(5271 S. K. m. 141, 142, 289) (6100 S. K. m. 114, 115, 353) (7201 S. K. m. 21)
Davacının tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat başlıklı 141. maddesinde tazminat istemine hakkı olanlar sayıldıktan sonra Tazminat isteminin koşulları başlıklı 142. maddesinin 6.fıkrasında ''İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.'' şeklindeki düzenleme ile esası yönünden özel hukuka tabi tazminat davalarının genel prensiplerinin ve yine CMK'da bu konudaki düzenlenen usul hükümleri haricinde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın Dava şartları başlıklı 114.maddesinde de diğer dava şartları sayılırken 1.fıkrası f bendinde; ''f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.''nın dava şartlarından olduğunun açıkça belirtildiği, yine 6100 sayılı HMK'nın Kanun Yolları isimli Sekizinci Kısımının İstinaf başlıklı Birinci Bölümünün Duruşma Yapılmadan Verilecek Kararlar başlıklı 353.maddesinde; “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması.
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında,
duruşma yapılmadan karar verilir.'' şeklinde düzenleme olup istinaf mahkemesince dava şartlarına aykırılık bulunması halinde esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceğinin belirtilmesi, yine 6100 sayılı HMK'nın Dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115. maddesinde; ''(1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' hükmünün bulunduğu ve yukarıda açıklandığı üzere HMK'nın Dava şartları başlıklı 114.maddesinde de diğer dava şartları sayılırken 1.fıkrası f bendinde vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunmasının dava şartlarından olduğunun açıkça belirtildiği,
Davacının tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine ilişkin hüküm, davacı vekili tarafından istinaf edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
5271 Sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun Koruma Tedbirleri Nedeniyle Tazminat başlıklı 141.maddesinde tazminat istemine hakkı olanlar sayıldıktan sonra Tazminat isteminin koşulları başlıklı 142.maddesinin 6.fıkrasında ''İstemin ve ispat belgelerinin değerlendirilmesinde ve tazminat hukukunun genel prensiplerine göre verilecek tazminat miktarının saptanmasında mahkeme gerekli gördüğü her türlü araştırmayı yapmaya veya hâkimlerinden birine yaptırmaya yetkilidir.'' şeklindeki düzenleme ile esası yönünden özel hukuka tabi tazminat davalarının genel prensiplerinin ve yine CMK'da bu konudaki düzenlenen usul hükümleri haricinde de 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiği, 6100 sayılı HMK'nın Dava şartları başlıklı 114. maddesinde de diğer dava şartları sayılırken 1.fıkrası f bendinde; ''f) Vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunması.''nın dava şartlarından olduğunun açıkça belirtildiği, yine 6100 sayılı HMK'nın Kanun Yolları isimli Sekizinci Kısımının İstinaf başlıklı Birinci Bölümünün Duruşma Yapılmadan Verilecek Kararlar başlıklı 353. maddesinde; “(1) Ön inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa;
a) Aşağıdaki durumlarda bölge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir:
1) Davaya bakması yasak olan hâkimin karar vermiş olması.
2) İleri sürülen haklı ret talebine rağmen reddedilen hâkimin davaya bakmış olması.
3) Mahkemenin görevli ve yetkili olmasına rağmen görevsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin görevli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin bölge adliye mahkemesinin yargı çevresi dışında kalması.
4) Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması.
5) Mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın açılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması.
6) Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması.
b) Aşağıdaki durumlarda davanın esasıyla ilgili olarak;
1) İncelenen mahkeme kararının usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığı takdirde başvurunun esastan reddine,
2) Yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmiş ise düzelterek yeniden esas hakkında,
3) Yargılamada bulunan eksiklikler duruşma yapılmaksızın tamamlanacak nitelikte ise bunların tamamlanmasından sonra yeniden esas hakkında,
duruşma yapılmadan karar verilir.'' şeklinde düzenleme olup istinaf mahkemesince dava şartlarına aykırılık bulunması halinde esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı çevresinde uygun göreceği başka bir yer mahkemesine ya da görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar vereceğinin belirtilmesi, yine 6100 sayılı HMK'nın Dava şartlarının incelenmesi başlıklı 115.maddesinde;'' (1) Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.
(2) Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.
