T.C.
GAZİANTEP
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .....
KARAR NO :......
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN : ........
ÜYE : .......
ÜYE : .....
KATİP : .......
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : GAZİANTEP 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ :....
NUMARASI :......
DAVACI :....
VEKİLLERİ : Av......
DAVALILAR : 1....... .
DAVANIN KONUSU : Bankalarca Kullandırılan Ticari Kredilerden Ve Ticari Kredili Mevduatlardan Kaynaklanan Davalar (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARARININ
KARAR TARİHİ : ...
YAZIM TARİHİ : ...
Taraflar arasında görülen davada yerel mahkemece verilen karar davacı vekilince istinaf edilmekle, dosyadaki tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; temlik eden .. ile davalı .. arasında .... TL limitli .........i imzalandığını, davalı diğer borçlunun müşterek ve müteselsil kefil olduğunu, sözleşme konusu alacağın vadesi geldiği halde ödenmediği için Banka tarafından .......... tarihli hesap kat ihtarı keşide edildiğini, ipotek teminatının ......... sayılı takibe konu edildiğini, ipotek teminatının söz konusu kredi alacağını karşılamadığını, rehin açığı belgesi aldıklarını, alacağın tahsili için......... sayılı dosyası ile takibe geçildiğini, yukarıda açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile takibe konu itirazın iptali ile takibin devamına, % 20’den aşağıda olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP: Davalılar davaya cevap dilekçesi sunmamıştır.
YEREL MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; "Deliller toplandıktan sonra dosya bankacı bilirkişiye tevdi edilmiş olup bilirkişi tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda özetle; (...) Davalı asıl borçluya gönderilen kat ihtarnamesinin tebliğ edildiği ve ...... tarihinde temerrüde düştüğü, davalı kefile gönderilen kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediği ve ....... takip tarihinde temerrüde düştüğü, Davalı/asıl borçluya kat ihtarının tebliğ edildiğinin kabulü ile ticari krediler, esnek hesap (KMH) ve kredi kartı için takip tarihi itibariyle, toplam ....... TL borçtan sorumlu olduğu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar ....... TL’lik anaparaya (banka talebi) yıllık % .. temerrüt faizi ve %..BSMV birlikte ödemesi gerektiği, Davalı/kefile kat ihtarının tebliğ edilemediğinin kabulü ile ticari krediler, esnek hesap (KMH) ve kredi kartı için takip tarihi itibariyle, toplam .......... TL borçtan sorumlu olduğu, ayrıca davalının icra takibinden borcun tamamen tahsil tarihine kadar ....... TL’lik anaparaya (banka talebi) yıllık.....temerrüt faizi ve.......... birlikte ödemesi gerektiğini mahkememize bildirmiştir. (...) Bilirkişi raporunun 8. sayfasında yer alan 3. bent tetkik edildiğinde bilirkişi tarafından isabetli bir biçimde ödeme tarihinde kadar asıl alacak ve işlemiş faiz miktarlarının hesaplanarak mahsup işlemi yapıldığı yapılan ödeme miktarı olan ........ TL'nin asıl alacağın ferilerinin miktarından fazla olduğu ve bu şekilde mahsup yapıldığında talep edilebilecek asıl alacak miktarının ...... TL olduğu anlaşılmıştır. Ancak takip talebinde davacı taraf .......... TL asıl alacak talebinde bulunduğu nazara alındığında burada temerrüt faizi hesaplamasının 6100 sayılı HMK m. 26 hükmü uyarınca taleple bağlı kalınarak bu miktar üzerinden hesaplanması gerekecektir. Nitekim bilirkişi tarafından da bu şekilde hesaplama yapılmış olup bu durum da isabetlidir. Ancak bilirkişi raporunda her ne kadar takip tarihi ........ olarak baz alınmışsa da UYAP sistemi üzerinden yapılan kontrolde davaya konu takibin .......... tarihinde başlatılmış olduğu anlaşılmış olup bu haliyle raporda fazladan ..günlük temerrüt faizi hesaplaması yapılmıştır. Anılan hatanın düzeltilmesi adına mahkememizce yapılan hesaplamada; (Asıl alacak) ...... TL * (Temerrüt faizi oranı) ... (Temerrüt süresi) ........ TL temerrüt faizi alacağı hesaplanmıştır. Mahkememizce de bu şekilde tespit edilen miktarlar hüküm altına alınmıştır. Yine davacı vekili her ne kadar alacak miktarının daha fazla olduğunu rehin açığı belgesinin de bunun delili olduğunu beyan etmişse de; rehin açığı belgesinde icra harç ve masrafları ile vekalet ücretinin de yer aldığı ve bu haliyle davacı vekilinin itirazının yerinde olmadığı, tahsilat miktarının dava dışı banka kayıtlarına göre belirlendiği ve bu şekilde yapılan tespitin borcu doğuran sözleşme hükümleri uyarınca isabetli olduğu, asıl alacak miktarı bakımından zaten tam kabul kanaatine varıldığı, farkın temerrüt faizi noktasında doğduğu ve temerrüt faizinin belirlenmesi noktasında herhangi bir hata bulunmadığı kanaatiyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna karşı itirazlarına itibar edilmemiştir. Öte yanda davacı vekili ısrarlı beyanları ile müvekkilinin harçtan muaf olduğu yönünde iddiada bulunmuştur. Benzer bir uyuşmazlığa ilişkin olarak.......... Tarihli ilamında "...3.... sayılı Bankacılık Kanunu’nun 143. maddesindeki düzenlemede “muaflıktan” değil “istisna”dan söz edilmekte olup, varlık yönetim şirketlerinin yaptıkları işlemleri ve bununla ilgili olarak düzenlenen kağıtları, kuruldukları takvim yılı ve bunu izleyen beş yıl süresince, 492 sayılı Harçlar Kanunu’na göre ödenecek harçlardan, maddede sayılan diğer vergilerden ve kesintilerden istisna tutmuştur. Görüldüğü üzere, bu hüküm varlık yönetim şirketlerinin vergiden istisna olacağı halleri istisna kurumunun doğasının da gereği olarak kendilerinin yaptıkları işlemlerden ve bu işlemlerle ilgili olarak düzenlenen kağıtlardan dolayı, hükümde sayılan kanunlar uyarınca vergi, harç veya kesinti borçlusu durumunda bulunacakları hâllerle sınırlamıştır. Somut olayda, temyiz eden ........ yaptığı bir işlem veya bununla ilgili düzenlenmiş bir kağıt söz konusu olmadığından kendisinin ya da işleminin harçtan istisna veya muafiyetinin bulunmadığının kabulü gerekir. ......... K. sayılı kararı da bu yöndedir..." denilmektedir. Hal böyle olunca davacı vekilinin bu yöndeki iddialarına itibar edilmemiştir. Ayrıca burada her ne kadar davanın kısmen kabulüne karar verilmişse de kabul edilen kısım bakımından alacak likit nitelikte olup ayrıca davalı da itirazında haksızdır. Bu haliyle de davacı lehine 2004 sayılı İİK m.67/2 hükmünde öngörülen şartlar oluştuğuna kanaat getirilmiş ve kabul edilen asıl alacak miktarı üzerinden davacı lehine % 20 nispetinde icra inkar tazminatına hükmedilmiştir." gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne ve icra inkâr tazminatına karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı taraf istinaf dilekçesinde; davalının borcunu ödememesi üzerine temlik eden banka tarafından öncelikle kredi borçlarına teminat olarak verilen ipotek teminatının .........sayılı takibe konu edildiğini, bu dosyaya borçlular tarafından herhangi bir itirazda bulunulmadığını dolayısı ile kesin borç ikrarının söz konusu olduğunu, müvekkili şirketin ilamsız icra takibi alacağı ve borç ikrarını içeren bir senet niteliği taşıyan kesin rehin açığı belgesine dayandığını, bilirkişinin kesin rehin açığı belgesinden çok daha az bir bedeli tespit ettiğini, müvekkili şirketin ....... tarihli rehin açığı belgesi kapsamında ...... TL alacağı bulunduğunu......sayılı Bankacılık Kanununun 143'üncü maddesinin Anayasaya aykırı olduğu yönünde ki başvuruyu reddettiğini, eksik harcın tamamlattırılmasının doğru olmadığını, bu nedenle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklı 6098 sayılı TBK m. 386 ve devamı maddelerine göre tüketim ödüncü nedeniyle başlatılan icra takibine itiraz nedeniyle İİK m. 67'ye göre itirazın iptali davasıdır.
