(5271 S. K. m. 231) (5237 S. K. m. 43, 50, 51, 53, 257)
Gereği düşünüldü:
İDDİA:
Kahramanmaraş Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 11/08/2015 tarih ve 2015/4077 Esas sayılı iddianamesi ile; "Şüpheli ......'ın G.Antep Barosuna ...... sicil numarası ile kayıtlı avukat olduğu, Şüphelinin Gaziantep 5. Aile Mahkemesinin 2011/689 esasına kayden görülmekte olan boşanma davasını takip etmek üzere, Gaziantep 2. Noterliğinin 25/10/2011 tarih ve 21898 yevmiye sayılı vekaletnamesine istinaden müşteki ......'ın vekilliğini üstlendiği halde, bahse konu davanın 26/12/2011 tarihli birinci duruşması hariç diğer duruşmalarına mazeretsiz olarak katılmayarak görevini zincirleme ihmal ettiği, şüphelinin avukat olması nedeniyle T.C. Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü'nden gerekli soruşturma ve kovuşturma izinlerinin alındığı, şüphelinin bu şekilde üzerine atılı zincirleme görevi ihmal suçunu işlediği" iddia edilmiş olup Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 30/09/2015 tarih 2015/230 Esas 2015/256 Karar sayılı son soruşturmanın açılmasına dair kararı üzerine sanığın eylemine uyan TCK'nın 257/2, 43/1 ve 53/1-5 maddeleri uyarınca cezalandırılmasına karar verilmesi talebiyle kamu davası açılmıştır.
SAVUNMA:
Sanık ...... ilk derece mahkemesinde alınan savunmasında: "Çalıştığım büro genel olarak ceza davaları almaktadır, hukuk davası almayız, bazı vekalet görevlerini para almadan üstlendiğimiz olmuştur, cezaevinde bulunan bazı fakir kimselere yardım ettiğimiz olmuştur, 10 tane öğrenciye burs veririz, dava konusu olayda birilerinin referansı ile çok fakir oldukları söylendiğinden ücretsiz olarak vekalet görevini üstlendik annesi bana vekaletnameyi getirmişti, ilk duruşmaya katıldım, delillerimizi bildirmek için süre verildi, ardından ben müştekinin annesi ile görüştüm, delillerini bize bildirmelerini söyledim, müşteki ufuk ile de çok nadiren görüşüyorduk, ancak bize herhangi bir delil bildirmediler, ikinci celse tarihinde K. Maraş 2. Asliye Ceza Mahkemesinde karara çıkması muhtemel bir duruşmamız vardı, aile mahkemesindeki dosyaya duruşma saatinin ileri alınması talep e den bir mazeret dilekçesi verdim, ancak mazeretimiz gerekçe gösterilmeden reddedilmiş bize delillerimizi bildirmemiz için süre verilmiş ancak bu hususta bize herhangi bir tebligat yapılmadı ve yeni duruşma günü de bildirilmedi, bu arada müşteki ve ailesine delilerini bize bildirmelerini söylüyordum ancak böyle bir bildirim de yapmamışlardı, dosya karara çıkmış bize gerekçeli karar geldi, müştekiden temyiz harcını yatırmasını istedim, ancak yatırmayınca ben kendi cebimden 1.800 TL temyiz harcını yatırarak dosyayı temyiz ettim, dosya onaylandı geldi, müştekiyi çağırdım, karar düzeltme yoluna başvurulabileceğini söyledim, ancak bunu istemedi, boşanma davamıza da bakar mısın dedi. Ben de bunu kabul etmedim, görev yaptığım tüm davalardan duruşmaları titizlikle takip etmekteyim, herhangi bir zararları da oluşmadı, olaya ilişkin ziynet eşyalarının verildiğine dair bir şikayette bulunmuştu ancak orda da takipsizlik kararı verildi" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık ...... Dairemizdeki savunmasında; "Ben daha önce İlk Derece Mahkemesinde yaptığım savunmalarımı aynen tekrar