(5237 S. K. m. 220, 314) (5411 S. K. m. 107) (5271 S. K. m. 141) (YCGK 10.06.2008 T. 2007/9-270 E. 2008/164 K.) (YCGK 11.11.1991 T. 1991/9-242 E. 1991/305 K.) (16. CD. 13.11.2018 T. 2018/1603 E. 2018/4170 K.)
İlk Derece Mahkemesince verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi.
Dairemizce de benimsenen, istikrar kazanmış yargısal kararlarda açıklandığı üzere; Örgüt üyesi, örgüt amacını benimseyen, örgütün hiyerarşik yapısına dahil olan ve bu suretle verilecek görevleri yerine getirmeye hazır olmak üzere kendi iradesini örgüt iradesine terk eden kişidir. Örgüt üyeliği, örgüte katılmayı, bağlanmayı, örgüte hakim olan hiyerarşik gücün emrine girmeyi ifade etmektedir. Örgüt üyesi örgütle organik bağ kurup faaliyetlerine katılmalıdır. Organik bağ, canlı, geçişken, etkin, faili emir ve talimat almaya açık tutan ve hiyerarşik konumunu tespit eden bağ olup, üyeliğin en önemli unsurudur. Örgüte yardımda veya örgüt adına suç işlemede de, örgüt yöneticileri veya diğer mensuplarının emir ya da talimatları vardır. Ancak örgüt üyeliğini belirlemede ayırt edici fark, örgüt üyesinin örgüt hiyerarşisi dahilinde verilen her türlü emir ve talimatı sorgulamaksızın tamamen teslimiyet duygusuyla yerine getirmeye hazır olması ve öylece ifa etmesidir.
Silahlı örgüte üyelik suçunun oluşabilmesi için örgütle organik bağ kurulması ve kural olarak süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk gerektiren eylem ve faaliyetlerin bulunması aranmaktadır. Ancak niteliği, işleniş biçimi, meydana gelen zarar ve tehlikenin ağırlığı, örgütün amacı ve menfaatlerine katkısı itibariyle süreklilik, çeşitlilik ve yoğunluk özelliği olmasa da ancak örgüt üyeleri tarafından işlenebilen suçların faillerinin de örgüt üyesi olduğunun kabulü gerekir. Örgüte sadece sempati duymak ya da örgütün amaçlarını, değerlerini, ideolojisini benimsemek, buna ilişkin yayınları okumak, bulundurmak, örgüt liderine saygı duymak gibi eylemler örgüt üyeliği için yeterli değildir. (Evik, Cürüm işlemek için örgütlenme, Syf 383 vd.) Yine Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 10/06/2008 tarih ve 2007/9-270 Esas 2008/164 Karar sayılı ilamında da ayrıntıları belirtildiği üzere, failin salt silahlı örgüte ilgi duyması, örgüte katılmak için zemin arayışına girmesi, bu amaçla kendisini örgüte ulaştırabilecek kişilerle temasa geçmeye çalışması ve örgüt mensuplarıyla görüşüp buluşmadan salt örgüte katılmak amacıyla başka bir bölgeye yolculuk yapması gibi eylemler silahlı örgüt üyeliği suçunun oluşumu için yeterli değildir.
Örgüt üyesinin, örgüte bilerek ve isteyerek katılması, katıldığı örgütün niteliğini ve amaçlarını bilmesi, onun bir parçası olmayı istemesi, katılma iradesinin devamlılık arz etmesi gerekir. Örgüte üye olan kimse, bir örgüte girerken örgütün kanunun suç saydığı fiilleri işlemek amacıyla kurulan bir örgüt olduğunu bilerek üye olmak kastı ve iradesiyle hareket etmelidir. Suç işlemek amacıyla kurulmuş örgüte üye olmak suçu için de saikin "suç işlemek amacı" olması aranır. (Toroslu özel kısım syf.263-266, Alacakaptan Cürüm İşlemek İçin Örgüt syf.28, Özgenç Genel Hükümler syf.280)
Suç örgütünün tanımlanıp yaptırıma bağlandığı 5237 sayılı TCK’nın 220. maddesinin 7. fıkrasında yardım fiiline yer verilmiştir. “Örgüt içindeki hiyerarşik yapıya dahil olmamakla birlikte, örgüte bilerek ve isteyerek yardım eden kişinin, örgüt üyesi olarak” cezalandırılacağı belirtilmiş, anılan normun konuluş amacı, gerekçesinde; “örgüte hakim olan hiyerarşik ilişki içinde olmamakla beraber, örgütün amacına bilerek ve isteyerek hizmet eden kişi, örgüt üyesi olarak kabul edilerek cezalandırılır.” şeklinde açıklanmış, 765 sayılı TCK’nın sistematiğinden tamamen farklı bir anlayışla düzenlenen maddede yardım etme fiilleri de örgüt üyeliği kapsamında değerlendirilerek, bağımsız bir şekilde örgüte yardım suçuna yer verilmemiştir.
