DAVA: Elbistan Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/3 Esas - 2019/148 Karar sayılı gerekçeli kararı istinaf edilmesi neticesinde Dairemizce yapılan istinaf incelemesinde; Dairemizin 2019/1870 Esas - 2019/1191 Karar sayılı istinaf ilamı ile sanık hakkında çocuğun cinsel istismarı ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçlarından ilk derece mahkemesince verilen hükümlerin bozulmasına karar verilmiş, iş bu kararımıza Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nca itiraz edilmiş ve Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu'nun 2019/1 Esas - 2019/1 Karar sayılı Başkanlar Kurulu Kararı ile itirazın kabulüyle Dairemiz kararının kaldırılmasına karar verilmesi neticesinde dosya yukarıda belirtilen esas sırasına kaydedilmiş ve yapılan yargılama neticesinde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
KARAR: Elbistan Cumhuriyet Başsavcılığının 18/12/2018 tarih ve 2018/7438 soruşturma sayılı iddianamesiyle; sanığın işlediği iddia olunan çocuğun cinsel istismarı, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve şantaj suçlarından eylemine uyan TCK'nın 103/1.1 cümle, 103/2, 103/4, 43, 107/2 delaletiyle 107/1, 38, 43, 109/2, 109/3.f, 53, 63 maddeleri uyarıca cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Sanık E. T.’nün, koluna dövme yaptırmak için çalıştığı yere gelen 10/01/2004 mağdur çocuk İ. K. Ü. ile arkadaşlık kurduğu, mağdure ile Göksun ilçe merkezinde bir evde buluştukları, burada sanık E. T.'nün elini mağdur çocuğun omuzuna attığı, kanepeye yanına çekerek mağdur çocuğun pantolonunu diz kapağına kadar indirdiği, ardından iç çamaşırını da diz kapağına kadar indirdiği, kendi pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiği, mağdurun karşı koyması ve bağırması üzerine mağduru bıraktığı, mağdurun evden çıktığı, sanık E.’nin ertesi gün tekrar mağduru aradığı, bir önceki gün yaşanan olayları bir arkadaşının karşı otelin penceresinden videoya çektiğini söylediği, telefonu yanında bulunan Sanık H. H.'e verdiği, H. H.'in aynı yönde sözler söylediği, daha sonra H. H.’in mağdureyi tekrar arayarak kendisini kız arkadaş ayarlarsa videoyu sileceğini söylediği, Sanık E. T.'nün varlığı konusunda mağdureyi inandırmaya çalıştığı video kaydını kullanarak, H. H. ile birlikte bu videoları ailesine ve yakınlarına göndermekle tehdit ederek mağdureyi cinsel birliktelik yaşamak konusunda ikna etmeye çalıştığı,
Sanık E. ile mağdur İ. arasında Whatsap sohbet programındaki yazışmalar da sanığın mağdureye "ne namusundan bahsediyorsun o gün kızlığını verdin bana" şeklinde beyanda bulunduğu, olay günü organ sokma şeklinde eylemin gerçekleştiği hususunda mağdureyi ikna etmeye çalıştığı, mağdurenin ise bakire olduğunu savunduğu, sanıktan varlığını iddia ettiği bir video kaydını istediği, sanığın E.'a göstereceğini söylediği, mağdurun kabul etmediği ve silmesini istediği, sanık E. T.'nün başka bir kişinin telefonundan bir videoyu silmeye çalıştığını beyan ettiği, tüm bu yazışmaların mağdur çocuğun beyanlarını doğrular mahiyette olduğu, dinlenen tanıklardan E...'nın beyanları ile sanık H. H.'in tevil yollu ikrar içeren beyanlarının da mağdurenin beyanlarını doğruladığı,
Sanıklardan E. T.'nün 2018 yılı yaz aylarında, kendisine ait evde, henüz 15 yaşını doldurmamış mağdureye yönelik olarak mağdurenin ve kendi çamaşırlarını dizine kadar sıyırarak mağdurenin cinsel organına kendi cinsel organını sokmaya çalıştığı, mağdurenin karşı koyması, direnmesi ve bağırması üzerine mağdureyi bıraktığı böylece 103/2 ile belirlenen suça eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, 15 yaşından küçük mağdurenin rızasına itibar edilmeyeceği, sanığın kendisine ait eve, Cinsel amaçla mağdureyi getirmesi ve orada tutması şeklindeki eylemi ile TCK md 109/1, 109/3-f ve 109/5 ile belirlenen cinsel amaçla kişi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturduğu, daha sonra ise sanık H. H. ile fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek mağdure ile yaşanan olayı karşı binadan videoya çekildiği videoyu başkalarına göndereceği şeklinde tehdit ile mağdureyi cinsel birliktelik yaşamaya rıza göstermeye zorladığı bu suretle TCK md 107 ile belirlenen şantaj suçunu sanıklar H. ve E.’nin iştirak halinde işledikleri, her ne kadar iddianamede TCK md 103/1. 1 cümle, 103/2 ve 43 uygulanması istenilmiş ise de mağdurun sanığa ait eve 2. Kez gidişinde aralarında bir cinsellik yaşanmadığı, ilk gittiği olayda ise TCK md 103/2 ile belirlenen eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, 103/1.1 cümledeki eylemin TCK md 103/2 ile belirlenen eylemin içerisinde eridiği, TCK 43 uygulanması bakımından mağdur anlatımı bulunmadığı, her ne kadar TCK md 109/2 uygulanması istenilmiş ise de sanığın hürriyeti yoksun kılmak eylemi sırasında cebir tehdit ve hile kullandığına ilişkin soyut beyan dışında delil bulunmadığı anlaşılmakla;
Sanıklardan
a- ) E. T.’nün TCK 103/2, 35, 53, TCK md 107/2 delaletiyle 107/1, 53, TCK md 109/1, 109/3.f, 109/5, 53 uyarınca cezalandırılmasına,
b- ) H. H.’in CK md 107/2 delaletiyle 107/1, 53 uyarınca cezalandırılmasına
c- ) Gözaltında ve tutuklulukta geçen sürelerin cezalarından mahsubuna,
Sanık E. T.’nün üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti atılı suçun katalog suçlardan olması nazara alınarak tutukluluk halinin devamına, sanık H. H. hakkındaki Adli Kontrol hükümlerinin devamına,
Karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" şeklinde mütaalada bulunulmuştur.
İSTİNAF AŞAMASI İDDİA MAKAMI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: "Elbistan ağır ceza mahkemesinin sanık hakkında vermiş olduğu kararın kabulünde belirtildiği üzere sanığın suç tarihinde 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1.madde kapsamında belirtilen çocuğa karşı cinsel istismar suçunu işlediği, sanığın o an'a kadar gerçekleştirdiği eylemin TCK'nın 103/1-1.cümle kapsamındaki suçu teşkil ettiği, sanığın eylemleri ile bu suçun tamamlandığı, dolayısıyla Elbistan Ağır Ceza Mahkemesi'nin vermiş olduğu kararın kaldırılarak sanık hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 103/1-1.cümle kapsamında cezalandırılmasına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçu bakımından ise belirtilen suçun TCK'nın 103/1-1.cümledeki cinsel istismar kapsamında işlendiği, mağdurun cinsel istismar suçuyla sınırlı olarak tutulduğu, bunun haricinde dosyaya yansıyan kişiyi hürriyetinden yoksun kılma eyleminin görülmediği sebebiyle TCK'nın 109/1 maddesi gereğince verilen mahkumiyet hükmünün kaldırılarak beraati yönünde karar verilmesi, sanığın işlediği suçun vasıf ve mahiyeti ve mevcut delil durumuna binaen tutukluluk halinin devamı yönünde karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur " şeklinde mütalada bulunulmuştur.
Katılan İ.K.Ü. kolluktaki beyanında: "Yukarıda belirtmiş olduğum adreste ailem ile birlikte yaşamaktayım. Göksun Aslanbey Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi 1. Sınıf öğrencisiyim. E. T. isimli şahıs ile Göksun ilçe merkezinde bulunan Duman Bujiteri isimli iş yerine yaklaşık üç ay önce tam tarihini hatırlamadığım bir zamanda dövme yaptırmaya gittiğimde tanıştım. Dövmeyi yaparken E. benim elime E harfi yazdı. Sebebini sorduğumda inşallah E harfi hep kalır dedi. İş yerinden ayrılıp eve gittim. Bir kaç gün sonra arkadaş çevremden benim E. T. ile sevgili olduğum muhabbetini duydum. Kendi kullanmış olduğum instagram hesabından E. T.'nün kullanmış olduğu instagram hesabına mesaj attım ve kendisinin telefon numarasını istedim. E. şu an hatırlayamadığım bir cep telefonu numarası verdi ve numaranın kendisine ait olmadığını yengesine ait olduğunu ve bir daha aramam gerektiğini söyledi. Ben vermiş olduğu numarayı kendi kullanmış olduğum 0543 226 .. .. numaralı cep telefonu hattından aradım. Neden kendisiyle çıkıyormuşum gibi dedikodu yaptığını sordum. E. kendisinin böyle bir şey yapmadığını söyledi. Ben kendisine abi diye hitap ettim. E. T. daha sonra bir çok kez farklı numaralardan beni aradı. Ben kendisini beni aramaması ve aramasından rahatsız olduğum konusunda defalarca uyardım ancak E. uyarılarıma rağmen beni aramaya devam etti. E. beni Göksun ilçe merkezinde bulunan M. P. Parkına buluşmaya çağırdı. Yanında S. isimli 16 yaşlarında Şehitler Anadolu Lisesi öğrencisi olduğunu bildiğim arkadaşı da vardı. Burada E. bana arkadaşlık teklif etti, elimi tutmaya ve yanağımdan öpmeye çalıştı. Ben E.'yi bu hareketler yapmaması konusunda uyardım ve karşı koydum, devam edersen bağırırım dedim. Bu olaydan sonra E. ile sıklıkla telefonda nadiren de yüzyüze görüşmeye başladık. E. kıskançlık yaparak arkadaşlarıma ve gittiğim yerlere karışmaya başladı. E. sürekli sevgili olmak istiyordu, eşim ol, hatunum ol gibi sözler söylüyordu. E. benden yaşça büyük olduğu için ve kendisine karşı böyle bir hissim olmadığı için ben istemedim sadece arkadaş olarak devam ettik. E. bana sürekli canım prensesim gibi sözler söylüyordu. Sonra 1 ay içerisinde E. 0539 309 .. .. olarak hatırladığım GSM hattından benim kullanmış olduğum GSM hattını arıyordu. Yaklaşık 2 hafta önce yine aynı GSM hatları aracılığıyla görüştük. E. buluşmak istedi. N. T. isimli arkadaşımla alakalı bir şeyler konuşacağını söyledi. Eve gel ben daha kahvaltı yapmadım, dışarı çıkamam dedi. Ben evin nerede olduğunu sordum. Akmazlar parkının oraya gel ben oradayım beni takip et dedi. Göksun ilçe merkezinde bulunan M. Lokantası isimli işyerinin arka tarafında bulunan apartmanın dairesinde buluştuk. Evde ikimizden başka kimse yoktu. E. bana arkadaşım E. ile ilgili bir şeyler göstereceğini, arkadaşımın da orada olması gerektiğini söyledi. Muhabbet ettiğimiz esnada E. bana yakınlaşmaya başladı, elini omzuma attı ve dudağımdan öpmeye çalıştı. Ben karşı koydum ve yapmaması konusunda kendisini uyardım. E. durdu ancak bir süre sonra tekrar bana sarıldı ve bacak arama dokundu, ayrıca göğüslerime de dokundu. Ben E.'ye sen napıyorsun diyerek karşı koydum. E. kanepeye uzandı ve yanına yatmamı söyledi. Ben saçmalama olur mu öyle şey dedim. Omzumdan tutarak yanına çekti yanına yatırdı, yine dudağımdan öpmeye çalıştı ve pantolonumun kemerini çözmek istedi ben izin vermedim. Bu konuda sözlü olarak tartıştık ben evden çıkarken beni kucağına aldı özür diledi. Ben E.'ye ne yapıyorsun manyak mısın dedim ve evden ayrıldım. Bu olaydan sonraki telefon görüşmemizde E.la görüşmek istediğini söyledi. Ben de kendisine E.'