ediyorum, şunları da eklemek istiyorum, biz büro olarak ceza dosyalarını alırız, hukuk dosyasını ise birilerinin aracılığıyla gelmiş yardıma ihtiyacı olan kişiler olursa almaktayız, büromuzda yaklaşık 4000 klasör civarında dosya vardır, her dosyaya bir numara veririz, günlük çok sayıda da evrak gelir, bu evrakları da biz inceledikten sonra büro personeline veririz ve ilgili dosyaya takarlar, bu olayda katılan anlaşma durumlarının olduğunu, davaya girmeme gerek olmadığını söylemiş ve bu nedenle delillerini bana bildirmemiştir. Ben bu hususa ilişkin kendisinden belge almıştım, ilk derece mahkemesine belgeyi ibraz edememiştim çünkü büro personeli yanlış dosyaya takmıştır, o dönemde belgeyi çok aradık ancak 4000 klasör içinde bulamadık, ifadelerimde de belge aldığımı söylemedim çünkü bulamadığımızdan belgeyi ibraz etme imkanımız yoktu, beyanım havada kalacaktı, son olarak dosya mahkemenize geldiğinde tüm büro personeli ile birlikte klasörleri tek tek inceledik ve belgeyi bulduk, dosyaya ibraz ettik, ben katılan olan müvekkilimin talimatıyla hareket ettim, girmene gerek yok diye duruşmalara girmedim, avukatlık görevimi yaparken azami özen gösteririm geçen hafta annem vefat etti, ben taziye evini bırakarak şu anda 5. Ceza Dairesindeki bir dosyanın duruşmasına geldim, mazeret bildirme imkanım bulunmasına rağmen mazeret talebinde bulunmadım, gerek görülürse büro personeli de dinlenebilir. Sanıktan mütalaaya karşı diyecekleri ve esas hakkındaki savunması soruldu: Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim, ben bu suçu işlemedim dosyaya sunmuş olduğumuz evrakları da sonra temin etmedim, bu evrak üzerindeki tarihler bellidir, evrakları sonradan temin etseydim katılanın ifadesini de değiştirtirdim zaten kendisine 50.000 -100.000 TL verseydim dosya bu duruma gelmezdi, ben kendisinden davasını takip etmek için de para almadım aksine kendi cebimden ödeme yaptım, suçlamayı kabul etmiyorum, beraatimi isterim" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii Av. ...... ilk derece mahkemesindeki savunmasında; "Önceki savunmalarımızı tekrar ederiz, müvekkilin öncelikle beraatine, mahkeme aksi düşüncede ise lehine olan hükümlerin uygulanmasını talep ederiz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii av. ...... Dairemizdeki savunmasında; "Alınan beyanda aleyhe olan hususları kabul etmiyoruz, sanığın annesi bu sabah yoğun bakıma alındı bu nedenle duruşmaya katılamadı biz dosyaya katılan tarafından imzalanmış 2 adet tutanak ve bilgilendirme başlıklı belgeyi ibraz etmek istiyoruz, eksik hususlar ikmal edilsin. Sanık müdafiinden belgeleri önceki aşamalarda neden ibraz etmedikleri soruldu: Ben dosya duruşmaya yetki belgesi ile girdiğim için bu hususta bir bilgim yoktur, müvekkilin kendisine sorulursa daha iyi olur dedi devamla bu celse sunduğumuz belgelerin mahkeme kasasında veya korunaklı bir yerde muhafazasını talep ederiz. sanık müdafiinden mütalaaya karşı diyecekleri ve esas hakkındaki savunması soruldu: Mütalaayı kabul etmiyoruz, dava beyan üzerine açılmıştır ancak bizim dosyaya sunduğumuz somut belgeler vardır, karar verilmeden önce dosyanın heyetinizce tekrar gözden geçirilmesini ve müvekkilin beraatine karar verilmesini talep ederiz" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