Dairemizce inceleme, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf nedenleri ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.
İstinaf kanun yoluna başvuran davacının iki istinaf gerekçesi bulunmaktadır. Birincisi davalılar hakkında daha önce başlatılan rehinin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde satışa çıkartılan davalıya ait taşınmazın borcun tamamını karşılamaması üzerine verilen kesin rehin açığı belgesinin borç ikrarı niteliğinde olduğu ve bu nedenle kesin rehin açığı belgesinde yazılı olan bakiye borç miktarından daha azına hükmedilemeyeceği itirazı, ikincisi ise mahkemenin 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 143'e göre harçtan muaf olmalarına karşın eksik harç tamamlatmasıdır.
2004 sayılı İİK m. 152/IV'e göre; "Rehin açığı belgesi, borç ikrarını mutazammın senet mahiyetindedir." Bu maddede düzenlenen rehin açığı belgesinin borç ikrarını içeren senet niteliğinde olması takip hukuku bakımındandır. Yani alacaklının itirazın kaldırılması için icra mahkemesine başvurması hali içindir. Rehin açığı belgesi maddi hukuk bakımından alacağın varlığına kesin delil teşkil etmez. Yani alacaklı itirazın iptali için mahkemeye başvurursa veya iflas takibi yapar ve iflas davası açarsa mahkemenin borçlunun itirazını maddi hukuk bakımından borçlu olup olmadığını incelemesi gerekir. ........
Davacı taraf kesin rehin açığı belgesini almasından sonra haciz yoluyla ilamsız takip başlatmış, davalıların itirazı üzerine de İİK m. 67'ye göre itirazın iptali davası açmıştır. Bu durumda mahkemenin davacının ne kadar alacağı olduğunu, tespit edilecek alacak miktarına ne kadar faiz talep edebileceğini araştırmasında usul ve yasaya aykırı bir yön yoktur. Mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda tespit edilen borç miktarına göre hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Davacının ikinci istinaf gerekçesi varlık yönetim şirketlerinin....... göre yargı harçlarından muaf olmaları nedeniyle eksik harcın tamamlatılamayacağına ilişkindir.........sayılı Bankacılık Kanunu m. .'de yer alan "...492 sayılı Harçlar Kanununa göre ödenecek harçlardan,...” ibaresinin ..’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. Bu nedenle mahkemenin eksik harcı tamamlatmasında usule aykırı bir yön bulunmamaktadır.
Dairemizce yapılan inceleme sonucunda; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklara ve gerekçe içeriğine göre, mahkemece taraflar arasındaki uyuşmazlığın somut olayın özelliklerine uygun olarak belirlendiği, yargılamanın HMK'da belirtilen usullere uygun olarak yürütüldüğü, taraflarca gösterilen hükme etki edecek delillerin usulüne uygun olarak toplandığı, delillerin takdirinde ve yasa kurallarının olaya uygulanmasında bir isabetsizlik görülmediği, kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM : Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;
1-Davacı vekilinin vaki istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.(1) maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gereken 427,60 TL istinaf harcından peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 247,70 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irad kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nın 333. maddesi uyarınca artan gider avansının talep halinde ilgili tarafa iadesine,
5-İstinaf yargılaması duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,
6-HMK'nın 359/4. maddesi uyarınca kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinden yapılan tetkikat neticesinde HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verilmiştir..
. .
Başkan
.
¸e-imzalıdır
. . .
Üye
192212
¸e-imzalıdır
. .
Üye
.
¸e-imzalıdır
. .
Katip
.
¸e-imzalıdır
NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP AYRICA ISLAK İMZA UYGULANMAYACAKTIR. "5070 Sayılı Yasanın 5. ve 22. maddeleri gereğince elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan ıslak imza ile aynı hukuki sonucu doğurur."