Olaya ilişkin görüntüler ve tespitler, suça sürüklenen çocukların savunma ve beyanları, tanık beyanı, olaya ilişkin tutanaklar ve adli raporlar ile otopsi raporu ve suça sürüklenen çocuğun maktülü bıçaklayanın kendisi olduğu yönündeki ikrarı karşısında maktül tarafından suça sürüklenen çocuğa yönelen herhangi bir haksız tahrikin de bulunmadığı, suça sürüklenen çocuğun hiçbir tartışmaya girmeden kısa bir süre içerisinde gelerek maktulü kasten öldürdüğü ve kaçtığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk lehine haksız tahrik nedeniyle ceza indirimi yapılması yerinde görülmemiş, ayrıca suçun işlenmesindeki özellikler ve suça sürüklenen çocuğun savunma ve beyanları da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında indirim yapılması yerinde görülmemiştir.
DAVA: İlk derece mahkemesince verilen hükümlere karşı istinaf yoluna başvurulmakla, dairemizce duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
KARAR: İDDİA:
Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılının 16/02/2018 tarihli 2018/3341 Esas sayılı iddianamesi "Suça sürüklenen çocuklar M. K. A., R. F. F., Y. A. ile maktul B. B., suça sürüklenen çocuk B. Y. ve şüpheli E. A. arasında olay tarihinde çıkan kavgada maktul B. B.'ın ölmesi, suça sürüklenen mağdur çocuk M. K. A.'ün de etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek nitelikte yaralanması olayı ile ilgili olarak suça sürüklenen çocuklar hakkında üzerlerine atılı bulunan suçlardan soruşturmaya başlanılmıştır.
Bu kapsamda ;
Suça Sürüklenen Çocuk Y. A.'ın Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadelerinde özetle ;
Olay günü arkadaşları K., F. ve F.'ın iki bayan arkadaşı ile motorla gezdiklerini, bayan arkadaşları eve bırakmak için Güven karakolunun bulunduğu yerde eski toplu konuta gittiklerini, Carfourun önünde durduklarını, R., K. ve F.'la Carfoura birşeyler almak için girdiklerini, F.'ın hesabı ödeyeceği için AVM 'de kaldığını, arkadaşları ile birlikte AVM dışına çıktıklarını,tanımadığı 3 kişin kendilerine hitaben "hayırdır niye bakıyorsunuz, burada ne işiniz var" dediklerini, kendilerininde ne oluyor diye karşılık verdiklerini, daha sonra aralarında tartışma çıkarak olayın kavgaya dönüştüğünü, karşı tarafda bulunan şahısların kemerlerini çıkartarak üzerlerine doğru geldiklerini, bunun üzerine kendilerini savunmak için arkadaşı K. ile birlikte kemerlerini çıkartarak karşılıklı kavga etmeye başladıklarını, kavga esnasında ölen çocukla karşı karşıya olduğunu, birbirlerine kemer savurduklarını,diğer iki kişinin de K.'la birbirlerine kemer savurduklarını,kemer savurduğu esnada F. diye bağırarak F.'ı çağırmış olabileceğini, F.'ın arkadaşı R.'in de F.'a el işareti yaparak olay yerine çağırdığını,tartıştığı çocuğun kendisine kemer sallayacakken F.'ın koşarak çocuğa doğru hamle yaptığını, o esnada çocuğun yere yığıldığını,F.'ın hemen kaçmaya başladığını,bu esnada etraftan kalabalığın toplanarak kendilerini darp etmeye başladığını, ellerinden kurtulup polislere doğru kaçtığını,K.'ın kalabalığın arasında kaldığını, F.'da bıçak olduğunu bilmediğini, F.'ın uzun zamandır siyah renkli kelebek diye tabir edilen bıçağı taşıdığını, sabah saatlerinde F.'da bulunan bıçakla oynadığını, parmak izinin çıkmış olabileceğini, ama olay esnasında bıçağa hiç dokunmadığını, kavgada F.'ı çağırmasının sebebinin karşı taraf 3 kişi kendilerin 2 kişi olması nedeniyle F.'a seslendiğini, F.'ın normalde bıçak kullanan biri olmadığını, olay esnasında da bıçağı kullanacağını düşünmediğini, birbirlerine kemerle vurdukları esnada ölen şahsı tutan her hangi bir kimsenin olmadığını, bıçaklama olayının bir anda gerçekleştiğini, F.'ın gelip ölen şahsa bıçakla vurarak kaçıp gittiğini ifade ederek suçlamayı kabul etmediği,
Suça Sürüklenen Çocuk M. K. A.'ün Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadelerinde özetle;
Olay günü arkadaşları F.,Y., R. ve M. ile birlikte Carfuorsa isimli markete birşeyler almak için gittiklerini, F.'ın hesabı ödemek için içerde kaldığını, Y.'la dışarı çıkarak kızlarla sohbet etmeye başladığını, bu esnada 3 şahısın kendilerine hitaben "hayırdır burda ne işiniz var" dediklerini, şahıslara sizi ilgilendirmez dediklerini, sol tarafta bulunan sahsın kemerini çıkardığını, diğerlerinin elini cebine atmaya çalıştıklarını, ilk kemerini çıkartan şahısın suratına ve ayaklarına kemerle vurması üzerine kendini savunmak amacıyla kemerini çıkartıp savurmaya başladığını, ancak kimseye vurmadığını, arkadaşı Y. ‘un kemerle karşı tarafta bulunan şahıslara vurduğunu, kavga esnasında üç kişiye karşı iki kişi olduklarını, F.'ın koşarak kendilerine doğru geldiğini gördüğünü, F.'ın siyah renkli bir bıçağı önce önüne gelene savurduğunu, sonrasında sarışın olan şahsın omuzundan tutarak şahsı bıçakladığını, kavga esnasında F.'a seslendiğini hatırlamadığını, daha sonra öğrendiği kadarıyla R.'in F.'a gel işareti yaptığını duyduğunu, olay sonrasında Y. ve F.'ın korkudan kaçtıklarını, yokuş aşağı bir yerden kendilerine sataşan iki kişi ile 20-üçüncü kişilik bir kalabalığın kendilerine doğru gelerek kemerlerle Y.,F. ve kendisini darp ettiklerini, F.'ın bıçağı vurduğunda bıçaklanan kişiyi her hangi bir kişinin tutmadığını, bıçaklama ve kavga olayının anlık geliştiğini, kavga ettiği kişileri daha öncesinden tanımadığını, kendisini yaralayan şahışlardan şikayetçi olmadığını ifade edip atılı suçlamayı kabul etmediği,
Suça Sürüklenen Çocuk R. F. F.'nın Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle;
Arkadaşları K. ve Y. ile birlikte R. ve M.'i bırakmak için toplu konuta doğru gittiklerini, daha sonra M., K. ve Y. ile Carfour isimli markete girerek birşeyler aldıklarını, hesabı ödeyeceği için içerde kaldığını,K. ve Y.'un marketten kendisinden önce çıktıklarını, carfourdan çıktıktan sonra R.'in kendisine gel gel şeklinde işaret yaptığını gördüğünü, O esnada dışarı çıkmaya çalışırken Y.'un F. diye bağırdığını duyduğunu, Y. ve K.'ı kalabalık bir grubun dövdüklerini görmesi üzerine, kalabalığa karışarak yapmayın dediğini, şahısların kendisine vurarak yere düşürdüklerini, yere düştüğü sırada yerde bıçak bulduğunu, savunma amaçlı bıçağı aldığını, rastgele salladığını, sonrasında koşarak uzaklaştığını, koşarken bıçağı fırlattığını olay günü üzerinde bıçağın bulunmadığını, bıçağı arbede esnasında tesadüfen yerde bulduğunu, kavganın nasıl çıktığını bilmediğini, şahısları daha öncesinden görmediğini ifade ettiği,
Suça Sürüklenen Çocuk R. Y.'nin Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle;
Olay tarihinde arkadaşı M., Y. A., M. K. A. ve K. ve Y.'un arkadaşları olan R. F. F. ile birlikte Carfoursa isimli markete alışveriş yapmak amacıyla gittiklerini, alışveriş yaptıktan sonra R. F. F. ‘nın ödeme yapmak amacıyla market içerisinde kaldığını, M., Y. ve K. ile birlikte marketin dışında F.' ı beklediklerini, bu sırada tanımadığı üç şahıs ile arkadaşları Y. ve K.'ın bakma meselesinden dolayı tartışmaya başladıklarını, tanımadığı üç şahısın kemerlerini çıkartarak K. ve Y.'a savurduklarını, K. ve Y. 'un da kemerlerini çıkartıp hep birlikte karşılıklı olarak birbirlerine vurup kavga etmeye başladıklarını, kendilerini ayırmak için yanlarına gittiğini, ancak gücü yetmediğinden dolayı ayıramadığını, bunun üzerine markete doğru koşarak kavgayı ayırmaları hususunda insanlara yardım edin diye bağırarak seslendiğini, hemen akabinde kavga yapılan yere tekrardan geldiğini, karşı tarafta bulunan ismini sonradan öğrendiği B. isimli şahsı yerde yaralı bir vaziyette yattığını gördüğünü, olayın oluşumunda B. isimli şahsı kimin bıçakladığını göremediğini, sonradan öğrendiğine göre F.'ın B.'ı bıçakladığını duyduğunu, B.'ın yaralı bölgesine eliyle tampon yapmaya çalıştığını, hatta tanımadığı bir kadının gelerek B.'ın yaralı bölgesine peçeteyle tampon yaptığını, R. F. F.' yı olay yerine "F. " diyerek bağırıp çağırmadığını, amacının kavga yapan şahısların ayrılmasına yönelik olduğunu ifade ederek atılı bulunan suçlamayı kabul etmediği,
Suça Sürüklenen Çocuk B. Y.'un Cumhuriyet Başsavcılığımızda alınan ifadesinde özetle ;
Olay tarihinde arkadaşları E. A., B. B. ile birlikte Carfoursa isimli marketin önünde bulunduklarını, bu esnada tanımadıkları ve isimlerini sonradan öğrendiği M. K. A., Y. A. isimli şahısların kendilerine hitaben ‘motora niye bakıyorsunuz ‘diyerek sataştıklarını, M. K. A.'ün belindeki kemeri çıkartarak B.'a vurmaya başladığını, M. K.'ı tutarak kendisine engel olmaya çalıştığını, arkadaşı E. A.'un olay yerinden kaçarak uzaklaştığını, Y. A.'ın da belindeki kemeri çıkartarak B.'a vurduğunu, kendilerine engel olmaya çalışıp kavgayı ayırmaya çalıştığını, olay yerine siyah montlu bir şahısın koşarak gelip belinden bir şey çıkartarak arkadaşı B.'ın sırtına doğru vurup kaçtığını, tanımadığı yaşı büyük bir bayanın B.'ın sırtına tampon yaptığını, ambulansın gelmesi üzerine B.'ı hastaneye götürdüklerini, meydana gelen olayda kimseye yönelik herhangi bir eylemim olmadığını, Y. A., M. K. A. isimli şahısların kendisine kemer ile vurmadıklarını ifade edip atılı suçlamayı kabul etmediği anlaşılmıştır.
Mütevvefa B. B.'ın cesedi üzerinde yapılan otopsi işlemi neticesinde;
Sırtta skapula altında 2,5 cm lik üzeri süture edilmiş kesici delici alet yarası ile sol arkuskosta hizasında üzeri süture edilmiş kesici delici alet yarası tespit edilerek ölümün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğine ilişkin otopsi raporu düzenlendiği,
Suça sürüklenen mağdur Çocuk M. K. hakkında düzenlenen Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 2018/202 Sayılı raporunun incelenmesinde;
Burun kırığı şeklindeki yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokan bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin, hayat fonksiyonlarını hafif derecede etkileyecek nitelikte olduğunun rapor edildiği belirlenmiştir.
