(2709 S. K. m. 141) (5271 S. K. m. 34, 230, 232) (5237 S. K. m. 61, 62)
Taksirle yaralama suçundan sanığın ve katılan-sanığın mahkumiyetine ilişkin hüküm, sanık D., katılan-sanık R. A., katılan S., katılan İ. N. vekilleri tarafından istinaf edilmekle dosya incelendi:
Dosyadaki duruşma tutanakları, gerekçeli karar, diğer belge ve deliller ile istinaf dilekçeleri incelenerek gereği görüşüldü;
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde, hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanuni temsilcisinin ve müdafiinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise CMK’nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nun 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
''Savunma hakkı sanığın vazgeçilmez ve en önemli hakkı olup, bu hakkın sınırlanması 5271 sayılı CMK'nın 289/1. maddesinin (h) bendi uyarınca mutlak bozma nedenidir.
Savunma hakkı, Anayasamızın "Temel Haklar ve Ödevler" başlıklı ikinci kısmın ikinci bölümünde “Kişinin Hakları ve Ödevleri” başlığı altında; "Herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahiptir" şeklinde düzenlenmiş olup, bu hakkın “temel hak” niteliğine uygun olarak, savunma hakkının verilmemesi veya sanığın savunma hakkının sınırlandırılması halinde hüküm daima hukuka aykırı olacaktır.
Oldukça geniş bir kavram olan savunma hakkı, şüpheliyi ve sanığı ilgilendirdiği kadar, bir gün şüpheli veya sanık konumuna düşebilecek, toplumda yaşayan herhangi bir ferdi, dolayısıyla da toplumu ve yine adaleti sağlama yükümlülüğü bulunan Devleti de ilgilendirmektedir. Bu yönüyle, geniş bir bakış açısı ile değerlendirilmesi gereken savunma hakkı, müdafi yardımından yararlanma, susma, soru sorma, kendi aleyhine işlemlere katılmama, tercümandan yararlanma, delillerin toplanmasını isteme, duruşmada hazır bulunma, kanun yoluna başvurma gibi hakları içermektedir.
Ceza yargılamasında maddi gerçek, iddia ve savunma makamlarının görüşlerinin tartışılması sonucu ortaya çıkar. Hâkim de kararını ancak duruşmaya getirilmiş ve huzurunda tartışılmış delillere dayandırabilir. Bu nedenle sanığa, aleyhinde sonuç doğurabilecek olan hususlarda beyanda bulunma, kendisini savunma ve bu konudaki delillerini sunma imkânı tanınmalıdır. Anayasa ve uluslararası sözleşmelerle güvence altına alınmış olan bu hakkın, herhangi bir nedenle sınırlandırılması mümkün değildir. Temel ilke bu olmakla birlikte, kanun koyucunun, yargılamanın uzamasını önlemek, gereksiz emek ve gider kaybına neden olmamak, başka mağduriyetlere sebebiyet vermemek ve usul ekonomisi açısından bazı sınırlamalara gittiği de bir gerçektir. Ancak bu sınırlamalar istisna olup, bu gibi hallerde dahi, usul kanunumuz bazı şartların varlığını aramaktadır. Öte yandan, savunma hakkının sınırlandığından söz edebilmek için, savunmanın hükmü etkileyecek nitelik taşıması ve yargılaması yapılan fiile ilişkin olması gerekir.
Bu açıklamalar ışığında somut olaya ilişkin dosya incelendiğinde;
Sanıklardan D. A. A.l'ın sevk ve idaresindeki ……… plaka sayılı kamyonet ile Adana istikametinden ……… nolu devlet yolu Doğankent istikametine seyredip kaza yeri 6 km. Tek Baş isimli işyeri karşısına geldiğinde kavşaktan sola K…… mahallesi istikametine dönüşe geçtiği sırada aracının sağ arka yan kısımlarına; Doğankent istikametinden Adana istikametine seyreden sanık R. A. B.'nin sevk ve idaresindeki ………. plaka sayılı otomobilin sağ yan kısımları ile çarpması sonucu kazanın meydana geldiği, çarpma sonrası otomobilin savrularak 19 metre sürüklendiği ve K……. mahallesi istikametinden çıkarak Adana istikametine yolun sağından seyreden sürücü F. Ç.'