ın numarasını verdim. E., E.'a İ.'in ben de uygunsuz fotoğrafları videoları var demiş. E. bana bunları söyleyince ben E.'yi aradım bu konuyu sordum. E. bana arkadaşım H. H. gizliden çekmiş dedi. Daha sonra E. beni H. H.'in kullanmış olduğu ancak şu an hatırlayamadığım GSM hattından arayarak H.'da videolar var silmiyor dedi. Daha sonra da sildiği söyledi. Ertesi gün H. H. beni aradı ben de videoların var başkası olsa çok şey ister ben bir şey istemiyorum dedi ve buluşmak istedi. Ben E.'ye videoların kendisinde olup olmadığını sordum. E. bana ben de var deyince silmesini söyledim. E. yanıma gelirsen silerim dedi. Ben E.'de videolar olmasından ve aileme vereceğini söylemesinden korktuğum için E.'nin isteği üzerine Akmazlar Parkı yakınlarında bulunan E.'nin ailesinin yaşadığı eve gittim. Evi bana E. tarfi etti ben evi daha önceden bilmiyordum. Evde kimse yoktu ailesinin Kıbrıs'a gittiğini söyledi. Telefonunu bana verdi, şifresini biliyorsun dedi ancak bildiğim şifre değildi. Daha sonra kendisi telefonu aldı, benimle cinsel ilişkiye girersen silerim bunları dedi ancak video ya da fotoğraf göstermedi. Ben kabul etmedim. Biz E. ile odada iken eve babası geldi ancak kısa bir süre durup çıktı beni görmedi. Ailene atarım sen korktuğun için buradasın dedi. Ben evden çıkarken olacaklardan ben sorumlu değilim hakkını helal et dedi. Ben eve gittikten sonra korktuğum için telefonumu kapattım. Bugün yani 06/09/2018 tarihinde telefonumu açtığımda telefonumda kayıtlı olmayan bir numara beni aradıç arayan erkek şahıs E.'nin arkadaşı olduğunu söyledi ve E.'ye ulaşmam gerektiğini söyledi. E... G. isimli arkadaşımın yanına Göksun ilçe merkezinde bulunan Tahta Kale Ucuzluk isimli işyerine gittim. E., E...'ya kendisinde benim videolarım olduğunu söylemiş ve mesajlaşmalarımı göstermiş. Ben daha sonra E.'yi aradım neden böyle yaptığını sordum. Sen haklarını kaybettim, bundan sonra olacakları seyret videolar babana gidiyor dedi. Gel konuşalım dedim. Akmazlar Parkı yakınlarında E. ile buluştuk yanımızda başka kimse yoktu. Neden böyle yaptığını sordum, sana bu yakışır dedi ve beyaz renk yabancı plaka bir araçla E. oradan ayrıldı. Ben de 155 polis hattını arayarak yardım istedim ve şikayetçi olmak üzere polis merkezine geldim. Telefonuma baktığımda spam kutusunda E.'den gelen mesajda "herşeyi yaptım, H. videoları silmemiş, babana gönderecekmiş" diye mesaj yazmıştı. Bana sormuş olduğunuz M. S. isimli şahıs benim arkadaşım olur olayla alakası yoktur. Ben zorla beni taciz eden beni tehdit eden bana şantaj yapan E. T. isimli şahıstan ayrıca şantaj yaptığı için H. H. isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim. Ailemle birlikte gitmek istemiyorum. Yetiştirme yurduna gitmek istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Katılan İ.K.Ü. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Annemle birlikte yaşıyorum, annemle babam 2 yıldır ayrılar. 2 ablam var. Sağlık Meslek Lisesi'nde okuyorum 9. Sınıfa geçtim. Derslerim iyi. Şuan neden burada olduğumu biliyorum. Benim dövmemi E. yapmadı. Ben dövme yaptırmaya gittiğimde orda başka bir abi vardı. Onunla dövmeyi seçip onunla yaptık. Dövmeden çok az bir kısmı kalmıştı. Onu E. yaptı. E. bir şekil çizmek istedi ben de tamam dedim izin verdim. "E" harfi yaptı karşısına da soru işareti bıraktı. Ben debu ney dedim. Bana soran olursa E. dersin dedi.. Ben de ne alaka filan dedim. Yakında öğrenirsin şeklinde sözler söyleyip benimle tanışmaya çalıştı. İsmimi sordu, hangi okula gittiğimi sordu. Ben kolumdaki dövmeye soran olursa neden E. diyeyim, E. derim dedim. Dövmeci dükkanına gelirken E. arkadaşım benim yanımdaydı ben dövmeciye girerken o çarşıya işini halletmeye gitti. E. de bana 21 yıllık E.'yi E. yaptın dedi. Daha sonra oradan ayrıldım. Ertesi gün arkadaşlarım bana E. T. ile mi çıkıyorsun, onunla mı konuşuyorsun diye sordu. Bana bunu soran arkadaşı hatırlamıyorum. Sanırım E. demişti. Ben deE.'ye instagramdan mesaj attım. E.'ye mesaj attım ve sevgiliymişsiniz kolundaki E E.'nin E'siymiş filan diyorlar dedim. E. demiş onlara. Sonra ben E…..’ye instagramdan mesaj attim E. böyle böyle birşey var konuşmamız lazım dedim. Benim de o zaman internetim çok azdı, numaranı at dedim. İnternetim de az olduğu için ınstagramdan E.'nin telefon numarasını istemiştim. Sonra numarasını attı bana, aradım konuştuk, ben demedim yok öyle bir şey dedi, itiraz etti. E.'nin beni aradığı numaralar hiç biri kendisinin numarası değildi. Sürekli başka numaralardan arıyordu. Kendi telefonunun garantide tamirde olduğunu söylüyordu. Beni hiç bir zaman kendi numarasından aramadı zaten. Instagram da verdiği numara da yengemin dedi. Bu numarayı arama bir daha dedi. Ben detamam dedim. Zaten aramaya da niyetim yok dedim. Konuştuk niye böyle bir şey oldu diye bir daha kimseye söyleme dedim. Daha sonra E. beni sürekli başka numaralardan aramaya başladı. E.'ye ben konuşmak istemediğimi söyledim. Bir süre aramadı, sonra bir bahane buldu tekrar aradı, sürekli bir bahane buluyor arıyordu konuşmaya çalışıyordu. Sonra E. ile çarşıda karşılaştık ve benim yanımda da N. E. vardı. N. E. ile E. tanıştılar. Bir süre E. ile konuştuk anlaşmıştık arkadaş olarak konuşacaktık. Arkadaşlık dışında bir şey olmayacaktı. Bir süre sonra E. beni aradı ve E.'ın ifşaları Ben dededi. Konuşmalar ve fotoğrafları var Ben degel de sil, N. E.'ın arkadaşısın gelince silersin hem de sende gözünle görmüş olursun dedi. Ben de E.'ı arayayım o da gelsin dedim. E.'de bana o kadara gerek yok acele et çabuk gelmen lazım dedi. Bunun üzerine ben E.'nin tarif ettiği evin oraya gittim. Evdeyim hastayım eve gel dedi. E.'ın başının derde girmesini istemezsin dedi. Ben gittim telefonu ver benim acelem var silip gideceğim dedim. Sonra telefonu verdi şifreyi girdim telefonda fotoğraflara baktım hani nerede dedim. E.'e bana sildim sen gelmeden önce dedi. Niye sildin hani gösterecektin dedim. Gerek yok sildim dedi. Sonra bana yaklaşmaya çalıştı E.'nin yanına ilk kez tek olarak gitmiştim. Evde 10-15 dakikası kola filan içip normal şekilde oturduk. Daha sonra elini omzuma atmaya çalıştı, bana yaklaşmaya çalıştı. Elbiselerimi zorla çıkartmaya çalıştı. Baya bir hengame yaşadık, tartıştık. Bana dokunmaya çalıştı. Benim alt kısmımdaki elbiselerimi çıkarttı. İç çamaşırımı da diz kapağıma kadar indirdi. Kendi pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdi. Benimle cinsel ilişkiye girmeye, dokunmaya çalıştı. Ben bağırdım, ne yapıyorsun polisi ararım dedim. E. bana istediğin kadar bağır apartmanın bu tarafında kimse yok seni duymaz dedi. Ben bağırınca iyice bıraktı zaten. Bu yaşanan hengame 5-6 dakika boyunca sürdü tartıştık ben zorla kalktım. Cinsel ilişkiye girip girmediğimizi o anki heyecanım ve korkum nedeniyle tam olarak anlayamadım. Ben cinsel ilişkiye girmemek için sonuna kadar direndim. Ben daha önce ilişkiye girmemiştim. O tartışmalar sırasında da bir şey hissetmedim. O yüzden cinsel ilişkiye girip girmediğimizi bilmiyorum. Sonra ben o evden çıktım E.'ye her yerden engel attım. Ertesi gün E. beni gün aradı. Bana "biz o olayı yaşarken arkadaşım bizi M. Otelin penceresinden videoya çekmiş" dedi. Ben de böyle bir şey olamaz dedim böyle saçma salak konuşma dedim. Çekmiş işte İ. neyin şeyini yapıyorsun dedi. Sonra telefonu çocuğa H. H.'e verdi. Beni zaten H. H.'in telefonundan aramıştı. H.'da bana evet ben videonuzu çektim dedi, bana senin babanı tanıyorum abilerini tanıyorum dedi. Benim abim yok ama kuzenlerim var. Videoları onlara atmamı ister misin, Babana ailene atmamı ister misin dedi. E. bana engel olacağım ben sen canını sıkma dedi. Sonra telefonu kapattım. Ertesi gün akşam H. beni tekrar aradı İ. ben videoları silmedim. E. videoları sildiğimi sanıyor dedi. Videolar her şey hala duruyor. E.’ye vermemi ister misin dedi. Başkası olsa senden çok şey isterdi ben senden birşey istemiyorum ben senden sadece bana kız ayarla bana dedi. Bana videoları E.'ye vereyim mi diye sürekli söyledi. Ben deeğer böyle bir şey varsa ben polise gideceğim dedim. Ben öyle deyince H. suratıma telefonu kapattı. Sonra E. aradı sen H.'ı aramışsın böyle demişsin Ben deaynen dedim. E. beni arayarak gel ben aldım videoları sen ona uyma dedi. Ben videoları aldım o seni kandırmaya çalışıyor dedi. E. beni yanına çağırdı. Videoların hepsi Ben degözünle gör sil dedi. Bizim evin yakınlarında, E.'nin ailesi ile kaldığı ev varmış beni oraya çağırdı. Ben deyine aynılarını yapacaksan hiç gerek yok bahçeye in sileyim dedim. Bahçeye caddeye inerim, silersin gözünle dedi. Ben bahsettiği eve gittim, E.'yi aradım. Biliyorsun hastayım yukarı gel hiç aşağıya inemem hiç uğraşamam seninle dedi. Beni yukarı çağırdı gelmezsen de keyfin bilir filan dedi. Videoları babama gösterir diye korktuğum için Ben deevlerine çıktım. E. bana kapıyı açınca " bak korktuğun için nasıl geliyorsun, baştan beri sana böyle davranmak gerekiyormuş" dedi. Bana benimle yatacaksın yoksa bunların hepsini ailene atarım dedi. Ben deağlamaya başladım bana İ. bu kadar ağlayacağına 10 dakika bile sürmeyecekti benim sana dediğim dedi. Sonra eve E.'nin babası geldi. Babasına arkadaşım var içerde dedi. Bana da dışarı çıkmayacaksın sakın dedi. Ben zaten korktuğum için bir şey söyleyemiyordum E.'ye, babası çıktı ardından hemen evden çıktım. Sonra beni aradı benimle birşeyler yapmazsan ailene, babana videoları atacağım dedi. Hatta bana yarın saat 13:00'a kadar süren var. Geldin gelmedin gelmezsen olacaklardan ben sorumlu değilim dedi. Ben de E. hiç birşey yapamazsın, sen daha videoların varlığını kanıtlayamıyorsun dedim. Bana emin olma o kadar dedi. Ben telefonu kökten kapattım. Hiçbir şekilde ulaşamayacak şekilde kapattım. Sonra çarşıya çıkmıştım. E... G.'