Yardım fiilini işleyen failin örgütün hiyerarşik yapısına dahil olmaması, yardımda bulunduğu örgütün TCK’nın 314. maddesi kapsamında silahlı terör örgütü olduğunu bilmesi, yardımın örgütün amacına hizmet eder nitelikte bulunması yardım ettiği kişinin örgüt yöneticisi ya da üyesi olması gereklidir. Yardımdan fiilen yararlanmak zorunlu değildir. Örgütün istifadesine sunulmuş olması ve üzerinde tasarruf imkanının bulunması suçun tamamlanması için yeterlidir.
Yardım fiilleri örgüte silah sağlama ve terörün finansmanı dışında tahdidi olarak sayılmamıştır. Her ne surette olursa olsun örgütün hareketlerini kolaylaştıran ve yaşantısını sürdürmeye yönelik eylemler yardım kapsamında görülebilir (Yargıtay Ceza Genel Kurulu 11.11.1991 tarih, Esas 9-242, Karar 305). Yardım teşkil eden hareketin başlı başına suç teşkil etmesi gerekmez. Yardım bir kez olabileceği gibi birden çok şekilde de gerçekleşebilir. Ancak yardım teşkil eden faaliyetlerde devamlılık, çeşitlilik veya yoğunluk var ise örgüt üyesi olarak da kabul edilebilecektir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26/09/2017 tarihli, 2015/5 esas ve 2017/370 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere, FETÖ/PDY küresel stratejik hedeflerini gerçekleştirmek üzerine kurulan bir maşa olarak; Anayasada belirtilen Cumhuriyetin niteliklerini, siyasi, hukuki, sosyal, laik ve ekonomik düzeni değiştirmek, Devletin ülkesi ve milletiyle bölünmez bütünlüğünü bozmak, Türk Devletinin ve Cumhuriyetin varlığını tehlikeye düşürmek, Devlet otoritesini yıkıp ele geçirmek, temel hak ve hürriyetlerini yok etmek, Devletin iç ve dış güvenliğini, kamu düzenini bozmak amacıyla kurulmuş bir terör örgütüdür. Bu örgüt, kuruluşundan 15 Temmuz sürecine kadar örgüt lideri K1 tarafından belirlenen ideoloji doğrultusunda amaçlarını gerçekleştirmek için hareket etmiştir. Gerçekleştirilen eylemlerde kullanılan yöntem, bir kısım örgüt mensuplarının silah kullanma yetkisini haiz resmi kurumlarda görevli olması, örgüt mensuplarının bu silahlar üzerinde tasarrufta bulunma imkanlarının var olması ve örgüt hiyerarşisi doğrultusunda emir verilmesi halinde silah kullanmaktan çekinmeyeceklerinin anlaşılması karşısında; tasarrufunda bulunan araç, gereç ve ağır harp silahları bakımından TCK'nın 314. maddesinin birinci ve ikinci fıkraları kapsamında bir silahlı terör örgütü olduğu izahtan varestedir.