Bu bağlamda suça sürüklenen çocuk ifadeleri, otopsi raporu, Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 2018/202 Sayılı raporu, adli muayene raporları, dosya kapsamında bulunan olay yeri inceleme raporu, görüntü inceleme tutanağı, kamera kayıtlarına ilişkin cd, kriminal uzmanlık raporları ile tüm bilgi ve belgeler birlikte değerlendirildiğinde;
Olay tarihinde suça sürüklenen çocuklar M. K. A., R. F. F., Y. A. ve R. Y.'in Aziziye Mahallesi Toki 11. cadde üzerinde bulunan Carrefoursa isimli markete alış veriş yapmak amacıyla gittikleri, alış veriş sonrasında market önünde suça sürüklenen çocuklar M. K. A.,Y. A. ile maktül B. B., suça sürüklenen çocuk B. Y. ve şüpheli E. A. arasında birbirlerine bakma meselesinden dolayı tartışma meydana geldiği, çıkan tartışmada birbirlerine kemerle vurarak darp etmeye başladıkları, bu esnada suça sürüklenen çocuklar Y. A. ve R. Y.'nin suça sürüklenen çocuk R. F.'a seslenip el işareti yaparak olay yerine çağırdıkları, bunun üzerine suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın kavgaya katılarak üzerinde bulunan ve halihazırda adli emanetin 2017/8031 sırasında kayıtlı bulunan bıçakla maktül B. B.'ı hayati öneme sahip vücut bölgelerine öldürme kastıyla vurarak öldürdüğü, olayın sonrasında suça sürüklenen çocuk B. Y.,şüpheli E. A. ve kimlik bilgileri tespit edilemeyen şüphelilerin kemerle suça sürüklenen mağdur çocuk M. K. A.'ü darp ederek etkisi basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek ve burunda kırık oluşturacak nitelikte yaraladıkları, meydana gelen ölüm olayında suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın fiil ve maktul üzerinde ortak hakimiyet kurarak R. F. F.'nın suçuna birlikte işleyen sıfatıyla iştirak ettikleri, suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin de suça sürüklen çocuk R. F. F.'yı olay yerine çağırarak suç işlemeye teşvik edip atılı suça yardım eden sıfatıyla iştirak ettiği, bu suretle suça sürüklenen çocuklarının üzerlerine atılı bulunan suçları işlemiş oldukları anlaşılmış olmakla,
Suça sürüklenen çocuklarının yargılamasının mahkemenizde yapılarak eylemine uyan ve tatbiki istenen sevk maddeleri uyarınca AYRI AYRI CEZALANDIRILMALARINA, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin TCK.nun 63. maddesi gereğince alacağı cezadan İNDİRİLMESİNE, suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın gözaltında geçirdiği sürelerin TCK.nun 63. maddesi gereğince alacağı cezadan İNDİRİLMESİNE, adli emanetin 2017/8031 sırasında kayıtlı bulunan suçta kullanılan bıçağın TCK.nun 54. maddesi gereğince MÜSADERESİNE, adli emanetin 2017/9898 sırasında kayıtlı bulunan biyolojik sıvı ve kan örneklerinin karar kesinleştiğinde imhasına, aynı emanette kayıtlı giysilerin sahiplerine iadesine karar verilmesi kamu adına talep ve iddia olunur" şeklinde olup iddianame ile suça sürüklenen çocuklar R. F. F., M. K. A. ve Y. A.'ın çocuğa yönelik kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 31/3, 63, 54 maddeleri ve 5395 Sayılı yasanın 5. maddesi gereğince, suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin çocuğa yönelik kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 39/1, 31/2, 63 maddeleri ve 5395 Sayılı yasanın 5. maddesi gereğince ve hakkında dairemizin 2020/243 Esas sayılı dosyasına konu istinaf davası bulunmayan suça sürüklenen çocuk B. Y.'un M. K. A.'e yönelik silahla nitelikli kasten yaralama suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 86/1, 86/3-e, 87/3 ve 31/3 maddeleri ve 5395 Sayılı yasanın 5. maddesi gereğince cezalandırılmaları talebiyle kamu davası açıldığı, Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 04/10/2018 tarihli 2018/82 Esas, 2018/372 Karar sayılı kararı ile suça sürüklenen çocuklar M. K. A., Y. A. ve R. Y.'nin beraatine, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çocuğa yönelik kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 29/1, 31/3, 62 ve 63 maddeleri gereğince 11 yıl 1 ay 10 gün hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, suça sürüklenen çocuk B. Y. hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, beraat hükümlerinin aleyhe, mahkumiyet hükmünün lehe ve aleyhe istinaf edildiği, dairemizin 31/01/2019 tarihli 2018/2331 Esas, 2019/238 Karar sayılı kararı ile "1)Suça sürüklenen çocukların üzerine atılı suçun, çocuğa karşı işlendiği gözetildiğinde, Yargıtay 1.Ceza Dairesi'nin 30/05/2016 tarihli E.2016/3171-K.2016/2741 Sayılı ilamında da belirtildiği üzere; CMK'nın 237/2 maddesi uyarınca kanun yolu muhakemesinde katılma talebinde bulunulamayacağına dair hüküm de gözetildiğinde, 6284 Sayılı Kanun'un 2/1-d ve 20/2. maddeleri uyarınca Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'nın bu suçun zarar göreni olduğu, bu sıfatının gereği olarak CMK'nın 233 ve 234. maddeleri gereğince kovuşturma evresinde sahip olduğu davaya katılma ve öteki haklarını kullanabilmesi için duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği halde, usulen dava ve duruşmalar bildirilmeden, davaya katılma ve CMK'nın mağdur ve katılanlar için öngördüğü haklardan yararlanma olanağı sağlanmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulması, 2)Kabul ve uygulamaya göre de, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın, maktul ile diğer suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A. arasındaki kavgayı görmesi üzerine, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın kavgayı ayırmak yerine bıçakla saldırdığının kabul edilmesi karşısında, o aşamada ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. tarafından bilinmediği de gözetildiğinde haksız tahrik nedeniyle yapılacak indirimin en fazla 1/4 olacak şekilde yapılması gerektiğinin gözetilmemesi hukuka aykırı görülmüş" şeklindeki gerekçeyle beraat ve mahkumiyet hükümlerinin bozulmasına karar verildiği, B. Yakut hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının ilk derece mahkemesince kesinleştirildiği ve bu suretle dava dışı kaldığı, bozmaya konu davalar yönünden Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas, 2019/138 Karar sayılı ilamı ile atılı suçun sabit olmadığından bahisle suça sürüklenen çocuklar M. K. A., Y. A. ve R. Y.'nin beraatine, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın ise çocuğa yönelik kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 29/1 (hükme yazılmadığı anlaşılmıştır), 31/3, 62 ve 63 maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafii Av. V. A.'ın 22/03/2019 ve 26/12/2019 tarihli istinaf dilekçeleriyle suça sürüklenen çocuk R. F. F. lehine olarak, katılan M. B. vekili Av. A. B.'in ise 25/03/2019 tarihli istinaf dilekçesiyle suça sürüklenen çocuklar R. F. F., M. K. A., Y. A. ve R. Y. aleyhine olarak istinaf başvurusunda bulundukları ve dairemizce istinaf taleplerinin dairemiz esas defterinin yukarıda belirtilen sırasına kaydedilerek istinaf taleplerinin duruşmalı olarak incelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
SAVUNMA:
Suça sürüklenen çocuk R. Y. ilk derece mahkemesinde bozma öncesindeki savunmasında "Ben F. da bıçak olduğunu bilmiyordum, ben onu kavgaya girmesi ya da bıçaklaması için çağırmadım, o an heyecanla marketten birilerini çağırmaya gittim, onlar çok uzun ve iriler bu nedenle onları ayıramazdım, ben de marketten yardım istemeye gittim, arkadaşım M.'e baktım orda mı diye oda bağırıyordu, sonra B.'ın yerde yattığını gördüm, ambulans çağırdık, kan geliyordu, peçete bastırdık dediği,
Diğer küçüklerin soruşturma aşamasında alınan beyanları, dosyada bulunan rapor ve kayıtlar okunup sorulduğunda: Olay günü biz hepimiz beraberdik, motosikletle geziyorduk, bir motosiklet vardı, arkası geniş bir motosiklet hepimiz motosiklete binmiştik, carfeourun önünde park ettik, ben, M. ve F. içeri girdik, M., K. ve Y. dışardaydı, F. hesabı ödemek için kasadaydı, sonra dışarı ben ve m. çıktı, ben ve M. motosikletin yanındaydık, Y. ve K. motorun yanında bekliyordu, birbirimizden ayrı ayrı sohbet ediyorduk, biri ne bakıyorsun dedi, daha sonra birisi de siz ne bakıyorsunuz diye karşılık verdi, bunun üzerine o tarafa baktık, birbirlerinin üzerlerine yürümeye başladılar, 2-3 kişi vardı, bizde herhangi bir laf atma olmadı, M. motorun üstündeydi, ben de motorun yan tarafında duruyordum, bize yönelik herhangi bir taciz içerikli söz söylenmedi, biz zaten onları hiç görmedik, sonra kemerlerini çıkartıp birbirlerinin üzerine yürümeye başladılar, ben de ayırmak için marketten birilerini çağırmak için gittim, birilerine bakıp gelin diye işaret yapıyordum, sonra F. koştu, ben de arkasından koştum, bu esnada F.'a kavga ediyorlar dedim, marketin tam önünde kavga oldu, M.'e bakmak için döndüm, sonra bir kaç kişi kavganın olduğu yere doğru koşuyordu, her yerden insanlar koşuyordu, Y. ve K.'ı vurdu, biraz ortalık sakinleşince biz marketin önünde B.'ı kanlar içinde gördük, B.'ı simaen bir kez toplu konutta görmüştüm, tanımıyordum, diğerlerini görmemiştim, ben F.'ın barış'a vurduğu anı görmedim, o sırada M.'e bakıyordum, çocukların hiçbiriyle duygusal ilişkim yoktur, biz gün boyu değil, hava yeni kararmaya başlayınca beraberdik, ben kimsede bıçak görmedim, benim çağırmam üzerine Y. F.'ı çağırın diye kavga esnasında bağırıyordu, B.'ın bir kaç arkadaşı kalmıştı, ambulansı ben ve M. aradık, yan tarafından yaralanmıştı, birisi başını kaldırın kusmasın dedi, ağzından kan çıkıyordu, K. da yoktu, hepsi gitmişti, ortalık sakinleşmişti, M. carfeorun yukarısında oturuyor, hangi okulda okuduğunu bilmiyorum, telefon numarasını da bilmiyorum, numarasını değiştirmiş, annesi ve babası ayrıdır, babasının adı orhandır, oda yardım edin diye bağırıyordu" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. Y. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum dedi. Olay tarihinde arkadaşım M., Y. A., M. K. A. ve K. ve Y.'un arkadaşları olan R. F. F. ile birlikte Carfoursa isimli markete alışveriş yapmak amacıyla gittik. Alışveriş yaptıktan sonra R. F. F. ödeme yapmak amacıyla market içerisinde kaldı. M., Y. ve K. ile birlikte marketin dışında F.' ı bekliyorduk. Bu sırada tanımadığım üç şahıs arkadaşlarım Y. ve K. ile bakma meselesinden dolayı tartışmaya başladılar. Tanımadığım üç şahıs kemerlerini çıkartarak K. ve Y.'a savuruyorlardı. K. ve Y.' ta kemerlerini çıkartıp hep birlikte karşılıklı olarak birbirlerine vurup kavga etmeye başladılar. Ben kendilerini ayırmak için yanlarına gittim. Ancak gücüm yetmediğinden dolayı ayıramadım. Bunun üzerine markete doğru koşarak kavgayı ayırmaları hususunda insanlara yardım edin diye bağırarak seslendim. Hemen akabinde kavga yapılan yani marketin önüne tekrardan geldim. Karşı tarafta bulunan ismini sonradan öğrendiğim B. isimli şahsı yerde yaralı bir vaziyette yattığını gördüm. Olayın oluşumunda B. isimli şahsı kimin bıçakladığını göremedim. Sonradan öğrendiğime göre F., B.'ı bıçaklamış. B.'ın yaralı bölgesine elimle tampon yapmaya çalıştım. Hatta tanımadığım bir kadın gelerek B.'