Gereği düşünüldü:
İDDİA: "Şüpheli ile ölen ....'ın yaklaşık 12 yıl önce evlendikleri, ölen ....'ın şüpheli ile evlenmek istemediği ancak töre saiki ve ailelerin baskısı nedeniyle şüpheli ile ölen ...'nın evlendirildikleri, daha henüz evlendiklerinde şüpheli İ. K.'ın ölen ....'a hitaben "sen benimle evlenmek istemediğini yüzüme karşı söylediğin için seni damla damla öldüreceğim" dediği, şüpheli ile ölen ....'ın Şanlıurfa ili Uğurlu Köyünde ikamet ettikleri, ....'ın ablası olan A. K.'ın şüphelinin kardeşi İmam K. ile evli olduğu, bundan başka ....'ın ... adındaki ablasının da şüpheli İ. K. ile İmam K.'ın babası İ. ile evli olduğu, şüpheli İ. K.'ın 9 erkek kardeşinin olduğu, ölen ....'ın iki erkek kardeşinin olduğu, şüpheli İ. K.'ın bu nedenle ....'ın kardeşlerinden ve ailesinden çekinmeden ve baskı görmeden ölen eşini sürekli olarak darp ettiği, dövdüğü ve bu eylemlerini sürekli olarak tekrar ettiği, ....'ın annesi F. K.'ın Cumhuriyet Başsavcılığımızca bizzat alınan ifadesinde özetle; eniştesi olan şüpheli İ.'in ölen kızı ...'yı sürekli olarak dövdüğünü, işkence yaptığını ancak eniştesinin 9 kardeş olduklarını, kendisinin iki erkek çocuğu olduğunu bu nedenle şüpheli eniştesi İ. K.'ın kızına yaptığı işkence ve kötü muameleyi görmezden geldiklerini, ses çıkarmadıklarını ve adli mercilere başvurmadıklarını beyan ettiği,
Ölen ....'ın ölümünden önceki darp edilme eylemi nedeniyle 27/01/2016 tarihinde bilinci kapalı bir şekilde Edessa hastanesine getirildiği, Buradan Balıkgöl Devlet hastanesine sevkinin yapıldığı, tedavisinin ardından aynı gün hastaneden çıktığı daha sonra 08/02/2016 tarihinde polise verdiği ifadesinde özetle; 23/01/2016 günü eşinin tır şoförü olması nedeniyle kendisini annesinin ikameti olan Şanlıurfa Merkez/Hayati Harrani Mahallesine bıraktığını, kendisi annesinin ikametinde tek başına bulunurken ikametinin kapısının açık olduğunu, tanımadığı muhtemelen Suriye'li olduğunu düşündüğü, Arapça konuşan iki kişinin içeri girdiklerini 500 TL tutarındaki altın kolyesini boynundan aldıklarını ve boynuna vurduklarını bu nedenle bayıldığını, kimseden davacı ve şikayetçi olmadığını, darp edilme alayı ile ilgili eşinin sorumlu olmadığını beyan ettiği,
....'ın darp edilip Edessa hastanesine getirilme eylemi ile ilgili şüpheli İ. K.'ın alınan 08/02/2016 tarihli ifadesinde özetle; eşinin darp edildiği eylemden birkaç gün önce yani 23/01/2016 günü eşini annesinin ikametine bıraktığını, tır şoförü olması ve yükünün bulunması nedeniyle Şırnak ili Silopi ilçesine gittiğini ve olay günü olan 26/01/2016- 27/01/2016 tarihinde Silopi'de olduğunu, 27/01/2016 günü gece saatlerinde eşinin ablası olan A. K.'ın kendisini telefonla arayıp eşinin darp edildiğini beyan ettiğini, kendisinin de 28/01/2016 günü Şanlıurfa iline geldiğini ve eşinin yanına gittiğini, eşini darp etmediğini beyan ettiği,
Bilgi sahibi sıfatıyla 27/01/2016 beyanda bulunan H. G.'ün beyanında özetle; ölen ....'ın kendisine "eve hırsızların girdiğini ve kendisini darp ettiğini, elinde ki bileziğini ve boynunda ki kolyesini aldıklarını söylediğini" beyan ettiği, Ancak;
Edessa hastanesinde alınan 27/01/2016 tarihli raporda ölen ....'ın hastaneye bilincinin kapalı, durumun kötü, kafa sağ frontil, gözlerde ekimoz ödemi, oksipital bölgede ödem, her iki gözde ödem, yüzde ekimozlar-ödem, boyun her iki tarafında lesyonlar, sol göğüs altında ekimoz, her iki kol bileğinde çeşitli ekimozlar, bacak laterlerinde ekimoz, kalçalarda iki üç cm kesinin mevcut olduğunun açıkça belirtilmesi karşısında ölen ....'ın, şüpheli İ. K.'ın ve bilgi sahibi olarak ifadesine başvurulan H. G.'ün beyanlarının rapor içeriği ile uyuşmadığının açıkça görüldüğü,
Ölen ....'ın daha sonra 09/02/2016 tarihinde Edessa hastanesine götürüldüğü ve burada yapılan tüm tıbbi müdahalelere rağmen kurtarılamayarak vefat ettiği, şüpheli ölüm nedeniyle başlatılan soruşturma kapsamında; ölen ....'ın annesi olan F. K. bizzat Cumhuriyet Başsavcılığımıza gelerek kızının ölümü ile ilgili her şeyi anlatacağını beyan etmesi üzerine; Başsavcılığımız tarafından bizzat alınan ifade beyanında özetle; kızı A.'nin kendisini aradığını, ...'yı kocasının öldüresiye dövdüğünü, 3 gün kocasının kendisini evde tedavi etmeye çalıştığını, ancak ...'nın kendisine gelemediği ve iyileşmediği için kendisine getirdiğini ve şüpheli İ.'in kendisine hitaben "al kız kardeşine bak, doktora götürme, yüzündeki morluklar, gözündeki kararmalar geçtikten sonra yinede iyileşmezse doktora götürürsün" dediğini, devamla kızı A.'nin ölen ...'ya bir gün baktıktan sonra iyileşmeyince torunu H. ile kızı A.'nin ölen kızı Sama'yı doktora götürdüklerini , eniştesi İsmal'in kendisine baskı yaptığını bu nedenle ifade veremediğini ve doğruları anlatmadığını kendisine söylediğini,
Eniştesi İ.'in kızını darp ettiğini, öldüresiye dövdüğünü, 26-27- ocak tarihlerinde şehir dışında olmadığını, kızı ...'nın hastanede çıktıktan sonra torunu H. ve H.'in annesinin ...'yı alıp A.'nin evine getirdikleri, A.'nin ...'ya 3-4 gün baktığını, kendisinin de arada sırada ...'yı görmeye gittiğini, şüpheli eniştesinin kendisine hitaben "sen gitmeyeceksin görmeyeceksin, ... seni görünce nazlanıyor" deyip gitmesini istemediğni kendisinin de korktuğu için gizlice gittiğini, şüpheli İ.'in 3 gün sonra A.'nin evine gelip yaralı halde bulunan ....'ı köydeki evine götürmek istediği sırada kendisinin de orada olduğunu, o sırada bitkin halde olan ....'ın kendisinin elinde tutarak "anne ne olur bırakmayın beni, benim sonum iyi değil beni öldürecek" dediğini, kendisinin kızını bırakmak istemediğini ancak kızının eşi olan İ.'in bıçak alıp üzerlerine yürüyerek "hepinizi keserim" dediğini, şüphelinin ...'yı yatakta saçından tutarak sürükleyip arabaya götürdüğünü, ...'nın arabaya binmek istememesi nedeniyle başını sert bir şekilde arabaya çarpıp arabanın içine koyduğunu ve köye götürdüğünü beyan ettiği, yine şüphelinin kızı ...'yı köyde darp ettikten sonra aç aç serum takıp iğne yaptığını kızı A.'nin kendisine beyan ettiğini, kızının ölümünden şüpheli İ.'in sorumlu olduğunu, bu durumu bütün ailenin bildiğini, taziye sırasında şüpheli İ.'in babası İ.'in İ.'i kastederek "biz bu pislikten ...'yı bir türlü kurtaramadık" dediğini,
Kolluk tarafından 17/02/2016 tarihli tutanakta İ. K.'ın kimsenin konuşmaması için "eğer ağzınızı açarsanız hepinizi boşandırırım" diyerek aile fertlerini tehdit ettiğini, yine kolluk tarafından 17/02/2016 tarihinde tutulan tutanakta ismini vermek istemeyen Uğurlu köyünde ki bir şahsın "İ. K. ve yakın akrabalarının komşuları olduğunu beyan ederek özetle; ....'ın ölümünü köydeki herkesin bildiğini, ...'nın kocası tarafından darp edilmesi nedeniyle öldüğünü" beyan ettiği,
10/02/2016 tarihli tutanakta doktor M. A. ile yapılan sözlü mülakatta "....'ın kendisine (doktora) "eşim beni bu hale getirdi" dediğini, ancak bu hususu doktor M. A. ifadesinde yazdırmak istemediğini kolluğa beyan etmesi nedeniyle iş bu tutanağın tutulduğu,
16/02/2016 tarihli tutanakta şüpheli İ. K.'ın babası İ. K.'ın soruşturmayı yürüten kolluk birimi olan jandarmaya giderek ....'ın ifadesini görmek istediğini, ayrıca ....'ın kız kardeşlerinin ifade değiştirmek ve tekrar ifade vermek istediklerini beyan etmesi nedeniyle tutanak tutulduğu,
Şüpheli İ. K.'ın 08/02/2016 tarihinde alınan beyanlarıyla Başsavcılığımız tarafından bizzat alınan beyanlarıyla çelişkili olduğu ve örtüşmediğinin görüldüğü, ayrıca istenen kayıt ve belgelerde şüpheli İ.'in 23/01/2016 tarih ve 09/02/2016 tarihleri arasında şehir dışına çıkmadığının belirtildiği,
....'ın ölümünden sonra şüpheli İ., H. ve A. K.'ın telefonlarını kırdıkları ve yok ettiklerinin tutanak altına alındığı,
H. G.'ün 11/02/2016 tarihinde alınan beyanında; 08/02/2016 tarihli beyanlarının doğru olmadığını o beyanlarının yalan olduğunu, ...'yı eşi İ.'in darp ettiğini ancak şüpheli İ.'in ailesinin kalabalık olmasından dolayı çekindiğini, eve hırsız girmediğini ve çalınma olayının olmadığını,...'nın ölümünden eşi'nin sorumlu olduğunu beyan ettiği,
27.06.2016 tarihli telefon analiz rapuru'nun şüpheli beyanları ile çakışmadığının beyan edildiği,
Şanlıurfa Adli Tıp Kurumu Başkanlığında 09-06/2016 tarihinde alınan raporda özetle; kişinin ölümünün künt kafa tranvası ve beyin sarsıntısına bağlı beyin kanaması ve gelişen komplikasyonlar sonucu meydana geldiğinin belirtildiği,
Tüm dosya kapsmı birlikte değerlendirildiğinde ....'ın 27/01/2016 tarihinde darp edilmesi ve akabinde 09.02.2016 tarihinde hayatını kaybetmesine şüpheli eşinin eylemlerinin neden olduğu nazara alındığında şüphelinin yargılanmasının mahkemenizce yapılarak,
1-)Eylemleri gereği yukarıda yazılı sevk maddeleri uyarınca CEZALANDIRILMASINA,
3-)Şüphelinin gözaltında geçirdiği sürenin TCK madde 63/1 hükmü uyarınca hükmolunacak hapis cezasından MAHSUBUNA,
4-)Şanlıurfa adli emanetinin 2016/772 Sayılı sırasına kayıtlı bulunan emanetlerin dosyada delil olarak saklanmasına,
Karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur." şeklinde kamu davası açılmıştır.
