Yerel Mahkemece verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Dosya kapsamından sanık ... Zeytinburnu/İstanbul adresinde faaliyet gösteren ve İstanbul Ticaret Odası ... sırasında kayıtlı.... İç ve Dış İnşaat San. Tic. LTD. ŞTİ. nin ortağı ve temsil ve ilzam yetkisi bulunan şirket müdürü olduğu ve bu şirket adına ... Gümrük Müdürlüğüne tescilli 11/10/2011 tarih ve ... Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi muhteviyatı, paslanmaz çelikten saç kullanılmamış eşyanın menşeine ilişkin beyannameye ekli ... Sayılı EUR 1 belgesinin sahte olarak düzenlendiği ve bu belgeye istinaden adı geçen şirket adına 1.003,94 TL gümrük vergisi ve 199,50 TL KDV muafiyetinin sağlandığı ve bu belgenin kullanıldığı serbest dolaşıma giriş beyannamesi ve eklerinin gümrük müşaviri olan diğer sanık S.B. tarafından düzenlendiği, suça konu 07/09/2011 tarih ve … Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi eki A 698594 Sayılı EUR.1 belgesi ve 11/10/2011 tarih ve 11270100IM007294 Sayılı serbest dolaşıma giriş beyannamesi eki A 698758 Sayılı EUR.1 belgesinin İtalya-Suriye arasındaki ticarete konu belgeler olduğu ancak sanıkların İtalya'dan Türkiye'ye yaptıkları ithalat işlerinde suça konu EURO.1 belgelerini kullandıkları, bu şekilde sanıkların İtalya ile Suriye arasındaki ithalat işlerinde kullanılabilecek EURO.1 belgelerini İtalya' dan Türkiye'ye yaptıkları ithalat işlerinde kullandıkları ve bu beyannamelere dayanak teşkil eden EURO.1 belgesinin gerçek durumu yansıtmaması sebebiyle sanıkların bu belgeye istinaden düzenledikleri resmi evrak niteliğinde olan Gümrük Beyannamelerinin de içerik itibariyle sahte evrak olarak değerlendirilmesinin gerekeceği ve bu suretle sanıkların üzerilerine atılı suçu işledikleri iddia olunarak sanıklar hakkında ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/19552 Esas numaralı iddianamesi ile resmi belgede sahtecilik, 5607 Sayılı Kanuna aykırılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle kamu davası açıldığı, dosyanın ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/503 Esas sırasına kaydı yapılarak yürütülen kovuşturma neticesinde sanıklar hakkında her iki suçtan ayrı ayrı beraat hükümleri kurulduğu, bu hükümlere karşı katılan kurum vekilinin 07/03/2018 tarihli dilekçesiyle istinaf kanun yoluna başvurulduğu, dosyanın Dairemizin 2019/1514 Esasına kayıt edildiği,
... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/48 Esas sayılı dosyası üzerinden yazdığı 14/05/2019 tarihli yazı ile istinaf incelemesinin akibeti hakkında bilgi sorması üzerine UYAP kayıtları üzerinde yapılan incelemede; benzer eylem nedeniyle ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 17/04/2014 tarih, 2012/412 Esas ve 2014/186 Sayılı kararı ile sanıklar S. B. ve F. A. hakkında nitelikli dolandırıcılık ve kaçakçılık suçlarından cezalandırılmaları istemiyle açılan kamu davasında; sanıkların atılı suçlardan beraatine karar verildiği, karara karşı katılan Gümrük İdaresi adına Hazine vekilinin temyiz isteminde bulunması üzerine Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/8413 Esas ve 2018/13330 Karar sayılı ilamı ile "sanıklar hakkında benzer nitelikteki eylemlerle ilgili olarak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2015/279441 sırasında kayıtlı ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/8 Esas, 2015/185 K. sayılı, halen derdest ... Bölge Adliye Mahkemesi 15. Ceza Dairesi'nin 2018/1514 Esas sırasında kayıtlı ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2015/503 Esas, 2018/97 Karar sayılı dava dosyalarının bulunduğu, sanıkların eylemlerinde hukuki ve fiili bağlantı bulunması ve suçun sübutu halinde anılan dosyalardaki eylemler ile temyiz incelemesine konu dosyadaki eylemlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/04/2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararı doğrultusunda TCK'nun 43. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi nedeniyle, bahsi geçen dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerektiği gözetilmeden eksik incelemeye dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi," nedeniyle bozulmasına karar verildiği, dosyanın bozma kararı üzerine ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/48 Esas sırasına kaydedildiği ve halen derdest olduğunun tespit edildiği, anlaşılan olayda;
İncelemeye konu dosya ile ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/48 Esas sayılı dosyası arasında Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/8413 Esas ve 2018/13330 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hukuki ve fiili bağlantı bulunması ve ve suçun sübutu halinde anılan dosyadaki eylemler ile istinaf incelemesine konu dosyadaki eylemlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/04/2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararı doğrultusunda TCK'nun 43. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi nedeniyle, bahsi geçen dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırıdır.
