.
Neticeten;
Tüm dosya kapsamı denetime elverişli olarak alınmış bilirkişi raporları, taraf beyanları, birlikte değerlendirildiğinde davacının davasının kısmen kabul kısmen reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın KISMEN KABUL ve KISMEN REDDİ ile, 253.329,05 TL kalıcı işgöremezlik, 21.776,01 geçici işgöremezlik ve 3.577,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 278.682,65 TL tazminatın davalının temerrüt tarihi olan 6.07.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, fazlaya dair taleplerin REDDİNE,
2- Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu uyarınca davanın kabul edilen değeri olan 278,682,65 TL üzerinden alınması gereken 19.036,81 TL ilam harcından davacı tarafından yatırılan 102,47 TL peşin harç, 858,38 TL tamamlama harcının toplamı olan 960,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 18.075,96 TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
3-Davacı tarafından yatırılan 102,47 TL peşin harç, 858,38 TL tamamlama harcının toplamı olan 960,85 TL'nin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafından yargılama nedeniyle sarf edilen toplam 4.826,80 TL yargılama giderinin davanın kabul (%99,11) ve ret (%0,89) oranlarına göre hesaplanan 4.783,88 TL yargılama ve 59,30 TL başvurma harcının toplamı olan 4.843,18 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE, kalan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın kabul edilen değeri üzerinden hesaplanan 42.015,57 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT hükümleri uyarınca davanın ret edilen değeri üzerinden hesaplanan 2.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
7-Davalı tarafından yargılama nedeniyle herhangi bir yargılama gideri sarf edilmediğinden bu hususta KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
8-Karar kesinleştiğinde artan avansın 6100 sayılı HMK m.333 hükmü uyarınca resen yatıran tarafa İADESİNE,
9-Dava açılmadan önce başvurulan arabuluculuk kurumu nedeniyle hazineden karşılanmış olan 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu AÇIK olmak üzere karar verildi, verilen karar hazır bulunan taraflara okunmak suretiyle tefhim edildi. 24/05/2023