YARGILAMA SAFAHATI:
İlk derece mahkemesi olan Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; sanığın, TCK'nun 82/1-d, 53, 63 maddeleri gereğince ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, verilen kararın sanık ve müdafiileri ile katılan kurum vekili ve yerel Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edildiği, istinaf başvurusunu incelemede yetkili ve görevli olan Dairemiz istinaf başvurusunun süresinde olduğu ve başvuranın istinafa hakkının bulunduğu kabul ederek yapılan incelemede Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesince sanık hakkında kurulan hükümde, maktulün eşi olan sanığı başka bir erkekle aldattığı, bunun üzerine sanığın üzerine atılı suçu işlediği, bu nedenle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği gözetilmeksizin yasal ve yerinde olmayan gerekçelerle sanık hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanmaması sanığın dosyaya yansıyan olumsuz bir kişiliği bulunmadığı halde yasal ve yeterli olmayan gerekçelerle hakkında TCK'nun 62 maddesinin uygulanmaması nedeniyle CMK'nun 280/1-d maddesi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık bulunduğunun değerlendirilmesi ve aykırılık halinin yeniden yargılama yapılarak giderileceği kanaatine varıldığından, anılan Kanunun 280/1-e maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesine ve duruşma işlemlerine başlanılmasına karar verilmiştir.
Dairemizce davanın yeniden görülmesi ve duruşma işlemlerine başlanılması kararı doğrultusunda duruşma açılarak sanığın müdafiisi huzurunda savunması alınmıştır.
Dairemizce davanın yeniden görülmesi neticesinde, sanık İ. K.'ın üzerine atılı maktul ....'a yönelik eşe karşı kasten öldürme suçunu işlediği kanaatine varılmış, CMK'nun 280/1-d maddesi kapsamı dışında kalan hukuka aykırılık bulunduğundan Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2018 tarih, 2016/312 Esas ve 2018/962 Sayılı kararının CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek sanık hakkında aşağıda açıklanan gerekçelerle yeniden hüküm kurulmuştur.
DOSYAYA YANSIYAN BEYANLAR:
Sanık İ. K. İlk Derece Mahkemesindeki 10/11/2016 tarihli celsede alınan Savunmasında: "Ben üzerime atılı suçlamayı anladım. Daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim, o ifadelerim doğrudur. Ben iddianamedeki suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Ben kesinlikle eşimi darp etmedim. Öldürmedim. Eşim almış olduğu haplar sonrasında vefat etmiştir. Eşimin suriyelilerin darp ettiği meselesini ise kayınvalidem bana söyledi. Daha sonra aynı gün 27.01.2016 günü saat gece 23.00-24.00 sıralarında yengem aynı zamanda baldızım olan A. K. beni arayıp eşimin darp edildiğini ve hastanede olduğunu bana söyledi. Ben 23/01/2016--25/01/2016 tarihleri arasında İzmitte idim. Orada Sunta fabrikasında iki gün boyunca kaldım. Bu fabrikanın adını tam olarak hatırlamıyorum. 25/01/2016 günü sabah saat 09:00 sıralarında ise Urfaya vardım. Bana haber verdiklerinde ben köydeydim. Eşim 23/01/2016 tarihinde Suriyeliler tarafından darp edilmiştir. Ancak 27/01/2016 tarihinde doktora götürmüşlerdir. Benim eşimin annesi eşimi doktora götürmek istemiş ancak eşim .... bunu kabul etmemiş. Bu esnada benimde yolda olmam sebebiyle bana haber vermemişler. Benim olaydan 27/01/2016 tarihinde haberim oldu. Eşimi hastaneye H. G. A. K. ve H. G. götürmüşlerdir. Bildiğim kadarıyla akşam 23:00 sıralarında hastaneye götürmüşler. Götürür götürmez de bana haber verdiler. Eşim baldızlarıma eşimi arayın haber verin demiştir. Ben haberi aldıktan sonra o sırada bulunduğum Uğurlu Mahallesinde kendi aracımla yola çıktım. Saat 01:00 sıralarında A.'nin evine gelip A.'yi alıp A. ile birlikte önce Fakülte Hastanesine gittik. Orada yaklaşık 20 dakika oyalandık. Balıklıgöl Devlet Hastanesinin nerde olduğunu bilmediğimiz için burada biraz oyalandık. Çevredikilere sorarak Hastanenin nerede olduğunu öğrendik. Sonrasında Balıklıgöl devlet hastanesine gittik. Ben vardığımda eşimi taburcu etmişlerdi. Bende eşimi alıp hastaneden çıktık. A.'nin evine geldik. Ben kayınvalidem ve baldızlarımda birlikte eşime yedi sekiz gün boyunca birlikte baktık. Eşim köye gitmek istedi. Ben 2 şubat da ise eşim ve baldızlarımı Karaköprü Belediye hamamına götürdüm. Burada üç dört saat kaldık. Sonra çıktık. Biz hamama baldızım Z. O. ve onun iki çocuğu baldızım A. K. ve eşim ile birlikte hamama gittik. Hamamdan çıktıktan sonra baldızım Zehra'yı evine bıraktık. Diğer baldızım A. K. ve eşim ile birlikte köye gittik. 2. Eşim Zeliha A. 2. Defa hamile kalınca bunu bana söyledi. Bende baldızım ... ve A. ile bu durumu paylaştım. Eşim .... da bunu duymuş. Bende baldızım A. kardeşim askerden geldiği için onu görmeye gittik. Eşim .... evde yalnızdı. Yanında sadece baldızım A.'nin oğlu olan yedi sekiz yaşlarındaki S. vardı. Baldızım A. ilk önce eve gitti. Ben bu esnada annemlerin evindeydim. S. annesi olan A.'ye eşim ...'nın bir avuç hap yuttuğunu ve kendisinin de teyzesine iki bardak su verdiğini söylemiş. Bunun üzerinden A. beni telefonla aradı bende eve geldim. Annem ile benim evim arasında yaklaşık 20 metre kadardır. Ben telefondan sonra hemen eve geldim. S. annesine anlattığın olayı aynı şekilde bana da anlattı. Bu esnada ... normal durumdaydı. İlaçlar heralde etkisini göstermemişti. Sonra baldızım ... de geldi. Eşim olan ...'ya bal yoğurt ve süt verdiler. Kusturdular kendisini. Baldızlarım ve ben hastaneye götürmeye çalıştık. Ancak eşim bize direndi. Gitmek istemedi hastaneye. Burnuma hortum sokacaklar diyerek gitmek istemediğini zaten kustum dedi. Bu hap içme olayı biizm köye geldiğimiz tarih olan 2 Şubat’ın ertesi günü gerçekleştiğini tam emin olmamakla birlikte hatırlıyorum. Sabah olduğunda eşim boynundan rahatsız odluğun söyledi. Ben bunun üzerine eşim ... diğer eşim Zeliha, baldızlarım ... ve A. K.'ı alarak Urfa'ya geldim. Emar çeken bölümleri aradık. Önce OSM ye gittim. Ancak bu hastane kapalıydı. Daha sonra Akademi hastanesine gittik. Orada da Emar çeken bölüm yoktu. Sonra Şanmed hastanesine gittik. Burada da yoktu. Bize Ursu hastanesinde olduğunu söyledileri bizde Ursu hastanesine gittik. Orada giriş yapacaktık ancak eşim ...imliğini evde unutmuştu. Bizde diğer eşim olan Zeliha Aykut adına giriş yaptık. Doktor bize emar çekilmesini söyledi. Bizde saat 3 gibi gelip emar çekip köye gittik. Ertesi gün gelip emar sonuçlarını aldık. Eczaneden de ilaçlarımızı alıp köye gittik. Ben urfaya geliş gidişlerimi kendi şahis aracımla yaptım. Urfaya 2. Kez gelişimde yanımda sadece baldızım A. ve eşim .... vardı. Bu kamera kayıtlarından da zaten anlaşılmaktadır. Biz köye gittiğimizde 3-4 gün köyde kaldık. 8 şubat da polisler bizi Suriyelilerin darp olayı için ifade için çağırdı. Biz gidip ifade verdik. İfademizde kimseden şikayetçi olmadık. Etraftaki konu komşu duymasın diye biz şikayetçi olmadık. Eşimin bana altı üstü 500 liradır. Bu iş için mahkemelere gidip gelmiyelim şikayetçi olmayalım dedi. Bizde bunun üzerine şikayetçi olmadık. Baldızım A.'de ifade vermemize şahit olmuştur. İfade verdikten sonra baldızım ... ve A. inip çarşıya gittiler bende Eşim ...'yı alıp köye gittim. Köye yetişmeden önce eşim 3 defa arabadan atlamaya çalıştı. Ben engel oldum kendisine. Akşam baldızım ... ve baldızım A. ile babam geldiler. Ben eşimin arabadan atlamaya çalışma meselesini baldızlarım A. ve ...'e anlattım. Ben eşim ...'nın intihar etme girişiminde bulunmasını 2. Eşim olan Zeliha'nın 2. Defa hamile kalmasına ve ilk eşim olan ...'dan bizim hiç çocuğumuzun olmaması durumuna bağlıyorum. Sonra babamla baldızım A. Dğa evine gittiler. Eşimin yanında baldızım ... kaldı. Akşam birlikte oturduk. Ancak eşim normal görünüyordu. Az biraz halsizdi. Akşam uyuduk. Yanımızda ... de vardı biz aynı odada birlikte yattık. 2. Eşim olan Zeliha bir alt katta kalıyordu. Sabah olduğunda eşimin altını ıslattığını gördüm. Adeti de gelmişti. Onu da temizledik. Daha sonra eşim Zeliha bize kahvaltı hazırladı. Ancak eşim ...kahvaltı yapmadı. Eşimin kullandığı ilaçlar vardı ancak iğnesi olup olmadığın hatırlamıyorum. Ben kesinlikle kendisine iğne de yapmadım. Benim baldızım A.'ye ...'yı kastederek aç karınına iğne yaptım ondan dolayı rahatsızlanmış olabilir mi diye sorduğum hususu doğru değildir. Eşimin iğne vurması hususunda el pratiği vardı. Zaman zaman köydeki insanlara iğne vurduğu da olmuştu. Bununla ilgili bir eğitimi yoktu. Sadece praitk yaparak kendini geliştirmişti. Eşim çocuk sahibi olabilmek için tüp tedavisi gördüğünden evimizde sürekli çok sayıda çeşitli ilaçlar bulunuyordu. Benim eşim ... en son Akademi Hastanesinde hatırladığım kadarıyla 2013 yılında tedavi gördü. Eşim sabah kahvaltı yapmadan ilaçlarını kullandı. Saat 11:00 gibi komşularımız ... ve .... geldiler. Bende kadınlar baş başa otursunlar diye dışarıya çıktım. Beni arabamın yanında durdum. Tır şoförü olduğum için arabamla ilgili ufak tefek tamirat işlemleri ile uğraşıyordum. Daha sonra komşular ve baldızım ... bana seslendiler. Ben eve gittim. Onlar bana eşimin dengesinin bozulduğunu ve merdivenlerden yuvarlandığını söylediler. Ben eşimin yanına gittiğimde eşimi uzatmışlardı. Eşimi yukarıdaki odaya götürüp uzatmışlardı. Başlarında bekliyorlardı. Eşimde önemli bir şey yok abartmayın diyordu. Biz eşimi doktora götürmek istedik. Ancak kendisi gitmek istemedi. Bana ablam A.'yi çağırın dedi. Ben çıkıp babamın dağ evinden ablası ...yi getirdim. Bu esnada eşimin kalp atışlarının hızlandığını gördük. 