ın yaralı bölgesine peçeteyle tampon yaptı. R. F. F.' yı olay yerine "F. " diyerek bağırıp çağırmadım. Amacım kavga yapan şahısların ayrılmasına yönelikti. F. ile aramızda herhangi bir ilişki yoktur. Kendisi yukarıda beyan ettiğim gibi K. ve Y.'un arkadaşıdır. Üzerime atılı bulunan suçlamayı kabul etmiyorum. İfadem bundan ibarettir" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. Y. dairemizde SEGBİS ortamında alınan savunmasında "Alışveriş için markete gitmiştik, R. F. ödeme yapmak için içeride kaldı biz dışarıya çıktık, dışarıda ne bakıyorsun diye bir ses duydum ve ardından kavga çıktığını gördüm, ayırmaya çalıştım ancak ayıramadım, ardından markete doğru geri gittim ve markettekilerden kavga var gelin ayırın diye yardım istedim, tekrar kavganın olduğu yere gittim, yerde yatan bir çocuk gördüm, elimi çocuğun yarasına bastırdım, M.'de bu sırada ambulansı aradı, kısa süre sonrada ambulans geldi" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk M. K. A. ilk derece mahkemesince bozma öncesinde alınan savunmasında " Olay tarihinde biz carfeorua gittik, ben f. ve R. markete girdik, sonra F. hesabı ödemek için kasaya geçti, ben ve Y. dışarı çıktı, R. ve diğer kız da geldi, bizler ayrı ayrı sohbet ediyorduk, üç kişi sağ taraftan bize doğru geldi, kızların olduğu taraftan geldiler, barış bizim gözümüzün içine baktı, sonra dönüp biraz ilerlediler, yine baktı, arkasını döndüler bize ne bakıyorsunuz dedi, ben ve Y. siz baktınız diye baktık dedik, sonra birden sinirlenmeye başladılar, bize doğru geldiler, birinin kemerinin demir tarafı burnuma değdi sersemleştim, sonra beyaz gömlekli uzun boylu bir arkadaşları vardı, beni karanlık bir tarafa çekmeye çalıştı, ben gitmedim, birbirimizi çekiştiriyorduk, sonra bende kemerimi çıkardım, kızların çığlık sesi geldi, sonra F. geldi, F.'ın B.'ı vurduğunu gördüm, sonra Y. ve F. kaçtı, ben kaldım, sonra olay yerindekiler B. da dahil beni darp ettiler, burnum bu esnada kırılmış olabilir, kısa boyla sarışın bir abi geldi, beni biraz dövüp git dedi, sonra yorgun olduğum için gidemiyordum, Y.'u aradım polis çzıktı, korktuğum için kapattım, sonra tekrar arayıp marketin orda olduğumu söyledim" şeklinde beyanda bulunmuş
Diğer küçüklerin soruşturma aşamasında alınan beyanları, dosyada bulunan rapor ve kayıtlar okunup sorulduğunda: Olay tarihinde biz motosikletle geziyorduk, geldik marketten alışveriş yaptık, M. dışında hepimiz markete gittik, sonra çıkıp ayrı ayrı oturduk, motora sadece baktılar, kızlara birşey söylemediler, üç kişiydiler sonra çoğaldılar, önce onlar bizi dövmeye başladılar, B. ile kavga ettik, önce hangisinin kemerle vurduğunu hatırlamıyorum, ancak birinin kemerinin tokası yüzüme geldi, ben F.'a seslenmedim, Y.'un da F.'a seslendiğini duymadım, kızların çığlık seslerini duydum, kız mı erkek sesi mi olduğunu ayırt edemiyordum, F. gel şeklinde çığlık sesleriydi, sonra F. dışarı çıktı, poşetleri yere attı, cebinden siyah bıçak çıkarttı, çocuğa vurmak için savurdu, sadece ona savurdu, 4-5 kez savurduğunu gördüm, B. ellerini havaya kaldırarak kendini savunmaya çalışıyordu, arkamı döndüm, B.'ın düştüğünü görmedim, Y. ve F. kaçtı, ben kaçamadım, 20-üçüncü kişilik grup geldi, herkes beni darp etmeye başladı, beni döve döve yere düşürdüler, sonra B.'ın yüzünü gördüm, yüzüme tekme attı, burnum bu esnada kırılmış olabilir, gün içerisinde F.'la beraberdim, gün içerisinde bıçak görmedim, o gün üzerinde bıçak olduğunu görmedim, ben ve Y. o gün F.'ın bıçağıyla oynamadık, bakmadık, uzun boylu beyaz gömlekli bunların içinde olan biri beni karanlık yere çekti, birisi B. biri Y.'tu, diğer uzun boylu şahsın ismini bilmiyorum, gençti, beyaz gömlek giymişti, bana gel gel diye çekiştiriyordu ancak ben gitmedim" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk M. K. A. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 06/12/2017 tarihli ifadesinde "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum dedi. Cumhuriyet Başsavcılığınızda vermiş olduğum ifademi aynen tekrar ediyorum. Carfour marketinin önünde arkadaşım Y. ile birlikte bulunduğum esnada tanımadığım 3 şahıs bize sataştı aramızda geçen tartışmada uzun boylu esmer tenli olan şahıs kemerini çıkartarak suratıma vurdu. Yanında bulunan kısa boylu şahısta benim boğazımı sıktı. Olay sonrasında ölen şahıs bana yönelik herhangi bir eylemde bulunmadı. Olayın devamında marketten çıkıp yanımıza gelen arkadaşım R. F. F. elinde bulunan bıçakla ölen şahsı bıçaklayarak olay yerinden kaçtı. Ben ilk aşamada korkumdan dolayı kaçamadım. Daha sonra bize sataşan iki şahıs ile birlikte tanımadığım 20-üçüncü kişi beni ve arkadaşım Y.'u darp ederek yaraladılar. Beni yaralayan şahıslardan şikayetçi değilim. Olayda ölen şahısa ve yanında bulunan şahıslara yönelik herhangi bir eylemim olmadı. Kendimi savunmaya çalıştım. Kavga olayında F.'ın kız arkadaşı R. "F." şeklinde çığlık atarak F.'ı olay yerine çağırdı başka bir sözü olmadı. Üzerime atılı bulunan suçlamayı kabul etmiyorum" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk M. K. A. dairemizde SEGBİS ortamında alınan savunmasında "Olay günü biz carfursaya gitmiştik. Alışveriş yaptıktan sonra F. hesabı ödemek için kasaya geçti biz dışarıya çıktık. Dışarıda beklerken 3 kişi geldiler. Yanımızdan geçerken bize ne bakıyorsun dediler bu nedenle aramızda tartışma çıktı karşı taraftakiler kemerlerini çıkartarak bize saldırdılar aramızda kavga çıktı. Kavga sırasında R. R.'i çağırdı. R.'in geldiği elindeki bıçakla B.'a doğru rastgele salladığını gördüm. Y. ve F. kaçtı ben orada kaldım. Oradakiler beni bu sırada darp ettiler. Diyeceklerim bundan ibarettir" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün üzerine atılı eylemin sübutu halinde hakkında TCK'nın 86/2, 86/3-e, 31/3 maddelerinin uygulanmasına binaen süre talep edebileceği hatırlatılarak CMK 226 maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmiş, suça sürüklenen çocuk M. K. A. dairemizde SEGBİS ortamında alınan ek savunmasında "Süre talebim yoktur. Önceki savunmalarımı tekrar ediyorum. Adaletinize sığınıyorum" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Y. A. ilk derece mahkemesinde bozma öncesinde alınan savunmasında "Biz k. ve F. ile sabahtan beraberdik, F.'ın kız arkadaşı yani normal arkadaşı ceylandaydı, onları alıp eve bırakacaktık, çok yorgunduk onları eve bıraktık, daha sonra carfeoura girdik, ben, K., F. ve R. birlikte girdik, diğer kızı hatırlamıyorum, marketten hepimiz çıktı, F. hesabı ödemek için kaldı, R. ve kız arkadaşı bir tarafta biz de ayrı bir tarafta sohbet ediyorduk, biz kızlarla samimi değildik, biz konuşurken kızların olduğu taraftan üç kişi geldiler, sonra gözümüzün içine baka baka gittiler, biz de semti tanımıyorduk, ilk defa gelmiştik, bu nedenle birşey demedik, giderken onlardan biri arkasını dönüp ne bakıyorsun dedi, biz de siz ne bakıyorsunuz dedik, ne işiniz var burda dediler, sonra bir anda kemerlerini çıkarttılar, K. ve bana vurdular, bana vurunca bende kendimi savunmak için kemerimi çıkardım, K. iki kişiyle ben de B.'la kavga ediyordum, B. kemer sallamaya başladı, ben o gün çok yorgundum, kemeri salladı, koluma gelip morarınca ben de kemerimi çıkarttım bu esnada B. benim arka tarafıma geçti, ben bu esnada K.'a yardım etmek için gittim, iki kişiyle kavga ediyordu, çığlık sesi geldi, bakınca ölen çocuğun sersemlediğini ve F.'ın kaçtığını gördüm, sonra arabadan çıkan herkesin K.'a saldırdığını gördüm, çok sayıda insan geldi, K.'a yardım etmek için içeri girdim, K.'ı kafası yerdeydi, bana sen mi bıçak çektin dediler, yok dedikçe tokatladılar, sonra beni dövmeye başladılar, sonra ben de kaçtım, oralarda karakol varmıydı bilmiyorum, bağırmaya başladım, yardım edin dedim, iki üç kişi gördüm, yardım edin dedim, bana buranın büyüğüyüz gel yardım edelim dediler, sonra giderken bir kaç kişi karşımıza çıktı, B.'ı bu bıçaklamış deyince beni vurmaya başladılar, polisler geldi, hatta korktuğum için polislere siz de mi vuracaksınız dedim, sonra polisler beni alıp karakola götürdüler, K. beni aradı, ben de polislere verdim, Kenandır dedim, sonra kenanla konuştular, kenan korkup kapattı, bir daha arayıp beni alın yürüyecek halde değilim dedi, sonra K. karakola geldi, F.'dan haberim yoktu dediği,
Önceki beyanı okunup çelişki nedeni ile sorulduğunda: Kızların evlerini tam olarak bilmiyordum, biz marketten enerji içeceği aldık, alkol almak istedik, yaşımız tutmadığ için vermediler, biz şakalaşmak amacıyla elimize almıştık, zaten yaşımız küçük diye vermediler, bıçağı sabah birlikteyken dolmuşa binmiştik, o zaman görmüştüm, olay günü sabahında dolmuştayken F. ve bir şahıs arasında tartışma çıktı, ben de bıçağı görünce birşey olmasın diye aldım, dolmuştan indikten sonra bıçağı kendisine geri verdim, sonra K.'ın yanına gittik, mahallede oturuyorduk, motor K.'ın mahallesinde bir abi var ondan almıştık, gezdik, sonra f. bu kızlarla görüştü, ceylana gittik, sonra 5 kişi motorla toplukonuta gittik, M.i hatırlamıyorum ancak hepimiz markete gittik, sonra çıktık sohbet ediyorduk, çocuklar gelip değişik bir şekilde bize baktılar, bilmediğimiz semtti, bu nedenle korkuya kapıldık, sonradan dönüp ne bakıyorsunuz dediler, önce onlar saldırdılar, ben B. ile K. diğer ikisiyle kavga ediyorlardı, F.'ı çağırmadım, ben F.'a seslenmiş olabilirim ancak hatırlamıyorum, F. carfeorun içindeydi, sonra F. geldi çocuğa doğru hamle yaptığını gördüm ancak vurma anını görmedim, kolunu ona doğru 5-6 kez salladığını gördüm, B. ona karşı birşey yapamadı, B. benden kaçmıştı, ancak benim arka tarafıma geçmişti, F. koşarak geldi, elindekileri attı, saldırmaya başladı, elini ona bir kaç kez salladı, daha sonra kaçtı, bıçağı attığını görmedim, üzerimde california yazan bir tişört vardı, krem renklerinde kolları hafiften maviydi, hepimiz beyaz giymiştik, yaz gecesiydi mont giymeye gerek yoktu, hepimiz tişörtlüydük, f.ın üzerinde mont yoktu, kimsede yoktu, olay yerine daha sonra başka şahıslarda geldi, herkes K.'a saldırdı, ben K.'ı almaya çalıştım, beni oradakiler uzaklaştırdı, bana sen mi yaptın dediler yok dedikçe darp ettiler, sonra polisleri gördüm" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Y. A. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında alınan 03/09/2017 tarihli ifadesinde "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum dedi.
Devamla; Ben olay günü arkadaşlarım K., F. ve F.'ın 2 bayan arkadaşı K.'ın arkadaşı Ş. diye birinin motoruyla geziyorduk, bayan arkadaşları eve bırakmak için Güven karakolunun bulunduğu yerde eski toplu konuta gittik. Carfourun önünde durduk birşeyler içmek için R., K., F. ve ben Carfoura birşeyler almak için girdik, içeceğimizi aldık F. hesabı ödeyeceği için AVM 'de kaldı, ben ve diğer arkadaşlar AVM dışına çıktık. Tanımadığımız 3 kişi bize bakarak "hayırdır niye bakıyorsunuz, burada ne işiniz var" bizde ne oluyor diye karşılık verdik. Daha sonra aramızda tartışma çıktı ve olay kavgaya dönüştü. Karşı taraf kemerlerini çıkardı ve üzerimize yürüdü bizde kendimizi savunmak için ben ve K. kemerlerimizi çıkardık, karşılıklı kavgaya tutuştuk. Benle ölen çocuk karşı karşıyaydık birbirimize kemer sallıyorduk, diğer 2 kişi de K.'la karşı karşıyaydılar birbirlerine kemer sallıyorlardı, ben kemer salladığım esnada F. diye bağırarak F.'ı çağırmış olabilirim, sonra benim tartıştığım çocuk benim arkama doğru geçti o esnada çocuk bana kemer sallayacakken F. koşarak çocuğa doğru hamle yaptı, o esnada çocuk yere yığıldı. F. hemen kaçmaya başladı. Bu esnada etraftan halk ve karşı tarafın tanıdıkları gelmeye başladı, bizi darp etmeye başladılar, ben ellerinden kurtulup kaçtım ve polislere doğru kaçtım. K. kalabalığın arasında kaldı o kaçamadı. Yolda 2 kişiye rastladım ve yardım etmelerini söyledim. Onlarda karşı tarafın arkadaşı çıktı ve beni darp etti. Bu konu ile ilgili diyeceklerim bundan ibarettir, dedi.
