(7201 S. K. m. 10, 21) (2004 S. K. m. 349, 350, 351, 352) (5271 S. K. m. 280, 289) (5941 S. K. m. 5)
Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
Tebligat Kanunu'nun 10.maddesine eklenen ikinci fıkrasında gerçek kişilere yapılacak tebligatla ilgili olarak iki aşamalı bir yol benimsenmiştir. Muhatabın adresine 7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/1 maddesine göre normal tebligat çıkarılacaktır. Bildirilen adresin muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi veya başka bir adresi olması arasında fark bulunmamaktadır. Bildirilen adrese çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, muhatabın adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine Tebligat Kanunu'nun 21/2. Maddesine göre tebligat çıkarılacaktır. Sanığın mernis adresine doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre karar tebliğ edilmesi nedeni ile geçersiz olduğu, istinaf talebinin süresi içerisinde olduğu, 23/01/2018 ve 26/04/2018 tarihli ek kararlar kaldırılarak yapılan incelemede,
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
1-İcra Mahkemelerinde uygulanacak muhakeme, duruşma, tahkikat ve karar usulüne düzenleyen İİK.'nun 349, 350, 351 ve 352. Maddeleri uyarınca duruşma günü belirlenerek tarafların duruşmaya çağrılması zorunludur, İİK'nın 349. maddesi gereğince müşteki, sanık veya vekilleri duruşmaya gelmeye mecburdur, sanık şikayeti alan veya istinabe edilen icra mahkemesinin huzuruna gelmezse, mahkemece bizzat getirilmesine gerek görülmediği takdirde yokluğunda davaya devam edilir, ancak bunun için İİK 349. maddesindeki şerhi içerir davetiyenin usulüne uygun yapılması şarttır, bu şekilde tebligat yapılmadan yokluğunda karar verilemez, aksine davranış CMK 289/1-e maddesine aykırı olur, İİK 349. maddesindeki şerhi içerir davetiyenin sanığa usulüne tebliğ edilmeden yazılı şekilde karar verilmesi,
2-Sanık müdafiinin çekin keşide tarihinin üzeri çizilerek tahrifa yapıldığını ileri sürmesi karşısında, Adana Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2018/5598 Sayılı soruşturmanın akıbetinin araştırılması, onaylı fotokopisinin dosya arasına alınması, değişikliğin sanık tarafından veya bilgisi dahilinde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin, ticari defterler, imza incelemesi ve tarafların ibraz edeceği delillerle tespit edildikten sonra,
3-10/10/2017 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi'nin 26/07/2017 tarih, 2016/191 esas, 2017/131 Sayılı kararı ile 5941 Sayılı Çek Kanununun 5/1. maddesinin "...çekin üzerinde yazılı bulunan düzenleme tarihine göre kanuni ibraz tarihinden itibaren işleyecek 3095 Sayılı Kanuna göre ticari işlerde temerrüt faizi oranı üzerinden hesaplanacak faizi ile takip ve yargılama gideri toplamından..." bölümü suç ve cezaların kanuniliği ilkesine aykırı bulunarak iptaline karar verildiği gözetilerek sanığın hukuki durumunun tayin ve takdir edilmesi gerektiğinin düşünülmemesi,
Yasaya aykırı, istinaf itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5271 Sayılı yasanın 280/1-d, 289/1-e maddeleri gereğince BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenerek ve hükmolunmak üzere hükmü veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/1-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere 14.11.2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)