Bu hukuka aykırılığın ne şekilde giderilmesi gerektiğini de değerlendirmek gerekirse;
Bölge adliye mahkemesi, istinaf kanun yoluna başvuru üzerine dosyayı ve dosyayla birlikte sunulmuş olan delilleri inceledikten sonra; istinaf başvurusunun esastan reddine, hukuka aykırılığın düzeltilerek istinaf başvurusunun esastan reddine, hükmün bozulmasına, davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerine başlanmasına dair kararlar verebilir.
Bölge adliye mahkemesi ancak 5271 CMK'nin 289. maddesinin birinci fıkrasının ( g ) ve ( h ) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir hukuka aykırılık nedeninin bulunması halinde bir hükmü bozma yetkisine sahiptir.
Bölge adliye mahkemeleri, 5235 Sayılı Kanun'un 47/3. maddesindeki ayrıksı durum hariç ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapma olanağına sahip değildir. Bu bakımdan bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla yargılama yapmasının tali ve istisnai bir görev olduğu açıktır.
Diğer taraftan, davaların birlikte görülebilmesi için aralarında bağlantı bulunması gerekir. Bağlantılı davalar meselesi genel olarak 5271 Sayılı CMK'nin 8, 9, 10, 11 ve 16. maddelerinde ifadesini bulmuştur.
Birleştirme yapabilmenin dört koşulu vardır, bunlar;
1- ) Birden fazla ceza uyuşmazlığının bulunması,
2- ) Uyuşmazlıklar arasında bağlantı bulunması,
3- ) Fayda veya gerek bulunması,
4- ) Olanak bulunması,
Şeklinde sıralanabilir.
Davalar birleştirilirken, aynı aşamada olup olmadığına bakılmalıdır. Davalardan biri ilk derece mahkemesinde devam ediyorsa, davalar farklı aşamalarda bulunduğundan birleşme mümkün değildir.
Yargıtay 6. Ceza Dairesinin 28/09/2015 tarihli ve 2013/30946 esas, 2015/43338 karar sayılı kararına göre: "Birleştirme için uyuşmazlıklar arasında bağlantı olmalıdır. Sanıklar hakkında aynı suçlardan açılmış olan davaların aralarında bağlantı olur, birleştirmenin faydalı olması halinde birleştirilip yargılamanın yapılması asıldır. Görülmekte olan davaların birleştirilmesi hâkime bırakıldığından, birleştirmede ihtiyarilikten bahsedilmekte ise de; yargılamanın tümü bakımından faydalı olacağı durumda davaların birleştirilmesi yoluna gidilmelidir. Kaldı ki, dava konuları aynı veya eylemin başlangıç ve bitiş süreçlerindeki suç örgüsünün tümünün birlikte ortaya çıktığı durumlarda birleştirmenin zaruret olduğu da düşünülmelidir."
