(2709 S. K. m. 141) (2863 S. K. m. 65, 74) (5271 S. K. m. 34, 223, 230, 232, 280, 289) (5237 S. K. m. 53, 61, 62)
2863 sayılı Kanuna muhalefet suçundan sanığın beraatine ilişkin hüküm katılan kurum vekili tarafından istinaf edilmekle, dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Mahkemece; ''sanığın her iki tutanakta belirtilen eylemler yönünden kültür ve tabiat varlıkları bulmak amacıyla kaçak kazı yaptığının her türlü şüpheden uzak kesin inandırıcı delillerle sabit olmadığı, tanık beyanlarının çelişkilerle dolu olduğu, suçlayan konumunda olan katılan kurumun soyut iddiaları dışında sanığa atılı suçlamayı kanıtlayan somut bir delilin bulunmadığı, dosyanın faili konumunda olan sanığın savunmaları gözardı edilip bir önyargı ile hareket etmek suretiyle sanığa mahkumiyet kararı verilemeyeceği, belirtilerek Sanığın 2863 sk 74/1.maddesine muhalefetten açılan davada beraatine dair karar verilmiş ve her iki iddianamede de herhangi bir anlatıma yer verilmediği aşikardır. Şöyle ki; 2015/821 esas sayılı iddianamede 930 parselde yapılan eyleme ilişkin kamu davası açıldığı, diğer 2015/931 esas sayılı iddianamede ise 912 parselle ilgili kamu davasının açıldığı, oysaki fen bilirkişisi raporunda da anlaşılacağı üzere sanığın kabul ettiği eyleminin 930 parsel sayılı taşınmazda gerçekleştiği anlaşılmıştır.'' denerek bu hususta suç 2863 sk'a muhalefetten de sanık hakkında suç duyurusunda bulunulmasına gerek görülmediği belirtilmiş ise de birleşen dosya ve iş bu dosyada tanımlanan sanık eylemlerinin izinsiz olarak sit alanında iş makinası ile çalışma ve kazı yapmak olup iddianamede eylemin gerçekleştiği yerin parselinin yanlış verilmesinin ya da henüz keşif yapılmadığı için parsel numarasının yanlış olmasının Tarif edilen eylemin iddianamede tanımlanmadığı anlamına gelmeyeceği, zaten tutanak tanıklarının tutanaklarında gösterdikleri yerin neresi olduğunun ve sanığın iş makinesi ile çalışma yaptırdığı yeri göstermesi için keşifte görevlendirildikleri ve yapılan keşifte GPS marifetiyle koordinat alınması sonrasında suça konu müdahalenin yapıldığı yerin ancak ortaya çıkabilecek ve parsel numarasının bilinebilecek olduğu anlaşıldığından ve mahkeme iddianamede tarif edildiği açık olan sanığın bu eylemi ile bağlı olup onun 2863 sayılı kanunun 74 ya da 65.maddelerinden hangisini ihlal eder nitelikte olduğu hususunda sevk maddeleri ile bağlı değildir.
Anayasamızın 141 ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 34, 230 ve 232. maddeleri uyarınca mahkeme kararlarının karşı oy da dahil olmak üzere gerekçeli olarak yazılması zorunlu olup, hüküm; başlık, sorun, gerekçe ve sonuç (hüküm) bölümlerinden oluşmalıdır. “Başlık” bölümünde, hükmü veren mahkemenin adı, mahkeme başkanının ve üyelerinin veya hakimin, Cumhuriyet savcısının ve zabıt katibinin, katılanın, mağdurun, vekilinin, kanuni temsilcisinin ve müdafiinin adı ve soyadı ile sanığın açık kimliği, beraat kararı dışında suçun işlendiği yer, tarih ve zaman dilimi, sanığın gözaltında veya tutuklu kaldığı tarih ve süre ile halen tutuklu olup olmadığı belirtilmeli, "sorun" bölümünde, iddia ve savunmada ileri sürülen görüşler ortaya konulmalı, "gerekçe" kısmında mevcut deliller tartışılıp değerlendirildikten sonra, hükme esas alınan ve reddedilen deliller belirlenmeli, delillerle sonuç arasındaki bağ üzerinde durularak, niçin bu sonuca ulaşıldığı anlatılmak suretiyle hukuki nitelendirmeye yer verilmeli ve sonuç bölümünde açıklanan uygulamaların dayanaklarına değinilmeli, "sonuç (hüküm)" kısmında ise CMK’nun 230 ve 232. maddeleri uyarınca aynı kanunun 223. maddesine göre verilen kararın ne olduğu, TCK’nun 61. ve 62. maddelerinde belirlenen sıra ve esaslara göre uygulanan kanun maddeleri ve hükmolunan ceza miktarı, yine aynı kanunun 53 ve devamı maddelerine göre, cezaya mahkûmiyet yerine veya cezanın yanı sıra uygulanacak güvenlik tedbiri, cezanın ertelenmesine, hapis cezasının adli para cezasına veya tedbirlerden birine çevrilmesine veya ek güvenlik tedbirlerinin uygulanmasına veya bu hususlara ilişkin taleplerin kabul veya reddine ait dayanaklar, kanun yollarına başvurma ve tazminat talep etme imkanının bulunup bulunmadığı, kanun yoluna başvurma mümkün ise kanun yolunun ne olduğu, şekli, süresi ve mercii tereddüte yer vermeyecek biçimde açıkça gösterilmelidir. Yasal, yeterli ve geçerli bir gerekçeye dayanılmadan karar verilmesi, yasa koyucunun amacına uygun düşmeyeceği gibi, uygulamada da keyfiliğe yol açacaktır. Bu itibarla keyfiliği önlemek, tarafları tatmin etmek, sağlıklı bir denetime olanak sağlamak bakımından, hükmün gerekçeli olmasında zorunluluk bulunmaktadır. Hükmün gerekçeyi ihtiva etmemesi 5271 sayılı CMK’nın 289/1-g bendi uyarınca hukuka kesin aykırılık halini oluşturacaktır.
