Yargılama yapmaya ve hüküm kurmaya yetkili Dairemiz tarafından yukarıda açık kimlik, adres ve atılı suçları yazılı sanık hakkında yapılan açık duruşma ve yargılama sonunda:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 08/12/2016 tarih ve 2016/9118 Esas sayılı iddianamesi ile; " Şüpheli M. F. E.'in 26/08/2013 günü saat 20:43 te Bağlar Polis Merkezi Amirliği'ne müracaat ederek N. mağazasında bulunan K. Giyim Mağaza'sının müdürü olduğunu her gün iş yerine ait paraları yatırmak için Urfa Yolu üzerinde bulunan Akbank'a gitmek için mağazaya ait 20.000 TL parayı alış veriş merkezinin karşısında bulunan sokak içerisinden bankaya doğru yaya olarak tek başına yatırmak için yürüdüğü esnada iki kişinin yanına yaklaşarak hızlı bir şekilde para dolu poşeti alıp bir araçla hızlı bir şekilde kaçtıklarını bu eylemi gerçekleştiren şahısları tekrar görse tanıyamayacağını ve kendi yaptığı araştırmada aracın plakasını gören kimse olmadığını öğrenerek şikayetçi olması üzerine Cumhuriyet Başsavcılığımızın 2013/24082 soruşturma numaralı dosyasından yürütülen soruşturma sonucunda şüphelinin müracaatı ile ilgili olarak kapkaç suçunun işlendiğini gösterir nitelikte şüphe oluşturacak, şüphelinin soyut ve olaydan yaklaşık 10 saat sonra yaptığı başvurusu dışında bir delil elde edilemediğinden 26/09/2013 tarihinde Kovuşturmaya Yer Olmadığına Dair Kararının verildiği, bu karardan bağımsız olarak müşteki K. Giyim Mağaza'sının şüpheli hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçlaması ile ilgili olarak İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Cumhuriyet Başsavcılığımıza yetkisizlik kararı verilmesi üzerine başlatılan soruşturmada, müşteki K. Giyim Mağaza'sının suç duyurusu ve eklerinde yer aldığı üzere şüphelinin bankaya giderken bu işler için görevlendirilen çalışanlar tarafından kullanılan ana cadde güzergahından gitmeyerek kendi tercihi doğrultusunda oluşturduğu ve özellikle MOBESE kameralarının bulunmadığı başka bir güzergah olan ve hiç kullanılmayan ara sokaktan bankaya gitmeyi tercih ettiği, şüphelinin kapkaça maruz kalmasını beyan etmesi karşısında olayın gerçekleşmesinin ardından hemen ve doğrudan polis merkezi amirliğine giderek değil önce mağazaya gitmek ve burada bir süre geçirmek suretiyle olay üzerinden zaman geçirmek için yapılmış olduğunun değerlendirildiği, şüphelinin farklı nedenlerle ve farklı kişilere belli meblağlarda borcunun bulunduğunun belirtildiği, şüphelinin eşinin olaydan bir süre önce çalıştığı işinden çıktığı, normalde bankaya gidiş ve dönüş süresinin 10 dakika sürdüğü ancak kamera kayıtlarında 20 dakika sürmüş olmasına dair şüphelinin açıklamasının yetersiz olduğunun belirtildiği, kolluk tarafından bilgisine başvurulan A. K., H. Ü., S. E. ve H. İ.'in yukarıda anlatılanları kısmen doğruladıkları, 05/06/2015 tarihli tutanakta ise mağaza görüntü kayıtlarının yaklaşık 30-45 gün kayıt yaptığı daha sonra görüntülerin silindiği şuanda görüntülerin kayıtlı olmadığının belirtildiği, M. F. E.'in ifadesinin alınamaması üzerine hakkında üzerine atılı suçtan yakalama kararı verildiği ve buna istinaden alınan ifadesinde müştekinin iddia ettiği gibi mağazanın müdürlüğünü yaptığı dönemde güveni kötüye kullanmadığını, şirkete ait 21.020,25 TL parayı bankaya götürürken poşetin içinde elinde bulunan parayı arkasından gelen bir araç içerisindeki şahsın çektiği kendisinin ise poşet içerisinde bulunan parayı vermemek için direndiği, yere düştüğü, ancak şahısların parayı alarak kaçtıklarını, aracın plakasını alamadığını, bu nedenle suç uydurmadığını ve güveni kötüye kullanmadığını belirterek suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği, yukarıda açıklanan sebeplerle şüphelinin olaydan yaklaşık 10 saat sonra emniyete müracaata gitmiş olması, şüpheli ve bankaya para götürmekle görevli diğer personellerin