Katılan ...... ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Aile mahkemesindeki davada sanığa vekaletname vermiştim, duruşmalara katılmamış, ben kendisini aradığımda mesajlar cevap veriyordu, 3. Duruşmada kendisini aradım, bana " senin mahkemenin hakimi izinde duruşma başka güne atıldı" diyerek beni başından saldı, tanıklarımı bildirmedi, özellikle amcam ...... tanık olarak bildirilmemiş, ben kendisine tanıkları ilk dava açıldığı gün tanıkları söylemiştim, olay nedeniyle şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan ...... Dairemizdeki beyanında: "Ben daha önce beyanda bulunmuştum o beyanlarımı aynen tekrar ederim, olay nedeni ile mağdurum iş bulamıyorum, başvurduğum yerler önce hakkındaki tazminatı öde icrayı kaldır ondan sonra gel diyorlar, şikayetim devam etmektedir. Katılan ......'a belgeler gösterilerek ve içerikleri okunarak soruldu: Belgelerin altındaki yazı ve imza bana aittir ancak ben belgelerin içeriğini bilmiyorum, ben böyle bir şeyi imzaladım ancak ne olduğunu bilmiyordum, bu belgeleri ne zaman imzaladığımı da hatırlamıyorum, aile mahkemesindeki dosya Yargıtay'dan onanıp döndükten sonra ben herhangi bir belgeye imza atmadım, sanığın avukatı bana davadan vazgeçmem için 20.000 TL para teklif etmişti, boş bir kağıda imza atarsın demişti ancak ben kabul etmedim, belgelerin içerikleri de doğru değildir. katılan ...... 2. celsede alınan beyanında: Savunmayı kabul etmiyorum, ben kendisine duruşmalara girmenize gerek yoktur demedim, dosyaya sunulan belgeleri ne şekilde imzaladığımı bilmiyorum, kendisi ile ilk görüşmeye gittiğimde bir kısım belgeleri imzaladım, boş herhangi bir kağıda imza atmadım. katılan ......'dan tanık beyanına karşı diyecekleri soruldu: Tanık beyanlarını kabul etmiyorum, bu arkadaş beni telefon ile aradı beydilli de bulunan bir kahvehaneye çağırdı aramızda anlaşalım şeklinde sözler söyledi, buna ilişkin benimde tanıklarım vardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ...... ilk derece mahkemesindeki beyanında: "Müşteki benim oğlum olur, aile mahkemesindeki dava nedeniyle bir tanıdık vasıtasıyla ......'a gittim, yanımda oğlum yoktu, ,işteydi, kendisi ile görüştüm 1. 000 TL para istedi, o an veremeyeceğimi söyledim, daha sonra 1.000 TL ve 2.000 TL olmak üzere toplam 3.000 TL para verdim, ancak herhangi bir belge almadım, sonra biz duruşmalara katılmak için 3 kez adliyeye geldik, ancak sanık bizi duruşma salonuna almadı karşı tarafta gelir kavga edersiniz gibi sözler söyledi, son olarak mahkemeden oğluma bir yazı geldi, "bu son duruşmanız duruşmaya gelmediğiniz takdirde haklarınızı kaybedersiniz" şeklinde bir yazı idi, ben oğlumu aradım bunu söyledim, daha sonra oğlum bana telefon etti, sanıkla görüştüğünü, sanığın kendisine sizin gelmenize gerek yok ben katılacağım" dediğini söyledi şahitlerimiz de getirip dinletmedi" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık ….. Dairemizdeki beyanında: "Ben sanık ......'