ün yanına uğradım bana "kanka E. abi geldi, sana o turuncu kanepeyi hatırlıyor musun diye sormamı istedi" dedi. Sonra seninle konuşmalarını gösterdi ne bileyim içinde kızlık filan geçiyordu dedi. Ben de ona boşver beni tehdit ediyor kendi aklınca dedim. Sonra ben oradan çıktım E.'yi aradım E. ne yapmaya çalışıyorsun, herkese gösteriyorsun dedim. Sen hak ettin, eğer yapsaydın göstermezdim, şeklinde hakaret ve küfür içeren sözcükler söyledi. Daha sonra sen hak ettin olacaklardan ben sorumlu değilim neredesin dedi. Ben deçarşıdayım Akmazların ordayım dedim. bekle geliyorum dedi. Beş dakika sonra yanıma geldi. Sonra bana bundan sonrasını seyret sadece dedi. Bir araba geldi E. arabaya bindi burda bekle hala seninle işimiz var konuşacağız dedi. E. gittikten sonra Ben dezaten polisi aradım. Ayrıca sanık E. savunmasında o konuşmalar Buğra isimli biriyle olduğunu söyledi. O konuşmalarım E. ileydi. Zaten konuşmalarda da biz diye yazıyordu. Buğra isimli kişiyi tanıyorum ama sadece selam alıp vermişliğimiz vardır. Taşoluktan alma gibi de bir olay yoktur. Ben H. H.'i 2 defa gördüm biri Medine isimli bir kişi ileyken gördüm birinde de Emniyette gördüm. M. isimli kişi ile kardeş diye konuştuğum bir kişidir. Sanık savunmasında M. beni tehdit ettiğini söyledi. Öyle bir şey yok. Ben M. hakkında sanık ile hiç konuşmadım. Muratın hiç alakası yoktu. Ayrıca ben E.'yi hiç öpmedim. S. B. da oradaydı. İfademde söylediğim gibi E. bana teklif etti ben kabul etmedim. Olay bu şekilde yaşandı. İki sanıktan da şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki A.Ü. (S.) kolluktaki beyanında: "Belirtmiş olduğum adreste ailem ile yaşamaktayım. Bana sormuş olduğun İ. K. Ü. isimli çocuk benim öz kızım olur. Eşim ile ayrı olduğumuz için soy ismimiz farklıdır. Bugün yani 06/09/2018 tarihinde kızım İ. yaşamış olduğumuz ikametten saat 17:30 sıralarında ayrıldı. Saat 20:00 sıralarında polis merkezinden aradığını söyleyen erkek şahıs kızımın polis merkezinde olduğunu benim de polis merkezine gelmem gerektiğini söyledi. Polis merkezine geldiğimde E. T. isimli şahsın kızımı rahatsız ettiğini taciz ettiğini ve kızıma şantaj yaptığını öğrendim. E. T. isimli şahsı tanımam. Ben kızımı tehdit eden, taciz eden ayrıca kızıma şantaj yapan E. T. isimli şahıstan, kızıma şantaj yapan H. H. isimli şahıstan davacı ve şikayetçiyim, M. S. isimli şahıstan herhangi bir şikayetim yoktur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki A.Ü. (S.) soruşturma aşamasındaki beyanında: "Daha önce Göksun İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ederim. Ben kızım İ. K. Ü.'e yönelik eylemleri nedeniyle H. H., Ş. K. ve E. T.'den Göksun İlçe Emniyet Müdürlüğü'nde vermiş olduğum ifademde şikayetçi olduğumu belirtmiş isem de, E. T.'nün annesi gelerek bizden özür diledi, affetmemizi istedi. Ben de bu nedenle E. T., Ş. K. ve H. H. hakkındaki vaki şikayetimden vazgeçiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Müşteki A.Ü. ( S. ) kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Mağdur İ. K. Ü. benim kızım olur. Benim iddianameye konu olaylara ilişkin görgüye dayalı bilgim yok. Benim kızımın başına gelenlerden soruşturmanın başında detaylı şekilde haberim yoktu. Polisler sadece kızımın bir tartışma olayına karıştığını söylemişlerdi. Ayrıca tutuklu sanık E. T.'nün annesi yanıma gelerek oğlunun suçsuz olduğu şeklinde sözler söyleyince Ben deolayın aslını bilmediğim için şikayetimden vazgeçmiştim. Ancak daha sonra kızımın başına gelenleri ayrıntılı bir şekilde öğrendim. Şu an her iki sanıktan da şikâyetçiyim. Cezalandırılmalarını istiyorum. Ayrıca şunu da belirtmek istiyorum. Bu hafta pazartesi günü E.'nin annesi beni aradı. Bana E.'nin suçsuz olduğunu söyledi. Ben demadem suçsuz çok fazla yatmaz dedim. O da bana oğlum içer de yatarsa kızın için iyi mi olacak şeklinde sözler söyledi. Bu sırada yanından erkek sesi geliyordu. O kim diye sorunca sanığın abisi M. olduğunu söyledi. Daha sonra telefonu M. aldı. Bana Elbistan'daki duruşmaya gidip gitmeyeceğimi sordu. Ben degideceğimi söyledim. Bana E. içeride yatarsa kızın rahat rahat gezer mi sanıyorsun şeklinde tehdit sözleri söyledi. Ben bundan dolayı karakola şikayet dilekçesi verdim" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Sanık E.T. kolluktaki savunmasında: "Ben işsizim. Bana sormuş olduğunuz İ. K. Ü. isimli şahsı Göksun ilçe merkezinde bulunan Duman Bujiteri isimli işyerinde yaklaşık 3 ay önce 'in İ.kendisine dövme yaptırdığında tanıştım şahıs burada bana elini gösterdi, buraya istediğin harfi yazabilirsin dedi. Ben de E harfine benzer bir harf yazdım. Daha sonra İ. kendisinin kullanmış olduğu İ. K. isimli instagram hesabından benim kullanmış olduğum E. T. instagram hesabına bana "biz seninle sevgiliymişiz" öyle diyormuşsun diye mesaj attı. Ben de bu mesaja karşılık "ne alakası var ben kimseye öyle birşey demedim" diye yazdım. Daha sonra şahıs benden telefon numaramı istedi. Ben de şu an kullanmış olduğum 0539 309 .. .. GSM numaralı numaramı verdim. İ.'le bu numaramla kendisinin kullanmış olduğu 0543 226 .. .. numaralı telefon numarasından yaklaşık 3 ay önce aradı ve bana hitaben "müsaitsen eski hastanenin oradaki parka gel görüşelim, biz seninle sevgili miyiz bu konuyu netleştirelim" dedi. Ben de aynı gün şahsın demiş olduğu parka gittim. Şahısla buluştuk. Yanımızda N. T. vardı. Şahısla ilgili konuşacağımız sırada şahıs olay yerinden ayrıldı. Ben defaten şahsı aradım ancak şahıs bana cevap vermedi. İ. olaydan bir gün sonra beni telefondan arayarak Akmazlar parkına çağırdı. Ben şahısa orada tanıdıklarım olduğunu M. P. parkında buluşmak istediğimi söyledim. Şahıs da kabul etti. Değirmendere Mahallesine kayıtlı S. B. isimli şahıs ile bahse konu parka gittik. Bir müddet sonra İ. tek başına yanıma geldi. Şahıs ile biz burada bir müddet oturduk. Hatta beraber aynı kulaklıktan müzik dinledik. İ. bana burada M. S. isimli şahıstan korktuğunu ve kendisini K.Maraş'a gitmeye zorladığını söyledi. Ben de sebebini sorduğumda; İ. bana M.'ın elinde uygunsuz fotoğraflarının olduğunu eğer kendisi ile K.Maraş merkeze gitmezsem bu fotoğrafları ailesine vereceğini söyledi. Bundan dolayı M. ile K.Maraş merkeze gitmek zorunda olduğunu, bu konudan dolayı yardım istediğini söyledi. Ben de bunun üzerine kullanmış olduğum numara ile M.'ın kullanmış olduğu 0505 131 .. .. GSM hattını aradım ve İ.'in iddialarını sordum. M. bana hitaben "öyle birşeyin olmadığını, şahsın iftira attığını" söyledi. Ben burada kesinlikle şahsın elini tutmadım ve öğmeye çalışmadım. Buna S. şahittir. Herhangi bir arkadaşlık isteğinde de bulunmadım. Ben şahısla bu olaydan sonra sık sık telefonla görüştük ama güncel konulardan konuşuyorduk. Ben şahısla gerek telefondan gerekse yüzyüze geldiğimizde herhangi bir arkadaşlık teklifim olmadı. Yaklaşık 1 ay önce İ. beni telefonla aradı ve benden hat istedi. Kendisinin yaşının küçük olduğunu ve üzerine hat alamadığını bundan dolayı benden yardım istedi. Ben de bunnu üzerine şahsı açık adresini bilmediğim M. lokantasının arkasında bulunan "Künefecim" isimli iş yerinin üst katında bulunan bekar evime davet ettim. İ., N. T. isimli şahısla beraber bahse konu ikametimize geldiler. Burada şahıslar benden kimliğimi istediler üzerime hat alacaklarını söylediler. Ben de bu işin usulsüz olduğunu söyleyerek şahısları reddettim ve kimliğimi vermedim. Şahıslar da bunun üzerine bahse konu ikametimden ayrılarak gitti. Ben burada şahsı kesinlikle öpmeye çalışmadım veya herhangi bir cinsel tacizde bulunmadım. Buna N. T.'te şahittir. Olaydan 1 hafta sonra telefonla N.'la görüştüm. N.'ın sevgilisi olan soy ismini bilmediğim H. ile uygunsuz mesajlarının olduğunu bu mesajları H.'in bana gösterdiğini bu olayın uygunsuz olacağını, bu mesajları silmesi gerektiğini N. ile H.'e söyledim. Aynı gün şahsen tanıdığım olan Lastikpark isimli iş yerinde çalışan Ş. K. isimli şahıs benim yanıma geldi ve cep telefonunda bulunan İ. ile çekilmiş oldukları fotoğrafları bana gösterdi ve whatsapp üzerinden bana gönderdi. Bu fotoğraflar İ. ve Ş.'in öpüşürken ve sarılırken çekilmiş oldukları toplam 3 adet fotoğraf vardı. Ben bu fotoğrafları Ş.'in telefonundan silmesini istedim. Ş. de yanımda bu fotoğrafları telefonundan sildi. Ben de bunun üzerine İ.'i telefonla arayarak Ş. ile ilgili çekilmiş fotoğraflarının olduğunu, neden böyle bir fotoğraf çektirdiğini söyledim. İ. de bana "Ş. ile daha önce arkadaş olduğunu o esnada çekildiğini bana söyledi". Bunun üzerine eski hastanenin parkında İ. ile buluştuk. Ş.'in bana gönderilmiş olduğu fotoğrafları burada İ. kendi eliyle sildi. Daha sonra biz İ.'le ayrıldık. Kurban Bayramı'nın 3. Günü İ. beni telefonla arayarak Taşoluk’ta bulunan babasının ikametinden kendisini almamı rica etti. Ben de arkadaşım olan H. H.'den arabasını istedim ve İ.'i Taşoluk'tan aldım. Dudayev parkının önüne bıraktım. Ben şahsı H. H.'in numarasından kesinlikle aramadım. 