devamlı olarak kullandıkları güvenli yoldan değil de MOBESE kameralarının bulunmadığı ara yoldan bankaya gitmeyi tercih etmiş olması, müşteki şirket tespitinde bankaya gidiş ve dönüş süresinin 10 dakika olmasına rağmen kamera kayıtlarında şüphelinin gidiş ve dönüş süresinin 20 dakika sürmüş olması, yine müşteki şirket tarafından şüphelinin alınan savunmasında ailesine, arkadaşlarına, mağaza çalışanlarına ve düğün sebebi ile mobilyacıya çeşitli meblağlarda borçlarının olması, eşinin olaydan yakın zaman önce işten çıkmış olması ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde şüphelinin işlenmediğini bildiği biri suçu yetkili makamlara işlenmiş gibi ihbarda bulunması suretiyle üzerine atılı suç uydurma suçunu işlediği, yine şüphelinin müşteki şirket ile aralarındaki hizmet ilişkisinin gereği olarak kendisine tevdii ve teslim edilmiş olan 21.020,25 TL parayı kendisinin yararına olarak zilyetliğin devri amacı dışında tasarrufta bulunmak suretiyle müşteki şirkete yönelik olarak üzerine atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçunu işlediği yönünde kamu davası açacak boyutta makul şüphe ve yeterli delil bulunduğundan" bahisle sanığın eylemine TCK'nın 271/1, 155/2 ve 53. maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmesi istemi ile kamu davası açılmıştır.
İlk derece mahkemesinde yapılan kovuşturmada:
Sanık M. F. E.; "Üzerime atılı suçlamayı anladım, olayı anladım olay doğru değildir, şirketin ayrıca bize yönelik olarak söz konusu paraları yatırmamızı sağlamaya yönelik vermiş olduğu bir güzergah yoktur, ben iki güzergah kullanıyordum, olay tarihinde hava güneşli olduğu olduğu için güneş olmayan güzergahı kullandım, parayı poşetin içersinde bulunuyordum, ben parayı yatırmak için yolda giderken arkamdan bir araç gelerek elimde bulunan poşeti almaya çalıştı, bende direndim, direnirken yere düştüm yere düştükten sonra araç uzaklaştım, aracın plaklasını alamadım, ayrıca olayın şokuyla bağıramadım, daha sonra mağazaya döndüm, olay nedeniyle şok olduğum için mağazaya gidip kendime gelmek istedim, orada Hava hanım bulunuyordu, ona durumu anlattım, daha sonra karakola gittik, Bağlar polis merkezindeki görevliler ifademi geç aldıkları için ifade tarihi olarak 20.43 olarak göründüğünü düşünüyorum ben avukattan yararlanmak istiyorum hukuki desteğe ihtiyacım vardır." şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık müdafii; "İddianameye biz katılmamaktayız iddianame tamamiyle katılan kurumun suç duyurusuna paralel olarak hazırlanmıştır, yine müvekkilimin olay yaşandıktan 12 saat geçtikten sonra söz konusu olayı adli mercilere intikal ettirdiği belirtilmektedir dosyaya yansınyan tanık beyanlarından da anlaşılacağı üzere müvekkilim olay yaşandıktan hemen sonra söz konusu işyerine gelmiş işyerinden de en yakın karakola gidilmiş karakollar arasındaki yetki probleminden dolayı olay adli mercilere belli bir süreden sonra yansımıştır, bu nedenle söz konusu iddialar doğru değildir, ayrıca müvekkilimin olay tarihinde normal olarak kullanmış olduğu güzergahdan farklı bir güzergahı kullandığı söylensede şirket tarafından müvekilime kullanması için bir güzergah veya araç tahsisi söz konusu değildir, ayrıca suçtan zarar gören şirket müvekkilimin olayın hemen akabinde şirkete geldiği görüntüleri dosyaya sunmamıştır, bununda ard niyetli olduğunu düşünüyoruz, daha önce müvekkilim 18 yıl boyunca benzer pozisyonlarda görev almıştır, ayrıca olaydan bir gün önce eline 50.000 Tl'lik yine benzer bir durumundan kaynalık bir mebla geçmiştir, aynı şekilde daha öncesinde de birçok defa aynı meblalar eline geçmiştir, şayet böyle bir niyeti olmuş olsa idi daha önce de yüksek meblalar için aynı girişimlerde bulunabilirdi, bu nedenlerle müvekilimizin beraatine karar verilmesini talep ederiz." şeklinde sanığın savunmuştur.