ın avukat olduğu günden bugüne kadar yanında çalışırım, katılan ...... büroya geldiğinde davaya girilmemesi şeklinde sözler söyledi arından beni dışarıya çıkardılar kendi aralarında konuştular daha sonra bir kısım belgeler düzenlendi, söz konusu belgeleri biz kaybettik, o dönem bizim yanımızda çalışan bayanlar vardı, evlilik iznine ayrılanlar, doğum yapıp ayrılanlar oldu biz daha sonra bu belgeyi nereye koyduğumuzu bulamadık, ilk derece mahkemesindeki yargılama esnasında da aramıştık ancak bulamamıştık dosya bölge adliye mahkemesine geldikten sonra avukat bey bu belge bizim için çok önemli tekrar arayıp bulalım dedi, biz büroda bulunan 3.000 civarındaki klasörleri yaklaşık 20 gün boyunca aradık ve sonunda katılan tarafından imzalanan belgeleri bulduk" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ GEREKÇESİ:
Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarih 2017/121 Esas 2017/365 Karar sayılı ilamı ile; "Katılanın şikayeti üzerine Gaziantep Barosuna kayıtlı avukat olarak çalışan sanık hakkında görevi kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış, yapılan yargılama sonucu sanığın eyleminin sabit olduğu vicdani kanısına varılarak 14.02.2017 tarihinde sanık hakkında atılı suçtan kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir, katılanın anılan kararımıza karşı Gaziantep 6.Ağır Ceza Mahkemesi'ne itirazı üzerine, hüküm anında sanığın adli sicil kaydının dosyada bulunmadığından HAGB kararının objektif koşullarının yeniden değerlendirilmesi gerekeceğinden itirazı kabulüne karar verilmiş, dosya yeni esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunmuştur,
Katılanın eski eşi ...... ile 8.6.2011 tarihinde evlendikten bir süre sonra fiilen ayrılmalarına müteakip eski eşinin katılana karşı Gaziantep 5.Aile Mahkemesinde 2011/689 esas sayılı dosya ile çeyiz ve ziynet eşyasının iadesi ya da tazminine ilişkin 19.9.2011 tarihinde tazminat davası açtığı, katılanın da sanık avukata adı geçen davada kendisini temsil etmek üzere vekaletname verdiği, annesi tanık ...... aracılığın ile de vekalet ücreti olarak toplamda 3.000 TL'yi sanığa ödediği, Gaziantep 5.Aile Mahkemesi'nin 2011/689 esas sayılı dosyasının bir örneğinin dosyamız içerisine alındığı, buna göre adı geçen tazminat davasında sanığın davalı vekili olarak 26.12.2011 tarihli ilk duruşmaya katıldığı, taraflara ve davalı vekiline cevaplarını ve tanıklarını bildirmeleri için 2 haftalık süre verilmesine karar verildiği, 22.02.2012 tarihli 2. Celse için sanığın mazeret dilekçesi sunduğu, mazeretin kabul edilmemekle birlikte davalı vekili sanığa tüm delillerini ve tanık listesini sunmak üzere 2 haftalık yeni bir süre verildiği, sanığın bundan sonraki celselere katılmadığı, mazeret de sunmadığı, katılanın davalı olduğu anılan dosyanın 15.11.2012 tarihinde karara çıktığı yeminli dinlenen davacı tanıkları ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu davanın kısmen kabulüne karar verildiği, hükmün sanık tarafından temyizi sonucu Yargıtay 3.Hukuk Dairesince onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır.
Sanığın savunmasında katılanın davasını ücret almadan üstlendiğini, ilk duruşmaya katıldığını, ikinci duruşma için mazeretinin kabul edilmediğini, yeni duruşma günün kendisine tebliğ edilmediğini, katılan ile nadiren görüştüğünü, annesine tanıklarını bildirmelerini söylediğini, bildirmediklerini, gerekçeli kararı temyiz etmelerine karşın onandığını, karar düzeltme yoluna katılanın gitmek istemediğini suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği anlaşılmıştır.