04/09/2018 günü yani Salı günü ben Akmazlar parkında olduğumu söyledim. İ. 5-10 dk sonra buraya geldi ve şahısla konuşarak yukarıda belirtmiş olduğum ikametime kadar konuştuk. Şahıs burada bana soyismini vermediği H. isimli şahsın kendisini aradığını ve kendisi ile benim uygunsuz fotoğraflarımızın ve videolarımızın olduğunu söylediğini bana iletti. Ben de bu şahsı tanımadığımı kendisine söyledim. Ayrıca bizim seninle nasıl uygunsuz fotoğraflarımız olabilir dedim. Daha sonra biz şahısla ailemle birlikte yaşadığımız ikamete girdik. Evde kimse yoktu. Ben İ. ile konuşurken eve babam geldi, kısa bir süre durduktan sonra ve İ.'i görmeden ikametten ayrıldı. Akabinde i. de ikametimden ayrıldı. Ben bu buluşmada şahsı kesinlikle cinsel tacizde bulunmadım. İ. evde bana seninle benim çekilmiş videolar ve fotoğraflar vardı onları sildin mi? dedi. Ben de şahısa telefonumu uzattım bütün fotoğrafları ve videoları sildiğimi gösterdim. Hatta telefonu beraber inceledik. Bahsetmiş olduğu bu fotoğraflar Ş. ile çekilmiş olduğu fotoğraflardan bahsediyordu. Daha sonra şahıs benim ikametimden ayrıldı. 06/09/2018 günü İ. ile benim ortak arkadaşım olan E... G. ile çarşıda karşılaştık. E... burada bana İ.'i telefonla rahatsız ettiğimi, zorla arkadaşlık isteğinde bulunduğumu ve İ.'in bu konudan dolayı rahatsız olduğunu söyledi. Ben de bunun üzerine E...'nın yanında kullanmış olduğum telefondan İ.'i aradım. Ancak şahsın telefonu meşguldü. Ben burada E...'ya konunun yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu kimseyi rahatsız etmediğimi söyledim. Aynı gün İ. beni telefonla kendisi aradı ve beni Akmazlar parkında buluşmaya çağırdı. Ben de S. P. ile gittim. S. P.'in yanında E...'nın iddia ettiği söyledim. Eğer bu şekilde sağda solda konuşursan babana kiminle yattığını kiminle gezdiğini fotoğrafının olduğunu, kiminle arkadaşlık ettiğini tek tek söyleyeceğimi söyledim, ayrıca bir daha benim hakkımda iftira atmaması yönünden uyardım. Daha sonra beni Göksun Polis Merkezinden polis memurları aradı. Ben de bunun üzerine Göksun polis merkezine geldim. 03 Eylül 2018 günü saat 19:10'da kullanmış olduğum 0539 309 .. .. numaralı GSM hattımdan İ.'in kullanmış olduğu 0543 226 .. .. numaralı GSM hattına "sen bilirsin ben elimden geleni yaptım gönderiyorum çocuğu babana falan gösterecekmiş zaten tanıdığı için baban takip etmiş seni de hadi bay" şeklindeki mesajı ben çektim. 03/09/2018 günü H. H. ile ikametimiz önünde karşılaştık. H. H. burada bana hitaben "İ. ile çekilmiş fotoğraflarınız var Ben de bu kızdan uzak dur, bu kızın yaşı küçük babasını tanırım, arkadaşım olur" dedi. Ben de bunun üzerine H.'a benim herhangi bir fotoğrafım yok dedim ve bunun üzerine yukarıdaki mesajı İ.'e çektim. Ben bu olayı nasıl yaşamışsam o şekilde anlattım. Ben kimseye cinsel tacizde bulunmadım. Kimseye şantaj yapmadım. Benim kullanmış olduğum Huawei telefonumu incelenmek üzere görevli polis memurlarına rızaen teslim ettim. Ben üzerime atılan suçlamaların hiçbirini kabul etmiyorum. Benim bu konuyla ilgili söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık E.T. soruşturma aşamasındaki savunmasında: "Yukarıda belirtilen kimlik ve ikamet bilgileri doğrudur bana aittir. Emniyette vermiş olduğumu ifademi aynen tekrar ederim, İ. ile yaklaşık 3 ay kadar önce Duman Bujiteri isimli iş yerinde tanıştım, kendisiyle duygusal yönden herhangi bir ilişkimiz veya yakınlaşmamız olmadı, İ.'e kesinlikle cinsel yönden bir eylemde bulunmadım, iki defa ikametime geldiği hususu doğrudur, ancak bunlardan birinde yanında arkadaşı N. K. vardı, diğerinde de İ. ikamette bulunduğu esnada babam ve arkadaşım V. A. ikamete gelip gitti, bu sebeple ikametime geldiği esnada İ.'e cinsel yönden herhangi bir eylemimin olması mümkün değildir, H. H.'in ifadesinde geçen hususları kesinlikle kabul etmiyorum, H. H. ile İ. hususunda görüşme gerçekleştirdim, İ. beni arayarak H. H.'in kendisini rahatsız ettiğini, video ve fotoğraflardan bahsettiğini söyledi, H. H. ile bu sebeple görüşmüştüm, E...'nın ifadesinde geçen hususları da kabul etmiyorum, E...'ya kesinlikle "sen İ.'e bekar evindeki kırmızı koltuğu sor" demedim, E...'ya gösterdiğim "kızlığını bana vermeden önce düşünseydin" şeklindeki mesajında benimle alakası yoktur, bu mesaj bir başkası tarafından İ.'e atılmış bir mesajdır, bu mesaj zaten ekran görüntüsü şeklindeydi, ayrıca bu mesajın içeriği E...'nın anlattığı şekilde değildir, o mesaj içeriğinde İ. konuştuğu kişiye "ben kızım" demiş, karşı taraftaki kişi de İ.'e "sen o gün bana kızlığını verdin" şeklinde söylemiş, mesajın içeriği bu şekildedir, üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık E.T. kovuşturma aşamasındaki savunmasında: "Üzerime atılı suçlamayı anladım. Suçlamayla ilgili soruşturma aşamasındaki beyanlarımı aynen tekrar ediyorum. Hakkımdaki suçlamaları kesinlikle kabul etmiyorum. Benim mağdureye yönelik herhangi bir cinsel eylemim ve şantajım olmamıştır. Hakkımdaki iddialar asılsızdır. Ben mağdure İ. K. Ü.'i daha önce tanımıyordum. Kendisi bir gün bizim aile dostumuz olan E. Ö. ile benim çalıştığım yere geldi. Hint kınası ile dövme yaptırmak istedi. Ben kendisine internet üzerinden seçenek dövmeleri gösterdim. Onun isteği üzerine onun seçtiği dövmeyi yaptım. Bu şekilde tanışmış olduk. Bir gün sonra arkadaşım S. B. ile birlikte eve doğru giderken mağdure İ. K. Ü. beni telefon ile aradı. M. S. isimli kişinin kendisini rahatsız ettiğini, bu nedenle benimle görüşmek istediğini söyledi. Bu sırada arkadaşım S. sigara almak için yanımdan ayrıldı. Ben de mağdure ile buluşacağımız parka gittim. S.'e de sigara aldıktan sonra gideceğim parka gelmesini söyledim. Benim evimin yanında bulunan küçük bir parkta mağdur İ. K. ile buluşup konuşmaya başladık. Kendisi M. S.'ın onu rahatsız ettiğini anlattı. Biz konuşurken arkadaşım S. yanımıza geldi. İ. K. benden M. S.'ı arayıp, kendisini rahatsız etmemesi için onu uyarmamı istedi. Ben de bunun üzerine M. S.'ı aradım. Kendisine eğer rahatsız ediyorsan bir daha yapma diyerek onu uyardım. M. ile telefonda konuştuktan sonra mağdure İ. K. bana teşekkür ederim diyerek beni yanağımdan öptü. Ben de kendisine niye öptün diye sordum. Öylesine öptüm diye cevap verdi. Ben de bunu bir daha yapma diyerek onu uyardım. Bu sırada ablası onu telefon ile aradığı için İ. K. ayrılıp gitti. Bir kaç gün sonra ben bir tanıdığımın düğünündeyken Ş. K. isimli kişi yanıma geldi. Bana "İ. ile sevgiliymişsin" dedi. Ben deyok öyle bir şey dedim. Ş. bana kendisinin İ.'in eski sevgilisi olduğunu söyleyerek, İ. ile çektirdiği fotoğrafları gösterdi. Tesadüfen yaklaşık 5 dakka sonra mağdur İ.beni aradı. Ben kendisine Ş. K.'ü tanıyıp tanımadığını sordum. O da tanımadığını söyledi. Ben de tanımadığın insan ile nasıl fotoğraf çektirirsin, birlikte çekilmiş fotoğraflarınızı gördüm. Mağdem M. seni rahatsız ediyor dedin, Ş.'demi seni tehdit ediyor dedim. İ.de bana "hayır Ş. benim eski sevgilim, hala fotoğrafları silmemiş mi? nolur fotoğrafları ondan al" diyerek benden fotoğrafları almamı istedi. Ben de İ.'in isteği üzerine Ş.'in cep telefonunda kayıtlı fotoğrafları kendisinden aldım. Bir dönem ben babamla aram kötü olduğu için arkadaşımın bekar evinde kalıyordum. O dönemde annemde şehir dışındaydı. Hasta olduğum için evden çıkmıyordum. Mağdur İ. K. beni aradı. Bana 5 dakika sonra çarşıya ineceğini yanında E.'ın olduğunu hat çıkartacaklarını söylediler. Daha sonra mağdur ve arkadaşı E. birlikte benim kaldığım bekar evine geldiler. Bana hat almak istediklerini söylediler. Benden yaşları küçük olduğu için benim adıma hat çıkartmamı istediler. Ben de yarın bir gün aileniz bunu öğrenir ben aileniz ile kötü olarak diyerek bunu kabul etmedim. Daha sonra mağdur ve arkadaşı E. evden ayrılıp gittiler. Kesinlikle aramızda cinsel hiç bir şey yaşanmadı. Bir kaç gün sonra diğer sanık H. H. telefon ile beni aradı. Nerede olduğunu sordu. Daha sonra konuşmak istediğini söyleyerek yanıma geldi. Bana İ. K.'in babasının arkadaşı olduğunu, İ. ve bir kız arkadaşının benim evime girdiklerini gördüğünü, İ.’in yaşının küçük olduğunu, İ.'den uzak durmamı söyledi. H. ile konuştuktan kısa bir süre sonra İ. K. beni aradı. Bana H. isimli bir kişinin kendisini aradığını kendisinin de video görüntülerinin olduğunu, eğer kendisine bir kız arkadaşını ayarlamazsa ya da onunla birlikte olmazsa bu görüntüyü babasına göndermek ile tehdit ettiğini anlattı. O gün akşam saatlerinde H. H. tekrar beni aradı. Bana biz İ. ile anlaştık. Ben görüntüleri babasına göndermeyeceğim şeklinde sözler söyledi. Ben de ne anlaşması diye sorduğumda İ.'in kendisine bir kız arkadaşını ayarlayacağını bunun karşılığında görüntüleri babasına göndermeyeceğini söyledi. Ben debunun üzerine İ.'i aradım. Böyle bir anlaşma olup olmadığını sordum. O da bunun doğru olduğunu söyleyince ben kendisine "seni kullanmaya çalışıyorlar onlara inanma git polise şikayet et" dedim. İddianamede benim H. H.'e azmettirerek onun mağdureye şantaj uygulamamı istediğim belirtilmiştir. Bu kesinlikle doğru değildir. Şayet böyle bir şey olsa ben neden mağdur İ.'i arayarak git polise şikayet diyeyim. Olaylar bu şekilde yaşandı. Şunu da belirtmek istiyorum. Mağdurenin şikayeti üzerine ben tutuklandığımda henüz E.'ın ifadesi alınmamıştı. Öğrendiğim kadarıyla mağdurenin ablası E.'ın yanına giderek "o gün E.'nin evine giderken İ.'in yanında olmadığını söyleyeceksin yoksa senin hakkındaki her şeyi ailene anlatırım" diyerek onu tehdit ettiğini E.'ın da bu yüzden asılsız beyanlarda bulunduğunu öğrendim. Ben kesinlikle atılı suçları işlemedim. Mağdureye yönelik hiç bir cinsel eylemim olmamıştır. Kesinlikle ona şantaj yapmadım. Suçsuzum beraatimi ve tahliyemi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
Sanık E. T. istinaf aşamasındaki savunmasında: "Önceki savunmalarımı aynen tekrar ederim, olayı en doğru şekilde anlatmıştım, eklemek istediğim başka bir husus yoktur, tahliyemi ve beraatimi talep ediyorum" şeklinde savunmada bulunmuştur.
DELİLLER:
Sanığın adli sicil kaydı, sanık, tanıklar, katılan ve müşteki beyanları, adli raporlar ve tüm dosya kapsamı.