112'yi hemen aradım ben. Onlarda bana arabaya koyun getirin yolda karşılaşırız dediler. Ben 3 defa 112'yi aradım. 3. Aramada ulaşabildim. Benle baldızım A. ve abim A. K. eşimi arabaya koyup urfaya doğru yola çıktık. Urfa'nın girişinde ambulans ile karşılaştık. Ambulansa eşimi aktardık. Eşimi Edessa hastanesine götürdük. Orada müdahaleye başladılar. Bana eşimin durumunun iyi olduğunu kan değerleri ve tansiyonunun düştüğünü telaşlanacak bi durumun olmadığını söylediler. …. baldızım A. eşimi daha donanımlı bir hastaneye götürmek istedik. Doktorlar buna izin vermedi donanımlarının yeterli olduklarını söylediler 2-3 saat sonra da eşimin vefat ettiğini söylediler. Savunmam bundan ibarettir. İddianamedeki suçlamaları kabul etmiyorum. Biz eşim ile 2,5 yıl nişanlı kaldık. Biz birbirimizi seviyorduk. Bunu da tüm herkes bilirdi. Eşimin benle evlenmek istemesi hususu da doğru değildir. Ben eşim ... ile 10 yıl evli kaldım. Aramızda herhangi bir problem olmadı. Aramızda ufak tefek tartışmalar olmuştur. Ancak tarafımca eşime karşı herhangi bir şiddet uygulanmamıştır. Savunmam bundan ibarettir' şeklinde savunmada bulunmuştur.
30/03/2018 tarihli celsesinde alınan savunmasında: "25/01/2016 tarihinde eve geldiğimde eşimi bir erkekle yakaladım, eşimin üzerinde iki adet gizli kullandığı cep telefonu vardı, telefonların içinde eşimin çıplak fotoğrafları vardı, ben her ikisini de yatak odasında yakaladım, eşim çıplaktı, yanındaki kişi de yarı çıplak vaziyetteydi, ben mutfaktan bıçak alıp gelene kadar bu şahıs kaçtı, pencereden atladı, kendisini yakalayamadım, isteseydim yakalardım, ancak yakalayamadım, yakalamak istemedim, bu olay nedeniyle dahi karımı darp etmedim, 26 Ocak sabahı eşimi alıp kayınvalidemin evine götürdüm, ben eşimi teslim ettikten iki gün sonra eve hırsızlar girmiş, gasp olayı yaşanmış, evde içinde fotoğrafları bulduğum telefonları da eşimle birlikte ailesine teslim ettim, eşim vefat etmeseydi, ben hakkında boşanma davası açacaktım, ben kesinlikle eşimi darp etmedim, ölümüne sebep olmadım, ben şimdiye kadar delilim olmadığı için bu hususu dile getirmedim, savunmamda söylemedim, ancak bu olaya yönelik benim delillerim vardır, ben eşim darp edildikten bir hafta içerisinde eşimle ilgilendim, hastaneye götürdüm, daha sonra baldızım ve kayınvalidem araya girince eşimle aramız düzeldi, ikinci ayın üçünde eşimi tekrar alıp köye döndüm, köye döndükten sonra eşim diğer imam nikahlı eşimin hamile olduğunu öğrenince intihar etti, diğer eşim hakkında iftiralarda bulundu, onun başkasından hamile kaldığını bana söyledi, benim eşimi öldürme kastım olsaydı, onu başka bir erkekle yakaladığım gün öldürürdüm, eşimin telefon ile görüşme yaptığı kişinin A. Ö. olduğunu görüştüğü numarayı araştırmak suretiyle öğrendim, ancak köyde benim bu isimde tanıdığım birisi yoktur, yine diğer telefonunda da görüştüğü 3-4 numara vardı, ancak bu numaralardan kimlerle görüştüğünü tespit edemedim şeklinde beyanda bulunmuştur.
24/05/2018 tarihli celsesinde alınan savunmasında: "Ben geçen celse verdiğim ifademe ek olarak eşimin beni kendisini başka bir erkekle yakaladığım tarihten önce 2008 ve 2012 yıllarında da beni iki kez aldattığını söylemek istiyorum, 2008 yılında beni patronumla aldattı, bu durumu patronumun oğlu gelip bana anlatmıştı, bu olay Kıbrısta Gazi Magosa Dörtyol köyünde yaşadığımız dönemde oldu, patronumun ismi C. G.' tür, ben patronumun oğlunun haber vermesi üzerine eşim ... ile patronum C. G.' ü ağaçlık bir alanda birlikte başbaşayken gördüm, eşim ... o gün bana arkadaşlarıyla beraber işe gideceğini söylemişti, ancak ben kendisini takip ettim, bu sırada patronumun oğlu devran G. de yanımdaydı, eşimi takip ettiğimde patronumla buluştuklarını gördüm, bu olay nedeniyle patronum C. G. eşinden daha sonra boşandı, ben bu olaydan hemen sonra eşim ...' yı alıp Urfa' ya getirip ailesine teslim ettim, aradan 3-4 ay kadar zaman geçtikten sonra eşimin ailesi araya girdi, bu nedenle ... ile tekrar barıştık, baldızım A. de bu olay sırasında Kıbrıs' taydı, patronumun karısı .... bu konuyla ilgili baldızım A. ile görüşmüş, baldızım da bu durum nedeniyle eşimi uyardığını bana anlattı, bu olaydan yaklaşık 4 sene sonra eşimin ailesinin isteği üzerine onlara yakın bir ev alıp oraya yerleşmişken 2012 yılı içerisinde tam olarak hatırlamadığım bir tarihte eve geldiğimde eşimin telaşlı bir vaziyette olduğunu gördüm, yatak odasına girdiğimde kullanılmış kül tablasına atılmış iki tane prezervatif buldum, eşime bunun ne olduğunu sorduğumda aynı gün akşam üstü ablasının ve eniştesinin eve geldiğini ve bizim yatak odamızı kullandıklarını söyledi, ben inanmadım eşimin telefonunu kontrol ettiğimde yabancı bir numara ile gece saat 23.00 sıralarında görüşmüş olduğunu fark ettim, bu numarayı aradım, tanımadığım bir erkek çıktı, bana kayınvalidemin komşusu olduğunu, eşimin annesiyle bu numaradan görüştüklerini söyledi, ben eşimin beni aldattığından şüphelenerek ertesi gün çocuklarımı internet cafeye gönderdim, eşimin numarasına ait son altı aylık konuşma dokümanlarını çıkarttırdım, dokümanlarda tanımadığım bir numara olduğunu gördüm, bu sırada eşim ağabeyinin evine dönmüştü, dokümanlarla birlikte eşimin ağabeyine, baldızlarıma gidip boşanmak istediğimi söyledim, dinen de boşadım, davayı eşimin açmasını istedim, ancak eşim boşanma davası açmadı, ben bu sırada amcamın kızı ile evlilik hazırlıkları yapıyordum, eşim ... bana mesaj atmaya, kendini affettirmeye çalıştı, hatta birgün intihara teşebbüs etti, ailesi onu kurtardı, ikinci kez intihara teşebbüs edeceğini söylediği için ben eşimi affettim, 2013 yılına doğru eşim ile barıştık, tekrar bir arada yaşamaya başladık, bundan sonra da çocuğumuz olsun diye birlikte tedavi gördük, aramızda bir sorun olmadan yaşamaya devam ettik, ancak çocuğumuz olmayınca eşim benim ikinci evlilik yapmama rıza gösterdi, ikinci eşimi de eşim ... isteyip getirdi, bunun da bir oyun olduğunu sonra öğrendim, eşim ... vefat ettikten sonra eşimin yeğeni A. Berke bana eşim...' nın ben görev için kamyonla sefere çıktığım zamanlarda ...' nın Huzur Tıp Merkezinde A. Ö. isimli şahısla buluştuğunu, hatta kendisi hemşire olduğu için odasını kullandıklarını, A. Ö. ile ...' nın birlikte yaşamak amacıyla ev tuttuklarını söyledi, eşim ölmeden bir sene önce rahim ameliyat olacağını söyleyerek benden 1000 TL para istedi, ben bu parayı ...' ya verdim, bana rahim ameliyatı olduğunu söyledi, ancak ...' nın sevgilisi için vajinasını diktirdiğini, bu nedenle operasyon geçirdiğini A. Berke' den öğrendim, A. Berke de bu durumu ...' nın ameliyat olduğu doktor Esma Öztürk Deveci' den haber almış, hastaneye de baldızım ....' ün ismi ile giriş yapmış, bu olayın tam tarihini hatırlamıyorum ancak hastane kayıtlarında durum mevcuttur, eşim sürekli eve kan şurupları getirirdi, bu şuruplar kendisiyle beraber olmak istediğim zaman adetli olduğu bahanesini üretmek için kullandığını A. B.' ye ve yeğeni H. O.' a anlattığını sonradan duydum, eşimi öldürmek gibi bir kastım kesinlikle yoktur, eşim bana tüm bunları yapmış olmasına rağmen ben vicdanen onu yaralandıktan sonra üç hastaneye bizzat götürdüm, söylemek istediklerim bunlardır." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık İ. K. Dairemizdeki Savunmasında: "Ben maktul ... ile 2005 yılında evlendim, 2008 yılında ben kıbrısta inşaatta çalışıyordum, eşimi de götürdüm, birlikte ev tuttuk kaldık fakat burada eşim beni patronum ile aldattı, Şanlıurfa'ya döndük ben kendisini ailesine bıraktım, eşim yaklaşık 3-4 ay ailesinin yanında kaldı daha sonra ailesinin araya girmesi ve benimde eşimi sevmem nedeniyle tekrar birleştik ve ben tekrar yanıma aldım, fakat 2012 yılında yine eve geldiğimde evde prezervatif görmüştüm, bunu sorduğumda ablasıyla eniştesinin eve geldiğini söylemişti, ben inanmadım, telefonlarını kontrol ettim, çok sayıda erkeklerle mesajlaştığını gördüm, bu nedenle tekrar ailesinin yanına bıraktım yaklaşık 7-8 ay ailesinin yanında kaldı biraz önce söylediğim nedenlerle tekrar birleştik, bende ailesinin evinin yanında yeniden ev tuttum ve orada kalmaya başladık daha sonra 2013 yılında köye taşındık, ben çocuğum olmadığı için eşime tüp bebek tedavisi dahil bir çok tedavi denettim ama hiç birinde çocuğumuz olmadı, eşim başka kadınla evlenmemi istedi, sırf çocuk için başka kadınla da imam nikahıyla evlendim, evlendiğim kadını da eşim gidip istemişti, bu eşimden 2 çocuğum olmuştur, eşimin bu evliliğe hem muvafakatı vardı hem kendisi ön ayak oldu, fakat daha sonra 2016 yılı 25 ocakta ben evime geldiğimde eşimi bir erkek ile yakaladım, erkek yarı çıplaktı, eşimde çıplaktı, ben mutfaktan bıçak almaya giderken evdeki erkek pencereden atlayıp kaçtı, buna rağmen ben eşime bir şey yapmadım, kendisini alıp ailesinin yanına bıraktım, ben ablası A.'ye bıraktıktan sonra eşimin kimin tarafından yaralandığını bilmiyorum, kendisine sorduğumda gaspçılar yaralamış dedi, tedavisi yapıldı ve 28 ocakta taburcu oldu, taburcu olduktan sonra ben ablası A.'nin yanına bıraktım, bir hafta orada kaldı, daha sonra aracılar araya girince ben alıp köye götürdüm, daha sonra ben eşimi hiç bir şekilde dövmedim, kafasına vurmadım, vücudunun herhangi bir yerine vurmadım, eşimin nasıl yaralandığını ve öldüğünü bilmiyorum, savunmam bundan ibarettir, ayrıca eşim ölmeden önce gaspçılar tarafından dövüldüğünü de beyan etmiştir bununda gözetilmesini isterim, benim eşimi öldürme kastım yoktur, ambulansı arayarak hastaneye yetiştirmek istediğim dosya kapsamıyla sabittir, öldürmek isteseydim hastaneye gitmesini sağlamazdım." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Mağdur F. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben vefat eden ....'ın annesi olurum. Ben kızımın neden bunalıma girdiğini bilmiyorum. Belki kuması olan Zeliha'nın 2. Çocuk sahibi olmasından dolayı bunalım yaşamış olabilir. Ben kızımın vefat etmesinden yaklaşık 5//6 saat kadar sonra öldüğünü öğrendim. Kızım ... damadım olan sanık İ. K.'dan herhangi bir şiddet görmüyordu. Ben damadım olan sanık İ.'in kızıma şiddet uyguladığını görmedim. Kızım kendi isteğiyle eşi olan İ. ile evlenmiştir. Şikayetçi değilim davaya katılmak istemiyorum dedi.
Müştekiye soruşturma beyanı okundu mubayenet nedeniyle soruldu: Ben o ifademi hatırlamıyorum. Ben kızımın otopsi işlemi sırasında cesedini görünce ne dediğimi de hatırlamıyorum. Ben her ne kdar daha önceki ifadelerimde kızımın kocasından şiddet gördüğünü darp edildiğini söylemiş isem de kızımla damadım evlendikten sonra damadım 2. Evliliğin yaptıktan sonra aralarında ara sıra tartışma yaşanıyordu. Ancak kocasının kendisini dövdüğünü söylemiyordu. Benim okur yazarlığım da yoktur. Savcılıkta ki ifadem de nedene lise mezunu olduğum yazılıdır bilemiyorum. Şu an ki beyanlarım daha doğrudur, şu an bana göstermiş olduğunuz ve okuduğunuz dilekçe bana aittir. Ben kendim vermiştim. Beyanlar bana aittir. Ancak verilmiş olan dilekçede herhangi bir imza yada parmak izi de basmadım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Mağdur A. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben bana okumuş olduğunuz kollukta verdiğim ifadelerimi kısmen kabul etmiyorum. Sanık İ. tarafından eşi ....'a şiddet uygulandığını görmedim yada duymadım. Aralarında şiddete dayalı tartışma yaşandığını da görmedim. Aras sıra her aile içinde olan tartışmalar oluyordu. ...'nın suriyeliler tarafından darp edilmesi olayı ile ilgili olarak ...'nın karakol da vermiş olduğu ifadesindeki belirttikleri kadarını biliyorum. Biz ...'ya şikayetçi ol dediğimizde bana 6 ay önce bir hırsızlık olayı ile ilgili sen şikayetçi oldun ancak herhangi bir sonuç alamadın görülüyor ki herhangi bir sonuç alınamıyor bende şikayetçi olmak istemiyorum dedi. Kaynım M. askerden gelmişti. Onun yanına ziyaret amaçlı gittik. 20 dakika kadar orada oturdum. Ondan sonra kalkıp eve geldim. Ben ...'nın evine geldim. Okul tatildi. Ben eve geldiğimde oğlum olan S. bana teyzemin hap içtiğini ve benden su istediğini söyledi. Bende ona kızım neden bana seslenmedin. Beni çağırmadın dedim. Ben ...'ya sordum. İlaç kullanıp hapları aldın mı diye o da bana içmedim dedi. Ben inanmadım. İçmediysen gel lavaboya kus dedim. Bu esnada İ. ve ablam olan ... de geldi. Ben bu sırada ona ayran ve yoğurt getirip içirdim. Bunun akabinde ...ustu. Kusmuğunda ilaçlar çıktı. Ben de gördüm. Bir kaç yıl önce de ... intihara kalkışmıştı. OSM hastanesinde de midesini yıkattık. Kustuktan sonra bizimle oturdu sohbet ettik. Kendisini teselli etmeye çalıştım. Bana 11 yıldır yapamadığımı elin kızı geldi yaptı dedi. Ben bunu hazmedemiyorum dedi. ... çocuk olmamasına ilişkin kusur'un İ.'den olduğunu düşünüyordu. İ.'in ben ...'ya aç karnına iğne yaptım acaba bundan dolayı kötüleşmiş olabilir mi şeklinde bir soru yönelttiği doğru değildir. Bu soru doğru değildir. Şikayetçi değilim davaya katılmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Zehra O. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben ...'yı annemin evinde Suriyelilerin darp ettiğin duydum. Zaten rahmetlinin kendisi de bunu söylüyordu. Bununla ilgili ifade vermişti. Eşi ile aralarında herhangi bir problem ve tartışma yaşandığına da şahit olmadım. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. G. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. oğlu İ. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Maktülenin otopsisi yapıldığı esnasında kimlik tanığı yapılan İ. benim. Kimlik tanığı olarak alınan beyanım doğrudur. Aynen tekrar ederim ekleyecek başka bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. oğlu İ. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Maktül Seda ile oğlum sanık olan İ. 12 yıldır evlidirler. Aralarında herhangi bir tartışma ve kavga olduğunu görmedim. Maktülün çocuğu olmuyordu. Kendisine defalarca tüp bebek tedavisi uygulandı. Daha sonra da kendisi bizzat ön ayak olaraktan sanığa 2. Eşi olarak Zehra ile evlenmesini sağladı. Aynı zamanda daha öncesinde maktül gelinim bir kaç defa daha intihara kalkışmıştır. Ben taziye sırasında oğlumu kastederek biz ...yı bu pislikten kurtaramadık şeklinde bir söz söylemedim. Söyleyeceklerim bundan ibarettir, Jandarma görevlileri baskı altında kızlarıma ve gelinlerime ifade verdirtmiştir. Bende komutanla konuşarak bu duruma itiraz ettim. Neden böyle yapıyorsunuz baskı altında tutarak ifade aldırıyorsunuz dedim, ben bu hususu duydum. Hanımım ... K., ... ve …. K. bana gelinim merdivenlerden yuvarlandığını söylediler." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. okunan ifade doğrudur bana aittir. Edessa Hastanesinin sevk etmesi üzerine ...'yı Balııklıgöl Devlet Hastanesine götürdük. Balıklıgöl Devlet Hastanesinden 27/01/2016 günü ...'nın durumunun iyi olduğunu herhangi bir sorununu olmadığını söyleyerek ...'yı taburcu etmişlerdir. Ben ayrıca sanık olan İ.'in ölen ...'yı darp ettiğini de hiç düşünmüyorum demiştim. Halen aynı fikirdeyim. Bildiklerim bundan ibarettir. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur, ben hastaneye götürdükten sonra sürekli ...'nın yanındaydım. ...konuşamıyordu. Bilinci kapalı gibiydi. Biz onun konuşmasını anlamıyorduk. Cevap vermek istediği zaman ben elimi sık diyordum. Bu şekilde ancak anlaşabiliyorduk. Kendisini kimin darp ettiği yönünde zaten konuşamadığı için bir beyanı bulunmadı. Sadece İ. demek suretiyle bir kaç defa kocasının ismini zikretti. Kanımca kocası yanında bulunmadığı için yanına çağırma amaçlı olarak ismini zikretmişti. Bu arada yanımıza İ.'de geldi. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmak istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık İmam B. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım.Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Bana okumuş olduğunuz ifade de tutanağa ifadem yanlış olarak geçirilmiştir. Oradaki ifadem de her ne kadar kardeşim İ. ile birlikte 25 Ocak ta Silopiye gitmiş olduğum belirtilmiş ise de biz Silopi ye İ. ile değil eniştem olan A. Ç. ile birlikte gitmiştik. İ. yorgundu. Bu nedenle A. Ç. ile birlikte beraber gittik İ. Urfa da kaldı söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Cevher K.İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur
Tanık Zeliha K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Benim İ. ile evlenmemde İ.'in ailesi aracılık etmiştir. Maktül ... da bizim evliliğime razıydı kendisi yanıma gelmişti. Biz maktül ile aynı evde yaşadığımız sürece aramızda herhangi bir problem de olmamıştı. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Leyla K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Söyleyeceklerim bundan ibarettir. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Sanık ölen eşi ...'yı iki defa tüp bebek tedavisi yaptırdı ve kendisini Hacca gönderdi. Sanığın maktülü öldürdüğünü düşünmüyorum. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanığın soruşturma aşamasında alınan ifadesi okundu soruldu: Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. E. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Hacer Ç. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık F. E. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben daha önce hazırlık aşamasında ifade vermiştim. O ifademi tekrar ederim. Okunan ifade doğrudur bana aittir. Aynen tekrar ederim. Ekleyecek herhangi bir husus yoktur. Söyleyeceklerim bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E. C. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Ben halen Eyyübiye İlçe Jandarma Komutanlığında görev yapmaktayım. Ben soruşturma aşamasının tanziminde görev aldı. Belirttiğim tüm hususları kabul ediyorum tespit ettiğimiz tüm hususlar doğrudur. Olay tarihinin üzerinden yaklaşık 1 yıl geçti. Hatırladığım kadarı ile sanık ile vefat eden eşi arasındaki sorunlar ikinci evliliği ile başlıyor. İlk eşinin olmaması nedeniyle sanık tekrar evleniyor. Sanık zaman zaman eşine tespit etiğimiz kadarı ile küçük çapta şiddet uyguluyordu. Ancak 2. Eşinin hamile kalmasından sonra .... sanığa artık beni bırak evlendin çocuğunda oldu beni bırak yoluma gideyim demiştir. Boşanma talebinde bulunmuştur. Her defasında dile getirmiştir. Bu defa sanığın uyguladığı şiddet sürekli artmıştır. Yaşamış oldukları köyde de bu duruma tanık olan çok çok kişi vardır. Ancak sanığın çevresinden korktukları için bu durum da beyanda bulunamamışlardır. Bunlar köy halkı arasında dedikodu düzeyinde kalmıştır. Hatta maktül öldüğünde köyde okula giden çocuklar dahil köy öğretmenine ...'yı sanığın uygulamış olduğu şiddet sebebiyle öldüğünü söylemişlerdir. .... değişik zamanlarda kardeşlerine ve annesine bu durumu anlatmıştır hatta yanılmıyorsam ismi H. olan bir yeğenine yine olayı görmüş olduğu şiddeti tüm detayları ile anlatmıştır. Maktülün yakını olan A. K. da şiddetin tüm detaylarını bilmektedir. İki aile arasında kız alıp verme meselesi olduğundan dolayı yuvaların yıkılmasına engel olmak için bu durumu dile getirmemektedirler. Olayın başında da maktülün annesi durumu bilmesine rağmen evlerine hırsızların girdiğini söylemiştir. Ancak emniyete ve jandarmaya bu yönde herhangi bir ihbar gelmemiştir. Şikayetçi de olmamışlardır. Sanık eşini kayın validesinin evine bırakıp kamyon şoförü olarak İzmire gittiğini söylemiş ise de; Şanlıurfa ilinde olduğu ve sahibi olduğu tırı satmak için uğraştığı bilinmektedir. Mağdur ileri derecede darp edildikten sonra A. K.'ın evinde tedavi edilmeye çalışılmıştır. Olayın açığa çıkmaması açısından kendi imkanları ile tedavi etmeye çalışmışlardır ancak durumunun kötüye gitmesi nedeniyle maktülü Edessa Hastanesine getirmişlerdir. Edessa Hastanesinde ki doktor bizzat bana '' maktül beni bu hale eşim getirdi'' şeklinde söylemde bulundu. Ondan sonra da kendinden geçti şeklinde söyledi. Ben doktora bunu bize yazılı olarak beyan eder misiniz diye sorduk. Ancak doktor bize can güvenliğim nedeniyle bu konuda yazılı beyanda bulunamayacağını beyanına bunların geçmemesini istedi. Yazılı beyanları alınırken bunları söylemedi. Bu nedenle bizde yanımda bulunan diğer görevli arkadaşlar N. G. ve ismini hatırlamayamadığım diğer çalışma arkadaşları ile birlikte tutanak tutup altını imzaladık. Okunan tutanak doğrudur. Altındaki imzada bana aittir. Tutanağı biz tanzim etmişizdir. Maktülünde adının geçtiği bir hırsızlık şikayeti üzerine Jandarma kolluğu tarafından yapılan tahkikat Emniyet Müdürlüğüne gerçekleştirilmiştir. İfadem de geçen bilgilerin bir kısmı bu tahkikata dayanmaktadır. Dava konusu olay ile ilgili tüm bilgi ve görgüm bundan ibarettir, Ben bu konu ile ilgili çok sayıda kişi ile mülakat yapıp ifade aldım. Yaptığım mülakat ve aldığım ifadeler neticesinde bu şekilde bilgi sahibi olup bu şekilde beyanda bulundum. Benim doğrudan duyumum bilgim yoktur ayrıca almış olduğum tanık ifadelerinin bir kısmında da bu hususlar yazılı şekilde mevcuttur, adı geçen Uğurlu köyünde karakol yoktur. Söz konusu olan köyden sorumu olan karakol Merkez de bulunmaktadır. Eyyübiye Merkez Karakolu'dur. Buradan sorumluluk alanındaki köylere bakmaktadır. Bende olay tarihinde bu karakolda görevliydim. Merkez ile köy arası uzaklık 20 km'dir. Bize maktülün şiddete maruz kaldığına ilişkin kendisinin yada bir başkasının başvurusu olmadı. İki aile arasında kız alıp verme meselesi olduğu için bu tür olayların üzeri kapatılmıştır. Ben tıbbi olarak bu onuyu benim bilebilmem mümkün değildir. Ancak Maktül hastaneye geldiğinde bilinci kapalı olup daha sonra yapılan müdahaleler ile bilinci açılmış olabilir, köyde sürekli olarak bu konu herkes tarafından konuşulmaktaydı. Biz bu konuyu konuşarak her kişinin beyanının alabilmemiz mümkün değildir. Kaldı ki dosya da bu konu ile ilgili ismini vermek istemeyen şahısların çokça beyan bulunmaktadır, soruşturma dosyanın tamamı C. Savcısı ile beraber ve onun vermiş olduğu talimatlar doğrultusunda sık sık telefon ile görüşerek ve yazılı talimatları gereği tutanakları tutmuşuzdur. Daha önce ki olaylarda da C. Savcılarının talimatları doğrultusunda olayların aydınlatılması hususunda tutanak tutmuşuzdur. C. Savcısı soruşturmanın başından itibaren elde ettiğiniz tüm bilgilere ilişkin tutanak tutun dediği için biz bu tutanakları tanzim ederiz. Savcımız ile görüştüğümüzde de konuyu kendine iletiriz. Elde ettiğimiz bilgileri kendisine sunarız. O da bize bunları tutanak altına alın der bizde bu doğrultu da işlem yaparız, benim bizzat olaya ilişkin gördüm yoktur görevim gereği yapmış olduğum araştırmalar ve neticeler sonucunda elde etmiş olduğum bilgileri size aktardım." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... İlk Derece Mahkemesindeki Tercüman ile Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Biz sanığın eşi olan maktülü hasta olduğu işçin görmeye gitmiştik. Gittiğimizde yatakta yamaktaydı. Hastaydı. Ben sanığın eşini öldürmediğini düşünüyorum. Biz maktülenin yanına kendisi ölmeden 2-3 gün önce kadar gitmiştik. Ben Huriye ve ... birlikte oturuyorduk. ... tuvalete gitmek istedi. Tuvalete giderken o esnada ...'nın merdivenlerden yuvarlandığını ve düştüğünü gördük. ... ile eşi olan sanık birbirlerini çok seviyorlardı. Bunu biliyordum. Ben Allah için doğruları söylemek için buraya geldim. Bizim ziyarete gittiğimiz ev ...'nın kendi evidir. Biz gittiğimizde ...'ya takılı bir serum da yoktu. Dava konusu olay ile ilgili tüm bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık .... İlk Derece Mahkemesindeki Tercüman ile Alınan Beyanında: "Ben tanıklık yapmam istenilen hususu anladım. Sanık ile eşin olan maktüle birbirlerini seviyorlardı. Birbirlerine bağlıydılar. Sanık maktülün eşini hiçbir zaman geri çevirmezdi. Birbirleri ile sorun yaşadıklarını da görmedim. Maktül ölmeden 3 gün kadar önce ziyaretine gitmiştik. Gittiğimizde maktül astaydı yatakta yatmaktaydı. Ben maktülü ziyaretine gittiğimde maktül merdivenlerden yuvarlanıp düşmüştü. Dava konusu olay ile ilgili tüm bilgi ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. A. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Bana bahsettiğiniz .... isimli şahsı hatırladım, olay tarihi olan 27/01/2016 tarihinde ben Şanlıurfa Edessa Hastanesinde acil serviste nöbetçi doktor olarak görev yapıyordum, akşam saat 23.30 sıralarında ....' ı acil servise getidiler, hastanın bilinci kapalı durumdaydı, kolunda enjektör izlerinin bulunduğu, yaraların geçmiş tarihli olduğu anlaşılıyordu, genel durumu oldukça kötüydü, vücudunda darp izleri vardı, kesi izleri olduğunu da hatırlıyorum, ancak vücudunun hangi bölgesinde olduğunu tam olarak hatırlamıyorum, biz kendisini Balıklıgöl Devlet Hastanesine 112 ambulans aracılığıyla gönderdik, hastanın bilinci kapalı olduğundan kendisiyle konuşma şansım olmadı, benim olayla ilgili başkaca bilgim görgüm yoktur, bana gösterilen tutanaktan haberim ve bilgim yoktur, benim gıyabımda tutulmuş olabilir, altında da imzam yoktur, tutanağın içeriğinde bana atfedilen sözler bana ait değildir, hasta hastaneye yakınlarıyla beraber gelmiştir, ancak müşahade odasına yakınları alınmaz, bilinci kapalı olduğu için hasta yakınından durum hakkında bilgi aldığımız olur, ancak şu anda hasta yakınlarıyla görüşüp görüşmediğimi net olarak hatırlamıyorum, olayın üzerinden uzun zaman geçmiştir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ... K. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ölen .... benim kız kardeşim olur, İ. K.' ın babası olan İ. K. da benim eşim olur, benim daha önce Jandarmada verdiğim ifade doğru değildir, ....' ın ölümünden yaklaşık on gün kadar önce hırsızlık olayı olmuş, hırsız boynundan kolyeyi çalarken kendisini darp etmiş, bu nedenle S. yaralanmıştır, ben de ölmeden bir gün önce ...' nın yanına eve gittim, o gece yanında kaldım, kendisi yüzünde gözünde morluklar vardı, ancak ölümcül bir durumda değildi, kalkıp lavaboya gitmek istedi, ev ikinci katta olduğu için lavaboya aşağıya inmek isterken merdivenlerden düşmüş, ben dışarı çıktığımda onu düşmüş halde gördüm ve arkadaşlarıyla beraber yukarı çıkardık, düştüğü sırada herhalde başını çarpmış, ancak bilinci açıktı, bizimle konuşuyordu, hastaneye gitmek istemedi, doktorluk bir durumunun olmadığını söyledi, ertesi gün fenalaşıp hastaneye ambulans ile götürüldü ancak ben evde kaldım, ben sanığın maktüleyi vurduğunu, dövdüğünü görmedim, daha önce de böyle bir şey yaşanmış ise de ben hiç şahit olmadım, olayla ilgili bilgim ve beyanım bundan ibarettir, ben jandarmada olayın etkisiyle o şekilde ifade vermiş isem de mahkemedeki ifadem doğrudur." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. G. İlk Derece Mahkemesindeki Alınan Beyanında: "Ölen .... benim teyzem olur, İ. K. da teyzemin eşidir, ben jandarmada 28/01/2016 tarihinde verdiğim ifademi tekrar ederim, oradaki ifadem doğrudur, ancak bana göstermiş olduğunuz 11/02/2016 tarihli ek bilgi alma tutanağı altındaki imza bana ait değildir, benim bu şekilde herhangi bir ifadem yoktur, orada bana ait olduğu söylenen beyanları kabul etmiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık N. G. İlk Derece Mahkemesindeki Talimat İle Alınan Beyanında: "Ben olay tarihinde urfa ili eyyübiye ilçesinde jandarma astsubayı olarak görev yapmaktaydım, Cumhuriyet Savcısı Cihan A.bizi arayarak ölen ....'ın hastaneye gasp nedeniyle giriş yaptığını ancak kendisinin darp edildiğini söyleyerek İ. K. hakkında cinayetle ilgili soruşturma yürütmemizi istedi. Biz de ....'ın yattığı, hatırladığım kadarıyla Özel Edesa hastanesine gittik burada ölen ....'ın doktoru bize kendisine şifai olarak ölen ...nın eşi İ. tarafından darp edildiğini söylemiş ancak doktor tanıklık yapmak istemediğini söyledi sonra bu durumu tutanak altına alarak savcıya bilgi verdik ve ....'ın evine araştırma yapmak üzere gittik evde annesi vardı, annesi kızının döverek öldürüldüğünü söyledi ancak kim tarafından öldürüldüğünü söylemedi bizde annesini savcılık huzuruna çıkardık orda ifadesini verdi, Uğurlu mahallesinde yaptığımız araştırmada mahalleliler tarafından ....'ın İ. K. tarafından öldürüldüğü yönünde şifai bilgi edindik ayrıca ....ın kan hısmı olan akrabalarıyla İ. K.'ın kan hısmı olan akrabalarının birbirleriyle olan evlilikleri vardır bu yüzden tanıklık yapmak istemeyip tanıklık yapanlarda beyanlarından dönmüşlerdir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
DELİLLER: Sanık savunması, mağdurlar ve tanıkların beyanları, ölü muayene ve otopsi tutanağı, bilirkişi raporları, adli raporlar, tutanaklar, nüfus sabıka kaydı ile tüm dosya kapsamı.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Dosyanın incelenmesinde; Kamyon Şoförü olan sanık ile maktul ...'nın 04.05.2005 tarihinde resmi nikahla evlendikleri, Şanlıurfa ili Uğurlu köyünde ikamet ettikleri, maktülün ablası olan A. K.'ın sanığın kardeşi İmam K. ile diğer ablası ... K.'ın ise sanığın babası İ. K. ile evli olduğu, maktul ile sanığın müşterek çocuklarının olmadığı, sanığın bu nedenle olay tarihinden üç yıl kadar önce Zeliha A. ile imam nikahı ile evlendiği ve her iki eşle aynı binada altlı üstlü evlerde yaşamaya başladığı, ikinci eşinden bir çocuk sahibi olduğu, 27/01/2016 tarihinde gece saat 23.30 sıralarında maktulün, kız kardeşi A. ve yeğeni H. tarafından Şanlıurfa Özel Edessa Hastanesine götürüldüğü, hastaneden alınan 27/01/2016 tarihli raporda maktulün hastaneye bilinci kapalı getirildiğinin ve vücudunun çok sayıda yerinde ekimozlar, kesiler olduğunun belirtildiği, durumunun beyin cerrahisi bulunan bir hastanede değerlendirilmesi gerektiği için maktulün aynı gün Balıklıgöl Devlet Hastanesine sevk edildiği, Balıklıgöl Devlet Hastanesinde görevli beyin cerrahı Dr.M. F.'ın soruşturma aşamasında alınan beyanında, "hastanın ayakta tedavi edildiğini, hastanın birşeyler gizlediğinin belli olduğunu, korku ve endişe taşıdığını, tedavinin ardından 28/01/2016 tarihinde taburcu edildiğini" belirtiği, maktulün hastaneden taburcu edildikten sonra kız kardeşi A.' nin evine götürüldüğü, üç gün sonra maktulün olduğu eve gelen sanığın maktulü birlikte yaşadıkları eve götürdüğü, sonrasında 09/02/2016 tarihinde maktulün fenalaşması üzerine sanığın maktulü hastaneye götürmek üzere aracıyla yola çıktığı, bu sırada ambulansı aradığı ve yolda ambulansa aktararak maktulü tekrar Özel Edessa Hastanesine götürdüğü, burada maktulün yaşamını yitirdiği, vücut muayenesinde önceki tespitlerden farklı olarak ve yeni oluştuğu anlaşılan sağ baçağı diz bölgesinde morluk, sağ diz altında 10 cm tırnak izi bulunduğu, 28/01/2016 tarihli yaralanmaya ilaveten gelişen künt kafa travmasına bağlı kafa içi kanama ve gelişin komplikasyonları sonucu ölümün meydana geldiğinin İstanbul ATK 1. İhtisas Kurumunun 09/02/2018 tarihli raporunda belirtildiği,
Sanığın ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada 30.03.2018 tarihli celsede, 25.01.2016 tarihinde eve geldiğinde eşinin kendisini bir erkekle aldattığına tanık olduğu yönündeki savunması karşısında dosyaya delil olarak sunulan telefonlar üzerinde ilk derece mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan 10/10/2018 havale tarihli bilirkişi raporuna göre telefon görüşme ve mesajlaşma içeriklerinden maktulün A. isimli kişi ile duygusal ilişkisinin olduğunun ve ayrıca 23/05/2018 havale tarihli alınan export (içerik çıkarım) raporuna göre telefonda maktulün yarı çıplak resimlerinin bulunduğunun tespit edildiği, Sanığın maktulün bir başkası ile ilişkisini 25/01/2016 tarihinde öğrendiği, bu tarihten sonra Şanlıurfa ili dışına çıkmadığı, kullandığı 0541 305 .... numaralı GSM hattının kayıtlarından bu hususun anlaşıldığı, sanığın ilk savunmasında maktulü 23/01/2016 günü kayınvalidesinin evine bırakarak tır şoförü olarak Silopi'ye gittiğini, 27/01/2016 tarihinde Silopi'de olduğunu beyan ettiği, ancak mahkeme huzurunda çelişkili olarak 25/01/2016 tarihine kadar İzmit'te olduğunu, 25/01/2016'da Şanlıurfa'ya geldiğini beyan ettiği, 27/01/2016 gününe kadar köyde olduğunu, o gün kendisine maktul eşinin hastanede olduğu öğrendiğini beyan ettiği, oysa HTS kayıtlarına göre maktulün kullandığı 0545 453 72 28 numaralı hattın 24/01/2016 gününe kadar Uğurlu köyünde, 24/01/2016 14:13'ten sonra tekrar Uğurlu köyünde baz verdiği, bu nedenle sanığın, maktulün 27/01/2016 tarihine kadar Şanlıurfa'da annesinin evinde olduğuna dair savunmasının kabul edilebilir bulunmadığı,
Maktül ....08.02.2016 tarihinde Eyübiye Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde "Eşim İ. K. tır şoförüdür, yola gittiğinde beni annemin evine bırakır,23.01.2016 tarihinde akşam saatlerinde annemin evinde tek başıma iken açık olan kapıdan iki Suriyeli erkek şahıs girdiler, beni darp ederek boynumdaki altın kolyeyi aldılar, olay sırasında bayılmışım ayıldığımda hastanede idim, tedavim bittikten sonra evime döndüm, eşim beni darp etmedi, beni darp eden kişilerden şikayetçi değilim." şeklinde ifade verdiğinin belirlendiği, maktulün 09.02.2016 tarihinde ex olmasına müteakip 27.01.2016 tarihli darp ve yağma suçlarından yürütülen Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/7109 Soruşturma sayılı dosyasının 17.05.2016 tarihli birleştirme kararı ile "mağdur hakkında tanzim edilen rapor ile mağdurun beyanları arasında tutarsızlık olduğu, şüphelinin ifadeleri arasındaki çelişki ve her iki dosya arasındaki irtibat "gerekçesi ile Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4039 soruşturma sayılı dosyası ile birleştirildiğinin anlaşıldığı, aralarındaki akrabalık ilişkisi, yörenin sosyo- kültürel yapısı ve maktulün bir başka erkekle olan ilişkisinin deşifre olmaması saikiyle ifade verdikleri anlaşılan K. soy isimli tanıkların beyanlarının dosyadaki delillerle uyumlu olmadığı, yine tanıklar ....,V. Ç. ve ... K.'ın "maktulün merdivenlerden düştüğü" şeklindeki ifadelerinin adli raporlar ve otopsi raporu ile çeliştiği, her ne kadar kovuşturma aşamasında ifadesini değiştirmiş ise de maktulün annesi F. K.'ın maktulün ölümden iki gün sonra Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesinde "...kızı A.'nin kendisini arayarak "anne kocası ...'ya öldüresiye dövmüş, üç gün kendisi evde tedavi etmeye çalışmış, iyileşmediği için bana getirdi, İ. bana al kız kardeşine bak, doktora götürme, yüzündeki morluklar geçtikten sonra iyileşmezse doktora götürürsünüz" diye söylediğini, ... iyileşmediği için ertesi gün A. ve torunu H.'in ...'yı Edessa Hastanesine götürdüklerini, oradan Balıklıgöl devlet hastanesine götürdüklerini, A.'nin korktuğu için kızını eşi tarafından darp edildiğini söyleyemediğini, kızını öldüresiye dövüp darp eden kişinin eşi İ. olduğunu, ...'nın Balıklıgöl Devlet Hastanesinden çıktıktan sonra, torunu H. ve annesinin ...'yı A.'nin evine getirdiklerini, burada üç-dört gün A.'nin ...'ya baktığını, bu sırada kendisinin de ...'ya görmek için A.'nin evine gizli bir şekilde gittiğini, ancak sanık İ.'in ...'yı görmeye gitmemesi hususunda kendisine baskı yaptığını, ..., A.'nin evinde üç gün kaldıktan sonra sanığın ...'yı evine götürmek istediğini, bu sırada kendisinin de A.'nin evinde olduğunu, ...'nın kendisine yalvararak "anne beni bırakmayın, benim sonum iyi değil, beni öldürecek" diyerek sanıkla birlikte gitmek istemediğini, kendisinin ...'yı bırakmak istemediğini, ancak sanığın bıçakla üzerlerine yürüyüp "hepinizi keserim" diye tehdit ettiğini, ...'yı yatakta saçından tutarak sürekleyip arabaya kadar götürdüğünü, ...'nın arabaya binmek istememesi üzerine sanığın ...'nın başını sert bir şekilde arabaya çarpıp, arabaya bindirdiği" şeklindeki beyanlarının samimi görüldüğü, maktulün polis merkez amirliğinde verdiği ifadesini eşini suçtan kurtarmaya yönelik ve baskı altında verdiği kaantinin hasıl olduğu,
