(5237 S. K. m. 22, 54, 62, 73, 86, 89) (5271 S. K. m. 223, 280, 286)
Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 30/03/2010 tarih ve 2010/405 esas sayılı iddianamesi ile sanık hakkında Kasten Yaralama suçundan açılan davanın Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5. Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Mahkemesinin 2011/545 E sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda 14.06.2011 tarih ve 2011/545-204 sayılı ilamı ile görevsizlik kararı verildiği ve Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/134 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda 25.04.2013 tarihli kararla hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği ve bu kararın 28.05.2013 tarihinde kesinleştirildiği, sanığın deneme süresi içerisinde 08.08.2015 tarihinde işlediği suçtan dolayı yapılan ihbar üzerine duruşma açıldığı ve sanığın Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2016/322 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda13/12/2016 tarih ve 2016/546 karar sayılı ilamı ile hükmün açıklanmasına karar verildiği bu karara karşı sanığın yasal süre içerisinde istinaf talebinde bulunması üzerine dosya dairemize gönderilmekle yukarıdaki esasa kaydedilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
İDDİA: Kara Kuvvetleri Komutanlığı 5.Zırhlı Tugay Komutanlığı Askeri Savcılığının 30/03/2010 tarih ve 2010/405 esas sayılı iddianamesi ile; sanığın müştekiye karşı kasten yaralama suçundan TCK'nun 86/1, 86/3-e, 54 maddeleri uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN HÜKMÜ: Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2016 tarih ve 2016/322 Esas 2016/546 sayılı kararı ile sanığın kasten yaralama suçundan TCK'nun 86/1,3-e, 62 maddelerinin uygulanması ile sonuç olarak 1 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı sanık tarafından istinaf yoluna başvurulmakla dairemizce duruşma açılmak suretiyle yeniden yargılama yapılmıştır.
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ CUMHURİYET SAVCISI ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASINDA: ''Her ne kadar sanık hakkında müştekiyi kasten yaraladığı gerekçesiyle TCK 86/1, 86/3-e maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar vermiş ise de müştekilerin aşamalarda yer alan sanıkla aralarında bir husumet olmadığına ve sanığın kendisini kasıtlı olarak yaralamadığına dair beyanları, sanığın müşteki ile benzer mahiyetteki beyanları ile olayın oluş şekli dikkate alındığında sanığın söz konusu eylemi kasten değil bilinçli taksir ile gerçekleştirdiği bu haliyle eylemin TCK'nin 22/3 ve 89/1. Maddelerinde düzenlenen suçu oluşturduğu, atılı suçun takibinin şikayete bağlı olduğu ancak müştekinin şikayetçi olmadığı anlaşılmakla açıklanan nedenlerle sanık hakkında şikayet yokluğu nedeniyle davanın düşürülmesine karar verilmesi kamu adına mütaala olunur'' demiştir.
Sanık S. T. ilk derece mahkemesindeki savunmasında: "İhbara karşı bir diyeceğim yoktur. Denetim süresi içerisinde Trafikten dolayı ceza almıştım. Beraatimi talep ediyorum. Mahkeme aksi takdirde ise lehe olan durumlar uygulansın. Hakkımda ükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasına rızam vardır. " şeklinde savunma yapmış, ayrıca hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılması hükümlerinin uygulanmasını kabul ettiğini bildirmiştir.
Mağdur ilk derece mahkemesinde; sanığın şaka amaçlı meyve bıçağını sallaması sonucu yaralandığını ve şikayetinin bulunmadığını beyan etmiştir.
DELİLLER:
İddia, dosya içerisinde yer alan tutanaklar, sanık savunması, adli sicil ve nüfus kaydı ile tüm dosya kapsamı delil olarak değerlendirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Olaya ilişkin düzenlenen 05/02/2010 tarihli Vak'a kanaat raporunda Sanığın elinde bulunan bıçağı şaka yaparak korkutmak maksadıyla salladığı, bu sırada mağdur N. D.'un arkadaşının ciddi olarak bıçağı vuracağını düşünmediğinden kendi korumak maksadı ile geri çekilmemesi üzerine bıçağın sol karın boşluğuna çarpmak suretiyle yaralandığından bahisle sanığın suçu kasıtlı işlediğinin tespit edilmiş olduğu bildirilmiştir.
Adana Asker Hastanesi Baş Tabipliğince düzenlenmiş 23/03/2010 tarihli rapor incelenmiş mağdur N. D.'un Basit Tıbbi Müdahale ile Giderilemez şeklinde yaranmış olduğunun bildirildiği anlaşılmıştır.
Sanık ile mağdur soruşturma evresi ile ilk derece mahkemesinde olayın şaka sonucu meydana geldiğini, aşamalarda da aralarında herhangi bir husumet bulunmadığını beyan etmişlerdir. Olaya bizzat gören tanık bulunmamaktadır. Vaka Kanaat Raporunun görgüye dayalı bilgi içermediği gibi hukuki bir geçerliliği de bulunmamaktadır. Sanığın aşamalarda kasıtlı olarak eylemi gerçekleştirmediği şeklindeki savunması ve bu savunmasının mağdur tarafından da teyit edilmesi karşısında meyve bıçağını şaka amaçlı olarak mağdura doğru sallarken mağdurun basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek şekilde yaralandığı sonuç ve kanaatine varılmıştır. Sanık bıçağı sallarken mağdurun yaralanabileceğini öngörmüş ancak tüm dosya içeriğine göre mağdurun yaralanması şeklinde gerçekleşen neticeyi istememiştir. Bu haliyle sanığın bilinçli taksirle mağduru yaraladığı sonucuna ulaşılmış, mağdurdaki yaralanmanın niteliğine göre sanığın eyleminin TCK'nın 89/1. Maddesinde tanımı yapılan suçun unsurlarını oluşturduğu ve bu suçun takibinin şahsi şikayete tabi suçlardan olup mağdurun aşamalarda sanık hakkında şikayetinin bulunmaması nedeniyle sanık hakkında açılan kamu davasının TCK'nın 73/4 ve CMK'nın 223/8. Maddesi uyarınca düşürülmesine karar verilerek aşağıda yazılı olduğu şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ:
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
HÜKÜM:
1-Kahramanmaraş 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 13/12/2016 tarih 2016/322E 2016/546K sayılı kararının CMK'nın 280/2. maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,
2-Sanık hakkında kasten yaralama suçundan açılan kamu davasında, sanığın eylemini bilinçli taksirle gerçekleştirdiği anlaşıldığından TCK'nın 89/1-5, 22/3, 73/4 ve CMK'nın 223/8 maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davasının DÜŞÜRÜLMESİNE,
3- Kahramanmaraş adli emanetinin 2012/534 sırasında kayıtlı meyve bıçağının kasıtlı bir suçta kullanılmaması, üretimi, bulundurulması, kullanılması, taşınması, alım ve satımı da suç oluşturmadığından TCK 54 maddesi gereğince müsaderesine yer olmadığına ve sahibine İADESİNE,
4-Yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerine bırakılmasına,
Dair, sanığın yokluğunda Cumhuriyet Savcısı Hüseyin Özataş'ın huzurunda mütalaaya uygun olarak CMK'nın 286/2-g maddesi gereğince kesin olmak üzere 02.05.2017 tarihinde oy birliği ile verilen karar açıkça okunup anlatıldı. (¤¤)