Tanık A.P. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Sanıklardan E. T. benim arkadaşım olur. Ben bir kaç kez sanık E. ile mağdur İ. K. arasındaki telefon konuşmalarına şahit oldum. Her seferinde İ. sanığı arıyordu. Sanık E. de ona bi daha aramamasını söylüyordu. Aralarındaki meselenin ne olduğunu bilmiyordum. En son E. ile birlikte otururken yine İ. aradı. E. ile birlikte Akmazlar parkına gittik. Bu sırada Cuma isimli bir kişi aradı. O da yanımıza geldi. Diğer arabamızı otoparka bırakmamızı istedi. Ben ve E., mağdur İ.'i parkta bırakıp aracı otoparka bıraktık. Tekrar parka gelirken E.'nin telefonu yine çaldı. Bu kez arayan polis memurları E.'yi karakola çağırdı. E.'de karakola gitti ve tutuklandı. Benim olaylara ilişkin görgüm ve bilgim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık E.G. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "İ. K. Ü.'i tanıyorum. Ancak çok fazla samimiyetimiz yoktur. Bir arkadaşım aracılığıyla tanışmıştık. Bu nedenle kendisini doğum günüme çağırmıştım. Doğum günümden sonra akşam evine bırakırken İ. bana sanık E. T.'nün kendisini tehdit ettiğini sanığın kendisi ile yatmak istediğini yoksa görüntüleri ailesine vereceğini söyleyerek tehdit ettiğini anlattı. Ben E. T.'yü eski komşum olması nedeniyle tanıyorum. Bir gün dükkanımızdayken, E. T. dükkana girdi. Bana İ.'i sordu. Ben de en son doğum günümde gördüğümü söylemiştim. Kendisi bana elimde İ..’e ait görüntüler olduğunu, İ.’in kendisine bir söz verdiğini, sözünde durmazsa görüntüleri önce babasına sonra abilerine vereceğini söyledi. Bana "kırmızı koltuk dersen o anlar" dedi. Ayrıca cep telefonunda bazı mesajları gösterdi. Mesajlarda "kızlığını vermeden önce düşünseydin" şeklinde sözler yazıyordu. Sanık bu mesajla ilgili açıklama yapmadı. Mesajların kimin gönderdiğini mesajların kime ait olduğunu söylemedi. Bir kaç saat sonra mağdur İ. K. yanıma geldi. Ben kendisine E.'nin bana söylediklerin anlattım. İ.'de yeter artık bıktım beni tehdit etmelerinden onu şikayet edeceğim diyerek yanımdan ayrıldı. Bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık M.S. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Sanıkları tanırım. Mağdur İ. K.'i de arkadaşım olması nedeniyle tanırım. Biz mağdur ile kardeş gibiyiz. Benim iddianameye konu olaylara ilişkin görgüye dayalı hiç bir bilgim yok. Sadece olaylar ortaya çıktıktan sonra çevreden duydum. Öncesinde sanık ile mağdur arasında bir ilişki bulunup bulunmadığına dair herhangi bir bilgim yoktu. Sanık E. ile sadece bir kez telefonda konuştuğumuzu hatırlıyorum. Sanık E. ile ne telefonda ne de yüz yüze mağdur İ. kader ile ilgili bir konuşmamız olmadı. Söyleyeceklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık N.E.T. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Mağdur İ. K. Ü.'i okul arkadaşım olması nedeniyle tanıyorum. Kendisi ile birlikte güreş antremanlarına gittiğimiz için samimiydik. İ. bana E. T. ile konuştuklarını hatta geceleri de telefon ile görüştüklerini, ancak sadece arkadaş olduklarını anlatıyordu. Ben bir kaç kez telefon konuşmalarına şahit oldum. Telefonda İ.'in E.'ye canım diye hitap ettiğini duyunca İ.'e siz sevgili misiniz çıkıyor musunuz diye sordum. Yok sevgili değiliz, sadece arkadaşız dedi. Bir gün İ. beni aradı. Benimle bir yere gideceğini söyledi. Ben de zaten ayakkabı almaya çıkacağım dedim. Beraber buluşmadan önce mağdur İ. Sanık E. ile telefonda görüşmüş, E. ona size bir saat süre veriyorum sonra görüşürüz. Biz bana ayakkabı aldık. Daha sonra İ., bana E.'nin evine gidelim dedi. Ben niye gideceğimizi sordum. Bir arkadaşıma hat çıkartacaz dedi. Ben gelmek istemediğimi söyledim. Ancak İ. ısrar etti. Beni göstererek hat çıkartacağını söyledi. Beraberce bir eve gittik. Ben içeri girmek istemedim. Ancak İ. bana burada kahvehane var buralar kalabalık, abine söylerler, sende içeriye gir diye ısrar etti. Ben de bunun üzerine eve girdim. Mağdur ve sanık E. konuştular. Mağdur İ. sanki bana hat çıkartacakmış gibi davranarak E.'ye "canım kimliğini verebilir misin" dedi. Ancak E. bunu kabul etmedi. Hat çıkartamayacağını söyledi. Daha sonra biz evden ayrıldık. Ben de İ.'e "bir daha benimle muhattap olma, beni arayıp sorma, sen nasıl arkadaşsın" şeklinde sözler söyledim ve yanından ayrıldım. Daha sonra iddianameye konu olay ortaya çıktı. Ben daha ifade vermeden önce İ.'in ablası yanıma geldi. Benim kolumdan tutup beni tehdit etti. Bana gidip, böyle böyle oldu ben oraya gitmedim. Ben eve gitmedim. E. İ.'in bacaklarını ellemiş şeklendi ifade vereceksin yoksa senin erkek arkadaşın olduğunu onunla gezip tozduğunu ailene söylerim diyerek beni tehdit etti. Benim erkek arkadaşım yoktu. Kimse ile gezip tozmuyordum. Ancak reşit olmadığım için korktum. Emniyette İ.'in ablasının söylediği şekilde ifade vermek zorunda kaldım. Bunlar doğru değildir. Benim mahkemeniz huzurundaki beyanlarım doğrudur" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık S. B. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Sanıklar E. T. ve H. H.'i tanırım. E. abi ile samimiyiz. Mağdur İ. K.'i daha önce hiç yüz yüze görmemiştim. Ancak ismini duymuştum. Kendisi Göksun'da pek iyi bilinmez. Hakkında pek işi şeyler söylenmez. İ. K.'in çok fazla sevgilisi olduğu bilinirdi. Bir gün E. abi ile birlikte oto yıkamadan çıkmıştık. Beraber parka gidecektik. Ancak ben İ.'in parkta olduğunu bilmiyordum. E. abi parka gitti Ben desigara almaya gittik. Ben deparka gittiğimde E.'nin yanında huzurdaki mağdur İ. K.'in olduğunu gördüm. Beraber parkta oturduk. Ben E. abiye bu kim diye sordum. Bu sırada İ. güldü ve E. abiyi öptü. E. abi de hem onu hem de beni soru sorduğum için tersledi. Daha sonra ayrıldık. Parktayken yani benim yanımda E. telefonda kimseyle görüşmedi. Bilgim görgüm bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Tanık Ş.K. kovuşturma aşamasındaki beyanında: "Huzurda sanıklar H. H.'i Göksun’da esnaf olması nedeniyle tanıyorum. Sanıklardan E. T.'yle de kısa bir süre birlikte çalıştığımız için kendisini tanıyorum. Mağdur İ. K. Ü. benim eski sevgilim olur. Kendisi ile görüştüğümüz dönemde mağdurun isteği ile parkta otururken fotoğraf çekilmiştik. Bir gün ben düğünde iken sanıklardan E. T. de benim yanımdaydı. Kendisinin mağdur İ. K. Ü. ile mesajlaştığını gördüm. Sanığa İ. K.'in benim eski sevgilim olduğunu, daha önce onunla çıktığımı söyleyerek onunla neden mesajlaştığını sordum. O bana bir şey söylemedi. Ben E. T.'ye benim cep telefonumda bulunan mağdur ile çekilmiş olduğumuz fotoğrafları gösterdim. Sanık E. T. benden göstermiş olduğum fotoğrafları göndermemi istedi. Ben önce kabul etmedim. Ancak sanık E. T. ısrar edince fotoğrafları kendisinin cep telefonuna gönderdim. O günden sonra bir daha sanık E. T.'yü görmedim. Benim iddianameye konu olaya ilişkin görgüye dayalı bilgim bulunmamaktadır. Sanık E. T. ile mağdur İ. K. Ü.'in sevgili olup olmadıklarını, cinsel ilişkiye girip girmediklerini bilmiyorum" şeklinde beyanda bulunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ DEĞERLENDİRMESİ: "Ceza hukukunun temel gayesi maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasıdır. Kamu davası açılması için CMK'nun 170/2 maddesinde belirtildiği üzere suçun işlendiği hususunda yeterli şüphenin varlığı aranmakta ise de mahkumiyet kararı verilebilmesi için suçun işlendiğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillere ihtiyaç duyulmaktadır.
Buna göre; mağdur tam olarak hatırlayamadığı bir tarihte E. T. ile E.'nin bekar evi olarak bildiği Kardelen Seyahat firmasının karşısında bulunan binada yer alan dairede buluştuklarını. E.'nin arkadaşı ile ilgili bir şeyler anlatacağını ancak arkadaşı olan E. olmadan göstermeyeceğini söylediğini ve bu yüzden bekar evine çağırdığını. Bunun üzerine eve E.'nin yanına gittiğini. Ona arkadaşı E. ile ne konuşacağını sorduğunu E. de o gelmeden söylemem dediğini. Daha sonra da içecek olarak kola ikram ettiğini ve bir süre sonra yakınlaşmaya başladığını, Elini omzuna attığını, dudağından öpmeye çalıştığını Bunun üzerine E. ile sözlü olarak tartıştıklarını. Daha sonra E. zorla pantolonunu diz kapağına kadar indirdiği ve ardından iç çamaşırlarını da diz kapaklarına kadar indirdiğini, bu esnada E.'yi kendinden uzaklaştırmak için itmeye başladığını. Daha sonra E. pantolonunu ve iç çamaşırını çıkarıp cinsel organını vajinasının içine sokmaya çalıştığını bu esnada çok canının yandığını ve E.'ye yapmaması için sözler söylediğini ve üzerinden atmaya çalıştığını, o esnada E.’nin üzerinde olduğunu. Bu olaylar yaşanırken kendini halsiz hissettiği için yeterince karşılık veremediğini daha sonra bağırarak E.'ye bırak beni yoksa polisi arayacağım dediğini. E.'nin bunun üzerine üzerinden kalkarak tamam sakin ol dediğini. bunun üzerine hemen kıyafetlerini giyerek evden ayrıldığını, Bu olaylar yaşanırken evde sadece kendi ve E.'nin bulunduğunu, evden ayrıldıktan sonra E.’nin kendisini arayarak, biz ayıp, utanılacak bir şey yapmadık. Bütün yaşanacaklar aramızda kalacak dediğini. Bunun üzerine bir süre E. ile görüşmediğini, ama N. E. T., E. ile görüşmeye devam ettiğini. Bir gün E.'ın kendini aradığını ve E.’de bana ait uygunsuz fotoğraflarımın olduğunu söylediği. Bunun üzerine ilk olarak E.'yi aradığını ve kendisinde bana ait uygunsuz fotoğraflar olup olmadığını sorduğunu. E.'nin biz seninle benim eve geldiğinde yaşadığımız şeyleri arkadaşım H. H.gizlice videoya çekmiş dediğini ve belli bir süre daha konuştuk konuşma esnasında E.’nin senin zaten kızlığın gitti dediğini her ne kadar o iş olmadı dese de o iş oldu dediğini. Yani cinsel bir birliktelik yaşadık dediğini daha sonra telefonu kapattığını. Bu olaylar yaşanırken vajinasında bir kanama olup olmadığını bilmediğini ancak daha sonradan baktığında bir kanama olmadığını, E. ile aramızda cinsel birliktelik olup olmadığından emin olamadığı için E.'ye Whatsapp uygulamasından mesaj attığını ve belli bir süre mesajlaştıklarını, Mesajlarda E. ilk başta korktuğu için bir şey olmadığını söylediğini beyan ettiğini, Ama sonrasında yine mesajında bana aslında cinsel birliktelik olduğunu ifade etti ve daha da kurcalama dediğini. Namusum söz konusu kurcalarım dediğini. Oda ben o boku yemişsem seni bir ömür beklerim, bunu kimsenin ört pas etmesine gerek yok dediğini beyan ettiği görülmüştür ve Sanıkların çelişkili savunmaları, mağdurun örtüşen beyanları sabit olup, tüm bu hususlar mahkememizin de kabulüdür.