Katılanın annesi tanık ...... beyanında sanığa iki seferde toplam 3.000 tl parayı verdiğini ancak herhangi bir belge almadığını, oğlu ile 3 kez duruşmalara katılmak üzere adliyeye geldiklerini sanığın karşı taraf ile kavga edersiniz gibi sözlerle kendilerini geri yolladığını, eve gelen son duruşma ihtarını içeren yazıdan sanığı haberdar ettiklerinde sanığın oğluna gelmenize gerek yok dediğini, şahitlerini de dinletmediğini söylediği,
Sanığın savunmasında katılana karşı açılan tazminat davasını ücret almadan kabul ettiğini beyan etmiş ise de tanık ......'in bunu doğrulamadığı, kaldı ki sanığın vekalet ücret almamasının kendisini vekilliğin yükümlülüklerinden olan duruşmalara katılma, delilleri sunma gibi yükümlülüklerden kurtarmayacağı, mesleği gereği aldığı vekilliğin gerektirdiği özen ve dikkati göstermesi duruşmalara katılması, ara kararla verilen sürelere riayet ederek davalının dinletmek istediği tanıklarını ve delillerini bildirmesi gerekirken görevini ihmal ettiği, gerekli özeni ve sorumluluğu yerine getirmeyerek üzerine atılı suçu işlediği, suçunun sabit olduğu anlaşılmıştır.
Sanığın sabit olan görevini kötüye kullanma suçuna uyan 5237 sayılı TCK'nın 257/2. Maddesi uyarınca takdiren sanığın 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, iyi hali sebebiyle cezasından indirim yapılarak 2 ay 15 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına karar vermek gerektiği, sanığın, adli sicil kaydından da anlaşılacağı üzere 25.11.2015 tarihinde işlediği görevi kötüye kullanma suçu sebebiyle Gaziantep 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 06.06.2013 tarihinde verdiği mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın 17.07.2013 tarihinde kesinleştiği, sanığın deneme süresi içinde 10.09.2013 tarihinde dosyamıza konu suçu işlediği anlaşıldığından CMK 231 maddesi gereğince hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir" gerekçesiyle atılı suçtan mahkumiyetine karar verilmiştir.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
İddia Makamı Esas Hakkında Mütalâasında; "Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesinin sanık ...... hakkında 10/10/2017 tarihinde 2017/365 karar numaralarına kayden görevi ihmal suçunu vermiş olduğu mahkumiyet kararının kaldırılmasına,
Suç tarihinde ve halen Gaziantep Barosunda kayıtlı avukat olarak görevli sanığın Gaziantep 5. Aile Mahkemesinin 2011/689 esas sayılı dosyasında katılan ......'ın vekilliğini üstlendiği sanığın söz konusu davanın 26/11/2012 tarihli duruşmasına katıldığı ancak daha sonra yapılan 9 ayrı duruşmaya geçerli herhangi bir mazeret bildirmeksizin katılmadığı ve bu şekilde üzerine atılı görevi ihmal suçunu işlediği iddia, katılan aşamalardaki beyanı, sanık savunması, tanık anlatımı ile tüm dosya kapsamından anlaşılmıştır. Yargılamayı yapan ilk derece mahkemesince suçun sübut ve nitelendirilmesine ilişkin verilen kararda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı ancak sanık hakkında TCK'nın 50 ve 51.maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağına dair herhangi bir değerlendirme yapılmadığı gibi hüküm fıkrasında da bu konuda bir karar verilmediği görülmekle, TCK'nın 50, 51 ve CMK'nın 231/5 maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağı hususunda takdiri mahkemenize ait olmak üzere sanığın müsnet suçundan TCK'nın 257/2 maddesi uyarınca cezalandırılmasına, sanık hakkında ayrıca TCK'nın 53. Maddesi uyarınca güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" demiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Gaziantep 5. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda sanığın görevi ihmal suçundan mahkumiyetine karar verilmiş olup, sanık hakkında TCK'nun 50 ve 51. ile CMK'nun 231/5 maddelerinin uygulanıp uygulanmayacağının ve ilk derece mahkemesince suç tarihinin yanlış kabulü dikkate alınarak adli sicil kaydında geçen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında bildirimde bulunulması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi amacıyla Dairemizce duruşma açılmasına karar verilmiştir.
