(5237 S. K. m. 7, 29, 53, 86) (5271 S. K. m. 251, Geç. m. 5) (ANY. MAH. 25.06.2020 T. 2020/16 E. 2020/33 K.)
Yerel Mahkemece verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmakla, başvurunun süresi ve kararın niteliği ile suç tarihine göre dosya görüşüldü:
İstinaf başvurusunun reddi nedenleri bulunmadığından işin esasına geçildi. Vicdani kanının oluştuğu duruşma sürecini yansıtan tutanaklar, belgeler ve gerekçe içeriğine göre yapılan incelemede;
1-Sanık ile mağdurun kavga ettikleri olayda, tarafların ilk haksız hareketin karşı taraftan geldiğini beyan etmelerine ve her iki tarafında yaralanmış olmasına göre tanık .....'in ifadelerinin kapsamına göre ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin araştırılması, bu hususun tespit edilememesi durumunda da sanık hakkında TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağının tartışılması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinin 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı yasanın 24. maddesi ile "Basit Yargılama Usulü" başlığı ile yeniden düzenlendiği ve bu düzenleme ile basit yargılama usulü adıyla yeni bir usul getirildiği, 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddesine göre; "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebileceğinin, 5271 sayılı CMK'nın 251/3. maddesi uyarınca basit yargılama usulünün uygulanması sonucunda mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç cezanın dörtte bir oranında indirileceğinin" düzenlendiği,
7188 sayılı yasanın 31. maddesi ile 5271 sayılı CMK' ya eklenen Geçici 5. maddesinin 1-d fıkrası ile de, basit yargılama usulüne "01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklinde süre yönünden sınırlama getirildiği, ancak Anayasa Mahkemesi'nin 19/08/2020 tarihli 31218 tarihli Resmî Gazetede yayımlanan, 25/06/2020 tarihli, 2020/16 esas, 2020/33 karar sayılı kararı ile, "... 'Kovuşturma evresine geçilmiş...' ibaresinin, aynı bentte yer alan '... Basit yargılama usulü..' yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline" karar verilmesi sebebiyle 01/01/2020 tarihi itibariyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden öngörülen süre sınırının kalktığı ve bu dosyalar yönünden basit yargılama usulünün uygulanmasına bir engel kalmadığı,
Her ne kadar Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekte ise de; Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 2020/7821-2020/10280, 2020/6021-2020/10278, 2020/8227-2020/10203 ve Yargıtay 4. Ceza Dairesi'nin 2016/13933-2020/9227 sayılı ilamlarında da belirtildiği üzere; 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan "....Mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir" hükmünün sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olması karşısında, maddî ceza hukukunu da ilgilendirdiği ve 5237 sayılı TCK'nın 7. maddesi ile 5271 sayılı CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilerek sanık lehine olan uygulamanın değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu,
Bu kapsamda sanığın üzerine atılı ve dairemizce sübut bulduğu kabul edilen istinaf incelemesine konu suça bakıldığında; 5237 sayılı TCK'nın 86/2. maddesinde düzenlenen ve dört aydan bir yıla kadar hapis veya adli para cezası öngörülen basit yaralama suçunun da 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddesinde düzenlenen basit yargılama usulünün uygulanabileceği suçlardan olduğu, kovuşturmanın başladığı tarih itibariyle 7188 sayılı yasanın 31. maddesi ile 5271 sayılı CMK' ya eklenen Geçici 5. maddesinin 1-d fıkrası uyarınca inceleme konusu suç yönünden basit yargılama usulünün uygulanması istisna tutulmuş ise de, Anayasa Mahkemesi'nin yukarıda açıklanan iptal kararı ile bu istisnanın kalktığı ve basit yargılama usulünün uygulanmasına yasal olarak engel kalmadığının anlaşılması karşısında, 5237 sayılı TCK'nın 7. ve 5271 sayılı CMK'nın 251/1. maddelerinin birlikte değerlendirilerek sanık lehine olan yasal hükümlerin yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunduğu,
3-Hükümden sonra 15/04/2020 gün ve 13100 sayılı resmi gazetede yayımlanarak aynı gün yürürlüğe giren 7242 sayılı kanunun 10.maddesi ile 5237 sayılı TCK'nın 53. maddesinde yapılan değişikliğin kararda gösterilmesi gerektiği anlaşılmakla;
Bozmayı gerektirmiş olup sanığın istinaf itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden CMK'nın 280/1-e maddesi uyarınca sanık hakkında kurulan HÜKMÜN BOZULMASINA,
Dosyanın yeniden inceleme yapılmak ve hüküm verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine,
5271 sayılı CMK'nın 284/1. maddesi gereğince KESİN olmak üzere 26/11/2021 tarihinde oybirliği ile karar verildi. (¤¤)