Ayrıntıları Yargıtay 12.Ceza Dairesinin 2014/7966 esas-2015/1422 karar ve 2014/9277 esas- 2015/224 karar sayılı kararlarında da belirtildiği üzere; 2863 sayılı Kanunun 65/1 maddesinde tescil edilen sit alanları ve korunması gerekli taşınmaz kültür ve tabiat varlıkları ile korunma alanlarının bu kanuna göre tebliğ veya ilan edilmiş olmasına rağmen yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine kasten sebebiyet verenler ile izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale yapanlar veya yaptıranların cezalandırılacaklarının öngörüldüğü ve mahkemece yapılan keşifte görevli kadastro ve arkeolog bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; söz konusu alanda (su kanalında) iş makinesi kullanılmak suretiyle 9 metre uzunluğunda, 1,5 m genişlik ve 0,70 m derinliğindeki bir alana müdahale edildiği ve bu alanda bir temizlik çalışması yapıldığının görüldüğü, sonuç olarak da suça konu olan izinsiz temizlik çalışması yapılan alanın (su kanalının); Adana İli Kozan İlçesi Anavarza köyü 199 nolu parsel ile Hacılar Mahallesi 930 nolu parsel arasında bulunan su kanalı içinde ve 3.derece sit alanı kapsamına girdiğinin anlaşıldığını,3.derece Arkeolojik sit alanı içinde yer alan su kanalında izinsiz fiziki müdahalenin 2863 sayılı kanunun 65.maddesine aykırılık teşkil ettiğinin belirtildiği ve fotoğraf çekilerek de fotoğraflandığı ancak sit alanının doğal yapısının tahrip edilip edilmediğinin madde metninde belirtildiği şekilde yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine sebebiyet verilip verilmediğine yönelik bir tesbitin bulunmadığı, yapılan keşifte bu hususlarda müdahalenin niteliğine ve yerine göre arkeolog bilirkişi yanında, uzman çevre, inşaat ya da ziraat mühendisinin de bulunmadığı görülmekle, mahkemece sanığın her iki tutanakta belirtilen ve mahkemece keşifte gözlemlenen eylemlerinden önce suça konu taşınmazda başka şahıslar tarafından yapılan bir eylemin olup olmadığı, bu hususta tutanak tanzim edilip bir kamu davası açılıp açılmadığı hususlarında bur araştırma bulunmadığı halde, tanzim edilen tutanaklardaki resimlerin öncesine ait olduğuna dair aşamalarda çelişkili tutanak mümzi beyanlarından kovuşturma aşamasındaki beyanlarına ne sebeple üstünlük tanındığı karar yerinde açıklanmadan bu beyanlarına göre değerlendirme yapıldığı görülmekle;
Sit alanının doğal yapısının tahrip edilip edilmediğinin madde metninde belirtildiği şekilde yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine sebebiyet verilip verilmediğine yönelik ayrıntılı tesbit yapılması gerektiğinden; ekosistem, çevre ve doğal yaşama verilen bir zarar varsa bu zararın sanığın eylemleri neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, söz konusu zararın sanığın eylemleri neticesinde oluştuğunun belirlenmesi halinde sit alanına kasten zarar verme suçunu düzenleyen 2863 sayılı Kanunun 65/1-1.cümlesi uyarınca mahkumiyetine karar verilmesi gerekeceği, aksi durumda ise izin alınmaksızın inşaî ve fiziki müdahale bulunma suçunun maddi unsurunun, sit alanında inşai ve/veya fiziki müdahalede bulunmak olduğu, suçun oluşması için eylemin hem inşai ve hem fiziki müdahale teşkil etmesinin gerekmediği, başka bir anlatımla yalnızca fiziki veya yalnızca inşai müdahale teşkil eden eylemlerin de anılan suçu oluşturacağı, sanığın sit alanı sınırları içerisinde yer alan dava konusu yerde iş makinası marifetiyle yaptırdığı işlemin fiziki müdahalede niteliğinde olduğunun sübuta erdiği kabul edildiği halde 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca cezalandırılmalarının gerekeceği gözetilmeksizin ve sanığın kastının tesbitine yönelik olarak; suça konu sit alanında olduğu belirtilen Adana İli Kozan İlçesi Anavarza köyü 199 nolu parsel ile Hacılar Mahallesi 930 nolu parsel arasında bulunan su kanalında ne sebeple iş makinesi kullandığı sanıktan sorulmadan ve karar yerinde açıklanmadan, orada sanığa ait ya da kullanımında olan bir tarla olup olmadığı varsa buna ilişkin tapu kayıtları ya da kullanım belgeleri getirtilerek keşifte zemine uygulanıp suça konu yerle ilgisi ve konumu tesbit edilmeden; zikredilen hususları içermeyen yetersiz bilirkişi raporuna göre karar verilmesi karşısında:
Mahkemece öncelikle sanığın her iki tutanakta belirtilen ve mahkemece keşifte gözlemlenen eylemlerinden önce suça konu taşınmazda başka şahıslar tarafından yapılan bir eylemin olup olmadığı, bu hususta tutanak tanzim edilip bir kamu davası açılıp açılmadığı hususlarında da araştırma yapılarak ve suça konu yerde arkeolog bilirkişi yanında bu konularda uzman çevre ya da ziraat mühendisi aracılığıyla keşif yapılarak; kadastro ve arkeolog bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda; söz konusu alanda (su kanalında )iş makinesi kullanılmak suretiyle 9 metre uzunluğunda, 1,5 m genişlik ve 0,70 m derinliğindeki bir alana müdahale edildiği ve bu alanda bir temizlik çalışması yapıldığının görüldüğü, sonuç olarak da suça konu olan izinsiz temizlik çalışması yapılan alanın (su kanalının); Adana İli Kozan İlçesi Anavarza köyü 199 nolu parsel ile Hacılar Mahallesi 930 nolu parsel arasında bulunan su kanalı içinde ve 3.derece sit alanı kapsamına girdiğinin anlaşıldığını,3.derece Arkeolojik sit alanı içinde yer alan su kanalında izinsiz fiziki müdahalenin 2863 sayılı kanunun 65.maddesine aykırılık teşkil ettiğinin belirtilmesi hususları da göz önüne alınarak sanığın iş makinası ile yaptırdığı bu müdahale sonunda, sit alanının doğal yapısının tahrip edilip edilmediğinin madde metninde belirtildiği şekilde yıkılmasına, bozulmasına, tahribine, yok olmasına veya her ne suretle olursa olsun zarar görmesine sebebiyet verilip verilmediğinin, zarar varsa ekosistem, çevre ve doğal yaşama verilen zararın sanığın eylemleri neticesinde gerçekleşip gerçekleşmediği tereddüte yer vermeyecek şekilde saptandıktan sonra, söz konusu zararın sanığın eylemleri neticesinde oluşup oluşmadığı belirlenerek, bir zararın oluşmadığı ortaya çıktığı takdirde ise, yalnızca fiziki veya yalnızca inşai müdahale teşkil eden eylemlerin de anılan suçu oluşturacağı, sanığın sit alanı sınırları içerisinde yer alan dava konusu taşınmaza iş makinası marifetiyle yaptırdığı işlemin yasadaki fiziki müdahale niteliğinde bulunduğunun tesbit edilmesi halinde 6498 sayılı Kanun ile değişik 2863 sayılı Kanunun 65/1-2. cümlesi uyarınca cezalandırılmalarının gerekeceği gözetilmeksizin;
Hatalı, eksik incelemeye dayalı gerekçe ile beraat kararı verilmesi ve kararın yukarıda açıklanan 2863 sk 65.maddesindeki suçun tanımında belirtilen unsurları açısından değerlendirilmesinin yapılmaması ve bu hususlara ilişkin yasal, yeterli gerekçeyi içermemesi, Kanuna aykırı olup, katılan vekilinin istinaf itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden, Açıklanan nedenlerle; CMK'nın 289/1-g, 280/1-b maddeleri uyarınca HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden incelenmek ve hükmolunmak üzere hükmü bozulan ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
Kesin olmak üzere 17/01/2017 tarihinde oy birliği ile karar verildi. (¤¤)