Ayrıca, ben F.'da bıçak olduğunu biliyordum, kendisi uzun zamandır siyah renkli kelebek diye tabir edilen bıçağı taşımaktadır. Sabahleyin bende o bıçakla oynadım. Parmak izim çıkmış olabilir, ama olay esnasında bıçağa hiç dokunmadım. Benim kavgada F.'ı çağırmamın sebebi karşı taraf 3 kişiydi biz 2 kişiydik. 3-3 olalım dile F.'a seslendim. F. normalde bıçak kullanan biri değildir, olay esnasında da bıçağı kullanacağını düşünmemiştim. Biz birbirimize karşı kemer vururken yaralanan şahsı tutan herhangibir kimse yoktu. Biz artı kavganın içerisindeydik. Kimse kimseyi tutup vurmadı. Bıçaklama olayı bir anda gerçekleşti. F. geldi bıçağı vurdu ve kaçtı gitti
" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Y. A. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığında 06/12/2017 tarihinde alınan ifadesinde "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum dedi. Cumhuriyet Başsavcılığınızda vermiş olduğum önceki beyanımı aynen tekrar ediyorum. Olay tarihinde arkadaşım M. K. ile birlikte Carfour marketin önünde bulunduğum esnada tanımadığım 3 şahıs bize sözlü olarak sataştı. Aramızda çıkan tartışmada ölen şahısla birlikte karşılıklı olarak birbirimize kemer sallayarak vurmaya çalıştık. Devamında ölen şahsın yanında bulunan iki çocukta arkadaşım M. K.'a doğru kemer sallayarak darp ediyorlardı. Bu esnada markette bulunan arkadaşım R. F. FETTAHLI' yı "F." diye bağırarak olay yerine çağırıp çağırmadığımı hatırlamıyorum. Olay esnasında F.'ın kız arkadaşı R.'in F.'a el işareti yaparak çağırdığını gördüm. R.'in herhangi bir söz söylediğini duymadım. F.'ın olay yerine gelmesine müteakip elinde bulunan bıçakla ölen çocuğu bıçakla hamle yaptığını gördüm. Daha sonra olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Benimle birlikte arkadaşım M. K. A.'ü bize sataşan iki şahıs ve daha sonra olay yerine gelen tanımadığım kalabalık sayıda şahıslar darp edip yaraladılar. Yaralanmamdan dolayı kimseden şikayetçi değilim. Ölen şahıs ve diğer şahıslara yönelik herhangi bir eylemim olmadı. Olayda kendimi savunmaya çalıştım. Üzerime atılı bulunan suçlamayı kabul etmiyorum. İfadem bundan ibarettir" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Y. A. dairemizde SEGBİS ortamında alınan savunmasında "Olay günü alışveriş yaptıktan sonra F. hesabı ödemek için içeride kaldı biz dışarıya çıktık, 3 kişi bize ne bakıyorsun dedi biz karşılık verince bize saldırdılar, kavga başladı, iki tarafta birbirine kemerle vuruyordu ben maktul B. ile K.'da diğer ikisi ile kavga ediyordu, son olarak maktul B. sağ tarafa doğru gitti bende K.'a yardım etmeye gittim, geri baktığımda maktul B.'ın yerde olduğunu F.'ın da kaçmakta olduğunu gördüm, ayrıca kavga sırasında R.'in markete doğru eli ile gel gel yaptığını gördüm, bunu F.'a mı yoksa oradaki herkese mi yapıyordu bilmiyorum" ve "Ben K.'a doğru koşarken B.'ın yere doğru yığıldığını F.'ın da kaçtığını gördüm" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın üzerine atılı eylemin sübutu halinde hakkında TCK'nın 86/2, 86/3-e, 31/3 maddelerinin uygulanması ihtimaline binaen süre talep edebileceği hatırlatılarak CMK'nun 226 maddesi gereğince ek savunma hakkı verilmiş, suça sürüklenen çocuk Y. A. dairemizce SEGBİS ortamında alınan ek savunmasında "Ek savunma için süre talep etmiyorum, olayın başında karşı taraftakiler kemer çıkartıp bize saldırınca bende kendimi korumak için kemerimi çıkarttım bu şekilde birbirimize vurduk" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. F. F. ilk derece mahkemesince bozma öncesinde alınan savunmasında "Olay tarihinde ben, K., Y. beraberdik, akşam saatlerinde R.lerin yanına gidecektik, haberleştik, akşam saatleri olunca K.'ın mahallesinde motor kiralayan bir abiden motor kiralayıp ceylan avmye gittik, kız arkadaşlarımızı alacaktık, aldık, motora bindik, evlerine bırakmak için toplu konuta gittik, toplu konutta gidince üçümüzde yorgunduk, dinlendik, marketten içecek alalım dedik, carfeora gittik, R., K., Y. ve ben markete gidip içeçekz aldık, kasaya ben geçtim, onlar dışarı çıktı, ben kasada kaldım, o sırada bir çığlık sesi geldi, kasadaki abi dışarı baktı, karanlık olduğu için anlayamadı, sonra R. gelip eliyle bana gel gel yaptı, ben de alışverişi tamamlamadan dışarı çıktım, otomatik kapı olduğu için bana sesi gelmedi, bir genç kız çıkınca ben de oradan çıktım, iki üç merdiven vardı oradan zıpladım, arka cebimde kelebek bıçak vardı onun sabitleme yeri çok gevşekti, cebimden çıkıyordu, cebimden çıkıp yere düştü, ben o sırada karşı kaldırıma K.'ın kavga ettiği çocukla ayırmaya çalıştım, kaşımda pirsing vardı ben de korktum, o esnada K. ve beyaz gömlekli biri ve Y. ile B. kavga ediyorlardı, olay yerinde bir kişi daha vardı, siyah gömlekli ve kalıplı biriydi, karşı kaldırıma geçtim ayıracak gücüm olmayınca geri tarafa geldim, sonra Y. ile birinin kavga ettiğii gördüm, ben de olaydaki üçüncü şahsa gittim, tanımıyordum, siyah gömlekliydi, sonra sol ayağım boşta kalacak şekilde sağ ayağımla tekme salladım, o da sol ayağım tekma atınca yere düştüm, ben de bıçağı aldım, sallamaya başlayınca bu şahıs geriye çekildi, koşmaya başladı, carfeorun karşısındaki ara sokağa geçti, arkamdan bir ses geldiğini duydum, B.'ın vurma vurma diye sesini duydum, karşı taraftan bayağı bir kalabalık geldi, K.'ın etrafını sardılar, baktım hepsi kenana girişiyor, Y.'a da tekme salladılar, bağırdılar kim yaptı diye, sonra Y.'a tekme sallayarak kim yaptı kim yaptı sen mi yaptın diyorlardı, siyah gömlekli üçüncü şahsın üstüme doğru geldiğini gördüm, arkasında kalabalık vardı, korktum ondan uzaklaştım, Y.'a da saldırıyorlardı, direk yokuş aşağı koştum, polis dubaları ve akrep aracı vardı, kendimi oraya atarım diye düşündüm, Y. peşimden koş diye sesleniyordu, iki kişi arkamdan geliyordu, o esnada polisi aradım, bir kişinin yaralı olduğunu ardından büyük kavga ettiğini söyledim, arkamdan iki kişi küfür ediyordu, oradaki bir okulun önünden koşmaya başladım, sol taraftan kendimi boş bir arsaya attım, etraf sakinleşince taksiye binip eve gittim, polis aradı ifade verdim tutuklandım dediği,
Önceki beyanı okunup çelişki nedeni ile sorulduğunda:" Diğer küçüklerin soruşturma aşamasında alınan beyanları, dosyada bulunan rapor ve kayıtlar okundu soruldu: Bıçağın benim olduğunu korktuğum için söylemedim, savcıya da böyle olduğunu anlattım, iddianame geldiğinde de böyle birşey anlatmadığım için şaşırdım, ben bıçağı savurduğumu söylememiştim, olayın şokuyla bu şekilde anlatmış olabilirim, B.'ı ben bıçaklamadım, ben bıçağı yere atmadım, karakol olduğunu biliyordum, karakola gideceğim için korkudan bıçağı attım, olay yerinde ben gittiğimde üç kişi vardı, üçüncü kişi siyah gömlekliydi, ben gittiğim zaman üç kişi vardı, ancak siyah gömlekli üçüncü kişi kimseye karışmıyordu, yardım istiyordu, sonra ben gelince benim karşı taraftan olduğumu anlayınca bana yumruk ve tekme atmaya başladı, o esnada zaten yere düştüm, ben marketten çıktığımda bıçak cebimden düşmüştü, sonra ben siyah gömlekli şahsa sağ ayağımla tekme salladım, boşta kalan sol ayağıma tekme sallayınca yere düştüm ve bıçağımı gördüm, Y.'ta o gün küçük kırmızı bıçak vardı, K. da yoktu, Y.'un o gün dolmuşta geçtiğini anlattığı olay doğru değildir, ceylanın önünde motordaydık, bizim bulunduğumuz gruptan biri sesli konuşuyordu, dolmuş şoförü kızdı, o olayı anlatıyor, bu olay akşam oldu, ben o sırada bıçağı düşürmüştüm, K.'a doğru gittim, marketten çıkar çıkmaz maktüle bıçakla vurup olay yerinden kaçtığım doğru değildir, alışverişi tamamlayamadan direk çıktım, basamaklardan zıplayınca bıçak düştü, benim bıçağım zaten atladığım yerdeydi, markette üç basamak vardı, ordan zıplayınca bıçak yola düştü, ben üçüncü şahıs ile kavgaya tutuşunca yolun ortasındaydım, vur kır diye sesler geliyordu" şeklinde beyanda bulunmuş,
Uzmanlık raporu okunup sorulduğunda: B.'la temasım olmadı, Y. ile kavga ediyordu, B. ile herhangi bir şekilde kavga etmedim, olay yerinde diğer adam bıçak savurdu, yapma diye ses duydum, olay yerinden uzaklaştım, B.'ın kanının bıçağımda nasıl çıktığını bilmiyorum, bıçağım yerdeydi, B. ile karşı karşıya gelmedim, B.'a ait bulguların ne şekilde çıktığını bilmiyorum olay günü beyaz tişört los angeles yazıyordu, tişörtü olaydan sonra polisler benden getirmemi istedi, bende getirmiştim, K.'da beyaz marvel tişörtü vardı" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk Çocuk R. F. F. soruşturma aşamasında sorguda "Ben bu hususta ifade vermiştim o ifademi aynen tekrar ederim, olaya ilişkin beyanları sorulud: ben olay esnasında marketin içerisindeydim, dışarda kavga etmişler R. isimli arkadaşımın el işareti ile beni çağırması üzerine arbede çıktı yere düştüğüm esnada yerde bıçak vardı kendimi koruma amacıyla üzerlerine uzaktan salladım, daha sonra olayın şoku ile kaçtım polisi aradım" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. F. F. soruşturma aşamasında Cumhuriyet Başsavcılığınca alınan savunmasında "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum, Ben, K. ve Y., arkadaşlarımız R. ve M.'i bırakmak için toplu konuta doğru gittik. Carfoura uğradık birşeyler içmek istedik, ben, M., K. ve Y. AVM'ye girdik birşeyler aldık. Ben hesabı ödeyeceğim için arkadaşlarım benden önce çıktı, carfourdan çıktın sonra R.'in bana gel gel işaret yaptığını gördüm. O esnada dışarı çıkmaya çalışırken kapı açıldı, Y.'un F. diye bağırdığını duydum, Y. ve F.'ı kalabalık dövüyorlardı, bayağı kalabalıklardı. Kalabalığa karıştım, yapmayın dedim bana da vurdular yere düştüm. Yere düştüğüm sırada yerde bıçak buldum savunma amaçlı bıçağı aldım, rastgele salladım. Geri geri gittim. koştum, polis arabasını gördüm yanına gittim, kendi telefonumla polisi aradım. Koşarkende bıçağı fırlattım, Y. koş dedi, ticari taksiyi durdurdum eve bırakmasını istedim ve eve gittim. Polis aradı ve karakola geldik. Olay günü bende bıçak yoktu. Bıçağı o arbede esnasında tesadüfen yerde buldum. Ekleyeceğim başka birşey yoktur, dedi. Kavganın nasıl çıktığını bilmiyordum, nezarette arkadaşlarımdan öğrendim, ben AVM'den çıktığımda kalabalık bir grup K. ve Y.'u darp ediyordu. Ben bu şahısları daha öncesinden görmedim, diyeceklerim bunlardan ibarettir" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. F. F. dairemizce SEGBİS ortamında alınan savunmasında "Biz olay günü arkadaşlarım K., Y. ve R. ile birlikte alışveriş için markete gittik, ben ücret ödemek için kasada beklerken diğerleri dışarı çıkmışlardı ardından dışarıdan sesler duydum, kafamı uzatıp baktığımda R.'in elleri ile gel şeklinde işaret ettiğini gördüm, dışarıya çıktım, karşı tarafta 3 kişi benim arkadaşlarım 2 kişi kavga ediyorlardı, bende sonradan ismini E. olarak öğrendiğim kişi ile kavga etmeye başladım, E. kaçtı, kavga sırasında yere düştüğümde yerden bıçağı aldım, arkama baktığımda Y.'un B.'ın sırtına kemerle vurduğunu gördüm ardından Y. ile birlikte kaçmaya başladık, kaçarken bıçağı bahçeye doğru fırlattım, ayrıca polisi de aradım, kavga olduğunu, peşimizde birilerinin olduğunu yerde de birisinin yattığını söyledim" ve "Ben olay esnasında sadece E.'e doğru bıçağı salladım bunun üzerine E. kaçtı, B. benim arkamdaydı ona bıçak sallamadım" demiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafii Av. A. Ö. dairemizdeki beyanında "Öncelikle katılan tarafın cimere yazdığı yazının iyi niyet ve saflığından kaynaklandığını bu ifadenin mahkemeye ithafen yazıldığını kabul ediyoruz. Aksi halde cimere yazılan yazının bu şekilde Adalet Bakanlığı tarafından mahkemeye gönderilmesi usulen doğru değildir. Geçen celse dosyaya sunduğumuz yazılı ayrıntılı savunmalarımızı tekrar ediyoruz. Haksız tahrikin hangi koşullarda uygulanabileceğini ve buna ilişkin yargıtay kararlarını belirtmiştik. Haksız tahrik oluşturan eylemin bizzat faile karşı olması şart olmayıp yakınlarına kıymet verdiği kişilere yönelik haksız fiillerde de haksız tahrik hükümleri uygulanması mümkündür. İlk derece mahkemesince verilen daha önceki kararlarda ve bir kısım beyanlarda da belirtildiği üzere bir bakma meselesi nedeniyle maktul ve arkadaşlarının kemerlerini çıkartarak diğer tarafa saldırmaları nedeniyle olay başlamıştır. İlk haksız hareketin maktul tarafından geldiği sabittir. 29. Maddenin uygulanmamasına yönelik mütaala dosyanın geneline ve içeriğine aykırıdır. Müvekkilin marketten çıkması ile maktulün sendeleyerek yere düşmesi yaklaşık 12 saniyede gerçekleşmiştir. Bu kadar kısa bir süre içerisinde müvekkilin sağlıklı bir tahlil yapması mümkün değildir. Gördüğü olay diğer grubun arkadaşlarına kemerlerle saldırmasıdır. Bu durum 29. Maddeye tam olarak uygun olup, 29. Maddenin uygulanmaması maddenin ruhuna ve müstekar içtihatlara aykırı olacaktır. Bozma ilanında yanlış bir şekilde 1/4 olarak ifade edilen husus asgari oranda indirim yapılmasını belirtmektedir. Yargıtay kararlarına ilk haksız hareketin kimden geldiğinin belli olmaması halinde yapılacak indirimin asgari oranda yapılması belirtilmektedir. Olayda ilk haksız hareketin maktul ve arkadaşlarından geldiği sabittir. Ceza verilmesi halinde TCK 31/3-son cümlesi gereğince ceza miktarı 12 yıldan fazla olamaz buna ilişkin yargıtay kararlarını da dosyaya ibraz etmiştik. Çocukların yargılamasında tutuklama bir onarım maddesidir. Amaç çocuğun toplumla bütünleşmesini sağlamak olmalıdır. Buna ilişkin bir bilimsel makaleyi de dosyaya ibraz ediyoruz. Müvekkil kendiliğinden teslim olmuştur. Suçu yaklaşık 15 yıl 6 aylıkken işlemiştir. Verilecek cezanın her zaman infazı mümkündür. Delil karartılması bu aşamada mümkün değildir. Yaklaşık 3 yıla yakın bir süredir de tutukludur. COVİD-19 salgını nedeniyle yeni bir infaz düzenlemesi yapılması da gündemdedir. Tüm bu hususlar dikkate alınarak verilecek hükümle birlikte müvekkilin tahliyesini de talep ederiz" demiştir.
