Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre;
Dava zamanaşımı süresinin durması veya kesilmesini düzenleyen, 5237 sayılı TCK'nun 67/2 maddesinde zamanaşımı süresini durduran veya kesen nedenlar arasında yakalama, celb, ihzar müzekkereleri ve sanık hakkında son tahkikatın açılmasına dair olan karara yer verilmeyerek daha dar kapsamlı biçimde ve kesme nedenlerinin sirayeti konusunda nesnel sistem esas alınarak bir suçla ilgili olarak şüpheli veya sanıklardan birinin savcı huzurunda ifadesinin alınması veya sorguya çekilmesi, şüpheli veya sanıklardan biri hakkında tutuklama kararının verilmesi, iddianame düzenlenmesi, sanıklardan bir kısmı hakkında da olsa, mahkumiyet kararı verilmesi halinde dava zamanaşımının kesileceği kabul edilmiştir.
Yine Anayasının 38. Maddesinde de dava zamanaşımının kanunilik ilkesi kapsamında olduğu benimsenmiş olup dava zamanaşımını durduran veya kesen nedenlerin kanunda açıkca gösterilmesi gerektiği, bu nedenlerin yorum veya kıyas yoluyla genişletilmesinin mümkün olmadığı gözetildiğinde, suça sürüklenen çocuğun 09/06/2011 tarihinde savunmasının alındığı, savunmasının alınmasından sonra mahkemece hükmün açıklanmasının geri bırakılmasını isteyip istemediğinin sanığa sorulmasının unutulması nedeni ile hakkında 29/03/2018 tarihinde fuzuli olarak yakalama emri çıkartıralarak bu yönde beyanının alınmasının da zamanaşımı süresini kesmeyeceği de nazara alındığında,
Suça sürüklenen çocuğun 12-15 yaş aralığında olması ve üzerine atılı kemik kırığına neden olacak şekilde kasten yaralama suçu için TCK'nun 66/1-d, 66/2, 67/3-4 maddelerinde öngörülen asli zamanaşımı süresinin 7 yıl 6 ay olduğu, suça sürüklenen çocuğun savunmasının alındığı 09/06/2011 tarihininden itibaren hüküm tarihi olan 07/03/2019 tarihine kadar asli zamanaşımı süresinin geçmiş olduğu anlaşıldığından Mahkemenin zaman aşımı nedeni ile vermiş olduğu düşme kararında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmadığı, delillerde ve işlemlerde herhangi bir eksiklik olmadığı, ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olduğu, eylemin doğru olarak nitelendirildiği, zamanaşımı nedeni ile düşme kararının gerekçeleri gösterilerek mahkemece kabul ve takdir kılındığı anlaşıldığından, istinaf başvurusunda bulunan yerel Cumhuriyet savcısının zamanaşımının koşullarının gerçekleşmediğine, kararın usul ve yasaya aykırı olduğuna yönelen ve yerinde görülmeyen sair istinaf itirazlarının REDDİNE, ancak;
Suça sürüklenen çocuk hakkında zamanaşımı nedeni ile düşme kararı verilirken uygulama maddesinin TCK'nun 66/1-d, 66/2, 67 maddeleri yerine yazılı şekilde TCK'nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddeleri olarak gösterilmesi,
Kanuna aykırı, istinaf başvurusunda bulunan yerel Cumhuriyet savcısının istinaf istemi bu nedenle yerinde ise de, bu aykırılık CMK'nun 303/1-f maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olduğundan, hüküm fıkrasının 1. paragrafındaki "TCK'nun 66/1-e, 66/2 ve 67/4 maddeleri" ibaresinin "TCK'nun 66/1-d, 66/2, 67 maddeleri" ibaresi olarak değiştirilmesine karar verilmek suretiyle DÜZELTİLEN hükme ilişkin İSTİNAF BAŞVURUSUNUN CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
Hükmolunan kararın niteliğine göre CMK'nun 286/2-h maddesi gereğince KESİN olmak üzere, 31/12/2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.