(3) Dava şartı noksanlığı, mahkemece, davanın esasına girilmesinden önce fark edilmemiş, taraflarca ileri sürülmemiş ve fakat hüküm anında bu noksanlık giderilmişse, başlangıçtaki dava şartı noksanlığından ötürü, dava usulden reddedilemez.'' hükmünün bulunduğu ve yukarıda açıklandığı üzere HMK'nın Dava şartları başlıklı 114.maddesinde de diğer dava şartları sayılırken 1.fıkrası f bendinde vekil aracılığıyla takip edilen davalarda, vekilin davaya vekâlet ehliyetine sahip olması ve usulüne uygun düzenlenmiş bir vekâletnamesinin bulunmasının dava şartlarından olduğunun açıkça belirtildiği ve Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2012/33331-2013/5919 E-K sayılı kararında özetle;'' Davacı (sanık) vekilinin, 28.04.2006 tarihinde, süren ceza yargılamasına ilişkin olarak verildiği anlaşılan vekaletnameye istinaden açtığı tazminat davasında, davacı usulüne uygun olarak duruşmaya çağrılıp dinlenilerek vekil ile arasında tazminat davası açılması yönünde vekalet ilişkisinin devam edip etmediği ve dava açılmasına muvafakatının bulunup bulunmadığı tespit edilmeden eksik kovuşturma sonucu yazılı şekilde karar verilmesi, kanuna aykırı... davalı ve davacı vekillerinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince halen uygulanmakta olan 1412 sayılı CMUK'un 321. maddesi uyarınca isteme aykırı olarak bozulmasına '' şeklinde belirtildiği görülmekle;
Tüm bu yasal düzenlemeler ve Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2012/33331-2013/5919 E-K ve Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2014/21585-2015/10868 E-K sayılı içtihadları ışığında istinaf başvurusuna konu somut dosya içeriği incelendiğinde;
Davacıya duruşma için yapılan tebligatın adresin kapalı olması sebebiyle Tebligat Kanunun 21. maddesine göre muhtara yapıldığı ve davacının duruşmaya da gelmeyip beyanının alınmadığı dosya kapsamından anlaşılmakla, Davacı vekilinin, 04.03.2011 tarihli daha önce ceza dava dosyasına veya başka bir hukuki yardıma ilişkin olarak verildiği anlaşılan, eski tarihli vekaletnameye istinaden açtığı tazminat davasında, davacı usulüne uygun olarak dinlenilerek vekil ile arasında tazminat davası açılması yönünde vekalet ilişkisinin devam edip etmediği ve dava açılmasına muvafakatının bulunup bulunmadığı tespit edilmediği ve davacının yokluğunda esas yönünden inceleme yapılarak yargılamanın sonuçlandırıldığı, kararından da davacı asile tebliğ edilmediği dolayısıyla davacının davadan haberdar edilip tazminat davası açılması yönünde vekalet ilişkisinin devam edip etmediği ve bu davanın açılmasına muvafakatinin olup olmadığının tesbit edilmediği, davacı vekilinin istinaf dilekçesi ekinde ya da dosyanın Uyap kayıtlarında da davacının tazminat davası açılmasına muvafakatinin bulunduğuna dair bir belge ya da bu hususta düzenlemiş bir özel yetki içeren vekaletnamenin de eklenmediği ve dosya içerisinde bulunmaması kanuna aykırı olup bu husus 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4.madde, fıkra ve bendleri uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılması sebebi olmakla; 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4. madde, fıkra ve bendleri uyarınca esası incelemeden Adana 6.Ağır Ceza Mahkemesi 17.11.2016 TARİH VE 2016/307-2016/406 E-K SAYILI KARARIN KALDIRILMASINA,
Kabule göre de;
1-Mahkemece makul sürede yargılama yapılmama sebebiyle oluşan maddi ve manevi zararın tazmini talebi yönündeki davacı vekili talebinin işin esasına girilerek reddedildiği karar içeriğinden anlaşılmakla CMK'nın 141/(1).maddesinde Suç soruşturması veya kovuşturması sırasında;
a) Kanunlarda belirtilen koşullar dışında yakalanan, tutuklanan veya tutukluluğunun devamına karar verilen,
b) Kanunî gözaltı süresi içinde hâkim önüne çıkarılmayan,
c) Kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklanan,
d) Kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen, kişilerin maddi ve manevi zararlarını Devletten talep ede bileceğinin belirtildiği görülmekle davacı vekilinin müvekkilinin kanun dışı yakalandığına ve tutuklandığına dair bir talebi olmadığı gibi tazminata esas dayanak dosya kararı ve mahkeme cevabi yazısından da bu hususun anlaşılmadığı, yine kanuni göz altı süresi içinde hakim önüne çıkarılmadığına ve kanunî hakları hatırlatılmadan veya hatırlatılan haklarından yararlandırılma isteği yerine getirilmeden tutuklandığına ya da kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmadığına ve bu süre içinde hakkında hüküm verilmediğine dair bir iddianın da bulunmadığı davacı vekilinin dilekçesinde davacının beraat ettiği davanın soruşturma aşamasında haksız göz altında kalması sebebiyle CMK 141/1-e maddesine uygun talebinin ve ayrıca makul sürede yargılamanın bitirilmediği ve bu sebeple tazminat hakkı doğduğuna dair talebinin olduğu ancak CMK 141/1-d maddesindeki düzenlemenin iki ifade arasında ''ve ''lafzı bulunmasından da açıkça anlaşılacağı üzere hem kanuna uygun olarak tutuklandığı hâlde makul sürede yargılama mercii huzuruna çıkarılmayan ve kanuna uygun olarak tutuklandığı halde bu süre içinde hakkında hüküm verilmeyen kişileri kapsadığı, yani hakkında tutuklama kararı bulunmayan kişilerin bu madde uyarınca makul sürede yargılama yapılmadığı gerekçesiyle tazminat davası açmasının mümkün olmayıp genel hükümlere göre tazminat davası açma haklarının saklı olduğu halde yerel Mahkemece bu husustaki davacı talebinin hakkındaki soruşturma ve kovuşturma kapsamının incelenmesi, öncelikle tazminat istemine konu olan soruşturma dosyasındaki iddianame, varsa tutuklama kararları, buna esas teşkil eden inceleme tutanakları, salıverilip sonra yeniden göz altına alındığı mahkemece belirtilmiş olmakla buna ilişkin salıverme ve yeniden gözaltına alma karar ve tutanakları, tutuklama varsa tutukluluğun devamına dair kararlar ve davacı ile ilgili tutanak ve belgeler getirtilmeden işin esasına girilerek yargılamaya devamla karar verilmesi,
2-Nesnel bir ölçüt olmamakla birlikte, hükmedilecek manevi tazminatın davacının sosyal ve ekonomik durumu, üzerine atılı suçun niteliği, tutuklanmasına ya da göz altına alınmasına neden olan olayın cereyan tarzı, gözaltında ya da tutuklu kaldığı süre ve benzeri hususlar da gözetilmek suretiyle, hak ve nesafet kurallarına uygun makul ve makbul bir miktar olarak tayin ve tespiti gerekirken, silahlı terör örgütüne üye olma suçundan yapılan soruşturma kapsamında bu suçtan hakkında 2 gün göz altı kararı verilen ve salıverilen daha sonra tekrar 1 gün gözaltına alınan ve yapılan soruşturma ve kovuşturma sonrasında da hakkında beraat bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verilen davacıya, bu ölçülere uymayacak miktarda az manevi tazminata hükmolunmasına rağmen buna ilişkin somut, dosya kapsamıyla uyumlu yasal ve yeterli gerekçenin ne olduğunun açıkça belirtilmemesi,
3- 3 gün gözaltı süresi göz önüne alındığında neye göre tesbit edildiği ve hesaplandığı karar gerekçesinde bulunmayan 37 TL kazanç kaybının maddi tazminat olarak belirtilmesi ve bunun dayanaklarının gerekçede gösterilmemesi,
Kanuna aykırı olup bu aykırılığın CMK 289/1-g maddesi gereğince de mutlak bozma sebepleri arasında bulunduğu anlaşıldığından;
6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-4.madde, fıkra ve bendleri uyarınca esası incelemeden Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi 17.11.2016 TARİH VE 2016/307-2016/406 E-K SAYILI KARARIN KALDIRILMASINA ve CKMK 289/1-g maddesi gereğince HÜKMÜN BOZULMASINA,
Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 22.12.2016 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)