DELİLLER:
-Suça sürüklenen çocukların savunmaları,
-Katılanın beyanları,
-Maktülün ölümüne ilişkin otopsi raporu ve diğer evraklar,
-Adli muayene raporları,
-Olaya ilişkin tutanaklar,
-Tanık beyanı,
-Suça sürüklenen çocukların nüfus ve adli sicil kayıtları,
Hakkında dairemizin 2020/243 Esas sayılı dosyasına konu olarak istinaf davası bulunmayan suça sürüklenen çocuk B. Yakut ilk derece mahkemesinde alınan beyanında "Olay günü kavga motor yüzünden oldu, ölen arkadaşım motora bak dediği için ben de baktım, uzun boylu olan şahıs ne bakıyorsunuz dedi, arkada kız varmış, sonrada kavga edecekken biz ayırdık, sonra kemer çıkarttılar, sonra ayırdık, ben hiçbir şekilde vurmadım, sonra ambulans geldi, oradan ayrıldık, dediği,
Diğer küçüklerin soruşturma aşamasında alınan beyanları, dosyada bulunan rapor ve kayıtlar okundu sorulduğunda: Ben, B. ve E. beraberdik, orada tur atıyorduk, daha ölen arkadaşım arkamızda bir motor vardı, motoru göstererek bak ne güzel motor dedi, motorun yanında iki erkek motorun üstünde bir kız vardı, kız motora binmişti, biz motora baktık, kıza birşey söylemedik, B. motor ne güzeldir dedi, ben de eve güzel dedim, arkamızı dönüp yolumuza baktık, biz çocuklara kimsiniz burada ne arıyorsunuz diye sormadık, bize ne bakıyorsunuz dediler, motora bakıyoruz dedik, sonra aramızda tartışma çıktı, kemer çıkarttılar, ikisi de kemer çıkarttılar, ben bitanesini tuttum, duruşma salonunda gösterdiğim şahsı tuttum, (bu şahsın … olduğu anlaşıldı), ellerimle tuttum, sonradan kemerini aldım, onu ben tutarken diğer arkadaşım E. kaçtı, sonra arkadan gelen birisi B.'a bıçağı batırdı ve B.'ın yere düştüğünü gördüm, bıçaklayan şahıs direk kaçtı, diğerleri de oradaydı onlar da kaçtı, biri yani K. tek kaldı, benim o esnada onlara kemerle vurduğum doğru değildir, benim üzerimde kemer yoktu, bana kemer çekiyordu, ben onun kemerini tuttum, E. zaten kavga başladığı gibi kaçtı, B. da kemer çıkartmadı, sonradan çıkarttı, kavga esnasında veya sonrasında E. ve başka şahıslarla beraber burnunu kırdığım doğru değildir, ben kırmadım, olaydan sonra B.'ı o halde görünce ben bayıldım, beni eve götürdüler, B. kaç yerinden bıçaklanmıştı görmedim, siyah montlu olan geldi vurdu ve kaçtı, olay bu şekilde oldu " demiştir.
B. Y. Cumhuriyet Başsavcılığında alınan ifadesinde "Hakkımdaki suçlamayı anladım. Savunmamı müdafiim huzurunda vermek istiyorum dedi. Üzerime atılı bulunan suçlamayı anladım. Olay tarihinde arkadaşlarım E. A., B. B. ile birlikte Carfoursa isimli marketin önünde bulunmaktaydık. Bu esnada tanımadığımız ve isimlerini sonradan öğrendiğim. M. K. A., Y. A. isimli şahıslar bize hitaben motora niye bakıyorsunuz diyerek sataştılar. M. K. A. belindeki kemeri çıkartarak B.'a vurmaya başladı. M. K.'ı tutarak kendisine engel olmaya çalıştım. Arkadaşım E. A. olay yerinden kaçarak uzaklaştı. Y. A. ta belindeki kemeri çıkartarak B.'a vurdu. Kendilerine engel olmaya çalışıp kavgayı ayırmaya çalışıyordum. Olay yerine siyah montlu bir şahıs koşarak geldi. Belinden bir şey çıkartarak arkadaşım B.'ın sırtına doğru vurup kaçtı. Arkadaşım B. yere düştü sırt kısmından kan akıyordu. Kendisini ters çevirdik. Tanımadığım yaşı büyük bir abla B.'ın sırtına tampon yapmaktaydı. Ambulans çağırarak B.'ı hastaneye götürdüler. Meydana gelen olayda kimseye yönelik herhangi bir eylemim olmadı. Y. A., M. K. A. isimli şahıslarda bana kemer ile vurmadılar. Üzerime atılı suçlamayı kabul etmiyorum'' demiştir.
Katılan M. B. ilk derece mahkemesindeki beyanında "Şikayetçiyim, davaya katılmak istiyorum, olaya ilişkin bilgim yoktur, annesi ve kız kardeşleri çok üzülüyor, olayı daha sonra öğrendim, olay yerinde değildim " demiştir.
Katılan M. B. dairemizce SEGBİS ortamında alınan beyanında "Ben önceki beyanlarımı tekrar ederim bu celse yazılı beyanımı da dosyaya ibraz ettim, F.isimli çocuk benim oğluma göre daha iri daha uzun boyludur arkasında gelip kendisini tutabilirdi veya bıçakla kaba yerine de vurabilirdi, neden doğrudan öldürücü bölgesine vurdu benim şikayetim devam etmektedir" demiştir.
Tanık M. D. K. ilk derece mahkemesinde alınan beyanında "Ben F. ve R.'i tanıyorum, Y. olay yerinde vardı ancak tanımıyorum, M. K. A.'ü tanımıyorum, ben R. ile buluştum, bayramın ikinci günüydü, lunaparka gittik, daha sonra avmye geçtik, geç olmuştu, eve dönecektik, daha sonra F. ve yanında iki arkadaşı geldi, üçüyle de ilk kez karşılaştım, daha sonra toplu konuta geldik, marketin önüne gelince F. markete gitti, R. de arkasından gitti, R. marketin içindeydi, daha sonra B. ve yanındakiler motosiklete baktı, F.'ın arkadaşları tepki gösterip ayağa kalktılar, ben B.'ı görünce araya girmek istedim, B. komşumuzun oğluydu, olay büyümeye başlayınca geri çekilmeye başladım, her iki grup kemerlerini çıkardılar, kavga birden büyüdü, R. birilerinden yardım istemek için gitti, sonra F. marketten çıktı, B.'ın arkası dönüktü, F.'ın B.'ın arkasından birden fazla kez sırtına bıçak salladığını gördüm, o sıra market görevlileri gelip tampon yaptı, ambulansı çağırdım, ailesine haber verdim, o sırada zaten haber vermişler, olay bu şekilde oldu, F.'ın bıçağı ne yaptığını hatırlamıyorum, F.'ın yanında yer alıp kaçamayan kimse olmadı, B.'ın yaralandığını göründükten sonra ben onunla ilgilendim, B. carfeourun önüne kadar yürüyüp yardım çağırdı, B. ve yanındakiler bize ya da motosiklete bakıp laf atmadılar, B. zaten bizim komşumuz, öyle bir çocuk değil, bana laf atmadı, ne bakıyorsun diye tepki verdiler, sonra direk ayağa kalkıp Barışlara doğru yürüdüler, F.'ın olayla bir ilgisi yoktu, duyunca koşup gelip bıçakladı" demiştir.
Küçüklerden R. müdafisi: Tanığın olayı görme ihtimaline göre maktulün ya da yanındaki kişilerin kemerle F.'a vurdu mu? sorusuna Tanık cevaben: F. o an olayın içinde değildi, marketteydi, marketten çıkıp olayı görüp bıçağı saplaması bir oldu, kavga üzerine markete doğru gidip insanları çağıran R.'di, bunun üzerine F. gelip hızlıca bıçağını açtı, birden fazla kez bıçakladı, F. gelmeden önce kemerlerini çıkarıp birbirlerine vurmaya başlamışlardır" şeklinde beyanda bulunmuştur.
Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'ya ait hastane raporuna göre; Darp cebir izine rastlanmamıştır.
Suça sürüklenen çocuk Y. A.'a ait hastane raporuna göre; Darp cebir izine rastlanmamıştır.
Maktul B. B.'ın cesedi üzerinde yapılan otopsi işlemi neticesinde; Sırtta skapula altında 2,5 cm lik üzeri süture edilmiş kesici delici alet yarası ile sol arkuskosta hizasında üzeri süture edilmiş kesici delici alet yarası tespit edilerek ölümün kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu meydana geldiğine ilişkin otopsi raporu düzenlendiği, belirtilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk M. K. A. hakkında düzenlenen Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğünün 2018/202 Sayılı raporunun incelenmesinde; Burun kırığı şeklindeki yaralanmanın yaşamı tehlikeye sokan bir durum olmadığı, etkisinin basit tıbbi müdahale ile giderilemeyeceğinin, hayat fonksiyonlarını hafif derecede etkileyecek nitelikte olduğu ifade edilmiştir.
Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 09/01/2018 tarihli raporuna göre; Diyarbakır Selahhadin Eyubi Hastanesinin 03/09/2017 tarih ve 6966 Sayılı raporunda:
1-) Adli dosya tetkikinde yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığının tespit edildiği, diğer hususlarda görüş bildirilebilmesi için tedavi amacıyla yönlendirildiği KBB polikliniğine ve ayrıca olay tarihine ait grafiler dahil olmak üzere tüm tıbbi evrakın temin edilerek Şube Müdürlüğümüze gönderilmesi,
2-) Geri çevrilen evrakın aynen iadesi gerektiği hususlarını bildirir ÖN rapor olduğu görülmüştür.
Diyarbakır Adli Tıp Şube Müdürlüğü'nün 31/01/2018 tarihli raporuna göre; 1-Kişinin adına düzenlenmiş 09/01/2018 tarih ve 2018/26 Sayılı raporunda; "Diyarbakır Selahhadin Eyubi Hastanesinin 03/09/2017 tarih ve 6966 Sayılı raporunda: nazal fraktür, sağ omuzda 1x1 cm'lik yara mevcut, basit tıbbi müdahale ile iyileşmez, hayati tehlikesi olmadığı, 06/09/2017'de tedavi amaçlı KBB poliklinik kontrolü önerildiği, sonuç olarak; adli dosya tetkikinde yaralanmasının kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığının tespit edildiği belirtilmiştir.
Diyarbakır Selahaddin Eyyubi Devlet Hastanesi'nin 06/09/2017 tarih ve 2013540265 Sayılı poliklinik epikriz raporunda: burun kemiklerinin kırığı olduğu, 05/06/2017 tarihli acil kranial BT incelemesinde: sfenoid sinüste mukozal kalınlaşma ile uyumlu yumuşak doku dansiteleri izlenmekte olduğu, her iki maksiller sinüste küçük boyutlu retansiyon kisti ile uyumlu görünüm saptandığı, dosyaya ekli CD'deki grafilerin tarafımızca incelenmesinde; nazal kemikte lineer kırık tespit edildiği;
Kişide tarif edilen yaralanmasının;
1-)Kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı,
2-)Kişi üzerindeki etkisinin basit bir tıbbi müdahale ile giderilebilecek ölçüde Hafif nitelikte olmadığı,
3-)Vücuttaki kemik kırıklarının hayat fonksiyonlarına etkisi bakımından Hafif (1) Orta (2,3) Ağır (4,5,6) olarak sınıflandırıldığında; kişide saptanan kırığın yaşam fonksiyonlarını Hafif (1) derecede etkileyecek nitelikte olduğu belirtilmiştir.
21/12/2017 tarihli Psikiyatri Kanaat Raporuna göre; R. Y. adlı kişinin 02/09/2017 tarihinde işlediği iddia edilen fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayabildiği ancak bu suçla ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin yeterince gelişmediği belirtilmiştir.
Küçük R. F. F.'ya ait Sosyal İnceleme Raporu'na göre; Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesinin a bendindeki Danışmanlık Tedbirinin uygulanabileceği belirtilmiştir.
Küçüklerden R. Y.'ye ait Sosyal İnceleme Raporu'na göre; çocuk hakkında Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesinin, a bendindeki Danışmanlık Tedbirinin uygulanabileceği belirtilmiştir.