Sanığın savunmasında 2008 ve 2012 yıllarında başka erkeklerle aldattığını araya aile büyüklerinin girmesi maktulünde bir daha aldatmayacağına yönelik söz vermesi nedeniyle maktulu affettiğini ancak affetmesine rağmen 25.01 2016 tarihinde maktulu evinde çıplak vaziyette bir erkekle yakaladığına dair savunmasının aksini gösterir bir delil bulunmaması, dosya kapsamı, tanık beyanları, maktule ait cep telefonlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları gözetildiğinde sanığın eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiğinin kabulünün gerektiği ve sanığın haksız tahrik altında eşi olan maktülü öldürdüğünün anlaşıldığı, haksız tahrikin derecesi ve ulaştığı boyut gözetildiğinde sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle asgari orana yakın düzeyde indirim yapılması gerektiği,
Sanığın maktule yönelik ilk eylemini 25.01.2016 tarihinde gerçekleştirdiği ve 27/01/2016 tarihli hastane raporuna göre hayati tehlike oluşturacak biçimde yaraladığı, (Balıklıgöl Devlet Hastanesinde maktule müdahale eden doktor M. F.'ın ifadesine göre maktulün gözünde yumruk izi olduğunu değerlendirdiği bir iki günlük morluklar olduğu, bunun da sanığın maktulü başka bir erkekle yakaladığını beyan ettiği tarih olan 25.01.2016 tarihinde darp edilmiş olduğunu gösterdiği,) maktulün sevk edildiği Balıklıgöl Devlet Hastanesince taburcu edildikten 3 gün sonra tekrar kardeşinin evinden zorla alıp uyguladığı şiddet sonucu 09/02/2016 tarihinde öldüğü, dosya arasında bulunan beyanlar otopsi raporları toplanan delillerle sanığın üzerine atılı eşe karşı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmakla;
Şanlıurfa 1.Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2018 tarih ve 2016/312 (E) ve 2018/962 (K) sayılı kararı ile sanık İ.'in maktüle ...'ya yönelik eşe karşı kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmünün CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılmasına,
Sanık İ.'in maktül ...ya yönelik eylemine uyan eşe karşı kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nun 82/1-d, 29, 53, 63 maddeleri gereğince cezalandırılmasına, sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, ceza miktarı dikkate alındığında sanığın tutukluluk halinin devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütala olunur." şeklinde mütalaada bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Sanığın kamyon şoförü olması nedeniyle işlerinden dolayı ayda bir kaç kez eve gelebildiği, sanık ile maktul ....'ın 04.05.2005 tarihinde resmi olarak evlendikleri, Şanlıurfa ili Uğurlu köyünde ikamet ettikleri, maktülün ablası olan mağdur A. K.'ın sanığın kardeşi İmam K. ile diğer ablası ... K.'ın ise sanığın babası İ. K. ile evli olduğu , maktul ile sanığın müşterek çocuklarının olmadığı, sanığın bu nedenle olay tarihinden üç yıl kadar önce sanığın maktülün rızası ve isteği üzerine Zeliha A. ile imam nikahı ile evlendiği ve her iki eşle aynı binada altlı üstlü evlerde yaşamaya başladığı, ikinci eşinden bir çocuk sahibi olduğu,
27/01/2016 tarihinde gece saat 23.30 sıralarında maktulün, kız kardeşi A. ve yeğeni H. tarafından Şanlıurfa Özel Edessa Hastanesine götürüldüğü, hastaneden alınan 27/01/2016 tarihli raporda maktulün hastaneye bilinci kapalı getirildiğinin ve vücudunun çok sayıda yerinde ekimozlar, kesiler olduğunun belirtildiği, durumunun beyin cerrahisi bulunan bir hastanede değerlendirilmesi gerektiği için maktulün aynı gün Balıklıgöl Devlet Hastanesine sevk edildiği, Balıklıgöl Devlet Hastanesinde görevli beyin cerrahı Dr. M. F.'ın soruşturma aşamasında alınan beyanında, "hastanın ayakta tedavi edildiğini, hastanın birşeyler gizlediğinin belli olduğunu, korku ve endişe taşıdığını, tedavinin ardından 28/01/2016 tarihinde taburcu edildiğini" belirtiği, maktulün hastaneden taburcu edildikten sonra kız kardeşi mağdur ...nin evine götürüldüğü, üç gün sonra maktulün olduğu eve gelen sanığın maktulü birlikte yaşadıkları eve götürdüğü, sonrasında 09/02/2016 tarihinde maktulün fenalaşması üzerine sanığın maktulü hastaneye götürmek üzere aracıyla yola çıktığı, bu sırada ambulansı aradığı ve yolda ambulansa aktararak maktulü tekrar Özel Edessa Hastanesine götürdüğü, burada maktulün yaşamını yitirdiği, vücut muayenesinde önceki tespitlerden farklı olarak ve yeni oluştuğu anlaşılan sağ baçağı diz bölgesinde morluk, sağ diz altında 10 cm tırnak izi bulunduğu, 27/01/2016 tarihli raporda belirtilen yaralanmalara ilaveten gelişen künt kafa travmasına bağlı kafa içi kanama ve gelişen komplikasyonları sonucu ölümün meydana geldiğinin İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurumunun 09/02/2018 tarihli raporunda belirtildiği,
Sanığın ilk derece mahkemesince yapılan yargılamada 30.03.2018 tarihli celsede, 25.01.2016 tarihinde eve geldiğinde eşinin kendisini bir erkekle aldattığına tanık olduğu yönündeki savunması karşısında dosyaya delil olarak sunulan telefonlar üzerinde ilk derece mahkemesince bilirkişi incelemesi yaptırıldığı, alınan 10/10/2018 havale tarihli bilirkişi raporuna göre telefon görüşme ve mesajlaşma içeriklerinden maktulün A. isimli kişi ile duygusal ilişkisinin olduğunun ve ayrıca 23/05/2018 havale tarihli alınan export (içerik çıkarım) raporuna göre telefonda maktulün yarı çıplak resimlerinin bulunduğunun tespit edildiği, Sanığın maktulün bir başkası ile ilişkisini 25/01/2016 tarihinde öğrendiği, bu tarihten sonra Şanlıurfa ili dışına çıkmadığı, kullandığı 0541 305 20 26 numaralı GSM hattının kayıtlarından bu hususun anlaşıldığı, sanığın ilk savunmasında maktulü 23/01/2016 günü kayınvalidesinin evine bırakarak tır şoförü olarak Silopi'ye gittiğini, 27/01/2016 tarihinde Silopi'de olduğunu beyan ettiği, ancak mahkeme huzurunda çelişkili olarak 25/01/2016 tarihine kadar İzmit'te olduğunu, 25/01/2016'da Şanlıurfa'ya geldiğini beyan ettiği, 27/01/2016 gününe kadar köyde olduğunu, o gün kendisine maktul eşinin hastanede olduğu öğrendiğini beyan ettiği, oysa HTS kayıtlarına göre maktulün kullandığı 0545 453 72 28 numaralı hattın 24/01/2016 gününe kadar Uğurlu köyünde, 24/01/2016 14:13'ten sonra tekrar Uğurlu köyünde baz verdiği, bu nedenle sanığın, maktulün 27/01/2016 tarihine kadar Şanlıurfa'da annesinin evinde olduğuna dair savunmasının kabul edilebilir bulunmadığı,
Maktül .... 08.02.2016 tarihinde Eyübiye Polis Merkezi Amirliğinde alınan ifadesinde "Eşim İ. K. tır şoförüdür, yola gittiğinde beni annemin evine bırakır, 23.01.2016 tarihinde akşam saatlerinde annemin evinde tek başıma iken açık olan kapıdan iki Suriyeli erkek şahıs girdiler, beni darp ederek boynumdaki altın kolyeyi aldılar, olay sırasında bayılmışım ayıldığımda hastanede idim, tedavim bittikten sonra evime döndüm, eşim beni darp etmedi, beni darp eden kişilerden şikayetçi değilim." şeklinde ifade verdiği, maktulün 09.02.2016 tarihinde ölmesine müteakip 27.01.2016 tarihli darp ve yağma suçlarından yürütülen Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/7109 Soruşturma sayılı dosyasının 17.05.2016 tarihli birleştirme kararı ile "mağdur hakkında tanzim edilen rapor ile mağdurun beyanları arasında tutarsızlık olduğu, şüphelinin ifadeleri arasındaki çelişki ve her iki dosya arasındaki irtibat "gerekçesi ile Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığının 2016/4039 soruşturma sayılı dosyası ile birleştirildiğinin anlaşıldığı, aralarındaki akrabalık ilişkisi, yörenin sosyo-kültürel yapısı ve maktulün bir başka erkekle olan ilişkisinin deşifre olmaması saikiyle ifade verdikleri anlaşılan K. soy isimli tanıkların beyanlarının dosyadaki delillerle uyumlu olmadığı,
