T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ....
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN :....
ÜYE : ...
ÜYE : .
KATİP : .
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ŞANLIURFA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : ..
NUMARASI :..
DAVACI : ....
VEKİLLERİ : Av....
DAVALILAR : 1-......
VEKİLİ : Av. .... .
VEKİLİ : Av. .
VEKİLİ : Av. ...
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Rücuen Tazminat)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : .
YAZIM TARİHİ :....
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı......vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketlerin farklı zamanlarda hizmet ihalesi alımı sözleşmeleri imzaladığını, almış oldukları hizmet ihalesi kapsamında çalıştırdıkları işçilerden .. .. müvekkili aleyhine .....Esas sayılı dosyasında işçilik ücreti davası açtığını, müvekkilinin icra dosyasına...TL ödeme yaptığını, fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla icra dosyasına yapılan ödemenin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte her davalılardan sorumlu oldukları miktara göre tahsiline ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinden bırakılmasına karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP: Daval.......vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi, husumet ve muvazaa itirazında bulunduklarını dava dışı işçinin davacı tarafından işten çıkartıldığını bu nedenle müvekkil şirket hakkında açılan davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı . .. vekili cevap dilekçesinde dava dilekçesini kabul etmediklerini açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı .......vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı defi, husumet ve muvazaa itirazında bulunduklarını, alt işverenler arasında işyeri devri sözkonusu olduğundan, davacının kıdem ve ihbar tazminatı ile yıllık ücretli izin alacağını talep etme hakkı doğmadığını, dava dışı işçinin müvekkili firmada hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı alacağı bulunmadığını, davacı kurumun kendi insiyatifi ile ödemiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatını müvekkillere rücu etmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davanın reddine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunduklarını, rücu davalarında ... maddesinin atfıyla taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin geçerli olacağını, sözleşmede açılacak davalarda ödenecek ücretler yönünden bir açıklama bulunmadığını, sözleşmeden kaynaklı olarak....... maddesi kapsamında tarafların borçlardan yarı yarıya sorumluluğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek davanın reddinine karar verilmesini talep etmiştir.
YEREL MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; "Mahkememizce iddia, savunma, dosya kapsamındaki belge ve kayıtlar, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Davalı tarafta yer alan yükleniciler idareyle .. farklı zamanlarda birbirini takip eden hizmet ihalesi alımı sözleşmeleri imzaladığı, almış oldukları hizmet ihalesi kapsamında çalıştırdıkları işçiler tarafından ...... ile en son yüklenici olan.. ....i aleyhine muhtelif mahkemelerde iş hukukunda kaynaklanan tazminat davalarını açtığından bahisle eldeki davanın açıldığı görülmüştür. (...) Dava konusu olayda da davacı Kurum ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenlerle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise İş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından, uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler. ........ maddesinde düzenlenen, “Aksi kararlaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. .. işverenden tahsil edilen işçilik alacakları, çoğunlukla işçinin birden fazla alt işverenler