Küçüklerden Y. A.'a ait Sosyal İnceleme Raporu'na göre; Çocuk Koruma Kanununun 5. maddesinin, a bendindeki Danışmanlık Tedbirinin ailenin bir bütün olarak ele alınıp ebeveyn-çocuk ilişki ağının güçlendirilmesini sağlamak, ayrıca çocuğa da kanun tarafından suç sayılan bu eylemin zararları konusunda bilgi vermek amacıyla uygulanmasının yararlı olabileceği düşünülmüştür.
Küçüklerden B. Y.'a ait Sosyal İnceleme Raporu'na göre; Suça sürüklenen Çocuk B. Y. suç davranışı ve niteliği konusunda bilgi sahibi olduğunu, yapılan görüşmede kendi davranışlarından sorumlu olması gerektiği anlatılmış olup; İşlediği iddia olunan Çocuğu Kasten Öldürme suçun fiillerinin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiillerle ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin geliştiği düşünülmüş olup, riskli davranışlara yönelme eğiliminin bulunduğu ve bu nedenle küçüğün Danışmanlık Tedbiri Kapsamında Rehberlik ve Araştırma Merkezi Rehberlik Servisine Yönlendirilmesinin Çocuğun Yüksek Menfaatine olacağı belirtilmiştir.
Polis Kriminal İnceleme Raporuna göre; 10,5 cm olan kelebek tabir edilen bıçak üzerinde yapılan incelemeler sonucunda herhangi bir vücut izine rastlanmadığı belirtilmiştir.
25/09/2017 tarihli Uzmanlık Raporuna göre; "STAINLESS" ibaresi bulunan ve kabza arkasındaki mandal yardımı ile namlusu kabzaya sabit hale gelen siyah renkli bıçak; imal durumu tip ve nitelikleri itibariyle 6136 Sayılı Kanun'un 4. Maddesinde belirtilen yasak niteliğine haiz bıçaklardan olmadığı belirtilmiştir.
26/10/2017 tarihli Kriminal Uzmanlık Raporuna göre; 13,14,15,18 numaralı bulgular üzerinde kan örneği bulunamadığından analizlere alınmadığı,
2 ve 3 numaralı bulguların tarafımızca A ile işaretli bölgeleri üzerinde tespit edilen kan örnekleri elde edilen genotipler ile 5 numaralı kan lekesinden elde edilen genotip birbirleri ile uyumlu ve mukayeseli genetik analizler için uygun olup, maktul B. B.'dan alındığı belirtilen kuru kan örneğinden elde edilen genotip ile aynı genotipik özelliktedir.
4 numaralı svap üzerinde kirlilik veya birden fazla şahsa ait karışık genotipik özellikler belirlenmiş olup analizler için uygun ve R. F. Fettahlı'dan alındığı belirtilen sıvı kan örneğinden elde edilen genotip ile aynı genotipik özelliktedir.
7 ve 8 numaralı kan örneklerinden elde edilen genotipler ile 6 ve 12 numaralı bulguların tarafımızca A ile işaretli bölgeleri üzerinde tespit edilen kan örneklerinden elde edilen genotipler birbirleri ile uyumlu ve mukayeseli genetik analizler için uygun olup, M. K. A.'den alındığı belirtilen sıvı kan örneğinden elde edilen genotip ile aynı genotipik özellikte olduğu belirtilmiştir.
Görüntü inceleme bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda: Küçüklerin görüntü ve fotoğrafları alındıktan sonra dosyanın uzman bir bilirkişiye tevdi edildiği, olayın gerçekleştiği Carfeour isimli marketten elde edilen görüntüler ile elde edilen mobese görüntüleri incelenerek dosyaya rapor sunulduğu, raporda küçüklerin olay öncesi ve olay anındaki hareketlerinin açıklanarak mahkememize sunulduğu anlaşılmıştır.
Suç tarihi itibariyle 12-15 yaş grubunda olar suça sürüklenen çocuk R. Y. hakkında alınan adli rapora göre farik ve mümeyyiz olmadığı anlaşılmıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARI ve GEREKÇESİ:
Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas, 2019/138 Karar sayılı ilamı ile "Olay tarihinde küçükler M. K. A., R. F. F., Y. A. ve R. Y.'nin Aziziye Mahallesi Toki Cadde üzerinde bulunan Carrefoursa isimli markete alışveriş yapmak için gittikleri, alışveriş sonrasında market önünde küçükler M. K. A., Y. A. ile maktul B. B., SSÇ B. Y. ve şüpheli E. arasında birbirlerine bakma meselesinden dolayı tartışma meydana geldiği, bu esnada küçükler Y. ve R.'in küçükler R.'e seslenip el işareti yaparak olay yerine çağırdıkları, bunun üzerine küçük R.'in olay yerine gelir gelmez emanette kayıtlı bıçakla maktul B. B.'ı bıçaklayarak öldürdüğü anlaşılmıştır.
Olay sırasında mağdur küçüklerden M. K.'ın olay yerinden kaçamadığı, küçüklerden B. ve olay yerine gelen maktülün yakınları tarafından burnunda kemik kırığı oluşacak şekilde darp edildiği anlaşılmıştır. Küçüklerden B. hakkında verilen hagb kararının 21/11/2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır.
Diğer küçükler hakkında F.'ın eylemine iştirak ettikleri iddia edilmiş ise de yapılan incelemede F.'ın arkadaşları ile maktül ve arkadaşları arasında kavga çıktıktan sonra F.'ın olay yerine çağırılması üzerine gelir gelmez bıçakla maktülü bıçakladığı, küçüğün aniden gelişen kastla maktülü hayati bölgesinden bıçakladığı, diğer küçüklerin bu suça iştirak ettiklerine ilişkin delil bulunmadığı, zira iştirakten söz edebilmek için eylemin gerçekleştirilmesi konusunda bir anlaşmanın bulunması, en azından eylemin işlenmesi esnasında yardım ederek gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak gerektiği, somut olayda ise taraflar arasında kavganın devam ettiği esnada R. F.'ın marketten çıkarak koşarak olay yerine geldiği ve maktulu bıçakla öldürdüğü, bir kısım küçüklerin F.'ı çağırmış olmalarının suça iştiraklerini kabulü için yeterli olmayacağı, F.'ı çağırmakla F.'ın bu öldürme eylemini gerçekleştireceklerini bildikleri ve bunun için çağırdıkları sonucuna varılamayacağı anlaşılmıştır.
Alınan beyanlar ve dosya kapsamı nazara alındığında R. F.'ın karşısına ilk çıkan kişi olan maktülü bıçaklayarak olay yerinden kaçtığı ve alınan bilirkişi raporu ve tespit edilen kamera görüntülerine göre bıçağı da Türk Telekom binasının bahçesine attığı ve bıçağın daha sonra burada bulunduğu anlaşılmıştır. Yapılan incelemede R. ve yanındaki arkadaşlarının olay tarihinde birlikte gezdikleri ve daha sonra alışveriş yapmak üzere toplu konut bölgesinde bulunan Carforsa alışveriş merkezine gittikleri maktül ve yanındakilerin dışarıda beklemekte olan R.'in arkadaşlarına ters şekilde baktıkları, motorla ilgili yorum yaptıkları, bu şekilde kavganın başladığı, diğer bir ifade ile ilk haksız hareketin bunlardan geldiği ve bunun üzerine başlayan kavgada R.'in bu şekilde arkadaşlarına yönelik gelen haksız hareketin oluşturmuş olduğu tahrikin etkisi altında kalarak atılı suçu işlediği sonucuna varılmıştır. Tahrik oluşturan hareketin niteliği, haksızlık derecesi, BAM bozma ilamında ifade edildiği gibi R. F.'ın kavgaya girmeden önce ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğini bilmeden bu şekilde olaya karışarak atılı suçu işlemiş olduğu nazara alınarak TCK'nun 29. maddesi uyarınca takdiren 24 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar verilmiştir. S.s.çocuk R.'in bıçağını kavga esnasında düşürdüğünü, B. ile hiç kavga etmediğini ve yolun üzerinde bulduğu bir bıçağı kendisini savunmak için rastgele salladığını ifade etmiş ise de gerek alınan beyanlar gerekse dosyada bulunan kriminal polis laboratuvarının DYR-BYL-17-03738 numaralı raporuna göre bunun doğru olmadığı zira rapora göre olaydan sonra s.s.çocuğun Türk Telekom binasının bahçesine atmış olduğu bıçak üzerinde yapılan incelemede bir adet sıvapın (delil no: 04-A) maktüle ait olduğunun tespit edilmiş olması nedeniyle küçük F.'ın aksi yöndeki savunmalarına itibar edilmemiştir. Küçüğün hakkında hükmedilen hapis cezasının miktarı ve tutuklu kaldığı süre nazara alınarak hükmen tutukluluk halinin devamına karar verilmiştir" şeklindeki gerekçelerle atılı suçun sabit olmadığından bahisle suça sürüklenen çocuklar M. K. A., Y. A. ve R. Y.'nin beraatine, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın ise çocuğa yönelik kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 29/1 (hükme yazılmadığı anlaşılmıştır), 31/3, 62 ve 63 maddeleri gereğince 13 yıl 4 ay hapis cezasıyla mahkumiyetine karar verildiği, suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafii Av. V. A.'ın 22/03/2019 ve 26/12/2019 tarihli istinaf dilekçeleriyle suça sürüklenen çocuk R. F. F. lehine olarak, katılan M. B. vekili Av. A. B.'in ise 25/03/2019 tarihli istinaf dilekçesiyle suça sürüklenen çocuklar R. F. F., M. K. A., Y. A. ve R. Y. aleyhine olarak istinaf başvurusunda bulundukları ve dairemizce istinaf taleplerinin dairemiz esas defterinin yukarıda belirtilen sırasına kaydedilerek istinaf taleplerinin duruşmalı olarak incelenmesine karar verildiği anlaşılmıştır.
İDDİA MAKAMININ ESAS HAKKINDAKİ MÜTALAASI:
1-)İddia makamı ilk derece mahkemesi nezdinde esas hakkındaki mütalaasında "SSÇ çocuk R.'in alınan savunmasında R. tarafından çağrılması üzerine olay yerine gittiğini, kendisini korumak maksadıyla bıçakla uzaktan salladığını belirterek tevilli ikrarda bulunduğu, dosyada yer alan kamera görüntülerinde de SSÇ çocuk R.'in sağ cebinden çıkardığı bıçağı Türk Telekom binasının bahçesine atarak koşar adımlarla kaçtığının görüntülere yansıdığı, savunmaları alınan diğer SSÇ lerinde suçlamaları kabul etmeyip küçük R.'in olay yerine gelmesine müteakip elinde bulunan bıçakla maktule hamle yaparak olay yerinden kaçtığını belirttikleri, duruşmada dinlenen tanık M.'in alınan beyanında küçüklerden R. F.'ın maktulü bıçaklayıp kaçtığını dile getirdiği, maktulün yapılan otopsi sonucunda ölüm sebebinin kesici, delici alet yaralanmasına bağlı olduğunun bildirildiği, adli emanette bulunan bıçak üzerinde de maktule ait genetik bulguların tespit edildiği anlaşılmakla, SSÇ R. F. F.'nın maktul B. B.'ı haksız tahrik altında öldürme suçundan eylemine uyan TCK 82/1-e, 29, 31/3, 54, 63, maddeleri uyarınca cezalandırılmasına, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. tarafından bilinmediği de gözetildiğinde haksız tahrik nedeniyle yapılacak indirimin en fazla 1/4 olacak şekilde uygulanmasına, küçüğün muhtemel ceza miktarı gözönünde bulundurularak tutukluluk halinin devamına, SSÇ çocuklar M. K. A., Y. A., R. Y.'nin kavganın ve öldürme olayının ani geliştiği, dosyada mevcut olan delillerin değerlendirilmesi neticesinde söz konusu küçüklerin kasten öldürme eylemine iştirak ettiklerine ilişkin cezalandırmaya yeterli her türlü şüpheden uzak somut ve yeterli delil elde edilemediğinden atılı suçtan CMK 223/2-e maddesi uyarınca ayrı ayrı beraatlerine karar verilmesi kamu adına talep ve mütalaa olunur" demiştir.