Tanık H. İ.; "Ben olay tarihinde müdür yardımcısı olarak görev yapıyordum, vardiya sistemi vardı, olay tarihinde de kendisi müdürdü, sabah işe gitmişti, ben öğleden sonra işe gidecektim, A. hanım beni aradı, S. beyin ciroyu bankaya yatırmaya giderken kapkaça uğradığını hemen mağazaya gelmemi söyledi, kendisi Diyarbakır'ı tam olarak bilmediği için o gün o yolu kullanmış olabilir, normalde ben o yolu aracım olduğu için kullanmıyorum, ne için sürekli olarak kullanmış olduğu yolu değil de diğer yolu kullandığını bilmiyorum, ayrıca kendisinin ailevi nedenlerden dolayı sıkıntısı olduğunu kendisinden duymadım ancak sonradan buna ilişkin duyumlar aldım, ancak doğru olup olmadığını bilmiyorum, ben şu anda sanığın pozisyonunda görev yapıyorum, ortalama o dönemdeki maaşımız primlerle beraber 4000-4500 TL civarıdır, sanıkla ilgili olarak olay tarihinde ve olay tarihinden önce şüphelendiğim ve dikkatimi çeken başka husus söz konusu değildir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık A. Ç.; "Sanık M. F. olay tarihinde bizim çalıştığımız mağazada müdür olarak görev yapıyordu, olay tarihinde sanık mağazaya geldiği zaman üstü başı toz içinde idi, elinde bulunan gözlüğü kırılmıştı, biz ne olduğunu anlamayamadık, Hava hanım yanına gitmişti, daha sonra da Hava hanım ile sanık karakola gittiler, olayın üzerinden uzun zaman geçtiği için saat kaç saatlerinde geldiğini hatırlamıyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. Ü. Çelebi; "Ben olay tarihinde huzurda sanık olarka bulunan M. F.'ın yanında çalışıyordum, sanık olay günü geldi üstü başı pis ve gözlüğü kırılmış vaziyette idi, olayın şokunda idi kapkaça uğradığını söyledi, ilk önce Huzur evleri polis merkezine gittik, orada herhangi bir işlem yapmadılar, bizi Bağlar Polis merkezine gönderdiler, bizde oraya gittik." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. E.: "Ben olay günü N. K. mağazasında özel güvenlik görevlisiydim. O dönem M. F. E.'te mağaza müdürüydü. Genel olarak gün içerisinde yapılan satışlar kasada bekleyip diğer mağaza açıldığı sırada müdür paraları alıp düzenli olarak bankaya götürüyordu, bu işlemi de genelde kendisi veya müdür yardımcısı yapmaktaydı. Hatta bayramlarda ve mağazanın yoğun olduğun para girdisinin fazla olduğu dönemlerde bazen müdüre eşlik ettiğimde olmuştur. Bankaya gittiğimiz zamanlarda genelde ana caddeyi kullanırdık ve müdür hep mobese kameralarının olduğu yerlerden geçelim, sıkıntı olursa en azından problem yaşamayalım diyordu. Olayın yaşandığı müdür yine herzamanki gibi kasadaki paraları alıp bankaya gideceğini söyleyip "gözün mağazada olsun" deyip çıktı. Bir süre sonra müdür geri geldi, yalnız bana bir şey söylemedi. Geldiğinde korkmuş bir hali vardı ve aceleyle içeri girdi. Aradan yarım saat civarı bir süre geçtikten sonra reyon görelisi olan Havva Ürküt isimli bayan arkadaşımız müdürün kapkaça uğradığını söyledi. Ben olayı öğrendikten sonra müdürün yanına gidip geçmiş olsun dedim. Aradan 1-2 saat geçtikten sonra polis memurları geldi. Müdürün odasına geçip konuştular, mağaza ve AVM'ye ait kamera kayıtlarını aldılar. Biz çalıştığımız sürede F. E.'in herhangi bir sıkıntısını görmedik. Genelde eli açık paraya tamah etmeyen bir insandı. Yeri geldiğinde personele de yardım ediyordu. Benim olay ile ilgili bilgi ve görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince; 23/11/2017 tarihli 2016/670 Esas ve 2017/1049 Sayılı karar ile; sanık M. F. E.'in suç uydurma suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 271/1. ve 235. maddeleri uyarınca 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmünün açıklanmasının geri bırakılmasına, güveni kötüye kullanma suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 155/2. ve 52/4. maddeleri uyarınca 3 yıl hapis ve 7.200 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, bu karara karşı sanık müdafiinin istinaf isteminde bulunduğu görülmüştür.
