(5237 S. K. m. 179) (2918 S. K. m. 53) (5271 S. K. m. 280, 286)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı Cumhuriyet Savcısı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
5237 sayılı TCK’nın 179/3. maddesinde düzenlenen; alkol ve uyuşturucu madde etkisiyle veya başka bir nedenle “emniyetli bir şekilde” araç kullanamayacak kişinin, bu halde araç kullanması suçu kasıtla işlenebilecek bir suçtur. Alkol ve uyuşturucu maddenin sırf kullanılmış olması bu suçun oluşması için yeterli olmamakla birlikte Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporlarında istikrarlı bir şekilde vurgulandığı üzere; alkollü bir şekilde trafikte seyreden bir sürücünün alkol konsantrasyonu hangi seviyede olursa olsun bireysel farklılıklar göstermekle birlikte trafik güvenliği açısından değişen derecelerde risk oluşturabileceği, ancak bu durumun tehlike arz edecek düzeyde olup olmadığı, dolayısıyla sürücünün tesiri altında bulunduğu alkol seviyesinde araç kullanması halinde, güvenli sürüş yeteneğini kaybedip etmediği, bireyin o andaki sürüş ehliyetini belirleyebilecek dikkat, algı, denge, refleks, psikomotor ve nöromotor koordinasyon gibi nörolojik, nistagmus, akomadasyon, görme gibi oftalmolojik ve genel durumunun tespitine yönelik detaylı dahili muayenesine yönelik tıbbi verilerin değerlendirilmesi ile mümkün olabileceği, ancak böyle bir tespit yapılmamış olsa bile bireysel farklılıkları da elimine edebilecek şekilde 100 promilden yüksek olarak saptanan alkol düzeyinin, güvenli sürüş yeteneğini kaybettireceğinin, bilimsel olarak kabulü gerektiği;
Sanığın bilinçli taksirle mağdurun nitelikli şekilde yaralanmasına neden olduğu, iddiasıyla açılan davada, mahkemece kaza anında sanığın alkollü olmasına rağmen promil miktarının çok vahim seviyede olmaması sanığın eyleminin bilinçli taksir düzeyinde olmadığı gerekçesiyle şikayetten vazgeçme nedeniyle davanın düşürülmesine karar verildiği, Cumhuriyet Savcısı tarafından eylemin bilinçli taksirle gerçekleştiği, bu nedenle şikayete tabi olmadığı ileri sürülmüş ise de; Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 2013/2501 E- 2013/23085 Karar sayılı benzer olayla ilgili ilamında da belirtildiği üzere, dava konusu olayda, sanığın sevk ve idaresindeki motorsiklette yolcu olarak bulunan mağdurun, önlerindeki kazaya karışan diğer aracın sol taraftaki sokağa sinyal vermeden aniden dönüş yaptığı, aradaki mesafe yakın olduğundan sanığın fren yapamadığını soruşturma aşamasında beyan ettiği, soruşturma aşamasında düzenlenen trafik kazası tespit tutanağında da kazaya karışan diğer araç sürücüsünün gidiş istikametine göre yolun sol tarafındaki sokağa dönmek istediği esnada motorsikletle aracın çarpıştığını, kazaya karışan diğer araç şoförünün Karayolları Trafik Kanununda belirtilen asli kusurlardan olan 53/1-B maddesinde düzenlenen sola dönüş kuralına uymamak kuralını ihlal ettiğinin tespit edilmesi karşısında, kazanın oluşumunda asıl etkenin kazaya karışan ve kontrolsüzce sola dönüş yapan diğer araç sürücüsünün hatasından kaynaklandığı değerlendirilmekle, sanığın kazadan hemen sonra yapılan alkol kontrolünde 0,64 promil alkollü olduğu tespit edilmiş ise de, olayın gerçekleşme şeklinde alkolün etkili olduğuna ve sanığın güvenli sürüş yeteneğini kaybettiğine ilişkin dosya içerisine bilgi ve belge yansımadığı, sanığın bu oranda alkollü araç kullanılmasının tek başına bilinçli taksirin koşullarını oluşturmayacağı, dolayısıyla olayda bilinçli taksir koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle şikayet yokluğu nedeniyle taksirle yaralama suçundan açılan davanın düşürülmesine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığından;
Taksirle bir kişinin yaralanmasına neden olma suçundan yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, Cumhuriyet Savcısının istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden CMK'nun 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE, dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, CMK'nın 286/2.maddesi uyarınca kesin olmak üzere 04.01.2017 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)