2-)İddia makamı dairemiz nezdinde esas hakkındaki mütalaasında "SSÇ R. Y. hakkında ilk derece mahkemesince verilen beraat kararında usule ve esasa ilişkin bir eksikliğin bulunmaması nedeniyle istinaf başvurularının esastan reddine,
Her ne kadar suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A. hakkında beraat kararı verilmiş ise de; suça sürüklenen çocukların maktul ile kemerlerini çıkartarak kavga ettikleri suça sürüklenen çocukların maktule vurarak BTM ile giderilebilecek şekilde yaraladıkları, ilk haksız hareketin kim tarafından başlatıldığının belirlenemediği ve suça sürüklenen çocukların haksız tahrik hükümlerinden yararlanması gerektiği, bu şekliyle suça sürüklenen çocuklar K. ve Y.'un öldürme eylemine etkilerinin olmadığı ancak üzerlerine atılı silahla basit yaralama suçunu işledikleri tüm dosya kapsamından anlaşılmakla suça sürüklenen çocuklar K. ve Y. hakkında ilk derece mahkemesince verilen kararların kaldırılarak SSÇ K. ve Y.'un TCK 86/2-3-e, 29, 31/3 maddelerinden ayrı ayrı cezalandırılmalarına,
Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın üzerine atılı bulunan kasten öldürme suçunu işlediği ancak suça sürüklenen çocuk R. F.'ın yönelmiş haksız bir hareketin olmadığı, arkadaşlarıyla kavga eden maktule doğrudan saldırarak maktulü bıçaklayarak öldürdüğü, bu nedenle ssçye yönelmiş haksız bir saldırı bulunmadığından suça sürüklenen hakkında tahrik hükümlerinin uygulanmasının hatalı olduğu anlaşılmakla ilk derece mahkemesinin kararı kaldırılarak suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın Türk Ceza Kanununun 82/1-e, 31/3, 63 maddelerinden cezalandırılmasına suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı bulunan suçun vasıf ve mahiyeti mevcut delil durumu suç için öngörülen ceza miktarı dikkate alınarak tutukluluk halinin hükmen devamına karar verilmesi kamu adına talep ve mütaala olunur" demiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Yapılan yargılama aşamaları, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre;
Suç tarihinde suça sürüklenen çocuklar M. K. A., R. F. F., Y. A. ve R. Y.'nin Aziziye Mahallesi Toki Cadde üzerinde bulunan Carrefoursa isimli markete alışveriş yapmak için gittikleri, alışveriş sonrasında market önünde suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A. bir tarafta maktul B. B., suça sürüklenen çocuk B. Y. ve şüpheli E. bir tarafta olmak üzere birbirlerine bakma meselesinden dolayı tartışma meydana geldiği, tartışmanın kavgaya dönüştüğü, tarafların kemerlerini çıkararak birbirlerine vurmaya başladıkları, B. Y.'un beyanından da anlaşılacağı üzere suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın maktül B. B.'a fikir ve eylem birliği içerisinde kemerle vurdukları ve otopsi raporunda kemer darbelerinin daha ileri düzeyde bir yaralanma meydana getirdiği tespiti olmadığından basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek nitelikte maktülü kasten yaraladıkları, söz konusu kavgada ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğinin kesin olarak tespit edilemediği, bu nedenle suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın maktül B. B.'ı haksız tahrik etkisi altında kasten yaraladıklarının kabulünün gerektiği, bu esnada suça sürüklenen çocuklar Y. A. ve R. Y.'nin suça sürüklenen çocuk R. F. F.'ya seslenip el işareti yaparak onu olay yerine çağırdıkları, bunun üzerine olay yerine gelen suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın kısa bir süre içinde olay yerine geldiği ve olay yerine gelir gelmez kendisinden önce başlamış olan kavgada ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğini öğrenmeden ve kendisine yönelen bir haksız tahrik yokken aniden gelişen öldürme kastıyla adli emanette kayıtlı bıçakla maktul B. B.'ı otopsi raporunda tariflenen şekilde bıçaklayarak sırtta skapula altında 2,5 cmlik kesici delici alet yarası meydana gelmesine, sol arkuskosta hizasında kesici delici alet yarası meydana gelmesine sebep olarak kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu suç tarihi itibariyle çocuk olan maktülü B. B.'ı kasten öldürdüğü kabul edilmiştir.
Suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin kavgaya iştirak etmediği, diğer suça sürüklenen çocukların eylemlerine katıldığına veya onlara yardım ettiğine dair yeterli delil bulunmadığı, suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin suça sürüklenen çocuk R. F. F.'yı olay yerine çağırdığı sabit ise de suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin bunu kendisi kavgayı ayıramadığı için ve kavganın ayrılması için yapılmasını savunduğu, bu savunmasının aksinin ispat edilemediği, kaldı ki suça sürüklenen çocuk R. Y.'nin suça sürüklenen çocuk R. F. F.'yı el işareti ile çağırmış olmasının suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın diğer kişiler tarafından öngörülmeyen ve ani bir kastla ortaya çıkan kasten öldürme suçuna iştirak ettiğini göstermeyeceği anlaşılmakla katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. Y. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin incelemesinde yapılan yargılamaya, toplanıp kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmamasına, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmamasına ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olmasına göre istinaf eden katılan M. B. vekilinin istinaf nedenleri de yerinde görülmemekle 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 ve 280/1-a maddeleri gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çocuğa yönelik kasten öldürme eylemine iştirak ettikleri iddia edilmiş ise de suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın arkadaşları ile maktül ve arkadaşları arasında kavga çıktıktan sonra olay yerine çağırılması üzerine gelir gelmez bıçakla maktülü bıçakladığı, aniden gelişen kastla maktülü hayati bölgesinden bıçakladığı ve öldürdüğü, suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın bu suça iştirak ettiklerine ilişkin delil bulunmadığı, zira iştirakten söz edebilmek için eylemin gerçekleştirilmesi konusunda bir anlaşmanın bulunması, en azından eylemin işlenmesi esnasında yardım ederek gerçekleştirilmesini kolaylaştırmak gerektiği, somut olayda ise taraflar arasında kavganın devam ettiği esnada suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın marketten çıkarak koşarak olay yerine geldiği ve maktulü bıçakla öldürdüğü, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çağırmış olmalarının suça iştiraklerini kabulü için yeterli olmayacağı değerlendirilmiş, ilk derece mahkemesinin bu yöndeki değerlendirmesi yerinde görülmüş ancak suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A.'ın suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çocuğa karşı kasten öldürme suçuna fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğine dair bu suçtan mahkumiyetini gerektirir yeterlilikte delil bulunmadığı anlaşılmakta ise de iddianameye konu olup sabit olan eyleminin maktül B. B.'a yönelik silahla kasten basit yaralama suçu kapsamında kaldığı değerlendirilmiş, bu nedenle ilk derece mahkemesinin suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A. hakkındaki beraat hükümlerinin ayrı ayrı kaldırılarak ilk haksız hareketin kimden geldiği belli olmadığından haksız tahrik etkisi altında bu suça sürüklenen çocukların maktüle silahtan sayılan kemerle vurarak maktülü basit tıbbi müdahale ile giderilebilecek şekilde kasten yaralamak suretiyle silahla kasten basit yaralama suçundan adli para cezası seçilmek suretiyle ayrı ayrı mahkumiyetlerine karar vermek gerekmiştir.
Olaya ilişkin görüntüler ve tespitler, suça sürüklenen çocukların savunma ve beyanları, tanık beyanı, olaya ilişkin tutanaklar ve adli raporlar ile otopsi raporu ve suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın maktülü bıçaklayanın kendisi olduğu yönündeki ikrarı karşısında suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın savunma halinde olduğuna, haksız tahrik altında olduğuna ve kastının öldürme olmadığına yönelen savunmalarının kendisini cezadan kurtarmaya veya hakkında hükmedilecek cezayı hafifletmeye yönelik olduğu kanaatine varılarak bu yönlü savunmalarına itibar edilmemiş ve sürüklenen çocuklar Y. A. ve R. Y.'nin suça sürüklenen çocuk R. F. F.'ya seslenip el işareti yaparak onu olay yerine çağırdıkları, bunun üzerine olay yerine gelen suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın kısa bir süre içinde olay yerine geldiği ve olay yerine gelir gelmez kendisinden önce başlamış olan kavgada ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğini öğrenmeden ve kendisine yönelen bir haksız tahrik yokken aniden gelişen öldürme kastıyla adli emanette kayıtlı bıçakla maktul B. B.'ı otopsi raporunda tariflenen şekilde bıçaklayarak sırtta skapula altında 2,5 cmlik kesici delici alet yarası meydana gelmesine, sol arkuskosta hizasında kesici delici alet yarası meydana gelmesine sebep olarak kesici delici alet yaralanmasına bağlı iç organ yaralanmasından gelişen iç kanama sonucu suç tarihi itibariyle çocuk olan maktülü B. B.'ı kasten öldürdüğü kabul edilmiş, ilk haksız hareketin hangi taraftan geldiğini bilmediği bir aşamada sırf arkadaşlarının başka kişilerle kavga ettiklerini görmesinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. lehine haksız tahrik hükümlerinin uygulanması için yeterli olmadığı, maktül tarafından suça sürüklenen çocuk R. F. F.'ya yönelen herhangi bir haksız tahrikin de bulunmadığı, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın hiçbir tartışmaya girmeden kısa bir süre içerisinde gelerek maktulü kasten öldürdüğü ve kaçtığı dikkate alındığında ilk derece mahkemesince suça sürüklenen çocuk R. F. F. lehine haksız tahrik nedeniyle ceza indirimi yapılması yerinde görülmemiş, ayrıca suçun işlenmesindeki özellikler ve suça sürüklenen çocuğun savunma ve beyanları da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında indirim yapılması yerinde görülmemiş, duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesinde suça sürüklenen çocuk R. F. F. ve müdafiinin beyanı alınmış ve 5271 Sayılı CMK'nın 266/3 maddesi ve suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın istinaftan vazgeçmesine ilişkin dilekçesinin tarihi dikkate alınarak istinaf hususunda suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafiinin istinaf iradesi geçerli sayılarak suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafiinin ve katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf taleplerinin incelemesinde Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas 2019/138 Karar sayılı suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 maddesi gereğince kaldırılmasına, suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın üzerine atılı maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan sabit olan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 81/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri dikkate alınarak suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla cezalandırılmasına, uygulanmasının yasal koşulları bulunmadığından suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında 5237 Sayılı TCK'nın haksız tahrike ilişkin 29/1. maddesinin uygulanmasına yer olmadığına, suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda olduğu (suç tarihinde yaklaşık olarak 15 yıl 6 aylık olduğu) anlaşıldığından suç tarihindeki yaşı dikkate alınarak hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 31/3 maddesi gereğince indirim yapılarak suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın takdiren 19 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, suçun işlenmesindeki özellikler ve suça sürüklenen çocuğun savunma ve beyanları da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak takdiren suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında takdiri indirim yapılmasına yer olmadığına ve suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın sonuç olarak 19 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına karar vermek gerekmiş ve belirtilen gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
A-)Katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. Y. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin incelemesinde;
-Yapılan yargılamaya, toplanıp kararda gösterilen delillere, mahkemenin soruşturma ve kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, kararda usule veya esasa ilişkin herhangi bir hukuka aykırılığın bulunmamasına, delillerde veya işlemlerde herhangi bir eksikliğin olmamasına ve ispat bakımından değerlendirmenin yerinde olmasına göre istinaf eden katılan M. B. vekilinin istinaf nedenleri de yerinde görülmemekle 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 ve 280/1-a maddeleri gereğince İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,
B-)Katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk M. K. A. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin incelemesinde;
1-)Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas 2019/138 Karar sayılı suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan beraatine ilişkin hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Her ne kadar suça sürüklenen çocuk M. K. A. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 31/3 ve 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çocuğa karşı kasten öldürme suçuna fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğine dair bu suçtan mahkumiyetini gerektirir yeterlilikte delil bulunmadığı ancak iddianameye konu olup sabit olan eyleminin maktül B. B.'a yönelik silahla kasten basit yaralama suçu kapsamında kaldığının kabulüyle suça sürüklenen çocuk M. K. Akgün'ün maktül B. B.'a yönelik silahla kasten basit yaralama suçundan sabit olan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 86/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi ve suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün eyleminden kaynaklı olarak mağdurda meydana gelen yaralanmanın boyutu itibariyle alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep bulunmadığı dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmayarak ve hapis cezasının suça sürüklenen çocuk ve ailesi üzerindeki olası olumsuz etkileri dikkate alınarak takdiren adli para cezası seçilmek suretiyle SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK M. ....'ün TAKDİREN 120 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun kasten yaralama suçunu silahtan sayılan kemerle işlemesi nedeniyle hakkında hükmedilen cezanın 5237 Sayılı TCK'nın 86/3-e maddesi gereğince yarı oranında artırılarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK M. ....'ün 180 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-İlk haksız hareketin hangi taraftan geldiği kesin olarak tespit edilemediğinden suça sürüklenen çocuk lehine olarak suça sürüklenen çocuğun suçu mağdurun kendisine yönelik haksız tahrikinin etkisi altında işlediğinin kabulüyle suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezanın haksız tahrik hükümleri kapsamında 5237 Sayılı TCK'nın 29/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında indirilerek SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK M. ....'ün 135 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşıldığından hakkında hükmedilen cezanın 5237 Sayılı TCK'nın 31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirilerek SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK M. ....'ün 90 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak takdiren suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında TAKDİRİ İNDİRİM YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