Yapılan ön incelemede; Sanık müdafiinin istinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından istinaf istemi incelenmiş ve Dairemizin 07/03/2019 tarihli kararı ile davanın yeniden görülmesine ve duruşma hazırlığı işlemlerinin başlanmasına karar verilmiştir.
Dairemiz tarafından duruşmalı yapılan yargılamada:
Sanığa çıkarılan çağrı belgesi tebliğ edilememiştir.
Sanık müdafii Av. H. K.; "Müvekkilim uzlaşma görüşmeleri sırasında ve halen Erbil'de bulunmaktadır. Bu nedenle uzlaşma olumsuz neticelendi. Müdafiisi olduğum sanık müşteki şirkete ait işyerinde mağaza müdürü olarak çalışmaktadır ve kendisine bu nedenle bankaya yatırmak üzere paralar teslim edilmiştir. Müşteki şirket tarafından paraların bankaya götürülürken belirlenen bir güzergah söylenmediği gibi müvekkilime araç ve koruma da tahsis edilmemiştir. İlk derece mahkemesi mahkumiyet gerekçesi olarak müvekkilimin gasp olayı sonrası hemen kolluk güçleri yerine iş yerine gitmesi ve daha sonra olay nedeniyle şikayetçi olmasını göstermiştir. Bu olay müvekkilimin önceden planladığı bir olay olsa öncelikle karakola gider ancak ilk defa başına böyle birşey gelen sanık önce iş yerine gelmiş daha sonra polise müracaat etmiştir. İş yerine geldiğinde gözlüğünün kırık ve üstünün başının dağılmış vaziyette olduğunu tanıklar doğrulamıştır. Sanık olaydan 2 ay önce yüklü miktardaki bayram hasılatını çalmayıp bu parayı çalması hayatın olağan akışına da aykırıdır. Müşteki şirket olayın hemen akabinde şikayetçi olmasına rağmen iş yeri güvenlik kamera kayıtlarını dosyaya ısrarla sunmamıştır. Sanığın atılı suçu işlediğine dair dosya kapsamında delil yoktur, bu nedenle sanığın beraatine, mahkemece aksi kanaate varıldığı taktirde lehine olan hükümlerin uygulanmasına karar verilmisini talep ederiz." şeklinde sanığı savunmuştur.
Şikayetçi K. Mağazacılık Teks. San. ve Tic. A.Ş vekili: "Şikayetimiz devam etmektedir, tarafımıza süre verilirse 29/04/2019 tarihli dilekçemizde eksik bıraktığımız hususlar konusunda bilgi verilecektir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık H. İ.; "Sanık o tarihte mağaza müdürü olarak çalışmaktaydı, benim görevim ise mağaza müdür yardımcılığıydı, para bankaya götürülürken belirli bir güzergah bulunmamaktaydı, çünkü yetkililer tarafından da böyle bir durum bize bildirilmemişti, mağaza sahibinin ve yöneticilerin bu yönde sözlü veya yazılı bir talimatları bulunmamaktaydı, genelde parayı tek kişi ve güvenlik görevlisi olmadan bankaya götürürdük, benim olaya ilişkin bilgim ve görgüm bundan ibarettir." şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M. N. B.; "Olay tarihinde ben mağazadaydım. Sanık eli ayağı titrer vaziyette kötü durumda mağazaya geldi. Arkadaşlar yardımcı oldular. Daha sonra öğrendiğim kadarıyla mağazanın parasını çaldırdığını öğrendim. Sanık mağaza müdürüdür. Genelde talimat yetkisi bende olduğu için mağazanın parasını düzenli olarak bankaya götüren benim. Ben devamlı aynı güzergahtan gidip gelirim, ben devamlı suretle ön kapıdan ve kalabalık yerden giderdim, yanımda kimse olmaz, tek başıma giderdim. Yanımda da güvenlik görevlisi olmaz, öğrendiğim kadarıyla sanık benim gibi ön kapıdan değil, Alışveriş merkezinin arka kapısından çıkıp bankaya giderken bu iş başına gelmiş, olayın ayrıntılarını ben bilmiyorum, ben para yatırmaya ana yoldan, Alışveriş kapısının ön kapısından gider gelirim, yanımızda da kimse olmaz." şeklinde tanıklıkta bulunmuştur.