Mağdur İ. K. Ü. hakkında 27.11.2018 tarihinde Göksun Devlet Hastanesinde yapılan muayenede "Kadın hasta 2018/1160 Hk yazılı Cumhuriyet Savcısı tarafından varılan talimata istinaden muayene edildi. Yapılan muayenesinde hymen intakt (normal yapıda), apular yapıda izlenmiştir. Ereksiyon halindeki peniz veya benzer cesanette bir cismin duhulune müsait olup olmadığı hymenin yapısı nedeniyle tam söylenemez” şeklinde tespit ve rapor edilmiştir.
Kahramanmaraş sütçü imam üniversitesi adli tıp polikliniğinden alınan 28/11/2018 tarihli raporunda hymen annüler intakt ( sağlam ) yapıda olup, eski ya da teni yırdık izlenmediği, hymenin fevhası 2 cm olup, duhule müsait olduğu belirtilmiş ve rapor edilmiştir.
Somut olayda öncelikle belirtmekte fayda var ki, mağdureden başka görgü tanığı bulunmamaktadır. Bu nedenle öncelikle mağdurenin beyanlarının sıhhati üzerinde durulması gerekmektedir.
Buna göre; öncelikle belirtmekte fayda var ki; mağdurenin soruşturma aşamasında alınan 06.09.2018 tarihli ifadesinde hazır bulunan pedagog ali şahin beyanlarından özetle mağdur yoğun bir şekilde tramva yaşamakta olduğunu ancak tedirginlik içerisinde olduğuna düşüncelerini tam olarak ifade edememektedir mevcut haliyle beyanlarına itibar edilebileceğini, tespit ve rapor ettiği görülmüştür.
Yine mağdurenin kovuşturma aşamasında alınan 21/02/2019 tarihli ifadesinde hazır bulunan sosyolog bilirkişi N. D. beyanlarında özetle; mağdurun kendisine de olayları mahkemenizde anlattığı şekilde olayları anlattığını, ifadelerinin tutarlı olduğunu ve itibar edilebileceğini, tespit ve rapor ettiği görülmüştür.
Ayrıca mağdurun beyanlarının tutarlılığı ve sıhhati üzerinde de özenle durulması gerekmektedir.
Buna göre; Mağdur İ. K. Ü.'in gerek 06.09.2018 tarihli Kolluk, gerekse de 21/02/2019 tarihli kovuşturma aşamasında alınan beyanlarının, gerek kendi içlerinde gerekse birbirleri ile son derece tutarlı, ayrıntılı oldukları görülmüştür.
Buna göre, mağdur çocuğun sanık E. T. tarafında cinsel istismara uğradığı mağdurun suç tarihi itibariyle 18 yaşından küçük olduğu anlaşılan mağdura yönelik Çocuğun Cinsel İstismarı suçunu işlediği iddia edilmektedir.
Sanığım üzerine atılı, TCK'nın 103. maddesinde düzenlenmiş olan suçun maddi unsuru, her türlü cinsel davranış olduğundan, bu suçlarda somut delilin olma ihtimali, hırsızlık dolandırıcılık gibi suçlarla kıyaslanınca daha farklı bir durum arzeder. Hukuk düzeninin bu suçla korumak istediği hukuki yararın, çocuğun cinsel dokunulmazlığı ve gelişimi ile ilgili yararı olması, ayrıca çoğu zaman yaşı ve bulunduğu ortam itibariyle mağdurun kendisine yönelen davranışın içeriğini bile anlayamaması, bu suçun diğer suçlardan farklı olarak değerlendirilmesi gerekliliğini ortaya çıkarır. Bu aşamada Evrensel hukuk ilkelerinden olan ve Ülkemizin taraf olduğu ve usulüne göre yürürlükte olan uluslararası sözleşmeler ile kabul edilen "Çocuğun Üstün Yararı" ilkesi karşımıza çıkmaktadır.
BM Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocuk hakların ilişkin dört temel ilkeyi belirlemiştir. Bunlardan biri de "Çocuğun Üstün Yararı İlkesidir." Bu ilke "kamusal ya da özel sosyal yardım kuruluşları, mahkemeler, idari makamlar veya yasama organları tarafından yapılan ve çocukları ilgilendiren bütün faaliyetlerde çocuğun yararı temel düşüncedir" hükmünü içermektedir. Ülkemiz bu sözleşmeyi 09.12.1994 tarihinde onaylamış ve 27.01.1995 tarih RG; 22189 ile de sözleşme yürürlüğe girmiştir. Bu ilke, çocukların yararlarının her zaman ve her koşulda öncelikli olarak korunmasını ve karşılaşılan tüm sorunlarda çocuk yararına çözümlerin tercih edilmesini emreden bir ilkedir.
Küçük çocuklar, üçüncü kişilerin onları istismar etmelerini önleme gücüne sahip değildirler ve bu ilke yetişkinlere göre daha güçsüz ve zayıf durumda olan çocuklara karşı bir koruma işlevi de görür.
Çocuğun Üstün Yararı ilkesi, Ülkemizin de taraf olduğu Çocuk Haklarının Kullanılmasına ilişkin Avrupa Sözleşmesi, Avrupa Konseyi Çocuklar Cinsel Sömürü ve İstismarına Karşı Korunması Sözleşmesi ve BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşmenin Uygulanmasına Dair Avrupa Sözleşmesinde de yer almaktadır.
Anayasanın 90. Maddesinde "Türkiye'nin taraf olduğu ve usulüne uygun olarak onaylanıp resmi gazetede yayımlanan temel hak ve özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmeler, kanun ile eşdeğerde olmakla beraber, kanunlarla çelişmesi halinde kanunlara göre öncelikli olarak uygulanmak zorundadır.
Bununla birlikte, Engizisyon yargılamalarından damıtılarak günümüzdeki ceza yarılamasının evrensel ve en temel prensibi haline gelen, “in dubio pro reo” kuşkudan sanık yararlanır kuralının, Çocuğun Üstün Yararı ilkesi de göz önüne alınarak, birlikte somut olayın değerlendirilmesi gerekmektedir.
Yukarıda bilgiler ışığında mevcut dosyada iki evrensel ilkenin çatışması söz konusudur. Bu durumda mağdur çocuklardaki fayda ve zarar ile sanıktaki fayda ve zarar karşılaştırıp sonuca göre karar vermek gereklidir. Mağdur çocuklarda telafisi zor, imkansız ve ömür boyu silinmeyecek izler bırakabilecek istismar olaylarında, mağdurda meydana gelecek zarar sanıktakinden çok daha fazladır.
Yukarıda da belirtildiği şekilde, somut olayda, görgüye dayalı tanık anlatımların bulunmamaktadır. Dosya kapsamı incelendiğinde tek delilin mağdur beyanları olduğu görülmüştür. Bu durumda önem arzeden husus, mağdur beyanlarına itibar edilip edilemeyeceğidir. Bu hususta, günümüzde kabul gören bilimsel veriler çerçevesinde bir değerlendirme yaptığımızda, öncelikli olarak mağdur beyanında geçen olayların gerçekten yaşanıp yaşanmadığına ilişkin bazı ölçütlere göre karar vermek mümkündür. Bu ölçütler, ifadenin tutarlılığı, spontane yani yapılandırılmamış olması, yeterli miktarda detay içermesi, olayın kavramsal olarak zaman ve mekan bağlantılı olarak ifade edilmesi, sanıkla karşılıklı etkileşim ve diyalogların anlatılması, ifadede beklenmedik yarım bırakmalar ve alışılmadık detayların olması, çevresel detaylardan bahsedilmesi, harici olaylara göndermeler, mağdurun kendi psikolojik durumuna göndermeler yapması, ifadede spontane düzeltmeler yapması, hafızanın yanılabilirliğini kabul ve suça dair spesifik karakteristiklere yer vermesidir.
Bu bilgiler ışığında mağdurenin anlatımları değerlendirildiğinde; Mağdure İ. K. Ü.’in gerek 06.09.2018 ve 27.11.2018 Kolluk ifadeleri gerekse de 21.022018 tarihli kovuşturma aşamasında alınan beyanlarının, hafızanın yanılabilirliği ölçüsünde, gerek kendi içlerinde gerekse birbirleri ile son derece tutarlı oldukları görülmüş, yine söz konusu beyanların spontane yani yapılandırılmamış olduğu, zamansal ve mekansal olarak yeterli miktarda detay içerdiği ve olayın kavramsal olarak zaman ve mekan bağlantılı olarak ifade edilmesi, sanıkla karşılıklı etkileşim ve diyalogları anlattığı, olayların yaşandığı mekanı ayrıntılı olarak anlattığı görülmüştür
Bu noktada sanık savunmaları üzerinde ayrı ayrı durulması gerekmektedir.