-5237 Sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi durumu dikkate alınarak her bir günü takdiren 20 TL'den olmak üzere 90 gün karşılığı olarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK M. ....'ün SONUÇ OLARAK 1800 TL ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi hali nazara alınarak hakkında hükmedilen adli para cezasının 5237 Sayılı TCK'nın 52/4. maddesi gereğince birer aylık ara ile 10 eşit taksit halinde ödenmesine, taksitlerden birisinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin suça sürüklenen çocuğa ihtarına, (suça sürüklenen çocuğa ihtar yapıldı)
-Suça sürüklenen çocuğun gözaltında geçirdiği 1 günlük sürenin 5237 Sayılı TCK'nın 63/1 maddesi gereğince CEZASINDAN MAHSUBUNA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle çocuk olması nedeniyle hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına,
-5237 Sayılı TCK'nın 51/1 maddesi gereğince sadece hapis cezaları ertelenebileceğinden yasal olanak bulunmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezasının ertelenmesine yer olmadığına,
-Suça sürüklenen çocuğun işlediği suçtan pişmanlık duyduğuna ve ileride bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
C-)Katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk Y. A. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin incelemesinde;
1-)Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas 2019/138 Karar sayılı suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan beraatine ilişkin hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Her ne kadar suça sürüklenen çocuk Y. A. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan 5237 Sayılı TCK'nın 37/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e, 31/3 ve 63 maddeleri gereğince cezalandırılması talep edilmiş ise de suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın çocuğa karşı kasten öldürme suçuna fikir ve eylem birliği içerisinde iştirak ettiğine dair bu suçtan mahkumiyetini gerektirir yeterlilikte delil bulunmadığı ancak iddianameye konu olup sabit olan eyleminin maktül B. B.'a yönelik silahla kasten basit yaralama suçu kapsamında kaldığının kabulüyle suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın maktül B. B.'a yönelik silahla kasten basit yaralama suçundan sabit olan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 86/2. maddesi gereğince suçun işleniş biçimi ve suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın eyleminden kaynaklı olarak mağdurda meydana gelen yaralanmanın boyutu itibariyle alt sınırdan uzaklaşmayı gerektirir bir sebep bulunmadığı dikkate alınarak alt sınırdan uzaklaşılmayarak ve hapis cezasının suça sürüklenen çocuk ve ailesi üzerindeki olası olumsuz etkileri dikkate alınarak takdiren adli para cezası seçilmek suretiyle SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'ın TAKDİREN 120 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun kasten yaralama suçunu silahtan sayılan kemerle işlemesi nedeniyle hakkında hükmedilen cezanın 5237 Sayılı TCK'nın 86/3-e maddesi gereğince yarı oranında artırılarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'ın 180 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-İlk haksız hareketin hangi taraftan geldiği kesin olarak tespit edilemediğinden suça sürüklenen çocuk lehine olarak suça sürüklenen çocuğun suçu mağdurun kendisine yönelik haksız tahrikinin etkisi altında işlediğinin kabulüyle suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezanın haksız tahrik hükümleri kapsamında 5237 Sayılı TCK'nın 29/1 maddesi gereğince takdiren 1/4 oranında indirilerek SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'ın 135 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşıldığından hakkında hükmedilen cezanın 5237 Sayılı TCK'nın 31/3 maddesi gereğince 1/3 oranında indirilerek SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'ın 90 GÜN ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak takdiren suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında TAKDİRİ İNDİRİM YAPILMASINA YER OLMADIĞINA,
-5237 Sayılı TCK'nın 52/2. maddesi gereğince suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi durumu dikkate alınarak her bir günü takdiren 20 TL'den olmak üzere 90 gün karşılığı olarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'ın SONUÇ OLARAK 1800 TL ADLİ PARA CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun ekonomik ve şahsi hali nazara alınarak hakkında hükmedilen adli para cezasının 5237 Sayılı TCK'nın 52/4. maddesi gereğince birer aylık ara ile 10 eşit taksit halinde ödenmesine, taksitlerden birisinin süresinde ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceğinin suça sürüklenen çocuğa ihtarına,
-Suça sürüklenen çocuğun gözaltında geçirdiği 1 günlük sürenin 5237 Sayılı TCK'nın 63/1 maddesi gereğince CEZASINDAN MAHSUBUNA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle çocuk olması nedeniyle hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına,
-5237 Sayılı TCK'nın 51/1 maddesi gereğince sadece hapis cezaları ertelenebileceğinden yasal olanak bulunmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen adli para cezasının ertelenmesine yer olmadığına,
-Suça sürüklenen çocuğun işlediği suçtan pişmanlık duyduğuna ve ileride bir daha suç işlemeyeceğine dair mahkememizde olumlu kanaat oluşmadığından suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına,
Ç)5271 Sayılı CMK'nın 266/3 maddesi ve suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın istinaftan vazgeçmesine ilişkin dilekçesinin tarihi dikkate alınarak istinaf hususunda suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafiinin istinaf iradesi geçerli sayılarak suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafiinin ve katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf taleplerinin incelemesinde;
1-)Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas 2019/138 Karar sayılı suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
2-)Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın üzerine atılı maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan sabit olan eylemine uyan 5237 Sayılı TCK'nın 81/1 maddesi delaletiyle 5237 Sayılı TCK'nın 82/1-e maddesi gereğince suçun işleniş biçimi, suçun konusunun önem ve değeri dikkate alınarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK ....'nın AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Uygulanmasının yasal koşulları bulunmadığından suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında 5237 Sayılı TCK'nın haksız tahrike ilişkin 29/1. maddesinin UYGULANMASINA YER OLMADIĞINA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle 15-18 yaş grubunda olduğu anlaşıldığından suç tarihindeki yaşı dikkate alınarak hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 31/3 maddesi gereğince indirim yapılarak SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK R. F. F.'nın TAKDİREN 19 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suçun işlenmesindeki özellikler ve suça sürüklenen çocuğun savunma ve beyanları da dikkate alındığında suça sürüklenen çocuk yararına cezayı hafifletecek takdiri nedenlerin bulunmadığı dikkate alınarak takdiren suça sürüklenen çocuk hakkında hükmedilen cezadan 5237 Sayılı TCK'nın 62. maddesi kapsamında TAKDİRİ İNDİRİM YAPILMASINA YER OLMADIĞINA ve SUÇA SÜRÜKLENEN ÇOCUK R. F. F.'nın SONUÇ OLARAK 19 YIL HAPİS CEZASIYLA CEZALANDIRILMASINA,
-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihi itibariyle çocuk olması nedeniyle hakkında 5237 Sayılı TCK'nın 53. maddesinde belirtilen hak yoksunluklarının uygulanmasına yer olmadığına,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında hükmedilen sonuç ceza miktarı itibariyle yasal olanak bulunmadığından hapis cezasının seçenek yaptırımlara çevrilmesine YER OLMADIĞINA, hapis cezasının ertelenmesine YER OLMADIĞINA ve verilen hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına YER OLMADIĞINA,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, mevcut delil durumu, atılı suçu işlediğine dair kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren somut delillerin bulunması, atılı suçun 5271 Sayılı CMK'nın 100/3 maddesinde belirtilen ve tutuklama nedeni varsayılan suçlardan olması, tutuklu bulunduğu süre, hakkında dairemizce hükmedilen ceza miktarı nazara alındığında, suça sürüklenen çocuğun kaçma şüphesinin kuvvetle muhtemel bulunduğu ve adli kontrol uygulamasının yetersiz kalacağı anlaşılmakla tahliye yönündeki taleplerin reddi ile suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın HÜKMEN TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın tutukluluk halinin devamına karar verildiğinin ve iş bu karara dilekçeyle 7 gün içerisinde itaraz Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi nezdinde incelenmek üzere dairemize itirazda bulunabileceğinin suça sürüklenen çocuğa ve müdafiine bildirilmesine, (bildirildi)
-5271 Sayılı CMK'nın 107/1 maddesi gereğince tutukluluk halinin devamına karar verildiğinin suça sürüklenen çocuğun bir yakınına veya belirleyeceği bir kişiye bildirilmesine,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın gözaltında ve tutuklulukta geçirdiği sürelerin 5237 Sayılı TCK'nun 63/1. maddesi gereğince CEZASINDAN MAHSUBUNA,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın suçta kullandığı Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2017/8031 sırasına kayıtlı 1 adet kelebek tabir edilen bıçağın 5237 Sayılı TCK'nın 54/1 maddesi gereğince MÜSADERESİNE,
-Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2017/9898 sırasına kayıtlı biyolojik svaplar, kuru ve sıvı kan örneklerinin karar kesinleştiğinde İMHASINA,
-Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı adli emanetinin 2017/9898 sırasına kayıtlı muhtelif giysilerin karar kesinleştiğinde SAHİBİNE İADESİNE,
-Katılan M. B.'ın duruşmada kendisini seçtiği bir vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından ilk derece mahkemesi aşaması için avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 5450 TL maktu vekalet ücretinin hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocuklar R. F. F., M. K. A. ve Y. A.'tan alınarak katılan M. B.'a verilmesine,
-Katılan M. B.'ın duruşmada kendisini seçtiği bir vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından istinaf aşaması için avukatlık asgari ücret tarifesine göre belirlenen 1700 TL maktu vekalet ücretinin hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocuklar R. F. F., M. K. A. ve Y. A.'tan alınarak katılan M. B.'a verilmesine,
3-)Mahkumiyete karar verilen suça sürüklenen çocuklar hakkında sosyal inceleme raporu alınması ve zorunlu müdafi tayini için yapılan yargılama giderlerinin kamu üzerinde bırakılması suretiyle istinaf başvuruları sonucunda dairemizce suça sürüklenen çocuklar M. K. A., Y. A. ve R. F. F. aleyhine karar verildiği de dikkate alınarak;
-Suça sürüklenen çocuk M. K. A. yönünden bütün aşamalarda yapılan 33 TL tutarındaki 2 adet tebligat gideri, 10 TL tutarındaki 2 adet e-tebligat gideri ve ortak yargılama gideri olan 30,20 TL tutarındaki 2 adet tebligat gideri, 19 TL tutarındaki 4 adet e-tebligat gideri, 150 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 350 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 71,65 TL tutarındaki posta gideri toplamından oluşan 620,85 TL giderden suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün payına düşen 206,95 TL'nin toplamından oluşan 249,95 TL yargılama giderinin hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocuk M. K. A.'den tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Suça sürüklenen çocuk Y. A. yönünden bütün aşamalarda yapılan 66 TL tutarındaki 4 adet tebligat gideri, 10 TL tutarındaki 2 adet e-tebligat gideri ve ortak yargılama gideri olan 30,20 TL tutarındaki 2 adet tebligat gideri, 19 TL tutarındaki 4 adet e-tebligat gideri, 150 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 350 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 71,65 TL tutarındaki posta gideri toplamından oluşan 620,85 TL giderden suça sürüklenen çocuk Y. A.'ın payına düşen 206,95 TL'nin toplamından oluşan 282,95 TL yargılama giderinin hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocuk Y. A.'tan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
-Suça sürüklenen çocuk R. F. F. yönünden bütün aşamalarda yapılan 134,50 TL tutarındaki 9 adet tebligat gideri, 19 TL tutarındaki 3 adet e-tebligat gideri, 325,65 TL tutarındaki otopsi gideri ve ortak yargılama gideri olan 30,20 TL tutarındaki 2 adet tebligat gideri, 19 TL tutarındaki 4 adet e-tebligat gideri, 150 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 350 TL tutarındaki bilirkişi ücreti gideri, 71,65 TL tutarındaki posta gideri toplamından oluşan 620,85 TL giderden suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın payına düşen 206,95 TL'nin toplamından oluşan 686,10 TL yargılama giderinin hakkında mahkumiyet hükmü verilen suça sürüklenen çocuk R. F. F.'dan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
4-)5320 Sayılı yasanın 16. maddesi gereğince kararın kesinleşmesini müteakip ilgili kolluk birimine gönderilmesine,
Dair, katılan M. B.'ın (SEGBİS ortamında), suça sürüklenen çocuk M. K. A.'ün (SEGBİS ortamında), suça sürüklenen çocuk M. K. A. müdafiinin (SEGBİS ortamında), suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın (SEGBİS ortamında) ve suça sürüklenen çocuk R. F. F. yetkili müdafii Av. A. Özçelik'in yüzüne karşı, iddia makamında Cumhuriyet savcısı B. Ballı'nın (48043) katılımı ile mütalaasına uygun olarak, diğer kişilerin yokluğunda, suça sürüklenen çocuklar M. K. A. ve Y. A. hakkında ilk derece mahkemesi kararlarının kaldırılarak ilk kez dairemizce verilen mahkumiyet hükümleri yönünden ayrı ayrı sonuç cezalar itibariyle kararlar KESİN olmak üzere; katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. Y. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen beraat hükmüne yönelik istinaf talebinin esastan reddi kararı yönünden ve suça sürüklenen çocuk R. F. F. müdafiinin ve katılan M. B. vekilinin suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmüne yönelik istinaf başvuruları üzerine dairemizce Diyarbakır Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2019 tarihli 2019/78 Esas 2019/138 Karar sayılı suça sürüklenen çocuk R. F. F.'nın maktül B. B.'a yönelik çocuğa karşı kasten öldürme suçundan mahkumiyetine ilişkin hükmünün 5271 Sayılı CMK'nın 280/2 maddesi gereğince suretiyle suça sürüklenen çocuk R. F. F. hakkında çocuğa karşı kasten öldürme suçundan verilen mahkumiyet hükmü yönünden kendisi veya vekili/müdafii hazır bulunan ilgililer açısından ve iddia makamı açısından 5271 Sayılı CMK'nın 286/1 ve 291/1 maddeleri uyarınca kararın tefhiminden, kendisi ve vekili/müdafii hazır bulunmayan ilgililer açısından 5271 Sayılı CMK'nın 286/1, 291/1 ve 291/2 maddeleri uyarınca kararın ilgili vekiline/müdafiine tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde, dairemize verilecek dilekçe veya tutanağa geçirilmek üzere zabıt kâtibine beyanda bulunmak veya bir başka ilk derece mahkemesi veya bölge adliye mahkemesi dairesi aracılığıyla dilekçe gönderilmek suretiyle, hükmen tutuklu suça sürüklenen çocuk R. F. F. yönünden ayrıca bulunduğu cezaevi idaresi ve müdürlüğüne dilekçe ibraz ederek veya kurum görevlilerine beyanda bulunarak tutanağa geçirilmek suretiyle Yargıtay ilgili ceza dairesi nezdinde TEMYİZ yasa yolu açık olmak üzere (ilgililere temyiz yasa yoluna başvururken temyiz hukuki sebeplerini bildirmeleri gerektiğinin ihtarına, hazır bulunanlara ve iddia makamına ihtar yapıldı, kendisine ihtar yapılamayanlar açısından ihtarın kararın kendilerine tebliği ile birlikte yapılmış sayılmasına) oybirliğiyle verilen karar kapalı duruşmada okunup usulen anlatıldı. 30.03.2020 (¤¤)