T.C.
GAZİANTEP
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO: ... Esas
KARAR NO: ...
BAŞKAN: ......
ÜYE:......
ÜYE: ........
KATİP: ......
DAVACILAR: 1- ....
2- ...
3-....
4- ....
5-......
VEKİLLERİ: Av....
Av..........
DAVALI : .........
DAVA: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin)
DAVA TARİHİ: 29/09/2021
KARAR TARİHİ: 14/12/2023
GEREKÇELİ KARAR
YAZIM TARİHİ : 25/12/2023
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma Veya Çıkarılmaya İlişkin) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; muris ......'nun mirasçıları olan müvekkillerinin muristen intikal eden .....de bulunan 40 paylık hisseleri bulunduğunu, diğer mirasçı davalının aldatma kastıyla müvekkillerini notere götürerek muristen intikal eden payları kendisine devrettirdiğini, böylelikle aldatma kastını gerçekleştirerek şirket hisselerinin tamamını aldığını, murisin ölüm tarihinden çok kısa bir süre sonra devir işlemlerinin gerçekleştirilmesinin davalının kötüniyetli olduğunu gösterdiğini, bu nedenlerle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da zararın endişesi mevcut olduğundan......i'ye ilgi payların korunmasına yönelik tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: Davacıların yeterli bilgilendirme olmadan ve okumadan noterlik belgelerini imzaladıklarını ve ne için imza attıklarını bilmeden imza attıkları ve aldatıldıkları iddialarını kabul etmediklerini, yapılan tüm işlemlerin yasal prosedürler yerine getirilerek icra edildiğini, devir işlemlerinin şekil şartlarına uygun olarak yapıldığını, 31/03/2020 tarihinde alınan genel kurul kararı ile mirasçılara kalan payların ve isimlerin Karar Defterine yazıldığını, mirasçılardan...... İ......ntikal eden sermaye tutarının belirtilerek feragatname ile mirasçılardan .... lehine feragat edildiğinin açıklandığını, kararın tescil ve ilan edilmesine oy birliği ile karar verildiğini, devir sözleşmesinin noterlikçe onaylandığını, davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığını, bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, mahkemece şirketin 1 payına karşılık gelen gerçek değerin bilirkişi heyetine tevdi edilmeden araştırılmadığını, öte yandan davalı tarafın ödeme yapma iddialarının da araştırılmadığını, bunlar araştırılmadan verilen karar hakkaniyete ve hukuka aykırı bir karar olduğunu, davalı taraf ödemeyi elden yaptık demelerine rağmen, kabul anlamında olmamak üzere, ödemenin ne kadar olduğu, ne şekilde yapıldığı, yapılıp yapılmadığı mahkemece araştırılmadan işbu karar verildiğini, müvekkillerinin gelenek ve göreneklerine bağlı insanlar olup, noterlik işlemleri dava işlemlerinden, şirket işlerinden uzak bir hayat yaşadıklarından hukuka güvenerek, mahkemelerin gerçeği araştıracağını bilerek işbu davayı açtıklarını belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.
Dava hukuksal niteliği itibariyle, hile (aldatma) irade fesadına dayalı olarak limited şirket hisse devir sözleşmesinin iptali ile davacılar adına tescili istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacılar eldeki davada anılan hisseler üzerinde hak iddia ettiğinden başka bir deyişle taraflar arasında hisselerin mülkiyeti konusunda uyuşmazlık bulunduğundan dava nisbi harca tabi bir dava olup mahkemece, harcın ödenip ödenmediğinin re'sen gözönünde bulundurulması gerekmektedir. Bu durumda mahkemece, davanın açıklanan mahiyetine göre öncelikle iptali istenilen limited şirket hisselerinin dava tarihi itibariyle davacıların miras hissesine düşen payları yönünden harca esas değerinin tespiti gerekir.
Mahkemece yapılacak iş, şirket malvarlığı üzerinde rayiç bedellerine göre değerlerinin tespiti için mahallinde ilgili teknik bilirkişiler eşliğinde keşif icra edilerek öncelikle dava tarihi itibariyle harca esas değeri belirledikten sonra, 492 Sayılı Harçlar Kanunu'nun 30. maddesi uyarınca harcın ikmali için öncelikle davacılara mehil verilmek, anılan kanunun 32. ve yönetmeliğin 54. maddesine göre harç ikmali cihetine gidilerek neticesine göre karar verilmesi gerekirken anılan yasal düzenlemeler nazara alınmadan eksik tahkikat ile yazılı şekilde davanın esasına ilişkin hüküm verilmesi doğru görülmemiş, kamu düzenine ilişkin harç eksikliğinin tamamlatılması amacıyla hüküm esastan incelenmeksizin kaldırılarak dosyanın ilk derece mahkemesine iadesine karar verilmesi gerektiği kanaatine varılmış ..." denilerek karar kaldırılarak dosya mahkememize iade edilmiştir.
Mahkememizin 22/12/2022 tarihli celsesinin 2 nolu ara kararı gereğince refakate alınacak bir inşaat mühendisi gayrimenkul değerlendirme uzmanı, bir makine mühendisi, bir SMMM bilirkişi ve bir marka uzmanı bilirkişi refakatinde mahallinde keşif yapılmış, keşfe ilişkin bilirkişi raporu taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davaya konu şirketin rayiç değerinin belirlenmesi suretiyle ek rapor aldırılması için dosyanın daha önce rapor tanzim eden bilirkişi heyetine tevdii edilmiş, bilirkişi heyeti ek raporunda dava dışı . Simit Fırını Gıda San. ve Tic. Ltd. Şti'nin 31/12/2022 tarihi itibariyle 259.268,57-TL rayiç değere sahip olduğunu belirtmiştir.