nezdindeki çalışmalarını kapsamaktadır. İşçinin çalışmış olduğu her bir alt işverenin dönemine isabet eden işçilik alacaklarından, ilgili olan alt işveren sorumlu olacağından, davalı alt işverenin sorumluluğu da sadece kendi dönemi ile sınırlı olmalıdır....... . . hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden, “iş hukukunda geçerli olan mevzuat ve içtihatlara göre yapılan değerlendirmeler" rücu davalarında hükme esas alınamaz. (...) Davalı vekilince her ne kadar tüm tazminat kalemlerinden alt işverenin sorumlu olması gerektiği ileri sürülmüşse de, davacı tarafça taraflar arsında akdedildiği ileri sürülen ve delil olarak dayanılan teknik şartname, dava dilekçesi ile birlikte .. sayılı . .. Maddesine göre mahkememize sunulmamış olup sunulan Sözleşme tasarısına göre de; davalının işçilik alacaklarından dolayı sorumsuz olduğuna ilişkin bir kayda rastalnılamamıştır. Bu nedenle sorumsuzluk kaydına ilişkin bu iddiaya ispat yokluğu nedeniyle itibar
edilememiştir. Sözleşmede bu yönde ayrıksı bir hüküm bulunmadığından......... maddesi ve . . yerleşik içtihadı nazara alınarak; davalı alt işverenlerin dava dışı işçiye karşı işçilik alacaklarından kaynaklanan alacak ve tazminatlardan kendi dönemlerinin yarısı ile sınırlı olarak sorumlu tutulması gerektiği sonucuna varılmıştır. Karar duruşmasından önce .. müzekkere yazılarak teminat mektubunun paraya çevrilip çevrilmediği ve dava dışı ... icra dosyası kapsamında ödeme yapılıp yapılmadığı hususu açıklığa kavuşturularak yapılan ödemelerin denetimi sağlanmıştır. Öte yandan her ne kadar davacı tarafça, hükmedilen alacağa ödeme tarihinden itibaren temerrüt faizi işletilmesi talep edilmiş ise de .. sayılı.. Maddesi ".. sözleşme yoksa, ticari bir borcun faizi, vadenin bitiminden ve belli bir vade yoksa ihtar gününden itibaren işlemeye başlar" hükmüne haiz olup; yine yasanın ... Maddesi, "Tacirler arasında, diğer tarafı temerrüde düşürmeye, sözleşmeyi feshe, sözleşmeden dönmeye ilişkin ihbarlar veya ihtarlar noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile yapılır." hükmüne haiz olduğundan ve dosya kapsamında davacı tarafından davalıların dava açılmadan önce temerrüte düşürüldüğüne ilişkin yasada tahdidi olarak sayılan yazılı bir bildirime rastlanılmadığından davalıların en erken dava tarihi itibariyle temerrüte düştüğünün kabulü gerekmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı taraf istinaf dilekçesinde; tam kabul kararı verilmesi gerekirken davalıların yarı oranın da sorumlu tutulmalarının ve faiz başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalılar lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerekirken ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin de hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, .. sayılı İş Kanunu kapsamında işçiye ödenen işçilik tazminatlarının alt işverenlerden rücuen tazmini davasıdır.
Dairemizce inceleme, .. .. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlık davacının açmış olduğu hizmet ihalesini alan davalı şirketlerde dava dışı . .. çalıştığı döneme ilişkin olarak davacının ödediği işçilik tazminatını davalı şirketlerden rücu yoluyla istemesi, davalı şirketlerinde davacının ödemiş olduğu işçilik tazminatını kendilerine rücu edemeyeceğini ileri sürmesinden kaynaklanmaktadır.
Kıdem tazminatına ilişkin hükümleri halen yürürlükte bulunan ......... sayılı İş Kanunu hükümlerine ve ... yerleşik kararlarına göre, ihbar tazminatı ile işe başlatılmama tazminatlarından son işveren kıdem tazminatından ise işçinin çalıştığı her işveren işçinin çalıştığı dönemle sınırlı olmak üzere sorumludur. Bu nedenle hazırlanan bilirkişi raporu ile mahkemenin kararı usul ve yasaya uygundur.
Rücu davasının ilk koşulu alacağın tamamen ödenmiş olmasıdır. Davacı taraf dosyaya sunduğu ödeme belgeleri ile dava dışı çalışanın işçilik tazminatlarını ödediğini kanıtlamaktadır.