Sanığa yüklenen TCK'nın 155/2. Maddesinde düzenlenen "güveni kötüye kullanma" suçunun, hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 Sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 5271 Sayılı CMK'nın 253 maddesinin 1 fıkrasının (b) bendine eklenen 7 numaralı alt bendi uyarınca "uzlaşma" kapsamına alındığı anlaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nın 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri için gereği yapılması amacıyla dosyanın bir örneği Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, sanığın yurt dışında olması nedeniyle uzlaşma işlemi yaptırılamayacağından evrak iade edilmiştir.
İddia makamı esas hakkındaki mütalaasında: "Sanık hakkında suç uydurma suçundan ve güveni kötüye kullanma suçundan açılan davalardan verilen hükümlere yönelik olarak yapılan istinaf talebinin incelenmesi neticesinde;
1-)Sanık hakkında suç uydurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yönelik kararın itiraza tabi kararlardan olduğu, bu hükümle ilgili olarak incelemenin ilgili itiraz merciince değerlendirilmek üzere gönderilmesi hususunda karar verilmesi,
2-)Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan ilk derece mahkemesince verilen hükmün kaldırılmasına, yapılan yargılama neticesinde olay tarihinde sanığın müdür olarak görev yaptığı mağazaya ait paraları bankaya götürdüğü sırada götürdüğü paraları tanımadığı kişilerce zorla alındığını iddia ettiği olayda dinlenen tanık beyanları, tüm tutanaklar ve dosya kapsamı göz önüne alındığında sanığın üzerine atılı suçu işlediği hususunda kesin yeterli deliller elde edilemediğinden sanığın müsnet suçtan beraatine" karar verilmesini kamu adına talep ve mütalaa etmiştir.
GEREKÇE:
Sanık hakkında suç uydurma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında suç uydurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 5271 Sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olup bu kararın istinafı mümkün olmadığından, 5271 Sayılı CMK'nın 264. maddesine göre de, Kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanık müdafiinin dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline iadesine karar verilmiştir.
Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde;
CMK'nın 237/1-2 maddesinde mağdur veya suçtan zarar gören gerçek ve tüzel kişilerin ilk derece mahkemesindeki kovuşturma evresinin her aşamasında hüküm verilinceye kadar şikâyetçi olduklarını bildirerek kamu davasına katılabileceklerinin ve Kanun yolu muhakemesinde davaya katılma isteğinde bulunulamayacağının düzenlenmesi karşısında; ilk derece mahkemesince çıkarılan iddianame ekli duruşma gün ve saatini bildirir çağrı belgesi tebliğine rağmen şikayetçi vekilinin duruşmalara katılmadığı gibi davaya katılma dilekçesi de vermediği anlaşıldığından şikayetçi vekilince istinaf aşamasında bulunulan davaya katılma isteminin reddine karar verilmiştir.
Sanığa yüklenen TCK'nın 155/2. Maddesinde düzenlenen "güveni kötüye kullanma" suçunun, hükümden sonra 24.10.2019 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 17.10.2019 tarih ve 7188 Sayılı Kanun'un 26. maddesiyle 5271 Sayılı CMK'nın 253 maddesinin 1 fıkrasının (b) bendine eklenen 7 numaralı alt bendi uyarınca "uzlaşma" kapsamına alındığı anlaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nın 253 ve 254 maddeleri uyarınca uzlaştırma işlemleri için gereği yapılması amacıyla dosyanın bir örneği Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı uzlaştırma bürosuna gönderilmiş, sanığın yurt dışında olması nedeniyle uzlaşma işlemi yaptırılamayacağından evrak iade edilmiştir.
Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; şikayetçi şirkete ait işyerinde mağaza müdürü olarak çalışan sanığın 26/08/2013 günü sabah saatlerinde şikayetçi şirketin banka hesabına yatırmak üzere mağaza kasasından aldığı 21.020,25 TL'yi, "bankaya giderken yağmaya uğradığından" bahisle suç uydurarak şirket hesabına aktarmayarak uhdesinde tuttuğu iddiası ile sanık hakkında hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında; sanığın atılı suçlamayı kabul etmeyerek her gün iş yerine ait paraları yatırmak için Urfa Yolu üzerinde bulunan Akbank'a gittiğini, olay günü de mağazadan aldığı parayı bankaya yatırmak için alış veriş merkezinin karşısında bulunan sokak içerisinden yaya olarak tek başına yatırmak için yürüdüğü esnada araçta bulunan iki kişinin yanına yaklaşarak hızlı bir şekilde para dolu poşeti almaya çalıştıklarını, direndiğini, yere düştüğünü, şahısların kaçtıklarını, şahısları tekrar görse tanıyamayacağını, aracın plaklasını da alamadığını ve yaptığı araştırmada aracın plakasını gören kimse olmadığını da öğrendiğini, olay nedeniyle şok olduğu için mağazaya gittiğini, Hava hanıma durumu atlattığını ve Hava ile birlikte karakola gittiklerini, Bağlar polis merkezindeki görevlilerin ifadesini geç aldıkları için ifade saatinin 20.43 olarak yazıldığını savunarak atılı suçlamayı kabul etmemesi, tanık Hava'nın; olay günü sanığın üstü başı pis ve gözlüğü kırılmış vaziyette işyerine gelerek kapkaça uğradığını söylediğini, sanığın şok halinde olduğunu, sanık ile birlikte Huzur evleri polis merkezine gittiklerini orada herhangi bir işlem yapmayarak kendilerini Bağlar Polis merkezine gönderdiklerini ve işlemlerin orada yapıldığını söyleyerek sanığı doğrulaması, yine tanıklar H. İ. ve Tanık M. N. B.'un işyeri yöneticileri tarafından bankaya paraları götürürken kullanacakları bir güzergah belirlenmediğini, paraları yanlarında güvenlik görevlisi olmadan bankaya götürürdüklerini belirtmeleri, tanıklar A. Ç., S. E. ve M. N. B.'un sanığın işyerine üstü başı pis, gözlüğü kırılmış ve korkmuş vaziyette geldiğini söylemeleri ve sanığın olay günü yağmalandığından bahisle kolluğa müracaatının bulunduğunun anlaşılması karşısında; sanığın yağmaya uğradığı için parayı şikayetçi şirket hesabına aktaramadığı yönündeki savunmasının aksine "sanığın olayla ilgili olarak karakola geç müracaat etmesi ve her zaman ki güzergahtan gitmemesi nedeniyle yağma iddiasının inandırıcı olmadığı ve yağmalanmadığı halde yağmalandığını söyleyerek mağaza kasasından aldığı 21.020,25 TL'yi, şirket hesabına aktarmayıp uhdesinde tutarak güveni kötüye kullanma suçunu işlediği" iddiasına ilişkin olarak cezalandırılmasına yeter, kesin ve her türlü şüpheden uzak delil elde edilemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak sanığın atılı hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçundan beraatine karar verilerek aşağıda yazılı şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
I-)Sanık hakkında suç uydurma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
Sanık hakkında suç uydurma suçundan verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karar, 5271 Sayılı CMK'nın 231/12. maddesi uyarınca itiraza tabi olup bu kararın istinafı mümkün olmadığından, 5271 Sayılı CMK'nın 264. maddesine göre de, Kanun yolunun ve merciinin belirlenmesinde yanılma, başvuranın hakkını ortadan kaldırmayacağından, sanık müdafiinin dilekçesi itiraz niteliğinde kabul edilerek itirazın merciince incelenmesi için dosyanın incelenmeksizin mahalline İADESİNE,
II-Sanık hakkında güveni kötüye kullanma suçundan kurulan hükme yönelik istinaf talebinin incelenmesinde;
Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 23/11/2017 tarih, 2016/670 esas, 2017/1049 karar sayılı KARARININ güveni kötüye kullanma suçu yönünden KALDIRILMASINA ve sanık M. F. E. hakkında aşağıdaki şekilde yeniden hüküm kurulmasına,
Sanık M. F. E. hakkında güveni kötüye kullanma suçundan açılan kamu davasında; sanığın suçu işlediğinin sabit olmaması nedeni ile CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince BERAATİNE,
Yapılan yargılama giderlerinin devlet hazinesi üzerinde bırakılmasına,
Dair, sanık müdafii Av. H. K.'ın yüzüne karşı, sanık ve şikayetçi K. Mağazacılık AŞ vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet Savcısı Mikail Çelik (39984) huzuru ile mütalaaya uygun, kararın sanık müdafiine tefhiminden ve katılma talebi reddedilen şikayetçi K. Mağazacılık AŞ vekiline tebliğinden itibaren 15 gün içinde Dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay İlgili Ceza Dairesi tarafından incelenmek ve TEMYİZ yolu açık olmak üzere açık duruşmada oybirliğiyle verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. 26/02/2020 (¤¤)