Ek rapor taraf vekillerine usulüne uygun olarak tebliğ edilmiştir.
Davacılar vekili ek rapor doğrultusunda eksik harcı ikmal etmiştir.
GEREKÇE VE KANAAT:
Dava; hile (aldatma) hukuksal nedenine dayalı limited şirket hisse devir sözleşmesinin iptali ile davacılar adına hisseleri oranında tescili istemine ilişkindir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 595. maddesine göre;
(1) Esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır. Ayrıca devir sözleşmesinde, ek ödeme ve yan edim yükümlülükleri; rekabet yasağı ağırlaştırılmış veya tüm ortakları kapsayacak biçimde genişletilmiş ise, bu husus, önerilmeye muhatap olma, önalım, geri alım ve alım hakları ile sözleşme cezasına ilişkin koşullara da belirtilir.
(2) Şirket sözleşmesinde aksi öngörülmemişse, esas sermaye payının devri için, ortaklar genel kurulunun onayı şarttır. Devir bu onayla geçerli olur.
(3) Şirket sözleşmesinde başka türlü düzenlenmemişse, ortaklar genel kurulu sebep göstermeksizin onayı reddedebilir.
(4) Şirket sözleşmesiyle sermaye payının devri yasaklanabilir.
(5) Şirket sözleşmesi devri yasaklamış veya genel kurul onay vermeyi reddetmişse, ortağın haklı sebeple şirketten çıkma hakkı saklı kalır.
(6) Şirket sözleşmesinde ek ödeme veya yan edim yükümlülükleri öngörüldüğü takdirde, devralanın ödeme gücü şüpheli görüldüğü için ondan istenen teminat verilmemişse, genel kurul şirket sözleşmesinde hüküm bulunmasa bile, onayı reddedebilir.
(7) Başvurudan itibaren üç ay içinde genel kurul reddetmediği takdirde onayı vermiş sayılır.”
Davacılar ile davalı..... arasında Gaziantep ......oterliği'nin 31/03/2020 tarih ve........yevmiye nolu "Düzenleme Şeklinde Feragatname" başlıklı limited şirket pay devri sözleşmesinin 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesindeki düzenlemelere uygun olduğu; esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işbu sözleşmenin noter tarafından düzenleme şeklinde yapıldığı; devrin, şirket ortaklar kurulu kararı ile hisse devir ve temlik sözleşmesinin onaylanarak ortaklar pay defterine kaydedildiği; hisse devrinin yasadaki koşullara uygun yapıldığı ve geçerlilik şartlarını haiz olduğu, değerlendirilmiştir.
Davacılar, davalı...... ile yaptıkları Gaziantep .....Noterliği'nin 31/03/2020 tarih ve 11285 yevmiye nolu limited şirket pay devri sözleşmesi'nin hile (aldatma) nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürmüştür.
6098 sayılı TBK'nın 36. maddesine göre "Taraflardan biri, diğerinin aldatması sonucu bir sözleşme yapmışsa, yanılması esaslı olmasa bile, sözleşmeyle bağlı değildir.
Üçüncü bir kişinin aldatması sonucu bir sözleşme yapan taraf, sözleşmenin yapıldığı sırada karşı tarafın aldatmayı bilmesi veya bilecek durumda olması hâlinde, sözleşmeyle bağlı değildir."
Bilindiği üzere, "hile"(aldatma); genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı koruma yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede ise yanıltma söz konusudur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 36/1. maddesinde açıklandığı gibi; taraflardan biri diğer tarafın kasıtlı aldatmasıyla sözleşme yapmaya yöneltilmişse, yanılma (hata) esaslı olmasa bile aldatılan taraf için sözleşme bağlayıcı sayılamaz. Değinilen koşulların varlığı halinde aldatılan taraf hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili (makable şamil) olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde, sözleşmenin karşı tarafına yöneltilecek tek taraflı bir irade açıklaması ile bildirilebileceği gibi def'i veya dava yoluyla da kullanılabilir.
Somut olayda; dosya kapsamı, deliller, dinlenen tanık beyanları ile yukarıda yapılan açıklamalara göre; davacı ile davalılar arasında yapılan sözleşmenin, 6102 sayılı TTK'nun 595. maddesindeki düzenlemelere uygun olduğu; geçerlilik şartlarını haiz bulunduğu; sözleşmenin, hile (aldatma) veya iradenin fesada uğratılması ile yapıldığına ilişkin iddianın ispatına yönelik yazılı bir delil bulunmadığı gibi, bu maddi olguyu doğrulayacak mahiyette başkaca delil de bulunmadığı, tanık beyanlarının da hile (aldatma) veya iradenin fesada uğratılması olgularını ispata yeterli olmadığı; hisse devrinin, davacıların da katıldığı şirket ortaklar genel kurulu kararıyla onaylandığı; bu şekilde davacıların, davalı . . karşı hile (aldatma) nedenine dayalı olarak açtığı davasını ispatlayamadığı kanaati ile davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü KÜ M: Gerekçesi yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davanın reddine,
2-Alınması gereken 269,85-TL karar ve ilam harcının peşin alınan 1.062,64-TL harçtan mahsubu ile fazladan alınan 792,79-TL harcın talep halinde davacılara iadesine,
3-Davacıların yaptığı tüm yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalının yaptığı herhangi bir yargılama gideri olmadığından bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre takdir olunan 17.900,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı.14/12/2023