Dava konusu uyuşmazlığın çözümünde ......... aşağıya alıntıladığımız gerekçeli kararında tespit edilen hukuki durumların araştırması yapılacaktır. .. bu durumu şu şekilde açıklamıştır. "Dava, asıl işveren davacının, davalı şirketler tarafından çalıştırılan işçinin açmış olduğu dava sonrasında ödemek zorunda kaldığı miktarın rücuen tahsili istemine ilişkindir. ........ maddesinde, “Bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir. Bu ilişkide asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak bu Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.” hükmü bulunmaktadır. Dava konusu olayda da davacı ile davalılar arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi mevcut olup, davacı asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak İş Kanunu’ndan kaynaklanan yükümlülükler nedeniyle, alt işverenle birlikte müteselsilen sorumludur. Burada Kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenler, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müteselsilen sorumludurlar. Bu düzenleme, işçi alacağının güvence altına alınması amacıyla yapılmış olup, sadece işçilere karşı bir sorumluluktur. Asıl ve alt işveren arasındaki ilişkide ise iş hukuku değil, Borçlar Kanunu ve sözleşme hukuku esas alınacağından,
uyuşmazlığın taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine göre çözümlenmesi gereklidir. Alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular, kendi aralarındaki iç ilişkide, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda bir anlaşma yapabilirler........... maddesinde düzenlenen, “Aksi karalaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.” şeklindeki hükümde de, müteselsil borçlulardan her birinin alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı genel olarak eşit paylarla sorumlu oldukları, ancak bunun aksinin kararlaştırılabileceği de açıkça belirtilmiştir. İşte müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki iç ilişkide, bu konudaki sorumluluğun tamamen borçlulardan birine ait olacağı yönünde bir sözleşme yapılmış ise, tarafların serbest iradeleri ile düzenlemiş oldukları sözleşme hükümleri kendilerini bağlayacağından, dış ilişkide kanundan doğan teselsül gereğince borcu ödemiş olan müteselsil borçlunun, ödediği miktarın iç ilişkide borcun nihai yükümlüsü olan borçludan rücuen tahsilini talep edebileceği kabul edilmelidir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; davacı bakanlık ile davalı şirket arasındaki sözleşmelerin 23. maddesinde sözleşme konusu iş ile ilgili çalıştıracağı personele ilişkin sorumlulukların, ilgili mevzuatın bu konuyu düzenleyen emredici hükümleri ile genel şartnamenin altıncı bölümünde düzenlendiği belirtilerek sözleşmenin eki genel şartnameye atıf yapılmış olup,sözleşmelerin eki genel şartnamelerde ise bu yönde bir düzenlemeye yer verilmediği tespit edilmiştir. Taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmeleri ve eklerinde davalı yüklenici şirketin dava dışı işçinin kıdem tazminatı alacağından sorumlu olduğuna dair hüküm bulunmadığı anlaşılmakla, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda davalı yüklenicinin kendi sorumlu olduğu döneme ilişkin kıdem tazminatının yarısından asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğunun kabulü gerekir. O halde mahkemece, son işveren olan davalının kıdem tazminatına ilişkin işçilik alacaklarından kendi dönemine isabet eden miktarların yarısından, asıl işveren konumundaki davacının, diğer yarısından davalı yüklenicinin sorumlu olduğu kabul edilerek, konusunda uzman bilirkişiden bu doğrultuda, taraf, mahkeme ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alınıp, sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, açıklanan hususlar göz ardı edilerek, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir...
.. bu kararına göre dava konusu olayda iki somut durumun araştırması yapılacaktır.......göre davacı ile davalı arasında alt işveren üst işveren ilişkisinin bulunup bulunmadığı; diğeri ise.. göre taraflar arasında yapılan sözleşmede borçlulardan her birinin, alacaklıya yapılan ifadan birbirlerine karşı eşit paylarla sorumlu olacaklarının aksinin kararlaştırılıp kararlaştırılmadığı ya da borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden bu durumun anlaşılıp anlaşılmadığıdır.
Dosya içerisine alınan sözleşmelerin incelenmesi sonucunda davalı şirketlerin işveren konumunda olduğu ve bu nedenle de davacı ile aralarında ......göre alt işveren üst işveren ilişkisinin bulunduğu anlaşılmaktadır.