Ayrıca, bölge adliye mahkemesinin daha önce ilk derece mahkemesinin kararına konu teşkil etmeyen bir eylemden dolayı, ilk derece mahkemesi gibi hareket ederek yargılama yapıp hüküm vermesi olanaklı değildir. Aksine uygulama; "hiç kimse kanunen tabi olduğu mahkemeden başka bir merci önüne çıkarılamaz." biçimindeki 2709 Sayılı Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 37/1. maddesine kesin aykırılık oluşturacaktır.
Öte yandan, ceza hukukunda kanunilik ilkesinin bir sonucu olarak yasaklanan ve kanunda açıkça suç olarak gösterilmemiş olan bir fiilin, kanunda yer alan ve söz konusu fiile en çok benzeyen suça ilişkin hükümler uygulanmak suretiyle cezalandırılması şeklinde tezahür edebilecek kıyas metodu, ceza hukukunun aksine ceza muhakemesi hukukunda kural olarak serbesttir. Ancak, ceza muhakemesi hukukunda da kıyasa başvurulmasının sınırları vardır. İstisnai ve sınırlayıcı hükümler kıyas yasağı kapsamındadır. 5271 Sayılı CMK'nin 289. maddesindeki düzenlemeler sınırlayıcı hükümler niteliğinde olduğu için somut olayda kıyas metoduna başvurmak olanaklı değildir.
Somut olay bu bilgiler ışığında incelendiğinde;
Dairemizde istinaf incelemesi aşamasında dosyaların birleştirilmesinin yasal olarak mümkün olmadığı gibi dosyaların birleştirilmesi için fiziki altyapının da bulunmadığı gözetildiğinde; her ne kadar CMK'nun 289. maddesindeki sebepler dışında bozma kararı verilmesi yasal olarak mümkün değil ise de; istinaf incelemesi sonucunda verilen bir kısım kararların kesin nitelikte olduğu da dikkate alındığında, 25/03/2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 10/03/2016 tarih ve 6684 Sayılı Kanun'la onaylanan 11 No'lu Protokol ile Değişik İnsan Haklarını ve Ana Hürriyetleri Korumaya Dair Sözleşme'ye Ek 7 No'lu Protokol'ün "Cezai Konularda Temyiz Hakkı" başlıklı 2/1. maddesinde değinilen sanığın iki dereceli yargılanma hakkının ihlaline sebebiyet vermemek, maddi gerçeğe ulaşmak ve sanıkların kanunlara aykırı olacak şekilde fazla ceza almasının önüne geçmek amacıyla sanıklar hakkındaki yargılamanın yeniden mahkemesi tarafından yapılmasında ve toplanan delillerin mahkemesince takdir edilmesinde zorunluluk bulunduğu,
Buna göre; incelemeye konu dosya ile ... 1. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/48 Esas sayılı dosyası arasında Yargıtay 7. Ceza Dairesi'nin 2016/8413 Esas ve 2018/13330 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere hukuki ve fiili bağlantı bulunması ve ve suçun sübutu halinde anılan dosyadaki eylemler ile istinaf incelemesine konu dosyadaki eylemlerin Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 08/04/2014 tarihli ve 2013/7-591 Esas, 2014/171 Karar sayılı kararı doğrultusunda TCK'nun 43. maddesi kapsamında kalıp kalmadığının birlikte değerlendirilmesinin gerekmesi nedeniyle, bahsi geçen dava dosyalarının birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda sanıkların hukuki durumlarının tayin ve tespiti gerektiğinin anlaşılması karşısında; davalarının birleştirilmek sureti ile dosyada bulunan deliller değerlendirilerek sanıkların hukuki durumunun değerlendirilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
SONUÇ: Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin istinaf nedenleri bu itibarla yerinde görüldüğünden, CMK'nın 289, 280/1-d maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA, dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, kesin olmak üzere 11.09.2019 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)