(5271 S. K. m. 150, 188, 193, 194, 196, 289) (5237 S. K. m. 35)
Yerel Mahkemece kurulan hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvuruların süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Sanık müdafiinin yerinde görülmeyen duruşmalı inceleme isteminin reddine karar verilerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre,
Katılan vekilinin tüm, sanık müdafiinin diğer istinaf itirazlarının reddine; ancak,
A-)Duruşmada hazır bulunacaklar başlıklı, CMK'nun 188/1 maddesinin 1. fıkrasındaki, "Duruşmada, hükme katılacak hâkimler ve Cumhuriyet savcısı ile zabıt kâtibinin ve Kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hâllerde müdafiin hazır bulunması şarttır.", Müdafiinin görevlendirilmesi başlıklı CMK'nun 150. maddesindeki
"(1)Şüpheli veya sanıktan kendisine bir müdafi seçmesi istenir. Şüpheli veya sanık, müdafi seçebilecek durumda olmadığını beyan ederse, istemi halinde bir müdafi görevlendirilir.
(2)Müdafii bulunmayan şüpheli veya sanık; çocuk, kendisini savunamayacak derecede malul veya sağır ve dilsiz ise, istemi aranmaksızın bir müdafi görevlendirilir." şeklindeki düzenlemelere göre,
(3) Alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlardan dolayı yapılan soruşturma ve kovuşturmada ikinci fıkra hükmü uygulanır. " şeklindeki düzenlemelere göre,
İddia makamının esasa ilişkin görüşlerini bildirdiği 09/01/2019 tarihli duruşmada alt sınırı 5 yıldan daha fazla hapis cezasını gerektiren kasten öldürmeye teşebbüs suçundan yargılanan sanık İ. E. müdafiinin hazır bulundurulması zorunluluğu gözetilmeden, müdafiinin görevini yapmaması halinde ise yeni bir müdafii atanmadan yargılamaya devamla edilerek duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken kişilerin yokluğunda duruşma yapılmak suretiyle CMK'nun 193/1, 194, 196 ve 289/1-e maddelerine muhalefet edilmesi,
B-)Kabul ve uygulamaya göre de;
1-) Katılan Y. S. hakkında düzenlenen Kahramanmaraş Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 12/09/2017 tarih ve 2017/1544 Sayılı raporunda; katılanın yaralanmasının yaşamını tehlikeye sokabilecek bir durum saptanmadığının bildirildiği; aynı yer Adli Tıp Şube Müdürlüğünce düzenlenen 21/09/2017 tarih ve 2017/1561 Sayılı raporda ise; katılanın yaralanmasının yaşamsal tehlike yaratma olasılığının yüksek olduğu olduğunun belirtildiği, buna göre anılan raporlar arasında çelişki oluştuğunun anlaşılması karşısında; katılandaki yaralanma sonucu meydana gelen zararın ağırlığının kesin olarak belirlenip değerlendirilmesinden sonra olaya uygun bir ceza tayin edilmesi bakımından, katılanın "yaşamını tehlikeye sokan bir durum olup olmadığı" hususunda mevcut raporlar arasındaki çelişkinin giderilmesi için ilgili Adli Tıp Kurumu İhtisas Kurulundan rapor aldırılması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hüküm kurulması,
2-) Teşebbüs sebebiyle 9 yıldan 15 yıla kadar hapis cezası öngören TCK'nun 35. maddesinin uygulanması sırasında, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı birlikte dikkate alınarak, katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunun tespiti halinde alt ve üst sınırlar arasında makul oranda, katılanın yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığının tespiti halinde alt ve üst sınırlar arasında alt sınırdan bir miktar uzaklaşılarak bir ceza tayini yerine, daha vahim hallerde uygulanması öngörülen en üst sınırdan uygulama yapılması suretiyle sanık hakkında fazla cezaya hükmolunması,
Sonuç: Hukuka aykırı ve istinaf başvurusunda bulunan sanık müdafii ve katılan vekilinin istinaf istemleri bu nedenlerle yerinde görüldüğünden, CMK'nun 289/1-(e) maddesi uyarınca hükmün bu sebeplerden BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, CMK'nun 286/1 maddesi gereğince kesin olmak üzere, 30.05.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)