.. güncel kararları sözleşmede aksine hüküm bulunmaması durumunda işçilik ücretlerinin tamamından alt işverenin sorumlu olduğu ve üst işveren tarafından alt işverene rücu edilebileceği yönünde olması nedeniyle dava dışı işçiye ödenen işçilik tazminatının tamamından davalı şirketler sorumlu bulunmaktadır........Dolayısıyla davacı şirketin davalılara karşı dava açmakta hukuki yararı bulunmakta olup mahkemece davacının yaptığı ödemenin tamamı yerine yarısına hükmetmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Davacının dava dışı işçiye yaptığı ödeme işçilik alacaklarıdır. Davacının davalılarla yaptığı sözleşmede bu tür işçilik alacaklarından yarı yarıya sorumlu olunacağı ya da davalıların sorumlu olmayacağına ilişkin bir düzenleme olmadığına göre davacının bu ödemeleri yapmak zorunda bırakılması .. sayılı ...ye göre sözleşmeye aykırılık nedeniyle haksız fiil niteliğindedir...göre haksız fiillerde haksız fiilin gerçekleştiği tarihte borç muaccel hale gelir. Bu nedenle davacının talebi gibi ödeme tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken muacceliyet koşulunun gerçekleşmediği gerekçesiyle dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesi de hatalı olmuştur.
Dava öncesinde davacı tarafın arabuluculuk başvurusunda bulunduğu anlaşılmaktadır. ....... Kanununun "Dava şartı olarak arabuluculuk" başlıklı .. ..; "Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere.. bütçesinden karşılanır." düzenlemesi yapılmış olup bu maddeye göre gerekçeli kararın hüküm fıkrasında arabuluculuk ücretinden hangi tarafın sorumlu olduğunun belirtilmesi zorunludur. Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında arabuluculuk ücreti hakkında bir hüküm kurulmaması da hatalı olmuştur.
Ne var ki bu hususlar yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden dairemizce HMK m. 353/I-b-3 uyarınca ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulması gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
A-) 1-Davacı vekilinin vaki istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcı 59,30 TL'nin istek halinde iadesine,
3-Davacı tarafın yatırdığı 162,10 TL istinaf başvuru harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine,
4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından istinaf vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
B-) HMK m. 353/I-b-3'e göre YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,
1-Davanın KABULÜNE,
a)..'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren .. sayılı yasanın 2/2. maddesi gereğince ... kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı ..davac.. İdaresi ..verilmesine,
b).. TL'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren . sayılı yasanın 2/2. maddesi gereğince.. kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı .. .en .. alınarak; davacı .. Müdürlüğü'ne verilmesine,
c)..... TL'nin ödeme tarihi olan .... tarihinden itibaren . sayılı yasanın ........ kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı...... alınarak; davacı ..
ç).. TL'nin ödeme tarihi olan .. tarihinden itibaren . sayılı yasanın....... kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalı ......alınarak; davacı ..
... d).....'nin ödeme tarihi olan .... tarihinden itibaren . sayılı yasanın.......kısa vadeli avanslar için uyguladığı dönemsel değişken faizi ile birlikte davalılar...... müştereken ve müteselsilen alınarak; davacı ....
2-Alınması gereken 3.656,69 TL karar harcından peşin alınan 914,18 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.742,51 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacının yaptığı ve karşıladığı harç dahil toplam 4.098,79 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,
4-Davalılar tarafından sarfedilen yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,
5-......bütçesinden karşılanan 1.320,00 TL'den ibaret arabuluculuk ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irad kaydına,
6-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine,
7-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının yatıran tarafa iadesine,
8-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nin 353 ve 362/1-a bendi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir. .
. .
Başkan
.
¸e-imzalıdır
. . .
Üye
..
¸e-imzalıdır
. .
Üye
..
¸e-imzalıdır
. .
Katip
.
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."