İddia, sanık savunması, katılan beyanı, tanık anlatımı, Gaziantep 5.Aile Mahkemesinin 2011/689 Esas sayılı dava dosyası içeriği, nüfus ve adli sicil kayıtları ile tüm dosya kapsamına göre;
Katılan ......'ın eski eşi tarafından katılana karşı 19.9.2011 tarihinde Gaziantep 5.Aile Mahkemesinin 2011/689 Esas sırasına kayıtlı dosya ile çeyiz ve ziynet eşyasının iadesi ya da tazminine ilişkin dava açıldığı, katılanın Gaziantep Barosuna kayıtlı avukat olan sanığa söz konusu davada kendisini temsil etmek üzere vekaletname verdiği, annesi tanık ...... aracılığı ile de vekalet ücreti olarak toplamda 3.000 TL'yi sanığa ödediği,
Sanığın davalı vekili olarak 26.12.2011 tarihli ilk duruşmaya katıldığı, taraflara ve davalı vekiline cevaplarını ve tanıklarını bildirmeleri için 2 haftalık süre verilmesine karar verildiği, 22.02.2012 tarihli 2. celse için sanığın mazeret dilekçesi sunduğu, bu celsede sanığa tüm delillerini ve tanık listesini sunmak üzere 2 haftalık yeni bir süre verildiği, sanığın bundan sonraki 3, 4, 5, 6, 7, 8, 9 ve 10.celselere katılmadığı, mazeret de sunmadığı,
15/11/2012 tarihli 10. celsede davanın kısmen kabul edildiği, davalı vekili sanık avukat ......'ın 25/01/2013 tarihinde kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 3.Hukuk Dairesince 08/05/2013 tarihinde kararın onandığı ve 10/09/2013 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Dairemizdeki yargılama esnasında sanık müdafi tarafından "karşı tarafla anlaşma ihtimali olduğundan tanık ve delil bildirilmeyeceğine" ilişkin 30/12/2011 tarihli ve "Avukat ...... 'ın davayı temyiz edeceğine" ilişkin 24/01/2013 tarihli katılan ...... tarafından imzalanmış iki adet belgenin ibraz edildiği ve belgelerin avukatlık bürosunda sonradan bulunabildiğinin belirtildiği, katılan ......'ın belgelerdeki imzaların kendisine ait olduğunu, ancak içeriğini ve ne zaman verdiğini hatırlamadığını, dosya Yargıtay'dan döndükten sonra herhangi bir belge imzalamadığını belirtmiş olup; söz konusu belgelerin ilk derece yargılaması esnasında dosyaya sunulmamış ve varlığının dahi ileri sürülmemiş olması, içerikleri, katılanın ve tanık ...... 'ın beyanları gözetildiğinde sanık ve müdafi beyanlarına, söz konusu belgelerin içeriklerine itibar etmenin mümkün olmadığı, sanığın davalı vekili olarak duruşmalara katılmamak, delil ve tanık listesi sunmamak suretiyle davanın katılanın aleyhine sonuçlanmasına neden olup ihmal suretiyle görevi kötüye kullanmak suçunu işlediği kanaatine varılmıştır.
İddianame ve ilk derece mahkemesi kararında suç tarihi 10/09/2013 olarak kabul edilmişse de, söz konusu tarihin Aile Mahkemesi kararının kesinleştiği tarih olup, sanığın üzerine atılı duruşmalara katılmama eylemi yönünden suç tarihinin sanığın katılmadığı son duruşma olan 15/11/2012 olduğunun kabulü gerektiği sonucuna varılmıştır.