ın sevk ve idaresinde ki ………. plaka sayılı kamyonete çarptığı ve bu çarpmadan sonra 25 metre ilerde yolun sağında durduğunun ve kaza sonucu katılan-sanık R. A. B.nin hayati tehlike oluşturmayacak 4.derecede kemik kırığı meydana gelecek şekilde, sanık Rabia'nın aracında yolcu olarak bulunan katılan İ. N. B. hayati tehlike meydana getirmeyecek 2.derecede kemik kırığı oluşacak şekilde, katılan C. S.'in vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisinin hafif (1) derecede etkileyecek nitelikte yaralandıkları ve katılan-sanık R.'nın aracında yolcu olarak bulunan M. S.'nin kaza sonucunda öldüğünün kabul edildiği olayda sanıkların kusuru durumlarının yapılan keşif sonucu düzenlenen trafik bilirkişi trafik polis memuru M. A.'nun bilirkişi raporuna dayalı olarak kabul edildiği görülmekle, bilirkişi raporunun tanzim edilerek okunduğu yargılamanın 03.11.2016 tarihli celsesinde ölen M.'ni annesi katılan S. vekilinin bilirkişi raporunun henüz aldıklarını belirterek inceleyip beyanda bulunmak üzere süre talep etmesine rağmen mahkemece raporun Uyap'a celse arasında 06.10.2016 tarihinde bilirkişi raporunun aktarıldığından bahisle süre talebinin reddedildiği görülmekle bilirkişi raporunun tanzim edilmesi sonrasında aradan bir celse geçmemiş olması ve katılan S. vekiline mahkemece CMK'da öngörülmeyen Uyap'a bakma ve oradan rapor okuma zorunluğunun yüklenmesinin mümkün olmaması ve CMK 'nın Mağdur ile şikâyetçinin hakları başlıklı 234.maddesinde kovuşturma evresinde kamu davasına katılma hakkı yanında tutanak ve belgelerden örnek isteme hakkının da bulunması ve henüz raporu duruşma sırasında alan katılan vekilinin raporu incelemesi için ilk defa süre istemiş olması sebebiyle katılan tarafa bu fırsatın tanınması gerekmesine rağmen mahkemece yasal olmayan Uyap'a önce aktarılmış olması gerekçesiyle süre talebinin reddine karar verilmesi kanuna aykırı;
Yine sanık D. müdafii ve katılan-sanık R. A. vekilinin aynı sanık ve katılan sanığın ikisi de karşılıklı birbirlerini suçlayıcı beyanda bulunmuş olmalarına ve trafik bilirkişi raporunun kabul etmeyip Adli Tıp tan rapor aldırılması yönünde talepte bulunmalarına rağmen mahkemece trafik bilirkişi raporu ile beyanlar ve kaza tesbit tutanağının uyumlu olması gerekçesiyle bu talebinin reddedilmiş olduğu görülmekle karşılıklı kaza yapan iki aracın sürücüsü konumunda olan her iki sanığın beyanlarının birbirlerini suçlayıcı ve kendisinin kusursuz gösterme yönünde olduğu görülmekle taraf beyanları ile kaza tesbit tutanağı ve trafik bilirkişi raporunun uyumlu olması gerekçesiyle adli tıptan rapor aldırılması yönündeki talebin reddi gerekçesinin dosya kapsamına uygun olmadığı, trafik bilirkişi raporunda her iki sanığın da trafik kural ihlalinin olduğu belirtilmesine rağmen hangi sanığın kusurunun asli ya da tali olduğu hususunda bir değerlendirme ve kanaat belirtilmediği, aynı oranda olan kural ihlallerinden hangisinin kazaya ne oranda etki ettiği ve sanıkların 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu ve bağlı Yönetmelik hükümleri uyarınca asli kusurlu olup olmadıkları hususlarında bir kanaat belirtilmediği bu yönüyle bilirkişi raporunun hüküm vermeye elverişli olmayıp yeterince teknik bilgi, açıklama ve kanuni tesbit içermediği anlaşılmakla sanıkların adli tıptan rapor aldırılması talebinin reddedilerek, yetersiz tek bilirkişi raporu ile yetinilerek Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi veya Teknik Üniversitelerin konu ile ilgili bölümleri uzmanlardan oluşacak bilirkişi kurulundan rapor alındıktan sonra sanık ve katılan-sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerekirken eksik inceleme ile yargılamaya devamla karar verilmesinin savunma hakkını kısıtlanması niteliğinde olduğu;
Kabulü göre de;
Sabıkasız olan Sanık R. A. olay sonrası alınan raporunda 137,7 promil alkollü olduğu, kaza saati itibariyle de 1,52 promile denk geliyor olması ve olay günü diğer kural ihlali nedeniyle de bilinçli taksirli kabul edilmesine rağmen hakkında TCK 62.madde gereğince takdiri indirim uygulandığı halde yine sabıkası bulunmayan ve duruşma tutanaklarına yansıyan olumsuz bir davranışından da bahsedilmeyen sanık D. hakkında takdiri indirim uygulanmama gerekçesinin (geçmişi, suçtan sonraki davranış beyanları) ne olduğu açıklanmadan yasal ve yeterli ve dosya kapsamına uygun şekilde kararda bulunmaması CMK’nın 230.maddesine ve 289/1-g maddesine aykırı oluşturduğundan;
Açıklanan nedenlerle;
CMK 289/1-h ve CMK 289/1-g maddelerine aykırılık sebebiyle CMK 280/1-b maddeleri uyarınca başkaca yönleri incelenmeksizin HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 26/12/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi. (¤¤)