Tanıklar ....,V.Ç. ve ... K.'ın "maktulün merdivenlerden düştüğü" şeklindeki ifadelerinin adli raporlar ve otopsi raporu ile çeliştiği, her ne kadar kovuşturma aşamasında ifadesini değiştirmiş ise de maktulün annesi F. K.'ın maktulün ölümden iki gün sonra Cumhuriyet Savcılığında verdiği ifadesinde "...kızı A.'nin kendisini arayarak "anne kocası ...'ya öldüresiye dövmüş, üç gün kendisi evde tedavi etmeye çalışmış, iyileşmediği için bana getirdi, İ. bana al kız kardeşine bak, doktora götürme, yüzündeki morluklar geçtikten sonra iyileşmezse doktora götürürsünüz" diye söylediğini, ... iyileşmediği için ertesi gün A. ve torunu H.'in ...'yı Edessa Hastanesine götürdüklerini, oradan Balıklıgöl devlet hastanesine götürdüklerini, A.'nin korktuğu için kızını eşi tarafından darp edildiğini söyleyemediğini, kızını öldüresiye dövüp darp eden kişinin eşi İ. olduğunu, ...'nın Balıklıgöl Devlet Hastanesinden çıktıktan sonra, torunu H. ve annesinin ...'yı A.'nin evine getirdiklerini, burada üç-dört gün A.'nin ...'ya baktığını, bu sırada kendisinin de ...'ya görmek için A.'nin evine gizli bir şekilde gittiğini, ancak sanık İ.'in ...'yı görmeye gitmemesi hususunda kendisine baskı yaptığını, ..., A.'nin evinde üç gün kaldıktan sonra sanığın ...'yı evine götürmek istediğini, bu sırada kendisinin de A.'nin evinde olduğunu, ...'nın kendisine yalvararak "anne beni bırakmayın, benim sonum iyi değil, beni öldürecek" diyerek sanıkla birlikte gitmek istemediğini, kendisinin ...'yı bırakmak istemediğini, ancak sanığın bıçakla üzerlerine yürüyüp "hepinizi keserim" diye tehdit ettiğini, ...'yı yatakta saçından tutarak sürekleyip arabaya kadar götürdüğünü, ...'nın arabaya binmek istememesi üzerine sanığın ...'nın başını sert bir şekilde arabaya çarpıp, arabaya bindirdiği" şeklindeki beyanlarının dosya kapsamı ile uyumlu olup samimi görüldüğü, maktulün polis merkez amirliğinde verdiği ifadesini eşini suçtan kurtarmaya yönelik ve baskı altında verdiği kanatine varıldığı,
Sanığın maktule yönelik ilk eylemini 25.01.2016 tarihinde gerçekleştirdiği ve 27/01/2016 tarihli hastane raporuna göre hayati tehlike oluşturacak biçimde yaraladığı, (Balıklıgöl Devlet Hastanesinde maktule müdahale eden doktor M. F.'ın ifadesine göre maktulün gözünde yumruk izi olduğunu değerlendirdiği bir iki günlük morluklar olduğu, bunun da sanığın maktulü başka bir erkekle yakaladığını beyan ettiği tarih olan 25.01.2016 tarihinde darp edilmiş olduğunu gösterdiği,) maktulün sevk edildiği Balıklıgöl Devlet Hastanesinden taburcu edildikten 3 gün sonra tekrar kardeşinin evinden zorla sanık tarafından alınıp ve sanık tarafından öldürmek maksadı ile uygulanan şiddet sonucu 09/02/2016 tarihinde İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı 1. İhtisas Kurumunun raporuna göre künt kafa travmasına bağlı kafa içi kanama ve gelişen komplikasyonları sonucu öldüğü, sanığın maktule yönelik şiddeti, maktulde oluşan yaralamanın niteliği ve nahiyesi gözetildiğinde öldürmek kastı ile uyguladığı, sonradan pişman olarak ambulansı aramasının öldürme kastının varlığını değiştirmeyeceği eyleminin ve kastının öldürmeye dönük olduğu dosya arasında bulunan beyanlar otopsi raporları toplanan delillerle sanığın üzerine atılı eşe karşı kasten öldürme suçunu işlediğinin sabit olduğu anlaşılmış,
Sanığın savunmasında maktulün kendisi 2008 ve 2012 yıllarında başka erkeklerle aldattığını araya aile büyüklerinin girmesi maktulünde bir daha aldatmayacağına yönelik söz vermesi nedeniyle maktulu affettiğini ancak affetmesine rağmen 25.01.2016 tarihinde maktulu evinde çıplak vaziyette bir erkekle yakaladığına dair savunmasının aksini gösterir bir delil bulunmaması, dosya kapsamı, tanık beyanları, maktule ait cep telefonlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporları gözetildiğinde sanığın eylemini haksız tahrik altında gerçekleştirdiğini kanaatine varılmış, haksız tahrikin derecesi ve ulaştığı boyut gözetildiğinde sanık hakkında haksız tahrik nedeniyle makul düzeyde indirim yapılmış,
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2018 tarih, 2016/312 Esas ve 2018/962 Sayılı kararının CMK'nun 280/2. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: GEREKÇESİ YUKARIDA AÇIKLANDIĞI ÜZERE;
Şanlıurfa 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/12/2018 tarih, 2016/312 Esas ve 2018/962 Sayılı kararı ile sanık İ. K. hakkında maktul ....'a yönelik eşe karşı kasten öldürme suçundan kurulan mahkumiyet kararının CMK'nun 280/2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
1-)Sanık İ. K.'ın üzerine atılı maktul ....a yönelik eşe karşı kasten öldürme suçundan eylemine uyan TCK'nun 82/1-d maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği yer ve zaman, suç konusunun önem ve değeri de dikkate alınarak AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-)Sanığın savunmasında eşi olan maktulün kendisini 2008 ve 2012 yıllarında başka erkeklerle aldattığını, araya aile büyüklerinin girmesi, maktulünde bir daha kendisini aldatmayacağına yönelik söz vermesi nedeniyle maktulü affettiğini, ancak affetmesine rağmen 25/01/2016 tarihinde maktulü evlerinde çıplak bir vaziyette bir erkekle yakaladığına dair savunmasının aksini gösterir bir delil bulunmaması, dosya kapsamı, tanık beyanları, maktule ait cep telefonlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporlarındaki maktulün başka erkeklerle yarı çıplak fotoğrafları da olduğu halde mesajlaşmasına yönelik içerikler gözetildiğinde eylemini haksız tahrik altında gerçekleştiren sanığa yönelen haksız tahrikin derecesi itibariyle TCK'nun 29/1. maddesi gereğince sanığın cezasından takdiren indirim yapılarak 22 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-)Sanığın suçtan sonraki tutumları ve duruşmadaki davranış ve beyanları, cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkisi göz önüne alınarak TCK'nun 62/1 maddesi gereğince cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak VE SONUÇ OLARAK 18 YIL 4 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
4-)Anayasa Mahkemesi'nin 2014/140 esas, 2015/85 karar sayılı iptal kararı gözetilerek sanığın kasten işlediği suç nedeniyle hapis cezasına mahkum olmasının yasal sonucu olarak, TCK'nun 53. maddesinin 1. 2. ve 3. fıkralarının sanık hakkında uygulanmasına,
5-)Sanığın gözetim altında ve tutuklulukta geçirdiği günlerin TCK'nun 63. maddesi gereğince cezasından mahsubuna,
6-)Sanığa hükmolunan cezanın miktarı ve tutuklu kaldığı süre gözetilerek TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA, Tutukluluk halinin devamına ilişkin karara Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine (7) gün içinde itiraz hakkı bulunduğunun ve itiraz usulünün sanığa anlatılmasına, (anlatıldı)
7-)Şanlıurfa Cumhuriyet Başsavcılığı Adli Emanetinin 2016/772 sırasında kayıtlı svap ve sürüntü örneklerinin dosyada delil olarak saklanmasına,
2018/3681 sırasında kayıtlı cep telefonları ile sim kartın sahiplerine iadesine,
8-)Katılan kurum kendisini İlk Derece Mahkemesindeki yargılamada tayin ettiği vekille temsil ettirdiğinden, İlk Derece Mahkemesindeki hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 4.360,00 TL maktu vekalet ücretinin sanık İ. KİRAZ'dan alınarak katılan kuruma verilmesine,
9-)Sanık deneme süresi içerisinde yeni bir kasıtlı suç işlediğinden karar kesinleştiğinde Hassa Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2014/1353 Esas 2015/883 Karar sayılı ve 02/12/2015 tarihinde kesinleşmiş ilam yönünden CMK'nun 231/11 maddesi gereğince gereğinin taktir ve ifası için ilgili mahkemesine müzekkere yazılmasına,
10-İlk Derece Mahkemesindeki yargılama nedeni ile yapılan 5 davetiye gideri gideri olan 57,50 TL yargılama gideri ile Dairemizdeki yargılama aşamasında yapılan 3 adet davetiye gideri olan 42,00 TL olmak üzere toplam 99,50 TL'nin sanık İ. K.'dan tahsil edilerek hazineye gelir kaydına,
Dair; sanık İ. K. ve sanık müdafiilerinin yüzüne karşı, katılan kurum vekili ile mağdurların yokluğunda, Cumhuriyet savcısı Ö. Y.'ın huzuruyla mütaalaya uygun olarak yüzüne karşı verilenler yönünden hükmün tefhim tarihinden itibaren, yokluğunda karar verilen katılan kurum vekil yönünden ise tebliğ tarihinden itibaren, 7035 Sayılı Kanun'un 21. maddesiyle değişik CMK'nun 291. maddesi gereğince (15) gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak, hükmen tutuklu olarak cezaevinde bulunan sanığın ise; cezaevine vereceği dilekçeyle veya tutuklu bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi yetkilisine beyanda bulunmak suretiyle ya da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle,
Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmesi için TEMYİZ yolu açık olmak üzere, 27.03.2020 tarihinde oybirliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)