İddianame ve son soruşturmanın açılması kararı ile sanık hakkında TCK'nun 43/1 maddesinin uygulanması talep edilmişse de sanığın sabit görülen eylemlerinin bir bütün olarak tek bir görevi ihmal suçunu oluşturduğu, zincirleme suç hükümlerinin uygulanma olasılığı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
Yukarıda açıklanan gerekçelere göre sanığın sabit görülen ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma eylemine uyan TCK'nun 257/2 maddesi gereğince cezalandırılmasına, suçun işleniş şekline göre kısa süreli hapis cezasının TCK'nun 50/1 maddesi gereğince adli para cezasına çevrilmesine, sanığın adli sicil kaydında hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararlarının kesinleşme tarihlerinden önce dava konusu suç işlendiğinden, söz konusu kararlar yönünden gereğinin takdiri için mahkemelerine bildirimde bulunulmasına yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve ilk derece mahkemesi kararı kaldırılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A-Gaziantep 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 10/10/2017 tarih 2017/121 Esas 2017/365 Karar sayılı sanık ......'ın mahkumiyetine ilişkin kararının CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
B-1) Sanık ......'ın üzerine atılı ihmal suretiyle görevi kötüye kullanma suçu sabit görülmekle eylemine uyan TCK'nın 257/2 maddesi gereğince suçun işleniş şekli ve özellikleri, suç kastının yoğunluğu dikkate alınarak takdiren 3 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanığın sabit görülen eylemlerinin kül halinde tek bir görevi ihmal suçunu oluşturduğu anlaşıldığından hakkında TCK'nun 43/1 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri dikkate alınarak TCK'nın 62/1 maddesi gereğince cezası taktiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 2 AY 15 GÜN HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
Sanık hakkında hükmolunan kısa süreli hürriyeti bağlayıcı cezanın suçun işlenmesindeki özelliklere göre 5237 sayılı TCK'nın 50/1-a maddesi uyarınca 1 günü 50 TL üzerinden hesap edilmek suretiyle 3.750 TL ADLİ PARA CEZASINA ÇEVRİLMESİNE,
Günün ekonomik koşulları ve paranın satın alma gücü dikkate alınarak TCK'nın 52/4 maddesinin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
Sonuç ceza adli para cezası olduğundan TCK'nın 53/1 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
Sanığın adli sicil kaydından anlaşılan suça meyilli kişiliği dikkate alındığında tekrar suç işlemeyeceği hususunda mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından CMK'nın 231/5 maddesinin uygulanmasına takdiren YER OLMADIĞINA,
Sanığın suçu TCK'nın 53/1-a maddesinde sayılan hak ve yetkilerden birini kötüye kullanmak suretiyle işlediği anlaşılmış ise de ilk derece kararlarında uygulanmamış olması ve aleyhe istinaf başvurusu bulunmadığından kazanılmış hak teşkil etmesi nedeniyle sanık hakkında TCK'nın 53/5 maddesinin uygulanmasına YER OLMADIĞINA,
2) İddianamede ve son soruşturmanın açılması kararında suç tarihi 10/09/2013 olarak gösterilmiş ise de suç tarihinin sanığın duruşmalara katılmadığı son tarih olan 15/11/2012 tarihi olmasına ve adli sicil kaydında geçen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin kararların bu tarihten sonra kesinleşmiş olmasına göre hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararları hakkında BİLDİRİMDE BULUNULMASINA YER OLMADIĞINA,
3) a-Mahkememiz kararı sanık lehine olduğundan, mahkememizce yapılan yargılama giderinin Hazine üzerinde bırakılmasına,
b-Sanığın ilk derece mahkemesinde yapılan yargılama sırasında sarfına sebebiyet verdiği 4 adet davetiye giderinden ibaret 40,00 TL yargılama giderinin sanıktan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
4) Kararın birer örneğinin Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü ile sanığın bağlı bulunduğu Gaziantep Baro Başkanlığına gönderilmesine,
Dair sanık, sanık müdafii ve katılanın yüzüne karşı Cumhuriyet Savcısı ......'ın (......) huzurunda ve mütalaasına uygun oy birliği ile CMK'nın 286/2-b maddesi gereğince kesin olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 16.01.2019 (¤¤)