Yargıtay 16. Ceza Dairesinin 13/11/2018 tarih ve 2018/1603 Esas 2018/4170 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere, "BDDK’nın 29.05.2015 tarihli kararı ile temettü hariç ortaklık hakları ile yönetim ve denetimi Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredilen ve 22 Temmuz 2016 tarihli kararı ile de 5411 sayılı Bankacılık Kanunun 107. maddesinin son fıkrası gereğince faaliyet izni kaldırılıncaya kadar yasal bankacılık faaliyetlerine devam eden, FETÖ/PDY silahlı terör örgütü ile iltisaklı ……Bankası AŞ'de gerçekleştirilen rutin hesap hareketlerinin örgütsel faaliyet ya da örgüte yardım etmek kapsamında değerlendirilemeyeceği", yine Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 22/01/2019 tarih ve 2018/5062 Esas 2019/340 Karar sayılı ilamında da belirtildiği üzere "örgüte müzahir gazeteye abone olmasının aleyhine müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet olarak kabul edilemeyeceği belirlenerek, vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
Silahlı terör örgütü FETÖ/PDY'nin en önemli finans kaynaklarından olan ..... Bankası A.Ş'de 24/10/2012 tarihinde açtırdığı hesabı bulunan sanığın, mahkemece temin olunan hesap hareketlerinin incelenmesinde, hesabında rutin dışı olan ve örgüte yardım kapsamında değerlendirilebilecek, örgüt liderinin talimatı üzerine katılım hesabı açma ve mevduat artışı gibi hesap hareketleri bulunmaması, nitekim yargılama aşamasında mahkemece alınan 11/07/2017 havale tarihli bilirkişi raporunda da, "sanığın hesabında farklı nitelikte katılım hesabının bulunmadığı, hesap hareketlerinin aylık bazda para yatırma ve çekme işlemlerinden oluştuğu, farklı bir durum tespit edilemediği" şeklinde belirtilmesi sebebi ile, sanığın rutin bankacılık işlemleri dışında farklı bir eyleminin olmamasından dolayı, sırf örgüte müzahir bankada hesabının bulunması ve örgüte müzahir gazeteye abone olması ile 05/10/2012-30/11/2016 tarihleri arası ile 20/06/2014-13/04/2015 tarihleri arasındaki kısa süreler ile örgüte müzahir olması sebebi ile kapatılan kurumlarda çalışmasından dolayı SGK kaydının bulunmasının sanığın aleyhine müsnet suç yönünden örgütsel faaliyet olarak ya da silahlı terör örgütüne üye olmamakla birlikte örgüte bilerek ve isteyerek yardım etme niteliğinde bulunmayıp, yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı gözetilerek sanığın beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı ve sanık ile Cumhuriyet savcısının istinaf itirazları bu yönüyle yerinde ise de;
Belirtilen bu hukuka aykırılık, olayın daha fazla araştırılmasını veya aydınlatılmasını gerektirmeyen ve 5271 sayılı CMK'nın 303/1-a maddesi uyarınca düzeltilebilir nitelikte bir yanılgı olmakla;
Sanığın mahkumiyete dair ilk derece mahkemesi hükmünün ortadan kaldırılarak yerine;
"1-Her ne kadar sanık hakkında silahlı terör örgütüne üye olma suçundan cezalandırılması için kamu davası açılmış ise de; yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmaması sebebi ile sanığın CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince atılı suçtan BERAATİNE,
2-Gözaltında kaldığı süre için 5271 sayılı CMK' nın 141 ve devamı maddeleri uyarınca oturduğu yer ağır ceza mahkemesine kararın kesinleştiğinin kendisine tebliğinden itibaren 3 ay içerisinde ve her halde kararın kesinleşmesinden itibaren 1 yıl içerisinde müracaat etmek suretiyle tazminat isteminde bulunabileceğinin sanığa ihtarına (dosya üzerinden karar verildiği için ihtar olunamadı), kararın kesinleşmesine müteakip kesinleşme şerhinin sanığa tebliğine,
3-Beraatına karar verilen sanık yönünden yapılan yargılama giderlerinin hazine üzerinde bırakılmasına" hükmünün eklenilmesi suretiyle HÜKMÜN DÜZELTİLMESİNE
Mahkemenin kararında düzeltilen husus dışında usule ve esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılık bulunmamakla, CMK'nın 280/1-a maddesi uyarınca İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
Dosyanın hükmü veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine;
5271 sayılı CMK'nun 291. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren 15 gün içinde dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt katibine beyanda bulunmak veyahut da bir başka İlk Derece Ceza Mahkemesi veya Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek veya bulunulan Ceza İnfaz Kurumu aracılığıyla dairemize dilekçe gönderilmek suretiyle, Yargıtay ilgili ceza dairesi tarafından incelenmek üzere temyiz yasa yolu açık olmak üzere 03/04/2019 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)