(5271 S. K. m. 272, 280, 289)
Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine ve istinaf dilekçesi içeriğine göre dosya görüşüldü:
1-Suça sürüklenen çocuk hakkındaki mala zarar verme suçundan kurulan hükme yönelik istinaf isteminin incelenmesinde;
Hükmolunan doğrudan adli para cezasının miktarı ve 5271 sayılı Kanunun 272/3-a maddesindeki istinaf sınırı karşısında hükmün kesin nitelikte olması nedeniyle, ilk derece mahkemesinin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından yapılan itirazın REDDİNE,
Oy birliğiyle;
2-Suça sürüklenen çocuk hakkındaki hırsızlığa teşebbüs, iş yeri dokunulmazlığını ihlal ve 6136 sayılı yasaya muhalefet suçlarından kurulan hükümlere yönelik istinaf isteminin esas açısından yapılan değerlendirmede ise;
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Başkaca istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Ancak;
1-SSÇ'nin soruşturma aşamasından itibaren istikrarlı savunmalarına göre iş yerine girmeye zorlandığı, kabul etmeyince sol kolundan elektroşok cihazı ile yaraladıkları ve korktuğu için iş yerine girmek zorunda kaldığı yolundaki savunmasının, doktor raporunda görülen sol humerustaki yaralanmasıyla kısmen doğrulanması,
2-Kendileri kilolu olduğu için iş yerine giremeyen diğer SSÇ'ler O. ve E.'ın yerine iş yerine girmeden su alma bahanesiyle, iş yerine en yakın köşedeki büfeden su aldığı ve büfeciye "Olayı söyleyerek polis çağırmasını istediği" yönündeki savunmasının 1. Fıkradaki zorunluluk haliyle bir arada değerlendirildiğinde, böyle bir büfe bulunup bulunmadığı, varsa olay günü gecesi çalışan büfecinin tanık olarak dinlenilerek, sonucuna göre SSÇ'nin hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken dinlenilmeden karar verilmesi,
3-1 ve 2. Fıkradaki hususları destekler mahiyette, SSÇ'nin iş yerine girdikten sonra, diğer SSÇ'ler bulmasın diye "300 TL'yi kasadan alıp yere attığı " yolundaki savunmasının da, olay tutanağında yerde görülen 1 adet 100 ve 1 adet de 200 TL olmak üzere toplam 300 TL'lik banknotla doğrulanması ve sonuçta gelen polislerce kendisinin yakalanması ile, yine savunmasında geçen diğer SSÇ'ler tarafından verilen ateş-buz uyuşturucu maddesini ayakkabısından çıkararak kendiliğinden polislere vermesi ve diğer SSÇ'lerin kaçmasıyla sonuçlanan olayda,
2 nolu fıkrada geçen, olay günü çalışan büfeci tanığın dinlenilmesinin olayın yine SSÇ'nin savunmasında geçtiği üzere ihbarla ortaya çıktığına ilişkin tutanakla bir arada değerlendirildiğinde zorunlu olduğu, ihbar tutanağı da emniyetten getirilerek, tanık da dinlenilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, eksik ve yetersiz gerekçeyle karar kurulduğu anlaşılmakla,
Gerekirken yerinde olmayan gerekçe ile uygulanmaması bozmayı gerektirmiş olup istinaf itirazları bu sebeple yerinde görüldüğünden, 5271 sayılı CMK'nın 289/1-g ve 280/1-b maddeleri gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Oy çokluğuyla;
KESİN olmak üzere 05.05.2017 tarihinde karar verildi.
KARŞI OY:
21.08.2016 günü saat 02.15 sıralarında Süleyman Şah Mahallesi Koca Nakıp Sokak içerisinde iş yerlerini açmaya çalışan şahıslar olduğunun anonsu üzerine bahsedilen sokağa giden polis ekibinin sokak içerisinden bir kişinin kaçtığını tespit ettiği, bu kişinin yakalanamadığı, kimliğinin tespit edilemediği, Müştekinin işyeri içerisinden çıkıp kaçan ikinci bir kişinin -Suça sürüklenen çocuk'un- tespit edildiği, bu kişinin 400 metre kadar kovalama yakalandığı, yakalandığında üzerinde tornavida, pense, el feneri ve yasak nitelikte bıçak elde edildiği olayda;
Suça sürüklenen çocuk Cumhuriyet savcısı tarafından alınan ifadesinde özetle yolda karşılaştığı E. K. ve O. K. isimli kişilerin kendisine uyuşturucu madde içirdiklerini, suça konu iş yerinin önüne getirdiklerini, işyerinin kepenginin daha önce açılıp bir kısım yağ tenekelerinin dışarıya çıkartılmış olduğunu, kilolu oldukları için iş yerine giremediklerini, kendisinin girmesini istediklerini, bunu kabul ettiğini, su almak istediğini söyleyerek olay yerine yakın köşede işleteni ve ismini bilmediği bir büfeye gittiğini, büfeciye olayı söyleyip polis çağırmasını istediğini, geri dönüp işyerine girdiğini, kasada bulunan paraları şahısların bulmaması için yere attığını, O. K.'ın içeriye gireceği sırada polislerin geldiğini, kendisinin de kaçtığını, üzerinde bulunan malzemeleri diğer kişilerin kendisine verdiğini ifade etmiştir.
Suça sürüklenen Çocuk'un kendisine tehdit ile hırsızlık yaptırdığını ifade ettiği kişilerin, yaptırmak istedikleri eylem için gerekmediği halde Suça Sürüklenen Çocuk'a yasak nitelikli bıçak vermeleri, Suça sürüklenen Çocuk'un bu kişilerin yanından ayrılıp büfeye gitmiş olması halinde üstündeki cebir kalktığı halde bu kişilerin yanına geri dönmesi, polis geldiğinde kaçmak yerine kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçundan bu kişilerden şikayetçi olması gerektiği ve son olarak bu kişilerin eyleme Suça Sürüklenen Çocuk'u dahil etme nedenleri noktasında kendi içerisinde tutarsız, hayatın olağan akışına aykırı ve kabule değer değildir.
Suça Sürüklenen Çocuk'un eylemini TCK 28 maddesi kapsamında cebir ve şiddet, korkutma veya tehdit altında gerçekleştirdiğinin kabulü mümkün değildir. Tespit edilip dinlenebilse bile "olayın olduğu yere yakın, köşedeki büfe"yi işleten kişinin beyanlarının sonucu değiştirme ihtimali bulunmamaktadır.
Buna göre Suça Sürüklenen Çocuk hakkında hırsızlık, işyeri dokunulmazlığını ihlal, yasak nitelikte bıçak taşıma suçlarından verilen hükümlerde; usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve kanunda öngörülen suç tiplerine uyduğu, cezaların kanuni bağlamda uygulandığı dikkate alındığında istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerektiği görüşündeyim. (¤¤)