(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 289) (2918 S. K. m. 57, 71)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı katılanlar Hilmi Aşık, A. A., Ahmet Aşık, Ayşe Ay, Hatice Koç ve Elif Akpınar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Somut olay değerlendirildiğinde katılan sürücü A. A.'ın sevk ve idaresindeki 46 D 60.. plaka sayılı aracı ile Lütfi Köker Bulvarında seyir halindeyken bir ambulansın geçmesi üzerine yol verdiği ve akabinde yoluna devam ederek İlahiyat Caddesine geçerken aracının sağ ön çamurluk ile sağ ön kapı kısımlarına; sanık sürücü E. M.'in sevk ve idaresindeki 46 NS 1.. plaka sayılı 112 Acil Servis aracı ile tepe lambası yanarken ve siren çalar vaziyetteyken Madalyonlu kavşaktan Şehir Hastanesi istikametine kavşağa girdiği sırada aracın sol ön kısımlarıyla çarpışması neticesi yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği anlaşılmakla;
a) Meydana gelen olay sonrası düzenlenen 27/04/2016 tarihli trafik kazası tespit tutanağında; kazanın oluşumunda 46 D 6009 plaka sayılı oto sürücüsü katılan A. A.'ın 2918 sayılı KTK'nın 57/1-d maddesinde belirtilen "Işıklı trafik işaretleri izin verse bile trafik akımı; kendisini kavşak içinde durmaya zorlayacak veya diğer doğrultudaki trafiğin geçişine engel olacak hallerde kavşağa girmek" kuralını ihlal ettiği; 46 NS 1.. plakalı araç sürücüsü sanık E. M.'in 2918 sayılı KTK'nın 71. maddesinde belirtilen "zorunluluk olmadığı halde geçiş üstünlüğü hakkını kullanmak" kusurunu ihlal ettiği ve sürücü sanığın her ne kadar geçiş üstünlüğü olsa da halkın can ve mal güvenliğini tehlikeye sokmaması gerektiğinden kusurlu olduğu belirtilmiş ise de;
İstanbul Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 31/10/2016 tarihli raporda; sanık sürücü E. M. idaresindeki ambulans ile sireni çalışır ve tepe lambası yanık vaziyette geçiş üstünlüğüne sahip olmakla, kendi istikametine kırmızı ışık yanan kavşağa geldiğinde, soldan kavşağa girmek için bekleyen ve kendisine yol veren araçlardan kaynaklı seyrini sürdürdüğü esnada; bekleyen araçların arasından görüş alanı dışında kalan bölgeden kavşağa giren araçla çarpışmak durumunda kaldığı kazada atfı kabil kusurunun bulunmadığı; katılan sürücü A. A. sevk ve idaresindeki araç ile olay mahallinde kendi istikametine yeşil ışık yandığından kavşağa giriş yaptığı esnada, geçiş üstünlüğüne sahip olan tepe lambası ve sireni çalışır vaziyetteki birinci ambulansa yol vermek üzere durduğu, ancak dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde olay mahallinde sağındaki araçtan kaynaklı görüş alanını kontrol etmeden, bekleyen diğer araçların varlığına rağmen ve bu araçların arasından kontrolsüzce kalkış yaparak kavşağa girmesi ile sebebiyet verdiği kazada, dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı davranışlarından kaynaklı asli kusurlu olduğu belirtilmekle kaza tespit tutanağı ile Adli Tıp Kurumu raporu arasında çelişki bulunduğu anlaşılmakla Teknik Üniversite Öğretim Görevlilerinden veya Karayolları Genel Müdürlüğü Uzman Bilirkişilerinden oluşturulacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak, diğer deliller ile birlikte sanık hakkında karar verilmesi gerekirken eksik araştırma yapılarak karar verilmesi hukuka aykırılık halini oluşturacaktır.
b) Anayasamızın 141. maddesi ile 5271 sayılı CMK’nın 34 ve 230. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının gerekçeli olması zorunludur. Gerekçe; hükmün dayanaklarının akla, hukuka ve dosya içeriğine uygun açıklamasıdır. Kararın gerekçe bölümünde; dosyada mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen bütün deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmelidir. Bu itibarla gerekçenin, dosyadaki delillerin değerlendirildiğini gösterir biçimde yasal ve yeterli olması, suçun yasal unsurları başta olmak üzere sabit ve muhakkak sayılan olaylar ve delilleri göstermesi, cezanın artırılmasını ve indirilmesini gerektiren hususların neden sabit sayılıp sayılmadığı açıklanması, hangi delillere neden itibar edildiği, hangilerinin ne sebeple geçersiz sayıldığı veya ne sebeple bazı delillerin diğerlerine üstün tutulduğu, çelişki varsa bu çelişkilerin neden giderilemediğinin vurgulanması zorunludur. Dosya kapsamına uygun, yasal, yeterli ve geçerli gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, kanun koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacağında şüphe yoktur. Mahkeme kararlarının davanın tarafları ve herkesi tatmin edecek ve de üst mahkemelerce yapılacak gerekçedeki tutarlılık denetimine olanak verecek biçimde olması gereklidir. Bu hususları içermeyen ve ulaşılan kanaat üzerinden yazılan gerekçe, şekli anlamda bir gerekçe olup, Anayasamızın ve CMK'nın aradığı anlamda bir gerekçe olarak kabul edilemez. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; Kahramanmaraş 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 19/12/2016 gün ve 2016/185 esas 2016/301 sayılı kararının Kanuna aykırı olması ve bir kısım katılanlar vekilinin istinaf nedenleri bu sebeplerle yerinde görüldüğünden, CMK'nın 280/1-b, 289/1-g maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu KESİN olmak üzere 28.04.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)