Sanık E. T. soruşturma beyanından özetle: İ. K. Ü. isimli şahısı Göksun ilçe merkezinde bulunan Duman Bujiteri isimli işyerinde yaklaşık 3 ay önce İ.'in kendisine dövme yaptırdığında tanıştığını. Daha sonra İ. kendisinin kullanmış olduğu İ. K. isimli instagram hesabından kullanmış olduğum E. T. instagram hesabına 'Biz seninle sevgili miymişiz" öyle diyormuşsun diye mesaj attığını. Ben debu mesaja karşılık "Ne alakası var ben kimseye öyle birşey demedim." diye yazdığını. Daha sonra şahısın telefon numarasını istediğini. Şuan kullanmış olduğu 0539 309 .. .. GSM numaralı numarayı verdiğini. İ.'le bu numaramla kendisinin kullanmış olduğu 0543 226 .. .. numaralı telefon numarasından yaklaşık 3 ay önce aradı ve kendine hitaben "Müsaitsen eski hastanenin oradaki parka gel görüşelim, biz seninle sevgili miyiz bu konuyu netleştirelim." dediğini. Ben deaynı gün şahsın demiş olduğu parka gittiğini. Şahısla buluştuklarını yanlarında N.. T.'in bulunduğunu, Şahısla ilgili konuşacakları sırada şahıs olay yerinden ayrıldığını. Defaten şahsı aradığını ancak şahısın cevap vermediğini. İ. olaydan bir gün sonra beni telefondan arayarak, Akmazlar parkına çağırdığını. Şahısa orada tanıdıklarım olduğunu M. P. parkında buluşmak istediğini söylediği, şahısın da kabul ettiği. Değirmendere Mahallesine kayıtlı S. B. isimli şahıs ile bahse konu parka gittiklerini. Bir müddet sonra İ. tek başına yanına geldiğini. Şahıs ile burada bir müddet oturduğunu. İ.in, M. S. isimli şahıstan korktuğunu ve kendisini K.Maraş'a gitmeye zorladığını söylediğini. Sebebini sorduğunda; İ. bana M.'ın elinde uygunsuz " olduğunu eğer kendisi ile K.Maraş merkeze gitmezsem bu fotoğrafları ailesine vereceğini söylediğini. Bundan dolayı M. ile K.Maraş merkeze gitmek zorunda olduğunu, bu konudan dolayı yardım istediğini söylediğini, bunun üzerine kullanmış olduğu numara ile M.'ın kullanmış olduğu 0505 131 .. .. GSM hattını aradığını ve İ.'in iddialarını sorduğunu. M.'a hitaben "Öyle birşeyin olmadığını, şahsın iftira attığını "söylediğini. Burada kesinlikle şahsın elini tutmadığını ve öpmeye çalışmadığını. Buna S.'in şahit olduğunu. Herhangi bir arkadaşlık isteğinde de bulunmadığını. Şahısla olaydan sonra sık sık telefonla görüştüklerini, ama güncel konulardan konuştuklarını, şahısla gerek telefondan gerekse yüzyüze geldiklerinde herhangi bir arkadaşlık teklifinin olmadığını. Yaklaşık 1 ay önce İ.’in telefonla aradığını ve benden hat istediğini, kendisinin yaşının küçük olduğunu ve üzerine hat alamadığını bundan dolayı kendisinden yardım istediğini. Bunun üzerine şahsı açık adresini bilmediği M. lokantasının arkasında bulunan "Künefecim" isimli işyerinin üst katında bulunan bekar evine davet ettiğini, İ., N. T. isimli şahısla beraber bahse konu ikametine geldiklerini. Burada şahısların kimliğini istediklerini üzerine hat alacaklarını söylediklerini. Bu işin usulsüz olduğunu söyleyerek şahısları reddettiğini ve kimliğimi vermediğini. Şahıslarda bunun üzerine bahse konu ikametimden ayrılarak gittiklerini. Burada şahısın kesinlikle öpmeye çalışmadığını veya herhangi bir cinsel tacizde bulunmadığını. Buna N.T.'inde şahit olduğunu. Olaydan 1 hafta sonra telefonla N.'la görüştüğünü. N.'ın sevgilisi olan soyismini bilmediği H. ile uygunsuz mesajlarının olduğunu bu mesajları H.'in gösterdiğini bu olayın uygunsuz olacağını, bu mesajları silmesi gerektiğini N. ile H.'e söylediğini. Aynı gün şahsen tanıdığı olan Lastikpark isimli işyerinde çalışan Ş. K. isimli şahıs yanına geldiğini ve cep telefonunda bulunan İ. ile çekilmiş oldukları fotoğrafları gösterdiklerini ve whatsap üzerinden gönderdiklerini. Bu fotoğraflar İ. ile Ş.'in öpüşürken ve sarılırken çekilmiş oldukları toplam 3 (üç) adet fotoğraf olduğunu. Bu fotoğrafları Ş.'in telefonundan silmesini istediğini. Ş. de yanında bu fotoğrafları telefonundan sildiğini. Ben de bunun üzerine İ.'i telefonla arayarak Ş. ile ilgili çekilmiş fotoğraflarının olduğunu neden böyle br fotoğraf çektirdiğini söylediğini, İ. de "Ş. ile daha önce arkadaş olduğunu o esnada çekildiğini bana söyledi". Bunun üzerine eski hastanenin parkında İ. ile buluştuk. Ş.'in bana gönderilmiş olduğu fotoğrafları burada İ. kendi eliyle sildiğini. Daha sonra İ.’le ayrıldıklarını. Kurban Bayramının 3.günü İ.'in telefonla arayarak Taşolukta bulunan babasının ikametinden kendisini almasını rica ettiğini. Arkadaşı olan H. H. den arabasını istediğini ve İ.'i Taşoluktan aldığını. Dudayev parkının önüne bıraktığını, şahısı H. H.'in numarasını kesinlikle aramadığını. 04.09.2018 günü yani Salı günü Akmazlar parkında bulunduğu sırada İ.'in telefonla aradığını ve görüşmek istediğini söylediğini. Akmazlar parkında olduğunu, söylediğini, İ. 5-10 dk sonra buraya geldiğini ve şahısla konuşarak yukarıda belirtmiş olduğu ikametine kadar konuştuklarını. Şahıs burada soyismini vermediği H. isimli şahısın kendisini aradığını ve kendisi ile uygunsuz fotoğraflarının ve videolarımızın olduğunu söylediğini bana ilettiğini. Bu şahısı tanımadığımı kendisine söylediğini. Ayrıca seninle nasıl uygunsuz fotoğraflarımız olabilir dediğini. Daha sonra biz şahısla ailesi ile birlikte yaşadığı ikamete girdiklerini. Evde kimse olmadığını İ. ile konuşurken eve babasının geldiğini kısa bir süre durduktan sonra, İ.'i görmeden ikametten ayrıldığını. Akabinde İ. de ikametinden ayrıldığını, bu buluşmada şahısı kesinlikle cinsel tacizde bulunmadığını. İ. evde seninle benim çekilmiş videolar ve fotoğraflar vardı onları sildin mi? Dediğini, Şahısa telefonunu uzattığında bütün fotoğrafları ve videoları sildiğini gösterdiğini, hatta telefonu beraber incelediklerini. Bahsetmiş olduğu bu fotoğraflar Ş. ile çekilmiş olduğu fotoğraflardan bahsedildiğini. Daha sonra şahısın ikametimden ayrıldığını. 06.09.2018 günü İ. ile benim ortak arkadaşı olan E... G. ile çarşıda karşılaştıklarını E... burada bana İ.’i telefonla rahatsız ettiğini, zorla arkadaşlık isteğinde bulunduğunu ve İ.'in bu konudan dolayı rahatsız olduğunu söylediğini. Ben de bunun üzerine E...'nın yanında kullanmış olduğum telefondan İ.'i aradığını. Ancak şahısın telefonu meşguldü. Ben burada E...'ya konunun yanlış anlaşılmadan ibaret olduğunu kimseyi rahatsız etmediğimi söylediğini. Aynı gün İ. beni telefonla kendisi aradı ve beni Akmazlar parkında buluşmaya çağırdı S. P. ile gittiğini. S. P.'in yanında E... nın iddia ettiği söylediğini. Eğer bu şekilde sağda solda konuşursan babana kimle yattığını kiminle gezdiğini fotoğrafın olduğunu, kiminle arkadaşlık ettiğini tek tek söyleyeceğimi söylediğini ayrıca bir daha benim hakkımda iftira atmaması yönünde uyardığını. Daha sonra Göksun Polis Merkezinden polis memurlarının aradığını, bu mesajı İ.'e kendisinin çektiğini, 03.09.2018 günü H. H. ile ikametimizin önünde karşılaştık H. H. burada bana hitaben "İ. ile çekilmiş fotoğraflarınız var Ben debu kızdan uzak dur, bu kızın yaşı küçük babasını tanırım arkadaşım olur" dediğini. bunun üzerine H.'a benim herhangi bir fotoğrafım yok" dediğini. Bunun üzerine yukarıdaki mesajı İ.'e kendisinin çektiğini beyan ettiği görülmüştür.
H. H. soruşturma aşamasındaki beyanından özetle; E. T. ile çarşıda karşılaştıklarını, kendisine hitaben "Abi ben bu kızla künefecinin üzerinde bulunan bekar evinde seviştik sen de M. Otelin penceresinden bizim pencereden fotoğrafladın ve videoya aldın, sende videoları ve fotoğrafları var İ.’i ara bu şekilde bir yalan uydur, İ. ikide bir polise gidecem diye beni korkutuyor polise gitmesin bizde onu korkutalım." dediğini. Arkadaşını kırmayarak İ.'i birkaç kez aradığını ve en sonunda açtığını İ.'e elimde videoların ve fotoğrafların var buluşmamız lazım sana bu fotoğrafları göstereceğim ben siz bekar evinde sevişirken karşı tarafta bulunan M. Otel'de sizi videoya aldım dediğini. Daha sonra İ.'e elimde videoların ve fotoğrafların var diyerek mesaj attığını, buluşmaya çağırdığını. Amacının herhangi bir cinsel taciz ve şantaj olmadığını buluştuklarında E.'nin kendisine oyun oynadığını Ben de video veya fotoğraf olmadığını E.'nin beni kullanarak İ.'le ilişki yaşamak istediği için böyle bir yalan uydurduğunu söyleyeceğini, hatta İ. telefonu açmayınca benim kullanmış olduğum gsm numaramla İ.'e 5 eylül 2018 çarşamba günü yukarıda belirtmiş olduğum numaramdan 3 adet İ.'e mesaj yolladığını "Hani sen de mi görüşüyorum yaş fotoğraflarını s****** bir" yazdığını. Burada hadi gel de fotoğraflarını ve videolarını sileyim demek istediğini. İkinci mesajda "Ben çarşıdayım istiyorsan ara fotoğraflarını silecek" mesajımda ise benim yanıma gelirsen E.'nin de fotoğraflarını sileceğini söylediğini. Üçüncü mesajda ise "E. fotoğraflarını istiyor Ben deşu an bilmiyorum" derken E.'de olup olmadığını bilmiyorum demek istediğini. Bu mesajları kendisinin attığını, E. çarşıda buluştuklarında İ. ile bir iki defa bahse konu bekar evinde birkaç defa yalnız kaldıklarını söyledi. Fakat cinsel ilişkiye girip girmediklerini söylemediğini beyan ettiği görülmüştür.
Sanıklar kovuşturma aşamasında ki beyanlarında mağdur İ. K. Ü.’in beyanlarını kabul etmemiş ve kendilerine iftira atıldığını beyan etmişlerdir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun 2013/14-474 Esas, 2015/23 Karar sayılı, 03/03/2015 tarihli kararında da; sanık ile mağdurenin birbirini uzun zamandan beri tanıdıkları ve mağdurenin sanığa iftira atmasını gerektirecek bir bir nedenin bulunmaması, şeklinde belirttiği üzere, somut olayda da, mağdurenin, küçük bir yerde yaşıyor olması, iffetini ortaya atar şekilde böyle bir iddiayı ortaya atmasını ve sanıklara iftira atmasını gerektirecek herhangi bir nedenin mevcut olmadığı hususu mahkemece kabul edilmiştir.
Bu hali ile, mağdurun itibar edilebilen beyanları nazara alındığında, sanık E. T.’nün mağdurun beyanlarında geçen cinsel eylemleri gerçekleştirdikleri mahkememizin kabulüdür.
Mağdur anlatımları, sanık beyanları, tanık beyanları ve tüm dosya kapsamı ele alınarak sanıkların mağdur İ. K. Ü.'in yönelik eylemleri ayrı ayrı değerlendirildiğinde
Sanık E. T. yönünden çocuğun nitelikli cinsel istismarı bakımından;
Mağdur çocuğun koluna dövme yaptırmak için sanığın çalıştığı işyerine gittiği sanığında mağdur çocuk İ. K. Ü. ile arkadaşlık kurduğu, akabinde sanık ile mağdur çocuğun çarşıda karşılaştıkları mağdur çocuğun arkadaşı olan N. E.’ı sanık ile tanıştırdığı bir süreden sonra sanık ve mağdur çocuğun arkadaş oldukları bir süre sonra sanığın mağdur çocuğu arayarak ''E.'ın ifşaları bende, Konuşmalar ve fotoğrafları var Ben de gel de sil, N. E.'ın arkadaşısın gelince silersin hem de sende gözünle görmüş olursun dediği ve mağdur çocuğu bulunduğu eve gelmeye zorladığı Bunun üzerine mağdur çocuğunda sanığın tarif ettiği ev gittiği 10-15 dk normal oturduktan sonra sanığın elini mağdurun omzuna atmaya çalıştığı ve elbiselerimi zorla çıkartmaya çalıştı. Mağdurun alt kısmımdaki elbiselerimi çıkarttı, mağdurun iç çamaşırını diz kapağıma kadar indirdiği sanığında pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiği mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girmeye çalıştığı ancak mağdurenin bağırması ve polise haber verecem demesi üzerine sanığın eylemine son verdiği bunun dosya içerisinde bulunan ulusal kriminal bürosunun düzenlediği rapor içerisinde bulunan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı ve aşamalarda dinlenen tanık E... G. ve tanık N. E. beyanlarının mağdur çocuğun beyanlarıyla örtüştüğü, bu nedenlerle sanık emre tüylünün mağdur İ. K. yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediği sabit görülmekle, sanığın suçu işleyiş biçimi, suçun işlenmesinde kullanılan araçlar, suçun işlendiği zaman ve yer, suçun konusunun önem ve değeri, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığı, suça sürüklenen çocuğun kasda dayalı kusurunun ağırlı, failin güttüğü amaç ve saik gözönüne alınarak eylemine uyan TCK.nun 103/2 maddesi gereğince takdiren alt sınırdan uzaklaşılmaksızın cezalandırılması cihetine gidilerek 16 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, sanığın eylemi teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından, T.C.K.'nın 35/2. maddesi uyarınca, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre takdiren 1/3 oranında indirim yapılarak 10 yıl 8 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, TCK'nın 43. maddesinin uygulanması bakımından mağdurun sanığın mağdur çocuğa yönelik ikinci bir cinsel eylemde bulunduğuna dair mağdur anlatımı bulunmadığından uygulanmasına yer olmadığına ,Sanığın yargılama sürecindeki saygılı tutumu ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi olarak kabul edilerek cezasının TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 8 yıl 10 ay 20 gün hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Kişi hürriyetini yoksun bırakma suçu bakımından;
Sanığın mağdur çocuğu kendisine ait eve çağırdığı ve mağdur çocuğun kendi rızası ile söz konusu eve gittiği bu nedenle TCK'nın 109/2 maddesinin uygulanamayacağı ancak mağdurenin 15 yaşından küçük olması nedeniyle rızasına itibar edilmeyeceği, böylelikle sanığın çocuğa karşı, cinsel amaçla üzerlerine atılı kişiyi hürriyetin yoksun kılma suçunu işlediği anlaşılmakla Sanık E. T.'nün üzerine atılı katılan İ. K. Ü.'e yönelik "Kişiyi Hürriyetinden Yoksun Kılma" suçunu işlediği sabit olduğundan TCK'nın 61. maddesi uyarınca; suçun işleniş biçimi, suçun işlendiği zaman ve yer ile sanığın kasta dayalı kusurunun ağırlığı göz önüne alınarak ve takdiren alt sınırdan uzaklaşılmaksızın eylemine uyan TCK'nın 109/1. maddesi uyarınca 1 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, suçun çocuğa karşı işlenmesi nedeniyle TCK'nın 109/3-f maddesi gereğince verilen ceza bir kat artırılarak sanığın 2 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, Suçun cinsel amaçla işlenmesi nedeniyle, TCK'nın 109/5 maddesi gereğince verilen ceza yarı oranında artırılarak sanığın 3 Yıl Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, TCK'nın 43. maddesinin uygulanması bakımından mağdurun sanığın mağdur çocuğa yönelik ikinci bir eylemde bulunduğuna dair mağdur anlatımı bulunmadığından uygulanmasına yer olmadığına Sanığın yargılama sürecindeki saygılı tutumu ve cezanın sanığın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim sebebi olarak kabul edilerek cezasının TCK.nun 62/1 maddesi uyarınca takdiren 1/6 oranında indirilerek sanığın 2 Yıl 6 Ay Hapis Cezası İle Cezalandırılmasına, karar verilmiştir.
İSTİNAF İNCELEMESİ:
Dava; sanık E. T. hakkında "çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan açılan ve sanığın "mağdur İ. K. Ü.'e karşı çocuğun nitelikli cinsel istismarı ve cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" olarak değerlendirilen eyleminden dolayı mahkumiyetine dair hüküm kurulan kamu davasının istinaf incelemesine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi, "...Mağdur çocuğun koluna dövme yaptırmak için sanığın çalıştığı işyerine gittiği sanığında mağdur çocuk İ. K. Ü. ile arkadaşlık kurduğu, akabinde sanık ile mağdur çocuğun çarşıda karşılaştıkları, mağdur çocuğun arkadaşı olan N. E.'ı sanık ile tanıştırdığı bir süreden sonra sanık ve mağdur çocuğun arkadaş oldukları, bir süre sonra sanığın mağdur çocuğu arayarak ''E.'ın ifşaları bende, konuşmalar ve fotoğrafları var Ben de gel de sil, N. E.'ın arkadaşısın gelince silersin hem de sende gözünle görmüş olursun" dediği ve mağdur çocuğu bulunduğu eve gelmeye zorladığı, bunun üzerine mağdur çocuğun da sanığın tarif ettiği eve gittiği, 10-15 dakika normal oturduktan sonra sanığın elini mağdurun omzuna atmaya çalıştığı ve elbiselerini zorla çıkartmaya çalıştığı, mağdurun alt kısmındaki elbiselerini çıkarttığı, mağdurun iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiği, sanığın da pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiği, mağdureyle zorla cinsel ilişkiye girmeye çalıştığı ancak mağdurenin bağırması ve polise haber verecem demesi üzerine sanığın eylemine son verdiği, bunun dosya içerisinde bulunan ulusal kriminal bürosunun düzenlediği rapor içerisinde bulunan mesaj içeriklerinden anlaşıldığı ve aşamalarda dinlenen tanık E... G. ve tanık N. E. T.'in beyanlarının mağdur çocuğun beyanlarıyla örtüştüğü, olayın oluşunu bu şekilde kabul ettiği anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesi ile Dairemiz arasındaki uyuşmazlık sanığın eyleminin çocuğun cinsel istismarı suçunun basit halinin oluşturup oluşturmadığı ve cebir, tehdit veya hile ile kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun unsurlarının oluşup oluşmadığı hususundadır.
Mağdur ifadesinde özetle olayın gerçekleştiği gün kola içip evde oturdukları sırada sanığın elini omzuna attığını, kendisine yaklaşmaya ve elbiselerini zorla çıkarmaya çalıştığını, alt kısmındaki kıyafetleri çıkardığını, iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiğini, kendisinin pantolon ve iç çamaşırını da diz kapağına kadar indirdiğini, bağırdığını, polisi ararım dediğini, kendisinin bağırması üzerine sanığın bıraktığını beyan ettiği, sanığın alınan savunmasında üzerine atılı suçlamayı kabul etmediğini beyan ettiği,
Sanık savunması, mağdur ve tanık anlatımları ile tüm dosya birlikte değerlendirildiğinde sanığın elini mağdurun omzuna attığı, mağdurun iç çamaşırını dizine kadar indirdiği, sanığın da kendi pantolonunu ve iç çamaşırını diz kapağına kadar indirdiği, mağdurun bağırması ve polise haber vereceğini söylemesi üzerine sanığın eylemini bıraktığı, olayın bu şekilde gerçekleştiği, sanık hakkında teşebbüs hükümlerinin uygulanabilmesi için elverişli hareketlerle işlemeyi kastettiği, nitelikli cinsel istismar suçunun doğrudan doğruya icrasına başlayıp da elinde olmayan nedenlerle fiilini tamamlayamamasının gerektiği, dosya kapsamına ve olay yerinin özelliklerine göre vücuduna organ veya sair cisim sokulmasına direnen mağdurenin aşılabilir mukavemeti dışında eylemin tamamlanmasına harici bir engel bulunmadığı gözetildiğinde sanığın suçun icrai hareketlerinden gönüllü vazgeçtiğinin kabul edilmesi gerekip, mevcut haliyle sübut bulan eyleminin TCK'nın 36. maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 103/1. maddesinde düzenlenen tamamlanmış basit cinsel istismar suçunu oluşturduğu, çocuğun cinsel istismarı suçunun işlendiği sırada ve eylemle sınırlı süre ile mağdurun iradesiyle hareket edebilme imkanının ortadan kaldırılmasının kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu oluşturmayacağı, kişinin vücudunun suçun konusu olması sebebiyle, mağdurun hareket edebilme özgürlüğü ortadan kaldırılmadan bu suçun işlenemeyeceği, sanığın gerçekleştirdiği cinsel istismar eylemi sırasında mağdurun hürriyetini kısıtlayan başkaca bir hareketinin bulunmadığı anlaşıldığında sanığın "çocuğun basit cinsel istismarı" suçundan mahkumiyetine, "cebir, tehdit veya hile kullanarak kişiyi hürriyetinden yoksun kılma" suçundan beraatine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Ayrıntıları gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;
A- Elbistan Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2019/3 Esas - 2019/148 Karar sayılı kararın CMK'nun 280/2 maddesi gereğince sanık E. T. hakkındaki cinsel istismar ve kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçları yönünden KALDIRILMASINA,
B- 1- Her ne kadar sanık E. T.'nün kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunu işlediği ve bu nedenle TCK'nın 109/1,3-f,5 maddeleri gereğince cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmış ise de sanık savunması, katılan iddiası ve tanık beyanları hep birlikte değerlendirildiğinde sanığın eylemi cinsel istismar eyleminin yapıldığı zamanla sınırlı olduğundan atılı suçun unsurlarının oluşmamasından dolayı CMK'nın 223/2-a maddesi uyarınca BERAATİNE,
C- 1- Sanık E. T.'nün katılan İ. K. Ü.'e yönelik sabit olan ve eylemine uyan çocuğun cinsel istismarı suçundan 6545 Sayılı yasa ile değişik TCK'nın 103/1-1 maddesi uyarınca suçun işleniş şekli, fiilin özellikleri, suç konusunun önem ve değeri, ssç'nin kastı ve güttüğü amaç dikkate alınarak takdiren 8 YIL HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
2-Sanığın duruşmadaki olumlu hal ve tavırları, verilen cezanın geleceği üzerindeki olası etkileri lehine takdiri indirim nedeni olarak kabul edilmekle TCK'nın 62. maddesine göre cezasından takdiren 1/6 oranında indirim yapılarak 6 YIL 8 AY HAPİS CEZASI İLE CEZALANDIRILMASINA,
3-Sanık hakkında başkaca yasal ve takdiri arttırım ve indirim hükümlerinin uygulanmasına yer olmadığına,
4-Anayasa Mahkemesi'nin 08/10/2015 tarihli iptal kararı dikkate alınarak sanık hakkında TCK'nın 53. Maddesinin uygulanmasına,
5-Sanık hakkında yasal nedenlerle TCK'nın 50 ve 51. maddeleriyle CMK'nın 231. Maddesinin uygulanmasına yer olmadığına,
6-Sanığın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, tutuklulukta geçen süre, verilen ceza miktarı dikkate alınarak kaçma ve delilleri karartma şüphesi bulunmadığından atılı suçtan TAHLİYESİNE, başka suçtan tutuklu ve hükümlü değilse salıverilmesi için ilgili Cumhuriyet Başsavcılığına ve Cezaevi Müdürlüğü'ne ayrı ayrı müzekkere yazılmasına,
7-Sanığın gözaltında ve tutuklukta geçirdiği sürelerin TCK'nın 63. Maddesi uyarınca cezasından mahsubuna,
8-CMK'nın 109/3-a maddesi uyarınca sanık hakkında Yurt dışına çıkış yasağı şeklinde ADLİ KONTROL TEDBİRİNİN UYGULANMASINA,
9-Katılan İ. K. Ü. kendisini vekille temsil ettirdiğinden 5.450,00 TL maktu vekalet ücretinin sanıktan alınarak katılana verilmesine,
10-Sanık E. T. hakkında Göksun Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2016/590 Esas, 2018/87 Karar sayılı kararı ile CMK'nın 231/5 maddesi uyarınca Hükmün Açıklanmasının Geri Bırakılmasına karar verildiği, kararın 20/02/2018 tarihinde kesinleştiği sanığın 5 yıllık denetim süresi içerisinde yeniden kasıtlı suç işlediği anlaşılmakla karar kesinleştiğinden gereğinin takdir ve ifası için Göksun Asliye Ceza Mahkemesi'ne İHBARDA BULUNULMASINA,
11-İlk derece mahkemesince sanık hakkında yargılama giderine ilişkin düzenlenen hükmün aynen uygulanmasına, istinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin hazine üzerinde bırakılmasına,
Dair; sanığın ve sanık müdafileri Av. Y. S. Ö. ve Av. S. B.'ın yüzüne karşı, Katılan kurum vekilinin, katılanların ve katılanlar vekilinin yokluğunda, Cumhuriyet savcısı İlyas Ay katılımı ile mütalaya uygun (mütalaya tutukluluk yönünden aykırı olarak) olarak verilen kararın hazır olanlara tefhim tarihinden itibaren hazır olmayanlara tebliğ tarihinden itibaren CMK'nın 291. maddesi uyarınca 15 gün içinde Gaziantep 17. Ceza Dairesine verilecek temyiz dilekçesi veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak ve bu beyanın tutanağa geçirilip hakime onaylattırılması suretiyle veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek ve hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini (CMK 294 maddesi) temyiz başvurusunda göstermek suretiyle; hükmen tutuklu olarak cezaevinde bulunan sanığın ise; bulunduğu ceza infaz kurumu ve tutukevi müdürüne beyanda bulunmak ve bu beyanın tutanağa geçirilip cezaevi müdürüne onaylattırılması suretiyle veya bu hususta bir dilekçe vererek hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini (CMK 294. maddesi) temyiz başvurusunda göstermek suretiyle; (Temyiz başvurusunda temyiz nedenleri gösterilmemiş ise temyiz başvurusu için belirlenen sürenin bitmesinden veya talep edilmesi halinde gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 7 gün içinde hükmü temyiz olunan Bölge adliye mahkemesine bu nedenleri içeren bir ek dilekçe (CMK 295 maddesi uyarınca) verilebileceğinin ihtarı ile) Yargıtay İlgili Ceza Dairesi'ne temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 19.02.2020 tarihinde oybirliği ile verilen ve gerekçesi ana hatları itibarı ile anlatılan karar açıkça okunup usulen anlatıldı. (¤¤)